Bilimsel Tartışma - 5: Argumentatum Ad Populum / Çoğunluğa Başvurma ve Appeal To Belief / İnanca Başvurma

Yazdır Bilimsel Tartışma - 5: Argumentatum Ad Populum / Çoğunluğa Başvurma ve Appeal To Belief / İnanca Başvurma

Bildiğiniz gibi insanlar arasındaki genel bir yanılgı, din(ler) ve Tanrı(lar) inançlarının bilimin herhangi bir dalıyla, özellikle de Evrim ile çelişebileceği yanılgısıdır. Bu, inanç kavramının insan evriminin önemli parçalarından biri olması ve sosyokültürel bilgi birikimi içerisinde doğrudan, merkezi bir yeri bulunmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki bilim, din ile taban tabana zıt bir bilgi türüdür; inançlar bilimsel olarak açıklandığında bilim olurlar. Bilimselmiş gibi sunulan iddialar, bilimsel olarak desteklenemediği sürece ise inanç ya da sahte-bilim olurlar. İşte arada böyle bir zıtlık varken, hiçbir zaman bilim ve din birbirine karıştırılmamalıdır.

 

Ne yazık ki, insan aklının zayıflığına yenik düşen çok geniş bir kitle, inançlarını bilime alet etmeye çalışmakta ve ispatlanamaz, göreceli; zamana, mekana ve kişiye göre değişebilen, bilimsel hiçbir tarafı olmayan inançları ile bilimsel kuramları değerlendirmeye çalışmakta ve adeta "kafalarına göre" kuramların istediklerini, hoşlarına gidenleri kabul edip, beğenmediklerini reddetmektedirler. İnanç, bir insan için en önemli kavramlardan biri olabilir (olmak zorunda değildir), buna saygımız sonsuz. Ancak herhangi birinin inançları, yüzbinlerce bilim insanının emeklerine hakaret edecek boyuta ulaşırsa, en azından bizlerin ciddi engeliyle karşılaşacaktır. İnanç, kimi insan için olmazsa olmaz olabilir, ancak bilim için değildir. Nice bilim insanı inançlıdır, pek çoğu ise inançsızdır; ancak hiçbiri bilimlerini inançlarına bağlı olarak icra etmez, en azından pek çoğunun şahsi görüşleri, bilimlerinin dışındadır, öyle de olmalıdır. Biz de Evrim Ağacı olarak her zaman bu ilkenin arkasında olacağımızı bildirerek, ünlü bilim insanı ve rahip Louis Pasteur'ün meşhur sözlerini vererek konumuza girmek istiyoruz:

 

"Laboratuvarıma gireceğim zaman, dini cüppemi portmantoda bırakırım."  Louis Pasteur

 

Bu yazımızda birbirine oldukça yakın üç mantık hatasına değineceğiz. İlki Argumentatum Ad Populum yani Çoğunluğa Başvurma/Yalvarma mantık hatası; diğeri ise bunun bir alt dalı olarak görülebilecek olan Appeal To Belief, yani İnanca Başvurma mantık hatası. Üçüncüsü ise, doğrudan ikincisine bağlı olarak gelişen Appeal To the Consequences of A Belief, yani Bir İnancın Sonuçlarına Başvurma hatasıdır. Hemen konumuza girelim:

 

1) Argumentatum Ad Populum (Çoğunluğa Başvurma/Yalvarma)

 

Bu mantık hatası temel olarak insanların çoğunun belli bir yönde fikrinin olmasının, doğrunun bu insanların düşündüğü şekilde olduğunu sanma yanılgısından kaynaklanmaktadır. Ayrıca Dikkat Dağıtıcı Mantık Hataları (Red Herring = Kırmızı Sazan) arasında yer alır. Tartışmalarda, taraflardan birinin kendi isteği yönünde konuyu manipüle etme ihtiyacından kaynaklanır. Temel formu aşağıdaki gibidir:

 

  1. İnsanların çoğu X'in doğru olduğunu düşünür.
  2. Öyleyse X doğrudur.

Elbette ki insanların belli bir konu hakkında çoğunluk olarak bir yönde düşünmesi, o yönün doğru olduğu anlamına gelmez. Çünkü bir iddianın doğruluk değeri, bilimsel olarak test edilmeli ve sonuçlandırılmalıdır. Bir sınıftaki insanlardan çoğunun bir öğretmenin, bir diğeri ile ilişkisi olduğunu düşünmesi, bu iddianın doğru olduğu anlamına gelmez. İddia, bilimsel yöntemlerle test edilmeli ve bunun sonucunda karara varılmalıdır. Unutmamak gerekir ki Karanlık Çağlar'da ve hatta sonrasında insanların çok büyük bir kısmı Dünya'nın düz olduğuna, insanların 40 km/h'ten hızlı giden araçlar içerisinde hayatta kalamayacağına, Güneş'in Dünya etrafında döndüğüne, canlıların birbirinden bağımsız olarak var edildiklerine ve daha nicelerine inanmışlardır. Ancak bunların hepsinin yanlış olduğu, bilimin ışığı sayesinde gösterilebilmiştir. Yani insanların tamamı da bir iddiayı doğru kabul etse, bilim o iddiayı doğrulamadan, iddianın hiçbir gerçeklik ya da doğruluk değeri yoktur.

 

Bu mantık hatası insanlar arasında çok yaygındır, çünkü insan sosyal bir hayvan türüdür ve çoğunluğun kabullerinin doğru olması gerektiği gibi bir yanılgıya sahiptirler. Bu, yalnız kalma korkusundan doğmaktadır. Orjinal fikirlere sahip olmak, kişiyi sürünün dışarısına çıkaracaktır; bu riski almaktansa insan beyni, özellikle de eğitimsiz olanları, sürünün uyduklarına uymayı yeğlerler. Bu durumdan en karlı çıkanlar ise zeki reklamcılar, din adamları, politikacılar, şirketler, vb. kişi ve kurumlardır. İnsanların bu zaafını manipüle ederek istedikleri ürünleri satabilirler, istedikleri inanca çekebilirler, istedikleri gündemleri yaratabilirler, istediği fikirleri aşılayabilirler. Ve bir kere çoğunluğu inandırmayı başardıktan sonra, gerisi çorap söküğü gibi gelir çünkü pek az insan, bu mantık hatasını fark ederek zinciri kırabilir.

 

Öyleyse birkaç örnek verip bu konuyu geçelim:

 

Güngör: "Çok sevgili Türkiye insanım! Bazı insanlar, polisin izin almadan evlere girerek arama yapmasının anayasanın belirttiği devletin sınırların dışına çıkması olarak değerlendiriyorlar. Fakat, bu zamanlar tehlikeli zamanlar ve tehlikeli zamanlar, uygun önlemlerin alınmasını gerektirir. Şu anda ofisimde, Türkiye'nin terörle mücadelesini destekleyen on milyonlarca mektup bulunuyor. Bu kadar destekten de anlaşılabileceği gibi, polisin doğru olanı yaptığı son derece aşikardır ve koşullara uygundur. Bu yüzden siz de, hükümetimizin bu çalışmalarına destek olun." (Tamamen kurgusaldır; gerçek kişi, kurum, durum ve olaylarla hiçbir ilgisi yoktur.)

 

Bir diğer örnek:

 

Ezgi: "Geçtiğimiz gün hırsızlık yapanların, kısas usulüyle ellerinin kesileceğini öğrendim. Başlangıçta garibime gitmişti, ancak herkes bu kararı onayladığına göre, bence de doğru bir karar." (Tamamen kurgusaldır; gerçek kişi, kurum, durum ve olaylarla hiçbir ilgisi yoktur.)

 

Başka örnekler:

 

  • "50 milyon Elvis hayranı yanılıyor olamaz, Elvis Presley harika bir sanatçıdır."
  • "Bu şekilde yazıldığında Google daha fazla sonuç veriyor, dolayısıyla bu yazım biçimi doğrudur."
  • "Bütün arkadaşlarım bunu yapıyor, ben neden yapmayayım?"
  • "Arçelik, Türkiye'de en çok satılan beyaz eşya markasıdır, dolayısıyla Arçelik alın."
  • "12 milyon insan World of Warcraft oynuyor, öyleyse en iyi bilgisayar oyunu bu olmalı."
  • "Bana Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğünü söyleyen 1 tane insan bul!"

Sadece sonuncusunu açıklayalım. Cümlede bir hata yok, gerçekten bu şekilde söylendiğinde de bir mantık hatası vardır. Günümüzde, -neyse ki- insanların %99'undan fazlası Dünya'nın Güneş etrafında döndüğünü bilir ve kabul eder. Ancak Dünya, bu insanlar bunu kabul ettikleri için Günei etrafında dönmemektedir ve tüm Dünya bilime ve gerçeklere karşı birleşse de, bilimsel olarak doğru olanlar gerçek olacaktır. Yani bir şekilde tüm insanları Karanlık Çağlar'da olduğu gibi Güneş'in Dünya etrafında döndüğüne inandırabilseydik, Güneş, Dünya etrafında dönmeye başlamayacaktı. Bu farkı iyi görebilmek ve mantık hatasını yakalayabilmek çok önemlidir.

 

Ancak bu mantık hatasının bazı istisnaları vardır. Anlattığımız gibi, çoğunluğun böyle düşünmesi, doğrunun düşündükleri şey olduğu anlamına gelmez; ancak kimi durumda bu mantık hatası çiğnenmek durumundadır. Birkaç örnek verelim:

 

  • Demokrasi: Demokrasi, tamamen Çoğunluğa Başvurma mantık hatası üzerine kurulu bir sistemdir. Bu sebeple düşüncelerin doğruluğunu göstermek için hiç de uygun bir sistem değildir, çünkü çoğunluğun doğru olduğunu düşündüğü şey, yukarıda açıklanan sebeplerle doğru olmak zorunda değildir. Ancak elbette çok büyük popülasyonların kontrol altına alınabilmesi için ve ortakmış gibi görünen kararlar alınabilmesi için, bu tip mantık hatalarının göz ardı edilmesi şart koşulmuştur. Kim bilir, gelecekte bilimin ve teknolojinin de gelişmesiyle belki daha bilimsel bir yönetim sistemi keşfedilebilecektir.
  • Sosyal Gelenekler: Sosyal gelenekler içerisinde de kimi zaman bu mantık hatası göz ardı edilmek durumunda kalınabilir. Çünkü sosyal gelenekler, hızlı bir şekilde ve yıldan yıla değişebilir. Örneğin Rusya'da erkeklerin birbirlerini dudaktan öpmesinin kibar olması ve günümüzdeki Rusların çoğunun bunu böyle görmesi, dudak dudağa öpüşmenin evrensel olarak kibarlık göstergesi olmadığını anlamak gerekir. Rusya, var olduğundan beri bu geleneği sürdürmemektedir, bir noktadan beri sürdürmektedir ve gelecekte bu geleneği sona erdimeyecekleri bilinemez. Bu sebeple de çoğunluğun şu anda böyle kabul etmesi, bu davranışa herhangi bir doğruluk değeri katmaz.
  • Güvenlik: Türkiye'de insanların çoğunun yolun sağından sürülmesini uygun bulması, gerçekten Türkiye'de yolun sağından sürülmesinin doğru olduğu anlamına gelmez. Ancak güvenlik sebebiyle böyle bir kabulde bulunulmuştur ve herkes, çoğunluğa uyar. Ancak öz olarak baktığımızda bu kabulün mantık hatası olduğunu görebiliriz. Ancak bir başka mantık, güvenliği zorunlu kılar ve mantık hatasını geçersiz hale getirir.

 

Şimdi diğer mantık hatamıza geçelim:

 

2) Appeal To Belief / İnanca Başvurma

 

Dediğimiz gibi bu mantık hatası, Evrim Kuramı'nın başına en çok bela olan ve Evrim Karşıtları'nın en sık düştüğü hatalardan biridir. Temel formu şu şekildedir:

 

  1. İnsanların çoğu X İddiası'nın doğru olduğuna inanmaktadırlar.
  2. Öyleyse X doğrudur.

Yukarıdaki açıklamalara paralel olarak görülebileceği gibi, insanların şahsi inançlarının ve dinlerinin söyledikleri ve insanların bunlara uyması, o iddiaların doğru olduğu anlamına gelmemektedir. İnanç, kişinin kendisinde biten bir kavramdır ve dolayısıyla genelgeçer yargılara varmak, bilim dışı ve mantık dışı olacaktır. Dolayısıyla insanların kutsal saydıkları kitaplarda (ki burada da bir mantık hatası vardır, pek çok insanın bir kitabın kutsal olduğuna inanması, o kitabın kutsal olduğu anlamına gelmez) yazan iddiaların hiçbiri, bilimsel olarak ispatlanmadıkları sürece, sırf çoğunluğun inançlarına bağlı olarak geçerli kabul edilemez. Elbette içlerinde doğruluk payı bulunabilir, tamamen de doğru olabilir; ancak tarafsız bir metot olan bilim ile açığa çıkarılmadıkları sürece her biri geçersizdir ve sadece bir inançtır. Ve çoğunluğun benzer inançlar beslemesi, bu iddiaların doğru olduğu anlamına gelmemektedir.

 

Örnekleyerek bitirelim:

 

Beril: "Neden oruç tutuyorsun, Ahmet?"

Ahmet: "İnancımız böyle söylüyor çünkü, tutmam gerekiyor."

Beril: "Anlıyorum. Peki bir gerekçesi var mı?"

Ahmet: "Elbette. Hem fakirlerin halini anlamış oluyorum böylece, hem de Dünya çapında milyonlarca Müslüman her sene bir ay boyunca, yaklaşık 12 saat boyunca aç ve susuz kalmayı sağlıklı kalmak için gerekli buluyorlar. Üstelik aynı sayıda Müslüman'ın kutsal saydığı kitapta da bu yazıyor. Herhalde bu kadar Müslüman yanılıyor olamaz, değil mi?"

 

Veya bir diğer örnek:

 

Christos: "Ah Melanie, canım Melanie! Nasıl olur da canlıların birbirleri arasında evrimsel bir ilişki olduğunu kabul edebilirsin? Hiç Kutsal Kitabımız İncil'i okumadın mı? Milyonlarca insanın gerçek kabul ettiği bu kutsal kitapta da açıkça belirtildiği gibi, her canlı ayrı ayrı var edilmiştir."

Melanie: "Anlıyorum seni Christos'cuğum ama bunun için herhangi bilimsel bir veri var mı elinde?"

Christos: "Elbette ki yok Melanie, ama milyonlarca Hristiyan'ın yanıldığını söylemeyeceksin bana herhalde değil mi? Bu kadar açık görüşlü olamazsın!"

 

3) Appeal To The Consequences of A Belief (Bir İnancın Sonuçlarına Başvurma)

 

Bu mantık hatası, inançtan kaynaklanan düşüncelerin sonuçlarını kullanarak yargılara varmaktan kaynaklanmaktadır. 6 farklı şekilde tanımlanabilir:

 

  1. X İddiası doğru olmalıdır çünkü eğer insanlar X İddiası'nın doğru olduğunu kabul etmezlerse, olumsuz sonuçlar doğar.
  2. Y İddiası yanlış olmalıdır çünkü eğer insanlar Y İddiası'nın yanlış olduğunu kabul etmezlerse, olumsuz sonuçlar doğar.
  3. X doğrudur çünkü X'in doğru olduğunu kabul etmenin olumlu sonuçları vardır.
  4. Y yanlıştır çünkü Y'nin yanlış olduğunu kabul etmenin olumlu sonuçları vardır.
  5. X'in doğru olmasını isterim, dolayısıyla X doğrudur.
  6. Y'nin yanlış olmasını isterim, dolayısıyla Y yanlıştır.

Görülebileceği gibi mantık hatası oldukça açıktır. Hiçbir bilimsel tabana dayanmadan, sadece inançlardan ötürü gerçeklik değerleri üretmek üzerine yapılan bir hatadır. Ayrıca 5. ve 6. basamakta verilene İstekli Düşünme (Wishful Thinking) denir. Bu mantık hatası, genellikle diğer mantık hatalarının arkasında yatan küçük ama etkili bir, hatta en etkili mantık hatasıdır.

 

Konunun daha iyi anlaşılması adına doğrudan örneklere gireceğiz:

 

Muhammed: "Tanrı var olmalıdır! Çünkü Tanrı var olmasaydı, insanlar ahlaki değerlerini yitirirlerdi ve Dünya berbat bir yer haline gelirdi."

 

Ayşe: "Elimde Tanrı'nın var olduğuna dair hiçbir bilimsel veri olmadığının farkındayım. Ancak Tanrı'nın ve ölümden sonra yaşamın gerçek olmasını öyle çok isterim ki! Bu yüzden Tanrı'nın var olduğunu kabul ediyorum."

 

Bu iki görüş de, elbette mantık hatası içermektedir. Tanrı olarak isimlendirilen doğaüstü süpergücün var olup olmadığı hakkında elimizde hiçbir bilimsel veri bulunmamaktadır. Dolayısıyla bilimsel olarak var olma ve olmama şansları eşit ve %50'dir. Dolayısıyla varlığı bilimsel olarak ispatlanana kadar hakkında yapılan tüm iddialar bilim dışıdır ve sadece bir inançtır.

 

Elbette ki Evrim Ağacı olarak insanların inançlarına sonuna kadar saygı duyuyoruz. Ancak bizler bilim insanlarıyız ve buna uygun davranmak zorundayız. Bu bizim yaşam tarzımız, hayata bakış açımız ve dinler ile Tanrılar için özel muamele yapamayız. Bilim, her konuda tarafsız ve gerçekçi olmak durumundadır. Bir gün, bilimsel olarak Tanrı ile ilgili bir yargıya ulaşılana kadar Tanrı iddiası asılsız ve hiçbir yöntemle ispatlanamamış bir hipotezdir ve bilimsel olarak böyle görülmelidir. Bunun haricinde hiç kimsenin dini ve Tanrı görüşü bizi ilgilendirmez ve saygı duyarız. Bu yüzden bir tartışma başlatmaya çalışmamanızı önemle arz ederiz; biz burada tarafsız olarak gerçekleri göstermek durumundayız, bir takım okurlarımız ne kadar incitici olsa da, onlardan gerçekler ve bunları belirtmek durumunda olduğumuz için özür dileriz.

 

Başka örnekler:

 

Selin: "Kanser olmuş olamam! Çünkü eğer kanser olsaydım, geceleri rahat uyuyamazdım."

 

Ali: "Nükleer bir savaş olacağını hiç sanmıyorum. Çünkü nükleer bir savaş olacağını düşünsem, sabahları yatağımdan kalkamazdım. Düşünsenize, ne kadar berbat bir durum!"

 

Umarız açık ve net olmuştur.

 

Saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)

 

6 Yorum