Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İrem Kaplan
İrem Kaplan
201.9K UP
Yazar 4 gün önce 3 dk.

Evinizin içi lavanta gibi kokuyor olabilir; ancak bu durum soluduğunuz havanın gerçekten temiz olduğu anlamına gelmez. Temizlik sonrası oluşan ferah koku, limonlu oda spreyi ya da vanilyalı mumlar, koku duyusunu olumlu etkilerken aynı anda iç mekân havasında kimyasal açıdan karmaşık ve potansiyel olarak zararlı bir ortam oluşturabilir. Bu durum yalnızca teorik bir risk değildir; son yıllarda yapılan deneysel çalışmalar, özellikle kokulu tüketim ürünlerinin iç mekân havasında beklenenden çok daha yoğun kimyasal reaksiyonlara neden olabildiğini ortaya koymuştur.[1]

Sanayi bacaları, egzoz dumanı ve sigara gibi kaynaklar hava kirliliği denildiğinde akla ilk gelen unsurlardır. Oysa Purdue Üniversitesi tarafından yürütülen ve ScienceDaily üzerinden yayımlanan güncel bir çalışma, evimizde ya da ofisimizde “temiz” olarak algıladığımız havanın, belirli koşullar altında dış ortam havasından daha kirli olabileceğini göstermektedir.[2] Bunun temel nedeni, iç mekânda kullanılan ürünlerin yalnızca doğrudan kirletici yaymakla kalmayıp aynı zamanda havadaki diğer bileşenlerle etkileşime girerek yeni ve daha reaktif kimyasallar üretmesidir.

11
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Koralp Erin
Koralp Erin
172.6K UP
Gitarist 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Uzun zamandır gitar çalıyorum ve heavy metal dinlerim. Kendime ait küçük bir stüdyom var ve kendi müziğimi yapıyorum genelde. Ne gitar çalarken, ne de kendi müziğimi yaparken motivasyon eksikliği çekmiyorum çünkü sevdiğim bir müzik türü ve iş.

Diğer yandan, bana bir POP veya JAZZ parça yap deseydin, heralde en fazla bir adet yapabilirdim. Onu da tam bitirebileceğimden emin değilim. Sebebi basit. Birincisi, sevmediğin işi yapamazsın; ikincisi, stiline uygun değildir. Her türlü müziği rahatlıkla yapabilen bir insan yoktur zaten. Alt türler ile beraber, bir veya birkaç türde müziğe yatkın olursun. DAW programları çıkınca, müzik yapmak biraz daha kolaylaştı ama kolaylaşan taraf, yaratma kısmı değil, düzenleme kısmı. Bir melodi yaratmak, ortaçağda nasılsa, şimdi de aynı. Motivasyon eksikliğin, bunu yapmayı çok da istemediğin anlamına gelir. Belki de daha çok metal dinleyerek tekrar motivasyon kazanabilirsin ama bence akışına bırak neyi seviyorsan onu yap.


Tüm Reklamları Kapat

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Rasyonalist Bilim
Çeviren 1 gün önce 2 dk.

Tabby'nin yıldızı veya mega uzaylı yapısı olarak da bilinen, KIC 8462852 yıldızı ile ilgili yeni ortaya atılan bir teoriye göre, yıldızın sönümlenme nedeni, yıldızla bizim aramıza giren herhangi bir yapıdan değil yaydığı ışık miktarının azalmasından (yani kendi yapısındaki değişimden) kaynaklanıyor.

Evrimlerinin sonlarına yaklaşan yıldızların parlaklıklarında dramatik değişimler meydana gelebiliyor fakat KIC 8462852 yıldızı henüz yaşamının ortalarında bulunan F tayf türünden bir yıldız. Daha önce bu tür cisimlerin, bu kadar kısa dönemlerle parlaklıklarında böylesi değişimler gösterdiği görülmemişti. Sonuç olarak Kepler Uzay Teleskopu KIC 8462852 yıldızının parlaklığında böylesi büyük düşüşler gözlediğinde, bizimle yıldızın arasına giren bir şey olduğu öne sürüldü. Ortaya atılan teoriler uzaylılar tarafından inşa edilmiş mega yapılardan, yoğun kuyrukluyıldız geçişine ve yıldızın Galaktik gaz bulutlarından geçişine kadar çeşitlilik gösteriyordu.

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
143.0K UP
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, Çankırı
Yapraklı ilçesinde kaydedilmiştir.
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
213.2K UP
İnceleyen10 6 gün önce
Merhaba
Bazen bazı kitaplar vardır; okurken hikayeyi değil, kendini okursun. Korkuyu Beklerken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfaları çevirdikçe karakterler değişmedi aslında ben değiştim. Belki, içimde zaten var olan ama adını koyamadığım o tuhaf huzursuzluk, bu kitapta kendine bir dil buldu. Oğuz Atay’ın 1975 yılında okuyucu ile buluşturduğu hikâye kitabına ismini veren üçüncü öykü “Korkuyu Beklerken” Oğuz Atay bu kitabında klasik bir hikaye anlatmaz; daha doğrusu, anlatmak istemez. Onun derdi olaylar değil, insanın içidir. Dış dünyadan çok, zihnin dar koridorlarında dolaştırır seni. Orada fark edersin birden insan bazen hiçbir şey olmadan da korkabilir. Çünkü asıl korku, dışarıda değil, içeridedir. Kendi halinde yaşayan, kimseye bir zararı dokunmamış bir adamın öyküsüdür bu. Şehir merkezinden uzakta ve müstakil bir evde, yalnız başına yaşayan bu adamın deyim yerindeyse kurulu düzeni bir gün evinde bulduğu bir mektup ile alt üst olur. Mektup, bilmediği bir dilde ve anlamlandıramadığı bir şekilde yazılmıştır. Bir süre mektubu çözebilmek için uğraşan kahraman, bunda başarılı olamayınca mektubu bir arkadaşına götürür. Bu arkadaşı, öyküde okuyucuya ölü diller uzmanı olarak tanıtılır. Ölü diller uzmanı kahramana bu mektubun çok gizli bir mezhep tarafından kendisine gönderildiğini ve kahramana mektup eline ulaşmasından itibaren asla evinden dışarı çıkmamasını bildirdiklerini söyler. Bunun üzerine kahraman zaten var olan korkuları ile yüz yüze gelir ve hayatı anlamsızlık ve korkudan ibaret tek düze bir döneme girer....

Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, karakterlerin sürekli bir “bekleme” hâlinde olmasıdır. Ama bu, somut bir şeyin beklenmesi değildir. Daha çok adı konulamayan, belirsiz bir tehdidin, bir huzursuzluğun beklenmesidir. Sanki her şey yolundaymış gibi görünür ama içten içe bir şeylerin yanlış olduğunu hissedersin. İşte Atay tam da bu hissi anlatır. İnsan bazen nedenini bilmeden tedirgin olur ya bu kitap o tedirginliğin kendisi gibi. Oğuz Atay’ın eserlerinde Kafka benzeri eğilimler gözlenir. Kafka’nın “öncü misyonu ve kendine özgü tarzı” şeklinde edebiyat terminolojisinde yer bulmuş olan kafkaesk kavramını( Franz Kafka'nın eserlerindeki üslubu çağrıştıran, mantık dışı, karmaşık, tehdit edici ve kabus gibi durumları tanımlayan bir sıfattır. Genellikle bürokratik çaresizlik, bireyin anlamsız otorite karşısındaki yalnızlığı, yabancılaşma ve gerçeklikten kopuşu ifade eder) , Korkuyu Beklerken adlı öyküdeki kahramanda gözlemlemek mümkündür.

Aslında öykünün bütününde işlenen korku temasının kahramanda mektuptan önceden süregelen bir iç çatışma olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kahramanın mektubu almadan önce de kendi dünyasında yoğun bir yalnızlık yaşamakta olduğu söylenebilir. Kitaptaki yalnızlık çok derin. Ama bu bildiğimiz yalnızlık değil. Kalabalıkların içinde hissedilen, insanın kendine bile yabancılaştığı bir yalnızlık. Atay’ın karakterleri konuşur ama anlaşılmaz, düşünür ama rahatlayamaz. Çünkü sorun dış dünyayla değil, insanın kendi içindeki kopuklukla ilgilidir.
Ben bu kitabı bitirdiğimde şunu düşünmüştüm yıllar önce :)) Korku bazen başımıza gelecek bir şey değildir. Bazen zaten içimizde olan, sadece fark edilmeyi bekleyen bir şeydir. Biz onu susturmaya çalıştıkça, o daha çok konuşur ki açık konuşmak gerekirse bu benim yıllardır deneyimlediğim bir şey ve çoğu zaman herkesten sakladığım bir duygu :((
“Korkuyu Beklerken”, bana göre okunup geçilecek bir kitap değil. İçine sızan, insanı biraz huzursuz eden ama bir o kadar da dürüst bir metin. Belki de bu yüzden güzel. Çünkü herkesin sakladığı o kırılgan tarafı, hiç saklamadan ortaya koyuyor.
7.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
8
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hakan Orhan
Hakan Orhan
94.2K UP
Uyarlayan 4 gün önce 4 dk.

Birçok bilim insanı, uzaylı uygarlıkların var olduğuna inanıyor. Onlar için artık soru, böyle uygarlıklarla hiç karşılaşıp karşılaşmayacağımızdan ziyade, bunun yakın gelecekte mi yoksa çok uzak bir zamanda mı gerçekleşeceğidir. Öyleyse bir anda kendimizi bir uzaylı türünün üyeleriyle yüz yüze bulduğumuzu hayal edelim. İlk olarak ne yapardık? Muhtemelen barışçıl olduğumuzu iletmek bir öncelik olurdu. Peki, gerçekten birbirimizi anlayabilir miydik?

Uzaylılarla karşılıklı paylaşabileceğimizden emin olabileceğimiz tek şey bilimsel bilgidir. Eğer evrenin yasaları her yerde aynıysa bu yasaların farklı tanımları ilkesel olarak birbirine eşdeğer olmalıdır. Bu, Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması (SETI) ve Dünya Dışı Akıllı Yaşama Mesaj Gönderme (METI) gibi girişimlerin arkasındaki temel mantıktır.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Tüm Reklamları Kapat
Selçuk Kandemir
Seslendiren 31 Mart 2024 6:20
1415 Agincourt Savaşı'nda okçuların parmaklarının kesildiğine ve nihayetinde bu kesilen parmakların gösterilmesinin bir zafer işaretine dönüştüğüne yönelik...
24
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
119.8K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Ben her zamanki gibi şöyle demeyi sürdüreceğim, Sevgili dostum, sen bir Atinalısın; bilgeliği ve gücüyle dünyanın en ünlü ve en büyük kentinde yaşıyorsun. Bütün dikkatini mümkün olduğunca çok para kazanmaya, şan şöhret sahibi olmaya verip, kendi ruhunu anlamak, mükemmelleştirmek ve hakikati aramak için hiç çaba göstermiyor olmaktan utanmıyor musun? Eğer içinizden biri benim söylediğim şeylere de önem verdiğini iddia ederse, o zaman onun gitmesine izin vermeyeceğim; yanından ayrılmayacak, ona sorular soracak, onu inceleyecek, sınava tabi tutacağım... Bunu tanıştığım herkese, yaşlısına, gencine, yabancısına, Atinalısına, herkese yapacağım.
Kaynak: Felsefenin Tesellisi
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
NOAA Okyanus ve Atmosfer
1 saat önce
NOAA Ocean Podcast'in son bölümünde, son üç yıldır NOAA'nın Seyir Müdahale Ekipleri'ne liderlik eden Komutan John Kidd ile röportaj yaptık. Ülke genelinde stratejik olarak konumlanmış ekiplerimiz, acil durumlara anında müdahale etmek üzere hazır bekliyor. Fırtınalar sonrası deniz taşımacılığının hızla yeniden başlamasını sağlıyor, ayrıca su altındaki seyir tehlikelerine karşı can ve mal güvenliğini koruyorlar. Bu ekiplerin afet bölgelerine nasıl ulaştığını, bir kasırganın ardından bir limanı yeniden açmanın ardındaki koordinasyon ve bilimi ve daha fazlasını profilimizdeki bağlantıdan dinleyebilirsiniz.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İzmir₺20.500,00 - ₺21.900,0017 Mayıs
Evrim Ağacı - Doğa ve Tarih Gezileri Serisi 2
17 Mayıs 2026 08:00 tarihinden 19 Temmuz 2026 21:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Doğa ve Tarih Gezileri Serisine Başlıyor!

Birbirinden çekici rotalarda bilim ve tarihi bir araya getirecek ve milyonlarca yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar doğanın ve insanlığın tarihini beraber gezerek öğreneceğiz. 


Gezilerimiz 2 ayrı seriden oluşmaktadır: 

2. Serimizde: 

- Magnesia’dan Miletos’a - 17 – 18 – 19 Mayıs 2026 (2 gece konaklama) 

- Göbeklitepe’den Mardin’e - 26 – 27 – 28 Haziran 2026 (2 gece konaklama) 

- Assos’tan Pergamon’a - 17 – 18 -19 Temmuz 2026 (2 gece konaklama)  turlarımız olacaktır. 



İletişim Bilgileri ve Kayıt:

Keşfet 101, Evrim Ağacı iletişim hattı: 0543 232 73 92

  1. Turlarımız için buluşma noktaları belirtilen tarihlerde tarafınıza mail ile iletilecektir. 
  2. Serimiz için ulaşım bilgileri tarafınıza mail ile iletilecektir. 

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir. 

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir. 

Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir. 

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yeniden Üretimin Gizemi
“Ne var ki, o kadar sık sokağa çıkamıyorum, her vakit el altında bulunmam gerekiyor, çünkü hep yapılacak bir iş çıkıyor evde.” Franz Kafka, Amerika. Kafka’nın Amerika isimli romanından yaklaşık yarım yüzyıl sonra yazılan Yeniden Üretimin Gizemi, ev içi ve ev dışı iş süreçlerinde kadının yeri, üretim ve yeniden üretim alanlarının kapitalizmdeki özgüllükleri ve yirmi birinci yüzyılda geçirdiği dönüşümleri tartışan ilk kapsamlı çağdaş Marksist klasiklerden biridir. Kapitalist üretimin ikili karakterinin ele alındığı elinizdeki kitap, değer, üretim ve yeniden üretim döngüsünü, Marx’ın izinden giderek, sil baştan sorguluyor. Bu çözümlemede, işçinin sömürülmesi için önce kadının evde sömürülmesi önkoşuldur. Feodalizmden kapitalizme geçişle birlikte, lordun el koyduğu toprağa bağlı yaşayan kadın ve erkekler, dinsel mistifikasyonun izinde yeniden özneleştirilirler. Bu özneleşme ve aynı zamanda tabi kılınma her iki cinsiyet açısından farklı işler. Erkek doğrudan ücretli emek altında fabrikada sermayeye tabi kılınırken, kadın, kapitalist mistifikasyonun üretim sürecinde ikincil, değer-dışı bir bağlılığa tabi kılınır. Böylelikle üretimin bir eklentisi olarak nakşedilen yeniden üretim döngüsünde kadının tahakküm altına alınışı doğallaştırılır. Heteroseksizm ise salt bir kontrol biçimi olmanın ötesinde kapitalist üretim ilişkilerinin olmazsa olmaz halini alır. Fortunati’nin kitap boyunca çözümlediği bu gizemi, kadın mücadelelerinin ve direnişlerinin dayattığı dönüşümler ve aynı zamanda kapitalizmin buna karşı geliştirdiği saldırılarla yirmi birinci yüzyılda bize bambaşka sorunlar ve fırsatlar sunmaktadır. Kapitalizmin ortaya çıkışından bu yana yer yer devrimler ve kazanımlarla anılan sınıf mücadeleleri tarihi, kadınlar açısından özgürleşme süreçlerinin önündeki en büyük engelin sermayenin ta kendisi olduğunu açığa çıkardır. Fortunati’ye göre ev emeğinin görünmez kılınması ile mücadele, emeğin kapitalist sömürüsünün mücadelesiyle birlikte yürümedikçe ve bakım emeği, sosyal hizmetler gibi, göçmenler aleyhine yeniden kurulan tahakküm ve sömürü zinciri kırılmadıkça, esaretin bedeli ödenmiş sayılmaz. Yazar, kitaba eklediği uzunca sonsözde, kapitalizmin yirmi birinci yüzyılda geçirdiği dönüşümleri tartışırken, göçmen emek zinciriyle oluşan zayıf halkanın sınıfsal gündemine çubuk büker. 70’li yıllarda İtalyan feminist hareketinin hem tarihsel hem de teorik bakımdan kadın emeğinin üzerindeki bu gizemi görünür kılmaya dönük çabasına katkıda bulunan bu eser, yalnızca maddi olmayan emek, bakım emeği, duygulanımsal emek gibi kavramların ilk nüvelerine değil, aynı zamanda emeğin dijital bir boyut kazandığı ev içi ve ev dışı çalışma süreçlerinin tahakkümüne de işaret eden güncel ve tarihsel bir çalışmadır.
Devamını Göster
₺300,00 ₺0,00
Yeniden Üretimin Gizemi
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 3 Şubat 2019
Bilim, kibrimizi azalttığı ölçüde gücümüzü arttırır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
26
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bir fikri kabul etmeksizin o fikir üzerine kafa yorabilmek, eğitimli bir aklın işaretidir."
Anonim
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)