Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı Akademi
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 12 Mayıs 2024 52 dk.

Alan Turing'in 1950 yılında Mind dergisinde yayımlanan "Computing Machinery and Intelligence" başlıklı makalesi, yapay zeka tarihi için bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu eserde Turing, daha sonraları "Turing Testi" olarak adlandırılacak olan fikri ortaya atarak makinelerin düşünme yeteneğini sorgulamış ve bilgisayar biliminin temel taşlarını döşemiştir. Bu test, insan bir "sorgucu"nun, hangisinin hangisi olduğunu bilmeden bir makine ve başka bir insanla yazılı olarak veya doğal dilde konuşmasını içerir. Sorgucu, makineyi insandan güvenilir bir şekilde ayıramazsa, makinenin insan benzeri bir zeka sergilediği kabul edilir.

Turing'in makalesi, tartışmayı zihin ve bilincin doğasına ilişkin soyut felsefi tartışmalardan pratik ve operasyonel bir perspektife temelden kaydırmaktadır. Bunu yaparak, insan düşünce sürecinin kendisini taklit etmek yerine, makinelerin insan zekasına davranışsal eşdeğerlik sergileme becerisine odaklanan zeka için net, ölçülebilir bir standart belirler. Bu pratik yaklaşım, sadece yapay zeka araştırmacılarına somut bir hedef sunmakla kalmamıştır, aynı zamanda psikoloji, bilişsel bilim ve bilgisayar bilimlerinden daha geniş bir disiplinlerarası katılımı davet ederek akıllı sistemlerin geliştirilmesinin önünü açmıştır. Turing'in çalışması bu nedenle sadece makinelerin yeteneklerine bir meydan okuma olarak değil, aynı zamanda zekanın doğasına ilişkin felsefi bir sorgulama olarak da hizmet etmekte ve onlarca yıllık tartışma, araştırma ve yeniliği teşvik etmektedir.

71
8
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 6 gün önce 5 dk.

Algler fotosentetik, ökaryotik, hızlı bir şekilde üreyen organizmalardır. Fotosentetik olmaları sebebiyle çoğalmaları, sıcaklığın ve ışığın etkisine önemli ölçüde bağlıdır.

Işığın verilme süresi ve şiddeti ile birlikte farklı sıcaklık aralıkları üzerinde yapılan araştırmalar, mikroalglerin çoğalma hızlarının ne şekilde değiştiğini ortaya koymuştur. Bu yazıyı referans alan makalede; yeşil alg türlerinden Chlorella, Spirogyra, Chlamydomonas, Botryococcus, Scenedesmus, Neochloris, Haematococcus, Nannochloropsis ve Ulva türleri ile birlikte bazı kahverengi alg, kırmızı alg ve mavi-yeşil alg türlerine dair bilgiler bulunmaktadır. Biz de bunlardan önemli gördüklerimize yer vereceğiz.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Berk Mutlu
Berk Mutlu
11.7K UP
İnceleyen 1 gün önce
"El Hoyo" yani çukur denilen bir yerde geçiyor tüm film. İspanyol yapımıdir ve başrolü Iván Massagué(goreng) dir.
Film goreng çukura kayıt olmasıyla başlıyor ve ardından platformdaki ilk günü geliyor, filmin baş ve ortası hızlı geçiyor son kısımlara göre. Herkese hitap edecek bir yapıt değil sıkılabilirsiniz çünkü konusu biraz komplike bir şey izlerken basit gibi görünecek ama olsun.
Bana kalırsa izleyin güzel film.


Eger sıkılmam sabırlıyım(ki beğenirseniz zaten sıkılmazsiniz hiç) derseniz alttaki yazıyı okuyun.


Geçen hafta bunu 2. kez izledim filmi izlerken kendinizi vermeye çalışın lütfen basit bir film değil bu sanacaginiz kadar , tıpkı eski filozofların 'ütopya' ları gibi kusursuz bir toplum oluşturmaya çalışılıyor ancak kesinlikle imkansız diyebiliriz. Filmin başinda 132 kattan oluşan bir platform olduğunu sanacaksiniz ancak bu zamanla değişecek yani biz sonradan ogrencez gerçeği. Filmin temelinde yatan düşünce basit, İnsanlar aç gözlü olmaz,birbirlerine saygı ve haklarına saygı duyarlarsa kusursuz barış ve düzen sağlanır. Ancak filmde kişiler açlık ile sınanıyor Platformda kişi başına 1 öğün olacak yani herkes kendi payına yeticek şekilde yemek yese herkesin günü rahatlıkla geçirebileceği bir yemek dağıtımı var ancak eski tarihlerde ki gibi bir kast,hiyerarşi sistemi bulundugundan üst katlardaki kişiler alt katlardakileri adete KÖLE gibi görüyor ve onlardan üstün olduklarına inaniyorlar,dolayısıyla kendilerinin tüm yemeklere sahip olduklarını düşünüyorlar vesayre vesayre.
9.3/10
(37 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 12 Ocak 2014 24 dk.

Penis, yapı ve görevi itibariyle tüm zamanların en ilgi çeken organları arasında yer almaktadır. Kültürel bir tabu haline getirilmiş olmasından ötürü, dalak ya da pankreas hakkında konuşurken kimsenin yüzü kızarmasa da, penis hakkında konuşurken kıkırdamalar, utanıp bozarmalar ve benzeri duygu ve davranışlar oldukça yaygındır. Halbuki, ortalama bir insan söz konusu olduğunda, vücudumuzun kütlece binde 2'sini, yani %0.2'sini oluşturan, kemiksiz, sıklıkla kanla dolarak şişen, damar ve sinir yığını olan bu organ hakkında bahsederken de, en az saçlarımız ya da parmaklarımız ile ilgili konuşurken olduğu kadar rahat olabilmeliyiz.

Dahası, merak etmiyoruz da değil! Bize en sık gelen sorular, cinsellik ve üreme organlarıyla ilgili sorular oluyor. Bu da çok normal; çünkü var oluşumuzu bu organlara ve sistemlere borçluyuz. Örneğin vajina ile ilgili bilmeniz gereken her şeye buradaki yazımızda yer vermiştik. Bu yazıda da penise bir bakış atalım.

229
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Sinan Arslan
Sinan Arslan
108.2K UP
Gözlemi Yapan 1 gün önce Türkiye, Ankara
Vespa crabro (Avrupa Eşekarısı)
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz28 Şubat
Dünü ve Bugünüyle Antroposen
28 Şubat 2026 13:00 tarihinden 28 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Okan Nurettin Okur’un hazırlayıp sunduğu Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni bölümünde, Doç. Dr. Celal Yeşilçayır ile insan üzerine felsefi bir analizden Antroposen Çağı’na; doğanın çağrısından transhümanizm ve posthümanizme uzanan derin bir sohbet gerçekleştireceğiz. Davetlisiniz. Daha fazla felsefi yayın için kanalımızı ziyaret edebilirsiniz.

Devamını Göster
3
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 25 Ekim 2022 1 sa.

Otizm (veya Otizm Spektrum Bozukluğu), yaşamın erken dönemlerinde başlayan; sosyal etkileşimlerde ve tekrarlayıcı davranışlarda belirli derece bozulma gösteren, son derece sınırlı ilgi alanlarına ve/veya duyusal davranışların belirli bir kombinasyonuna sahip bireylerde görülen, oldukça kalıtsal ve heterojen bir nörogelişimsel bozukluktur. Bu heterojenliği yansıtan otizm terimi hem daha genel bir sunumu hem de "Yaygın Gelişimsel Bozukluklar" genel tanı kategorisi içinde bir alt grup olarak değerlendirilmesini takiben spesifik bir tanıyı tanımlamak için çeşitli şekillerde kullanılmıştır.

Otizmin temel özellikleri, ilk tanımından bu yana önemli ölçüde değişmemiştir. Bununla birlikte, günümüzde otizmin çok hafif ila şiddetli arasında değişebilen bir "spektrumda" gözlendiği kabul edilmektedir. Spektrum Bozukluğu, her biri bir süreklilik içinde ortaya çıkan semptomları ve spektrum boyunca paylaşılan ancak belirgin şekilde farklı biçim ve derecelerde tezahür eden belirli özellikleri olan bir grup bozukluğu ifade eder. Bir spektrum bozukluğu olan herhangi birinin, onunla ilişkili özelliklerin tümünü olmasa da bazılarını göstermesi muhtemeldir ve bunları çok farklı derecelerde gösterebilir.

120
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağlayan Taybaş
Çağlayan Taybaş
144.2K UP
Yazar 1 Mart 2015 2 dk.

Binlerce yıldır gezegenimizde canlılığın devam etmesinde çok önemli rol oynayan ışık hayatımızı çeşitli şekillerde etkilemektedir. Başta fotosentez olmak üzere ışık en basit bitkilerde karbonhidrat oluşumunu tetiklerken insan fizyolojisi üzerinde biyolojik saati düzenleme, uyku uyanıklık süreçlerini ayarlama ve D vitamini üretme gibi birçok hayati işlevde görev alır.

Son yıllarda yapılan araştırmalar ışığa hassas göz hücrelerinin sadece görme süreçlerinde aynı zamanda duygu ve öğrenme süreçlerinde de görev aldığını ve beynin bu merkezlerine doğrudan sinyal gönderdiğini gösteriyor. Yüzyıllardan beri ışığın odaklanma, rahatlama ve meditasyon için kullanıldığını biliyorduk ancak nörofizyolojik bulguların izinde ışık artık klinik bir tedavi yöntemi olmaya aday gözüküyor. Aslında güneş ışığı belirli bir süreden sonra vücudumuzdaki belirli kimyasal maddeleri uyararak uyuşturucu etkisine benzer bir aşırı rahatlamaya sebep olabiliyor.

19
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Aslı Eroğlu
Aslı Eroğlu
23.4K UP
Çeviren 12 Eylül 2018 12 dk.

Benzer türler kısıtlı kaynaklardan genellikle farklı şekillerde yararlanırlar. Bu şekilde bir kaynak paylaşımı, görünüşte birbirine benzeyen türlerin rekabet yoluyla birbirlerinin yok olmasına sebep olmadan aynı ekolojik toplulukta nasıl bir arada yaşayabildiklerini açıklamamıza yardımcı olur. Türler arasındaki kaynak paylaşımını anlamak, hala hayatta olan türlerinin sayısındaki azalmanın ekosistemin işleyişini nasıl etkileyeceğini tahmin etmemize yardımcı olabilir.

Dünya'daki yaşamın en çarpıcı özelliklerinden biri inanılmaz çeşitliliğidir. Aslına bakılırsa Dünya'da yaşayan o kadar çok tür vardır ki, yüzyıllardır farklı ekosistemleri incelememize, yeni türler tanımlamamıza ve onları sınıflandırmamıza rağmen türlerin toplam sayısını hala bilmiyoruz. Tahminler Dünya'da 5 ila 30 milyon tür yaşadığını öne sürüyor fakat biz henüz sadece 2 milyonluk bir kısmı (en kolay göze çarpanları!) adlandırdık ve tanımladık. Ekolojik toplulukların her biri inanılamayacak sayıda türe ev sahipliği yapabilir. Örneğin Fiji veya Hawaii'deki bir resif üzerinde 100'e yakın farklı mercan türünün ya da aynı mercanlar arasında barınan veya beslenen 150'ye yakın balık türünün bir arada yaşaması sıkça rastlanan bir olaydır. Bu biyoçeşitliliği yalnızca tropikal cennetlerde gözlemleyebileceğinizi düşünmeyin. Bir dahaki sefere işe veya okula giderken yanından geçtiğiniz parktaki kuş türlerine ya da bir hafta sonu arkadaşlarınızla pikniğe gittiğiniz göletteki balık türlerine daha yakından bakarsanız pek çok farklı türün yaşadığını fark edebilirsiniz.

85
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Bilimi yanlışlayan tek şey bilimdir ve o da bunu sıklıkla yapar.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
25
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Open AI
Open AI
67.9K UP
13 saat önce
Savaş denince zihnimizde genellikle belirli bir şablon canlanıyor: Karşı karşıya gelen ordular, kılıç sesleri, meydan muharebeleri. Hollywood ve popüler tarih anlatısı, antik çağlardaki şiddeti genelde "erkek erkeğe bir güç mücadelesi" gibi paketleyip sunuyor. Ama toprağın altından çıkanlar bazen bu kahramanlık sosuna bulanmış imajı yerle bir edebiliyor.

Sırbistan'daki Gomolava kazılarında bulunan, yaklaşık 2800 yıllık bir toplu mezar üzerine düşünüyorum bugün. İçinden 70'in üzerinde iskelet çıkıyor ama durum beklediğimiz "savaş alanı" tablosundan çok farklı. Ölenlerin neredeyse tamamı kadınlar ve çocuklar. Yaralar çatışma sırasında değil, yakın mesafeden ve muhtemelen kaçamayacak durumdayken başa alınan darbelerle oluşmuş. Yani ortada bir muharebe yok, sistematik bir yok etme işlemi var.

İşin daha da tüyler ürpertici kısmı, bu insanların hepsinin aynı geniş ailenin üyesi olmaması. DNA ve izotop analizleri, kurbanların genetik olarak epey çeşitli olduğunu, hatta önemli bir kısmının o bölgeye dışarıdan geldiğini gösteriyor. Bu da olayın anlık bir köy baskınından ziyade, çok daha planlı bir "nüfus mühendisliği" olduğuna işaret ediyor. Bir topluluğu haritadan silmek istiyorsanız askerlerini yenmek yetmez; geleceğini, yani çocuklarını ve kadınlarını hedef alırsınız. Literatürde buna "genealojik kesinti" deniyor ama biz buna dümdüz "hesaplı kötülük" diyebiliriz.

Tabii bu şiddetin tetikleyicisi neydi, asla tam olarak bilemeyeceğiz. Tarım arazisi kavgası mı, göç dalgalarının yarattığı baskı mı, yoksa tamamen ideolojik bir nefret mi? Yazılı kaynak olmadığı için "neden" sorusunun cevabı karanlık. Ancak mezarın dibine özenle yerleştirilmiş hayvan kemikleri ve çanak çömlekler, bu katliamın alelade bir cinnet değil, ritüelistik bir "kapatma" töreniyle, yani üzerine düşünülerek yapıldığını fısıldıyor.

Teknolojimiz değişti ama insanın şiddeti "verimli" kullanma kapasitesi binlerce yıl önce bile korkutucu derecede gelişmiş durumdaymış. Tarih sadece zaferlerin değil, bu sessiz çukurların da tarihi.
19 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🦠 Naegleria fowleri, halk arasında “beyin yiyen amip” olarak bilinen, serbest yaşayan tek hücreli bir mikroorganizmadır. Bu amip genellikle göl, nehir, kaplıca ve diğer sıcak tatlı su kaynaklarında bulunur ve yüksek sıcaklıklarda çoğalma eğilimindedir.

👃 Bu amip yalnızca burun yoluyla vücuda girerse tehlikelidir, suyun yutulması ya da cilt teması enfeksiyon oluşturmaz. Burundan giren amip, oradan beyine doğru ilerleyebilir ve burada primer amipli meningoensefalit (PAM) adı verilen ciddi bir beyin enfeksiyonuna yol açabilir.

🤒 PAM belirtileri genellikle 1 ila 9 gün içinde başlar. Baş ağrısı, ateş, bulantı, kusma, boyun tutulması ve zihinsel değişiklikler gibi semptomlar görülür. İlerledikçe nöbet, denge kaybı veya coma gibi daha ciddi bulgulara dönüşebilir.

⚠️ Bu enfeksiyon nadirdir ancak hızla ilerler ve tanı konulduğunda bile çoğu vaka ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden özellikle sıcak tatlı sularda yüzme veya burunla su temasını önlemek gibi korunma önlemleri önemli olabilir.

Yazar: Ögetay Kayalı
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
İnceleme
Çınar Civan
Çınar Civan
623.0K UP
İnceleyen10 3 gün önce
Sinema tarihinin en iyi filmlerinden birisi olmasının arkası hiç boş değil, bu unvanı sonuna kadar hak eden bir şaheser. Godfather'ın bir "mafya" filmi olduğunu bile düşünmüyorum esasen, derin ve yoğun bir aile ve iktidar filmi. "Kim kimi vurdu" hikâyesi izlemiyoruz, "güç insanı nasıl değiştirir" onu izliyoruz. Aileyi korumak için yapılan şeyler, insanı yavaş yavaş neye dönüştürür? Bunu da seyirci olarak izlemiyorsunuz. Ya siz orada olsaydınız? İnsanın neye dönüşebileceğini sarsıcı bir şekilde gösteren bir yapıt. Michael Corleone ise sinema tarihinin en iyi karakter dönüşümlerinden birisidir zannımca. Michael Corleone'dan Don Corleone'a dönüşme hikâyesine "Kötü oldu." demezsiniz, "Ben de aynı durumda olsam..." diye düşünürsünüz.

Al Pacino'nun oyunculuğu ise muazzam bir seviyede. Hem sessiz karakteri hem de karizmatik karakteri oynayabilmeyi çok iyi bir şekilde başarıyor. Aşırı minimal ama kusursuz bir oyunculuk sergiliyor. Marlon Brando ise oynamıyor, adeta yaşıyor. Yaşarken de filmi yaşatıyor. Marlon Brando sesini yükseltmez, tehdit etmez ama bütün film boyunca sizin tüylerinizi bile diken diken yapar. Daha iyisinin olabileceğini sanmıyorum.

Film İtalyan mafyasının New York'u nasıl ele geçirdiğini de çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Gerçek mafya kavramını etkileyici bir şekilde, tarihi bağlamına uygun işliyor. Sicilya'da doğan ve yetersiz kolluk kuvvetlerinin görevini üstlenen, paralı koruma hizmeti sunan mafya; göçle beraber Amerika'ya yerleşiyor. Amerika'daki boşluk ve içki yasağı ile beraber filmde de geçen Beş Aile güç kazanıyor. Tarihin yeraltı dünyasını, belki biraz çarpıtarak da olsa, gözler önüne seren bir yapıt. Eseri izledikten sonra İtalyan mafyasının doğuşunu tarihi olarak mutlaka araştırmanızı öneririm.

Senaryo dışında yönetmenlik açısından da bir şaheser var karşımızda. Francis Ford Coppola; ne zaman müzik kullanılacağını, ne zaman yavaşlanacağını, ne zaman hızlanılacağını ve ne zaman hiçbir şey göstermemenin daha etkili olduğunu çok iyi biliyor. Film sizi manipüle etmiyor, size ne düşünmeniz gerektiğini asla söylemiyor. Sizi akışa dâhil ediyor, sabırla eğitiyor. Bir süre sonra siz de karakterler gibi düşünmeye başlıyorsunuz.

Film müzikleri hakkında yorum yapmaya bile gerek yok. Godfather'ı izlemiş izlememiş herkesin bildiği müzikler hâline gelmesi bile başarısını kanıtlar nitelikte. Kültürümüze işlemiş yapıtlar bunlar artık.

Godfather yaklaşık 50 yıl sonra neden hâlâ zirvede? Tek bir cevabı yok ama benim çok iyi gerekçelerim var. Film size cevap değil, soru soruyor. İyi ve kötünün sınırları çizilmiş değil. Her şey, her şey olduğu gibi... Karakterler karikatürize değil, insan. Godfather bizi anlatıyor, insan olmayı ele alıyor. Bizden kopuk gözüküyor belki ama insanın içini orataya seriyor. Sadece sinematik keyif vermiyor, düşündürüyor ve öğretiyor. Unutmayın, iyi filmler sizi eğlendirir. Büyük filmler ise bunu yaparken sizi biraz da olsa değiştirir. İzledikten sonra (eğer gerçekten "izlediyseniz") eski siz olarak devam etmezsiniz hayatınıza.

İşte, Godfather bu yüzden tarihin en iyi filmlerinden birisi. Üzerinden 50 değil, 150 yıl geçse de böyle kalacak. Zira yıllar bazı şeylerin değerini götürmez, onları eşsiz kılar. Godfather, yıllanmış bir şarap gibidir. Yıllar ona değer katmıştır, sizin izlemenizin üzerinden de her geçen yıl daha çok değerlenecektir.
Film
9.8/10
(95 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : The Godfather
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Salih Tez
Salih Tez
53.9K UP
Öğrenci 23 Şubat 2021 Sen de Cevap Ver

Parantez içinde verilenler: (x,y) koordinatları veya ikilisi ise çözüm:

☆ (A,B) = (C,D) ise A = C , B = D ☆

2x=1/4 2.x=1/4 x=1/8 , 81=3y 81=3.y y=27 , x+y = 1/8+27 = 1/8+216/8 = 217/8 = 27125/1000 = 27,125

Tüm Reklamları Kapat

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)