Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
10,000 ATP Ödüllü Soru: Geçmişi hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi? Hemen cevapla! Ebuzer Eser'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
205.9K UP
Türü Ekleyen 2 gün önce
Glaucopsyche, Lycaenidae familyası içerisinde yer alan küçük boyutlu ve ince desenli kelebekleri kapsayan bir cinstir. Bu grubun üyeleri özellikle kanat alt yüzeylerinde görülen yeşilimsi tonlar ve küçük siyah beneklerle tanınır. Erkek bireylerde üst kanatlar çoğunlukla mavimsi veya morumsu yansımalar gösterirken dişiler daha mat renklerde olabilir.

Bu cinsin üyeleri genellikle çayırlık alanlar, bozkırlar ve çiçek bakımından zengin açık habitatlarda yaşar. Larvaları çoğunlukla baklagil familyasına ait bitkilerle beslenir. Bazı türlerde karıncalarla ilişkili simbiyotik davranışlar görülebilir; larvalar salgıladıkları maddeler sayesinde karıncalar tarafından korunabilir.

Davranışsal olarak Glaucopsyche türleri hızlı fakat kısa mesafeli uçuşlar gerçekleştirir. Çoğu tür ilkbahar ve yaz döneminde aktiftir ve güneşli açık alanlarda görülür.

Cins içerisindeki en bilinen türlerden biri:

Glaucopsyche alexis

olarak kabul edilir.

Glaucopsyche, yalnızca küçük mavi kelebeklerden oluşan bir grup değil;
ince renk desenleri, bitki ilişkileri ve mikrohabitat adaptasyonlarıyla dikkat çeken özel bir Lycaenidae cinsidir.
0
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Ece Müker
Ece Müker
636.3K UP
5 gün önce
NASA, gelecekteki uzay görevleri için geliştirilen yeni nesil bir işlemciyi test etmeye başladı. Microchip Technology ile ortaklık içinde geliştirilen "Yüksek Performanslı Uzay Bilişimi" (High Performance Spaceflight Computing) çipi, şu anda kullanılan uzay işlemcilerinden 500 kat daha güçlü olduğunu kanıtladı.
 
El ayasına sığan bu sistem-üzeri-çip (SoC) tasarımı, işlemci birimleri, bellek ve ağ bileşenlerini tek bir pakette birleştiriyor. Standart bilgisayar çiplerinden farklı olarak uzayın zorlu koşullarına; kozmik radyasyona, aşırı sıcaklık değişimlerine ve yüksek enerjili güneş parçacıklarına dayanıklı biçimde tasarlandı.
 
Çipin en önemli hedeflerinden biri otonom uzay araçlarına zemin hazırlamak. Şu anda bir spacecraft bir sorunla karşılaştığında Dünya'dan komut beklemek zorunda kalıyor; bu süreç saatlerce hatta günlerce sürebiliyor. Yeni işlemci sayesinde araçlar, yapay zeka sistemleri aracılığıyla anlık kararlar alarak beklenmedik durumlara bağımsız yanıt verebilecek.
 
NASA'nın JPL merkezinde Şubat ayında başlayan testler; radyasyon, termal ve darbe deneyleri ile gerçek NASA görevlerinden alınan yüksek çözünürlüklü iniş senaryolarını kapsıyor. Testler birkaç ay daha sürecek; sertifikasyonun ardından çip Dünya yörüngesi uyduları, diğer gezegen yüzeylerindeki keşif araçları ve Ay ile Mars görevlerinde kullanılmak üzere hazır hale getirilecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Rasyonalist Bilim
Çeviren 6 gün önce 2 dk.

Yoldaş yıldızdan toplanan gaz, nötron yıldızının daha hızlı dönmesine katkı sağlıyor. Fakat bazen bunun tam tersi de gerçekleşebiliyor. Bunun bir açıklaması, gazın yıldıza dönüş yönünün tersi istikametten geliyor olması olabilir.

Nötron yıldızları yoğun (sıkışık), hızlı dönen yıldız kalıntılarıdır ve aynı sistemde bulunan daha küçük bir yıldızdaki maddeyi kendi içlerine çekebilirler. Bu maddeyi yutmadan önce, nötron yıldızının etrafında bir toplanma diski oluşur. Bu çevre materyal, beraberinde bir momentuma da sahiptir. Bu sayede de nötron yıldızının hızının artması mümkün hale gelir.

19
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
İrem Kaplan
İrem Kaplan
205.9K UP
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, Antalya
Bu saha kaydı, 8 Mayıs tarihinde, Toroslar'ın yoğun kalkerli ve karstik kaya bloklarının dik yüzeylerinde yapılmıştır. Agamidae familyasının ülkemizdeki en ikonik temsilcilerinden biri olan Kaya Keleri (Paralaudakia stellio), tam olarak karakterine uygun bir mikro-habitatta, dikey pozisyonda güneşlenirken (basking) canlı olarak fotoğraflanmıştır.

Akdeniz iklim kuşağının sert dağlık arazilerinde, harabelerde ve taş duvarlarda çok sık karşımıza çıkan bu kozmopolit ama bir o kadar da özel agamid türü, Mayıs ayı itibariyle kış uykusundan tamamen uyanmış ve üreme/avlanma sezonunun getirdiği yüksek metabolik aktivite fazına geçiş yapmıştır.

Karasal ve Dikey Adaptasyon (Morfoloji): Fotoğrafta canlının dikey kaya yüzeyine bir tırmanıcı gibi nasıl tutunduğu net olarak görülüyor. Gövdesi, dikey basık olan kertenkelelerin aksine dorso-ventral (sırt-karın) doğrultuda hafifçe geniş ve güçlüdür. Bacakları oldukça kaslı, parmakları uzun ve tırnakları dik kalker pürüzlerine sıkıca tutunacak şekilde güçlü bir pençe yapısına sahiptir.

Karakteristik Pul Yapısı: Türün en belirgin taksonomik karakteri, gövdesi ve özellikle kuyruğu üzerindeki pulların dikenimsi, omurgalı ve halkalar (halka dizileri) halinde dizilmiş olmasıdır. Fotoğrafta kuyruk boğumlarındaki o dairesel dikenli yapı net bir teşhis imkanı veriyor. Kafasının arkasındaki ve kulak çevresindeki pul demetleri de ona adeta 'küçük bir ejderha' havası katmaktadır.

Renk Değiştirme ve Termoregülasyon: Kaya kelerleri morfolojik olarak renk tonlarını (açık griden koyu siyaha, sarı lekelerden kahverengiye) ortam sıcaklığına ve stres durumuna göre değiştirebilirler. Fotoğraftaki birey, sabah güneşinin dik ışınlarını toplamak ve vücut sıcaklığını (termoregülasyon) optimum düzeye getirmek için koyu, gri-kahve tonlarını taş rengiyle senkronize ederek kusursuz bir kamuflaj (kriptizm) sağlamış durumda.
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Leyla Hilal Yiğit
Alıntıyı Ekleyen 1 Mayıs 2024
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
Kaynak: Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var
13
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 25 Ocak 2019
Bir işin yapılamayacağını söyleyenler, o işi yapanların önünü kesmemelidir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
22
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İrem Kaplan
İrem Kaplan
205.9K UP
5 gün önce
Hiç kurşun kalem ile aramızda benzerlikler olabileceğini düşündünüz mü? 
Hatalarımız düzeltilse de izlerini tümüyle yok edemeyiz. Geçmişi değiştiremeyiz ama düzeltme yoluna gidebiliriz. Kurşun kalem gibiyiz, acılarımız bizim kalem açacağımızdır. Yaşadığımız zorluklar kişiliğimizin biçimlenmesine yardımcı olur. Birisinin elimizden tutmasına izin verirsek çok şey yapabiliriz, her fırsatta izimizi bırakabiliriz. Belki küçük bir yolda, belki birlikte olduğumuz insanlarda, belki yetiştirdiğimiz çocuklarda ama kesinlikle arkamızda iz bırakmaya çabalamalıyız.

5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nda yayınladığımız bilim haberlerini anlık olarak Bundle üzerinden de okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
219.7K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver
Geçmişi  hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi?
Geçmişi hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi?

Merhaba

İnsan geçmişi neden düşünür ve diğer canlılardan farkı nedir sorusu, aslında tek bir disiplinle açıklanabilecek kadar basit değildir. Evrim, psikoloji, nörobilim ve sosyoloji birlikte ele alındığında daha anlamlı bir tablo ortaya çıkar. Çünkü insan sadece hatırlayan bir canlı değil; aynı zamanda hatırladığı şeye anlam yükleyen, onu yeniden yorumlayan ve kimliğinin bir parçası hâline getiren bir varlıktır.

Evrimsel açıdan bakıldığında geçmişi hatırlamak, tüm canlılar için hayatta kalma avantajı sağlamıştır. Bir hayvanın tehlikeli bir bölgeyi, yiyecek kaynağını ya da tehdit oluşturan bir bireyi hatırlaması yaşam şansını artırır. Bu nedenle hafıza yalnızca insana özgü değildir. Örneğin fillerin yıllar sonra su yollarını hatırlaması, kargaların kendilerine zarar veren insan yüzlerini tanıması veya köpeklerin olumsuz deneyim yaşadıkları kişilere karşı farklı davranış geliştirmesi, geçmiş deneyimlerin diğer canlılarda da davranışları şekillendirdiğini göstermektedir (Shettleworth, 2010). Ancak insan burada başka bir aşamaya geçer: Sadece “hatırlamaz”, aynı zamanda geçmiş üzerine düşünür. Geçmişte yaşadığı bir olayı zihninde tekrar tekrar değerlendirir, neden ve sonuç ilişkisi kurar ve geleceğini buna göre şekillendirmeye çalışır. Bilişsel psikolog Endel Tulving bu durumu “zihinsel zaman yolculuğu” (mental time travel) olarak tanımlar; yani bireyin zihinsel olarak geçmişe gidip olayı yeniden deneyimleyebilmesi ve geleceğe ilişkin senaryolar kurabilmesi (Tulving, 2002).

Tüm Reklamları Kapat

Sosyolojik açıdan mesele daha da genişler. İnsan yalnızca kendi geçmişini değil, toplumunun geçmişini de taşır. Bir aile hikayesi, göç deneyimi, savaş, ekonomik yoksunluk ya da kültürel travma kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Toplumsal hafıza bireyin kimliğini şekillendirir. Sosyologlar bunu “kolektif bellek” olarak açıklar; yani bir toplumun ortak deneyimlerinin bireysel yaşamları etkilemesi (Halbwachs, 1992). Örneğin geçmişte savaş yaşamış toplumlarda korku, dayanışma ya da güvensizlik gibi davranış örüntülerinin nesiller boyunca aktarılabildiği gösterilmiştir. İnsan burada yalnızca deneyim taşıyan değil, aynı zamanda deneyimi anlatıya dönüştüren bir canlıdır. Tarih yazması, mitler oluşturması ve geçmişi kültürel hafızaya dönüştürmesi bunun bir sonucudur (Harari, 2015).

Psikolojik açıdan ise geçmişi düşünmek hem iyileştirici hem de yorucu olabilir. İnsan zihni yaşananları olduğu gibi kaydetmez; onları duygular ve mevcut ruh hâliyle birlikte yeniden şekillendirir. Bu nedenle anılar bir kamera kaydı gibi sabit değildir. Örneğin depresif ya da kaygılı bireylerin olumsuz anıları daha yoğun hatırladığı bilinmektedir (Beck, 1979). Bazen geçmiş üzerine düşünmek kişisel gelişimi ve öz farkındalığı artırırken, bazen de kişiyi pişmanlık ve suçluluk döngüsüne sürükleyebilir. Psikolojide buna “ruminasyon” yani zihinsel geviş getirme adı verilir. Özellikle travmatik olaylardan sonra kişinin aynı anıları tekrar tekrar düşünmesi sık görülen bir durumdur (Nolen, Hoeksema vd., 2008). Bir geyik saldırıya uğradığında korku geliştirebilir; ancak elimizde onun yıllar sonra “keşke farklı davransaydım” biçiminde soyut bir öz değerlendirme yaptığına dair bir kanıt yoktur. İnsan ise çoğu zaman zihninde geçmişi yeniden kurar. Nörolojik açıdan bakıldığında ise beynin belirli bölgeleri bu sürecin merkezinde yer alır. Hipokampus, anıların oluşumu ve depolanmasında temel bir role sahipken; korku ve yoğun duygularla ilişkili anıların güçlenmesinde amigdala etkili olmaktadır (Kandel vd., 2013). İnsan beyninin ön kısmında bulunan prefrontal korteks, olayları analiz etme, planlama, öz değerlendirme ve dürtü kontrolü gibi işlevlerle ilişkilidir. Bu bölgenin gelişmişliği, insanın geçmişi değerlendirip geleceği planlama kapasitesini artırmış olabilir (Sapolsky, 2017). Ayrıca nörobilim çalışmalarında beynin “varsayılan mod ağı” (default mode network) olarak adlandırılan sistemi, kişinin boş anlarında geçmişi düşünme, geleceği hayal etme ve kendisi üzerine zihinsel senaryolar kurma eğiliminde olduğunu göstermektedir (Buckner vd., 2008).

Ben bu konuya biraz daha insani bir yerden baktığımda şunu düşünüyorum. İnsan olmanın en ağır ama belki de en anlamlı taraflarından biri, geçmişi sadece yaşayıp bırakmamak. Bir köpek eski sahibini özleyebilir, bir fil kaybettiği sürü üyesinin kemiklerine dokunabilir; bunlar bize diğer canlıların da duygusal hafızaya sahip olduğunu düşündürür. Ancak insan çoğu zaman bir adım daha ileri gider ve yaşadığı acıya anlam arar: “Bu beni nasıl değiştirdi?” diye sorar. Belki de insanı şiir yazan, tarih oluşturan, bilim üreten ve sanat yaratan canlı yapan şey budur. Çünkü insan yalnızca yaşananı taşımaz; onu anlamlandırmaya çalışır. Bu noktada nörolog Oliver Sacks’ın belleğin insan kimliğinin temel taşlarından biri olduğu yönündeki yaklaşımı oldukça anlamlıdır: İnsan, biraz da anılarından oluşur (Sacks, 1985).

Sonuç olarak mevcut bilimsel veriler, geçmiş deneyimlerden etkilenmenin birçok canlıda bulunduğunu; ancak geçmiş üzerine soyut, anlatısal ve öz değerlendirme içeren düşünme biçiminin büyük ölçüde insana özgü olduğunu göstermektedir (Tomasello, 1999; Tulving, 2002). Fakat bu durum aynı zamanda insan için bir yük de olabilir. Çünkü insan geçmiş sayesinde öğrenir, kültür üretir ve uygarlık kurar; ama aynı geçmiş nedeniyle özlem duyar, travma yaşar ve bazen zihninde kaybolur. Belki de bu yüzden Marcel Proust’un şu sözü bu konuyu güzel özetler. “Gerçek keşif yolculuğu yeni manzaralar aramak değil, yeni gözlerle bakabilmektir.” Çünkü çoğu zaman değişen geçmiş değil, ona verdiğimiz anlamdır. Ayrıca nörobilim çalışmalarında beynin “varsayılan mod ağı” (default mode network) olarak adlandırılan sistemi, kişinin boş anlarında geçmişi düşünme, geleceği hayal etme ve kendisi üzerine zihinsel senaryolar kurma eğiliminde olduğunu göstermektedir (Buckner vd., 2008).

Ben bu konuya biraz daha insani bir yerden baktığımda şunu düşünüyorum İnsan olmanın en ağır ama belki de en anlamlı taraflarından biri, geçmişi sadece yaşayıp bırakmamak. Bir köpek eski sahibini özleyebilir, bir fil kaybettiği sürü üyesinin kemiklerine dokunabilir; bunlar bize diğer canlıların da duygusal hafızaya sahip olduğunu düşündürür. Ancak insan çoğu zaman bir adım daha ileri gider ve yaşadığı acıya anlam arar. “Bu beni nasıl değiştirdi?” diye sorar. Belki de insanı şiir yazan, tarih oluşturan, bilim üreten ve sanat yaratan canlı yapan şey budur. Çünkü insan yalnızca yaşananı taşımaz; onu anlamlandırmaya çalışır. Bu noktada nörolog Oliver Sacks’ın belleğin insan kimliğinin temel taşlarından biri olduğu yönündeki yaklaşımı oldukça anlamlıdır: İnsan, biraz da anılarından oluşur (Sacks, 1985).Okuduğum tüm mevcut bilimsel veriler, geçmiş deneyimlerden etkilenmenin birçok canlıda bulunduğunu; ancak geçmiş üzerine soyut, anlatısal ve öz değerlendirme içeren düşünme biçiminin büyük ölçüde insana özgü olduğunu göstermektedir (Tomasello, 1999; Tulving, 2002). Fakat bu durum aynı zamanda insan için bir yük de olabilir. Çünkü insan geçmiş sayesinde öğrenir, kültür üretir ve uygarlık kurar; ama aynı geçmiş nedeniyle özlem duyar, travma yaşar ve bazen zihninde kaybolur. Belki de bu yüzden Marcel Proust’un şu sözü bu konuyu güzel özetler. “Gerçek keşif yolculuğu yeni manzaralar aramak değil, yeni gözlerle bakabilmektir.” Çünkü çoğu zaman değişen geçmiş değil, ona verdiğimiz anlamdır. Bazen düşünüyorum da, keşke insanın geçmişi düşünme biçiminde küçük bir merhamet payı olsaydı. Geçmişi hatırlamak belki bizi biz yapan şey ama keşke zihnimiz, canımızı en çok yakan anıları aynı canlılıkla tekrar tekrar önümüze koymak yerine, onları zamanla biraz daha silik bırakabilseydi. Çünkü bazı insanlar geçmişi yalnızca hatırlamıyor; yeniden yaşıyor. Bir cümle, bir şarkı, bir koku ya da sessiz bir gece, insanı yıllar öncesine götürüp eski yaraların başına bırakabiliyor. O an insan, unutmanın aslında ne büyük bir lütuf olabileceğini düşünüyor. Belki geçmiş tamamen silinmesin ama en azından can yakan tarafları biraz daha sessizleşsin… İnsan geçmişten ders alsın ama onun ağırlığını ömür boyu taşımak zorunda kalmasın. Çünkü bazen insanı en çok yoran şey yaşadıkları değil, dönüp dönüp zihninde yeniden yaşamak zorunda kaldıkları oluyor. Geçmişi düşünmemek elde değil gibi :)) [1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Yorumum Ve Okumalarim.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Muhammed Sulan
Muhammed Sulan
36.5K UP
Genç Bilimci 3 Aralık 2023 Sen de Cevap Ver

Ben yalnızken sürekli sesli düşünüyorum ve sizin aksinize bu çok hoşuma gidiyor. Kendimi sanki başka biriyle sohbet ediyormuş gibi hissediyorum. Bu da bana eğlenceli geliyor. Ancak bu durumu aşırı abartırsak bir süre sonra gerçekten başka biri varmış gibi algılanabiliriz. Yani şizofren gibi bir şey oluruz. Ek olarak sesli düşünmenin olumsuz bir tarafı da bazen yalnız olmadığımızın farkında değilken fena pot kırabiliriz.

Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Astroloji, tapındığı uzay kadar boştur."
Perry DeAngelis
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)