Gece Modu

Bu içerik, Evrim Ağacı'nın Gerçeklik Analizi Araştırmaları'nın bir parçasıdır. Bu sistem çerçevesinde analiz edilen iddialar, "Gerçek", "Karışık", "Sahte" şeklinde üç sınıfa ayrılmaktadır. Aynı analiz sistemi çerçevesinde, ünlü insanlara atfedilen sözler de incelenmektedir. Bu sözler, "Gerçek", "Hatalı Atıf", "İspatsız" ve "Sahte" şeklinde dört sınıfa ayrılmaktadır.

İddia

2012'de Dünya'nın sonu gelecek. Tam olarak 21.12.2012'de. Çünkü Mayalar'ın takvimi son gün olarak o günü işaret ediyor. O gün, Nibiru Gezegeni ile Dünya çarpışacak ve Dünya yok olacak. En iyi ihtimalle ise bir manyetik değişimden ötürü kıyamet kopacak.

Gerçek mi?

Sahte

Gerçek Ne?

Bu yazı 24 Kasım 2019'da güncellenmiştir. 21 Aralık 2012'de Dünya'nın sonu gelmemiştir.

İddianın Kökeni

Bu kısımda iddianın nereden çıktığını, nasıl ve ne yollarla yayıldığını izah edin. Özellikle, eğer biliniyorsa ve erişmeniz mümkünse, iddianın ilk sahibinden bahsedin. Çeşitli dış sitelere bağlantılar ekleyebilir, ekran görüntüleri koyarak bunların sonradan kaybolmamasını sağlayabilirsiniz.

Bilgiler

Dünya'nın sonu herhangi bir anda, herhangi bir öngörülemez ya da öngörülebilir kaynaktan ötürü gelebilir. Ancak göktaşı çarpması gibi bir sebebin hele ki 2012 yılı içerisinde gerçekleşmeyeceğini ve Dünya'nın sonunun şu anda bilinmediğini söyleyebiliriz. Ancak bu mit öylesine kuyruklu bir mit ve bir yalan ki, sadece bu gerçeği vermekle bitmiyor. Daha birçok gerçeğe değinmemiz gerekiyor. Bu gerçeklere bir bir değineceğiz.

21 Aralık 2012 tarihinin bir “son” olduğuna inanan insanlar genel olarak ikiye ayrılmışlardır: Yeni bir çağ beklentisi içerisinde olanlar ve büyük kaosların yaşanmasını bekleyenler. 2012 (2009) isimli Hollywood filmi yüzünden de bu korkunun giderek yayıldığını görebiliyoruz. Türkiye’de bile insanlar, bu yıkımdan etkilenmeyeceği iddia edilen Şirince köyünde toplanmış, köydeki restoranlarda “Kıyamet menüsü” isimli menüler çıkartılmıştı. Elbette bu insanların bir kısmı işin eğlencesindeydi, ancak bu konuyla ilgili o kadar sayıda belgesel ve kitap çıkartıldı ki, sahte bir bilgi üzerine kendine maddi çıkar sağlayan bir sürü insanı da görebildik.

Şunu net bir şekilde belirtmekte fayda var: İnsanların, Mars gezegenine keşif aracı yollayan ve astronomi bilgileri kuvvetli olan kişilerin “21 Aralık’ta bir şey olmayacak.” sözleri yerine tapınaklarda insan kurban eden bir antik kültürün astronomik bilgileri hakkında yazıp senaryolar üreten yazarlara güvenmeleri üzücü bir durumdur. İşin daha da düşündürücü kısmı, bu olay üzerinde bu kadar sayıda insan durduğu halde, aslında Mayaların böyle bir iddiada hiçbir zaman bulunmadıkları gerçeğini gözden kaçırmalarıdır.

Maya Takvimleri

Mayaların “Popol Vuh” adında kutsal saydıkları bir kitapları bulunmaktadır. Anlamı “zamanların kitabı” ya da “olayların kitabı” olan bu kitap klasik Kiçece dilinde yazılmıştır. Kitabın içeriğinde yaratılış hikayeleri yer almaktadır ve bahsedilenlere göre bizler “dördüncü dünya”da yaşayan varlıklarız, çünkü ilk üç var oluşumuzda başarısızlıklar yaşanmıştır. Bir önceki dünya 13. b'ak'tun'un sonunda bitmiştir (yaklaşık 5125 sene önce). Mayaların “Uzun Sayılı Takvim”inin başlangıç noktasını Gregoryen takvimine göre hesaplarsak, tarihin MÖ 11 Ağustos 3114 olduğunu buluyoruz. 21 Aralık 2012 tarihinde dördüncü dünyada yaşayanlar olarak 13. b'ak'tun'un sonuna yaklaşmıştık (Maya tarihine göre bu 13.0.0.0.0 oluyor.). Takvimin “sonuna” gelmek işte bu sebeple insanlarda panik yaşanmasına sebep olmuştur.

Mayaların 3 tane takvimi vardır: 365 gün uzunluğunda bir Güneş takvimi (Haab') ve 260 gün uzunluğunda törensel takvimi (Tzolkin). Bu iki takvim de her 52 yılda bir eş zamanlı olurlar. Mayalar daha uzun zamanları da hesaplayabilmek için ''Uzun Sayılı'' takvimi geliştirdiler. Tıpkı bizim saniyeleri ve dakikaları hesaplamak için kullandığımız iki basamaklı sayılar gibi, onlar da tarihleri belirten 5 sayı kullandılar. Örneğin Maya Uzun Sayılı Takviminin ilk günü 0.0.0.0.0 olarak gösterilir. Yani bir sonraki gün 0.0.0.0.1 olmuş olur. Bu takvim, matematikte yirmilik sistem denen bir sayı sistemine göre çalışmaktadır. Yani bu sayılar 20'ye geldiklerinde bir yandaki sayı artar. Mesela şöyle; 0.0.0.0.19 kısacası 19. gün demek oluyor, bir sonraki gün ise 0.0.0.1.0 olarak gösterilir. Kullanılan kelimeler şunlardır:

  • Kin = 1 Gün
  • Uinal = 20'lik Gün
  • Tun = 360 Gün
  • Katunn = 7200 Gün
  • Baktun = 144,000 Gün

Ancak bu yirmilik sayı kuralı nedense sondan ikinci sayıda bozuluyor. Bu sayı, her zaman 18'in altında gösteriliyor. Örneğin 0.0.0.17.0'den sonra 0.0.0.18.0 değil, ama 0.0.1.0.0 oluyor. Tüm bunlara bakarak 20 Aralık 2012 tarihi 12.19.19.17.19 iken bir sonraki gün de 13.0.0.0.0 oluyor (yani toplamda 5126 yıl geçmiş bulunmakta).

Peki ondan sonra ne oluyor? Başa dönüyor elbette, tıpkı bizim her sene 365 günden sonra takvimin ilk gününe (1 Ocak) başlamamız gibi. Bu durumda biz, Gregoryen takvime göre her 31 Aralık tarihinde evrensel bir yok oluş mu beklemeliyiz?

Hazır takvimlerden de bahsetmişken, 21 Aralık iddialarının popüler olduğu dönemlerde sıklıkla bir takvim fotoğrafı paylaşılıyordu. O, Maya takvimi bile değildi! O paylaşımlardaki (ve altta görülen) bu takvim, gerçekte Azteklerin “Güneş Takvimi”dir.

Peki Mayalar dünyanın sona ereceğini iddia etmişler miydi? Hayır! 21 Aralık 2012 kıyamet hikayesi günümüzdeki insanların iddiasıdır, Mayaların değil. Arkeologların da net bir şekilde bildirdiği üzere, Maya takvimi 2012 senesinde bitmemektedir. New York'ta bulunan Colgate Üniversitesi'nden Maya Uzmanı Prof. Dr. Anthony Aveni'nin sözleriyle:

21 Aralık 2012, Maya Takvimi'nin bitişi kesinlikle değildir. Mayaların takvim hesabındaki döngülerden biri olan 5125.37 yıllık (1.872.000 günlük) döngünün sonudur. Yani takvim, bu tarihten sonra yeniden başlayacaktır.

Araştırmacıların net bir şekilde belirttiği üzere, Mayalar zamanın kendisini tekrar eden bir şekilde ilerlediğini düşünmüşlerdir. Aynı zamanda tek bir yaratılışa inanmamışlar, yaratılışın belirli periyotlar halinde kendisini tekrar ettiğini düşünmüşlerdir. Takvimlerini de buna göre ayarlamışlardır ve onların kabulüne göre son yaratılış periyodu 11 Ağustos 3114 (Milattan Önce) tarihidir. Buna göre yaptıkları döngü hesabından ötürü 21 Aralık 2012'de takvim başa sarılmaktadır. Ancak günümüzde, evrimsel niyoloji ve genel olarak modern bilim sayesinde herhangi bir "yoktan yaratılış"ın asla yaşanmadığını bilmekteyiz.

Ayrıca, bahsettiğimiz Maya takvimlerinden daha uzun süreçler de bulunmaktadır. Mesela bir Piktun, yaklaşık olarak 20 Baktun ediyor (Bir Baktun 394 yıldır.). Şu an içerisinde bulunduğumuz Piktun, 4772 senesinde bitiyor. Bir başka döngü daha var, o da 63 milyon yıllık bir sürece sahiptir. Belki de 63 milyon yıl sonra, insanlar yok olmamış ve halen aynı zekâ düzeyinde olurlarsa, yine bir “Maya kehaneti” ve “yok oluş” bekleyebilirler.

Nibiru, Marduk, X Gezegen ve 12. Gezegen

NASA’dan (ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) Dr. David Morrison'un bu konu hakkında yazdıklarını bir araya getirip paylaşmayı uygun gördük:

Bu hikâye, sözde Dünya'ya doğru gelen ve Sümerler tarafından keşfedilen Nibiru gezegeninin iddiasıyla başlar. Eski Mezopotamya uygarlığı olan Sümerler üzerine kurgular yazan Zecharia Sitchin, birçok kitabında (Örneğin 12. Gezegen, 1976 yılında yayınlandı.) her 3600 yılda bir Güneş’in etrafında dönen Nibiru adlı gezegeni tanımlayan Sümer dokümanları bulduğunu ve tercüme ettiğini iddia etmişti. Bu Sümerli fabllar Annuki denilen bir uzaylı uygarlığından Dünya'ya gelen 'Eski Astronotlar' hakkında hikayeler içermektedir.

Daha sonra, kendini psişik olarak ilan etmiş Nancu Lieder, uzaylılarla bir kanal kurduğunu iddia edip, Zetatalk adlı sitesinde Zeta Reticuli yıldızı etrafında bulunan hayalî bir gezegende yaşayanların ona Dünya'nın bir X Gezegeni ya da Nibiru tarafından tehlike altında olduğu konusunda bir uyarı yaptıklarını yazmıştır. Bu felaket 2003 Mayıs için tahmin edilmişti, ama bir şey olmayınca bu Kıyamet Günü’nün tarihi tekrar hesap edilmiştir (Kıyamet Güncüler için standart bir prosedürdür.) ve Aralık 2012'ye taşınmıştır. Ancak yakın zamanda bu iki fabl 2012 kış gündönümünde Mayaların uzun sayılı takviminin sona ermesiyle ilişkilendirildi ve 21 Aralık 2012’de Kıyamet Gününün olacağı tahmin edildi.

Nibiru, Babil Astrolojisinden gelen ve bazen tanrı Marduk ile ilişkilendirilen bir isimdir. Asur Kralı Assurbinapil (MÖ 668-627) kütüphanesinde kayıtlı olan Enuma Elish isimli Babil Yaratılış şiirinde Nibiru küçük bir karakter olarak görülmektedir. Sümerler daha öncesinde MÖ 23. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar gelişmişti. Nibiru'nun bir gezegen olduğu ve Sümerler tarafından bilindiği iddiası (Sitchin’inaksine) eski Mezopotamya’nın yazılı kayıtlarını çeviren ve inceleyen bilginlerin görüşleriyle çelişiyor.

Sümer; tarım gelişimi, su işletimi, kentsel yaşam ve özellikle yazı açısından gerçekten muazzam bir uygarlık idi. Fakat geriye az sayıda astronomik kayıt bıraktılar ve kesinlikle Uranüs, Neptün ve Plüton hakkında bilgileri yoktu. Sümerler'in bitişinden 2 milenyum sonra eski Yunanlar tarafından geliştirilen gezegenlerin Güneş’in etrafında döndüğü düşüncesi konusunda da bilgileri yoktu. Sümerler'in gelişmiş bir astronomik bilgiye sahip olduğu, hatta Nibiru adlı bir tanrıları olduğu iddiaları, sadece Sitchin'in hayal gücünün ürünleridir.

“X Gezegeni” de gerçek bir objeye uygulandığında sözleri ters anlamda kullanılarak kuvvetlendirilen bir şeydir. Bu genel terim astronomlar tarafından son yüzyıldır olası ya da şüpheli bir obje için kullanmıştır. Obje bir kez bulunduğunda, ona gerçek bir isim verilir, Plüton ve Eris ile yapıldığı gibi, çünkü ikisi de zamanında X Gezegenleri olarak tanımlanıyordu. Eğer yeni bir objenin gerçek olmadığı ya da bir gezegen olmadığı ortaya çıkarsa, o zaman onun hakkında bir daha bir şey duyamazsın. Eğer gerçek ise, o zaman adı X Gezegeni olarak kalmaz.

Bir de şunu belirtmek isteriz ki, bu gizemli gezegenin boyutları konusunda da net bir cevap yoktur ve Dünya'ya çarpacağı veyahut yakınından geçeceği söylenmiştir. İnternet üzerinden yayınlanan birkaç görselde bu gezegeni gördüğünü söyleyenler oldu, ancak bunlar ya kamera lens parlamasıdır ya da “İki Güneş” (İng.: Sun Dog) gök olayıdır.

NASA'nın SPT’yi (Güney Kutup Teleskobu) kurup Nibiru'nun gözlemlediği de iddia edilmiştir, oysa NASA böyle bir teleskop kurmadı. Bu teleskop, Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenen bir radyo teleskobudur. Nibiru gerçekten var olsaydı, sadece Güney Kutbu’ndan görülecek bir cisim olmazdı. Eğer yakınlara gelseydi, tüm Güney Yarımküre’den bakılınca görülmesi ve bunun kütleçekimsel etkilerinin ölçülmesi beklenirdi.

Bu iddiadan farklı olarak da bu gizemli gezegenin Güneş’in diğer tarafında olduğu söylenmiştir. Hatta bazıları Google Sky gibi gökyüzü programlarında da kara bir kutu görüp burada X Gezegeninin gizlendiğini iddia etmiştir. Bu programların ana kaynağı DSS'dir (Dijital Gökyüzü Haritası) ve burada kullanılan veriler 1958 senesine ait olduğundan dolayı görülen şey basit bir veri hatasıdır. Bu hata daha sonradan giderilmiş ve daha güncel verilerle harita geliştirilmiştir. Eğer Google Sky programını kuran kişiler bu gezegeni gizlemek isteselerdi, kara bir kutu yerine rastgele yıldızlarla doldurabilirlerdi. Ama varsayalım ki o kutunun olduğu yer bilerek kapatılıyordu: Bu yine de Dünya’daki astronomların orayı teleskoplarıyla gözlemleyemeyecekleri anlamına gelmiyor.

Karanlık Aralık, Galaktik Dizilim ve Foton Kuşağı

Tekrar Morrison'dan bir alıntı yapmak isteriz:

'Karanlık Aralık' (İng.: Dark Rift) Samanyolu galaksisinin iç kolunda geniş ve dağınık toz bulutları için kullanılan popüler bir isimdir ve galaktik merkeze olan bakışımızı engeller. Bu “galaktik dizilim” korkusu gülünçtür. Aralık sonlarında Güneş her zaman galaksi merkezinin yönünde olur, Dünya'dan görüldüğü gibi... Ne olmuş yani? Görünüşe bakılırsa korkutmak isteyenler bu 'dizilimler', 'karanlık aralık' veya 'foton kuşağı' gibi manasız ifadeleri kullanmayı tercih etmişler çünkü toplum tarafından anlaşılmıyorlar. Dünya'nın güvenliği ele alındığında, küresel ısınma ve biyolojik çeşitlilik kayıpları ya da asteroit veya bir kuyrukluyıldızın çarpabilmesi gibi şeyler önemli tehditlerdir, 2012 gibi sahtebilim iddiaları değil.

Galaktik dizilim üzerinde biraz duralım: Dünya'mızın, Güneş'imizin ve bizden ortalama 30,000 ışık yılı uzaklıktaki galaksimizin merkezinin bir ip gibi sıralanacağı söyleniyor. Bunun herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Dünya'nın üzerindeki en büyük etki Güneş ve Ay'ın kendisidir ve üstelik bu dizilim her aralık sonu gerçekleşmektedir.

Foton Kuşağına girince de şunların olacağı iddia edilmişti: Elektrikler kesilecek, karanlık günler yaşanacak, ruhsal bir aydınlanma olacak, boyut atlaması olacak, altın çağ başlayacak, DNA'mız değişecek, uzaylılar gelecek vs. Bunların kaçı gerçekleşti? Hiçbiri.

Magnetit Kayaçlar

Mayalıların kullandığı takvim metodolojisi, onların farkında olmadan kullandıkları magnetit kayalarındaki elektromanyetik sapmaya dayanmaktadır. Karmaşık gibi görünen bu metot, çok basit olarak, magnetit kayaları üzerindeki desenlerin dağılım yönünün hesaba katılmasıyla, belirli bir tarihte, Dünya'nın manyetik alanının yönünün tespitine dayanmaktadır.

Mayalar'ın, bu magnetit kayaları üzerinde, yerin katmanları içerisinde bazı ani sapmalar tespit ettikleri ve bunlar arasında ortalama bir döngü süresi olduğunu keşfettikleri düşünülmektedir. Bundan yola çıkarak bir hesap yapmışlar ve 2012 senesinde ciddi bir manyetik alan değişimi olacağını varsaymışlardır (ki onlar bunun manyetizma ile ilgili olduğunu elbette ki bilmiyorlardı). Gerçekten de bazı bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar, Dünya'nın manyetik alanında bir değişimin başladığını tespit etmişlerdir.

National Geographic'in bir belgeselinde, Princeton Üniversitesi'nden Prof. Dr. Adam Maloof'un yaptığı açıklamalarda da belirttiği gibi, bu manyetik değişimden ötürü sanıldığı kadar vahşi bir değişim yaşanmayacaktır. Yaptığı açıklamaya göre, bu değişimlerin başlayıp tamamlanması milyonlarca yıl almaktadır ve insanlığın bundan etkilenmesi (eğer var olabilirse) mümkün değildir. Hatta Dr. Maloof'un açıklamalarına bu değişim zaten sona ermiştir ve birkaç on milyon yıl öncesinde, bugünkü Manyetik Kuzey, aslında Güney iken, geçtiğimiz zaman zarfında bugünkü halini almıştır (yani bundan birkaç on milyon yıl önce pusula kullansak, kırmızı ibre bugünkü Güney yönünü gösteriyor olacaktı). Ancak bu değişim artık tamamlanmıştır ve çok uzun milyon yıllar tekrar edilmeyecektir.

Kutup Kayması?

“Kutup kayması yaşanacak, 180 derece dönecek ve bu depremlere yol açacak!” gibisinden iddialar da felaket tellallığının örnekleridir. İşin aslı ise iddialardan epey farklıdır: Manyetik kutup kaymaları birdenbire gerçekleşen olaylar değildir. Her biri binlerce yıl sürebilmektedir. Dünya’nın manyetik kutupları en son günümüzden 780,000 yıl önce tersine döndü. Ancak bu kutup dönmesi olayı illa bu sıklıkta yaşanacak diye bir kaide bulunmamaktadır. Örneğin bugüne kadar bilinen iki ayrı kutup dönmesi arası en uzun süre 30 milyon yıl kadardır. Bunların hiçbirinde Dünya’nın dönme ekseninde ani bir değişim olmadı. Zaten manyetik kutuplar ile dönme ekseni arasında doğrudan bir ilişki bulunmamaktadır. Günümüzde yaşandığı düşünülen manyetik kutup değişiminin ani bir etkisi gerçekten olsaydı, GPS’lerimizde de bunu bir hata olarak tespit edebilirdik.

Gezegenimizde giderek artan felaketlerin sebebi ise Dünya’nın manyetik alanı ile ilgili değildir. Bunun sorumlusu, önemli bir kısmı insan kaynaklı sebeplerden ileri gelen Küresel İklim Değişikliğidir. Bunun 2012 Kehaneti ile bir ilgisi yoktur; insanın cehaleti ve yıkıcı etkisi ile ilgisi vardır. Bunların dışında depremler ve volkanik patlamalar gibi doğa olaylarında dikkate değer bir değişiklik bulunmamaktadır. Bu tarz olayların arttığı düşüncesinin sebebi, çağımızda haberleşmenin yaygınlaşmasından kaynaklanmaktadır. Eskiden bunları kaydedecek ve başka insanlara gösterebilecek kameralar ve televizyon yoktu, internet gibi araçlarla bilgi aşırı hızlı bir şekilde yayılamıyordu.

Süpervolkanlar?

Benzer şekilde, gezegenimizdeki aktif süpervolkanların patlaması da şu an için söz konusu değildir ve olsa bile bunların dünyanın sonuyla ilişkilendirilmesi doğru değildir. Örneğin Yellowstone en son 70,000 yıl önce patlamıştır ve bir sonraki patlama için de USGC (ABD Yerbilimsel Araştırma Kurumu) sitelerinde şöyle yazmaktadır:

Bilmiyoruz. Gelecek yanardağ patlamaları Yellowstone Milli Parkı içinde veya yakınında, bir volkanik geçmişe sahip olmasından ve şu anda kalderanın altında sıcak ve erimiş kaya veya magmanın olması nedeniyle meydana gelebilir. USGC bilim insanları, Yellowstone’u sismograf (depremleri tespit etmek için) ve GPS’i (yer hareketini tespit etmek için) kullanarak volkanik aktivite belirtileri açısından takip eder. Yellowstone’da yıkıcı bir patlamanın yaşanacağına dair hiçbir kanıt bulunmuyor ve bu tür olayların önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde gerçekleşmesi muhtemel değil. Bilim insanları ayrıca yakın bir zamanda lav patlaması olduğuna dair hiçbir belirti bulamadılar.

Galaktik Dizilim?

Bazı insanlar 2012 yılında Güneş'in "galaktik dizilim" denen bir olaydan ötürü Samanyolu Galaksisi'nin tam ortasından geçeceğini ve bu sebeple Dünya'nın sonunun geleceğini söylemektedirler. NASA'dan Morrison'a göre bir sıralanmadan ötürü Dünya'da değişik bir olaylar olmasını beklemek aptallıktır. Çünkü her kış gündönümünde Güneş zaten galaksinin "ortasıymış gibi görünen" bir bölgeden geçmektedir ve bu Dünya'yı hiçbir şekilde etkilememektedir. Araştırmacıya göre:

Bu tip fantezi ürünü senaryolar astrologlara ya da realiteden kopuk insanlara ilgi çekici gelebilir. Ancak bunların bilim için hiçbir anlamı yoktur.

Bu arada ilgilileri için belirtmeliyiz ki, Texas Üniversitesi'nden Maya Uzmanı Prof. Dr. David Stuart'ın belirttiğine göre Maya takviminde böyle bir sıralanmaya dair hiçbir bilgi yer almamaktadır.

Göktaşı?

NASA, gökyüzünü 2 sene ötesine kadar gözleyebilmektedir. Yani uzay içerisindeki herhangi bir cisimle olabilecek, herhangi bir çarpışma, 2 sene öncesinden görülebilmektedir. NASA'nın yaptığı açıklama açık ve nettir: "Orada bize çarpacak hiçbir şey yok. Şimdilik..." Evet, göktaşı çarpması gayet muhtemel bir olaydır. Dünya'da hayatı kırabilecek bir olay olduğu da bir gerçektir. Ancak bu 2012'de olacak mı? Hayır.

Güneş Patlamaları?

Bazı insanların iddia ettiği gibi Güneş'teki patlamalardan ötürü Dünya'nın sonu gelmeyecektir. En azından 2012'de değil. NASA'nın yaptığı açıklamaya göre Güneş'teki patlamalar yaklaşık 11 yıllık bir döngüyü izlemektedir. 11 yılda bir doruğa ulaşmaktadır. Bu patlamalardan birinin, çok eski zamanlarda Mars'ın tüm atmosferini kasıp kavurduğunu ve onu kızıl bir gezegene çevirdiği düşünülmektedir.

Evet, böyle bir son Dünya'yı da bekliyor olabilir. Ancak NASA'nın da belirttiği gibi, 2012 senesi içerisinde bu Güneş faaliyetlerinde bir zirve dönem beklenmiyor. 11 yıllık döngü içerisindeki zirve, Nisan 2014'te yaşanmıştır. Ki bu, dediğimiz gibi her 11 yılda bir defa oluyor.

Güneş patlamaları hakkında daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

İnsanlar Bu Safsatalara Neden İnanıyor?

Burada gördüğümüz, Olasılığa Başvurma Safsatası’na güzel bir örnektir.

Elbette, Dünya’nın önümüzdeki birkaç yıl içinde yok olma ihtimali sıfıra çok yakın olsa da, sıfır olmayan bir ihtimaldir. Süre arttıkça, ihtimal de artmaktadır. Örneğin Dünya’nın (veya Dünya’da yaşamın) önümüzdeki 100.000 yıl içinde yok olma ihtimali, 1000 yıl içinde yok olma ihtimalinden çok daha yüksektir. 10 milyar yıl içinde yok olma ihtimali ise %100’e yakındır; çünkü Güneş’imizin kalan ömrü 4-5 milyar yıl kadardır.

Eğer bir olasılığın var olmasından ötürü, onun gerçekleşeceğini durmaksızın tekrar ederseniz, çoğu zaman hatalı olsanız bile bir noktada tam isabetle bilmeniz mümkündür. Örneğin 6 yüzlü bir zarın 3 gelme ihtimali 1/6’dır; “Şimdi 3 gelecek.” deyip zarı atarsanız ve 4 gelirse, “Yok yok, şimdi 3 gelecek.” diyebilir ve tekrar deneyebilirsiniz. Nihayetinde 3 gelecektir; ancak bu pek de etkileyici değildir.

Kıyamet tellallarının yaptığı da tam olarak budur: Her yıl (veya en azından belirli aralıklarla) çeşitli isimler, çeşitli kıyamet senaryoları uydurup, çeşitli tarihler vermektedirler. Bunların hepsi bugüne kadar hatalı çıkmıştır; ancak bir noktada birilerininki elbette tutacaktır. Hoş, o zaman da bu tahminin tuttuğunu fark edecek herhangi bir bilinç kalacak mı bilinmez; dolayısıyla bu kıyamet tahmini çabalar daha en başından varoluşsal olarak bile anlamsız olabilir.

Burada ayrıca Tekrar Safsatası bulunmaktadır: Birileri bir şeyi durmaksızın tekrar ettiğinde, artık insanlar onu umursamazlar; hatta bazıları o tekrar edilen şeyi “gerçek” olarak bile görebilir! Ancak bir argümanı tekrar tekrar gündeme getirmek, o argümanı bir önceki seferden daha geçerli kılmamaktadır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • USGS. Is Yellowstone Overdue For An Eruption? When Will Yellowstone Erupt?. (2019, Kasım 24). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: USGS
  • D. Morrison. The Myth Of Nibiru And The End Of The World In 2012. (2008, Ekim 01). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: Skeptical Inquirer
  • Phys.org. Maya Demand An End To Doomsday Myth. (2012, Ekim 25). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: Phys.org
  • NASA. The Great 2012 Doomsday Scare. (2009, Kasım 09). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: NASA
  • P. Plait. The Planet X Saga: The Scientific Arguments In A Nutshell. (2008, Ocak 01). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: Bad Astronomy
  • NASA. Beyond 2012: Why The World Won't End. (2012, Kasım 12). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: NASA
  • D. Morrison. 2012 And Counting. (2019, Kasım 24). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: Skeptic
  • NASA. Doomsday 2012 Fact Sheet. (2019, Kasım 24). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: NASA Solar System Exploration Research
  • I. Arıcan. Önümüz (Kış) Kıyamet…. (2012, Aralık 17). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: Yalansavar
  • T. Uyar. 22 Aralık'ta Görüşürüz: Sözde Maya Kıyameti. (2012, Aralık 03). Alındığı Tarih: 24 Kasım 2019. Alındığı Yer: Açık Bilim

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 10/12/2019 06:43:31 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/772

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Sadece tek bir kitap tanıdığını söyleyen biri, okuma biliyor olamaz.”
Anonim
Geri Bildirim Gönder