Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
2,000 ATP Ödüllü Soru: 2 boyutlu nesneleri prizma yaparak 3 boyutlu nesneler yapıyorsak eğer 3 boyutlu nesnelerle prizma yaparak 4 boyutlu nesneler yapabilir miyiz? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Eğer Karadeliğin yuttuğu maddeler bir yerden çıkıyorsa bu gök cisimlerinin büyümemesi gerekmez mi? Hemen cevapla! Hatice Kutbay'ın cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Sizden Gelenler
Atakan Baş
Atakan Baş
50.3K UP
Üye
İyi ki bulmuşum burayı nereden buldum hiç bir fikrim yok ama sizin sayenizde aydınlandım iyi ki varsınız :)
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
203.9K UP
2 gün önce
Tez yazmak ile gece laboratuvar çalışmaları aslında aynı sürecin iki farklı yüzü gibidir. ''Dental Varyasyonlar''. Dişler sessizdir ama anlatacak çok şeyi vardır. İnsan bedeninin en suskun tanıklarıdır onlar; ne konuşur ne de itiraz ederler, ama zamanın izlerini en derinlerinde taşırlar. Bir insanın ne yediğini, nasıl yaşadığını, hangi zorluklardan geçtiğini, hatta bazen hangi toplumun parçası olduğunu fısıldar gibi anlatırlar.

Aşınmış bir diş, yalnızca sert yiyeceklerin izini değil; sabrın, alışkanlığın ve belki de yokluğun hikâyesini taşır. Mine üzerindeki ince çizgiler, çocuklukta yaşanan stresin, hastalığın ya da beslenme yetersizliğinin sessiz kayıtlarıdır. Çürükler, sadece ağız sağlığının değil; yaşam biçiminin, beslenme kültürünün ve sosyal koşulların bir yansımasıdır.

Dişler aynı zamanda kimliğin izlerini de saklar. Her bireyin diş yapısı, bir parmak izi gibi kendine özgüdür. Bu yüzden geçmişin insanlarını anlamaya çalışan antropologlar için dişler, kemiklerden bile daha konuşkandır. Çünkü dişler, ölümden sonra bile kolay kolay yok olmaz; zamanı aşar ve geride kalanlara hikaye anlatmaya devam eder.

Belki de bu yüzden dişlere bakmak, sadece bir ağıza bakmak değildir. Bir ömre, bir yaşama, bir geçmişe bakmaktır. Bazen en derin hikayeler, en sessiz yerlerde saklıdır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
244.7K UP
Çeviren 6 gün önce 7 dk.

Birçok hayvan korkutucu bir üne sahip olsa da, sadece biri en tehlikeli olma unvanını elinde tutuyor. Daha açık belirtmek gerekirse, bu hayvan türü her yıl en çok insanı öldüren canlıdır. Hollywood filmleri, aslanlar ve timsahlar gibi en zorlu yırtıcılara dikkat etmemiz gerektiğine inanmamızı ister. Ancak doğadaki pek çok hayvan beklediğimizden çok daha az ölümcüldür. Örneğin köpekbalıkları her yıl ortalama sadece 70 insanın ölümüne neden olur. Şaşırtıcı bir şekilde, Dünya üzerindeki en ölümcül yaratıklar genellikle çok daha küçüktür; jilet gibi keskin dişlerden ziyade hastalık, zehir ve benzeri yollarla ölüme neden olma ihtimalleri çok daha yüksektir. İşte dünyanın en tehlikeli 10 hayvanı.

Ormanların kralının (aslında ormanda yaşamasalar da) dünyanın en tehlikeli hayvanları listesinde daha üst sıralarda yer alacağını tahmin etmiş olabilirsiniz. Buna rağmen aslanlar, kesinlikle bulaşmak istemeyeceğiniz vahşi yırtıcılardır. Sadece 114 desibellik kükremeleri bile uzak durmanız için yeterli bir uyarıdır.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Meryema Şermet
Meryema Şermet
129.2K UP
İnceleyen9 4 gün önce
Ben büyük bir Atay hayranıyım. Türk edebiyatında onun kadar sıra dışı yazar bulmak zor. Başarılı yazarımız çok fazla ama Oğuz Atay benim için bambaşka bir yere sahip. İlk okuduğum eseri olan tutunamayanlar da yazarın dünyasıyla ilk defa karşılaşmıştım ve o zamanda kendimde esere inceleme yazacak cesareti bulamıyordum (ya kötü bir inceleme yazarsam, eseri hak ettiği gibi övemezsem) diye. Hâlâ da yazmadım. İkinci okuduğum eseri ise; Oyunlarla Yaşayanlar olmuştu, onu da çok beğenmekle birlikte inceleme yazmamıştım. Ama bu defa korkuyu beklerken öykü kitabıyla şeytanın bacağını kırmaya niyetliyim:)
Atay'ın eserlerindeki başkaralterler genellikle ondan birşeyler taşıyorlar, onun düşünce dünyasının yansıtıyorlar. Tutunamayanlar romanındaki Turgut'un mühendis olması (Atay'da mühendisti) oyunlarla yaşayanların baş karakteri çoşku'nun yaşadığı aydın bunalımı, korkuyu beklerkendeki her öykü'nün baş karakterlerinin de ortak sorunu olan; yalnızlık, toplum tarafından anlaşılmama ve topluma olan kızgınlık. Bunlar Atay ile karakterlerinin ortak bazı özellikleri. Ama onun düşünce dünyasını yansıtıyorlar derken tam olarak anlatmak istediğim şey bu değildi. Örneğin; "beni anlamıyorlardı. Zarar yok, zaten beni daha kimler anlamadı! " Ya da, " düşünmek mi? Durmadan düşünmekten başka ne yapıyordum ki? O kadar çok düşündüm ki, o kadar çok şeyi bir arada düşündüm ki... "Bunlar korkuyu beklerken öyküsünden, bana göre Oğuz Atay'ın kendi düşünceleri, serzenişi. Oradaki isimsiz baş karakterin değil. Ayrıca kitaptaki birçok öyküsünde baş karakterlerin ismi yok, bunun sebebi onların aslında kendisi olması bence. Tamamen olmasa bile büyük ölçüde Oğuz Atay'ın ta kendisi o tutunamayan, yalnız, insanlara küskün ve öfkeli karakterler. Eğer hala aksini iddia ediyorsanız kendimce fark ettiğim bir iki detayı daha dikkatinize sunmak isterim; bir mektup öyküsünde baş karakter, " Tabii tanımadığınız için nereden bileceksiniz, münasebetsiz babam -sanki ikimiz de aynı yaştaymışız gibi beni zorla kendi terzisine götürdü, Sadece dikiş parasını verdi diye bana bol gelen bu aşağılık elbiseyi giymek zorunda kaldım." Diye yakınıyor. Kitabın ileriki bölümlerinde yer alan babama mektup öyküsünde de, (bu öykü'nün üzerinde birazdan daha detaylı duracağım) "üstüme uymayan kötü dikilmiş elbiseler giydirdin" diyor babasına. Yani bir mektup öyküsündeki babasına bu konuda sitem eden isimsiz baş karakter ile babama mektup öyküsündeki, bizzat Atay'ın etmiş olduğu sitem aynı. Bunun gibi daha birçok örnek sayılabilir, mesela korkuyu beklerken'deki karakterin yaşadığı şehirden uzak bir kasabadaki izole ev, Oğuz Atay'ın da babama mektup öyküsünde yapmak istediği şey olarak geçiyor. "işte ben de yalnızsam, Yalnızlığımı bilmek için çoğu zaman- sabit bakışlarla boşluğa baktığım zaman- bu herkesten uzak, kerpiç evi gittikçe daha ciddi bir biçimde düşünüyorum."
Atay'ın eserlerindeki baş karakterlerin aslında, kendisinin birer parçaları olduğu konusunda anlaştık sanıyorum? Şimdi geçelim beni en çok etkileyen iki öyküsüne; İlki, korkuyu beklerken öyküsü oldu. En uzun öykü buydu ama yine de bana çok kısaymış gibi geldi, aşırı etkileyiciydi. Bence o hikayeden, en az bir tutunamayanlar veya tehlikeli oyunlar kadar harika roman çıkardı. Karakterin piskolojik sorunları- ki bütün Atay karakterleri yarı delidir bana göre- ve muazzam pasajlarıyla okurken çok zevk aldığım bir hikaye oldu. İkincisi ise; babama mektup hikayesi. Benim için anlamı bambaşka çünkü Atay'ın baba problemini ben de yaşıyorum. Babamla hiç anlaşamadık şu ana kadar, hep ondan kurtulursam( üniversiteye gidip ya da meslek sahibi olduğum zaman) herşeyin yoluna gireceğini, çok daha iyi olacağını düşündüm. Benim potansiyelimi engelleyen o diyordum kendime. Size sadece Atay'ın babasına söylediği şu sözleri aktaracağım;" belki hatırlamazsın ama bugün sen öyle de tam 2 yıl oluyor. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar sen olmasaydın birçok şey yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım!" Bu satırlar beni fazlasıyla etkiledi. Yanlış düşündüğümü fark ettim, o an hissettiğim tüm duyguları anlatmaya kalksam inceleme fazlasıyla uzar. Zaten yeterince uzun oldu bu yüzden hem kendim hem de sizin iyiliğiniz için bunu yapmayacağım.( boğazım çok kurudu, hafiften başım da dönüyor.) İşte şuan Atay'ı taklit ediyorum, farkında olmadan! Ama söylediklerim gerçek😮‍💨
Vakit ayırıp incelemeyi sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Bence Oğuz Atay'ı henüz okumadıysanız başlamak için iyi bir zaman😊
Lütfen okuyun.
7.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Dilan Demir
Dilan Demir
58.0K UP
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Cehalet, Tanrı'nın laneti ise bilgi göklere ulaşabileceğimiz kanatlardır.
Kaynak: Shakespeare'in oyunlarında ve sonelerinde geçmemekle birlikte kendisine atfedilmektedir
15
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
244.7K UP
Çeviren 5 gün önce 18 dk.

Geleceği tahmin etmenin genellikle beyhude bir çaba olduğu düşünülür. Yine de önümüzdeki on yıllarda neleri konuşacağımızı merak etmekten kendimizi alamıyoruz. Belki de bunları, Ay'daki bir barda oturup yaşlanma karşıtı ve karanlık madde (İng: "dark matter") aromalı içeceklerimizi yudumlarken tartışıyor olacağız.

Bilim dünyasında her hafta yayımlanan yüzlerce yeni araştırma makalesi, yarının rüzgarlarının ne yöne eseceğini anlamamız için bize sayısız ipucu sunuyor. Biz de bu bilimsel verilerden yola çıkarak, geleceğin teknolojilerine dair en güçlü tahminleri bir araya getirdik. İşte bu veriler ışığında, 2050 yılında günlük hayatımızı doğrudan tanımlayacağını düşündüğümüz 10 devrimsel teknoloji.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
203.9K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merhaba
Freud' eserlerini hepsini okumuş bu alana meraklı biri olarak bir inceleme yazmak istedim.
Sigmund Freud’un Günlük Hayatın Psikopatolojisi adlı eseri, psikanalitik düşüncenin en erişilebilir ve aynı zamanda en çarpıcı metinlerinden biridir. Freud bu çalışmasında, gündelik yaşamda sıradan ve önemsiz görülen unutmaların, dil sürçmelerinin ve “yanlışlıkların” aslında bilinçdışı süreçlerin dışavurumu olduğunu ileri sürer. Ona göre insan zihni, yüzeyde rasyonel ve kontrollü görünse de, derinlerde bastırılmış arzular, korkular ve çatışmalar tarafından yönlendirilir. Freud’un temel iddiası, hiçbir psikolojik eylemin “tesadüfi” olmadığıdır. Örneğin bir ismi unutmak, bir kelimeyi yanlış söylemek ya da bir randevuyu kaçırmak, yalnızca dikkat eksikliğiyle açıklanamaz; bunlar çoğu zaman bastırılmış bir isteğin dolaylı ifadesidir. Bu yaklaşım, insan davranışına anlam yükleme konusunda oldukça güçlü bir yorumlama çerçevesi sunar. Gündelik hayatın sıradan hataları, bu perspektifte bilinçdışının izlerini taşıyan anlamlı semptomlara dönüşür.

Akademik açıdan değerlendirildiğinde eser, iki önemli katkı sunar. Birincisi, psikopatolojiyi yalnızca klinik vakalarla sınırlamayıp gündelik yaşama yaymasıdır. Böylece “normal” ile “patolojik” arasındaki keskin ayrımı bulanıklaştırır. İkincisi ise, insan davranışının ardındaki niyetin her zaman bilinçli olmadığı fikrini sistematik biçimde savunmasıdır. Bu, modern psikoloji ve felsefede özne anlayışını kökten sarsan bir yaklaşımdır.

Bununla birlikte Freud’un yorumları eleştiriye de açıktır. Özellikle her hatayı bilinçdışı arzularla açıklama eğilimi, aşırı yorumlama (overinterpretation) olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu tür açıklamaların bilimsel olarak test edilebilir olup olmadığı da tartışmalıdır. Yani Freud’un yaklaşımı güçlü bir hermeneutik (yorumlayıcı) model sunsa da, ampirik doğrulanabilirlik açısından sınırlılıklar içerir.

Bu eser üzerine doğrudan ya da dolaylı yorum yapan birçok filozof bulunmaktadır. Örneğin Karl Popper, Freud’un psikanalizini bilimsel olmamakla eleştirir. Popper’a göre bir teorinin bilimsel sayılabilmesi için yanlışlanabilir olması gerekir. Freud’un teorileri ise neredeyse her durumu açıklayabildiği için yanlışlanamaz ve bu nedenle bilimden çok yorumlayıcı bir sistem olarak kalır.

Paul Ricoeur ise Freud’a daha olumlu yaklaşır. Ricoeur, Freud’u “şüphe ustaları”ndan biri olarak görür ve onun çalışmalarını bir “yorum bilimi” (hermeneutik) olarak değerlendirir. Ona göre Freud, insanın kendini anlama sürecine derinlik kazandırmıştır; özellikle semboller ve gizli anlamlar üzerine yaptığı analizler, modern düşünce için büyük önem taşır.

Ludwig Wittgenstein ise Freud’un açıklamalarına daha temkinli yaklaşır. Wittgenstein’a göre Freud’un bazı yorumları ikna edici olsa da, bunlar bilimsel açıklamalar olmaktan ziyade dil oyunlarına dayanan anlamlandırmalardır. Yani Freud’un sunduğu açıklamalar, zorunlu doğrular değil, belirli bir bakış açısının ürünüdür.

Michel Foucault da Freud’un açtığı yolu farklı bir yönde geliştirir. Foucault’ya göre modern toplumda bireyin iç dünyasını analiz etme ve “itiraf” etme pratikleri, bir tür iktidar mekanizmasıyla bağlantılıdır. Bu açıdan Freud’un çalışmaları, yalnızca bireyi anlamaya değil, aynı zamanda onu belirli biçimlerde tanımlamaya ve denetlemeye de katkıda bulunur.

Günlük Hayatın Psikopatolojisi, insan davranışının yüzeyde görünen nedenlerle sınırlı olmadığını gösteren, güçlü ama tartışmalı bir eserdir. Freud, gündelik hataları anlamlı kılarak insan zihninin derinliklerine dair yeni bir perspektif sunar. Ancak bu perspektif, hem bilimsel geçerlilik hem de yorum sınırları açısından felsefi tartışmalara açık olmaya devam etmektedir.

Teşekkür ederim.
Puan Ver
Unutmaların, Dil Sürçmelerinin ve Hatalı Eylemlerin Gizli Anlamı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 19 Ocak 2019
İstikrarlı bir şekilde söylenen yalanların gücü büyüktür; ancak bilim tarihi göstermektedir ki bu güç genellikle uzun soluklu olamamaktadır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
32
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İzmir Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce İzmirÜcretsiz10 Mayıs
Astronomi Bilimine Sanatsal Dokunuş: Astrofotoğrafçılık ve Tutulmalar
10 Mayıs 2026 15:00 tarihinden 10 Mayıs 2026 18:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı İzmir Şehir Topluluğu olarak astrofotoğrafçılık alanındaki derin bilgi ve deneyimi ile Kubilay Akdemir konuğumuz olacak! Astronomi bilimine sanatsal bakış açısıyla yaklaşacağımız bu etkinliğe, astronomi ve fotoğrafçılık alanlarıyla ilgilenen herkes davetlidir! Etkinliğimiz ücretsiz bir etkinliktir.     

                                                                                                                                                                    

📍Cliff Venue Bahçe, Bornova, https://share.google/JOJlJr0yTLo4qITE4
⏱️10 Mayıs, Pazar, 15:00

📝Kayıf Formu: https://forms.gle/zmaaDScBkGe77yUi9

KONUŞMACI HAKKINDA

Kubilay Akdemir 1976 yılında Gaziantep’te Doğdu. İlk ve orta öğrenimini
doğduğu şehirde tamamladı. Gaziantep’te yerel yayın yapan GRT ve Yaprak
TV kanallarında program yapımcılığı yaptı. 1997-2005 yılları arasında Dokuz
Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümü’nde eğitim
gördü. 1996’dan beri gökyüzü fotoğrafçılığıyla uğraşmaktadır. 1996-2002 yılları
arasında Ege Mimarlık Dergisi’nde çalışmalar yaptı. Ege Üniversitesi Astronomi
Bölümü’nün düzenlediği yaz okullarında gökyüzü fotoğrafçılığıyla ilgili dersler
verdi. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen “Tam Güneş Tutulması”
Fotoğrafları Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi’nde yayınlandı. Canon, NTV,
CNNTÜRK, Atlas Dergisi, Magma Dergisi ve Tübitak gibi kurumların
destekleriyle Mısır, Güney Afrika, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Sri Lanka,
Suriye, Avustralya , Endonezya, ABD, Filipinler, Uganda, ve Türkiye’de belgesel
fotoğraf ve film alanında çalışmalar gerçekleştirdi. 2001 yılından beri ATLAS
Dergisi serbest fotoğrafçısı olarak görev almakta, 1996 yılından beri İzmir’de
bulunan Gölge Reklam Ajansında sanat yönetmenliği ve tanıtım/reklam filmleri
konusunda çalışmaktadır. Akdemir, “Tutulma Avcıları” adlı Güneş ve Ay
tutulmaları belgesel çalışmalarını 1999 Yılından beri sürdürmektedir. “Tutulma
Avcıları” adlı çalışma Güneş ve Ay tutulmalarının kültürler üzerindeki etkilerini
tarihsel süreçten günümüze kadar olan yansımalarını konu ediyor. Tutulma
tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din ve kültürler üzerindeki
etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyor.

Kubilay Akdemir’in ‘Tutulma Avcıları’ projesi, 1998 yılında
gökyüzü fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf çalışmalarıyla
başladı. Günümüzde de aktif olarak devam etmektedir.

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 2 gün önce 30:48
Giderek artan bir endişe: Büyük İstanbul Depremi. Tarihin en yıkıcı depremlerinden birisinin İstanbul'da yaşanması bekleniyor. Büyük sayılabilecek bir...
12
Bora Cüneyt Akçakın
Seslendiren 4 Haziran 2024 25:43
Bora Cüneyt Akçakın & Meriç Öztürk - Uzay Taşımacılığı, Alper Gezeravcı ve Yedi Yıldızda Dyson Küresi Şüphesi
26
İnceleme
Deniz Özalp
Deniz Özalp
23.3K UP
İnceleyen 7 Kasım 2021
Bu kitabı okuyarak günlük yaşamda kullandığımız basit malzemelerin arkasında büyük bilimsel fikirler olduğunu ama bunu hiç fark etmediğimizi göreceksiniz. Basit eşyaların arkasındaki kimyayı öğrenmek isteyen herkese şiddetle tavsiye ederim.
10.0/10
(16 Kişi)
Puan Ver
Üstüne Dünya Kurduğumuz Malzemelerin Olağanüstü Öyküleri
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Sosyal Bilimler konusunda geliştirebilirsin.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Düne gitmenin bir anlamı yok; çünkü dün, başka bir insandım."
Lewis Carroll
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)