Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Saygun Güler
Saygun Güler
59.9K UP
Uyarlayan 7 Nisan 2020 2 dk.

2019 Aralık'ta Çin'in Wuhan şehrinden yayılmaya başlayan Covid-19 salgını tüm Dünya'yı esir almış durumda. Önce Çin'in diğer şehirlerine, ardından kısa sürede tüm Dünya'ya yayılan hastalık Dünya Sağlık Örgütü'nün Mart ayında pandemi ilan etmesiyle beraber resmi olarak küresel bir tehlike teşkil etmeye başladı.

Covid-19'un birincil bulaşma yolu elbette ki solunum sıvıları (öksürük, hapşırık, tükürük vb.). Hastalığa yol açan virüsün literatürdeki ismi SARS-Cov-2 ve bu tür, 2003'teki SARS salgınına yol açan virüsün yapısına %82 benzerlik göstermekte. SARS hastalarının o yıllarda gösterdiği semptomlar arasında solunum problemlerinin yanı sıra yaklaşık %70 oranında ishal ve buna bağlı bağırsak problemleri de yer alıyordu. İshal, Covid-19 hastalarının da büyük bir kısmında görülen bir semptom olarak rapor ediliyor.

22
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 10 Temmuz 2021
Gerçek güçlüdür ve galip gelir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
45
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 1 Kasım 2014 16 dk.

Her ne kadar halk arasında ayıp olarak görülüp utanç kaynağı olsa da, penis, vajina, meme ve testis gibi organların türümüz ve genel olarak hayvanların var oluşu için ne kadar önemli araçlar olduğu aşikardır. Dolayısıyla bu tabuları yıkıp, son derece doğal ve sıradan bir olgu olan, biyolojik varlığımızın yegâne kaynağı olan seksin detaylarından haberdar olmamız gerekiyor. Örneğin penis ile ilgili benzer bir içeriğimizi buradan görebilirsiniz. Cinsellik ile ilgili tüm yazılarımızı buradan görebilirsiniz. Konuyla ilgili bir yazı dizimizi buradan okuyabilirsiniz.

Eğer cinsel organlardan söz edilmesi sizi rahatsız ediyorsa, bu noktada okumayı kesmenizi tavsiye ederiz. Ancak eğer ki varlığımızın nadide sebeplerinden biri olan bu organı tanımak istiyorsanız, faydalı olacağını umduğumuz bu yazımızı okuyabilirsiniz. İyi okumalar.

300
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Sonya Demirboğa
Sonya Demirboğa
74.5K UP
İnceleyen10 11 saat önce
1774 yılında Goethe döneme damgasını vuran bir roman yayımladı, Genç Werther'in Acıları. İki haftada yazılan bu roman döneme damgasını vurmakla kalmayarak tıp literatürüne "intihar salgını" olarak geçen bir kavramı kazandırdı. Genç Werther'in Acıları... okurken bizimde acılarımıza dönüşüyor. Psikolojik olarak sarsıcı, ağır ve duygu yüklü bir eser. Yazar bize olayları anlatmaya çalışmaktan çok Werther'in acılarını ve duygularını aktarıyor.
Bir ressam, aynı zamanda bir hukuk stajyeri olan Werther'in, genç ve evli bir kadın olan Lotte'ye karşılıksız aşkını konu alıyor kitabımız.

Werther karakteri ise yaşadığı dönem ve topluma göre sıradışı bir karakter. Kilisenin hakim olduğu baskıcı ve yobaz 'düşünce ortamı' bulunurken Werther döneminde o kadar ileri görüşlü bir karakter ki...Toplum hakkında görüşleri, aşk hakkında, intihar ve ölüm hakkında ki düşünceleri yüzünden toplum tarafından itilmiş bir karakter. Nitekim kitap çıktıktan sonra toplumun bir kesimi tarafından oldukça benimseniyor Werther, gençler onun kıyafetlerini giyiyor ve Werther insanları o kadar etkiliyor ki intihar oranları tavan yapıyor. Bu yüzden kitap yasaklanıyor, din adamları Genç Werther'in Acıları ve Goethe hakkında birçok karalama kampanyası ve acımasız eleştirilerde bulunuyor.

Kitabın çok akıcı veya dilinin basit olduğu söylenemez.
Kitap akıcı değil yazarın dili basit değil, oldukça süslü bir dili var. Çabuk sindirilebilecek, okuyup geçilebilecek bir kitap değil. Bir satırı defalarca okuyup üstünde dakikalarca düşünebilecek eşsiz bir eser. Yazarın süslü dili rahatsız edici değil çünkü o uzun doğa tasvirleri ve duygu betimlemeleri öyle güzel ki insan hayran kalıyor.
9.5/10
(13 Kişi)
Puan Ver
The Sorrows of Young Werther
Yazar: Goethe
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Aktaran 3 gün önce 2 dk.

Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, toprakta yeterli azot bulunması durumunda tropikal ormanlar, ormansızlaştırmadan sonra iki kat daha hızlı toparlanabiliyor.

University of Leeds liderliğindeki bir bilim insanı ekibi, besin maddelerinin ormanların yeniden büyümesini nasıl etkilediğini incelemek amacıyla dünyanın en büyük ve en uzun süreli deneyini gerçekleştirdi. Çalışma, ağaç kesimi ve tarım gibi faaliyetler nedeniyle temizlenmiş alanları kapsıyor.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 8 Ağustos 2022 25 dk.

Kuantum dolanıklık (kısaca "dolanıklık" veya "dolaşıklık"), bir grup parçacığın her birinin kuantum durumunun, parçacıklar birbirinden çok uzak mesafeler boyunca ayrılmış olsalar bile, diğerlerinin durumundan bağımsız olarak tanımlanamayacağı şekilde oluşturulduğu, etkileştiği veya uzamsal yakınlığı paylaştığı zaman meydana gelen, fiziksel bir olgudur. Daha kısa tabiriyle kuantum dolanıklık, iki veya daha fazla parçacığın fiziksel özelliklerinin ("kuantum durumlarının") aralarındaki mesafeden bağımsız olarak birbirini etkileyebilmesidir. Kuantum dolanıklık konusu, klasik fizik ile kuantum fiziği arasındaki uyumsuzluğun merkezinde yer alır: Dolanıklık, klasik mekanikte bir karşılığı olmayan ama kuantum mekaniğinde yer alan ana özelliklerden biridir.

Kuantum dolanıklık, aslında sadece atom altı parçacıklara özgü bir özellik değildir; fakat dolanıklığın yeterince uzun süreler ve yeterince uzak mesafeler boyunca korunmaya devam edebilmesi için, dolanık parçacıkların olabildiğince küçük seçilmesi gerekmektedir. Parçacıklar büyük seçilecekse de dolanıklığın bozulmayacağı şartların genellikle laboratuvar ortamında hassas bir şekilde yaratılması ve korunması gerekmektedir. Bugüne kadar bu şartlar altında kuantum dolanıklık, deneysel olarak, hem fotonlar gibi kütlesiz parçacıklar, hem nötrinolar ve elektronlar gibi hafif parçacıklar hem de buckyballs gibi büyük moleküller ve hatta küçük elmaslar ile gösterilmiştir.[7][8][9][10][11] Kuantum dolanıklık; iletişim, hesaplama ve kuantum radarı gibi birçok sahada aktif olarak araştırılmakta ve geliştirilmektedir.

213
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 20 Ocak 2015 6 dk.

Hepimiz Güneş Sistemi'ndeki 8 gezegenin ismini Güneş'e olan sırasıyla sayabiliriz. En azından öyle umuyoruz; eğer emin değilseniz, sırası şöyle: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve son olarak, Neptün. Ancak bu gezegenlere neden bu isimlerin verildiğini çoğu insan tam olarak bilmiyor. Biz de bu sorunu çözerek, gezegenlerin isimlerinden kısaca bahsetmek istedik. 

Öncelikle genel bir kuraldan bahsedelim: teleskop tam olarak icat edilene kadar bilinen 5 gezegene (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn) Romalılar hep kendi tanrılarının isimlerini vermişlerdir. Sonradan keşfedilen gezegenlerden olan Neptün'e de Roma Tanrısı'nın adı verilmiştir. Tabii günümüzde bu tanrılara artık inanan pek kimse kalmadığı için, onlara "mitolojik tanrılar" adı verilmektedir. Bunun haricinde bu tür isimlendirmenin yalnızca 2 adet istisnası vardır: Dünya ve Uranüs. Bunların hepsini sırasıyla izah edeceğiz. Şimdi isimlerin nereden geldiğine, baş döndürücü fotoğraflarıyla birlikte, tek tek bakalım:

173
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Zişan Işık
Zişan Işık
109.5K UP
Yazar 3 gün önce 5 dk.

Nöronların aktivitesini dışarıdan kontrol etmek, modern nörobilimin en temel hedeflerinden biridir. Beynin hangi devrelerinin hangi davranışları ürettiğini anlayabilmek, yalnızca nöronların doğal aktivitesini gözlemlemekle değil, bu aktiviteye nedensel biçimde müdahale edebilmekle mümkündür. Bu nedenle nöron kodlama yaklaşımları, günümüzde nörobilim araştırmalarının merkezinde yer almaktadır.

Nöron kontrolünde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Çoğunluğu ışık temelli yaklaşımlar olsa da bu teknikler her deneysel koşul için ideal değildir. Beyne fiber optik yerleştirilmesi, ışığın biyolojik dokuda sınırlı yayılımı, uzun süreli ve sürekli modülasyon gereksinimi gibi durumlar; farklı kontrol mekanizmalarına duyulan ihtiyacı artırmıştır. Özellikle davranışsal deneylerde veya saatler süren devre manipülasyonlarının gerekli olduğu çalışmalarda ışık temelli yöntemler pratik sınırlamalarla karşılaşabilir.

9
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanYazı Yarışması
Sultan Doe
İlanı Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz1 Şubat
Kitap Okuma Challenge
01 Şubat 2026 22:36 tarihinden 04 Ocak 2027 22:29 tarihine kadar.

Habitify’da kitap okuma challenge’ı başlattım.

Challenge detayı:

  • Her gün minimum 30 dakika kitap okuma
  • Tür serbest
  • Günlük check-in Habitify üzerinden
  • Amaç: zinciri bozmadan okuma alışkanlığı kazanmak
     

Katılmak isteyenler aşağıdaki link üzerinden dilediği zaman challenge’a dahil olabilir. Challenge başlamış olup istediğiniz zaman katılabilirsiniz

Birlikte motive olalım.

#kitapokuma #habitify #readingchallenge

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 13 Ağustos 2018 13 dk.

Schrödinger'in Kedisi, büyük fizikçi Erwin Schrödinger tarafından geliştirilmiş meşhur bir düşünce deneyidir. Schrödinger, bu düşünce deneyini Kopenhag Yorumu olarak bilinen ve modern fizikçilerin çoğu tarafından kabul edilip kullanılan bir kuantum mekaniği yorumuna tepki olarak geliştirmiştir.

Kopenhag Yorumu'na göre Evren'deki tüm temel parçacıklar, bir dalga fonksiyonu tarafından tanımlanan olasılıklar çerçevesinde belli bir hız ve konuma sahiptir. Yani atom etrafındaki bir elektron, aslında belirli bir noktada değildir; belirli bir olasılıkla belirli bir noktada ve hızda bulunur. Ancak biz, bunu kesin olarak bilemeyiz. Ta ki gözlem (ölçüm) yapana kadar. Heisenberg'in Belirsizlik Kuramı çerçevesinde, gözlem yapsak bile hız ve konumu aynı anda tespit edemeyiz; ancak en azından bir tanesini ölçmemiz mümkündür. Ancak nasıl olur da belirli olasılıklar çerçevesinde herhangi bir konumda ve hızda bulunabilecek olan bir elektron, gözlem yapıldığı anda belirli bir konuma veya hıza sahip olur? Eğer ki gözlem öncesinde bu elektronun pozisyonu ve hızı belirsiz ise, gözlem sonrasında bu pozisyon veya hızdan en azından 1 tanesi nasıl belirli hale geçer?

196
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Vedat Koçoğlu
Vedat Koçoğlu
112.6K UP
4 gün önce
Bir rakun çizdim
26 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Mert Ali Ekici
Mert Ali Ekici
38.1K UP
Üye
Bilim benim için sadece bir bilgiden ibaret değil. Hayatı daha iyi anlamakla ve kavramaya yardımcı olmak için bilim öğreniyorum
Eser
Ece Müker
Ece Müker
589.4K UP
Eseri Ekleyen 4 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : 28 Years Later: The Bone Temple
Yönetmen: Nia DaCosta
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
İnceleme
Endı Sıkul
Endı Sıkul
7.9K UP
İnceleyen2 25 Mayıs 2024
Aslında açıkça overrated olduğunu düşündüğüm bir filmdir.

İtiraf etmeliyim ki; filmin başında Barbie'nin aklına bir anda ölüm düşüncesinin gelmesi, atmosfer, ve konunun bu şekilde gidişi hoşuma gitmişti. Filmin felsefi bir tarafı olduğunu düşünmüştüm. Bu yüzden filmin ilk dakikalarını beğendiğimi itiraf etmeliyim.

Ancak daha sonra konuyu o kadar absürt bir şekilde bağladılar ki, Barbie'nin ölüm korkusunun sebebinin en azından daha mantıklı olmasını dilerdim.

Konusunun bana biraz çocukça ve mantık dışı geldiğini itiraf etmeliyim. Çünkü filmin sonunda verilmek istenen mesajı anlayamadığımı umuyorum.

Filmde Ken şehirden döndükten sonra gerçek dünyayı erkeklerin ve atların yönettiğini görüyor ve bu yönetim biçimini Barbie dünyasına getiriyor. Filmde Ken bu yönetim biçimini Barbie dünyasına getirdikten sonra sanki hala kadınlar köle gibi görülüyormuş imajı veriyorlar. Anladığım kadarıyla bu yönetim biçimini dünyaya benzetmişler ve dünyada ki sorunları cinsiyetlere yüklemişler. Çünkü daha sonra Barbie kendi dünyasına geliyor ve yeniden dünyayı kadınlar yönetmeye başlıyor. Ardından Barbie dünyası daha iyi bir yer oluyor.

Burada açık şekilde cinsiyet ayrımcılığı olduğunu düşünmekteyim. Bence kadın olsun erkek olsun böyle bir düşünce aşılanmamalı.

Ayrıca modern dünyada artık kadınların ve erkeklerin (bazı azınlık ülkeler ve aileler dışında) eşit ve özgür olduğunu görmekteyiz. Kadın erkek eşitliği sorunu bana göre artık 100 yıl öncesinde kalmış bir sorundur. Dikkatinizi çekerim; burada yapılan eleştiri o azınlığa yapılmış bir eleştiri değildir. Benim anladığım kadarıyla dünyanın geneline itafen yapılmış bir eleştiridir.

Yine de aile ile izlenebilecek ve çocuklara uygun bir filmdir. İçinde ki bazı mesajları umursamazsanız en azından eğlenenler çıkacaktır.
Film
6.0/10
(28 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Vedat Koçoğlu
Vedat Koçoğlu
112.6K UP
6 gün önce
Tazmanya canavarı çizdim
19 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 1 Kasım 2014 1 dk.

Fotoğraftaki akvaryumların ikisinde de birebir aynı kaynaktan alınmış sular bulunmaktaydı. Ancak sol taraftakinde istiridye yokken, sağ taraftakinde istiridyeler bulunuyordu. Suyu birkaç gün öylece açık havada beklettiğinizde, sol taraftakinde hızla bakteri ve alg oluşumu görülmektedir. Sağ taraftakinde ise bu olmaz. Daha doğrusu olur, ancak oluşan bu organizmaları ve bunların oluşturdukları kolonileri istiridyeler filtreleyerek yerler. Bu sayede su çok daha temiz ve berrak gözükür. Bu, istiridyelerin ekosistemdeki önemini göstermek bakımından önemli bir deneydir (ve ilkokul-ortaokul düzeyinde bilim fuarlarında güzel bir deney olarak sunulabilir). 

Gerçekten de, istiridyelerin ekosistem içindeki bu rolleri, gerçek yaşamda da gözlenerek doğrulanmıştır. Bir zamanlar Amerika'nın Chesapeake Körfezi'ndeki nehirlerde bol miktarda istiridye bulunmaktaydı ve bu nehirlerin suları son derece berraktı. Ancak bu istiridyelerin tutundukları kayalar, nehirlerden geçen gemiler için tehlike oluşturuyor bahanesiyle söküldü ve yok edildi. Sadece birkaç on yıl içerisinde, nehirlerde geri döndürülemez bir şekilde bakteri oluşumu gözlendi. Hastalık yapıcı bakterilerin sayısı arttı, suyun tuzluluk oranı hızla azaldı. Var olan istiridyeler de hızla ölmeye başladılar. Şu anda, o zamanlardakinin %1'inden daha az istiridye bu sularda yaşamını sürdürebiliyor.

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 21 saat önce 7:44
Eminiz ki okurlarımız arasında hatırı sayılır bir çoğunluk merakla Breaking Bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur....
1
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close