İcat edilecek şeylerin en iyisi ne olurdu? Sonsuzluk... Zamana, dolayısıyla gerçekliğe hükmedebilmek. Bu kitapta 575., 2456., hatta 100000. yüzyıllar -dikkatinizi çekerim, yıl değil, yüzyıl!- arasında dolaşabilen bir teknisyenin hikayesi anlatılıyor.
Zamanlar arasında seyahat edenler, yani "Sonsuz"lar, özenle seçiliyor. Askeri disiplin içerisinde ağır bir eğitimden geçiyorlar. Bütün kişisel hayatlarını geride bırakmaları, kendilerini işlerine adamaları gerekiyor.
Sonsuzların görevi ise insanlığın önündeki zorlukları, gerçeği değiştirmek yoluyla kaldırmak. Örneğin bir mühendisin aracının bozulması bir savaş aracının icadının gecikmesine, dolayısıyla savaşın hiç yapılmamasına neden oluyor. Hangi değişikliğin hangi sonuca yol açacağını gösteren gelişmiş makinelere sahip Sonsuzlar.
Teknisyen Andrew Harlan da işini en iyi yapan, içsel disiplini en katı Sonsuzlardan bir tanesi. Ne var ki önüne insanlığın ilkel zamanlarından gelen güçlü bir engel çıkıyor: Aşk!
Kitabı yorumlamaya nasıl başlasam bilemiyorum. Güçlü alt metninden mi bahsedeyim? Yoksa zaman yolculuğu gibi çetrefil bir konuya girip hiç mantık hatası yapmamasından mı? Hızlı temposu, sürükleyici kurgusundan mı? Buraya onlarca paragraf boyunca övgü yazabilirim. "Ne bu ya, çok ütopik!" diye başladığım kitabı inanılmaz bir tatmin duygusuyla bitirdim. Sırf bittiği için, kapağını kapattığımda gözlerim doldu.