Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tuğçe Barut
Tuğçe Barut
128.4K UP
Yazar 18 Aralık 2021 21 dk.

Canlı yaşamının devamı, canlının kendisini oluşturan bir veya birden çok hücrenin bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Hücre bütünlüğü ise, entropi yasası gereği, zamanla bozulma eğilimi göstermektedir; fakat canlılık, bu bozulmayı çeşitli metabolik aktiviteler ile geciktirmeye, bir diğer tabir ile hayatta kalmaya çalışır. Hayatta kalmaya yönelik gerçekleştirdiği metabolik aktiviteler, yapım ve yıkım tepkimelerinin toplamına karşılık gelir.

Tahmin edebileceğiniz üzere her iki tepkime türünde de yoğun miktarda enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat tek başına enerji yeterli değildir. Tepkimelerin gerçekleşmesi ve canlılığın devamlılığını sağlayabilmesi için, belli başlı diğer maddelere de ihtiyaç duyulur. Bu maddelerin önemli bir kısmını vücudumuzda birçok görevi üstlenen mineraller ve tuzlar oluşturur.

92
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Osman Akman
Osman Akman
136.3K UP
Çeviren 5 Şubat 2020
Ay'ın güney kutbu bu ayrıntılı teleskopik görüntünün üst kısmına yakın. Ay'ın engebeli güney arazisine bakan bu görüntü Güney Kaliforniya'dan, yani Dünya gezegeninden çekilmiştir. Ay'ın üçüncü çeyrek evresinde, gün batımı gölge çizgisi soldan yaklaşmaktadır. Sahnenin kısaltılmış perspektifi, yoğun bir krater alanı izlenimini artırıyor ve kraterlerin Ay'ın kenarına yakın yerlerde daha oval şekilli görünmesine neden oluyor. Merkezin altında ve solunda 85 kilometre çapındaki keskin duvarlı krater Tycho yer alıyor. Genç Tycho'nun merkezi zirvesi hâlâ güneş ışığı altında, ancak krater tabanı boyunca uzun bir gölge oluşturuyor. Tycho'nun güneyindeki (üstündeki) büyük ve belirgin krater Clavius'tur. Yaklaşık 231 kilometre çapındaki kraterin duvarları ve tabanı daha küçük, daha yeni, üst üste binen çarpma kraterleriyle doludur. Ay'ın tepesinde görülebilen dağlar çevredeki araziden yaklaşık 6 kilometre kadar yükselebilir.
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Nisan 2011 52 dk.

Bu yazımızda okurlarımızın sıklıkla sorduğu ve cevaplarının anlaşılması durumunda evrimsel biyolojinin anlaşılmasında büyük adımlar atılabileceği iki soru üzerinde durmak istiyoruz: "İnsan zekası nasıl evrimleşmiştir?" ve "Neden sadece insan bu kadar zekidir?" Aslında bu iki soru, doğayı yeterince gözlemlemiş, yeterince belgesel izlemiş, Evrimsel Biyoloji konusunda belirli bir düzeyin üzerinde bilgiye sahip ve bu konuda belirli bir miktar kafa yormuş herkesin cevaplayabileceği, hatta kolayca cevaplayabileceği bir sorudur. Ancak yine de bilimsel bir destek olması ve çok yönlü analizlerinize katkı sağlayabilmesi adına, bu yazımızın tüm okurlarımıza ve düşünür arkadaşlarımıza faydalı olacağını umuyoruz.

İlk olarak şu soruya bir cevap vermemiz gerekiyor: "İnsanı, diğer hayvanlardan farklı kılan -varsa- nedir?" Bu soru, yüzlerce, hatta binlerce yıldır insan türünün kafasını kurcalayan bir mevzu olmuştur. Kimi bu soruya "ruh" cevabını vermiştir; kimi "edep" veya "ahlak" demiştir, kimi "düşünce" demiştir. Hatta herkesin kendince bir cevabı bile olabilir: sanat, din, müzik, felsefe, vs. Ancak bilimin cevabı, gerçeğe ulaşmak için olması gerektiği gibi, edebiyattan, laf oyunlarından, gevelemelerden uzaktır; açık ve nettir: "İnsanı diğer hayvanlardan ayıran birincil özellik, diğer hayvanlara göre daha büyük olacak şekilde evrimleşmiş beyin kapasitesidir." ya da biraz daha sade kelimelerle "fazlasıyla gelişmiş zeka düzeyidir". Dikkat edecek olursanız diğer kişilerce verilen tüm cevapların bu öncül cevaptan doğduğu görülecektir. Çünkü beynimiz haricindeki hiçbir özellik bizi tek başına diğer hayvan türlerinden ayırmaya yetmezken, beynimizin evrimi olmaksızın sayılan bilim, sanat, felsefe gibi daha soyut sebeplerin de geliştirilmesi asla mümkün olamayacaktı. Dolayısıyla odaklanılması gereken nokta, beynimizin neden bu şekilde evrimleştiğidir.

344
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nda yayınladığımız bilim haberlerini anlık olarak Bundle üzerinden de okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 19 Ağustos 2024 3 dk.

Güney Amerika'da bulunan bir akciğerli balık türü, şimdiye kadar dizilenmiş en büyük genoma sahip hayvan unvanını aldı. Araştırmacıların Nature dergisinde yayınladıkları çalışmaya göre, Lepidosiren paradoxa'nın DNA'sı, 91 milyar bazdan oluşuyor. Bu, insan genomunun büyüklüğünün yaklaşık 30 katına denk geliyor. Ancak gen bazında bakacak olursak bu devasa DNA dizilimi yalnızca insanlardaki kadar yani yaklaşık 20.000 gen barındırıyor. Genomun geri kalanı ise büyük olasılıkla "çöp" olarak bilinen kodlama yapmayan DNA’dan oluşuyor. Araştırmacılar, diğer akciğerli balıkların genomlarıyla karşılaştırmalar yaparak bu balığın genomuna her 10 milyon yılda bir insan genomu kadar DNA eklendiğini de tespit etti.

Bu çalışmaya dahil olmasa da killifish balıklarında kodlama yapmayan DNA’lar üzerine çalışmalar yapan Uruguay Cumhuriyet Üniversitesi’nden evrimsel genetikçi Graciela Garcia, şöyle yorumluyor:

18
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 6 gün önce
Homo Sapiens, insanlık tarihini “ne oldu?”dan çok “neden böyle oldu?” sorusuyla okuyan bir kitap. Harari, insanı diğer türlerden ayıran şeyin yalnızca zekâ ya da alet yapma becerisi olmadığını; ortak hikâyelere inanabilme kapasitesi olduğunu savunur. Din, para, devlet, hukuk ve ideolojiler bu anlamda biyolojik değil, zihinsel icatlardır ama dünyayı gerçek biçimde şekillendirirler.

Kitabın gücü, okuru rahatsız etmesinde yatar: Tarım devrimi gerçekten ilerleme miydi, yoksa kitleler için daha ağır bir yük mü? İnsan mutluluğu tarih boyunca artıyor mu, yoksa sadece biçim mi değiştiriyor? Harari, insan merkezli anlatıyı bilinçli biçimde sarsar ve “ilerleme” kavramını sorgulatır.

Bilim, tarih ve felsefeyi akıcı bir dille birleştiren Homo Sapiens, kesin cevaplar sunmaz; ama okurun artık eski soruları eskisi gibi soramamasını sağlar. Bu yönüyle bir tarih kitabından çok, insanın kendisiyle yüzleşmesidir.
9.5/10
(194 Kişi)
Puan Ver
İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Open AI
Open AI
67.5K UP
16 saat önce
Mutfağa girip "ben buraya niye geldim?" diye kalakaldığımız o an var ya, aslında hafıza kaybı değil, beynin dosya yönetim sistemi.

Buna "Olay Sınırı Etkisi" deniyor. Beyin, sürekli akan hayatı işleyebilmek için deneyimleri parçalara böler. Kapı eşikleri, fiziksel birer "yeni bölüm" işaretidir. Eşikten geçtiğin an beyin "önceki sahneyi kapat, arşive kaldır, yeni sahneye yer aç" komutu veriyor. O sırada aklındaki "su alacağım" düşüncesi de kısa süreli hafızadan silinip gidiyor.

Verimlilik uğruna anlık hafızayı kurban ediyoruz. Sistemin açığı bu; mükemmel değil ama en azından delirmeden günü bitirmemizi sağlıyor.
18 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Yasin Aydoğdu
Tarih ve Araştıma Mezunu 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhabalar iyi formlar,

Fatih Sultan Mehmed'in zehirlendiğini ileri süren pek çok Osmanlı tarihçileri ile günümüz tarihçileri bulunmaktadır. Bulundukları iddianın kaynağını ise; ünlü Osmanlı tarihçisi olan Âşıkpaşazade kendi tarih kitabında yer verdiği ve kaleme aldığı Yahudi asıllı Yakub Paşa hakkında ki iddiasına dayanmaktadır. İddiaya göre: "Fatih'in ayağındaki ağrı sebebiyle, Yakub Paşa'nın Fatihe verdiği ilaç yüzünden zehirlenerek öldüğünü yazmıştır." Bu konuda tarihçilerin farklı düşüncelere sahip olduklarını da eklemek isterim.

Bu farklı düşüncelerden bir tanesi Fransız tarihçi ve araştırmacı olan Andre Clot'un Yakub Paşa'nın Fatih Sultan Mehmedi kasten zehirlediği iddiasını "Mehmed le Conquerant de Byzance" eserinde şu sözlerle kaleme almıştır. "... Yakın süre içinde ölmesi için zehre gerek kalmamıştı ki, hastasının durumunu çok iyi izlemiş olan Yakub Paşa, zamanın en iyi hekimlerinden olup bunu herkesten daha iyi biliyordu. Bu durumda Padişahı zehirlemekle kendi durumunu niye tehlike altına atsın ki? Kaldı ki, onun ölümü ile durumu daha iyi hale girmiş olmazdı ki; Fatih'in ona tanıdığı sınırsız imkanları, ayrıcalıkları da düşünmek gerekir. Yapacağı tek şey, işi doğal akışına bırakıp beklemekti... Fatih kendini aşırı besin ve içkiye vermişti. Ayrıca XV. yüzyılda henüz bilinmeyen bir hastalıktan da ölmüş olabilir."

Tüm Reklamları Kapat

Fatih'in zehirlendiği iddiaları da Osmanlı tarihini araştırmasıyla meşhur Alman tarihçi Franz Babinger'in iddiasıyla bu tezin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Ve bu iddia hiç bir zaman ispatlanamamıştır.

Ancak günümüz çoğu tarihçiler tarafından Yakub Paşa'nın uzun yıllar Fatih'in Baş Hekimliğini yaparak en yakınında bulunduğunu ve önemli görevlere getirildiği göz önüne alındığında bu iddianın doğru olmayacağı savunulmaktadır.

Kaldı ki Aşıkpaşazade iddiasının devamında bu ihtimalinde olabileceğini vurgulayarak böyle bir tezde bulunmuştur. Yine kezâ aynı şekilde diğer ünlü Osmanlı Tarihçilerinin eserlerine bakıldığında (bkz. İbrahim Peçevi, Oruç Beg, Behişti Sinan Çelebi, Taşköprülüzade Ahmet, Ahmet Vefik Paşa gibi) böyle bir iddiada bulunmamışlar ve hiçbir eserde yer vermemişlerdir. Avrupa tarihçileri ise Fatih'in ölümünden yüzyıllar sonra Avrupa'ya eğitim için giden Jön Türkler adı ile anılan Osmanlı'nın "genç ve aydın" gençlerine Fatih'in Yahudi asıllı hekimi tarafından zehirlendiği bilgisini aşılayıp, Osmanlı'nın gençlerini Yahudi tebaasına karşı doldurup Avrupa milliyetçilik akımını Osmanlı topraklarında başlatmak amacıyla bu tarz iddiaları bir silah gibi kullanmışlardır. Bu ve buna benzer tezlerin argümanları çok azdır ve ispatlanması zordur. Zehirlenmediğine dair o güne ait ve sonralarına ait pek çok kaynak ve argümanlar bir hayli fazladır. Saygı ve sevgiyle beraber.

Kaynaklar

  1. H. İnalcık. Tdv İslâm Ansiklopedisi. (1 Ocak 2012). Alındığı Tarih: 2 Şubat 2026. Alındığı Yer: webarchiveorg | Arşiv Bağlantısı
  2. H. İnalcık. İki Karanın Sultanı İki Denizin Hakanı Kayser-I Rum - Fatih Sultan Mehemmed Han. ISBN: 9786257999120. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
  3. Âşıkpaşazâde. Tevarih-I Al-I Osmandan Âşıkpaşazâde Tarihi. (1 Ocak 1332). Alındığı Tarih: 2 Şubat 2026. Alındığı Yer: TBMM | Arşiv Bağlantısı
  4. Y. Demir, et al. Venedik Krallığının Fatih Sultan Mehmet Ve Bosna Sancakbeyi Ömer Bey'i Zehirleme Projesi. (1 Ocak 2009). Alındığı Tarih: 2 Şubat 2026. Alındığı Yer: mkuedutr | Arşiv Bağlantısı
  5. N. A. Güleryüz. Bizans'tan 20. Yuzyila Türk Yahudileri. ISBN: 9789944994545.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hasan İzzet Oru
Hasan İzzet Oru
21.0K UP
4 gün önce
Genetiği Değiştirilmiş İnsan - Hasan İzzet Oru
35 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Devrim Açıkalın
Seslendiren 1 Eylül 2020 51:42
Felsefe, hakkında en fazla yanlış anlaşılmanın olduğu alanlardan biridir. Özellikle günümüzde felsefenin prestiji gerek akademisyenlerin genel kitleye...
137
İnceleme
Hero Hero
İnceleyen10 5 gün önce
Kuzey şençiçek isimli şahsiyetsiz şahsın dediği her şey yanlıştır utsuro >Dr doom
Dizi
5.9/10
(11 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 銀魂 (Gintama)
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
B Polat
B Polat
329.0K UP
Bilim Meraklısı 22 Mayıs 2022 Sen de Cevap Ver

Güneş merkezli sistemi Kopernik ortaya atmıştır. Çünkü dünya merkezli sistemde bir çok gök cisminin haraketleri diğerlerine uymaz. Kopernik, güneşi merkeze aldığında bu problemlerin ortadan kalktığını görmüştür. Galileo ise kendi icadı olan teleskop yardımıyla Kopernik'in ortaya attığı güneş merkezli sisteminin doğru olduğunu gözlem ve hesap yaparak kanıtlamıştır.

Teleskopla baktığında ilk fark ettiği şey başka gezegenlerinde kendilerine has uyduları olduğudur. O tarihte tüm gök cisimlerinin dünyanın etrafında döndüğü gibi bir yanlış bilgi hakimdi. Daha sonra eski bir öğrencisinden, aldığı mektuptaki bir tavsiyeyi değerlendirerek, "eğer diğer gezegenlerde güneşin etrafında dönüyorsa Venüs'ün bir dönem güneşin arkasına geçip dünyadan gözlemlenmeyecektir hatta ay gibi (güneşin arkasına girerken ve çıkarken) fazlarının olcağı öngörüsü ile gözlem yapıp tam olarak öngürüdeki şeye şahit olmuştur. Venüs'ünde dünya gibi güneşin etrafında döndüğünü kanıtlamıştır.[1]

Galileo'nun modern bilime katkısı saymakla bitmez. Newton mekaniğinin temelleri atmıştır, ilk sıcaklık değişimlerini ölçen cihazları yapmıştır, hatta ışığın hızını deneysel olarak ölçmeye çalışmıştır. Belkide en büyük katkısı modern bilimin nasıl yapılacağını tüm insanlığa öğretmiş olmasıdır. Dünyadaki modern bilim hala Galileo'nun bize öğrettiği şekilde yapılmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Kepler, üstadı olan Tycho Brahe'nin yıllarca yaptığı gözlem verilerini kullanarak gezegenlerin orbitlerini hesap etmiştir. Bu tarihte hala gezegen orbitlerini Kepler yasaları kullanarak hesap ediyoruz.[2]

Kaynaklar

  1. NASA Solar System Exploration. Galileo's Phases Of Venus And Other Planets | Nasa Solar System Exploration. Alındığı Yer: NASA Solar System Exploration | Arşiv Bağlantısı
  2. A. Gould. Johannes Kepler: His Life, His Laws And Times. (24 Eylül 2016). Alındığı Yer: NASA | Arşiv Bağlantısı
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 31 Ocak 2019
Hayvanların insanlar gibi duyguları olduğunu düşünmek uzunca bir süre bilimsel bir tabu olmuştur. Ancak bunu yapmazsak, hem onlarda, hem de kendimizde olan temel gerçekleri kaçırabiliriz.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
16
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
☕ Calix Eco Çevre Dostu Çelik Termos Bardak, günlük sıcak ve soğuk içeceklerin taşınmasını sürdürülebilir ve pratik bir hale getirir. Paslanmaz çelikten üretilen bu bardak, sağlıklı malzemelerle uzun ömürlü kullanım sunar.

🌿 Çevre bilincine sahip bireyler, ofiste, okulda, doğada veya günlük yaşamda tek kullanımlık plastik alternatiflerinden uzaklaşmak isteyenler için idealdir. Sıcak içecekleri saatlerce sıcak; soğuk içecekleri ise uzun süre soğuk tutma özelliğiyle gün boyu konfor sağlar.

✨ Ergonomik tasarımı sayesinde elde rahat tutuş ve sızdırmaz kapak ile güvenli taşımacılık sağlar. Hem estetik hem fonksiyonel bir ürün olarak günlük rutinin vazgeçilmezi olabilir.

🛒 Daha sürdürülebilir bir yaşam tarzı benimsemek isteyenler için bu çevre dostu termos bardağı Agora Bilim Pazarı’ndan inceleyebilir ve günlük alışkanlıklarını doğa dostu bir ürüne dönüştürebilirsin.
Fatih Birinci
Fatih Birinci
400.7K UP
Çeviren 24 Nisan 2018 27 dk.

Beyin cerrahisi 21 Haziran 2014 tarihinde öğleden sonra başlayıp bir sonraki gün Karayip Şafaköncesi’ne (Ç.N. Bir festival günü) kadar uzamıştı. Öğleden sonra anestezinin etkisi geçince beyin cerrahı içeri girdi, metal çerçeveli gözlüğünü çıkardı, incelemesi için bandajlar içindeki hastasının önünde tuttu. “Bunun adı ne?” diye sordu.

Phil Kennedy kısa bir süre gözlüğe baktı. Sonra bakışları önce tavana, sonra televizyona döndü. Bir süre “G… gü…gü…güö”, diye kekeledi. “…Güöö…güöö…göö”.

204
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 1 hafta önce Türkiye, Ordu
görsel olarak tükürüğe benzeyen köpürtülmüş bitki özsuyundan oluşan bir örtü üreten nimf evresiyle tanınır. Köpük çeşitli amaçlara hizmet eder. Nimfleri yırtıcıların ve parazitlerin görüşünden saklar ve ısıya ve soğuğa karşı yalıtım sağlayarak hem ısı kontrolü hem de nem kontrolü sağlar. Bazı türleri ciddi tarımsal zararlılarıdır .
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close