Böyle Söyledi Zerdüşt okurken insanın başına gelen şey şudur. Bir kitap okumazsın; biri gelir, karşına dikilir ve sana “Sen kimsin?” diye sorar. Üstelik cevabı da senin yerine vermez. Nietzsche’nin en acımasız ama en dürüst tarafı budur.
Bu kitap bir roman gibi akmaz, bir felsefe metni gibi de öğretmez. Daha çok, dağdan inmiş bir adamın iç konuşmaları gibidir. Zerdüşt konuşur, bağırır, susar, tekrar konuşur. Okur olarak bazen hayran kalırsın, bazen sinirlenirsin, bazen de “bunu bana niye söylüyorsun?” dersin. Nietzsche zaten tam da bunu ister.
“İnsan, aşılması gereken bir şeydir.” Bu cümle kitap boyunca insanın ensesinde dolaşır. Nietzsche’nin derdi insanı küçümsemek değil; insanın yerinde saymasına tahammül edememesidir. Alışkanlıklara, hazır doğrulara, sürü ahlakına karşı neredeyse alerjisi vardır. Bu yüzden Zerdüşt kalabalıklara konuşur ama kimse onu gerçekten dinlemez. Çünkü çoğu insan, gerçeği değil, konforu ister.
Kitaptaki “üstinsan” fikri çok yanlış anlaşılmıştır. Burada kastedilen, başkalarından üstün olan biri değil; kendi korkularını, tembelliğini ve ezberlerini aşabilen insandır. Yani mesele güç değil, sorumluluk meselesidir. Kendi hayatının yükünü taşıyabilmek.
“Uçuruma bakarsan, uçurum da sana bakar.” Bu söz, kitabın ruhunu çok iyi özetler. Nietzsche, insanın karanlığıyla yüzleşmeden olgunlaşamayacağını söyler. Acıdan, yalnızlıktan, çelişkiden kaçan birinin “kendisi” olamayacağını ima eder. Bu yüzden Zerdüşt sık sık yalnızdır. Çünkü kendi yolunu yürüyen herkes, bir noktada yalnız kalır.
Alt başlıktaki o meşhur ifade boşuna değildir. “Herkes ve hiç kimse için bir kitap.” Herkes içindir, çünkü insan olmaya dair konuşur. Hiç kimse içindir, çünkü çoğu insan duymak istemez.
Bence bu kitap bir “hayat rehberi” değil. Daha çok, rahatını bozan bir ayna. Kendine bakmaya cesareti olan için çok şey söyler; olmayan için sadece tuhaf ve rahatsız edici bir metin olarak kalır.
Sonunda şunu hissedersin. Nietzsche sana “beni anla” demez. Sana şunu der.
“Beni bırak, ama kendinden kaçma.”
Bu yüzden Böyle Söyledi Zerdüşt, sevilen bir kitap olmaktan çok, insanı dönüştüren bir kitaptır.