Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 5 Ekim 2022 17 dk.

Klasik koşullanma (veya tepkisel koşullanma), bilinçsiz veya otomatik olarak gerçekleşen bir öğrenme türüdür. Klasik koşullanma, doğal uyarıcılara verilen doğal bir tepkinin, yapay bir uyarıcı tarafından da uyarılır hale getirilmesini ifade eder. Rus fizyolog Ivan Pavlov tarafından keşfedildiği için Pavlovyen koşullanma olarak da bilinir. Davranışsal psikolojinin temelini oluşturduğu için genellikle psikoloji tarihindeki en önemli keşiflerden biri olarak kabul edilir.

Klasik koşullanmanın günümüzdeki en basit örneklerini reklamcılıkta görebiliriz. Örneğin, güzellik ürünleri satan firmalar, reklamlarında temiz ve pürüzsüz bir cilde sahip oyuncuları kullanır. Böylece reklamı izleyenler, ürünü "sağlıklı bir cilt" ile ilişkilendirir. Günlük hayatta klasik koşullanmanın bunun gibi birçok örneğini görmek mümkündür.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
149
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
188.3K UP
Türü Ekleyen 5 gün önce
Macropus, Macropodidae (Kangurugiller) ailesi içinde yer alan ve “gerçek kangurular” olarak tanımlanan türleri kapsayan merkezi bir cinstir. Bu cins, evrimsel olarak zıplayıcı lokomosyonun en ileri düzeyde uzmanlaştığı memeli gruplarından birini temsil eder. Macropus üyeleri; morfoloji, kas-iskelet sistemi, enerji kullanımı ve davranışsal adaptasyonlar açısından son derece belirgin ve ayırt edici özellikler gösterir.

Cinsin en temel karakteristik özelliği, arka ekstremitelerin aşırı gelişmişliği ve bu yapıların zıplamaya biyomekanik olarak optimize edilmiş olmasıdır. Uzamış tibia ve femur kemikleri, yüksek kas kütlesi, elastik tendon sistemleri ve gelişmiş kalça eklemi yapısı sayesinde, Macropus türleri yalnızca hareket eden canlılar değil, enerji verimli hareket sistemleri haline gelmiştir. Bu yapı sayesinde uzun mesafeler düşük enerji tüketimiyle aşılabilir; zıplama yalnızca lokomosyon değil, metabolik ekonomi stratejisidir.

Kuyruk, bu cins için yalnızca denge sağlayıcı bir organ değil, aynı zamanda statik pozisyonlarda üçüncü bir destek uzvu gibi çalışan fonksiyonel bir yapıdır. Oturma, beslenme ve yavaş hareket sırasında kuyruk aktif bir taşıyıcı rol üstlenir. Bu özellik, Macropus’u diğer birçok keseli memeliden morfolojik olarak ayırır.

Beslenme açısından Macropus türleri yüksek lifli bitkisel diyete adapte olmuş otçullardır. Sindirim sistemleri, düşük besin değerine sahip otları ve bitkisel materyali parçalayabilecek şekilde evrimleşmiştir. Bu özellik, onları yalnızca tüketici değil, habitat yapısını şekillendiren ekolojik aktörler haline getirir. Otlatma davranışları bitki örtüsünün dağılımını, yenilenmesini ve tür kompozisyonunu doğrudan etkiler.

Üreme biyolojileri, keselilere özgü ileri adaptasyonlar içerir. Kısa gebelik süresi, gelişimini tamamlamamış yavrunun keseye geçmesi ve uzun süreli emzirme süreci, çevresel koşullara karşı yüksek uyum kapasitesi sağlar. Dişilerde görülen embriyonik diapoz mekanizması sayesinde, çevresel koşullar elverişsiz olduğunda embriyo gelişimi biyolojik olarak durdurulabilir. Bu sistem, Macropus cinsinin değişken iklim koşullarında popülasyon sürekliliğini koruyabilmesini sağlayan kritik bir adaptasyondur.

Ekolojik dağılım açısından Macropus türleri; açık savanlar, bozkırlar, yarı kurak alanlar ve çayırlık ekosistemlerde yoğunlaşır. Bu cins, özellikle açık alan ekosistemlerinde alan hakimiyeti, kaynak kullanımı ve mekânsal organizasyon açısından baskın bir rol üstlenir. Sosyal yapıları hiyerarşik olabilir ve bireyler arasında alan paylaşımı davranışsal düzenlemelerle sağlanır.

Macropus, yalnızca bir kanguru grubu değil;
hareket biyomekaniği, enerji ekonomisi, çevresel adaptasyon ve üreme stratejilerinin entegre olduğu evrimsel bir model sistemdir.
Bu yönüyle cins, memeli evriminde lokomosyon temelli adaptasyonun en sofistike örneklerinden biri olarak kabul edilir.
1
Eric Rose
Eric Rose
209.2K UP
Yazar 8 Ocak 2018 4 dk.

17.yy’a dair hazırlanan bu yazı serisinin temel amacı, modern bilimin disiplinler arası konumunu felsefeyle bütünleştirmesinin başlangıcına giderek dönem felsefesini ve dolayısıyla modern bilimin oluşum zeminini anlaşılır şekilde sınamaktır. Yazı serisinin iyice anlaşılabilmesi için dönemleri iki ana başlığa ayırma gerekliliği duydum. İlk seri 17.yy’ın önemli isimleri olan Galilei Galileo, Rene Descartes, Isaac Newton ve son olarak emprist filozoflar John Locke ve David Hume’u kapsarken ilk serinin bitişi ve ikinci serinin başlangıç noktası ise 1781 yılında Immanuel Kant tarafından sunulan Kritik der reinen Vernuft (Saf Aklın Eleştirisi) eseridir. İlk serinin başlangıcını oluşturan bu makale öncelikle 17.yy’a ait temelleri sunacaktır. ‘’Yeni Düzen Arayışı’’ başlığı, özünde hangi ortamda meydana çıkan bir felsefe olduğunu anlatmak için seçilebilecek en uygun betimlemedir.

17.yy ortaları, Batı Avrupa’da çalkantılı bir dönemdi. Hiçbir şeyde istikrar yoktu. Kozmosun tabiatı, insanın onun içindeki yeri ve statüsü, bilginin sınırı ve kaynağı yönündeki çıkmazlar dünyevi karmaşanın parçalarıydı. Kıtada Fransa, Hollanda, İspanya ve Almanya prenslikleri 30 Yıl Savaşları’yla yıpranmıştı. Kıta yer yer enkaz halinde, düşüncelerse sefaletin sebepleri kadar kendi varoluşlarının arayışındaydı. 1658’de Oliver Crownwell’in ölümüne kadar kargaşa devam etti. Daha sonra duraklama dönemine geçildi. Sokaklarda insanlar hem açlıkla hem de bir bilinmezlikle yürüyorlardı. Roma Katolik Kilisesi’nin reform karşıtlığı, saldırgan engizisyonla (1) desteklendi. Eski yerleşik kurallar altüst olmuştu. Herkes doğruyu konuştuğunu iddia edebilirdi. Çünkü ortada doğru, gerçek ve güzel kalmamıştı. 1640 yılında yeni fiziğin ve metafiziğin başlangıcı sayılan filozof Rene Descartes’ın bazı yazıları yayımlanmıştı. 1642 yılında ise klasik matematiksel fiziğin mimarı Isaac Newton dünyaya gelmişti. İnsanlığın düşüncelerini değiştirmek için yalnızca 45 yılı vardı. Onlarla temellenen fizik ve arkasında yatan “Aydınlanma Hareketleri’ni” hazırlayan fikirler dünyayı yeniden tasarlamamıza neden olacaktı. Bu yeni tasarımlarımız bir cümleyle şöyle ifade edilebilir:

59
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Uyarlayan 5 gün önce 6 dk.

Nitrit, azot döngüsünde yer alan ve bakteriyel nitrifikasyon/denitrifikasyon işlemlerinin önemli parçası olan bileşiklerden biridir. Özellikle yeni kurulmuş akvaryumlarda henüz tam olarak istenilen dengeye gelmemiş bakteri kültürü sonucunda nitrit birikmesi/patlaması yaşanabilir. Bu durum, balıklar için toksik bir etkiye neden olmaktadır ve nitrit zehirlenmesi (nitrit patlaması) olarak adlandırılır.

Sağlıklı bir akvaryumda nitrit seviyesi mikromolar seviyelerinin dahi altında olmalıdır (neredeyse hiç olmamalıdır). Yükselen nitrit konsantrasyonları çeşitli balık türleri için ciddi sorunlara neden olur. Bu nedenle nitritle başa çıkmak için gerek kimyasal kullanımı gerekse etkinlik yönünden çeşitli eylemler belirlenmiştir.

8
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 1 Haziran 2011 22 dk.

Eşcinsellik, bir türün bir bireyinin, kendisiyle aynı cinsiyetten bir diğer bireye karşı romantik veya cinsel bir çekim hissetmesi veya bu iki birey arasında cinsel etkileşim yaşanmasıdır.[1][2][3] Bu bakımdan eşcinsellik, bir cinsel yönelim grubudur ve kişinin kendi biyolojik cinsiyetinden olan diğer bireylere yönelik kalıcı bir duygusal, romantik ve/veya cinsel çekim hissetmesi olarak tanımlanabilir. Doğal olarak bu cinsel yönelim, kişinin deneyimlediği bu duygulara uygun olan davranışlar sergilemesini ve bu türden duygular deneyimler yaşayanlarla ortak bir komünite olma algısını da içerir.[4]

Tarihte, eşcinsellere karşı çok sert ve çok acımasız birçok kampanya yürütülmüş olmasına karşın, bilimin ve toplumsal algının göreceli olarak gelişmiş olması sayesinde, bu karşıtlıklar (Türkiye de dahil hala birçok coğrafyada etkisi sert bir şekilde hissedilmekle birlikte) giderek azalmaktadır. Bu azalmada, bilimsel algımızın gelişmesinin, toplumsal hareketlerin dönüştürücü etkisinin ve halk arasında evrimin artık çok daha iyi anlaşılıyor olmasının çok büyük bir rolü olmuştur. 

414
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Kerem Asyalı
Gözlemi Yapan 1 gün önce Türkiye, İstanbul
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nadir Kerem Dağ
Çeviren 2 gün önce 2 dk.

Araştırmacılar, 15 Ocak'ta Cell Communication and Signaling dergisinde yayınladıkları bir çalışmada, farelerde ağızda bulunan bir bakterinin mevcut tümörlerin boyutunu şişirebildiğini ve hatta kanser öncesi oluşumların ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini bildiriyor.

Çalışma, ağızdaki zararlı bakterilerin kana karışarak meme dokusuna ulaşabildiğini ve burada sağlıklı hücrelere ciddi zarar verebildiğini ortaya koyuyor. Daha önceki çalışmalar ağız hastalıkları ile meme kanseri arasında bağlantılar ortaya koymuştu ancak Johns Hopkins Tıp Fakültesi'nde onkoloji araştırmacısı olan Dipali Sharma, "Şimdi doğrudan bir bağlantımız var," diyor.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 5 gün önce 4 dk.

Evrende gördüğümüz birçok yapı, disk şeklinde bulunmaktadır. Bu disk oluşumu çok temel fizik yasalarının sonucunda gerçekleşir. Disk benzeri yapılardan belki de en dikkat çekici olanı spiral (Tür: "sarmal") galaksilerken Güneş sistemi gibi yıldız sistemlerindeki gezegenler de yıldızın doğumu sırasında oluşan bir disk üzerinde doğmuştur.

Böylesine disk benzeri yapıların görülmesinin ardındaki fiziksel sebep, gündelik hayattan da tecrübe ettiğimiz bir etkiye dayanır: merkezkaç etkisi. Arabayla hızla giderken aniden bir virajdan döndüğünüzde, adeta yan taraflara savrulursunuz. Burada hissettiğiniz şey, aslında eylemsizliktir. Hareketinizin bir vektörü (yönü) vardır ve vektörler daima doğrusaldır. Fakat dönüş yaptığınız için vektörünüzün yönü değişmektedir. Eylemsizlik ise tam olarak sizin mevcut hareket vektörünüzü korumak istemenizdir. Bu sebeple vektör değiştikçe siz de savrulmayı hissedersiniz.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 4 gün önce 53:10
Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl...
11
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 10 Haziran 2014 7 dk.

Neden yelleniyoruz (evet, tıbbi terminolojide "yellenme" olarak geçer)? Neden kokuyor? Bunlar birçoklarımızın merak ettiği ama pek de fazla cevaplanmayan sorulardır. Ancak kendimizi tanımak, her şeyimizi tanımaktan geçer. Hoşumuza giden şeylerimizi tanıyıp diğerlerini reddedemeyiz. Bu sebeple, sokaktaki Ahmet amcadan sevgilinize, Angelina Jolie'den padişahlara kadar herkesin yaptığı bu konuyu ele alma vakti geldi diye düşünüyoruz. Yellenmeyle ilgili 10 ilginç konuya değinerek bu işin üstesinden geleceğimizi düşünüyoruz, umarız başarılı olabiliriz. Başlayalım:

Yellenme, bağırsaklarımızda biriken her türlü gazın, buldukları her türlü delikten dışarı kaçma çabalarının bir ürünüdür diyebiliriz. Bu delik, genellikle anüsümüz olmaktadır. Ağzımızdan başlayan sindirim kanalımızın her basamağında gazlar birikir; hatta yutkunurken yuttuğumuz hava bile en nihayetinde bir çıkış noktası bulacaktır. Ancak çıkardığımız gazın önemli bir kısmı bağırsaklarımızdaki bakterilerin gerçekleştirdikleri kimyasal faaliyetlerin bir yan ürünü olarak üretilir. Tipik bir yellenme sırasında insanlar %59 azot, %21 hidrojen, %9 karbondioksit, %7 metan ve %4 oksijen dışarı çıkarırlar. Kimi zaman çıkarılan gazın %1 kadar kısmı hidrojen sülfat ve merkaptanlardan oluşur. Bunlar içerisinde sülfür bulunur ki işte bu gaz, o meşhur kokunun nedenidir. Bağırsaklarımızda sıkışan ve dışarı itilen gaz, boğucu kaslarımızın (bağırsakların kasılmasını sağlayan kaslar) kasılma miktarına ve sıkışmış gazın basıncına bağlı olarak çıkış sırasında bağırsak duvarlarını titretebilirler. Bu titreşimler, "pırt" sesinin nedenidir. Yoksa gazın kendisi elbette sese sahip değildir; organlarımızla etkileşimi sese neden olur. Tıpkı hava veren bir borunun ağzına parmağınızı kısmen bastırdığınızda çıkan ses gibi...

152
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Orçun Deniz Can
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Çocukların ve yetişkinlerin çoğu gerçekten amaçsız konuşurlar. İnsanlar bize soru sorarlar ve biz de ya dürüstçe ya da kendimizi iyi gösterecek şekilde cevap veririz. Bir ihtiyacımız varsa bunu ya doğrudan ya da dolaylı olarak iletişim kurarak ifade ederiz. Bir şeylerin yanlış olduğunu düşünüyorsak ya bu konuda bize yardım edebilecek birine şikâyette bulunuruz ya da sırf dedikodu ve mızmızlanmak adına söyleniriz. Birçok insan için hayat budur.
Kaynak: Kevin Hogan'ın Konuşarak İkna Psikolojisi adlı kitabının önsöz kısmında, Richard Brodie'nin Akıl Virüsü adlı kitabından alıntılanmış.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Esmiyor Podcast
Esmiyor Podcast
30.9K UP
Yazar 19 Mart 2021 1 dk.

İklim krizi, insanoğlunun karşı karşıya geldiği en karmaşık problem. Çözülmesi için ise farkındalık, gelişim ve küresel bir işbirliği gerekiyor. İklim krizi bizi korkutuyor, endişelendiriyor.

Ama neden? Bu kadar endişelenmeli miyiz? Ve dönülmez bir sonun başlangıcında mıyız?

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
155.7K UP
İnceleyen 6 gün önce
Braudel’i okumak biraz sabır ister, dürüst olayım. Maddi Uygarlık – Dünyanın Zamanı öyle bir roman gibi akıp gitmez. Ama bir noktadan sonra insanı içine çeken tuhaf bir büyüsü vardır. Çünkü Braudel sana tek tek olayları değil, zamanın kendisini anlatır.

Onun en çarpıcı fikri şudur. Tarih sadece kralların, savaşların, devrimlerin tarihi değildir. Asıl tarih, insanların gündelik hayatında, mutfakta kaynayan çorbada, kullanılan kumaşta, fiyatı yavaş yavaş artan buğdayda gizlidir. Braudel bunu “uzun süre” (longue durée) kavramıyla açıklar. Yani yüzeyde fırtınalar koparken, dipte ağır ağır akan bir akıntı vardır.

Şöyle demiştir. “Uygarlıklar, yüzeydeki olayların altında, ağır ve yavaş akan bir zamana dayanır.”
Bu cümle kitabın kalbi gibi. Çünkü Braudel’in derdi şu: Biz hep dramatik anlara bakıyoruz ama asıl belirleyici olan, yüzyıllarca değişmeden süren ekonomik ve toplumsal yapılardır.

Kitap üç katmanlı bir dünya çizer ve en altta gündelik hayat (ekmek, ev, alışkanlıklar), ortada piyasa ekonomisi, en üstte ise kapitalizm. Braudel çok net bir ayrım yapar. Kapitalizm serbest piyasa romantizmi değildir. Tam tersine, güçlülerin ayrıcalıklı alanıdır. Büyük tüccarlar, finans çevreleri, devletle iç içe geçmiş çıkar ağları. Kapitalizm çoğu zaman “serbestlik” değil, imtiyaz üretir.


“Kapitalizm, pazar ekonomisinin en üst katında, ayrıcalıklı bir alanda yaşar.” Bu cümle insanı sarsıyor. Çünkü modern dünyada kapitalizmi çoğu zaman doğal ve kaçınılmaz bir süreç gibi düşünmeye alışmışız. Braudel ise bunun tarihsel, katmanlı ve güç ilişkileriyle örülü bir yapı olduğunu gösteriyor.

Ben bu kitabı okurken şunu hissettim. Zaman sandığımızdan çok daha ağır ilerliyor. Devrimler bir gecede olmuyor; yüzyılların birikimiyle oluyor. Bugünkü dünya da bir anda ortaya çıkmadı. 15. ile 18. yüzyıl arasındaki ticaret ağları, liman kentleri, para akışları bugünün küreselleşmesinin temellerini attı.

Braudel’i özel yapan şey ise O dramatik anlatmaz. Heyecanlı bir tarihçi değildir. Ama derin anlatır. Sayfalarca tahıl fiyatı, deniz ticareti, nüfus hareketi okursun. Sonra bir anda fark edersin ki aslında insanlığın kaderini okuyorsun. Belki de en etkileyici tarafı şu düşüncedir. Biz olayların içinde yaşıyoruz ama olaylar her zaman tarihi belirlemiyor. Asıl belirleyen, yavaş, inatçı, görünmez yapılar.

Maddi Uygarlık – Dünyanın Zamanı bana hep şunu düşündürdü. Biz bugün kendimizi çağımızın merkezinde sanıyoruz. Oysa Braudel’in gözünden bakınca, hepimiz uzun bir zaman nehrinin küçük dalgalarıyız sadece. Ve o nehir, biz fark etsek de etmesek de ağır ağır akmaya devam ediyor.
Puan Ver
Orjinal Adı : Civilisation matérielle, économie et capitalisme, XVe–XVIIIe siècle
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

İnceleme
Mehmet Akif
Mehmet Akif
22.4K UP
İnceleyen10 12 Aralık 2023
Uzun zamandır takip ediyorum ve sürekli bir gelişme halindeler. YouTube Türkiye'de bu alanda nadir kanallardan olmalarının yanı sıra anlatım biçimleri, animasyonları ve kurguları ile öne çıkıyorlar. Özellikle okuduğunuz tarihi olayları kafanızda canlandırmak ve tekrar etmek istiyorsanız güzel bir tercih olacaktır. Onun dışında tarih ile ilgilenen herkesin faydalanacağına eminim.
Youtube Kanalı
9.9/10
(86 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
13
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
EtkinlikKonferans
Boray Yıldırım
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & ÇevrimiçiÜcretsiz21 Şubat
19. Aykut Kence Evrim Konferansı
21 Şubat 2026 08:45 tarihinden 22 Şubat 2026 16:30 tarihine kadar.

ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu olarak 20 yıldır halka evrimi anlatmak, evrim hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve evrimsel biyoloji ile akademik olarak ilgilenen insanları bir araya getirmek amacıyla Aykut Kence Evrim Konferansı’nı düzenliyoruz. Konferans, hocamız Aykut Kence’nin emekleriyle Ulusal Evrim Konferansı olarak başlamış olup vefatının ardından öğrencileri tarafından hatırasını yaşatmak amacıyla ‘Aykut Kence Evrim Konferansı’ adını almıştır.

Ülkemizde evrim karşıtlığının ne kadar fazla olduğunu bilmekle beraber bu görüşlerin sonucunda ortaya atılmış bütün propagandaların da farkındayız. Bunları yapan zihniyetin  karşısında bir öğrenci topluluğu olarak kâr amacı gütmeden yalnızca bilimi yaymak adına düzenlediğimiz Aykut Kence Evrim Konferansı’nı 20 yıldır birçok sorunla karşılaşılmasına rağmen başarı ile düzenlenmeye devam ediyoruz. Bu sene de konferansımızı 21-22 Şubat 2026’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenleyeceğiz. 

Konferansımız genel oturum ve akademik oturum olmak üzere iki oturum içermekte olup genel oturumumuz her kesime hitap eden bir oturumdur. Genel oturum sunumları eş zamanlı olarak Aykut Kence Evrim Konferansı YouTube kanalında yayınlanacaktır.

Kayıt linkimiz: https://www.biletimgo.com/etkinlik/19-aykut-kence-evrim-konferansi-22005

Akademisyenlerin sunumlarının yanı sıra aralarda jeolojik devirler ve primat evrimi ekiplerimizin sunumları olacaktır. Ayrıca fuaye alanımızda çeşitli ikramlarımız olacaktır.

Konferans bitiminin ardından aktif katılım gösteren katılımcılarımıza sertifika verilecektir.

ODTÜ dışı kayıtlarımız 15 Şubat günü saat 13.00'te kapanacaktır. Bunun sebebi, ODTÜ dışından gelecek katılımcılarımızın konferans günü kampüse girişte sorun yaşamamaları için katılımcı listelerinin gerekli yerlere iletilmesidir. 

Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmenleri, [email protected] mail adresine öğretmen olduklarını gösteren belgeyi attıkları takdirde konferansımıza ücretsiz katılabilirler.

Konferansımıza topluluk kaydı yapmak isteyen üniversite toplulukları ve liseler [email protected] üzerinden bize ulaşabilirler.

Genel ve akademik oturum programlarımız ve duyurularımız sosyal medya hesaplarımızdan paylaşılacaktır. Bizi takip etmeyi unutmayınız.

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 24 Haziran 2020 34 dk.

İnsanların refahı, ekonomik gelişimi ve fakirliğin azalması için, enerjiye erişim kritik öneme sahiptir. Herkesin enerjiye yeterince erişim sağlayabilmesini mümkün kılmak, küresel gelişim çabalarının önünde süregelen ve giderek daha önemli hale gelen bir zorluktur.

Ne var ki, aynı zamanda enerji sistemlerimizin çevresel etkileri de büyük öneme sahiptir. Tarihsel olarak ve günümüzdeki enerji sistemleri fosil yakıtlara (kömür, petrol ve gaz) dayanmaktadır. Bunlar, karbondioksit ve diğer sera gazlarını üretmektedir - ki bunlar da, küresel iklim değişikliğinin ana itici gücüdür. Eğer küresel iklim hedeflerini tutturmak ve iklim değişiminin tehlikelerinden kaçınmak istiyorsak, dünyanın enerji kaynaklarını köklü ve küresel olarak gözden geçirmesi gerekmektedir.

125
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Eser
Ece Müker
Ece Müker
601.1K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : If I Had Legs I'd Kick You
Yönetmen: Mary Bronstein
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Yaşam Ağacı Gözlemi
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye Gözlemi Yapan 3 Ocak 2024 Türkiye, Ankara
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi önü, kasım, 2023.
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
3 gün önce
Evrim Ağacı'nın Apex Notepad isimli bir aracı olduğunu biliyor muydunuz? :) Ben videolarımın hepsini bu not defterimizi kullanarak yazıyorum. Çünkü hem bana müthiş istatistikler veriyor yan paneli sayesinde hem de tarayıcınız veya bilgisayarınız kapanıp açılsa bile yazı geçmişinizi harika bir şekilde tutuyor. Google gibi devlerle ilişkili olmayıp veriyi sadece tarayıcımda saklıyor olması da güvenlik açısından cabası. Eğer notlar veya yazılar yazmayı sevenlerdenseniz, tavsiye ederim.
109 görüntülenme
19
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
116.4K UP
Bu konuda bilgim var 1 gün önce Sen de Cevap Ver

Yıldırım, sadece düştüğü yeri aşırı derecede ısıtan ve yüksek voltajlı akım boşaltan bir olay değildir; aynı zamanda güçlü elektrodinamik ve elektrokimyasal etkiler oluşturur. Elektrodinamik olarak, çok büyük akımın ani geçişi çevrede güçlü bir manyetik alan ve elektromanyetik darbe meydana getirir; bu durum yakın iletkenlerde indüksiyon akımı oluşturabilir, elektronik cihazlara zarar verebilir ve iletken yapılarda mekanik gerilime yol açabilir. Elektrokimyasal olarak ise yıldırımın oluşturduğu yaklaşık 30.000°C’ye varan sıcaklık, atmosferdeki azot ve oksijenin tepkimeye girmesine neden olur; böylece azot oksitler oluşur ve bunlar yağmurla toprağa karışarak doğal gübre etkisi yaratır. Ayrıca kumlu zeminlerde cam benzeri fulgurit yapıları oluşabilir. Bunun yanında şok dalgası (gök gürültüsü), yangın başlatma, sinir sistemi hasarı ve elektrik altyapısında arıza gibi etkiler de görülebilir.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj
Teşekkürler, Nadir Kerem Dağ!

Evrim Ağacı'na bugüne yaptığın tüm katkılar için çok teşekkürler! Evrim Ağacı'nda yayınladığın veya yayınlanmasına katkı sağladığın 2 içerik sayesinde Türkiye'de bilimsel bilgiye erişim bir o kadar kolay. Hep birlikte, daha da güzel işler başarmaya devam!

Devamını Göster
Teşekkürler, Nadir Kerem Dağ!
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close