Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
1,000 ATP Ödüllü Soru: “İnsanların başkalarını mutlu etmeye çalışması evrimsel açıdan gerçekten faydalı bir davranış mıdır, yoksa günümüz toplumunun yarattığı bir alışkanlık mıdır? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
180.9K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 1 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu soruyu gördüğüm günden beri araştırıp Doktor yakınıma sordum ve ilk olarak şu cevabı verdi. ''idrar yollarında herhangi bir rahatsızlık yoksa sık sık lavaboya gitmek hastalıkla ilgili bir durum değil. ''

Sonra araştırmaya başladım farklı makalelerde tabi o makalelerdeki anlamadığım terimleri de açıkladı bana kendisi :)).Üşüttüğümüzde sık idrara çıkma durumu çoğu zaman basit bir “hasta olma belirtisi” değil, vücudun geliştirdiği bir fizyolojik adaptasyondur. Soğuk ortama maruz kalındığında vücut, ısı kaybını azaltmak için ilk olarak ciltteki damarları daraltır. Bu duruma vazokonstriksiyon denir. Damarlar daraldığında kan, deriden çekilerek daha çok iç organlara yönlendirilir. Bu da dolaşım sisteminde sanki fazla sıvı varmış gibi bir durum oluşturur. Böbrekler bu durumu dengelemek için daha fazla idrar üretmeye başlar. Sonuç olarak kişi, aslında sıvı alımı artmamış olsa bile daha sık idrara çıkma ihtiyacı hisseder. Bu süreç aynı zamanda hormonal düzeyde de desteklenir. Normal şartlarda vücutta su dengesini koruyan Antidiüretik Hormon (ADH), böbreklere suyu tutmaları yönünde sinyal gönderir. Ancak soğukta bu hormonun etkisi azalır. Böylece böbrekler daha az su geri emer ve daha fazla idrar oluşur. Yani hem damarların daralmasıyla oluşan dolaşım değişikliği hem de hormonal yanıt birlikte çalışarak idrar miktarını artırır.

Tüm Reklamları Kapat

Fizyolojik adaptasyon kavramı burada önemli bir noktadır. Fizyolojik adaptasyon, organizmanın çevresel değişikliklere uyum sağlamak için verdiği geçici ve düzenleyici tepkilerdir. Amaç, iç dengeyi yani homeostazı korumaktır. Soğukta sık idrara çıkmak da bu dengenin korunmasına hizmet eder. Vücut, fazla sıvıyı atarak dolaşımı dengeler ve hayati organların işlevini korur. Bunu günlük bir örnekle daha net anlayabiliriz. Kışın dışarıda uzun süre kalan birinin elleri ve ayakları üşür, hatta bazen titreme başlar. Aynı kişi kısa süre içinde tuvalete gitme ihtiyacı hisseder. Oysa gün içinde normalden fazla su içmemiştir. Bunun nedeni, vücudun soğuğa karşı geliştirdiği bu adaptif mekanizmadır. Benzer şekilde, soğuk havada yapılan yürüyüşlerde ya da kayak gibi aktivitelerde de insanlar daha sık idrara çıkma ihtiyacı duyabilir.

Sonuç olarak ulaştığım sonuç ,üşüdüğümüzde sık idrara çıkmak bir hastalık belirtisi olmaktan çok, vücudun çevresel koşullara uyum sağlama çabasının doğal bir sonucudur. Ancak bu duruma yanma, ağrı ya da ateş gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa, o zaman farklı bir tıbbi durum düşünülmelidir.[1]

Teşekkür ederim.

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay, Dr. Doğan Kutbay, et al. (). Okuduğum Birkaç Makaleden Aklımda Kalanlar.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
195.8K UP
Çeviren 3 gün önce 4 dk.

Alman girişimi IMENSUS'a göre, yapay sarsıntılar yaratmak yakın gelecekte Dünya'da ve hatta Ay'da umut vadeden madencilik noktalarını tespit etmeye yardımcı olabilir. Geliştirilen bu teknoloji, Ay'da madencilik yapma hayallerini gerçeğe dönüştürme yolunda hayati bir adım olma potansiyeli taşıyor. Yine de sistemi Ay koşullarında sorunsuz bir şekilde çalıştırmak epey zorlu olacak.

Tyrannosaurus rex'in yeri titreten devasa adımlarından ilham alan IMENSUS mühendisleri, altındaki zemine titreşimler göndererek orada hangi kaynakların olabileceğini haritalayan bir keşif aracı prototipi tasarladılar.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Dr. Semih Tareen
Dr. Semih Tareen Seslendiren 26 Aralık 2021 48:30
Korku filmlerinde korku öğesi her ne şekle bürünmüş olursa olsun geride bıraktığı kurban sayısı ile seri katil özelliğini ön plana çıkarmaktadır. Bu seri...
35
Söz
Ahmet Çolak
Ahmet Çolak
113.9K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Kanıtlarla çelişmesine rağmen sürdürülen, sarsılmaz ve yanlış inanış. Bu, psikiyatrideki sanrı tanımının aynısıdır.
Kaynak: Richard Dawkins - The God Delusion
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emre Nur
Emre Nur
3,142 UP
İnceleyen 3 gün önce
Herhalde yazar, Daniel Chamovitz, bitkilerin üzerine eğilmiş bir araştırma yürütüyorken bitkilerin biri veya birkaçı, belki bir ceset çiçeği ya da Venüs sinekkapanı, ondan bu eseri yazmasını istedi. İnsanların kendilerini yeterince takdir etmediklerini düşünüyor olmalıydılar.

Eser, başlığında vadettiğini tümüyle veriyor. Bitkiler bu dünyaya dair neler biliyorlar, birbirlerinden ne kadar haberdarlar, birbirleriyle ve diğer canlılarla nasıl bir etkileşim içindeler? Bitkilerin Bildikleri, bu soruların tatmin edici cevaplarını içeriyor. Bitkiler, hayvanlarla aynı çevreyi paylaşıyor ama hayvanların hareketli dünyalarının yanında bitkilerin dikkate değer yetenekleri olmadıkları yanılgısına kapılıp onları kendimize çok uzak hissediyoruz. İşte bu kitabı okuyunca, onların da, bu ortak gezegenimizde başarılı bir hayatta kalma stratejisi sürdüklerini, onlarla sandığımızdan biraz daha fazla ortak paydamız olduğunu öğrenip bitkileri kendinize biraz daha yakın hissedeceksiniz. Bölümler şöyle:
1. Bitkilerin Gördükleri: Bitkiler ışığa duyarlıdır. Işığı görürler ve ona doğru ilerlerler.
2. Bitkilerin Kokladıkları: Bitkiler etrafa etilen gibi maddeler salgılar ve diğer bitkiler bu maddeleri algılayabilir. Ham bir meyveyi olgunlaştırmak için yanına olgun bir meyve koyduğumuzda da olan budur. Olgun meyve gaz salımı yoluyla ham meyveye olgunlaşma bilgisi gönderir.
3. Bitkilerin Hissettikleri: Bitkiler dokunmayı algılar. Fasulye gibi sarılıcı bitkiler sarılabilecekleri şeyi algıladıklarında ona sarılmaya başlarlar. Sinekkapan, üzerine konan böcekleri algılar. Küstüm otu, yapraklarına dokunulduğunu algılayarak yapraklarını kapatır.
4. Bitkilerin Duydukları: Bitkilerde olmayan tek duyu bu çünkü hiç ihtiyaçları yok.
5. Bitkilerin Konumlarına Dair Bildikleri: Bitkiler yukarıyı ve aşağıyı ayırt edebilir, böylece köklerini aşağı salarken yukarı doğru büyürler.
6. Bitkilerin Hatırladıkları: Venüs sinekkapanı kısa süreli belleğe sahip olmasa avlanamazdı çünkü tuzağın kapanması için avın belli bir süre zarfında iki tüye dokunması gerekir. Av, ilk tüye dokunduktan sonra sinekkapanın bu bilgiyi bir süre saklaması gerekir. Yani Venüs sinekkapanı bir tür kısa süreli belleğe sahiptir. Aynı anda birden fazla tüy uyarılırsa bitki, sindiremeyeceği kadar büyük bir avın geldiği ya da yağmur yağdığı varsayımıyla kapanmaz.
10.0/10
(20 Kişi)
Puan Ver
Dünyaya Bitkilerin Gözünden Bakmak
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Arif G.
Arif G.
136.1K UP
İnceleyen10 6 gün önce
Evrim Ağacını sadece "birinin bilim anlattığı youtube kanalı" olarak görmek, işin yarısını kaçırmak demek. Kanalın arkasında editör onayı zorunlu bir içerik sistemi, dışarıdan içerik gönderenlere yönelik net yayın kuralları, düzenli gönderim zorunluluğu ve tanımlanmış bir ton politikası var. Türkiye'deki hiçbir youtube kanalının bu kadar şeffaf ve kurumsal bir içerik altyapısı yok. Çoğu izleyici bunu hiç fark etmiyor çünkü ekranın önünde yine tek bir yüz görüyoruz, ama sahne arkası çok daha karmaşık. Videolarda "20 saniye kuralı" adı verilen bir görsel ekleme ilkesi uygulanıyor. Yani her 20 saniyede bir ekranda bir görsel değişmeli. Bu kural küçük görünüyor ama aslında izleyicinin dikkat ritmini bilinçli olarak yönetmeye çalışan bir tasarım kararı. Çoğu bilim kanalı bunu sezgisel yapar, burada kural olarak yazılmış. Bunu bilerek izlediğinizde videoların editöryal akışı çok daha anlamlı görünmeye başlıyor. Ekşi Sözlük'te uzun süredir tekrar eden bir şikayet var: abartılı ve baskın anlatım tonu, her konuyu "hayatın anlamını bulmuşçasına" aktarma eğilimi. Bu eleştiriyi basit bir zevk meselesi olarak geçiştirmemek lazım. Söz konusu anlatım tarzı, kanalın kendi yazılı kurallarında da açıkça talep ediliyor, "heyecan verici, ilgi çekici ve arkadaş canlısı" ton, "çekingen, çok ciddi veya tekdüze" anlatımdan kaçınma. Yani bu bir kaza değil, bir tercih ve bu tercih, kanalın kitlesiyle kurduğu ilişkinin hem en güçlü hem de en kırılgan yanı. İzleyiciyi çeken de bu, bir süre sonra bıktıran da bu. Çok az izleyici bu gerilimin farkında. Türkiye'deki diğer bilim kanallarıyla karşılaştırıldığında Evrim Ağacı açık ara öne çıkıyor. 2025 verilerine göre bilim içeriklerinde ölçek oluşturan yayıncılık segmentinde Evrim Ağacının konumu sağlam. Ama asıl rekabet dışarıyla değil içeriye yönelik. İzleyicinin ilk 3 yılda oluşan izleme alışkanlıkları ile sonraki yıllarda gelen içerik bolluğu arasındaki sürtünme. Kanalı yıllardır izleyenler çoğunlukla artık eskisi gibi değil derken aslında kendilerinin değiştiğini göremiyorlar. Kanal gerçekten de daha kurumsal ve daha üretim odaklı bir yapıya kaydı ama izleyici bunu içerik kalitesinin düşmesi olarak okuyor. Bu yanılgının bir nedeni de kanala kurulan ilk temasının kalitesi. Nasıl girdiğiniz ne gördüğünüzü belirliyor.
Evrim Ağacını yıllardır izleyenlerle yeni başlayanlar arasında ilginç bir uçurum var. Yıllardır izleyenler kanalı büyük ölçüde alışkanlıkla takip ediyor, yeni başlayanlar ise çoğunlukla algoritmanın önüne getirdiği videoyla tanışıyor. Her iki grup da kanalın gerçek derinliğine nadiren ulaşıyor.
Sorun şurada: youtube'un öneri sistemi bir kanalı tanımanın en kötü yolu. Algoritma sizi ilgi çekici başlığa, yüksek izlenmeye, güncelliğe çekiyor. Oysa Evrim Ağacının en kalıcı işi bunların hiçbirinde değil, yıllar önce yayınlanmış, üst üste bindirilmiş konulardan oluşan, birbirini tamamlayan videolarda. Bunları görmek için kanalın oynatma listesi yapısına girmek, hatta zaman zaman evrimagaci.org'daki video arşivini taramak gerekiyor. Yani kanalı gerçek anlamda keşfetmek için önce youtube'u bir kenara bırakmak paradoksal biçimde şart. Buna ek olarak şunu da söyleyebiliriz, hangi videodan başlayacağınız, kanaldan ne alacağınızı büyük ölçüde belirliyor. Popüler bir videoyla girenler çoğunlukla anlatım tarzına ya bayılıyor ya da bir süre sonra bıkıyor. Ama tematik bir seriyle, mesela evrim, kozmoloji veya bilişsel bilim gibi belirli bir alandan girenler farklı bir deneyim yaşıyor çünkü o formatta Evrim Ağacı tek bir videonun ötesine geçip gerçekten bir şeyler öğretmeye başlıyor. Giriş noktası, kanalın sizin için ne olacağını neredeyse tamamen şekillendiriyor. Kanalın kullanma kılavuzu yok, olması gerekirdi:)
Youtube Kanalı
9.9/10
(1207 Kişi)
Puan Ver
Karanlığı Bilimle Fethet!
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
9
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
193.0K UP
Türü Ekleyen 13 saat önce
Muraena cinsi, Muraenidae (müren balıkları) ailesine ait ve denizlerin kayalık kıyılarında, resiflerde ve mağara benzeri dar alanlarda yaşayan uzun, yılan benzeri balıkları kapsar. Bu cinsin üyeleri, aileye genel olarak özgü olan yılan biçimli vücut ve gizli yaşam tarzını paylaşsa da, bazı özgün morfolojik ve davranışsal özellikleriyle diğer cinslerden ayrılırlar.

Öncelikle, Muraena cinsi, çene yapısı ve diş morfolojisi açısından aile üyeleri arasında öne çıkar. Diğer Muraenidae üyelerine göre çeneleri daha güçlü ve geriye kıvrık dişlerle donatılmıştır, bu da avın yakalandıktan sonra kaçmasını neredeyse imkânsız kılar. Bazı türlerde görülen faringeal ikinci çene mekanizması, yalnızca bu cinse özgü bir adaptasyon olarak öne çıkar; avın ağızdan yutulmasını kolaylaştırarak dar alanlarda etkili avlanmayı mümkün kılar. Bu özellik, Muraena cinsini aile içindeki diğer cinslerden ayıran en belirgin morfolojik farktır.

Davranışsal olarak da Muraena cinsi daha belirgin bölgeci ve saldırgan davranışlar sergiler. Mağara ve yarık gibi dar habitatlarda kendi alanlarını aktif şekilde savunur ve tehdit algıladığında doğrudan saldırıya geçebilir. Aile genelinde bölgecilik görülse de, bu cins üyelerinin agresyon seviyesi ve av savunma stratejisi diğer cinslere kıyasla daha yüksek ve sistematik bir biçimde gelişmiştir.

Ek olarak, Muraena üyeleri habitat kullanımında da belirgin farklılık gösterir. Dar ve derin yarıklar, resif içi mağara sistemleri ve kayalık çatlaklar, bu cinse özgü tercih edilen yaşam alanlarıdır. Bu özellik, hem rekabetten kaçınmayı hem de avlanma etkinliğini maksimuma çıkarmayı sağlar. Nokturnal beslenme davranışı ve av çeşitliliği açısından da cins, aile üyeleri arasında belirgin bir uyum ve uzmanlaşma sergiler.

Sonuç olarak, Muraena cinsi, çene ve diş yapısı, ikinci çene mekanizması, agresyon ve bölgecilik davranışı ile habitat tercihleri açısından Muraenidae ailesinin diğer üyelerinden ayrılır. Bu kombinasyon, cinsi ekolojik ve morfolojik olarak aile içindeki en karakteristik ve ayırt edici grup yapar.
0
Ekrem Arslan
Ekrem Arslan
1,883 UP
Lise Öğrencisi 2 Temmuz 2019 Sen de Cevap Ver

 Benim kanaatimce bir insanın ölmek istemesi fiziksel acı içinde olmadığı durumlarda oldukça mantıksızdır. Kendi hayatını umursamayan sağlıklı bir bireyin başkasının hayatını umursayıp umursamayacağı meçhuldür. Ölümü göze almış bir insan olabilecek en tehlikeli insandır çünkü kendisini en kötüsüne hazırlamıştır. Bu tür bireylerin intihar eylemi devlet tarafından parasız yapılmalıdır ki topluma zarar vermesinler. Bunun yanında işsizliğin önemli bir sorun haline gelmeye başladığı dünyamızda bu tür intihara meyilli kişilerin çalışma veriminin de düşük olacağı varsayımı ile birlikte ötenazi uygulamasının dünyaya yararları azımsanacak gibi değildir.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Ferit Görür
Ferit Görür
195.8K UP
Çeviren 4 gün önce 11 dk.

Her sabah mamasını hazırlarken siyah beyaz lurcher cinsi köpeğimiz Ozzy en sıcak gözlerle bize bakar. Yüzünde dünyanın en tatlı gülümsemesi belirir. Mamayı beklerken başını yana eğer ve adeta o mamayı kendisine vereceğimizi bilir. Kuyruğunu hızla sallayarak sabırla beklerken "Beni gerçekten seviyor mu?" diye merak etmekten kendimizi alamayız. Çünkü bazen ufak da olsa kandırıldığımızı hissederiz. Sanki biz Pavlov'un köpeklerinden biriyiz ve o da Pavlov'dur, bizi kucaklamalar ve o masum bakışlarla kendisine güzel şeyler yapmamız için koşullandırıyordur.

Bu gerçekten sevgi mi, yoksa başka bir şey mi? Köpekler insanlarını gerçekten bizim onları sevdiğimiz gibi sevebilir mi? Görünüşe göre bu tür soruların oldukça zengin bir bilimsel geçmişi var. Üstelik elde edilen heyecan verici sonuçlar, köpeklerle olan ilişkimizi sonsuza dek değiştirebilir.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Tüm büyük gerçekler, ilk ortaya çıkarıldıklarında kutsallara hakaret olarak algılanır."
George Bernard Shaw
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)