Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
5,000 ATP Ödüllü Soru: Su Olan Herhangi Bir Gezegende Tarım Yapılabilir Mi? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
202.0K UP
İnceleyen 3 gün önce
Merhaba
Freud' eserlerini hepsini okumuş bu alana meraklı biri olarak bir inceleme yazmak istedim.
Sigmund Freud’un Günlük Hayatın Psikopatolojisi adlı eseri, psikanalitik düşüncenin en erişilebilir ve aynı zamanda en çarpıcı metinlerinden biridir. Freud bu çalışmasında, gündelik yaşamda sıradan ve önemsiz görülen unutmaların, dil sürçmelerinin ve “yanlışlıkların” aslında bilinçdışı süreçlerin dışavurumu olduğunu ileri sürer. Ona göre insan zihni, yüzeyde rasyonel ve kontrollü görünse de, derinlerde bastırılmış arzular, korkular ve çatışmalar tarafından yönlendirilir. Freud’un temel iddiası, hiçbir psikolojik eylemin “tesadüfi” olmadığıdır. Örneğin bir ismi unutmak, bir kelimeyi yanlış söylemek ya da bir randevuyu kaçırmak, yalnızca dikkat eksikliğiyle açıklanamaz; bunlar çoğu zaman bastırılmış bir isteğin dolaylı ifadesidir. Bu yaklaşım, insan davranışına anlam yükleme konusunda oldukça güçlü bir yorumlama çerçevesi sunar. Gündelik hayatın sıradan hataları, bu perspektifte bilinçdışının izlerini taşıyan anlamlı semptomlara dönüşür.

Akademik açıdan değerlendirildiğinde eser, iki önemli katkı sunar. Birincisi, psikopatolojiyi yalnızca klinik vakalarla sınırlamayıp gündelik yaşama yaymasıdır. Böylece “normal” ile “patolojik” arasındaki keskin ayrımı bulanıklaştırır. İkincisi ise, insan davranışının ardındaki niyetin her zaman bilinçli olmadığı fikrini sistematik biçimde savunmasıdır. Bu, modern psikoloji ve felsefede özne anlayışını kökten sarsan bir yaklaşımdır.

Bununla birlikte Freud’un yorumları eleştiriye de açıktır. Özellikle her hatayı bilinçdışı arzularla açıklama eğilimi, aşırı yorumlama (overinterpretation) olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu tür açıklamaların bilimsel olarak test edilebilir olup olmadığı da tartışmalıdır. Yani Freud’un yaklaşımı güçlü bir hermeneutik (yorumlayıcı) model sunsa da, ampirik doğrulanabilirlik açısından sınırlılıklar içerir.

Bu eser üzerine doğrudan ya da dolaylı yorum yapan birçok filozof bulunmaktadır. Örneğin Karl Popper, Freud’un psikanalizini bilimsel olmamakla eleştirir. Popper’a göre bir teorinin bilimsel sayılabilmesi için yanlışlanabilir olması gerekir. Freud’un teorileri ise neredeyse her durumu açıklayabildiği için yanlışlanamaz ve bu nedenle bilimden çok yorumlayıcı bir sistem olarak kalır.

Paul Ricoeur ise Freud’a daha olumlu yaklaşır. Ricoeur, Freud’u “şüphe ustaları”ndan biri olarak görür ve onun çalışmalarını bir “yorum bilimi” (hermeneutik) olarak değerlendirir. Ona göre Freud, insanın kendini anlama sürecine derinlik kazandırmıştır; özellikle semboller ve gizli anlamlar üzerine yaptığı analizler, modern düşünce için büyük önem taşır.

Ludwig Wittgenstein ise Freud’un açıklamalarına daha temkinli yaklaşır. Wittgenstein’a göre Freud’un bazı yorumları ikna edici olsa da, bunlar bilimsel açıklamalar olmaktan ziyade dil oyunlarına dayanan anlamlandırmalardır. Yani Freud’un sunduğu açıklamalar, zorunlu doğrular değil, belirli bir bakış açısının ürünüdür.

Michel Foucault da Freud’un açtığı yolu farklı bir yönde geliştirir. Foucault’ya göre modern toplumda bireyin iç dünyasını analiz etme ve “itiraf” etme pratikleri, bir tür iktidar mekanizmasıyla bağlantılıdır. Bu açıdan Freud’un çalışmaları, yalnızca bireyi anlamaya değil, aynı zamanda onu belirli biçimlerde tanımlamaya ve denetlemeye de katkıda bulunur.

Günlük Hayatın Psikopatolojisi, insan davranışının yüzeyde görünen nedenlerle sınırlı olmadığını gösteren, güçlü ama tartışmalı bir eserdir. Freud, gündelik hataları anlamlı kılarak insan zihninin derinliklerine dair yeni bir perspektif sunar. Ancak bu perspektif, hem bilimsel geçerlilik hem de yorum sınırları açısından felsefi tartışmalara açık olmaya devam etmektedir.

Teşekkür ederim.
Puan Ver
Unutmaların, Dil Sürçmelerinin ve Hatalı Eylemlerin Gizli Anlamı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Meryema Şermet
Meryema Şermet
128.9K UP
İnceleyen9 2 gün önce
Ben büyük bir Atay hayranıyım. Türk edebiyatında onun kadar sıra dışı yazar bulmak zor. Başarılı yazarımız çok fazla ama Oğuz Atay benim için bambaşka bir yere sahip. İlk okuduğum eseri olan tutunamayanlar da yazarın dünyasıyla ilk defa karşılaşmıştım ve o zamanda kendimde esere inceleme yazacak cesareti bulamıyordum (ya kötü bir inceleme yazarsam, eseri hak ettiği gibi övemezsem) diye. Hâlâ da yazmadım. İkinci okuduğum eseri ise; Oyunlarla Yaşayanlar olmuştu, onu da çok beğenmekle birlikte inceleme yazmamıştım. Ama bu defa korkuyu beklerken öykü kitabıyla şeytanın bacağını kırmaya niyetliyim:)
Atay'ın eserlerindeki başkaralterler genellikle ondan birşeyler taşıyorlar, onun düşünce dünyasının yansıtıyorlar. Tutunamayanlar romanındaki Turgut'un mühendis olması (Atay'da mühendisti) oyunlarla yaşayanların baş karakteri çoşku'nun yaşadığı aydın bunalımı, korkuyu beklerkendeki her öykü'nün baş karakterlerinin de ortak sorunu olan; yalnızlık, toplum tarafından anlaşılmama ve topluma olan kızgınlık. Bunlar Atay ile karakterlerinin ortak bazı özellikleri. Ama onun düşünce dünyasını yansıtıyorlar derken tam olarak anlatmak istediğim şey bu değildi. Örneğin; "beni anlamıyorlardı. Zarar yok, zaten beni daha kimler anlamadı! " Ya da, " düşünmek mi? Durmadan düşünmekten başka ne yapıyordum ki? O kadar çok düşündüm ki, o kadar çok şeyi bir arada düşündüm ki... "Bunlar korkuyu beklerken öyküsünden, bana göre Oğuz Atay'ın kendi düşünceleri, serzenişi. Oradaki isimsiz baş karakterin değil. Ayrıca kitaptaki birçok öyküsünde baş karakterlerin ismi yok, bunun sebebi onların aslında kendisi olması bence. Tamamen olmasa bile büyük ölçüde Oğuz Atay'ın ta kendisi o tutunamayan, yalnız, insanlara küskün ve öfkeli karakterler. Eğer hala aksini iddia ediyorsanız kendimce fark ettiğim bir iki detayı daha dikkatinize sunmak isterim; bir mektup öyküsünde baş karakter, " Tabii tanımadığınız için nereden bileceksiniz, münasebetsiz babam -sanki ikimiz de aynı yaştaymışız gibi beni zorla kendi terzisine götürdü, Sadece dikiş parasını verdi diye bana bol gelen bu aşağılık elbiseyi giymek zorunda kaldım." Diye yakınıyor. Kitabın ileriki bölümlerinde yer alan babama mektup öyküsünde de, (bu öykü'nün üzerinde birazdan daha detaylı duracağım) "üstüme uymayan kötü dikilmiş elbiseler giydirdin" diyor babasına. Yani bir mektup öyküsündeki babasına bu konuda sitem eden isimsiz baş karakter ile babama mektup öyküsündeki, bizzat Atay'ın etmiş olduğu sitem aynı. Bunun gibi daha birçok örnek sayılabilir, mesela korkuyu beklerken'deki karakterin yaşadığı şehirden uzak bir kasabadaki izole ev, Oğuz Atay'ın da babama mektup öyküsünde yapmak istediği şey olarak geçiyor. "işte ben de yalnızsam, Yalnızlığımı bilmek için çoğu zaman- sabit bakışlarla boşluğa baktığım zaman- bu herkesten uzak, kerpiç evi gittikçe daha ciddi bir biçimde düşünüyorum."
Atay'ın eserlerindeki baş karakterlerin aslında, kendisinin birer parçaları olduğu konusunda anlaştık sanıyorum? Şimdi geçelim beni en çok etkileyen iki öyküsüne; İlki, korkuyu beklerken öyküsü oldu. En uzun öykü buydu ama yine de bana çok kısaymış gibi geldi, aşırı etkileyiciydi. Bence o hikayeden, en az bir tutunamayanlar veya tehlikeli oyunlar kadar harika roman çıkardı. Karakterin piskolojik sorunları- ki bütün Atay karakterleri yarı delidir bana göre- ve muazzam pasajlarıyla okurken çok zevk aldığım bir hikaye oldu. İkincisi ise; babama mektup hikayesi. Benim için anlamı bambaşka çünkü Atay'ın baba problemini ben de yaşıyorum. Babamla hiç anlaşamadık şu ana kadar, hep ondan kurtulursam( üniversiteye gidip ya da meslek sahibi olduğum zaman) herşeyin yoluna gireceğini, çok daha iyi olacağını düşündüm. Benim potansiyelimi engelleyen o diyordum kendime. Size sadece Atay'ın babasına söylediği şu sözleri aktaracağım;" belki hatırlamazsın ama bugün sen öyle de tam 2 yıl oluyor. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar sen olmasaydın birçok şey yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım!" Bu satırlar beni fazlasıyla etkiledi. Yanlış düşündüğümü fark ettim, o an hissettiğim tüm duyguları anlatmaya kalksam inceleme fazlasıyla uzar. Zaten yeterince uzun oldu bu yüzden hem kendim hem de sizin iyiliğiniz için bunu yapmayacağım.( boğazım çok kurudu, hafiften başım da dönüyor.) İşte şuan Atay'ı taklit ediyorum, farkında olmadan! Ama söylediklerim gerçek😮‍💨
Vakit ayırıp incelemeyi sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Bence Oğuz Atay'ı henüz okumadıysanız başlamak için iyi bir zaman😊
Lütfen okuyun.
7.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
243.2K UP
Çeviren 2 gün önce 7 dk.

Evimizin etrafına baktığımızda hayatımızı kolaylaştıran sayısız harika icat görebiliriz; hatta şu an bu yazıyı muhtemelen onlardan biri üzerinde okuyorsunuz. Ancak her icat o kadar da iyi düşünülmüş ve faydalı değildir. Bazıları amacına uygun değildir, bazıları ise yünden yapılmış bir denizaltı kadar işlevseldir. Kimi icatlar iyi niyetle doğarken, kimileri de sadece biraz para kazanma umuduyla aslında var olmayan bir boşluğu doldurmak için yaratılmıştır.

Asıl mesleği terzilik olan Franz Reichelt, motorlu insanlı uçuşun ilk günlerinde pilotlar tarafından paraşüt olarak kullanılabilecek bir elbise tasarlamak için ilham almıştı. Cansız mankenler kullanarak yaptığı ilk testlerin ardından tasarımının işe yarayacağından o kadar emindi ki 1912 yılında Fransa'nın başkenti Paris'teki Eyfel Kulesi'nin alt katından atlayarak bunu test etmeye karar verdi.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Semihcan İşyar
İnceleyen 27 Mart 2025
Aslında insanlar görelilik teorilerinden sonra sürekli geçmişe ya da geleceğe yolculuk olur mu diye sormadan duramamış ışınlanma olur mu acaba diye düşünmüşler bu filmde bu düşüncelerin hat safada olduğu dönemlerde 1940 ile 2000 yılları arasında çekilen eğlenceli bir zamanda yolculuk filmi. Geçmişe yolculuk yapan bir gencin annesi ve babası ile arkadaş olmasını işlemiş.
9.3/10
(49 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Back to the Future
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Selin Vefa
1 gün önce
Sevgili adminler ve bilim severler sizinle bir sey paylasmak istiyorum ve adminler bu konuda bana donebilirlerse cok sevinirim. Barcelona'da yasiyorum ve egitim danismanligi yapiyorum. Cok guclu bir uluslararasi bilim kampina gonullu isbirligi yapiyorum. Bununla ilgili bilgi paylasmak ve Turkiye'deki dezavantajli ogrencilerin de haberi olmasi icin bana destek olmanizi istiyorum. 
2
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Kimya ve Biyokimya konusunda geliştirebilirsin.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bunu sadece Evrim Ağacı'nın eskileri bilir. 2010 yılında kurulan Evrim Ağacı'nın en önemli parçalarından biri, evrim ve ilgili konularda ürettiğimiz devasa Makale Arşivi'mizdi. Bu arşivimiz, her geçen gün daha da büyüyen şekilde yoluna devam ediyor. Nostalji yapmak isteyenlere önerilir!

Yaşam Ağacı Gözlemi
Beyza Ogmen
Beyza Ogmen
2,905 UP
Gözlemi Yapan 5 gün önce Germany, North Rhine-Westphalia
Ochtrup
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Yaşam Ağacı Türü
Furkan Eren
Furkan Eren
99.5K UP
Türü Ekleyen 18 Aralık 2021
Kulaklı yaprak biti (Ledra aurita), kulak benzeri bir çıkıntıya sahip bir böcek türüdür. Rengi solan ağaç kabuğu ve yapraklara oldukça benzediğinden dolayı doğada iyi bir biçimde kamufle olabilirler. Bu tür, oldukça yüksek ses çıkarabilmektedir. 13-18 mm vücut uzunluğuna sahiptir. Polifag bir türdür; yani birçok farklı besinle beslenebilirler. Geceleyin ışık kaynağına doğru uçmayı seven canlılardır. Bundan dolayı balkon kenarlarında, sokak lambası direklerinde ve insanların yaşam alanlarının çevresinde geceleyin görülebilirler. Mayıs-Eylül ayları arasında yetişkin oldukları gibi ergin bireyler Haziran ortasından Ekim başınlarına kadar görülebilirler. Üreme, Temmuz ile Ağustos aylarında gerçekleşir ve larvalar iki kez kışı geçirirler.
1
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Herkes dahidir. Ancak eğer bir balığın zekasını, ağaca tırmanma yeteneğine göre sınayacak olursanız hayatını aptal olduğunu düşünerek geçirir."
Anonim
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)