Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Akın Karahasan
Seslendiren 3 Şubat 2022 4:33
Mantıklı olan klavyelerimizdeki rakamların 0123...9 diye olmasıdır, 123..890 olması değil. Peki neden bu şekilde ters? Cevabı, klavyelerin tarihinde...
62
Tüm Reklamları Kapat
Fatma Aka
Fatma Aka
3,360 UP
Çeviren 14 Ağustos 2018 12 dk.

Makroevrim nedir? Neden önemlidir? Makroevrimsel düşünce, primat evriminin modellerini yorumlamaya nasıl yardım eder?

Yaşam ağacında, hepsinin ortak bir ataya bağlandığı birçok dal vardır ve ağaç üzerindeki yaşam çeşitliliği evrimsel süreçlerden kaynaklanmaktadır. Yeryüzündeki yaşamı hiyerarşilere ayırarak düzenlediğimiz gibi, evrimsel süreçler ve modelleri için de aynısını yapmak istiyoruz. Bu nedenle, birçok bilim insanı, aralarındaki ayrım biraz yapay olsa da, evrimin mikroevrim ve makroevrim olarak iki ayrı hiyerarşik sürece ayrılabileceğini önermektedir. Mikroevrim, türlerin gen havuzlarındaki alellerin frekanslarını değiştiren mekanizmaları tanımlar (Rexnick & Ricklefs 2009). Bu mekanizmalar mutasyon, göç, genetik sürüklenme ve doğal seçilimi kapsar. Teori, bu süreçlerin etkilerinin zaman içinde biriktiğini ve bazen de popülasyonların ayrışmasına ve yeni türlerin doğmasına neden olabildiğini ileri sürmektedir. Buna karşılık, makroevrim geniş zaman dilimleri boyunca yaşam ağacı üzerindeki modelleri büyük bir ölçekte tanımlar. Denge, kademeli değişim, hızlı değişim, adaptif radyasyonlar, nesil tükenmeleri, iki veya daha fazla türün birlikte evrimi ve türler arasındaki genetik özelliklerde yakınsak evrim (convergent evolution) sadece birkaçı olmak üzere, yaşam ağacında büyük ölçekte birçok farklı model gözlemlenebilir (Görsel 1). Makroevrimsel çalışmalar, sonuçlarını çoğunlukla fosil buluntularından elde eder. Fosiller yeni yaşam formlarının ortaya çıkışını, coğrafi dağılımlarının zaman içinde nasıl değiştiğini ve sonunda nesillerinin ne zaman tükendiğini belgelemektedir. Buna karşılık, mikroevrimsel değişimler genelde fosil buluntularından gözlenemez, çünkü türlerin kendi içindeki evrimsel değişimleri yöneten süreçlerin çok daha kısa zaman ölçeklerinde gerçekleştiği düşünülmektedir. Bu nedenle, makroevrim, tür seviyesinin üzerindeki evrimsel modelleri açıklamaya odaklanmıştır (Rexnick & Ricklefs 2009) ve bu konuda çalışan araştırmacılar, bu modelleri açıklayan temel ilkeleri araştırmaktadırlar.

72
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 24 Mart 2014 1 dk.

Küre yapılı, buzlu bir zırh Güneş Sistemi'nin etrafını sarmaktadır ve buna günümüzde Oort Bulutu adı veririz. Bu zırh, 5.000 ila 10.000 Astronomik Birim (AB) uzakta yer alır. 1 AB, Güneş ile Dünya arasındaki mesafeye, yani yaklaşık 150 milyon kilometreye eşittir. Bu zırhın dış tabakası, yani 10.000 AB uzaklıktaki buzlu cisimler üzerinde, Güneş'in etkisinin diğer yıldızlardan daha az olduğu düşünülmektedir. Yani artık Oort Bulutu'nun dışına erişildiğinde, Güneş'in etkisinin son derece zayıfladığı hesaplanmaktadır.

Oort Bulutu içerisinde 100 milyar ila 2 trilyon arası buzul kaya bulunduğu düşünülmektedir. Bu kaya parçaları, Güneş'in etrafında dolanmaktadır. Ara sıra, bu bulut civarından geçen yıldızlar, dev moleküler bulutlar ve benzeri gök cisimleri, Oort Bulutu içerisindeki cisimler ile etkileşerek yörüngelerini değiştirebilir. Bunun sonucunda bazı gök cisimleri, Güneş Sistemi içerisine "düşerek" bilimde "uzun dönem kuyrukluyıldızı" adı verilen yapıları oluştururlar. Bu kuyruklu yıldızların devasa, son derece eksantrik (dış merkezli) yörüngeleri vardır ve Güneş'in etrafında 1 tam tur atmaları on binlerce yıl sürebilir. Tarih boyunca bu tür cisimler sadece 1 defa gözlenebilmiştir.

38
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Ögetay Kayalı
Yazar 6 gün önce 6 dk.

Sarımsak, geçmiş çağlardan bu yana, bazı olumlu etkilerle ilişkilendirildiğinden pek çok kültürde kendisine yer bulmakta ve insanlar tarafından tüketilmektedir. Bu yaygın kullanım, bilim insanlarının ilgisini çektiği için sarımsağın faydaları özelinde çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Sarımsağın içeriğindeki çeşitli bileşiklerin insan sağlığı üzerindeki olası etkileri uzun yıllardır araştırmaların konusu olmaktadır. Bu yazımızda hem akademik çalışmalardan hem de halk arasında sarımsağa atfedilen bazı özelliklerin bilimsel açıdan yeterince desteklenmediğinden bahsedeceğiz.

Sarımsak, Latince adıyla Allium sativum, aslında soğanların dahil olduğu Allium cinsine ait bir türdür. Bizlerin de bildiği en yakın akrabaları soğan, arpacık soğanı ve frenk soğanıdır. Çok yıllık bir bitki olsa da göreli olarak soğuk havaları tercih ettiğinden genellikle ekim-mart döneminde ekilir ve mayıs-eylül döneminde toplanır. Depolanması için çürümemesi adına kurutulması gerekir.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Işın Altınkaya
Yazar 7 Nisan 2016 18 dk.

Bu yazıyı okuyan her 2 erkekten birinin saçları 20'li yaşlarından itibaren dökülmeye başlayacak ve 50'li yaşlarında saçları büyük oranda veya tamamen dökülecek. Tabii erkeklerde saç kaybına aşinayız, dolayısıyla bu belki de pek şaşırtıcı değil. Ama aynı zamanda bu yazıyı okuyan her 5 kadından 1'inin saçları yaşa bağlı olarak zamanla dökülecek, her 2 kadından 1'inin saçları 50 yaşından sonra kafa derisi görülebilecek düzeyde azalacak. Yani hangi cinsiyetten ve hangi ülkeden olursanız olun, az ya da çok miktarda saçlarımızı yitireceğiz. Tabii ki bunun en ileri formu, erkeklerde görülen tam kellik. İyi ama neden? Neden kıllarımızı kaybediyoruz?

Mısır’dan elde edilen verilere göre, yaklaşık 5000 yıldır insanların kelliğe çare aradığı tahmin ediliyor. Yaşlanma nedeni ile erkeklerin yaklaşık %50'sinde, kadınların ise yaklaşık %20'sinde saç dökülmesi gözleniyor. Öte yandan saçımızın dökülüp dökülmeyeceğinin sırrı, atalarımızın genlerinde saklı.

99
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zeki Doruk Erden
Zeki Doruk Erden
91.5K UP
Yazar 28 Şubat 2019 24 dk.

Yapay zekanın ve akıllı makinelerin insanları işsiz bırakacağı ve ekonomiyi kökünden sarsacağı senaryosu, aşağı yukarı elli senedir dinlediğimiz bir hikaye. Bu elli senenin önemli bir kısmı boyunca bu senaryo kimileri için bilimkurgu, kimileri içinse “oldu/olacak” şeklinde, pratikte görünür önemli bir karşılığı olmadan kaldı.

Eğer teknoloji haberlerini takip ediyorsanız, son birkaç yılda bu durumun biraz değişmeye başladığını fark etmişsinizdir. Özellikle 2012’den beri geliştirilen yeni yöntemler ve bunların son 10 senede toplanılan devasa boyuttaki veri ile bir araya getirilmesi, “gerçekten akıllı makineler” konseptini bilimkurgu olmaktan çıkarıp belki de ilk defa, ciddi bir meseleye dönüştürüyor. Peki, bu noktaya nasıl gelindi? 2012’den beri yaşanan gelişmelerin, geçen asrın gelişmelerinden farkı ne? Yoksa şu an konuya duyulan ilgi de, yapay zekanın popülerlik kazandığı daha önceki dönemlerde de olduğu gibi, şişirilmiş ve yakında sönecek bir heyecandan mı ibaret?

160
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
⚡ Kinetik enerji, bir cismin hareket hâlinde olmasından kaynaklanan enerji türüdür. Bir cisim duruyorsa kinetik enerjisi yoktur, hareket etmeye başladığı anda ise sahip olduğu hız ve kütleye bağlı olarak kinetik enerji kazanır. Bu nedenle kinetik enerji, doğrudan hareket kavramıyla ilişkilidir.

📏 Klasik mekaniğe göre bir cismin kinetik enerjisi, cismin kütlesi (m) ve hızı (v) ile tanımlanır. Bu ilişki genellikle Ek = 1/2 · m · v² ifadesiyle gösterilir. Burada önemli olan nokta, hızın karesinin enerji üzerinde belirleyici olmasıdır. Bu durum, hızdaki artışların enerji üzerinde orantısız derecede büyük etkiler yaratmasına neden olur.

🚗 Örneğin aynı kütleye sahip iki araçtan biri diğerinden iki kat daha hızlıysa taşıdığı kinetik enerji iki kat değil, dört kat fazla olur. Bu yüzden trafik kazalarında hız artışı, çarpışma etkisini beklenenden çok daha fazla büyütür. Fren mesafelerinin uzaması ve çarpışma şiddetinin artması da bu fiziksel ilişkiyle doğrudan bağlantılıdır.

🔄 Kinetik enerji yalnızca doğrusal hareketle sınırlı değildir. Dönen cisimler de kinetik enerjiye sahiptir ve bu durum “dönme kinetik enerjisi” olarak ele alınır. Örneğin dönen bir tekerlek ya da pervane, hem dönme hareketinden hem de varsa ilerleme hareketinden kaynaklanan kinetik enerji taşır.

🧲 Kinetik enerji kendiliğinden artmaz, artması için cisme bir kuvvet uygulanması ve bu kuvvetin cisim üzerinde iş yapması gerekir. Aynı şekilde kinetik enerji kaybolmaz; sürtünme, hava direnci veya çarpışma gibi süreçlerde ısı, ses ya da başka enerji türlerine dönüşebilir.

📊 Bu yönüyle kinetik enerji, hareketin fiziksel sonuçlarını anlamak için temel kavramlardan biridir ve mekanikteki pek çok olgunun açıklanmasında merkezi bir rol oynar.

Yazar: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Tüm Reklamları Kapat
Ahmet Demir Muradoğlu
5 gün önce
AŞKIN KİMYASI

İnsan beyni hayatta kalmak ve türün devamını sağlamak için bazı davranışları “ödüllendirici” olarak kodlamıştır. yemek yemek , sosyal bağ kurmak , başarı elde etmek gibi davranışlar beynin ödül sistemini aktive eder. aşk da aslında bu sistemin en güçlü tetikleyicilerinden biridir
60 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'na katkı sağlamanın bir yolu, Agora Bilim Pazarı'na uğrayarak, burada bilimseverlerle buluşturduğumuz bilim kitapları, ders kitapları, hediyelik eşyalar ve diğer ürünlerden satın almak. Bir göz atın, hoşunuza giden bir şeyler bulacağınıza hiç kuşkumuz yok!

Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
124.5K UP
Fen bilgisi öğretmeniyim 4 gün önce Sen de Cevap Ver
Evrendeki en yüksek hız, aslında zamanın akış hızıyla aynı şey olabilir mi?
Evrendeki en yüksek hız, aslında zamanın akış hızıyla aynı şey olabilir mi?

Bu fikir sezgisel olarak ilginçtir ama modern fiziğe göre evrendeki en yüksek hız olan ışık hızı, zamanın akış hızı ile aynı şey değildir. Albert Einstein’ın geliştirdiği Özel Görelilik Teorisi’ne göre ışık hızı (c), uzay ve zamanın birlikte oluşturduğu uzay-zamanın temel bir sabitidir ve kütleli hiçbir cisim bu hıza ulaşamaz. İlginç olan şu ki bir cisme hız kazandırdıkça onun için zaman daha yavaş akmaya başlar; ışık hızına yaklaşıldığında zaman neredeyse durur. Yani en yüksek hız, zamanın kendisi değildir; tam tersine, o hıza yaklaştıkça zamanın akışı yavaşlar. Ancak matematiksel olarak ışık hızı, uzay ve zaman bileşenleri arasında bir dönüşüm oranı gibi davrandığı için, bazı fizikçiler ışık hızını uzay ile zaman arasındaki temel bağ olarak yorumlar. Bu yüzden fikir tamamen anlamsız değildir, fakat fiziksel olarak zamanın hızı = ışık hızı demek doğru değildir.

3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)