Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Abdullah Oğuz'un cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
203.5K UP
5 gün önce
Türkiye’de bilimin nasıl yapılamadığı sorusu, yalnızca teknik yetersizlikler ya da kaynak eksikliği üzerinden değil, aynı zamanda akademik kültürün yapısal sorunları üzerinden ele alınmalıdır. Bu bağlamda, özellikle akademisyenler arası güç ilişkileri ve bunun öğrenciler üzerindeki yansımaları, bilimsel üretimin niteliğini doğrudan etkileyen kritik faktörler arasında yer alır.

Türkiye’de bilimsel üretimin önündeki en temel engellerden biri, eleştirel düşüncenin kurumsal düzeyde yeterince teşvik edilmemesidir. Akademik hiyerarşi çoğu zaman sorgulamayı değil, itaati ödüllendiren bir yapıya dönüşmektedir. Bu durum, genç araştırmacıların özgün fikirler geliştirmesini zorlaştırırken, mevcut bilgiyi tekrar eden ve risk almayan çalışmaların çoğalmasına yol açar. Bilimsel ilerleme ise doğası gereği eleştiri, tartışma ve yenilik üzerine kuruludur; bu unsurların bastırıldığı bir ortamda bilimin gelişmesi beklenemez.

Bununla bağlantılı olarak, akademide yaygın şekilde dile getirilen sorunlardan biri de “akademik mobbing”dir. Özellikle lisansüstü öğrenciler ve araştırma görevlileri, danışman ya da kıdemli akademisyenlerin doğrudan ya da dolaylı baskılarına maruz kalabilmektedir. Bu baskılar bazen aşırı iş yükü, bazen emeğin görünmez kılınması, bazen de psikolojik yıldırma şeklinde ortaya çıkar. Öğrencilerin kendi akademik kimliklerini geliştirmeleri gerekirken, çoğu zaman bir başkasının akademik ajandasını yürütmekle sınırlı kalmaları, bilimsel yaratıcılığı ciddi biçimde zedeler.

“Birbiri üzerinden araştırma yaptırma” olarak ifade edilen pratik de bu bağlamda dikkat çekicidir. Bazı durumlarda öğrenciler, kendi akademik gelişimleri için değil, danışmanlarının yayın sayısını artırmak veya akademik rekabette avantaj sağlamak amacıyla yönlendirilir. Bu durum, öğrencinin araştırma konusunu içselleştirmesini engellediği gibi, etik sorunları da beraberinde getirir. Katkının adil şekilde tanınmaması, akademik emeğin sömürülmesi ve yazar sıralamalarındaki adaletsizlikler, bilimsel üretimin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirir.

Bu sorunların bir diğer sonucu ise nitelik yerine niceliğin ön plana çıkmasıdır. Akademik yükselme kriterlerinin büyük ölçüde yayın sayısına dayalı olması, araştırmacıları hızlı ve yüzeysel üretime yönlendirebilir. Bu ortamda öğrenciler, derinlemesine düşünme ve uzun soluklu araştırmalar yerine, kısa vadeli ve “yayınlanabilir” sonuçlar üretmeye zorlanır. Böyle bir sistemde bilim, hakikati arama faaliyetinden ziyade performans göstergesine indirgenmiş olur. Devletin imkanları ile kurulmuş laboratuvarlarda araştırma öğrencilerine para karşılığı analizler yapmak yada sen şu üniversitenin öğrencisi şu danışmanın öğrencisisin diye imkan sağlamamakla kalmayıp  gibi bu analizleri yurt dışına gönderceğiniz zaman da ilgili kurumları arayıp biz varken neden yurt dışına gidecek demek karşılığında ise onların öğrencisi olmadığınız için çalışmaya köstek olmakta ayrı bir tavır. Ne kadar etik bir tavır tartışılır .
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Betül Parlak
Seslendiren 1 ay önce 31:15
Kokain, güçlü bir uyarıcı ve son derece bağımlılık yapan bir uyuşturucu maddedir. Kokain, Güney Amerika'da yetişen Erythroxylon coca (veya kısaca "koka")...
11
Batuhan Piren
Batuhan Piren
208.6K UP
1 gün önce
Herkes içinde bir gerilim, bir de aşk taşır aslında. İnsanlar durduk yere davranmaz; yaşadıkları neyse, ona göre şekillenir. Kimi bu yüzden sertleşir, kırıcı olur. Kimi de içinden geçip arınır, daha sakin ve temiz bir şekilde gülümser. Dışarıdan bakınca basit görünür ama herkesin içinde bir hikâye vardır. Çoğu kişi bunu fark etmez sadece gördüğüyle yetinir. Ama bir kez anladığında insanların neden öyle davrandığını da görmeye başlarsın.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Eser
Arda Çağlar
Arda Çağlar
39.0K UP
Eseri Ekleyen 5 gün önce Youtube Kanalı
Puan Ver
Mustafa B. Bozkurt
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
İnceleme
Lilith First
İnceleyen 19 Eylül 2023
Kültürün insanlara olan etkisini ve Ortadoğudaki yönetim şekillerini sorgulatan,basrolün ağzından okusak da yan karakterle "bence" daha fazla empati kurduğumuz bir dram kitabı.Okuduğum kitaplar arasında ilk 10'a girer.
9.7/10
(48 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
12
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
244.4K UP
Çeviren 5 gün önce 18 dk.

Geleceği tahmin etmenin genellikle beyhude bir çaba olduğu düşünülür. Yine de önümüzdeki on yıllarda neleri konuşacağımızı merak etmekten kendimizi alamıyoruz. Belki de bunları, Ay'daki bir barda oturup yaşlanma karşıtı ve karanlık madde (İng: "dark matter") aromalı içeceklerimizi yudumlarken tartışıyor olacağız.

Bilim dünyasında her hafta yayımlanan yüzlerce yeni araştırma makalesi, yarının rüzgarlarının ne yöne eseceğini anlamamız için bize sayısız ipucu sunuyor. Biz de bu bilimsel verilerden yola çıkarak, geleceğin teknolojilerine dair en güçlü tahminleri bir araya getirdik. İşte bu veriler ışığında, 2050 yılında günlük hayatımızı doğrudan tanımlayacağını düşündüğümüz 10 devrimsel teknoloji.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
JPL - GELECEK ÖNGÖRÜLERİ Poster Serisi 2
Kağıt: 300gr mat kuşe Ölçüler: 32 cm x 47 cmYüzey Koruması: Güneş ışığına (UV) ve solmaya karşı dayanıklı koruyucu film kaplama.Kesim aşamasındaki mekanik süreçler nedeniyle, ürün ölçülerinde ...
Devamını Göster
₺499,00 ₺669,00
JPL - GELECEK ÖNGÖRÜLERİ Poster Serisi 2
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
203.5K UP
İnceleyen 3 gün önce
Merhaba
Bir kaç kere izlediğim bir film .Verdiği hissi çok mu sevdim diye soracak olsanız tuhaf ,belirsiz bir duygu ama bir o kadarda tanıdık bir duyguydu .Bu şey gibi çok yaygın bir ifade '' ruh ikizi '' eskiler buna bir elmanın iki yarısı derdi :)) böyle biri ile karşılaşıp sonra onu tanımadığınızı anladığınız o an o duygu .Your Name izlerken bende en çok kalan his, birini tanıyormuş gibi hissetmek ama aslında hiç tanımamak duygusu oldu. Makoto Shinkai bu filmde çok büyük bir hikaye anlatmıyor gibi görünse de, aslında insanın içindeki o garip boşluğu çok iyi yakalıyor. Hani bazen bir şey eksikmiş gibi hissedersin ama ne olduğunu tam bilemezsin ya, film tam olarak o hissin üzerine kurulmuş.

Mitsuha ve Taki’nin beden değiştirme meselesi başta eğlenceli ve hafif geliyor ama ilerledikçe olay çok daha duygusal bir yere evriliyor. Özellikle birbirlerini gerçekten tanımaya başladıkları anlarda, izlerken ister istemez şunu düşünüyorsun.“Gerçek hayatta da bazen insanlar birbirinin hayatına böyle dokunuyor mu?” Yani biri gelip hayatını değiştiriyor ama belki sen onun kim olduğunu bile tam bilmiyorsun.

Filmin ortasından sonra gelen o kırılma noktası ve zaman meselesinin ortaya çıkması beni gerçekten etkiledi. Çünkü orada hikaye sadece bir aşk hikayesi olmaktan çıkıyor, kaybetme ve geç kalma korkusuna dönüşüyor. Birine ulaşmaya çalışmak ama zamanın buna izin vermemesi bu duygu film boyunca çok yoğun hissettiriliyor.

Görsellik zaten başlı başına bir olay. Gökyüzü, ışıklar, şehir bazı sahnelerde durup sadece izlemek istiyorsun. Ama bence asıl güçlü tarafı, bu görselliğin duyguyla birleşmesi. Yani sadece güzel değil, aynı zamanda bir şey hissettiriyor. Bazı sahnelerde müzik girince duygunun bir anda yükseldiğini hissediyorsun. Zorla değil, doğal bir şekilde etkiliyor. Samimi olmak gerekirse film yer yer fazla dramatik, hatta biraz “tesadüflerle ilerliyor” denebilir. Ama garip bir şekilde bu rahatsız etmiyor. Çünkü film zaten gerçekçi olmaya çalışmıyor, daha çok bir his anlatıyor.

Benim için Your Name, “birini bulmak ”tan çok “birine ulaşmaya çalışmak” hakkında bir film. O arayış hali, bence filmi bu kadar akılda kalıcı yapan şey. İzledikten sonra bir süre o his geçmiyor sanki bir şeyi hatırlamaya çalışıyorsun ama tam çıkaramıyorsun gibi. Birini bulursun ama gerçek anlamda ona ulaşmak zor gerçek hayatta :((
Film
8.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 君の名は。
Yönetmen: Makoto Shinkai
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
203.5K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merhaba
René Descartes’ın Meditasyonlar adlı eseri, modern felsefenin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir ve temel amacı kesin, şüphe götürmez bilgiye ulaşmaktır. Descartes bu hedefe ulaşmak için “metodolojik şüphe” adını verdiği bir yöntem geliştirir. Bu yönteme göre, en küçük bir şüphe ihtimali taşıyan tüm inançlar geçici olarak reddedilmelidir. Duyuların zaman zaman bizi yanılttığını gözlemleyen Descartes, dış dünyaya dair bilgilerin güvenilirliğini sorgular. Hatta daha ileri giderek, rüya görüyor olabileceğimizi ve tüm deneyimlerimizin bir yanılsama olabileceğini öne sürer. Bu radikal şüphe, aslında bilgiyi tamamen yıkmak için değil, sağlam bir temel bulmak için kullanılan sistematik bir araçtır.

Bu şüphe süreci içinde Descartes, şüphe etmenin kendisinin bile bir kesinlik içerdiğini fark eder. Çünkü şüphe eden bir özne vardır ve bu öznenin varlığı inkar edilemez. Böylece ünlü “Düşünüyorum, öyleyse varım yani Cogito, ergo sum sonucuna ulaşır. Bu önerme, yalnızca bireysel varoluşun kanıtı değil, aynı zamanda bilginin özne merkezli olarak kurulmasının başlangıcıdır. Artık bilgi, dış dünyadan değil, düşünen öznenin bilincinden temellendirilir. Bu yaklaşım, modern felsefede öznenin merkezi rolünü belirleyen önemli bir kırılma noktasıdır.

Descartes, bu temel kesinlikten hareketle daha geniş bir bilgi sistemi kurmaya çalışır. Bu noktada Tanrı’nın varlığı önemli bir rol oynar. Descartes’a göre, insan zihninde bulunan “mükemmel varlık” fikri, kusurlu bir varlık olan insan tarafından üretilemez; bu fikir ancak gerçekten var olan mükemmel bir varlık tarafından zihne yerleştirilmiş olabilir. Bu nedenle Tanrı vardır ve aldatıcı değildir. Tanrı’nın aldatıcı olmaması, insanın açık ve seçik olarak kavradığı bilgilerin doğru olduğunun garantisi olarak görülür. Ancak bu argüman, Descartes’ın Tanrı’yı bilginin garantisi olarak kullanırken yine açık ve seçik algılara dayanması nedeniyle “döngüsellik” eleştirisine maruz kalmıştır.

Descartes’ın bir diğer önemli katkısı zihin ve beden arasında yaptığı ayrımdır. Ona göre zihin, düşünen ve bilinçli olan bir tözdür; beden ise uzamda yer kaplayan, maddi bir varlıktır. Bu iki töz birbirinden tamamen farklıdır ve farklı özelliklere sahiptir. Bu görüş, düalizm olarak adlandırılır ve modern zihin felsefesinin temel problemlerinden birini ortaya çıkarır: Zihin ve beden birbirinden tamamen farklıysa, nasıl etkileşime girerler? Descartes bu etkileşimi tam olarak açıklayamaz ve bu durum onun sisteminin zayıf noktalarından biri olarak görülür.

Descartes, Tanrı’nın varlığını ve güvenilirliğini kabul ettikten sonra dış dünyanın varlığını yeniden temellendirir. Artık duyular tamamen güvenilmez değildir; doğru kullanıldıklarında bilgi sağlayabilirler. Böylece Descartes, şüpheden kesinliğe, özneden dış dünyaya doğru ilerleyen bir bilgi sistemi kurar.

Descartes'in tüm bu açıklamalına karşı çıkan yorum yapan bir çok düşünür vardır. İlk olarak John Locke, Descartes’ın doğuştan fikirler anlayışına karşı çıkar. Descartes’a göre bazı temel fikirler (örneğin Tanrı fikri) zihinde doğuştan bulunur. Locke ise zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur. Ona göre tüm bilgi deneyimden gelir. Bu bağlamda Locke, Descartes’ın rasyonalizmine karşı ampirizmi geliştirerek güçlü bir alternatif sunar.

Bir diğer önemli eleştirmen David Hume’dur. Hume, Descartes’ın kesin bilgi arayışını fazla iyimser bulur. Ona göre insan zihni, neden-sonuç ilişkileri gibi temel kavramları bile kesin olarak bilemez; bunlar alışkanlıkların ürünüdür. Bu açıdan Hume, Descartes’ın ulaşmaya çalıştığı kesinlik idealini ciddi biçimde sarsar ve daha radikal bir şüpheciliğe yönelir.

Immanuel Kant ise Descartes ile Hume arasında bir sentez kurmaya çalışır. Kant, Descartes’ın akla verdiği önemi kabul eder, ancak bilginin yalnızca akıldan değil, aynı zamanda deneyimden de beslendiğini savunur. Ona göre zihin, deneyimi şekillendiren bazı apriori (deneyim öncesi) kategorilere sahiptir. Kant böylece Descartes’ın özne merkezli yaklaşımını geliştirir, fakat Tanrı gibi metafizik iddiaların kesin olarak kanıtlanamayacağını ileri sürer.

Baruch Spinoza ise Descartes’ın düalizmini eleştirir. Descartes zihin ve bedeni iki ayrı töz olarak görürken, Spinoza bunların aslında tek bir tözün (Tanrı ya da doğa) farklı görünümleri olduğunu savunur. Bu yaklaşım, düalizmin yarattığı zihin ve beden etkileşim problemini aşma girişimi olarak değerlendirilebilir.

Son olarak Friedrich Nietzsche, Descartes’ın “düşünen özne” anlayışını kökten sorgular. Nietzsche’ye göre “ben” dediğimiz şey sabit ve temel bir öz değil, dilin ve alışkanlıkların bir ürünüdür. Bu nedenle “Düşünüyorum, öyleyse varım” ifadesi bile yanıltıcıdır; çünkü ortada sabit bir “ben” olduğu varsayımına dayanır.

Meditasyonlar, aslında bilginin temellerini sorgulayan, özneyi merkeze alan ve aklı en güvenilir bilgi kaynağı olarak gören rasyonalist bir yaklaşım sunar. Bununla birlikte, Tanrı’nın varlığına dair kanıtların ikna ediciliği, zihin ve beden etkileşiminin açıklanamaması ve bireysel bilince aşırı vurgu yapılması gibi yönleri nedeniyle eleştirilmiştir. Buna rağmen eser, modern felsefenin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamış ve sonraki filozoflar için vazgeçilmez bir tartışma zemini oluşturmuştur.
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Meditasyonlar - Gassendi'nin Meditasyonlar'a İtirazı ve Descartes'in Bu İtirazlara Yanıtı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 16 Haziran 2015
Hiç Ülker yıldız kümesini gördünüz mü? Görmüş olsanız bile, muhtemelen onu hiç bu kadar tozlu görmediniz. Gökyüzünün belki de en ünlü yıldız kümesi olan Ülker'in parlak yıldızları, dürbün olmadan bile ışık kirliliği altındaki bir şehrin en iç kesimlerinden dahi görülebilir. Ama karanlık bir yerden uzun pozla çekim yapınca, Ülker yıldız kümesini saran toz bulutu iyice belirginleşir. Buradaki öne çıkan poz 12 saatten uzun sürdü ve dolunayın Ay'daki görünen boyutunun birkaç katı büyüklüğünde bir gökyüzü alanını kapsıyor. Yedi Kız Kardeş ve M45 adıyla da bilinen Ülker, Boğa takımyıldızı (Taurus) yönünde, yaklaşık 400 ışık yılı uzaklıkta yer alır. Yaygın bir efsaneye modern bir yorum da eklenir: Kümeye ad verildiğinden beri daha parlak yıldızlardan biri sönükleşmiş, böylece çıplak gözle sadece altı yıldız görünür olmuştur. Oysa çıplak gözle seçilebilen Ülker yıldızlarının gerçek sayısı, çevredeki gökyüzünün karanlığına ve gözlemcinin görme keskinliğine bağlı olarak yediden az da olabilir, fazla da.
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
137.5K UP
Gözlemi Yapan 6 gün önce Türkiye, Çankırı
Yapraklı Yaylası'nda kaydedilmiştir.
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Nevzat Keskin
Seslendiren 2 gün önce 29:41
Giderek artan bir endişe: Büyük İstanbul Depremi. Tarihin en yıkıcı depremlerinden birisinin İstanbul'da yaşanması bekleniyor. Büyük sayılabilecek bir...
10
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Toprak işleme başladığında, diğer sanatlar da ortaya çıkar. Bu nedenle çiftçiler, insan uygarlığının kurucularıdır."
Daniel Webster
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)