Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Mert Karagözoğlu
Çeviren 10 Haziran 2024 1 sa.

Randy Haas, Peru'da bulunan And Dağları'nda 9 bin yıl önce ölmüş ve av malzemeleriyle gömülmüş bir insanın iskeletine rastlar. İskelet, genç bir kadına aittir ve beraberinde bazı sorular getirir; insanlık tarihi boyunca gerçekten yalnızca erkekler mi avlanmıştır?[1]

Daniel Miller, Brezilya, Kamerun, Şili, Çin, İrlanda, İtalya, Japonya, Doğu Kudüs ve Uganda dahil olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde insanların akıllı telefonlarını nasıl kullandıklarını araştıran küresel bir araştırma ekibinin bir üyesidir. Araştırma, akıllı telefonların farklı kültürel bağlamlarda yerine getirdiği fonksiyonları aydınlatmayı hedeflemektedir. İrlanda'ya odaklanan Miller da akıllı telefonlarımızın bireysel bir avatara dönüştüğünü; telefonu kullanan kişinin sosyal kimliğinin ifade edilmesinde ve canlandırılmasında rol oynadığını öne sürer.[2]

43
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Aralık 2015 17 dk.

Yer çekimi, Dünya üzerindeki cisimlerin yere, yani Dünya'ya doğru düşme eğilimine verilen isimdir. Kütle çekimi (veya kısaca "kütleçekim") ise, uzay içindeki iki cismin birbirine doğru hareket etmeye meyilli olmasını ifade etmekte kullandığımız bir doğa yasasıdır.

Yer çekimi, kütleçekim yasasının Dünya özelindeki ismidir. "Yer çekimi", "kütle çekimi" ve "kütleçekim" gibi terimler arasında fiziksel olarak hiçbir fark bulunmamaktadır; sadece kütleçekim yasası ilk olarak Dünya'da fark edildiği için, Türkçede bu şekilde bir isim almıştır. Fakat yer çekimi tabiri, "Yer" (yani "Dünya") ile sınırlı olduğu için, kısıtlayıcı olabilir ve bu nedenle daha ziyade kütleçekim sözcüğü kullanılmaktadır.

221
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 29 Nisan 2011 1 sa.

Genel olarak, fosiller üzerinden ilerleyeceksek, bilmemiz gereken şey, yer kabuğunda derinlere indikçe, zamanda geriye gittiğimizdir. Çünkü ilk fosilleşen kemikler, yer katmanlarının en altında yer alır, fosilleşmenin gerçekleşmesinden sonra günümüze kadar, o katmanın üzerine birçok yer katmanı oluşmuştur. Bu sebeple derinlerden yüzeye yaklaştıkça, zamanda yolculuk yapıp geçmişten günümüze ulaşırız. Bugünün kemikleri de, geleceğin yeryüzü için derin katmanlarda yer alacaktır. Bunu bilmekte fayda var. Ayrıca arkeoloji, paleontoloji ve paleoantropoloji son derece yavaş ilerleyen, sonuçların çok uzun sürelerde alınabildiği bilim dallarıdır. Filmlerden veya çeşitli kaynaklardan sanıyoruz izlemişsinizdir, ancak devasa bir dinozorun kemikleri veya antik bir buluntunun yeryüzüne çıkarılabilmesi için diş fırçalarına benzer çok ufak ve yapıya zarar vermeyecek aletlerle, milim milim kazmak gerekmektedir.

Çok yavaş ilerlemek zorundalar, çünkü fosiller çok hassastırlar ve kolayca dağılabilirler. Üstelik sadece kazı işleri de değil; fosiller çıkartıldıktan sonra laboratuvarlara taşınması, onlarca farklı test ve analizden geçirilmeleri, test sonuçlarının başka bilim insanlarınca tekrarlanıp onaylanması süreci oldukça sancılıdır. Bu da, bilim insanları olarak bizlerin evrimsel kanıtlara ulaşma hızımızı düşürmektedir. Bu sebeple muhtemelen gezegenimiz içerisinde bulunabilecek fosillerin milyonda birine bile henüz ulaşabilmiş değiliz. Orada bir yerlerde, sayısız fosil yüzeye çıkmayı bekliyor. Ancak bu, elbette evrimsel analiz açısından çok büyük bir dert değildir, çünkü eldeki verilerle dahi sayısız türün evrimi kolaylıkla ispat edilebilmekte, bilip bilebileceğiniz neredeyse her türün evrimsel geçmişine dair iyi kötü bazı fosil izleri elimizde bulunmaktadır. Kimi zaman bu fosiller eksiksiz geçişleri göstermekteyken, kimi zaman aradaki bazı basamaklar henüz keşfedilmemiş olabilir. Ancak bu ikinci gruptaki evrimsel örnekler dahi, aradaki evrimsel geçişi (eksikliklerden ötürü biraz sıçramaları olsa bile) net bir biçimde gözler önüne sermektedir. Kısaca evrim, aklınıza gelebilecek her tür ve bu türlerin atalarına ait fosil kayıtlarıyla gösterilebilmektedir. Hele ki söz konusu tür grubu insansılar, yani günümüz modern insanları ve atalarıysa...

380
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
145.0K UP
İnceleyen 4 gün önce
Böyle Söyledi Zerdüşt okurken insanın başına gelen şey şudur. Bir kitap okumazsın; biri gelir, karşına dikilir ve sana “Sen kimsin?” diye sorar. Üstelik cevabı da senin yerine vermez. Nietzsche’nin en acımasız ama en dürüst tarafı budur.

Bu kitap bir roman gibi akmaz, bir felsefe metni gibi de öğretmez. Daha çok, dağdan inmiş bir adamın iç konuşmaları gibidir. Zerdüşt konuşur, bağırır, susar, tekrar konuşur. Okur olarak bazen hayran kalırsın, bazen sinirlenirsin, bazen de “bunu bana niye söylüyorsun?” dersin. Nietzsche zaten tam da bunu ister.
“İnsan, aşılması gereken bir şeydir.” Bu cümle kitap boyunca insanın ensesinde dolaşır. Nietzsche’nin derdi insanı küçümsemek değil; insanın yerinde saymasına tahammül edememesidir. Alışkanlıklara, hazır doğrulara, sürü ahlakına karşı neredeyse alerjisi vardır. Bu yüzden Zerdüşt kalabalıklara konuşur ama kimse onu gerçekten dinlemez. Çünkü çoğu insan, gerçeği değil, konforu ister.

Kitaptaki “üstinsan” fikri çok yanlış anlaşılmıştır. Burada kastedilen, başkalarından üstün olan biri değil; kendi korkularını, tembelliğini ve ezberlerini aşabilen insandır. Yani mesele güç değil, sorumluluk meselesidir. Kendi hayatının yükünü taşıyabilmek.

“Uçuruma bakarsan, uçurum da sana bakar.” Bu söz, kitabın ruhunu çok iyi özetler. Nietzsche, insanın karanlığıyla yüzleşmeden olgunlaşamayacağını söyler. Acıdan, yalnızlıktan, çelişkiden kaçan birinin “kendisi” olamayacağını ima eder. Bu yüzden Zerdüşt sık sık yalnızdır. Çünkü kendi yolunu yürüyen herkes, bir noktada yalnız kalır.

Alt başlıktaki o meşhur ifade boşuna değildir. “Herkes ve hiç kimse için bir kitap.” Herkes içindir, çünkü insan olmaya dair konuşur. Hiç kimse içindir, çünkü çoğu insan duymak istemez.

Bence bu kitap bir “hayat rehberi” değil. Daha çok, rahatını bozan bir ayna. Kendine bakmaya cesareti olan için çok şey söyler; olmayan için sadece tuhaf ve rahatsız edici bir metin olarak kalır.

Sonunda şunu hissedersin. Nietzsche sana “beni anla” demez. Sana şunu der.
“Beni bırak, ama kendinden kaçma.”

Bu yüzden Böyle Söyledi Zerdüşt, sevilen bir kitap olmaktan çok, insanı dönüştüren bir kitaptır.
9.6/10
(102 Kişi)
Puan Ver
Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi CLVI (156) - Almanca Aslından Çeviren: Mustafa Tüzel
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ahmet Uğur Avcı
Yazar 1 Ocak 2021 6 dk.

Havayolu kullanan yolcuların sayısı, küresel salgın gölgesinde geçen 2020 yılını saymazsak, giderek artıyordu. 2017 yılında yaklaşık 4 milyar yolcu havayolunu kullanmışken bu sayı 2018 yılında 4.3 milyar, 2019 yılında ise 4.4 milyar yolcuya ulaştı. Sağladığı zaman tasarrufu, düşük maliyeti, uzak mesafeleri tek araçla erişilebilir kılması, havayolunun tercih edilmesindeki faktörlerden sayılabilir. Ancak hepsinin içinde en kritik faktörün güvenlik olduğunu varsaymak yanlış olmaz.

2019 yılında tüm dünyadaki ticari uçuşlarda 114 kaza gerçekleşti ve ne yazık ki 6 ölümlü kaza nedeniyle 239 kişi hayatını kaybetti. Geçmiş yıllara göre hem kaza oranları hem ölümlü kaza sayılarında önemli yol kat edilmiş gibi görünse de daha iyisi için durmaksızın çalışılıyor.

53
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 20 Ekim 2016 3 dk.

Hepimiz internette abartılı derecede güçlü (~3500 mW) lazerlerin kilometrelerce öteye gidebildiğini, balonları patlatabildiğini, kibritleri yakabildiğini görmüştür. Hatta belki astronomiyle ilgilenen bazı okurlarımız, o kadar güçlü olmasa da yine de gözünüzün alabildiği kadar uzaklıklara gidebilen lazerleri, yıldızlara daha isabetli bir şekilde işaret edebilmek için kullanmışlardır. Peki hiç düşündünüz mü, bu lazerler Ay gibi Dünya dışı gök cisimlerinin yüzeyine kadar ulaşabilir mi? Eğer ulaşabilirse, bunu yapmak için lazeri ne kadar süreyle Ay'a tutmanız gerekirdi? Çünkü bir düşünsenize, yakın gelecekte Ay'da insanlar gezmeye başladığında, belki de lazerlerinizle onlara işaretler göndermeniz mümkün olabilirdi! Tabii eğer ki lazer ışığı Ay'a kadar ulaşabilecek olursa...

Öncelikle Dünya ile Ay arasındaki mesafenin ışık için ne anlama geldiğini anlamamız gerekiyor. Bu çok zor değil, çünkü Ay'ın kabaca 384.000 kilometre uzakta olduğunu ve ışığın saniyede 299.792.458 metre kat edebildiğini biliyoruz. Bu durumda mesafeyi, hıza bölecek olursak, Dünya'dan yola çıkan lazerin 1.28 saniyede Ay'a ulaşabileceğini görürüz. Eğer ki Ay'da bu lazere otomatik olarak cevap verebilecek bir lazer olsaydı, lazerin Dünya'dan Ay'a gidip geri gelmesi sadece 2.56 saniye sürerdi. Bu, ışığın ne kadar muazzam bir hıza sahip olduğunu anlamak için güzel bir örnektir. Görünen o ki, sadece 1-2 saniye boyunca lazeri Ay'a tutarsanız, lazer ışığı oraya varacaktır. Bu, kabaca şöyle bir şeydir:

29
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Gözlemi
Kerem Ömüral
Gözlemi Yapan 8 Nisan Türkiye, İzmir
Urla’da 150 rakımda dere yakınlarında görüldü. Görülme zamanı 6 Nisan 2025.
5
2 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 8 dk.

Teleskop denilince akla ilk gelen mercekli teleskoplar olsa da aynalı teleskoplar göreli daha düşük maliyetleri sebebiyle çok daha fazla tercih edilir. Aynı mercek/ayna çapına sahip kaliteli bir mercekli teleskop, kaliteli bir aynalı teleskoptan çok daha pahalıdır. Aynalı teleskoplarda ışığı toplayan birincil ayna bir çukur aynadır. Bu nedenle ışığı mercekli teleskoptaki gibi kırmadan (refraktör) yansıttığı için reflektör olarak da adlandırılır.

17. yüzyılda Isaac Newton tarafından, mercekli teleskoplara alternatif olarak geliştirilmiştir. O dönemlerde mercekli teleskoplar özellikle renk sapıncından (İng: "chromatic aberration") dolayı çok problem yaşıyordu. Günümüzde bu problemin çözümü olsa da hâlâ mercekli teleskoplar oldukça pahalıdır. Bu nedenle diğer birçok nedenden de ötürü, aynalı teleskoplar daha sık tercih edilir.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Övgü Kayadelen
Övgü Kayadelen
163.8K UP
Çeviren 12 Eylül 2018 9 dk.

Doğal popülasyonlarda, evrim mekanizmaları tek başlarına hareket etmez. Koruma alanlarını tasarlarken ve bölünmüş habitatlarda yaşayan tehdit altındaki türlerin popülasyon dinamiklerini modellerken bu evrimsel süreçlerden elde ettiğimiz ipuçlarıyla boğuşan koruma genetik bilimcileri için bu bilgi son derece önemlidir.

Doğal seçilim, genetik sürüklenme ve gen akışı zaman içinde alel frekansında değişikliğe yol açan mekanizmalardır. Bu kuvvetlerin bir ya da daha fazlası popülasyonda etkin olduğunda, popülasyon Hardy-Weinberg varsayımlarını ihlal eder ve evrim gerçekleşir. Dolayısıyla Hardy-Weinberg Teoremi evrim çalışmaları için sıfır hipotezi modeli oluşturur. Popülasyon genetiğinin odak noktası da bu varsayımların ihlalinin sonuçlarını anlamaktır.

14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Kınkanatlı böcek cinsidir. 10-15 mm boyutlarındadır ve genellikle göğüs, kanat örtüsü ve karın bölgesinde beyaz noktalar veya çizgiler bulunan siyah renktedir. her türün kendine özgü bir deseni vardır. Genellikle çiçekler üzerinde beslenirken bulunur.
2
Can Demirci
Seslendiren 14 Nisan 2024 7:46
Zıplamak veya basketbol oynamak gibi fiziksel faaliyetler kendi başına boyunuzu normalde olacağından daha uzun yapamaz. Ancak basketbol gibi sporlarla...
36
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Betül Parlak
Seslendiren 1 gün önce 27:21
İnsanlık bugüne kadar pek çok bilimsel atılım yapmış, tüm dünyayı küresel olarak etkileyen pek çok buluş gerçekleştirmiştir. Bilimsel atılımların ve insanlığın...
5
🌌 Gaz devi olarak bilinen Uranüs ve Neptün, Güneş Sistemi’nin dış bölgelerinde yer alan iki büyük gezegen. Ancak iç yapılarının ne olduğuna dair bilimsel çalışmalar, bu gezegenlerin yalnızca gaz ve buzdan ibaret olmayabileceğini düşündürüyor. Bazı modellerde bu iki gezegenin iç kısımlarında yüksek basınç altında “sıvı kayaçlara” benzeyen katmanlar bulunabileceğini öne sürülüyor.

🔬 Geleneksel olarak Uranüs ve Neptün, “buz devleri” olarak tanımlanır: çekirdek, buzlu bileşikler ve gazlı atmosferlerden oluşan katmanlı yapılar. Fakat yüksek basınç altında buzlu bileşiklerin amorf ya da sıkışmış hâldeki formları, kayaç benzeri davranış gösterebilir. Bu da “kaya benzeri iç yapı” düşüncesini akla getiriyor.

🔭 Bu gezegenlerin çekirdekleri hâlâ tam olarak bilinmiyor; zira doğrudan ölçümler mevcut değil. Ancak yerçekimi verileri ve manyetik alan analizleri, “saf gaz / saf kayaç” gibi iki uç model yerine, karmaşık ve yüksek basınçla dönüştürülmüş maddelerden oluşan bir iç yapı olabileceği fikrini destekliyor.

🧠 Kısacası Uranüs ve Neptün’ün iç yapısı, klasik “gaz devi” tanımının ötesinde, çok daha karmaşık ve belki de “sıkışmış, kaya benzeri” katmanları içerebilecek türden olabilir, bu da onları Güneş Sistemi’ndeki diğer dev gezegenlerden ayıran ilginç bir potansiyele işaret ediyor.

Yazar: University of Zurich
Uyarlayan: Cemgil Bilici
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Söz
Furkan Arduç
Alıntıyı Ekleyen 28 Şubat 2023
Herkes dürüstlüğü takdir eder.

Ta ki siz, onlara karşı dürüst olana kadar...
Kaynak: Bu alıntı, Evrim Ağacı sitesinde bulunan "Dürüstlüğün Takdiri..." adlı yazıdan alınmıştır. (Yazıya ulaşmak için buraya tıklayın)
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ali Gazi Kavak
Ali Gazi Kavak
76.9K UP
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, Hatay
Hatay/Antakya'da yaklaşık 15 yıllık bir üzüm ağacının nemli gövdesinde tarafımca gözlenmiştir. Ortam yaklaşık 4 gündür aralıksız yağış almaktadır.Mantarın görüntüsünden hangi mantar olduğunu bilemediğimden türü net söyleyemiyorum ancak sanırım ağaç kulağı mantarı olabilir.Ortam sıcaklığı yaklaşık 5 derecedir. Kakaolu pudink gibi bir yapısı vardır. Kulak memesi gibi esnektir.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close