Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
10,000 ATP Ödüllü Soru: Geçmişi hatırlamak ve düşünmek insana özgü müdür, diğer canlılarda geçmişi düşünebilir mi? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Siz spini nasıl hayal ediyorsunuz? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Aydan Məşədibəyova
İnceleyen10 13 Haziran 2024
Bu kitapla çocuk olduğumu hatırladım ben. Çocuk olmak.. Ne kadar güzel bir hediye..

Hiç dönüp geriye baktınız mı, karanlıktan korktuğunuz zamanlara? O anlarda kalbim ne kadar hızlı çarpardı, bacaklarım sözüme bakmazdı, son hızla kapıya doğru koşardım ve varınca "Ohh.." diye seslenirdim içimden. Ama bazen savaşırdım. Şarkı söylerdim, mesela, canavarlar kaçsın diye. Evet, kaçarlardı. Çünkü ben buna inanıyordum. İşte o bazenlerdir, o içten gelen inanıştır çocuğu çocuk yapan.
 
Hadi bir az ileri gidelim, bisiklet sürmeği öğrendiğim zamanlara. Bisikletim küçüktü, sokağa çıkmak istemezdim onunla, ama yine de onu severdim. Sabahtan akşama kadar bahçede turlardım onunla. Benim de "Gümüş"üm oydu işte. Bir gün yine son hız ilerlerken, ayağım bir taşa takıldı, önce ne olduğunu anlamadım. Ayağım mı sıyrılmıştı? Bakayım diye eğildim, bir de ne göreyim?! Tırnağımın birisi kopmuş! O anda bir cesaret geldi bana, dedim ki, "Sen kahramansın, kahramanlar ağlamaz!" Evet, ağlamadan gittim eve. Eve gittim gitmesine de, işte o zaman başladım çığlıklarla ağlamaya! Ama şimdi bunları yazdığımda gülümsüyorum, çünkü acı da olsa bir zaferdi bu! Ben yaralanmıştım, ağlıyordum, ama bundan daha güzel bir şey olmuştu.. Bu yara bana bisiklete binmeyi öğretmişti, sadece bunu değil, inanmayı, pes etmemeği öğretmişti.

Kahraman derken aklınıza kim gelir? Herkül? Büyük İskender? Onlar en az bir kere tereddüt yaşamışlardır, ama çocuklar tereddüt etmez ve kazanırlar. İşte bu kitapta da çocukların nasıl kahramanlar olduğunu öğreneceksiniz. İncelememi kitaptan bir cümleyle bitirmek isterim: "Kaykayın üstünde dikkatli olamazsın, dostum!"

Keyifli okumalar!..

(Not; 1 yıl önce başka bir platformda yazdığım incelemem.)
O
Kitap
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : It
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Söz
Oğuz Sertkaya
Oğuz Sertkaya
51.6K UP
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Bir kaptan hiçbir zaman yelkenleri geminin hızını kontrol edemeyeceği kadar açmaz.
Kaynak: https://www.kitapyurdu.com/kitap/ofke-uzerine/544394.html
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
250.2K UP
Çeviren 2 gün önce 5 dk.

Kişisel bir soru soralım: Sık gaz çıkaran biri olduğunuzu düşünür müsünüz? Günde ortalama kaç kez yellenmektesiniz: beş mi? 20 mi? Daha fazla mı?

Bilim insanları kısa süre önce, konu insanlarda gaz çıkarmaya geldiğinde ders kitaplarımızın şaşırtıcı derecede boş olduğunu keşfettiler. Bu yüzden vereceğiniz hiçbir cevap yanlış değil.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
202.9K UP
Türü Ekleyen 6 saat önce
Idea leuconoe, Güneydoğu Asya kökenli büyük ve dikkat çekici bir kelebek türü olup, özellikle beyaz zemin üzerindeki siyah damar benzeri desenleriyle tanınan estetik görünümlü bir nymphalid kelebeğidir. Hafif ve süzülür gibi görünen uçuş biçimi nedeniyle “paper kite butterfly” yani “kağıt uçurtma kelebeği” adıyla anılır.

Bu türün en ayırt edici özelliklerinden biri, oldukça yavaş ve zarif uçuş stilidir. Birçok kelebeğin hızlı ve düzensiz hareketlerinin aksine Idea leuconoe, havada süzülerek hareket eder ve bu davranış ona sakin, neredeyse hayaletimsi bir görünüm kazandırır. Bu uçuş biçimi yalnızca estetik değil; aynı zamanda enerji tasarrufu sağlayan önemli bir adaptasyondur.

Fizyolojik açıdan bakıldığında, bu türün larvaları toksik bileşikler içeren bitkilerle beslenir. Özellikle Apocynaceae familyasına ait bitkilerden alınan kimyasal maddeler, kelebeğin dokularında birikir ve onu avcılar için tatsız hatta zararlı hale getirir. Bu nedenle Idea leuconoe, parlak kontrastlı kanat desenlerini bir “uyarı sinyali” olarak kullanır. Bu durum biyolojide “aposematizm” olarak bilinir.

Diğer birçok kelebek türüyle karşılaştırıldığında, Idea leuconoe daha düşük kas gücüyle fakat daha verimli aerodinamik hareketlerle uçabilir. Kanat yapısı geniştir ve düşük enerjiyle uzun süre havada kalmasına yardımcı olur. Özellikle tropikal ormanlarda ağaçlar arasında süzülürken oldukça karakteristik bir görüntü oluşturur.

Ekolojik olarak bu tür; tropikal yağmur ormanlarında, bahçelerde ve nemli bitki örtüsü yoğun alanlarda yaşar. Larvaları belirli konak bitkilere bağımlıdır ve bu nedenle habitat kaybına karşı hassastır. Ergin bireyler ise çiçek nektarıyla beslenerek polinasyon süreçlerine katkıda bulunabilir.

Davranışsal açıdan dikkat çeken bir başka özellik ise, bu türün çoğu zaman sakin ve insan varlığına karşı nispeten toleranslı olmasıdır. Bu nedenle kelebek seralarında sık gösterilen türlerden biridir.

Idea leuconoe, yalnızca güzel görünümlü bir kelebek değil; savunma kimyası, enerji verimli uçuş ve görsel uyarı mekanizmalarının birleşimini temsil eden etkileyici bir evrimsel adaptasyon örneğidir.

🌍 Doğal Yayılım Alanı

Bu tür başlıca şu bölgelerde görülür:

Filipinler
Malezya
Endonezya
Tayland
Güneydoğu Asya’nın tropikal bölgeleri

Genellikle:

Nemli ormanlarda
Tropikal bahçelerde
Yoğun bitki örtüsüne sahip alanlarda yaşar.
🔬 Ayırt Edici Özellikleri
✔️ Kanat Yapısı
Beyaz yarı saydam kanatlar
Siyah damar benzeri desenler
Geniş kanat açıklığı
✔️ Uçuş Stili
Çok yavaş
Süzülmeye benzer
Enerji tasarruflu
✔️ Savunma Mekanizması
Toksik bitkilerden kimyasal madde depolama
Avcılara karşı tatsızlık oluşturma
Uyarı renklenmesi (aposematizm)
🧪 Diğer Kelebeklerle Karşılaştırma
Özellik Idea leuconoe Tipik hızlı kelebekler
Uçuş tipi Yavaş ve süzülmeli Hızlı ve düzensiz
Savunma Kimyasal toksisite Kaçış hızı
Kanat görünümü Şeffaf-beyaz Daha yoğun pigmentli
Enerji kullanımı Düşük tüketimli Daha yüksek
🥚 Yaşam Döngüsü
Yumurta
Tırtıl (larva)
Pupa / krizalit
Ergin kelebek

Larva döneminde yoğun beslenme görülür. Ergin formda ise uçuş ve üreme davranışları ön plana çıkar.

🧠 İlginç Bilgi

Bu kelebeğin sakin uçuşu nedeniyle bazı avcılar onu “kolay hedef” gibi algılasa da, toksik yapısı nedeniyle çoğu avcı bir kez deneyimledikten sonra bu türden uzak durmayı öğrenir.

✨ Kapanış

Idea leuconoe; zarif görünümünün altında gelişmiş savunma biyokimyası taşıyan, estetik ile evrimsel stratejiyi birleştiren dikkat çekici bir tropikal kelebek türüdür.
0
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
216.5K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merhaba
Öteki, Fyodor Dostoyevski’nin 1846 yılında yayımlanan erken dönem eserlerinden biridir. Romanın orijinal adı Dvoynik (İkiz / Çift) olup Türkçeye genellikle Öteki adıyla çevrilmiştir. Dostoyevski bu eserinde, insanın kimlik bunalımını, yalnızlığını ve psikolojik parçalanmasını ele alır.
Kitabın merkezinde, sıradan bir devlet memuru olan Yakov Petroviç Golyadkin vardır. Golyadkin, toplum içinde kabul görmek isteyen ama bir türlü kendini ifade edemeyen, içine kapanık ve kaygılı bir karakterdir. Bir gün kendi görünüşüne birebir benzeyen, ancak daha özgüvenli ve daha başarılı bir “öteki” ile karşılaşır. Bu kişi zamanla onun işini, çevresini ve hatta kimliğini elinden almaya başlar. Roman ilerledikçe okur şu soruyla karşı karşıya kalır: Bu “öteki” gerçekten var mıdır, yoksa Golyadkin’in zihninin yarattığı bir yansıma mıdır?

Kitap yalnızca bir olay örgüsü anlatmaz; daha çok insan psikolojisinin derinliklerine iner. Özellikle yalnızlık, toplum tarafından dışlanma korkusu, özgüven eksikliği, kimlik krizi ve insanın kendi içindeki çatışmalar romanın temel temalarıdır. Bu yönüyle Öteki, modern psikolojik romanların öncülerinden biri kabul edilir. Hatta birçok edebiyat araştırmacısı, bu eserin psikanalitik okumalar açısından çok güçlü olduğunu ve insan zihnindeki “bölünmüş benlik” kavramını erken dönemde işlediğini belirtir. Bölünmüş benlik kavramını açmak isterim kavram, kişinin benlik algısında bir parçalanma ya da iç çatışma yaşaması durumunu ifade eder. Bu, çoğu zaman insanın içinde birbiriyle çelişen farklı “benlik parçaları” varmış gibi hissetmesiyle ilişkilidir. Ancak burada önemli bir ayrım var. Psikolojide bölünmüşlük her zaman ağır bir ruhsal hastalık anlamına gelmez. Bazen hepimizin yaşadığı iç çatışmaların daha yoğun bir hâlidir.

Örneğin bir insanın içinde aynı anda iki farklı ses olabilir: Bir tarafı cesur olmak isterken diğer tarafı korkabilir; bir yanı ilişkiyi sürdürmek isterken başka bir yanı uzaklaşmak isteyebilir. “Gitmek istiyorum ama kalmak da istiyorum” hissi aslında hafif düzeyde bir iç bölünmüşlük örneğidir. Bu durum insan olmanın doğal bir parçasıdır. Bu nedenle roman, zaman zaman ağır ve karanlık bir atmosfer taşısa da insan ruhunu anlamaya çalışan okurlar için oldukça etkileyici bir eserdir.

Fyodor Dostoyevski (1821–1881), dünya edebiyatının en büyük romancılarından biri kabul edilen Rus yazardır. Hayatı da romanları kadar çalkantılıdır. Genç yaşta siyasi düşünceleri nedeniyle tutuklanmış ve idam cezasına çarptırılmıştır. İdam edilmek üzereyken cezası son anda sürgüne çevrilmiş ve yıllarca Sibirya’da ağır şartlarda yaşamıştır. Bu deneyim, onun insan psikolojisine ve insanın acıyla dönüşümüne bakışını derinden etkilemiştir. Dostoyevski’nin eserlerinde suç, vicdan, inanç, özgür

Öteki, insanın kendi içine bakmasını bazen istemeden de olsa sağlayan o tuhaf kitaplardan biri. İlk okuduğumda bana şunu düşündürmüştü. İnsan gerçekten yalnızca kendisi midir, yoksa içinde susturmaya çalıştığı başka bir “ben” daha mı taşır? Çünkü Dostoyevski burada yalnızca bir adamın hikayesini anlatmaz; insanın kendi gölgesiyle kavgasını anlatır. Hepimizin bazen sakladığı korkuları, kıskançlıkları, değersizlik hissini ve kabul görme arzusunu masanın üzerine bırakır.

Kişisel olarak bana göre Öteki, insanın kendi içinde verdiği sessiz savaşın romanıdır. Hayatta bazen öyle dönemler olur ki kendimizi yeterli hissetmeyiz; bir yanımız güçlü görünmeye çalışırken başka bir yanımız sessizce geri çekilir. İşte Dostoyevski tam da o çatlağın içine girer. Romanın kahramanı Yakov Petroviç Golyadkin’in karşısına çıkan “öteki”, aslında sadece bir insan değil; onun korkularının, bastırılmış arzularının ve olmak isteyip olamadığı kişinin ete kemiğe bürünmüş hâlidir gibi gelir bana.

Romanı okurken insan zaman zaman huzursuz olur. Çünkü Golyadkin’in yaşadığı yabancılaşma, biraz da bize ayna tutar. Bir ortamda kendimizi yetersiz hissettiğimizde, kabul görmek için farklı davranmaya çalıştığımızda ya da “Acaba insanlar benim hakkımda ne düşünüyor?” diye gece sessizliğinde kendi kendimize kaldığımız anlarda, aslında Dostoyevski’nin anlattığı o ruh haline çok da uzak olmadığımızı fark ederiz.

Dostoyevski’nin dili bazen yorucu ve karanlık olabilir ama bu karanlık boşuna değildir. O, insan ruhunun kuytu köşelerine inmeyi sever. Golyadkin’in gittikçe çözülüşünü okurken insan bir noktada şunu düşünür: Belki de insanın en büyük düşmanı dışarıdaki insanlar değil, kendi zihninin içinde büyüttüğü korkulardır.

Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri şu düşünce İnsan bazen kendi hayatında kendine yabancılaşabilir. Kendini anlatamaz, anlaşılmadığını hisseder, hatta kendi benliğine bile uzak düşebilir. Dostoyevski bunu öyle güçlü verir ki roman bittikten sonra bir süre insanın içinde sessiz bir ağırlık kalır. Bir yerde şu duygu çok baskındır: İnsan, kabul görmek uğruna kendinden ne kadar vazgeçebilir? Ve insan kendisinden kaçmaya çalıştığında gerçekten kurtulabilir mi?

Roman bana biraz şunu hissettirdi. Hepimizin içinde bir “öteki” var aslında. Daha cesur olan, daha kırgın olan, daha korkan ya da daha çok sevilmek isteyen bir yanımız. Asıl Mesele o sesi susturmak değil belki; onu anlamayı öğrenmek. Dostoyevski’nin dünyasını seven biri için bu kitap, yalnızlık, kimlik ve insan ruhunun kırılganlığı üzerine unutulmayacak bir deneyim. Ama mutlu son bekleyen bir kitap değil; daha çok insanı kendisiyle baş başa bırakan, düşündüren ve bazen de biraz canını sıkan bir yolculuk. Belki de tam bu yüzden etkileyici.
Kitap
9.8/10
(13 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Двойник, Dvoynik
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 5 gün önce 2:07
Birçok insan tarafından sevimli veya tatlı olarak görülen kediler, insanlarla çok yakın bir ilişki halindedir. Buna rağmen pek az kedi sahibi insan, evlerinde...
4
Eser
Ece Müker
Ece Müker
636.1K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Sinan Ertaş
Sinan Ertaş
61.1K UP
2 gün önce
Change=Difference
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
216.5K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhaba
Kitabı ikinci kez gözden geçirip sinemaya giden biri olarak şunu baştan söylemeliyim çok “birebir” bir uyarlama beklemiyordum ama karşılaştığım şey beklentimin de çok dışındaydı. Hatta arkadaşlarımla filmi izlerken kendimi sürekli yana eğilip “ama bu kitapta yoktu” diyen o biraz sinir bozucu okur tipine dönüşmüş halde buldum. Çünkü bu gerçekten, kitabın birçok temel unsurunu değiştiren bir uyarlamaydı. Karakterlerin isimlerini değiştirseniz, geriye dönem atmosferine sahip, romantik ve estetik bir drama kalırdı; ama Emily Bronte’nin o karanlık, sarsıcı, insan ruhunun en sert yanlarına dokunan Uğultulu Tepeler’i pek kalmazdı.

Önce şunun hakkını vermek lazım, film görsel açıdan etkileyici. Mekan kullanımı, kostümler, görüntü yönetimi ve müzikler gerçekten başarılı. Sinematografik olarak bakıldığında “güzel çekilmiş” bir iş olduğu inkar edilemez. Başrollerdeki oyuncular da kendi içlerinde etkileyici bir enerji taşıyor. Özellikle Cathy rolündeki Margot Robbie oldukça güçlü bir performans sergiliyor. Heathcliff’in olgunluk dönemini oynayan Jacob Elordi ise karakterin sertliğini ve karizmasını taşıyabilmiş görünüyor. Buna rağmen, kitabın ruhuna bağlı bir okur için sorun tam da burada başlıyor ve güzel bir film olması, onun iyi bir Uğultulu Tepeler uyarlaması olduğu anlamına gelmiyor.

Romanın en önemli katmanlarından biri olan ikinci kuşak hikayesinin neredeyse tamamen yok sayılması, bence filmin en büyük eksiklerinden biri. Oysa Emily Bronte’nin anlatısında sadece Cathy ile Heathcliff’in tutkulu ve yıkıcı ilişkisi değil; bu ilişkinin sonraki kuşaklara bıraktığı miras da çok önemlidir. Hindley, eşi Frances ve oğulları Hareton’un hikayesi; genç Cathy ile Linton arasındaki ilişki; hatta Hareton’ın dönüşümü romanın karanlığının içindeki küçük umut ışığıdır. Film ise bunu tamamen kesip atmış gibi duruyor. Böyle olunca hikaye, trajik bir aşk anlatısına indirgenmiş oluyor ve romanın nesiller boyu süren psikolojik ağırlığı kayboluyor.

Karakter değişiklikleri de dikkat çekici. Zavallı Nelly Dean’in neredeyse bütün kötülüklerin kaynağı gibi sunulması, romandaki daha karmaşık ve gri anlatıcı rolünü basitleştirmiş. Huysuz, dindar ve rahatsız edici bir karakter olan Joseph’in yerini çok daha farklı bir tiplemenin alması da kitabın gotik atmosferini zedeliyor. Bay Earnshaw’un romandakinden çok daha uzun yaşaması ve bazı olayların Hindley’den alınarak ona verilmiş gibi durması, anlatının bütün dengesini değiştiriyor.

Bir başka mesele de karakterlerin görünümü ve romanın tasvirleriyle kurduğu ilişki. Kitabı seven birçok okur gibi ben de bazı seçimleri “oturmamış” buldum. Edgar’ın romandaki zarif, aristokrat havasından uzak bir biçimde yorumlanması ve Isabella’nın fiziksel betimlemeden oldukça farklı görünmesi, özellikle kitabı gözünde canlandırarak okuyanlarda yabancılık hissi yaratabilir. Heathcliff’in gençlik hali bazı sahnelerde fazlasıyla romantize edilmiş görünse de ilerleyen yaşlardaki sertliği daha inandırıcı bir çizgiye oturuyor.

Amerika’daki erken izleyici ve eleştirmen yorumlarında da benzer bir ayrım dikkat çekiyor. Birçok kişi filmi “güzel ama roman değil” diyerek değerlendirmiş durumda. Özellikle ABD’de yapılan yorumlarda filmin Emily Bronte'nin gotik, kasvetli ve psikolojik yoğunluğunu yeterince yansıtmadığı sıkça dile getiriliyor. Bazı eleştirmenler yapımı “görsel olarak büyüleyici ama içi boş” diye tanımlarken, bazı okurlar romanın derin melankolisinin yerini daha yoğun bir tensellik ve dramatik romantizmin aldığını söylüyor. Özellikle sadomazoşist öğelerin ve sert cinselliğin öne çıkarılması, kitabın özündeki psikolojik şiddet ve duygusal yıkımı geri plana ittiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Emily Bronte'’nin dünyasında şiddet vardır ama bu çoğu zaman insanların ruhlarını birbirine ezişi üzerinden ilerler; film ise bunu zaman zaman fiziksel ve erotik bir gösteriye çevirmiş gibi görünüyor.

Yine de bütün bu eleştirilere rağmen dürüst olmak gerekirse, gidip izlenmeyecek bir film değil. Hatta kitabı hiç okumamış biri için oldukça etkileyici ve duygusal bir dönem filmi olabilir. Kitabı okuyanlar içinse durum biraz daha karmaşık :)) Bir yandan “bu benim sevdiğim hikaye değil” hissi, bir yandan da yıllardır zihinde canlanan Uğultulu Tepeler’i sinema salonunda görmenin tuhaf heyecanı. Sanırım bu filmi değerlendirmenin en adil yolu şu olacak. Eğer Emily Bronte’nin romanına sadık bir uyarlama bekliyorsanız hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz; ama romanı esin kaynağı alan, görsel olarak güçlü ve farklı bir yorum görmek istiyorsanız yine de bir şans verilebilir. Çünkü ne kadar değişmiş olursa olsun, Uğultulu Tepeler’i sinemada görmek hala insanın içinde tuhaf bir merak uyandırıyor.
Puan Ver
Orjinal Adı : Wuthering Heights
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Rasyonalist Bilim
Çeviren 5 gün önce 2 dk.

Tabby'nin yıldızı veya mega uzaylı yapısı olarak da bilinen, KIC 8462852 yıldızı ile ilgili yeni ortaya atılan bir teoriye göre, yıldızın sönümlenme nedeni, yıldızla bizim aramıza giren herhangi bir yapıdan değil yaydığı ışık miktarının azalmasından (yani kendi yapısındaki değişimden) kaynaklanıyor.

Evrimlerinin sonlarına yaklaşan yıldızların parlaklıklarında dramatik değişimler meydana gelebiliyor fakat KIC 8462852 yıldızı henüz yaşamının ortalarında bulunan F tayf türünden bir yıldız. Daha önce bu tür cisimlerin, bu kadar kısa dönemlerle parlaklıklarında böylesi değişimler gösterdiği görülmemişti. Sonuç olarak Kepler Uzay Teleskopu KIC 8462852 yıldızının parlaklığında böylesi büyük düşüşler gözlediğinde, bizimle yıldızın arasına giren bir şey olduğu öne sürüldü. Ortaya atılan teoriler uzaylılar tarafından inşa edilmiş mega yapılardan, yoğun kuyrukluyıldız geçişine ve yıldızın Galaktik gaz bulutlarından geçişine kadar çeşitlilik gösteriyordu.

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
145.0K UP
Gözlemi Yapan 6 gün önce Türkiye, Çankırı
Nisan ayında, Yapraklı Yaylası'nda kaydedilmiştir. Latince tür adı "Crocus flavus", Türkçe adı "Yer çiğdemi" imiş. Ayrıca "Sarı çiğdem", "Altın çiğdem" gibi isimlerle de anılmaktaymış.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gülfem Akdemir
Seslendiren 8 Kasım 2023 9:50
Özellikle yaz aylarının baş belası rakipsizdir: sivrisinekler. Sıtma, sarı humma, deng ateşi gibi Dünya'nın en ölümcül hastalıklarının taşıyıcısı...
51
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Bilimde duyduğumuz en heyecan verici olan ve bir keşfe en çok kapı aralayan laf, 'Evreka!' değil, 'Hmm, bu çok tuhaf.' lafıdır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
28
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Politik yetenek dediğiniz, yarın, haftaya, sonraki aya veya yıla olacakları öngörebilmektir. Ve tabii sonrasında bu öngörülerin neden gerçekleşmediklerini açıklayabilmek..."
Winston Churchill
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)