Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
🔭 Solucan delikleri, genel görelilik kuramı bağlamında teorik olarak ortaya çıkan, uzay-zamanda iki farklı noktayı birbirine bağlayan kısa yollar olarak düşünülür. Bu yapılar, kavramsal olarak “Einstein-Rosen köprüsü” adıyla anılır.

🧠 Genel görelilik denklemleri, belirli koşullar altında uzay-zamanda böyle bir bağlantının matematiksel olarak mümkün olabileceğini gösterir. Ancak bu, doğrudan fiziksel gerçeklikte böyle bir yapının var olduğu anlamına gelmez. Teorideki çözümler, bu tür köprülerin oluşabileceğini öne sürse de istikrarlı bir solucan deliğinin doğal olarak ortaya çıkabileceğine dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır.

📉 Teorik modellerde solucan deliklerinin sürekliliğini sağlamak için “egzotik madde” gibi negatif enerji yoğunluğuna sahip materyallerin gerektiği öne sürülür. Bu tür madde, bilinen standart madde türlerinden farklı özelliklere sahiptir ve şu an için doğrudan gözlemlenmemiştir.

🌀 Yani solucan delikleri, fiziksel teorilerde matematiksel çözümler olarak ortaya çıksa da evrende gerçekten var olup olmadıkları hâlâ belirsizdir. Onların varlığı sadece Einstein-Rosen denklemleriyle matematiksel olarak mümkün kılınmış bir fikir olarak kalabilir.

🌌 Bu yüzden solucan deliklerini saf bilim kuramı ile fiziki gerçeklik arasında bir köprü aracı olarak görmek daha doğru olabilir. Henüz deneysel veya gözlemsel bir kanıtla desteklenmiş değillerdir.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
2. Yazar: Ali Mert Turaçlar
Çeviren: Emre Mor

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 18 Temmuz 2022 40 dk.

Irk, belli bir toplum içindeki insanları, sahip oldukları fiziksel veya sosyal niteliklere göre kategorilere ayırmakta kullanılan bir kavramdır.[1] Ancak bugüne kadar birçok farklı ırk tanımı da yapılmıştır; bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:[2]

Irk tanımıyla ilişkili olarak görülen, hatta birçok durumda eş anlamlı olarak kullanılan etnik köken veya etnik grup kavramıysa şu şekillerde tanımlanmaktadır:

284
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mert Karagözoğlu
Çeviren 10 Haziran 2024 1 sa.

Randy Haas, Peru'da bulunan And Dağları'nda 9 bin yıl önce ölmüş ve av malzemeleriyle gömülmüş bir insanın iskeletine rastlar. İskelet, genç bir kadına aittir ve beraberinde bazı sorular getirir; insanlık tarihi boyunca gerçekten yalnızca erkekler mi avlanmıştır?[1]

Daniel Miller, Brezilya, Kamerun, Şili, Çin, İrlanda, İtalya, Japonya, Doğu Kudüs ve Uganda dahil olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde insanların akıllı telefonlarını nasıl kullandıklarını araştıran küresel bir araştırma ekibinin bir üyesidir. Araştırma, akıllı telefonların farklı kültürel bağlamlarda yerine getirdiği fonksiyonları aydınlatmayı hedeflemektedir. İrlanda'ya odaklanan Miller da akıllı telefonlarımızın bireysel bir avatara dönüştüğünü; telefonu kullanan kişinin sosyal kimliğinin ifade edilmesinde ve canlandırılmasında rol oynadığını öne sürer.[2]

45
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Hızır Ermiş
4 gün önce
Sevgililer günü
55 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Akın Karahasan
Seslendiren 9 Şubat 2022 5:30
Trafikte durmakta olan bir arabanın içindeyken, yanınızdaki aracın yavaşça ileri gitmesi sırasında, sanki kendinizin geriye doğru gittiğinizi hissettiğiniz...
41
Sezai Araplarlı
Sezai Araplarlı
20.1K UP
Üye 31 Temmuz 2019
Bazen beynimiz ile çelişiriz ya . Ya da beynimiz bizi kandırır gibi . Örnek verecek olursam mesela ekranda gördüğümüz herhangi bir korkutucu görüntüden korkarız , gerçek olmadığını bile bilmemize rağmen . Bilenler cahilliğimi maruz görsün,beynimizin düşüncelerimizi yarattığını varsayıyorum.O zaman beynimiz kendini mi kandırmış oluyor?
1 Cevap - 338 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Aralık 2015 17 dk.

Yer çekimi, Dünya üzerindeki cisimlerin yere, yani Dünya'ya doğru düşme eğilimine verilen isimdir. Kütle çekimi (veya kısaca "kütleçekim") ise, uzay içindeki iki cismin birbirine doğru hareket etmeye meyilli olmasını ifade etmekte kullandığımız bir doğa yasasıdır.

Yer çekimi, kütleçekim yasasının Dünya özelindeki ismidir. "Yer çekimi", "kütle çekimi" ve "kütleçekim" gibi terimler arasında fiziksel olarak hiçbir fark bulunmamaktadır; sadece kütleçekim yasası ilk olarak Dünya'da fark edildiği için, Türkçede bu şekilde bir isim almıştır. Fakat yer çekimi tabiri, "Yer" (yani "Dünya") ile sınırlı olduğu için, kısıtlayıcı olabilir ve bu nedenle daha ziyade kütleçekim sözcüğü kullanılmaktadır.

222
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Salih Öztürk
Salih Öztürk
100.7K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Kaynak: Apologia
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj
Teşekkürler, Babür Erdem!

Evrim Ağacı'na bugüne yaptığın tüm katkılar için çok teşekkürler! Evrim Ağacı'nda yayınladığın veya yayınlanmasına katkı sağladığın 29 içerik sayesinde Türkiye'de bilimsel bilgiye erişim bir o kadar kolay. Hep birlikte, daha da güzel işler başarmaya devam!

Devamını Göster
Teşekkürler, Babür Erdem!
Cem Keser
Cem Keser
3,605 UP
Yazar 3 Kasım 2019 14 dk.

İnsan “uygarlığının” yüzyıllardan beri dişiyle tırnağıyla uğraşıp vücuda getirdiği sosyal ve sayısal bilimler günümüzde birbirinden her daim çok uzak ve birleştirilemeyecek alanlar olarak görülmüş ve bireylere verilen eğitim bu iki temel alan üzerinden şekillenmiştir. Verilen bu eğitimin iyi yanları olmasıyla beraber olumsuz taraflarının da bulunduğunu düşünüyoruz. Olumsuz tarafından bakmak belki kulağa hoş gelmiyor fakat büyük resmi görmek açısından bazen yararlı da olabiliyor. 

Sayısal-sözel ayrımına dayalı eğitimin özellikle Türkiye gibi ülkelerdeki öğrenci profiline yansıması "soyut matematiği ya da fiziği" somutlaştıramayan ya da öğrenince neye yarayacağı anlaşılamayan "edebiyat"’ derslerini geçmeye odaklı bir temele oturuyor. Olumsuz taraf dediğimiz durum ise işte tam burada başlıyor: Birey eğitim alırken bu iki alanın birbirine olan güçlü etkilerinden bihaber olduğu için büyük resmi kaçırıyor ve kendini tam geliştiremiyor.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Samet Buluş
4 gün önce
Carl Sagan evrenin ve yaşamın sırları
29 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
188.6K UP
Türü Ekleyen 6 gün önce
Diprotodontia, keseli memeliler (Marsupialia) içerisinde morfolojik, fizyolojik ve biyomekanik açıdan en ileri düzeyde uzmanlaşmış taksonlardan biridir. Bu takım, özellikle Avustralya kıtasında evrimleşmiş olup kıtanın karakteristik megafaunasını oluşturan kangurular, wallabiler, koalalar ve vombatlar gibi grupları kapsar. Diprotodontia, yalnızca tür çeşitliliğiyle değil, adaptif evrim süreçlerinin çok katmanlı yapısını yansıtan anatomik bütünlüğüyle de dikkat çeker.

Takımın adı olan “iki dişliler”, alt çenede yer alan iki büyük, öne doğru uzanan kesici dişe (diprotodont yapı) dayanır. Bu dişler basit bir beslenme adaptasyonu değil, grubun otçul ekolojik nişine geçişinin morfolojik imzasıdır. Bu yapı sayesinde bitkisel dokuların koparılması, sert lifli materyalin parçalanması ve yeraltı köklerinin açığa çıkarılması mümkün hâle gelir. Üst çenede ise bu kesici yapıyı dengeleyen diş dizilimi, çiğneme kuvvetinin homojen dağılmasını sağlar.

Diprotodontia’nın en çarpıcı evrimsel özelliği, arka ekstremite kas-iskelet sisteminin ileri düzey biyomekanik optimizasyonudur. Arka bacak kasları yalnızca hacimsel olarak büyük değil, aynı zamanda yüksek elastik lif oranına sahiptir. Bu durum, tendonlar aracılığıyla enerji depolayan bir sistem oluşturur. Sıçrama sırasında kaslar yalnızca kuvvet üretmez; aynı zamanda elastik enerji depolar ve bu enerjiyi bir sonraki sıçramada geri kazanır. Bu mekanizma, özellikle kangurularda görülen uzun mesafeli, düşük metabolik maliyetli zıplama hareketinin temelini oluşturur.

İskelet sistemi bu biyomekaniğe yapısal olarak uyumludur:

Uzamış metatarsal kemikler enerji iletimini optimize eder

Güçlendirilmiş diz ve kalça eklemleri yük taşıma kapasitesini artırır

Rijit ayak bileği yapısı dengeyi ve itiş gücünü stabilize eder

Bu yapı sayesinde hareket yalnızca güçlü değil, aynı zamanda enerji verimli hâle gelir.

Fizyolojik düzeyde Diprotodontia üyeleri, lifli bitkisel besinlere uyumlu sindirim sistemleri geliştirmiştir. Genişlemiş çekum ve fermentasyon bölgeleri, simbiyotik mikroorganizmalar aracılığıyla selüloz sindirimini mümkün kılar. Metabolik sistem, düşük kalorili besinlerden maksimum enerji elde edecek şekilde düzenlenmiştir. Bu özellik, kurak ve besin açısından fakir Avustralya ekosistemlerinde hayatta kalma avantajı sağlar.

Ekolojik açıdan Diprotodontia türleri, yalnızca tüketici değil, habitat şekillendirici organizmalardır. Otlatma davranışları, bitki örtüsü yapısını, toprak havalanmasını ve ekosistem dengesini doğrudan etkiler. Bu nedenle bu takım, sadece zoolojik değil, ekosistem mühendisliği açısından da işlevsel bir role sahiptir.

Diprotodontia, bu yönleriyle basit bir takson değil;
evrimsel biyomekanik, adaptif morfoloji, enerji ekonomisi ve ekolojik işlevselliğin birleştiği bütüncül bir evrimsel sistem olarak değerlendirilir.
3
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Elif Ümrl
Üye 6 gün önce
Çoğu rüyam belirli aralıklarla dizi gibi görüyorum. Mesela bir rüya görüyorum 2 ay sonra tekrar aynı rüyanın devamını görüyorum ve bu aradaki süre zarfında başka rüyalar görmeye devam ediyorum tabi ama bazılarının devamı olmuyor öylece bitiyor ama sorum bu değil dediğim gibi dizi gibi olan rüyaları neden görüyoruz yada sadece bende mi oluyor
1 Cevap - 336 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
178.3K UP
Uyarlayan 1 gün önce 9 dk.

Yapılandırmacı matematik, klasik matematikten "vardır" ifadesinin "inşa edebiliriz" şeklinde yorumlanmasıyla ayrılır. Yapılandırıcı yaklaşımda, yalnızca varoluşsal niceleyiciyi değil; tüm mantıksal bağlaçları ve niceleyicileri bu mantıksal ifadeleri içeren bir önermenin kanıtını nasıl inşa edeceğimize dair talimatlar olarak yeniden yorumlamamız gerekir. Klasik matematikte önermeleri doğrulamak için onun değilini varsayarak ve ardından bu varsayımdan bir çelişki türeterek matematiksel ispat yapmak mümkündür. Ancak yapılandırmacı matematikte niceleyicileri doğrulamaya dayalı bir yol izlenmektedir.

Üçüncü Halin İmkansızlığı olarak da belirtilen Dışlanmış Orta İlkesi bize, bir pp önermesiyle ilgili yalnızca iki olasılık olduğunu söyler; ya pp doğrudur ya da pp'nin olumsuzlaması (değili) doğrudur. Matematiksel gösterimi sonraki anlatımlarda da anlaşılır olması için şu şekildedir:

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Ertuğrul Genç
Ertuğrul Genç
475.2K UP
Blog Yazarı 4 dk.

Artemis görevleriyle NASA, ay yüzeyini her zamankinden daha fazla keşfetmek için yenilikçi teknolojileri kullanarak Ay'a ilk kadını ve ilk siyahi insanı indirecek. Sadece Ay'a geri dönmek için değil oraya yerleşmek için de gidiliyor. Orion kapsülünü Ay'ın yaklaşık 65 bin kilometre ardına gönderecek olan Artemis 1 görevi, NASA'nın daha büyük Artemis programının ilk aşaması. Artemis 1'i sırasıyla 2025/2026 yıllarında Artemis 2 ve Artemis 3 görevleri takip edecek. Artemis 2, Artemis 1'in rotasını takip edecek ancak bunu rokette dört kişilik bir mürettebatla yapacak. Ve Artemis 3, Ay'a ayak basacak olan ilk kadını gönderecek. Nelson, Artemis 1 gecikmelerinin programın geri kalanını etkilemeyeceğini söyledi. Her Artemis görevi, en azından erken dönemde, yaklaşık 4 milyar dolara mal olacak. Bu görev, insanlığı Mars'a yapılacak uzun yolculuğa hazırlayacak ve sürdürülebilir bir ay ekonomisi kurmamıza yardımcı olacak. NASA, görevi gerçekleştirmek için uluslararası ve ticari ortaklarla çalışıyor.

Artemis 1 mürettebatsız görev olup, 50 yıl sonra Ay'a yapılacak ilk insanlı seferler için kritik teknolojiyi test edecek(birkaç kez ertelendi). Artemis 1 görevi NASA'nın Ay'a dönüşünü işaret eden bir dizi planlı görevin ilki. Bu görev Apollo'nun sona ermesinden bu yana uzaya insan göndermeye yönelik ilk çabadır.

16
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)