Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
500 ATP Ödüllü Soru: Atomların çekirdekleri ve elektronları arasındaki kısımda ne var? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
137.5K UP
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, İstanbul
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.8K UP
İnceleyen 4 gün önce
Başkalarının Acısına Bakmak, Susan Sontag’ın savaş, acı ve bu acıya bakma biçimimiz üzerine düşündüğü önemli bir çalışmadır. Sizin de belirtiğiniz gibi kitap dokuz bölümden oluşur ve sonunda yazarın bir ödül töreninde yaptığı konuşma metni de yer alır.

Sontag kitabına, Three Guineas adlı kitabı inceleyerek başlar. Bu eser, Virginia Woolf tarafından 1938 yılında, İspanya’daki faşist ayaklanma sırasında yazılmıştır. Woolf bu kitabı, Londra’da yaşayan bir avukatın “Sizce savaşı nasıl önleriz?” sorusuna cevap olarak kaleme almıştır. Sontag da buradan hareketle savaşın nasıl temsil edildiğini, özellikle de fotoğraflar aracılığıyla nasıl anlatıldığını incelemeye başlar.

Kitapta, savaş fotoğrafçılığının ortaya çıktığı Kırım Savaşı’ndan başlayarak, dünya savaşlarına, Nazi kamplarına, İspanya İç Savaşı’na, Bosna ve Filistin’de yaşananlara ve 11 Eylül saldırılarına kadar pek çok örnek ele alınır. Sontag, bu olayların fotoğraflar aracılığıyla nasıl kaydedildiğini ve bu görüntülerin tarih için nasıl bir belge niteliği taşıdığını sorgular. Ona göre fotoğraflar sadece olayları göstermekle kalmaz, aynı zamanda onları nasıl hatırlayacağımızı da belirler.

Sontag’ın dikkat çektiği önemli konulardan biri de savaşın toplumsal cinsiyetle ilişkili olmasıdır. Woolf’un kitabında soruyu soran kişinin bir erkek, yanıtlayan kişinin ise bir kadın olması tesadüf değildir. Woolf’a göre savaş çoğunlukla erkeklere ait bir alandır; erkekler savaşta bir anlam, hatta bazen bir tatmin bulabilir. Kadınlar ise genellikle savaşa aynı şekilde yaklaşmaz. Bu nedenle Woolf, aynı savaş fotoğraflarına bakıldığında kadınlar ve erkeklerin aynı duyguları hissedip hissetmeyeceğini sorgular. Woolf’un vardığı sonuç, farklı eğitim ve geleneklere sahip olsak bile insanların bu tür görüntüler karşısında benzer tepkiler verebileceğidir. Ancak Sontag bu noktada daha karamsardır. Ona göre günümüzde savaşların sona ereceğine neredeyse kimse inanmaz; hatta barış için mücadele edenler bile bundan emin değildir.

Sontag bu düşüncesini, 1928’de imzalanan Kellogg ve Briand Paktı örneğiyle açıklar. Bu anlaşma, savaşı bir politika aracı olarak reddeden ülkelerin imzasını taşımasına rağmen, pratikte etkili olmamış ve savaşlar devam etmiştir. Bu da savaş karşıtı söylemlerin çoğu zaman yetersiz kaldığını gösterir. Aynı tartışma, Sigmund Freud ve Albert Einstein arasında “Niçin Savaş?” başlıklı mektuplarda da ele alınmıştır.

Woolf ve Sontag, savaşın yalnızca politik bir olay olmadığını, aynı zamanda insanların acıya nasıl baktığıyla ilgili bir mesele olduğunu vurgular. Woolf’un özellikle üzerinde durduğu “biz” kavramı burada önemlidir. “Biz”, sadece savaşın içindeki insanlar değil; başka ülkelerde yaşanan acılara bakan, onları gören ve bundan etkilenen herkestir. Ancak Sontag’a göre bu “biz” kavramı her zaman net değildir. Çünkü başkalarının acısına bakmak, bizi otomatik olarak aynı duyguda birleştirmez.

Kitap savaşın kendisinden çok, savaşın görüntülerine nasıl baktığımızı ve bu bakışın bizi gerçekten ortak bir duyarlılıkta buluşturup buluşturmadığını sorgular ve ne yazık ki ... İNSANIN OLDUĞU HER YERDE SAVAŞ VARDIR!

Kitap bende şu etkiyi bırakmıştı .Bir fotoğrafa bakmak, masum bir eylem değil. O an, görünmeyen bir etik yük taşırız. Sontag bunu yüzümüze vurmaz .Aynayı bize doğru tutar ve aynada gördüğümüz şey çoğu zaman kendimizle ilgili pek hoş olmaz. Kitap biter ve geriye tek bir soru kalır. ''Gerçekten gördük mü, yoksa sadece baktık mı?”
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Dilan Demir
Dilan Demir
57.2K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Dışardaki hayvanlar,bir domuzların yüzlerine,bir insanların yüzlerine bakıyor;ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
Kaynak: Hayvan Çiftliği
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
242.6K UP
Çeviren 1 saat önce 7 dk.

Evimizin etrafına baktığımızda hayatımızı kolaylaştıran sayısız harika icat görebiliriz; hatta şu an bu yazıyı muhtemelen onlardan biri üzerinde okuyorsunuz. Ancak her icat o kadar da iyi düşünülmüş ve faydalı değildir. Bazıları amacına uygun değildir, bazıları ise yünden yapılmış bir denizaltı kadar işlevseldir. Kimi icatlar iyi niyetle doğarken, kimileri de sadece biraz para kazanma umuduyla aslında var olmayan bir boşluğu doldurmak için yaratılmıştır.

Asıl mesleği terzilik olan Franz Reichelt, motorlu insanlı uçuşun ilk günlerinde pilotlar tarafından paraşüt olarak kullanılabilecek bir elbise tasarlamak için ilham almıştı. Cansız mankenler kullanarak yaptığı ilk testlerin ardından tasarımının işe yarayacağından o kadar emindi ki 1912 yılında Fransa'nın başkenti Paris'teki Eyfel Kulesi'nin alt katından atlayarak bunu test etmeye karar verdi.

0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
242.6K UP
Çeviren 4 gün önce 13 dk.

İngiltere'nin Cornwall bölgesindeki huzurlu bir vadide, devasa baloncuklu naylon tabakalarından yapılmış gibi görünen devasa kubbeler yer alıyor. Bu kubbeler, dünyanın dört bir yanından gelen bitkileri barındırıyor ve Eden Projesi (İng: "Eden Project") olarak bilinen botanik bahçesinin imza niteliğindeki özelliğini oluşturuyor. Eden Projesi'nin hemen yanında, yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğündeki asfaltlı bir arazide, zararsız görünen birkaç adet 10 metre uzunluğunda depolama konteyneri ve 3 metre yüksekliğinde kırmızı metal bir yapı bulunuyor.

Bu yapının hemen altında, Dünya'nın kabuğunun 5,3 kilometre derinliğine inen küçük bir delik var. Yaklaşık bir pizza genişliğinde olan 25 santimetrelik çapıyla, sadece iki boruyu barındıracak kadar geniş bir alan sunuyor. Bu borulardan daha geniş olan dış boru soğuk suyu aşağı pompalamak, içteki çekirdek boru ise sıcak suyu yüzeye geri pompalamak için kullanılıyor. Elde edilen bu sıcak su, kubbelerin içindeki bitkilerin ihtiyaç duyduğu tropikal sıcaklıkları korumak amacıyla Eden Projesi'ni ısıtmak için kullanılıyor.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.8K UP
4 gün önce
Bugün tesadüfen Odalarda Işıksızım çaldı… “Tesadüfen” diyorum ama sanki algoritma değil de kader DJ’lik yapıyordu. Çünkü insan durduk yere bu kadar içlenmez; evren “al bakalım biraz duygulan” diye playlist hazırlamış resmen.
 Şarkı başladı. Ben başladım düşünmeye. Oda zaten loş, bu saatte neden loş sabah olmuş insanın haberi olmuyor bu yeni karartma türü perdelerden bir de Kayahan girince sahneye, ruh halim otomatik olarak “dramatik Türk filmi yan karakteri” moduna geçti. Bir an camdan dışarı bakarken kendimi yakaladım  perdeler uçuşmuyor ama ben yine de içimden “rüzgar varmış gibi yapayım” dedim. Tam bir performans.
 Kayahan’ın o sakin ama içe işleyen sesi var ya insanı alıp “gel bakalım, yüzleşeceğiz biraz” diye kolundan tutuyor. Hani insan bazen hiçbir şey yokken bile üzgün hisseder ya, işte o hissin CEO’su bu şarkı. Sebep yok, çözüm yok, ama duygu tam kapasite çalışıyor ve fark ettim ki ben aslında yalnız değilim baktım çevreme kedilerim Gülce ve onun minik yavrusu Putin yanımda sadece beynim bana dramatik senaryolar yazmayı çok seviyor. Yani ortada terk edilme yok ama ben yine de “beni kimse anlamıyor” diye iç monolog yapıyorum. Netflix bana senaryo sorsa hazır metin var.
 Ama işin güzel tarafı şu bu şarkılar insanı biraz dağıtıyor, sonra tekrar topluyor. Hani evi temizlerken önce her şeyi ortalığa saçarsın ya işte ruhun da aynısını yapıyor. Kayahan geliyor, içini karıştırıyor, sonra “hadi bakalım, toparla kendini” deyip gidiyor. Ben şunu anladım  :))bazen odalar gerçekten ışıksız olmuyor  biz ışığı kapatıp duygusallık yapıyoruz. Elektrik faturasından değil, tamamen dramatik sebepler. Şarkı bittiğinde ise içimde hafif bir gülümseme kaldı. Çünkü insan kendi haline biraz gülmeyi öğrenince, o “ışıksız oda” bir anda sahneye dönüşüyor. Sen hem oyuncusun, hem seyirci. Kısacası bugün biraz duygulandım, biraz güldüm, biraz da kendimle dalga geçtim. Kayahan sağ olsun, terapiyi Spotify’dan verdi :)) Ankara'da böyle bir hafta sonu yapacak onca iş yazacak ,okunacak onca şey varken benim uğraştığım şeyler... öyle işte… günlük gibi oldu :)) 

25 görüntülenme
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Betül Parlak
Seslendiren 2 gün önce 31:00
Evrimle doğrudan ilgisi olmayan herkesin yakından tanıdığı bir sorudur bu: "Madem insanlar maymundan geliyor, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?" Soru,...
7
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.8K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhaba
Freud' eserlerini hepsini okumuş bu alana meraklı biri olarak bir inceleme yazmak istedim.
Sigmund Freud’un Günlük Hayatın Psikopatolojisi adlı eseri, psikanalitik düşüncenin en erişilebilir ve aynı zamanda en çarpıcı metinlerinden biridir. Freud bu çalışmasında, gündelik yaşamda sıradan ve önemsiz görülen unutmaların, dil sürçmelerinin ve “yanlışlıkların” aslında bilinçdışı süreçlerin dışavurumu olduğunu ileri sürer. Ona göre insan zihni, yüzeyde rasyonel ve kontrollü görünse de, derinlerde bastırılmış arzular, korkular ve çatışmalar tarafından yönlendirilir. Freud’un temel iddiası, hiçbir psikolojik eylemin “tesadüfi” olmadığıdır. Örneğin bir ismi unutmak, bir kelimeyi yanlış söylemek ya da bir randevuyu kaçırmak, yalnızca dikkat eksikliğiyle açıklanamaz; bunlar çoğu zaman bastırılmış bir isteğin dolaylı ifadesidir. Bu yaklaşım, insan davranışına anlam yükleme konusunda oldukça güçlü bir yorumlama çerçevesi sunar. Gündelik hayatın sıradan hataları, bu perspektifte bilinçdışının izlerini taşıyan anlamlı semptomlara dönüşür.

Akademik açıdan değerlendirildiğinde eser, iki önemli katkı sunar. Birincisi, psikopatolojiyi yalnızca klinik vakalarla sınırlamayıp gündelik yaşama yaymasıdır. Böylece “normal” ile “patolojik” arasındaki keskin ayrımı bulanıklaştırır. İkincisi ise, insan davranışının ardındaki niyetin her zaman bilinçli olmadığı fikrini sistematik biçimde savunmasıdır. Bu, modern psikoloji ve felsefede özne anlayışını kökten sarsan bir yaklaşımdır.

Bununla birlikte Freud’un yorumları eleştiriye de açıktır. Özellikle her hatayı bilinçdışı arzularla açıklama eğilimi, aşırı yorumlama (overinterpretation) olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu tür açıklamaların bilimsel olarak test edilebilir olup olmadığı da tartışmalıdır. Yani Freud’un yaklaşımı güçlü bir hermeneutik (yorumlayıcı) model sunsa da, ampirik doğrulanabilirlik açısından sınırlılıklar içerir.

Bu eser üzerine doğrudan ya da dolaylı yorum yapan birçok filozof bulunmaktadır. Örneğin Karl Popper, Freud’un psikanalizini bilimsel olmamakla eleştirir. Popper’a göre bir teorinin bilimsel sayılabilmesi için yanlışlanabilir olması gerekir. Freud’un teorileri ise neredeyse her durumu açıklayabildiği için yanlışlanamaz ve bu nedenle bilimden çok yorumlayıcı bir sistem olarak kalır.

Paul Ricoeur ise Freud’a daha olumlu yaklaşır. Ricoeur, Freud’u “şüphe ustaları”ndan biri olarak görür ve onun çalışmalarını bir “yorum bilimi” (hermeneutik) olarak değerlendirir. Ona göre Freud, insanın kendini anlama sürecine derinlik kazandırmıştır; özellikle semboller ve gizli anlamlar üzerine yaptığı analizler, modern düşünce için büyük önem taşır.

Ludwig Wittgenstein ise Freud’un açıklamalarına daha temkinli yaklaşır. Wittgenstein’a göre Freud’un bazı yorumları ikna edici olsa da, bunlar bilimsel açıklamalar olmaktan ziyade dil oyunlarına dayanan anlamlandırmalardır. Yani Freud’un sunduğu açıklamalar, zorunlu doğrular değil, belirli bir bakış açısının ürünüdür.

Michel Foucault da Freud’un açtığı yolu farklı bir yönde geliştirir. Foucault’ya göre modern toplumda bireyin iç dünyasını analiz etme ve “itiraf” etme pratikleri, bir tür iktidar mekanizmasıyla bağlantılıdır. Bu açıdan Freud’un çalışmaları, yalnızca bireyi anlamaya değil, aynı zamanda onu belirli biçimlerde tanımlamaya ve denetlemeye de katkıda bulunur.

Günlük Hayatın Psikopatolojisi, insan davranışının yüzeyde görünen nedenlerle sınırlı olmadığını gösteren, güçlü ama tartışmalı bir eserdir. Freud, gündelik hataları anlamlı kılarak insan zihninin derinliklerine dair yeni bir perspektif sunar. Ancak bu perspektif, hem bilimsel geçerlilik hem de yorum sınırları açısından felsefi tartışmalara açık olmaya devam etmektedir.

Teşekkür ederim.
Puan Ver
Unutmaların, Dil Sürçmelerinin ve Hatalı Eylemlerin Gizli Anlamı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Furkan Kazan
Üye 7 Haziran 2023
Demokrasi bütün dünya ülkeleri ve toplumlar için en iyi düzendiri savunuyoruz karşı taraf değildiri savunuyor.(münazara finali) argüman için yardim
4 Cevap - 1,545 görüntülenme
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'na katkı sağlamanın bir yolu, Agora Bilim Pazarı'na uğrayarak, burada bilimseverlerle buluşturduğumuz bilim kitapları, ders kitapları, hediyelik eşyalar ve diğer ürünlerden satın almak. Bir göz atın, hoşunuza giden bir şeyler bulacağınıza hiç kuşkumuz yok!

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Büyük botanikçi Bichat'nın da dediği gibi, eğer ki herkes birebir aynı kalıptan çıkmış olsaydı, 'güzellik' diye bir şey var olmazdı. Eğer bütün kadınlarımız Venus de' Medici kadar güzel olsaydı, belki bir süre etkilenirdik; ancak kısa bir süre sonra gözlerimiz çeşit arardı. Ve çeşitliliği bulduğumuz anda, belirli özelliklerin, o anda var olan standartların ötesinde, birazcık daha abartılmasını görmek isterdik."
Charles Darwin
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)