Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Burak Albayrak
Burak Albayrak
355.9K UP
Ekleyen 26 Ocak 2022 22 dk.

Rothmund-Thomson Sendromu (RTS), vücudun birçok bölümünü etkileyebilen nadir bir genetik bozukluktur. Bozukluk, belirgin cilt anormallikleri, seyrek saç, kirpikler ve/veya kaşlar, kısa boy, iskelet ve diş anormallikleri ve artan kanser riski, özellikle kemik kanseri (osteosarkom) ile karakterizedir.

Hastalar tipik olarak bebeklik döneminde Rothmund-Thomson Sendromu belirtileri göstermeye başlar ve ortaya çıkan ilk özellik, yanaklarda başlayan ve daha sonra vücudun diğer bölgelerine yayılan bir döküntüdür. Döküntü yavaş yavaş kronikleşir ve ömür boyu devam eder.

46
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Yazar 12 Nisan 2020 21 dk.

Bu yazımızda FOTON-M3 projesinin “Tardigrade Resistance to Space Effects” (TARSE) misyonu yani "Uzay Etkilerine Tardigrad Direnci" misyonu üzerinde durulup ilk deney sonuçlarına dair bilgiler verilmeye çalışılmıştır. FOTON-M3 projesinin diğer misyonları olan TARDIS misyonuna ait yazımıza buradan, RoTaRad misyonuna ait yazımıza ise buradan ulaşabilirsiniz.

Foton, Rus bilim uydu ve yeniden giriş aracı programlarının proje adıdır. Foton projesinin ana odağı ise genel anlamda malzeme bilimi araştırmalarını kapsar, ancak bazı görevlerde biyoloji dahil pek çok farklı disiplini içeren araştırmalar da yapılmıştır. Orijinal Foton serisi, 1985-1999 yılları arasında Plesetsk Cosmodrome'dan 12 lansmanı içeriyordu. Foton-M adı altında ikinci seri ise orijinal Foton üzerinde birçok tasarım geliştirmesini içermekle beraber günümüzde de hala devam ettiriliyor.

81
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Ekim 2012 58s

Görselde, Kuzey Kutbu'nda bulunan buzulların 1984 ila 2016 yılları arasındaki değişimi gösterilmektedir. Bu ölçümler her yıl Eylül ayında CryoSat-2 gibi uydular tarafından yapılır. Eylül ayı, kuzey buzullarının en küçük olduğu aydır ve bu noktada geriye kalan buzlara yıllık buz adı verilir. Bu yıllık buzların büyüklüğünün değişimine bakarak, küresel ısınmanın etkisi altında gezegenimizin buzullarını nasıl yitirdiğini görebilmekteyiz.

NASA tarafından yayınlanan yukarıdaki video da bu değişimi göstermektedir. NASA'nın yaptığı çalışma, Arktik buzullarının bulwark adı verilen, sıcak yazlara karşı buzulları koruyan tabakanın kademeli olarak yitirildiğini göstermektedir.

26
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Orhan Alp Cingöz
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Uğruna savaştığımız hayallerin;
bizi kıracak kadar anlamsız hale geldiğini görmek...
Kaynak: Hayvan Çiftliği Kitabı
9.6/10
(398 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Animal Farm
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hüseyin Güngör
İnceleyen10 31 Temmuz 2024
David Fincher yönetmenliğindeki 2 saatlik siyah beyaz çekim bir film. Fincher biri bu filmden olmak üzere 3 Oscar adaylıklı meşhur bir yönetmen. Aslında klip yönetmenlikleriyle başlayan birisi. Se7en, Fight Club, Zodiac, The Curious Case of Benjamin Button, The Social Network, The Girl with the Dragon Tattoo, Gone Girl gibi hangisini saymasan ona haksızlık olacak filmleriyle tanınır. Bir de Orson Welles'ın 1941 yapımı meşhur Citizen Kane filmi var. Mank ise Citizen Kane filmini aslında tamamen tek başına yazan Herman Mankiewicz isimli dahi. Bu süreci anlatırken 1930'lar Hollywood'unu, küresel ve toplumsal durumları da işliyor. Esinlenilen kişileri de ele alıyor. İzlediğim nadir en iyi biyografi filmlerinden birisi olabilir. Yapım tasarımı ve sinematografi olmak üzere 2 Oscar ve oldukça ödül kazanmış. Sinematografi kısmına ben de değinmek istiyordum. Gerçekten çekim açıları ve keskinliği çok güzeldi. Fark etmemek imkansız. Mank karakteri çok ısındığım, asla kızamayacağım, garip şekilde çok çekici ve entelektüel bir karakter. Gary Oldman siması ve oyunculuğu ile birleşince de mükemmel tatlı bir karakter ortaya çıkıyor. Diğer önemli oyuncular arasında Amanda Seyfried ve Lily Collins var. Tuppence Middleton adlı oyuncu da dahil kendilerini dönemin moda anlayışı ve feminen özellikleri ile elegant elegant izlemek gerçekten temiz hava gibi geldi.

Filmin bence en güçlü özelliği ve asıl ödül gerektiren yanı diyalog yazımının çok iyi olması. Biyografi filmlerinin sıkıcılığını da ancak bu kırabilirdi. Öyle ahım şahım sahneler var diyemeyip yine de sahneleri izlemenin çok eğlenceli olmasını bununla açıklıyorum. Kaliteli bir şekilde komik olmasının yanında çok dolu dolu da. Ben her detayı anladığımı söyleyemem ama entelektüel olarak çok şey barındırdığını fark etmek mümkün. Zaten böyle bir yazarın hikayesinde olması gereken de budur. Daha ilk sahnede arka arkaya 3 cümlede 3 ayrı kaliteli eser içeriği göndermesi yapıldı. Karakter bunlarla iletişim kurup bir şey anlatıyorlar ya da laf sokuyorlar. En sevdiğim entelektüel özelliktir. Film öyle çok içine girilmesine izin vermeden ama sürükleyerek ilerliyor. Bu kaliteli sanat filmlerinin özelliğidir derim. Bu yüzden bu film insanları çok heyecanlandırarak katharsis yaşatacak demiyorum ama kaliteli bir hikaye gibi belli bir dengede duygusuz şekilde sürükleyerek kendini kanıtlayacak diyorum.
Film
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Demiryay
Mehmet Demiryay
175.5K UP
Çeviren 29 Ağustos 2017 2 dk.

Bu kısa videoda, "evrim", yani "değişim" ile, "Doğal Seçilim" yoluyla olan biyolojik evrim arasındaki farklar anlatılıyor. Aslında "değişim" fikrini tam olarak anlayabilsek, biyolojik evrimi de çok daha kolay hazmedeceğiz gibi gözüküyor.

İyi seyirler.

15
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Bilimin aklın araştırmanın olduğu her yer her düşünce tarzı bana huzur veriyor.evimmiş gibi rahatım bu sitede.konuşulamayan her düşünce .bilimin bize nerelere kadar gidebildiğini göstermesi açısından bu siteye evrim ağaçı ekibine sonsuz teşekkürler iyiki varsınız
Blog Yazısı
Salih Atlı
Salih Atlı
126.1K UP
Blog Yazarı 1 dk.

Canlıların (tek hücreli olandan en gelişmiş olana kademeli olarak yükselen kapasitede) kendi dışındaki dünyadan aldıkları sinyalleri kendileri için işe yarayan bilgiye dönüştürdüklerini biliyoruz. Bu sürecin asıl olarak bilgilenme- bilgi edinme faaliyeti olduğunu, ve edinilen bilgi (ler) nin o canlının temel ihtiyaçlarını dengeli ve sürekli olarak sağladığı durumda bu faaliyetin daha fazla bilgiye erişim için ilerlemediğini, bir anlamda bilişsel gelişimin durduğunu söylememiz mümkün görünüyor. Çevresel koşulların yaşamı ve üremeyi tehdit ettiği durumlarda canlı farklı yollar arayıp yeni bilgiler edinecek ya da soyu tükenecektir; varyasyon, adaptasyon ve kopyalama ile ilerleyen evrimsel süreç.

En gelişmiş olduğuna gezegeni kolonileştirmiş olmasına bakarak karar verdiğimiz insan bu bağlamda en bilgili canlıdır. Ama bu bilgili oluşa herhangi başka bir anlam yüklenebilir mi, bilinçli miyiz? Bu noktada insan bilgisinin iki seviyedeki ilerleyişini mercek altına almak işe yarayabilir. Bireysel seviyedeki tutum ve davranışlarla topluluk seviyesinde olanlar farklı örüntülere sahiptir. Bireysel bilişin kapasitesi tarih boyunca artarken topluluk seviyesi belki de tekerrürden ibaret. Biliş kapasitesini bilinç olarak okuduğumuzda topluluk seviyesinde yerinde sayan bir bilince sahibiz; dışımızdaki dünyaya ait bilgideki artışla topluluk seçimleri eşit biçimde ilerlemiyor sadece araçlar değişiyor. Öyle ki bireysel tutum ve davranışlarımızın değerlendirilmesi adına sürdürülebilir yönergelere (kültürümüz) ve rasyonel kriterlere sahipken topluluk seviyesinde bunun yerine sabit örüntüler, irrasyonel seçimlerle karşılaşıyoruz; sanki bilinç bulanıklaşıyor. Kritik eşikler söz konusu olduğunda (sağkalım ve üreme) toplumsal tercihlerimiz her seferinde evrimin standart mekanizmalarına tabi kalıyor önce can sonra kademeli olarak genetik yakınlarımız; standart memeli ''bilinci''.

7
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Burak Aslan
Burak Aslan
100.6K UP
İnceleyen 4 gün önce
Hafızam silinse de tekrar izlesem dediğim bir film.
9.8/10
(823 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Melike Melek
6 gün önce
🎉 Merhaba!
TÜBİTAK destekli yürüttüğümüz araştırmamıza katılmak ister misiniz?

18–25 yaş aralığındaki genç yetişkinlerde olumsuz yaşam olaylarının depresyon ve duygu düzenleme güçlükleriyle ilişkisini inceliyoruz. Katılım yalnızca yaklaşık 10 dakikanızı alıyor ve bilimsel araştırmalara katkınız bizim için çok değerli 🌸


2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yusra Aslan
Yusra Aslan
103.1K UP
Aktaran 13 Mayıs 2023 2 dk.

Rutgers Environmental and Occupational Health Sciences Enstitüsü'ndeki araştırmacılar iklim değişikliğinin önde gelen alerjenler olan meşe ve kanarya otu polenlerinin dağılımını etkilemesinin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki eyaletler üzerinde nasıl etkileri olacağını simüle ettiler. Araştırmanın sonuçları Frontiers in Allergy dergisinde yayınlandı.

Çevre, Mesleki Sağlık ve Adalet profesörü Panos Georgopoulos liderliğindeki ekip; bilgisayar modelleri kullanarak iklim değişikliğinin 2050'ye kadar havadaki polen yüklerini önemli ölçüde artıracağını tespit etti. Ekip ayrıca, en büyük dalgalanmaların bazılarının polen dağılımının tarihsel olarak düşük olduğu alanlarda meydana geleceğini buldu. Georgopoulos bu konu hakkında şunları belirtti:

30
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Orçun Deniz Can
İnceleyen10 2 saat önce
Uzun uzun anlatmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Çağrı Mert Bakırcı anlatıyor, bizlerde modern bilimi öğreniyoruz.
Youtube Kanalı
9.9/10
(1175 Kişi)
Puan Ver
Karanlığı Bilimle Fethet!
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Z. Ceyda Can
Z. Ceyda Can
151.6K UP
4 gün önce
Evrim Ağacı Keşif listesinde "Bir uzak doğu restoranında çubuklarla ye" görevini tamamlamayı başardım en sevdiğim şeylerden biri.
İş birliği teklif et! Z. Ceyda Can'ın Keşif Listesi
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Erdoğan
Üye 4 gün önce 2 Cevap
314 görüntülenme
Bengi dönüş nedir kısaca özetler misiniz?
Bengi dönüş nedir kısaca özetler misiniz?
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 7 Ağustos 2011 12 dk.

Maymunlar gerçekten nefes kesici hayvanlar, ona şüphe yok! Ancak maymunlarla insanları bir arada ele alan birkaç soru var ki, evrimsel biyologlar bu sorulardan hangi yüzyılda kurtulacak, bilmek zor. Evet, o meşhur sorulardan bahsediyoruz: İnsanlar maymundan geldiyse, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor? İnsan maymundan mı evrimleşti? Maymunlarla sadece ortak atalarımız mı var? Biz, maymun muyuz? Sahi, insanın maymunlarla ilişkisi nedir? Gelin, şu soruları modern bilimin ve evrimsel biyolojinin ışığında detaylıca ele alalım ve artık bir açığa kavuşturalım.

Eğer ki evrimsel biyolojiyle herhangi bir noktada az da olsa ilgilendiyseniz, insanların diğer maymunlarla yakından bir akrabalık ilişkisi olduğunu duymuşsunuzdur. Kuvvetle muhtemel, evrimi anlayan bilimseverlerin sıklıkla sözünü ettiği "İnsanlar maymundan gelmiyor, sadece ortak ataları var." lafını da işitmişsinizdir. 

204
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Serra Kutlu
Serra Kutlu
72.1K UP
Çeviren 3 gün önce 7 dk.

Freddie Chipres, dışarıdan bakıldığında “şükredecek çok şeye sahip” gibi görünen, hayatının kenarlarında dolaşan melankoliyi bir türlü üzerinden atamıyordu. Zaman zaman, özellikle evden çalıştığı dönemlerde, kendini yalnız hissediyordu. Evli, 31 yaşındaki ipotek danışmanı, bir şeylerin ters gittiğini düşünüyordu: Depresyonda olabilir miydi?

Chipers, terapiste gidip olumlu deneyimler yaşayan arkadaşlarını tanıyordu. Bu fikre her zamankinden daha açıktı ama bu aynı zamanda birini bulmayı ve randevu almayı gerektiriyordu. Aslında tek istediği, ruh sağlığı hakkında biraz geri bildirim almaktı.

33
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye İnceleyen10 11 Nisan 2023
Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam kitabı, Türk edebiyatının modern klasikleri arasında yer alan bir roman. Kitap, 1950'li yıllarda İstanbul'da yaşayan ve toplumla bağlarını koparmış bir adamın iç dünyasını ve yalnızlığını anlatıyor. Romanın kahramanı C., hayatın anlamını ararken, kendini bir türlü bulamayan ve kadınlarla geçici ilişkiler kurmaktan başka bir şey yapmayan bir aylak. C., bir gün N. adında bir kadına aşık olur ve onunla evlenmeye karar verir. Ancak bu karar, C.'nin hayatını değiştirmeye yetmez. C., N.'nin kendisine yeterli olmadığını hisseder ve onu aldatmaya başlar. Bu durum, C.'nin giderek daha fazla bunalıma girmesine ve N.'yi kaybetmesine neden olur. Roman, C.'nin sonunda intihar etmesiyle son bulur.

Aylak Adam, Yusuf Atılgan'ın ilk romanı olmasına rağmen, yazarın ustalığını ve dilini gösteren bir eser. Roman, psikolojik gerçekçilik akımının Türkiye'deki öncü örneklerinden biri olarak kabul edilir. Romanın kahramanı C., toplumun normlarına uymayan ve kendini dışlanmış hisseden bir anti-kahraman olarak tasvir edilir. Roman, C.'nin bilinç akışı tekniğiyle yazılmış monologlarıyla da dikkat çeker. Roman, hem C.'nin hem de Türkiye'nin dönüşümünü ve çelişkilerini yansıtan bir ayna niteliği taşır.
Kitap
9.9/10
(28 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
7
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 10 Temmuz 2021
En zor şey harekete geçme kararıdır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
51
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
172.2K UP
Uyarlayan 1 gün önce 10 dk.

Matematik felsefesi, kendi başına bir araştırma konusu olarak analitik felsefede önemli bir rol oynar. Matematiksel bilginin açıklanması epistemoloji açısından da önemlidir. Soyut kavramlara örnek verebileceğimiz sayılar, kümeler gibi matematiksel nesneler; zaman ve mekandan bağımsız ele alınır. Bu tür nesneler ontoloji ve metafizik konusu olarak kendilerine daha geniş bir düşünce çerçevesinde yer bulur.

Matematiksel Realizm ya da diğer adıyla Matematiksel Platonculuk, soyut matematiksel nesnelerin varlığının dilimizden, düşüncelerimizden ve uygulamalarımızdan bağımsız olduğu metafiziksel görüştür. Elektronların ve gezegenlerin bizden bağımsız olarak var olması gibi sayılar ve kümeler de bizden bağımsız olarak var olurlar. Ayrıca elektronlar ve gezegenler hakkındaki ifadelerin, ilgili oldukları nesneler ve bu nesnelerin bütünüyle nesnel özellikleri tarafından doğru ya da yanlış kılınması gibi, sayılar ve kümeler hakkındaki ifadeler de aynı şekilde doğru ya da yanlış kılınır. Bu nedenle matematiksel doğrular icat edilmez, keşfedilir.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
IC 342: Zürafamsı Takımyıldızındaki Gizli Gökada

Bölgemizdeki büyük ve parlak sarmal gökadalarla boyutça benzer olan IC 342, uzun boyunlu kuzey takımyıldızı Camelopardalis doğrultusunda yalnızca 10 milyon ışık-yılı uzaklıktadır. Geniş bir ada evren olan IC 342, normalde gece gökyüzümüzde dikkat çekici bir gökada olurdu; ancak kendi Samanyolu gökadamızın düzlemi boyunca uzanan yıldızlar ile gaz ve toz bulutlarından oluşan bir perdenin ardında kaldığı için net biçimde görülemez ve ancak bu örtünün içinden seçilebilir. IC 342’nin ışığı, aradaki kozmik bulutlar tarafından sönümlenip kızarmış olsa da, bu keskin teleskopik görüntü, gökadanın kendi karartıcı tozunu, genç yıldız kümelerini ve gökada çekirdeğinden çok uzaklara kadar uzanarak kıvrılan sarmal kollardaki parıldayan yıldız oluşum bölgelerini izliyor. IC 342 yakın zamanda bir yıldız oluşumu patlaması yaşamıştır ve Yerel Grup gökadalarının ve Samanyolu’nun evrimini etkilemiş olabilecek kadar da yakındır.

8 Ocak 2026 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı & Telif: Gaetan Maxant
Çeviren: Eyüp Akman

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Tüm Reklamları Kapat
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
124.8K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver

İnsanların sonsuzluğu gerçekten algılayıp algılayamayacağı sorusu, felsefe, bilişsel bilim, matematik felsefesi ve psikoloji kesişiminde yer alan temel bir problemdir. Genel kabul gören görüş, insan zihninin sonsuzluğu doğrudan sezgisel bir nesne olarak kavrayamadığı, ancak onu soyut, dolaylı ve sembolik biçimlerde düşünebildiği yönündedir. Bu sınırlılık, yalnızca bilişsel bir eksiklik değil; insan aklının zaman, mekân ve deneyimle kurduğu ilişkinin yapısal bir sonucudur.

Felsefi açıdan bakıldığında, sonsuzluk problemi ilk kez sistematik biçimde Antik Yunan’da tartışılmıştır. Aristoteles, Metafizik ve Fizik adlı eserlerinde, “gerçek (aktüel) sonsuzluk” ile “potansiyel sonsuzluk” arasında kesin bir ayrım yapar. Ona göre insan zihni ve doğa, yalnızca potansiyel sonsuzluğu kavrayabilir; yani bir sürecin teorik olarak sonlandırılamaz oluşunu düşünebilir, ancak tamamlanmış bir sonsuzluğu kavrayamaz. Aristoteles bu durumu, insan aklının sınırlı deneyim alanına bağlar (Aristotle, Physics, Book III). Bu yaklaşım, sonraki yüzyıllarda Batı düşüncesinde uzun süre belirleyici olmuştur.

Modern felsefede bu sorun özellikle Immanuel Kant tarafından yeniden ele alınmıştır. Kant’a göre insan zihni, dünyayı ancak zaman ve mekân formları içinde deneyimleyebilir; bu formlar ise zorunlu olarak sınırlıdır. Sonsuzluk fikri, deneyimin değil, aklın kendi sınırlarını zorladığı noktada ortaya çıkar. Kant, Saf Aklın Eleştirisi’nde sonsuzlukla ilgili antinomileri tartışırken, insan aklının bu kavram karşısında zorunlu olarak çelişkilere düştüğünü belirtir. Sonsuzluk bu nedenle bilinebilen bir nesne değil, aklın sınırlarını gösteren bir düşünce aracıdır (Kant, 1781/1998).

Tüm Reklamları Kapat

Bilişsel bilimler ve psikoloji alanındaki çağdaş araştırmalar da bu felsefi sezgiyi destekler. İnsan beyninin zaman ve sayı algısı, evrimsel olarak sınırlı çevresel problemleri çözmek üzere şekillenmiştir. Dehaene’in sayısal biliş üzerine yaptığı çalışmalar, insanların büyük nicelikleri kavramada sezgisel olarak zorlandığını ve “sonsuzluk” gibi sınırsız büyüklüklerin ancak sembolik sistemler (matematik, dil) aracılığıyla temsil edilebildiğini göstermektedir. Dehaene, insanların “yaklaşık sayı sistemi”nin belirli bir eşiğin ötesinde sezgisel anlam üretmediğini vurgular (Dehaene, 2011 ).

Zaman algısı üzerine yapılan deneysel çalışmalar da benzer sonuçlara ulaşmıştır. İnsanlar zamanı, geçmiş–şimdi–gelecek ekseninde deneyimler; bu deneyim biyolojik ritimler, bellek kapasitesi ve dikkat süreleriyle sınırlıdır. Wittmann’a göre, insan zihni “uzamış süreleri” bile parçalara ayırarak algılar; bu nedenle sonsuz zaman fikri doğrudan deneyimlenemez, yalnızca kavramsal olarak tasarlanabilir (Wittmann, 2013). Bu durum, sonsuzluğun neden çoğu zaman insanlarda kaygı, baş dönmesi ya da metafizik bir rahatsızlık hissi uyandırdığını da açıklar.

Fenomenolojik açıdan Edmund Husserl, bilincin her zaman “yönelimsel” olduğunu, yani belirli bir nesneye yöneldiğini savunur. Sonsuzluk ise tamamlanmış bir nesne olarak bilinçte beliremez; çünkü bilinç, her zaman sınırlı bir ufuk içinde çalışır. Sonsuzluk ancak “açık uçlu bir ufuk” olarak düşünülebilir, fakat bu düşünce hiçbir zaman tam olarak doldurulamaz (Husserl, 1913/1982). Bu nedenle sonsuzluk, bilinç için sürekli ertelenen bir anlam olarak kalır.

Matematikte sonsuzluk kavramının başarıyla kullanılabilmesi, bu durumla çelişmez. Cantor’un küme kuramı, sonsuzluğu mantıksal olarak tanımlamış ve işlemsel hâle getirmiştir; ancak birçok matematik felsefecisi, bu başarının sonsuzluğun sezgisel olarak kavrandığı anlamına gelmediğini vurgular. Sonsuzluk burada, insan zihninin doğrudan deneyimlediği bir gerçeklik değil, tutarlı bir sembolik yapı olarak işlev görür (Giaquinto, 2002, ).

Tüm Reklamları Kapat

Bu nedenle “insanlar sonsuzluğu algılayamaz mı?” sorusunun yanıtı büyük ölçüde olumsuzdur. İnsan zihni sonsuzluğu göremez, hissedemez ya da doğrudan deneyimleyemez; fakat onu düşünebilir, sembolleştirebilir ve onun sınırında dolaşabilir. Sonsuzluk, insan bilincinde hiçbir zaman tamamlanmış bir içerik olarak yer almaz; aksine aklın kendi sınırlarını fark ettiği, kavrayışın tökezlediği bir eşik olarak ortaya çıkar.

Sonuç olarak sonsuzluk, insan için algılanan bir gerçeklikten çok, düşüncenin sınır deneyimidir. Bu sınır, insan aklının zayıflığını değil; tam tersine, kendi koşullarının farkına varabilme yetisini gösterir. Sonsuzluğu algılayamamak, insan olmanın bir eksikliği değil, bilincin yapısal bir özelliğidir.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
SAP2000 İLE YAPI DİNAMİĞİ PROBLEMLERİ

“SAP2000 ile Yapı Dinamiği Problemleri” kitabı çıktı!

Dinamik yükler altındaki yapı sistemlerinin analizine dair kapsamlı bir rehber arıyorsanız, doğru yerdesiniz.

Harmonik hareketten deprem yüklerine, hatta patlama kaynaklı darbe etkilerine kadar geniş bir yelpazede; SAP2000 analiz programını kullanarak yapı sistemlerini nasıl modelleyeceğinizi adım adım öğreneceksiniz.

📘 Bu kitapta neler bulacaksınız?

Sade anlatımı ve güçlü teorik altyapısıyla yapı dinamiğinin temel ilkelerini en anlaşılır şekilde öğreneceksiniz.
SAP2000 analiz programının kullanımını örnekler eşliğinde adım adım uygulayacaksınız.
Tek ve çok serbestlik dereceli sistemlerin modellenmesini tüm detaylarıyla göreceksiniz.
Modal analiz, tepki spektrumu ve zaman tanım alanında adım adım integrasyon analizlerini uygulamalı olarak göreceksiniz.
Tepki spektrumu analizinde CQC (Tam Karesel Birleştirme) ve SRSS (Karelerinin Toplamının Karekökü) yöntemlerinin hangi sistemlerde kullanılacağını öğreneceksiniz.
Adım-adım integrasyon analizinde Newmark ve Wilson-θ yöntemlerini uygulamalı olarak analiz edeceksiniz. Ayrıca, Rayleigh sönümünün kullanımını göreceksiniz.
TBDY-2018’deki mod birleştirme ve mod toplama yöntemlerini karşılaştırmalı olarak anlayacaksınız.
Basit modellemelerden başlayarak gerçek sistem modellemelerine geçişle sahadaki zorluklara pratik çözümler geliştireceksiniz.

Devamını Göster
₺745.00
SAP2000 İLE YAPI DİNAMİĞİ PROBLEMLERİ
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close