Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Batuhan Akyazı
Batuhan Akyazı
28.6K UP
Uyarlayan 15 Kasım 2020 4 dk.

Uluslararası Astrobiyoloji Dergisi’nde yayınlanan bir makale, süpernovaların etkisini araştırıyor. Bildiğiniz gibi süpernovalar, bilinen evrendeki en şiddetli olaylardan biridir. Sadece birkaç ay içerisinde, bu patlamaların yalnızca biri bile, güneşimizin ömrü boyunca verebileceği enerji miktarından daha fazla enerji açığa çıkarabilirler. Ayrıca çok ama çok parlaklardır. Colorado Üniversitesi'nden proje yönetmeni olan Robert Brakenridge şöyle diyor:

Çok yakınımızda yaşanacak bir süpernova, bütün insanlığı Dünya üzerinden silebilir. Ancak uzakta yaşanan patlamalarda bile Dünya'mız, tehlikeli radyasyon ile bombalanabilir. Bu da ozon tabakasının incelmesine ve bununla birlikte küresel ısınma sürecinin hızlanmasına neden olabilir.

29
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 19 Aralık 2021
Bu görselin bir kuyruklu yıldız görseli olması planlanıyordu. 2021 yılının en parlak kuyruklu yıldızı olan Leonard’ın bir dizi görüntüsü çekiliyordu. Ancak evrenin başka planları vardı. Bir saniyeden çok kısa bir süre içinde, ateş topu olarak adlandırılan çok parlak bir meteor, kuyruklu yıldızın hemen altında gökyüzünü yarıp geçti. Meteorun parıltısı kuyruklu yıldızın komasından bile yeşildi. Meteorun yeşilinin nedeni muhtemelen meteorun çakıl büyüklüğündeki çekirdeğinden buharlaşan magnezyumdur. Kuyruklu yıldızın yeşilinin nedeni ise muhtemelen kuyruklu yıldızın şehir büyüklüğündeki çekirdeğinden yakın zamanda atılan diatomik karbondur. Görseller 10 gün önce Sacramento Nehri’nden ve ABD, Kaliforniya‘da bulunan Mt. Lassen’de çekilmiştir. Ateş topu, bir kaç gün sonra maksimum noktasına ulaşan bu yılın Geminid Meteor Yağmuru sırasında çekildi. Leonard geçen hafta çıplak gözle görülebiliyor iken şu anda sönümleşmektedir ve güney göklerine doğru ilerlemektedir.
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İbrahim Halil Bağmancı
2 gün önce
“Bilimle kavga eden şey din değil;
bu toplumun düşünmeyi günah sayan zihniyetidir.” İBRAHİM HALİL BAĞMANCI

2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İsmail Semi Çankal
10. Sınıf Öğrencisiyim 16 Mart 2024 Sen de Cevap Ver

Kalbin oldukça sistemli bir mekanizması bulunuyor. Bu mekanizmada meydana gelen tek bir aksaklık insanın hayatını sona erdirebiliyor. Bu mekanizmalardan en önemlisi sağ ve sol tarafta bulunan pompalar:

Kalbin her iki tarafında da kulakçık ve karıncıklar bulunuyor. Kulakçıklar küçük pompa, karıncıklar ise büyük pompa işlevi görüyorlar.

1. Kalbin sol tarafı temiz kan ile ilgileniyor; gelen temiz kanı organ ve dokulara ulaştırma görevi, kalbin sol tarafında bulunan sol kulakçık ve sol karıncığa ait. Kalbin sağ tarafı ise kirli kan ile ilgileniyor; sağ karıncık ve sağ kulakçık kirli kanı temizlenmek üzere akciğerlere ulaştırmak için görev yapıyor.

Tüm Reklamları Kapat

2. Temiz kan kalbe ulaştığında önce üst taraftaki küçük pompaya, yani sol kulakçığa doluyor. Buradan alt tarafta bulunan büyük pompaya, yani sol karıncığa iletiliyor.

Kalpteki her kulakçık birbirinden farklı görünse de aslında yaptıkları iş aynı; her biri kanı belirli bir hedefe iletmekle görevli. Mekanizmanın sistemli çalışması, bahsettiğimiz bu sıralı işlem nedeniyle çok önemli. Her şeyin sıra ile yapılması gerekiyor. Eğer bu düzen bozulursa, kalp vücuda ya hiç kan pompalayamıyor ya da kalbe aşırı kan yüklenmesi oluyor.

3. Bu sıralamanın doğru işlemesi için kulakçık ve karıncıklar arasında kapaklar bulunuyor. Bu kapaklar akış yönüne doğru tek taraflı açılıyor. Kulakçıklar kasıldığında bu kapaklar açılıyor, kan büyük pompaya yani karıncıkların içine doluyor.

4. Bu işlem gerçekleştikten sonra kanın geldiği yere geri dönmemesi için kapaklar tekrar kapanıyor. Ana toplardamar, oksijensiz kanı bedenin sağ kısmına getiriyor ve akciğer damarları bu kanı akciğerlere iletiyor.

Tüm Reklamları Kapat

5. Akciğer toplardamarı oksijenli kanı akciğerlerden kalbin sol tarafına getiriyor ve aort bu kanı vücuda gönderiyor. Kanın bu hareketi sırasında kalp kapakçıkları kasılarak kanın odacıklar arasında geçişini sağlıyor. Bu kapaklar kalbin karıncıklarında da var. Karıncıklar kasıldığında bu kapaklar açılıyor ve kanın vücuda doğru akması sağlanıyor.

6. Pompalama işlemi durduğunda ise kapaklar kapanıyor ve pompalanan kanın kalbe geri dönmesi engelleniyor. Bizim kalp atışı olarak algıladığımız ses ise sanıldığı gibi kalbin kasılıp gevşemesi sonucunda çıkan ses değil. Kalp atışını dinlerken, aslında bu dört kapakçığın şiddetle açılıp kapanma seslerini duyuyoruz.

Kaynaklar

  1. A. W. V. T. Y. Kurulu. Kalbimiz Nasıl Çalışır?. Alındığı Tarih: 17 Mart 2024. Alındığı Yer: Acıbadem Sağlık Grubu | Arşiv Bağlantısı
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 29 Nisan 2014 17 dk.

Işık hızı (fotonların hızı), kusursuz vakumda saniyede 299.792.458 metredir (m/s). Bu, kabaca saatte 1.079.250.000 kilometreye eşittir. Yani saatte 300 kilometre hız yapabildiğiniz bir arabayla çıkabileceğiniz maksimum hızın 3.597.500 katına... Fotonları bu hızda gidiyor gibi görüyoruz, çünkü fotonların kütlesi yoktur. Buna rağmen kinetik enerjileri vardır; ancak buna az sonra geleceğiz.

Einstein ışık hızı için "Evren'in hız limiti" demişti. İddiasına göre ışıktan hızlı gitmek nedensellik prensibini ihlal etmek demekti. Bu konularla ilgili derin bilgisi olmayan okurlarımız için, "nedensellik" ilkesi basitçe bir neden ile sonucu arasında ilişki olması demektir. "Neden-sonuç ilişkisi" olarak da bilinir. Nedensellik ilişkisinin bozulması ise mantık hatalarına neden olur. Buna bir örnek olarak, henüz tetiği çekmemişken, silahınızdan çıkacak merminin hedefi vurması örneğini verebiliriz. Işık hızını aşmak, bazı temel enerji yasalarını ihlal etmek anlamına gelir. Ancak bu yapılabilecek olursa, zamanda yolculuk bile mümkün olacaktır.

237
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 22 Ağustos 2011 28 dk.

Tartışmalar, tarih boyunca, yaygın ve hâkim fikirlerin insanlarca sorgulanmasını mümkün kılmıştır. Tartışmalar, daha önce düşünülmemiş konuların gözden geçirilmesini, henüz yıkılmamış tabuların sarsılmasını sağlar. Günümüzde de büyük bir öneme sahip olan tartışmaları yakından incelediğimizde sık sık “kavga” şeklinde gerçekleştirildiklerini ve asıl amacın dışına çıktıklarını görebiliyoruz. Ama her şey kaybedilmiş değil. Bilimin ve felsefenin gelişmesi sayesinde, artık tartışmalar içinde yer alan argümanların temel aldığı çeşitli safsataları da tespit ve kategorize edebiliyoruz. Dolayısıyla, bu safsataları anlamak için, öncelikle halk arasında oldukça yanlış tanınan ”tartışma” kavramını ele almak gerekmektedir.

Bu yazı dizimizde, “bilimsel tartışma” nedir ve ne değildir, nasıl yapılmalıdır ve nasıl yapılmamalıdır gibi temel sorular üzerinde duracağız. Bu bilgiler sadece bilim dünyasında değil, aynı zamanda günlük yaşamınızda da karşılaşabileceğiniz tartışmalarda faydalı olabilecek konulardır. Amaç “fikir değiştirmek” olduğunda, argümanlarınızın başarısı karşınızdaki kişinin açık fikirliliğine bağlı bir durum olsa da, argümanlarınızı bilimsel verilerle ve mantıkla desteklemek, sürdürülen tartışmayı daha da etkili ve işe yarar kılacaktır. Elbette her fikir eşit değerde ve/veya eşit değildir, hatta bazı fikirler sadece öznel olarak değil, nesnel olarak bile ”saçmalık” denecek kadar abartılı olabilir. Böylesine durumların tartışıldığı konularda çıkmaza girildiğinde, ”Bana saygı duy!” gibi savunmalar da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Halbuki hiç kimse, bir başka kişiye saygı duymak için o kişinin fikirlerine saygı duymak zorunda değildir. Futbol fanatiği bir dostunuzun spor sevdasının abartılı ve kendisine zarar veren düzeyde olduğunu ifade etmek, dostunuza saygı duymadığınız anlamına gelmez. Benzer şekilde, bir kişinin derinden inandığı inanç ve fikirleri sorgulamak, onlara saygısızlık etmek değildir. Bu kişi, sizden yaşça çok daha büyük ebeveynleriniz veya dedeniz olsa bile... Tam tersine, istisnasız olarak her türlü fikri sorgulamak, tartışmak, bu fikirlerin değeri ve geçerliliği üzerine kafa yormak, insanlığı ileri götüren, toplumları zenginleştirip güçlendiren, halkları aydın ve özgür kılan tutumlardır. Dolayısıyla, tartışma ve münazara kültürünün yer etmediği kültürler, diğerlerinden geri kalmaya mahkumdur.

250
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
175.1K UP
Uyarlayan 16 saat önce 8 dk.

Matematiksel nominalizm; matematiksel nesnelerin, ilişkilerin ve yapıların ya hiç var olmadığını ya da soyut nesneler olarak var olmadığını (ne uzay-zamanda yer alırlar ne de nedensel güçlere sahiptirler) savunan bir görüştür. Genel olarak matematiksel nominalizmin iki biçimi vardır: Matematiksel nesnelere bağlılıktan kaçınmak için matematiksel (veya bilimsel) teorilerin yeniden formüle edilmesini gerektiren görüşler ve matematiksel veya bilimsel teorileri yeniden formüle etmeyen, bunun yerine bu teoriler kullanıldığında matematiksel nesnelere bağlılığın söz konusu olmadığını açıklayan görüşler.

Daha önce matematiksel Platonizm hakkındaki yazımızda nominalizm ile platonizmin kısa bir karşılaştırmasını yapmıştık. Bu yazımızda detaylandıracak olursak matematik hakkındaki ontolojik tartışmalarda bu iki görüşün ön plana çıktığını söyleyebiliriz.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.3K UP
Türü Ekleyen 4 gün önce
Caryophyllales, çiçekli bitkiler (Angiospermler) içinde morfolojik, fizyolojik ve ekolojik açıdan son derece geniş bir çeşitliliğe sahip olan bir bitki takımıdır. Bu takım, hem klasik otsu ve odunsu bitkileri hem de çevresel koşullara son derece özelleşmiş etçil, sukulent ve halofit türleri bünyesinde barındırır. Özellikle besin fakiri, tuzlu, kurak veya ekstrem yaşam alanlarına uyum sağlamış bitkiler, Caryophyllales içinde yoğun şekilde temsil edilir.

Takımın ayırt edici özelliklerinden biri, birçok üyesinde görülen betalain pigmentleridir. Bu pigmentler, antosiyaninlerin yerini alarak bitkilere kırmızı, mor ve sarı renkler kazandırır ve Caryophyllales’i diğer çiçekli bitki takımlarından kimyasal olarak ayıran önemli bir özelliktir. Yaprak yapıları genellikle basit, kenarları düz ve stipulasızdır; gövde ve kök yapıları ise çevresel streslere dayanıklılığı artıracak şekilde özelleşmiştir.

Caryophyllales, çok farklı yaşam stratejilerine sahip familyaları içerir. Bu takım içerisinde karnivor bitkiler (Droseraceae), sukulentler (Cactaceae), tuzcul bitkiler, süs bitkileri (Caryophyllaceae) ve tarımsal açıdan önemli türler (Amaranthaceae) birlikte yer alır. Bu çeşitlilik, takımın evrimsel olarak esnek ve adaptasyon kapasitesi yüksek bir yapı sergilediğini gösterir.

Ekolojik açıdan Caryophyllales, toprak stabilizasyonu, böcek popülasyonlarının düzenlenmesi, çöl ve yarı kurak ekosistemlerde primer üretimin sürdürülmesi gibi önemli roller üstlenir. Aynı zamanda etçil ve ekstrem koşullara uyumlu bitkileri içermesi nedeniyle bitki evriminde çevresel baskıların nasıl yenilikçi çözümler doğurduğunu gösteren temel taksonomik gruplardan biri olarak kabul edilir.
0
Ayşegül Şenyiğit Özdil
Çeviren 15 Ocak 2020 8 dk.

Bir araştırma ekibi, kurbağa embriyolarından alınan canlı hücreleri yeniden programladı ve onları tamamen yeni yaşam biçimleri oluşturacak şekilde bir araya getirdi. Bu milimetre genişliğindeki “zenobotlar (xenobots)” belli bir hedefe doğru ilerleyebilir, hastanın vücudu içinde herhangi bir yere ilaç sevkedebilir ve kesildikten sonra kendini iyileştirebilir. Araştırmanın yardımcı yürütücüsü, Vermont Üniversitesinden bilgisayar bilimci ve robotik uzmanı Joshua Bongard şöyle söylüyor:

Bu yeni yaratıklar Vermont Üniversitesinde bir süperbilgisayarda tasarlandı ve daha sonra Tufts Üniversitesi biyologlarınca bir araya getirilip test edildi. Araştırmanın diğer yardımcı yürütücüsü, Tufts Üniversitesi Rejeneratif ve Gelişimsel Biyoloji Merkezi müdürü Michael Levin şöyle söylüyor:

77
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 19 Nisan 2011 29 dk.

Hayat Molekülleri, ya da diğer bir ismiyle organik moleküller en azından bizim bildiğimiz ve tanımladığımız anlamıyla canlılığın var olabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için gereken kimyasal moleküllerdir. Temel olarak nükleotitler, lipitler, proteinler ve karbonhidratlar "hayat molekülleri"dir. Bu moleküllerin hepsinin genel formları az çok benzer olsa da, işlevleri kimyasal ve fiziksel özelliklerinden dolayı birbirlerinden tamamen farklıdır.

Bu farklı özelliklerin toplamı, bugün bizlerin "canlı" olarak isimlendirdiği varlık formlarını meydana getirir. Daha doğrusu, canlılık için gereken aktivite ve organizasyon şartlarının istikrarlı bir şekilde sağlanabilmesi için bu kimyasallardan oluşan bir yapı ve bu yapının uzun süreli deneme-yanılma ve eleme-seçme mekanizmalarından geçmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, şimdilik bildiğimiz kadarıyla, bu moleküllerden oluşmayan bir varlığın canlılığın ilkelerini bir arada bulundurması pek mümkün değildir. Bunda, bu moleküllerin istikrarlı yapısının (tepkimeler, radyoaktivite, vb. kimyasal özellikler bakımından) çok büyük önemi olduğunu unutmamak gerekmektedir.

168
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
132.2K UP
İnceleyen 8 saat önce
Anayurt Oteli bana hep şunu hissettirir: Bu kitap bağırmaz, ama insanın içini yavaş yavaş daraltır. Zebercet’i okurken “ne yaptı?”dan çok “neden bu kadar yalnız?” diye düşünürsün. Çünkü Zebercet bir kötülüğün değil, ihmal edilmiş bir hayatın sonucudur.

Zebercet aslında çok tanıdık bir insan. Büyük hayalleri olmayan, kimseye tam dokunamayan, ama içten içe bir yere ait olmayı çok isteyen biri. Otel onun evi değil sadece; sığınağı. Dış dünya fazla kalabalık, fazla hızlı, fazla anlaşılmaz. Otelde zaman durmuş gibidir; tıpkı Zebercet’in iç dünyası gibi.

Romanın en sarsıcı yanı, yalnızlığın romantize edilmemesidir. Burada yalnızlık “kendini dinleme” hâli değildir; içten içe çürüten bir sessizliktir. Zebercet konuşmadıkça düşünür, düşündükçe daha çok içine kapanır. Ve kimse onu fark etmez. Belki de en acı tarafı bu: Zebercet görünmezdir.

Kitabı okurken sık sık rahatsız olursun. Çünkü yazar seni Zebercet’e çok yaklaştırır. Onu yargılamak istersin ama bir yerde durursun. Çünkü şunu fark edersin: Bu adam bir canavar değil; kimse tarafından sevilmeyi öğrenememiş bir çocuk gibi.

Anayurt Oteli bana göre bir “olay romanı” değil, bir ruh hâli romanı. Bitirdiğinde hikâye aklında kalmaz; Zebercet’in o ağır sessizliği kalır. Ve insan kendine şu soruyu sorar. Bir insan bu kadar uzun süre fark edilmeden yaşarsa, sonunda ne olur? Bu romanı sevmek kolay değil. Ama unutmak daha da zor. Çünkü Zebercet, biraz bakarsan, toplumun görmezden geldiği herkesin içinde sessizce duran bir ihtimal.
8.7/10
(3 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alperen Karaçor
Alperen Karaçor
66.1K UP
Öğrenciyim, ilgimi çeken konularda araştırma yapmayı seviyorum. 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Laktik asit fermantasyonu, oksijen bulunmadığında hücrenin enerji üretmeye devam edebilmek için glikozu parçalayarak gerçekleştirdiği bir tepkimedir.

olay sitoplazmada gerçekleşir ve glikoliz sonucu oluşan pirüvik asit, oksijen olmadığı için mitokondriye giremez, bunun yerine laktik asi[1][1][1][1][1]de dönüştürülür. Bu dönüşüm sırasında hücre yalnızca 2 ATP kazanır ve daha fazla enerji elde edilemez. Laktik asit fermantasyonu kas hücrelerinde yoğun egzersiz sırasında ve bazı bakterilerde görülür; oluşan laktik asidin birikmesi kaslarda yanma ve yorgunluk hissine neden olur.

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Memorial Tıbbi Yayın Kurulu. Fermantasyon. Alındığı Tarih: 9 Ocak 2026. Alındığı Yer: Memorialcomtr | Arşiv Bağlantısı
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mücahid Köse
Uyarlayan 22 Ocak 7 dk.

ABD Kongresi'ne bağlı bir komisyon olan, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti mensuplarını içeren ikili yapıdaki ABD-Çin Ekonomi ve Güvenlik İnceleme Komisyonu (İng: "USCC"), 19 Kasım 2024'te ABD Kongresi'ne dikkat çeken bir rapor sundu. Raporda ABD'nin, insan kadar zeki veya daha zeki olan bir yapay zeka sistemine karşılık gelen yapay genel zekanın (İng: "AGI") geliştirilmesini finanse etmek için "Manhattan Projesi" tarzında bir program başlatması öneriliyor.[1]

Komisyonun raporu; ABD'nin, hızla değişen küresel teknolojik manzarayı şekillendirme mücadelesinde Çin ile uzun vadeli bir stratejik rekabete giriştiğini açıkça belirtiyor. Gelişen teknolojilerin, özellikle yapay zekanın yükselişi, savaşın doğasını değiştirebilir ve bu yarışı kazanan ülke için güç dengelerini lehine çevirebilir. Ayrıca, bu durumun ekonomik faydalarının 21. yüzyıl boyunca süreceği öngörülmektedir.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 30 Ocak 2019
İnsan yasalarına baş kaldırabiliriz; ancak doğanın yasalarına direnemeyiz.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
35
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ruhiye Erulaş
Ruhiye Erulaş
41.1K UP
Uyarlayan 20 Ekim 2019 13 dk.

Yaratılışçılığa inanan bir takım insanlar ve organizasyonlar, son zamanlarda kurdukları web siteleri aracılığıyla ağaçkakanın "evrimle var olamayacak" bir organizma örneği olduğu çığırtkanlığını yapmaktalar. İddialarını savunmak için ağaçkakanın fizyolojisi, bilhassa da şaşırtıcı derecede uzun olan dili hakkında ya çarpıtılmış ya da yanlış olduğu apaçık ortada olan birçok bilgi sunmaktadırlar. Bu yazımızda, bilimsel olmayan bir görüş olan yaratılışçılığa inananların bütün bu yanlış iddialarının doğrularını sunacağız.

Herkesçe iyi bilinen ağaçkakanlar (Picidae ailesi), eşsiz anatomileri sayesinde sıra dışı ekolojik nişlerden istifade edebilirler. Bu aileye mensup türlerin bir çoğu, böcek veya diğer avlarla beslenirler. Bu avlara ulaşabilmek için, sert ve çürümemiş ağaçlarda delikler açmalarına yardımcı olan enteresan adaptasyonlardan faydalanırlar. Bu adaptasyonların en etkileyici olanı ağaçkakanın dilidir.

74
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Baran Kasımoğlu
Eseri Ekleyen 10 saat önce Kitap
Puan Ver
Orjinal Adı : Kto Vinovat?
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Gözlemi
Emrah Uzuçar
Emrah Uzuçar
17.3K UP
Gözlemi Yapan 1 gün önce
"Mekan, içine nesnelerin yerleştiği durağan bir boşluk değil; ışığın zaman ipliğiyle dokuduğu, her an yenilenen bir 'vücud' hırkasıdır. İbnü'l Arabî’nin 'Halk-ı Cedid' (Sürekli Yeniden Yaratılış) ilkesinde işaret ettiği gibi; evren her an yok oluş ve var oluşun sınırında dans eder. Bizim 'genişleme' olarak adlandırdığımız olgu, aslında ışığın l = c \cdot t uyarınca her an yeni bir 'mekan tecellisi' (a = l^2) inşa etme çabasıdır. Ancak bu devasa dokuma, sonsuz bir pürüzsüzlükle değil; her varlığın aslındaki o 'eksiklik' ve %1'lik 'kavrama sapması' (Fazz-4) ile maluldür. Elinizdeki bu çalışma; evreni sadece bir makine değil, her zerrede kendi noksanlığını tamamlamaya çalışan ama nihayetinde asimptotik bir sınıra çarparak durmaya mahkum olan devasa bir 'Nur' ve 'Bilgi' girdabı olarak yeniden tanımlamaktadır."
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Arda Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Birçok yönden aslında hepimiz ölmüş insanların rüyaları içinde kapana kısılmış durumdayız.
Kaynak: Flu tv de İlker Canikligil ile olan röportajından. (Youtube)
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

EtkinlikSeminer
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İstanbul₺250,0017 Ocak
Egzersiz Üzerine: Hareketin Evrimi ve Modern Hareketsizlik
17 Ocak 2026 14:00 tarihinden 17 Ocak 2026 17:00 tarihine kadar.

İlk insanların doğal olarak hareketli yaşam tarzından modern dünyanın uzun süreli oturmaya dayalı düzenine geçişi ele alınacaktır. Hareketsizliğin omurga, eklem ve kas sistemi üzerindeki etkileri; ağrı, fonksiyon kaybı ve postür bozuklukları gibi sonuçlar bilimsel veriler ışığında incelenecektir. M.Sc. Egzersiz Uzmanı Doğa Altıntaç’ın sunumuyla doğru egzersiz prensipleri, hareket kalıpları ve günlük yaşamda uygulanabilir çözümler üzerinde durulacaktır.

Tarih: 17 Ocak 2026, Cumartesi
Saat: 14.00 – 17.00
Yer: Vogs Coffee, Bahariye

Katılımcılar için temel amaç: vücut farkındalığı kazanmak, hareketsizliğin fizyolojik etkilerini anlamak ve bunlarla başa çıkmak için uygulanabilir, bilim temelli stratejiler edinmek.

Devamını Göster
25
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Yeşilin Eşliğinde: Norveç Üzerinde Kutup Işıkları

Eğer kutup ışığı görürseniz kollarınızı kaldırın. Bu yönlendirmelerle iki gece çoğunlukla bulutlarla geçti. Aynı zirvelere geri dönülen üçüncü gecede, gökyüzü sadece açılmakla kalmadı aynı zamanda muhteşem bir kutup ışığı gösterisi ile aydınlandı. Kollar havada yükseldi, sabır ile deneyim karşılığını verdi ve bu üç ayrı pozlamanın birleşimi olan yaratıcı görsel yakalandı. Tepe noktası, Norveç’in kuzeyindeki Lofoten adalarında bulunan Svolvear kasabasına yakın Austnesfjorden fiyordunun bir zirvesidir. Görselin çekildiği zaman 2014’ün başlarıydı. Güneş’imiz 11 yıllık döngüsünün minimum seviyesini daha yeni geçti. Ancak Güneş’in yüzey aktivitesi, Dünya atmosferinde daha muhteşem kutup ışıklarını tetikleme sözü ile önümüzdeki birkaç yıl içinde hız kazanmalı.

9 Kasım 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı ve Telif Hakkı: Max Rive
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Evrim Ağacı
Yazar 12 Nisan 2020 21 dk.

Bu yazımızda FOTON-M3 projesinin “Tardigrade Resistance to Space Effects” (TARSE) misyonu yani "Uzay Etkilerine Tardigrad Direnci" misyonu üzerinde durulup ilk deney sonuçlarına dair bilgiler verilmeye çalışılmıştır. FOTON-M3 projesinin diğer misyonları olan TARDIS misyonuna ait yazımıza buradan, RoTaRad misyonuna ait yazımıza ise buradan ulaşabilirsiniz.

Foton, Rus bilim uydu ve yeniden giriş aracı programlarının proje adıdır. Foton projesinin ana odağı ise genel anlamda malzeme bilimi araştırmalarını kapsar, ancak bazı görevlerde biyoloji dahil pek çok farklı disiplini içeren araştırmalar da yapılmıştır. Orijinal Foton serisi, 1985-1999 yılları arasında Plesetsk Cosmodrome'dan 12 lansmanı içeriyordu. Foton-M adı altında ikinci seri ise orijinal Foton üzerinde birçok tasarım geliştirmesini içermekle beraber günümüzde de hala devam ettiriliyor.

81
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bunu sadece Evrim Ağacı'nın eskileri bilir. 2010 yılında kurulan Evrim Ağacı'nın en önemli parçalarından biri, evrim ve ilgili konularda ürettiğimiz devasa Makale Arşivi'mizdi. Bu arşivimiz, her geçen gün daha da büyüyen şekilde yoluna devam ediyor. Nostalji yapmak isteyenlere önerilir!

Sizden Gelenler
∞ '
Üye
Evrim ağacını yenilerde tanıdım ve iyi ki tanıdım. Bilim hakkında yaptığım araştırmalara birçok katkısı oldu açıkçası. Aklımdaki soruların yanıtını evrim ağacında bulabiliyorum. İyi ki varsın Evrim Ağacı! :)
Eser
Musa M. Çetin
Musa M. Çetin
61.9K UP
Eseri Ekleyen 31 Ağustos 2024 Kitap
9.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Man a Machine
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close