Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Selçuk Kandemir
Seslendiren 25 Eylül 2023 20:58
Klasik koşullanma (veya tepkisel koşullanma), bilinçsiz veya otomatik olarak gerçekleşen bir öğrenme türüdür. Klasik koşullanma, doğal uyarıcılara verilen...
75
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 15 Mayıs 2021 22 dk.

Adaptasyon, Doğal Seçilim yoluyla evrimleşen özelliklerin tamamına verilen isimdir. Dolayısıyla adaptif bir özellik, canlının bulunduğu ortamda hayatta kalma başarısını (uyum başarısını) artırır. Bu özellikler, popülasyon içinde çeşitlilik mekanizmalarıyla rastgele ve sürekli yaratılırlar, ancak yalnızca uygun çevre şartları oluştuğunda seçilirler. Bu özelliklerin evrimleşmesi sonucu, canlının ortamına "adapte olduğunu" söyleriz.

Daha önceden de izah ettiğimiz gibi, adaptasyon olgusu, evrimi harici bir bağlamda anlamsızdır; yani adaptasyonların evrimsel değişim olmadığını iddia etmek, tanım gereği oksimorondur: Adaptasyon, Doğal Seçilim yoluyla evrimleşen özelliklere verilen isimdir. Bir şey adaptasyon olup da evrimleşmemiş olamaz. Ancak evrimleşmiş her özellik adaptasyon değildir: Örneğin Cinsel Seçilim yoluyla evrimleşen özellikler her zaman "adaptasyon" kapsamında görülmez (bu, tartışmalı bir yaklaşım olsa da). Daha yaygın kabul edilen şekilde, Genetik Sürüklenme nedeniyle evrimleşen özellikler adaptasyon değildir.

238
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 8 Aralık 2022 26 dk.

Ad hominem argümanları, doğrudan bir argüman yerine, argümanın kaynağı olan birey veya gruplara yönelik kişisel ve dolaylı bir saldırı yapıldığında meydana gelir. Basit bir alaycı isim takmaktan, daha karmaşık retorik tekniklerine kadar uzanan birçok türü vardır. Bu çerçevede bir ad hominem argümanı örneği, bir kimsenin dikkat çektiği bir noktayı düzgünce ele alıp cevap vermek yerine bu kimseye küfretmeyi veya içinde bulunulan siyasi/ekonomik duruma yönelik bir eleştiri getirildiğinde bu eleştirilerin hangi lobinin etkisiyle ortaya çıktığını sormayı içerir.

Ad hominem argümanlar, çeşitli alanlarda yürütülen resmi ve gayri resmi tartışmalarda yaygın şekilde kullanılmaktadır ve bu nedenle anlaşılması son derece önemlidir. Makalemizde ad hominem argümanları ve türleri hakkında daha fazla bilgi edinecek, bu argümanlara düzgün bir şekilde cevap vermek için neler yapabileceğinizi göreceksiniz.

248
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 1 saat önce 3 dk.

Özellikle bitkili akvaryumlarla uğraşanlar için ışık konusu son derece hassastır. Işığın fazla olması, en temel problemlerden biri olan yosun çoğalmasına neden olarak bitkilerin ölümüne sebebiyet verebilir, keyifle başlayan bir hobiyi çileye dönüştürebilir. Fakat sorun şu ki her bitkinin ışık ihtiyacı farklıdır. Bunu akvaryum içinde bazılarını gölgelere koyarak çözebilseniz de çoğunlukla gözden kaçan bir problem vardır: Işık şiddetinin mesafeyle azalması.

Bu dünyanın Ferrarisi olarak bildiğimiz ADA markasının Solar RGB modelinin tavandan asıldığı ve akvaryum yüzeyinden de oldukça yüksekte bırakıldığı dikkatinizi çekmiştir. Başka markaların suyun yüzeyinden 10-15 cm yüksekte olan modellerini de görmek elbette mümkün. Hatta iyi kabul edilen modellerin çoğu, daima bir tavan askısını tasarıma dahil eder. ADA gibi markaların bu şekilde hareket etmesinin özel bir nedeni var ve burada anlatacağımız olay, kalitenin ne demek olduğunu, detay bilgilerin nasıl fark yarattığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Barış Özgüner
Var Olma üzerine Makale ve çeviriler/Fizik Öğretmeni Veteriner Hekim 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Bir önceki cevapta olduğu gibi Sayın Kuzey Saykı'nın cevabına katılıp anlaşılması içi ufak bir ekleme yapmak istiyorum. Şöyle ki aslen büyük patlamanın meydana gelmesi belli bir yerde oluşmadı. Bunun nedeni ise zaman ve mekanı oluşturan şey büyük patlamadır. Yani bir şeyin bir yerde oluşması ve genişlemeye başladıktan sonra da simetrik olarak bu oluşuma devam etmesi için oluşmadan önceki yerde mekanın bulunması şarttır. Asıl sorumuzun cevabı da burada saklı. Eğer ki mekanı oluşturan şey patlama ve bunun genişlemeye devam etmesi (mekan ve zamanın da genişlemesi ) ise bu oluşumu hem belli bir noktada oluştu diyemeyiz hem de oluşmaya başlıyor diyemeyiz bu da başka bir bakış açısı ile simetriyi de bozar. Burada soruyu mekana odaklanarak cevapladım. Tabiki aynısı zaman için de geçerli. Sonuç da zaman ve mekan olarak düşünmemiz daha doğru. Bu cevap evren oluşmadan önce ne vardı sorusuna da dolaylı yoldan bir cevap oluyor. Zamanı oluşturan şey evren olduğu için öncesi ve evrenden sonrası gibi bir şey söz konusu değildir.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Kadir Çiçek
Kadir Çiçek
103.5K UP
Alıntıyı Ekleyen 15 saat önce
Bilimde en büyük zevk, bir şeyin nasıl çalıştığını gerçekten anlamaya başladığın andır.
Kaynak: Feynman’ın konuşmalarından ve The Pleasure of Finding Things Out kitabındaki düşüncelerinin özetidir. (The Pleasure of Finding Things Out – Richard Feynman)
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 2 Ağustos 2016 18 dk.

Dünya’nın yörüngesindeki değişiklikler, binyıllardır iklim değişimlerinin zamanını belirlemede etkili olmuşlardır. Paleoiklim, uzak geçmişteki bu iklim değişikliklerin araştırılması ve modellenmesini konu alan bir bilim dalıdır ve günümüzde paleoiklimbilimciler bu değişimlerin uzak atalarımızın yaşam alanlarını değiştirip değiştirmediklerini ve değiştirdilerse nasıl değiştirdiklerini araştırmaktadırlar. 

İnsan türünün evrimindeki kritik dönüm noktaları ve davranışsal gelişimlerin, çevresel etkenler tarafından şekillendirildiği düşüncesi Darwin’den bu yana varlığını sürdüren bir fikirdir. Her ne kadar bir yüzyıl boyunca çeşitli hipotez ve modeller öne sürülmüş, geliştirilmiş ve/veya geride bırakılmış olsalar da, evrimdeki temel itici gücün fiziksel ve cansız çevredeki değişiklikler olduğu görüşünü savunan “Çevresel Determinizm” düşüncesi ve bu düşüncenin insansıların evrimi üzerindeki olası etkileri günümüzde hala daha canlılığını sürdüren bir konu. Her ne kadar işin sonunda evrimsel değişimlerin ardındaki temel kuvvetlerden birisi belirli canlı nüfusları üzerine etki eden yerel ölçekteki çevresel süreçler olsa da, bu gibi değişimler genellikle kendilerinden çok daha büyük olan bölgesel ya da küresel ölçekteki iklimsel yönelimlerin dahilinde gerçekleşirler. (Ç.N: Yazı boyunca kullanılacak boyut kavramları küresel>bölgesel>yerel şeklinde olacaktır.)

77
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eyüp Akman
Eyüp Akman
128.6K UP
Çeviren 28 Eylül 2013
Kartal Bulutsusu’nun tozdan heykelleri buharlaşıyor. Güçlü yıldız ışığı bu serin kozmik dağları aşındırdıkça, geride kalan anıtsal sütunlar mitolojik yaratıklar olarak hayal edilebilir. Yukarıda görülen, Kartal Bulutsusu içindeki birkaç çarpıcı toz sütunundan biri; devasa, yabansı bir periyi andırdığı söylenebilir. Ancak bu peri 10 ışık yılı boyundadır ve sıradan ateşten çok daha sıcak bir ışıma saçar. Daha büyük yapı olan Kartal Bulutsusu, M16, aslında devasa ve buharlaşmakta olan bir gaz ve toz kabuğudur; bunun içinde, görkemli bir yıldız doğumeviyle dolu, giderek büyüyen bir boşluk bulunur ve burada şu anda bir açık küme yıldız oluşmaktadır. Bilimsel olarak yeniden atanmış renklerle sunulan yukarıdaki görüntü, Hubble Uzay Teleskobunun fırlatılışının on beşinci yıl dönümü kutlamaları kapsamında 2005 yılında yayımlandı.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Muhammet Cihan
Muhammet Cihan
22.1K UP
İnş.müh. 10 Mayıs 2020 Sen de Cevap Ver

Merhaba,

Konu gerçekten bilimsel araştırma altyapısı veya okuması olan kişilerin yorum yapması gereken kapsamlı bir konu.

Bunun bilinci ile sorunuza uzmanların da affına sığınarak düşüncemi söyleyeceğim.

Tüm Reklamları Kapat

Ses ile iletişim tüm canlıların kullandığı en güçlü duyusal yeteneklerimizden biri.

Ritm duygusu ise daha Ana Rahminde onun düzenli “kalp atışı ritmi” ile duyusal kabiliyetimizin içeriğine güven-sevgi-tanıdık-korunma gibi hisleri kodlayan ilk müzik ritmi bilgisidir diyebiliriz.

Bu ilk ritm müziğin beyinmizin katmanlarında duygularımızı harekete geçiren ilk basamağıdır (ilk müzik kodu) ve insan evrimi içinde diğer gelişimlere paralel gelişmektedir.

ilkel toplumlardan gelişmiş toplumlara müzik ve dans ritüel veya sanatlarını gözlemlediğimizde müziğin de diğer görsel sanatlar gibi geliştiğini gelişirken genetik kütüphaneyi de kullandığını görebiliriz, örneklendirebiliriz.

Tüm Reklamları Kapat

Çocukların sanatsal kabiliyetlerini ebeveynlerinden aldığı oranı diğerlerine göre yüksektir.

Müzik; içeriğindeki sesler-ritm ve sözler ile aktardığı duygu veya felsefesi ile tümleşik ve zaman boyutu da olan geniş bilgidir.

Zaman boyutu; müziğin işlendiği zamandaki duyguyu hatırlanması ve yeniden yaşanmasını sağlayan boyutudur, koku duygusu gibi.

İnsanlar duygularını harekete geçiren tüm sanatlardan haz duymaları bu yüzdendir.

Hayvanların bazı ritm içeren seslerden, veya bazı müziklerden haz duyduklarını söyleyebiliriz. Süt ineklerine sağım sırasında verilen müziğin onların süt verme oranını artırdığını okumuştum.

Ancak müziği sanata dönüştürmek şu an sadece insan türünde mevcut.

Çünkü evrim “önce hayatta kal ve temel ihtiyaçları gider.” aşamasınının tamamlanmasını ön koşul koyar.

Saygılarımla;

364 görüntülenme

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Beğüm Kovulmaz , Müzik Beyin Evrim Makalesi. (10 Mayıs 2020). Alındığı Tarih: 10 Mayıs 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Pedram Türkoğlu
Yazar 14 Mayıs 2017 27 dk.

Böcekler derin deniz dipleri hariç neredeyse her habitattan rapor edilmişlerdir. Çoğu türü karasal olmasına karşın, birçoğu da yetişkin veya larval evrelerinde tatlı sularda ya da tuzlu su bataklıklarında yaşarlar. Az sayıda tür (okyanus koşucuları Holobates cinsinin tümü) açık okyanus yüzey suları üzerinde yaşayabilmesine karşın şaşırtıcı bir şekilde yetişkin böcekler okyanuslara uyum sağlamayı başaramamıştır. Muhtemelen yüksek basınçta su geçiren ve kırılgan olan dış iskeletleri okyanuslarda uyum başarısı sağlayamamıştır. Bu başarıyı sağlayanlar da zaten artık ''böcek'' değildir. Bu sınıfta yaklaşık 29 takım, 949 aile ve 1.1 milyon böcek türü tanımlanmış, büyük olasılıkla bu sayının en az 3 katı daha tanımlanmayı beklemektedir. Benzer bir şekilde şimdilik 95 milyon böcek türünün fosillerde de mevcut olduğu sanılmaktadır. Örneğin Meganeuropsis permiana 245 milyon yıl önce yaşamış, 71 cm'lik kanat açıklığı ile şimdiye kadarki bulunan en büyük böcektir. Aslında böcekler, uçma ilk evrimleştiğinde başka hiçbir organizma tarafından yaşam şekli olarak kullanılmamaktaydı. Bu nedenle rekabete girebilecek başka hayvan grupları olmadığından uyumsal başarıları da engellenememiştir. Birtakım amfibiler dışında Dünya'da onları eleyebilecek başka bir tür yoktu. Böylece sayıları artmış ve yanında bitkilerin çeşitliliğini getirmiştir.

Yusufçuklar ve kızböcekleri, bilinen en eski böcek takımları arasında yer alır. Kanat açıklıkları 19 cm'ye ulaşabilen bu hayvanlar genellikle suya yakın yerlerde yaşayan, uçarken başka böcekleri avlayan birer yırtıcıdır. Boyları 25 cm'yi bulan en iri türlerden bazıları küçük kuşları ve sürüngenleri de avlar. Örneğin Mavi yusufçuk (Pachydiplax longipennis) birlikte veya ayrı ayrı çırpabildiği büyük çifte kanatlarıyla ileri ya da geri uçabilir, havada asılı kalabilir. Şafak yusufçuğu (Trithemis aurora) da etçil beslenmeye uygun ağız yapısına sahiptir. Termit ve hamamböcekleri avlanamaz. Hamamböcekleri genelde çürümüş bitki artıklarıyla, memelilerin ve kuşların artıklarını yer. Termitler ise ölü ağaçlarla beslenir. Besinlerin dönüşümünü sağlamakla birlikte, kentsel yaşam alanlarında binalara zarar verir. Çekirgeler ve ağustosböcekleri ise omnivordur (hepçildir). Bedeninin geri kalanını hareket ettirmeden kafasını çevirebilen tek böcek de peygamberdevesidir (Mantis takımı). Avcı böcekler dışında bokböcekleri gibi detritivor olan böcekler de ekosistemdeki kimyasalların yeniden döngüye katılmasında önemlidirler. Bazı böcekler, bitkilerin ya da hayvanların iç parazitidir. Diğerleri konağın kanını emer ya da yüzeyindeki dokuları tüketirler. Tüm böcek türlerinin yaklaşık %20'si parazitoiddir.

81
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
135.3K UP
İnceleyen 3 gün önce
Bu kitabı eline aldığında sanki Ahmed Arif karşına oturmuş, sesi biraz kısık ama sözü çok net biri gibi konuşuyor. Süslü cümleler kurmuyor; zaten süslese olmazdı. Çünkü bu kitap güzel sevilmiş bir aşkın değil, zor taşınmış bir hasretin kitabı.

Favori şiir olan Hasretinden Prangalar Eskittim, benim için bir aşk şiiri değil; tahammül şiiri. İnsan sevdiği kişiye kavuşamayınca ne kadar dayanabilir, işte onu anlatıyor.

“Hasretinden prangalar eskittim .Saçlarına kan gülleri takayım. Bu dizede hem zincir var hem çiçek. Yani acıyla şefkat aynı anda duruyor. Bence Ahmed Arif’in en güçlü tarafı da bu. Sert bir adamın içinden konuşan çok kırılgan bir ses. Bu şiiri okurken insanın aklına şu geliyor: Sevmek bazen mutlu olmak değildir. Bazen sadece vazgeçmemektir.

Bir de şu dizeler var ki, insanın boğazında kalıyor

“Seni anlatabilmek seni ,Namussuzlara, halden bilmezlere.”
Burada sevdiğini anlatamamanın öfkesi var. Herkes anlamaz çünkü. Herkesin yüreği o ağırlığı taşımaz. O yüzden bu kitap herkese hitap etmez; hasretle sınanmış insanlara hitap eder.

Ben bu kitabı her okuduğumda şunu hissediyorum ,Ahmed Arif sevdiği kadını kaybetmekten çok, onu eksik yaşamaktan korkmuş. Ve belki de bu yüzden şöyle diyebilmiş:

“Bir umuttum, yarına kaldım. Bu cümleyi okuyan herkes bilir: Bazen insan kendini bugüne sığdıramaz.
O yüzden yarına bırakır.

Hasretinden Prangalar Eskittim bana şunu düşündürüyor: Bazı aşklar yaşanmaz. Taşınır. Ve Ahmed Arif o yükü şiire dönüştürerek taşımış.
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sabri Küsüroğlu
Ekleyen 30 Kasım 2024 9 dk.

Yıkıcı Duygudurum Düzensizliği Bozukluğu (İng: "Disruptive Mood Dysregulation Disorder"), çocukluk ve ergenlik döneminde görülen, yoğun öfke patlamaları ve sürekli sinirlilik hali ile karakterize edilen bir duygudurum bozukluğudur. Bu öfke patlamaları, genellikle çocuğun yaşına uygun olmayan, aşırı tepkilerle kendini gösterir. Çocuk ya da ergen, öfke patlamalarının dışında da çoğu zaman sinirli veya asabi bir ruh hali sergileyebilir.

DMDD'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, bu öfke patlamalarının sıklığı ve şiddetidir. Haftada en az üç kez meydana gelen bu patlamalar çocuğun sosyal ilişkilerini, okul başarısını ve aile içindeki ilişkilerini ciddi şekilde zedeleyebilir. Sürekli sinirlilik hali, çocuğun duygusal dengesi üzerinde derin bir etki yaratarak günlük yaşamda karşılaşılan sıradan zorluklarla başa çıkmasını zorlaştırır. Bu durum sadece çocuğun değil, aile bireylerinin de yaşam kalitesini olumsuz etkiler.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sıla Gürçınarlı
Çeviren 6 gün önce 10 dk.

Her yıl, geleceğin bilim iletişimcilerine sözde bilim hakkında konuşmak üzere Ottawa Üniversitesinde davetli konuşmacı olarak yer alıyorum. Öğrencilere bilim ve sözdebilim arasında net bir sınır olmadığını, bunun daha çok bir spektrum olduğunu ve bir şeyin nerede yer aldığını belirlemenin zor olabileceğini göstermek için giderek daha karmaşık örnekler kullanıyorum.

Osteopati, bu spektrumda konumlandırılması zor olan karmaşık örneklerden biridir. Sahte bir bilim mi? Henüz oluşum aşamasındaki bir bilim mi? Yoksa, bilim felsefecisi Paul Thagard'ın sözde bilimsel olduğu açıkça ortaya çıkmadan önce astrolojiye de yapıştırılabileceğini söylediği "umutsuz bir proje" mi?

14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Zişan Nur Yalçıntaş
İnceleyen10 6 Eylül
Patrick Bateman karakteri, dışarıdan bakıldığında başarılı, yakışıklı ve kusursuz bir hayatı olan biri gibi görünüyor ama aslında içi tamamen boş, kimliksiz ve bastırılmış öfkeyle dolu. Psikolojik açıdan bana en çok dokunan şey, Bateman'ın topluma uyum sağlamak için taktığı maskeler. Onun dünyasında statü, marka kıyafetler, pahalı restoranlar dışında hiçbir anlam yok. Bu yapay dünyanın içinde kaybolmuş, gerçek bağlar kuramayan, sadece güç ve kontrol peşinde koşan bir karakter. Film ilerledikçe onun şiddete yönelmesi de aslında içindeki boşluğu dolduramamasının bir yansıması.
Sadece bir katil hikâyesi değil. Modern toplumun yarattığı sahte kimliklerin ve içsel boşluğun bir eleştirisi. İzledikten sonra insan ister istemez kendi hayatına bakıp şu soruyu soruyor: Ben gerçekten ben miyim, yoksa toplumun benden istediği rolü mü oynuyorum?
9.4/10
(24 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : American Psycho
Yönetmen: Mary Harron
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.3K UP
Türü Ekleyen 6 gün önce
Streptophyta, kara bitkilerinin tamamını ve onların en yakın alg akrabalarını kapsayan, Bitkiler Alemi içindeki temel bir üst şubedir. Bu takson, tatlı su algleri ile kara bitkileri arasındaki evrimsel geçişi temsil eder ve yeryüzündeki bitkisel yaşamın karasal ortama uyum sürecini anlamak açısından kritik öneme sahiptir. Streptofitler, fotosentez yapabilen ökaryotik organizmalardır ve klorofil a ve b pigmentlerine sahiptirler.

Bu grup, hücre duvarlarında selüloz bulunması, plazmodesmata benzeri hücresel bağlantıların varlığı ve hücre bölünmesi sırasında fragmoplast oluşumu gibi özelliklerle diğer alg gruplarından ayrılır. Streptophyta üyeleri, sucul yaşamdan karasal yaşama geçişte su kaybını önleyen yapılar, çok hücreli organizasyon ve doku farklılaşması gibi temel adaptasyonların evrimleştiği soy hattını oluşturur.

Streptophyta, ekolojik olarak gezegenin en önemli biyolojik gruplarından biridir. Kara ekosistemlerinin temel üreticileri bu soy içinden çıkmıştır; atmosferdeki oksijen dengesinin korunması, karbon döngüsü ve toprak oluşumu gibi süreçlerde merkezi rol oynarlar. Bu üst şube altında yosunlar, eğrelti otları, açık tohumlular ve kapalı tohumlular gibi tüm kara bitkileri yer alır. Bu nedenle Streptophyta, bitkisel yaşamın evrimsel temelini oluşturan ana taksonlardan biri olarak kabul edilir.
1
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close