Zaman Felsefesi: Zaman Nedir? Zaman Gerçek mi, Yoksa Sadece Bir İllüzyon mu?

Zamanın A ve B Teorisi: Zaman, Gerçekten Akıyor mu?

Gece Modu

Zaman Felsefesi diğer felsefe disiplinleriyle farklı türden ilişkiler kuran bir çalışma alanıdır. Dil-zaman ilişkisi, fenomenoloji, din felsefesi ve fizik felsefesi gibi alanlar hem tarihsel hem de çağdaş olarak güncelliğini bir şekilde koruyan tartışmalar söz konusudur. Yazımızda analitik zaman felsefesindeki A ve B serisi yaklaşımlarını kısaca tanıtmayı amaçlıyoruz.

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Felsefe Ağacı yazı dizisinin 7. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Peki o halde zaman ne? Hiç kimse bana sormazsa biliyorum da biri sorup da ona açıklama yapmam gerektiğinde bilmiyorum. Buna rağmen bildiğimden eminim diyeceğim bir şey varsa o da şudur; hiçbir şey geçip gitmemiş olsa geçmiş zaman olmaz…

                           Aziz Augustinus - İtiraflar

Zaman Felsefesi diğer felsefe disiplinleriyle farklı türden ilişkiler kuran bir çalışma alanıdır. Dil-zaman ilişkisi, fenomenoloji, din felsefesi ve fizik felsefesi gibi alanlardaki zaman tartışmaları tarihsel olarak güncelliğini bir şekilde korumaya devam etmektedir. Ancak biz çağdaş tartışmaları tanıtarak analitik zaman felsefesindeki A ve B serisi yaklaşımlarını kısaca tanıtmayı amaçlıyoruz.

Zaman felsefesinin hem diğer alanlarla ilişkisine dair en güzel örneklerden biri hem de felsefe tarihindeki konumu Augustinus’un idrak etmeyi şimdiki zaman, hatırlamayı geçmiş zaman ve beklentiyi gelecek zamanla ilişkilendirmesi olabilir. Bilişsel süreçler ile zaman arasında böylesi bir ilişki kurmak dönemin şartlarına göre bir hayli heyecan verici. Bu ilişki kurma tarzı farklı biçimlerde modern dönemde de devam edecektir. Ancak yazımız içerisinde bu tarz zaman felsefesi çalışmalarından söz etmeyeceğiz. Bu nedenle profesyonel felsefeyle ilgilenmeyen Türk okuyucular Heidegger, Bergson, Husserl ya da Paul Ricoeur gibi filozofların olmadığı bir zaman felsefesi çalışmasının nasıl mümkün olacağını merak edebilir. Özellikle McTaggart ile başlayan analitik zaman felsefesi hakkında bir giriş yazısı yazmayı amaçladığımız notunu özellikle düşelim. 

Zaman, insan zihninden bağımsız bir gerçekliğe sahip midir?
Zaman, insan zihninden bağımsız bir gerçekliğe sahip midir?
Pixabay

Zaman üzerine düşünmeye başladığımız an ele almamız gereken ilk kavram "değişim" olmalıdır. Olaylar arasında ve olayların bizzat kendisinde gerçekleşen ve zamanın varlığına yönelik ilk izlenimlerimizin büyük bir kısmını barındıran değişim, felsefe tarihi boyunca "oluş", "akış" veya "devinim" gibi kavramlarla da beraber düşünülmüştür. Öyle ki Antik Yunan'da Permanides ile başlayan ontoloji tartışmalarının bir kısmı zaman ve değişimi anlamak üzerine şekillenmiştir. Diğer yandan modern dönemde değişim ve zaman ilişkisine yönelik farklı yaklaşımlar söz konusudur. Örneğin, değişim ile zamanı birlikte ele alan İndirgemeci Yaklaşım'a ters olarak Platonizm, değişim olmaksızın zamanın mümkün olacağını iddia etmektedir.

Her ne kadar modern dönemde Sydney Shoemaker’ın ‘Değişim Olmaksızın Zaman’ (Time Without Change-1969) adlı metniyle tekrar hararetli tartışmalar yaşansa da zaman ile değişim arasında belirleyici bir ilişki olduğu Herakleitos ve Aristoteles’e kadar giden bir tartışmaya dayanır. Her şeyin sürekli bir devinim içerisinde olduğunu söyleyen Herakleitos'un yorumcuları da zamanı devinime indirgeme konusunda cesur davranmıştır. Ancak Aristoteles, sistematik bir filozof olmanın da getirdiği beceriyle zamanı “nun” adını verdiği ve Türkçeye “an” olarak çevrilebilecek kavram ile zamanı ele almayı tercih etmiştir. O, böylece zamanın ölçütünü iki an arasında meydana gelen hareket olarak nitelendirmiş; ek öncüllerle beraber zamanı tanımlamaya çalışırken "hareketi" merkezi bir konumda görmüştür. Zamanı “öncesi ve sonrasına göre hareketin sayısı” gibi tanımlamalar ile ele alması bu görüşümüzün en büyük dayanaklarından biridir. Bu anlayış ile zaman sanki harekete bağımlı halde olup hareket eden varlıkların birbirleriyle kurdukları öncelik ve sonralık ilişkisine odaklanılıyor gibi görünmektedir.

Peki değişimi nasıl elde ederiz? Değişimi gelecekten şimdiye, şimdiden geçmişe doğru elde ettiğimiz düşünülebilir. Veya şimdiden ileriye doğru bir tasavvur da mümkündür.

Değişim aynı anda hem gelecek hem şimdi hem de geçmişte var olabilir mi? Kimi yorumcular için geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kipleri birbirleriyle uyumsuzluk gösterir. Eğer bir olay geçmişte yer alıyorsa, artık şimdi ve gelecekte yer almaz. Aynı şekilde şimdide yer alıyorsa geçmiş ve gelecekte yer almıyordur. Yok eğer gelecekte yer alıyorsa şimdi ve geçmişte yer almıyordur. Şu önerme ilk bakışta sezgilerimizle uyumlu gibi duruyor; “Hiçbir olay aynı anda hem geçmiş hem şimdi hem de gelecek de var olamaz.” Eğer bu önerme doğruysa “zamanın var olması için değişim de var olmalıdır” demek de makul olabilir.

McTaggart, zamanı A ve B serisi olarak iki ayırıp ele almayı tercih etmiştir.
McTaggart, zamanı A ve B serisi olarak iki ayırıp ele almayı tercih etmiştir.

McTaggart’ın geçen yüzyılın başında kaleme aldığı “Zaman’ın Gerçekdışılığı” adlı çalışması zaman felsefesi hakkında oluşacak geniş bir literatürün köşe taşlarından biri olacaktır.

1. Gelecek, şimdi ve geçmiş birbirleriyle bağdaşmayan niteliklerdir.

2. Zamanın içindeki her olay bu niteliklerin hepsine sahipmiş gibi görünür.

3. Yukarıdaki iki önerme, olayların birbirleriyle bağdaşmayan nitelikler içermesi çelişkisini zorunlu kılar. (Ingthorsson:52)

Yukarıda bahsedilen ilk iki önerme aynı anda birbirleriyle doğru olamazmış gibi görünüyor. O halde çelişki tam olarak nerededir? Tam bu noktada çelişkiyi de görmek için önemli bir not düşmeliyiz; McTaggart’ın zaman hakkında yazdıkları, onun ontolojik kavrayışından bağımsız olamaz. Diğer bir dille onun zaman anlayışı ontolojisine bağlıdır ve daha iyi bir kavrayış için ontoloji anlayışı üzerine yoğunlaşmamız gerekmektedir. McTaggart’ın ontoloji anlayışına göz atalım.

McTaggart, “Varlığın Doğası” adlı metninde a priori olarak gerçeğin ve var olanın doğasının ontolojisinden söz etmektedir ve bazı argümanlar sunmaktadır. Bu ontoloji, gerçekliği oluşturan tözler, nitelikler ve ilişkiler gibi şeylerin doğalarını içerir. McTaggart’ın ontolojisi salt bir a priori ilkeden hareket etmekle kalmaz, aynı zaman ontolojisinin ampirik konulardaki teorik ve pratik sonuçlarını da değerlendirir ve deneysel gözlemleri ele alır. Bahsettiğimiz ontolojide ana ilkelerden birini şöyle ifade edebiliriz; nitelikler ve ilişkilerin gerçekliği, o niteliklere sahip olan ve o ilişkilere giren tözlerin varlığına bağlıdır. Bu ilke, McTaggart’ın temel bazı önermeleriyle ilişkilidir.

- Var olmayan hiçbir şey gerçek olamaz. Gerçeklik, varlıkla örtüşür. (McTaggart: 1988, 6 bölüm 2. kısım)

- Var oluştaki, böylelikle gerçeklikteki her şey, niteliklere sahip olan ve ilişkilere giren tözlerden oluşur. (2-McTaggart: 1988, bölüm 4-6)

- Var olmadığı halde gerçek olan, soyut önermeler veya olgular gibi şeyler yoktur. (McTaggart: 1988, bölüm 2)

Bu önermelerden anladığımız kadarıyla McTaggart için zamanın gerçekliği, zamanın var olan bir töz, var olan töze bağlı bir nitelik veya var olan tözler arasındaki ilişkiye bağlıdır. Diğer bir deyişle zamanın gerçekliğinin bir şartı, zamanın var olmasıdır. Eğer varlık ve gerçeklik örtüşürse, zaman var olanın ötesinde ve üzerinde bir şey olamaz. Eğer zamanın gerçekliği bahsettiğimiz türden bir yapıdaysa, zamanın kipleri yani geçmiş, şimdi ve gelecek zaman var mıdır? Örneğin bir zamanlar var olmuş ama artık olmayan veya şimdi var olmayan ama var olacak olan gibi kipler; yani sırasıyla geçmiş ve gelecek zaman var olabilir mi?

Sanki McTaggart şöyle cümleler kurmamızı istiyor gibidir; “… vardır, öyleyse gerçektir.” Eğer bu, onun ontolojik anlayışının uygun bir yorumuysa geçmiş zaman şu an var değildir ve gerçek olmamalıdır. Veya gelecek zaman şu an var değildir, öyleyse o da gerçek olmamalıdır. Peki şimdiki zaman? Şimdi, gerçekten var mıdır? McTaggart, var olmayan şeylerin gerçekliğini kabul etmemek konusunda ısrarcı gibi görünüyor. Erdem, şöylesi bir yorumda bulunmaktadır; “(bu yaklaşımda) … var olan hiçbir şeyin zamansal olmayacağını, bu sebeple zamanın da gerçek dışı olması gerektiğini ileri süren McTaggart …” (Erdem, 2010: 50) Bu notları ve yorumları ele aldıktan sonra şimdi A ve B serisinden söz edebiliriz.

McTaggart, olayların zamansal açıdan iki biçimde sınıflandırılacağını ifade eder. A serisinde olaylar arasında geçmiş, şimdi ve gelecek gibi kipler var. Bu kipler sabit değil değişkendir ve dinamik bir yapı sergiler. Örneğin olayların dinamik hareketiyle gelecek zaman, şimdiki zaman sonra ise geçmiş zaman kipinde değişim var olur; veya uzak olan bir gelecek olan bir olay, şimdi’nin ilerlemesiyle sırasıyla, yakın gelecek, şimdi, yakın geçmiş ve uzak geçmiş olur. Bahsettiğimiz iki yapıda kipli (tensed) zaman anlayışını varsaymaktadır ve A serisine dahildir. Dinamik, kipli-parçalı zaman anlayışı oldukça temeldir. B serisinde ise olaylar arasında kipli bir yapı değil, öncelik ve sonralık ve eşzamanlılık ilişkisi vardır ve bu ilişkiler sabittir. 1917 Bolşevik Devrimi, 1883 Marx’ın ölümünden sonradır, 2. Dünya Savaşı’ndan öncedir. Bu yaklaşımda A teorisindeki gibi bir değişim söz konusu değildir. Bu nedenle bu teoriye statik zaman teorisi veya kipsiz zaman teorisi de denir. McTaggart, A ve B serisinden söz ettikten sonra hangisinin zamanın doğası açısından daha temel olduğunu sorar ve kendi ontoloji anlayışıyla tutarlı olarak iki serinin de gerçek dışı olduğu sonucuna varır. Ulaşılan bu sonuca "McTaggart Paradoksu" ismi de verilmiştir. Ancak zaman felsefesi tartışmalarında zamanın gerçekdışılığı argümanı görece pek taraftar bulmamış, felsefecilerin büyük bir kısmı A serisinin mi yoksa B serisinin mi daha makul olduğunu tartışmışlardır.

McTaggart Paradoksu özet olarak olayları A ve B serisi olarak ayırır, A serisinin B serisine göre daha temel olduğunu ekler ve daha sonra A serisinin gerçekdışılığı sonucuna ulaşır. Böylece zaman gerçekdışıdır sonucuna ulaşılır. Ancak tekrar belirtmek istiyoruz ki felsefeciler zamanın gerçekdışılığından ziyade A ve B serisi ayrımın kendisiyle ilgilenmeyi tercih etmiştir .

A ve B serisinin kabaca bir gösterimi
A ve B serisinin kabaca bir gösterimi

Zamanın A serisi (Dinamik-Kipli Zaman Teorisi) McTaggart, A serisinin geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kiplerine dayandığını, insan algısı ve tecrübesine dayanmadığını ifade eder. Ancak varlığın gerçek doğasını yansıttığı için insan zihninde bir karşılığı olduğu notunu da özellikle düşer. Bu zaman teorisini savunanlara göre zamansal kiplerin varlığının en büyük kanıtlarından biri zamanın belirli bir yönde akıyor olmasıdır. Metafizik ve din felsefesi çalışmalarından tanıdığımız Robin Le Poidevin de bu görüşe katılmaktadır. Ona göre zamanın iki temel özelliği bulunur. İlk olarak zaman akar/geçer. İkinci olarak ise şimdiki zaman, biricik ve eşsizdir (İng: "unique"). Böylece zamanın akıyor olması, şimdi’nin sürekli değişmesidir. (Poidevin, 2003:122) Öyle ki Poidevin, hiçbir insan, dilsel ifade ve düşünceler mevcut olmasa dahi şimdi’nin var olacağını ifade eder. (Poidevin, 2003:123). O, değişim ve akış olmaksızın zamanın var olamayacağını iddia ederek A serisine daha yakın görünür. Bu dinamik zaman teorisinde, zamanın özsel olarak önceden sonraya, geçmişten geleceğe doğru hareket ettiğini ifade edilir. (Craig, 2011:160) Bu teoride olaylar birbirinden sonra meydana gelmektedir; örneğin geçmiş zamana ait olan dün, tekrar yaşanmaz; bugünden önce meydana gelmiştir. Kabaca söylersek bu teoriye göre geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kipleri varlığa ait gerçek durumları ifade ederler.

Zamanın akıyor olduğuna yönelik insanların büyük bir çoğunluğunda bir sezgi mevcuttur. A serisinin dinamik yapısı bu sezgilerimizle de bir hayli uyuşmaktadır. A serisini savunanlar çoğunlukla bunu bir argüman olarak savunur ve B serisinin yani statik zaman anlayışımızın değişimi/akışı açıklayamadığını ve sezgilerimizle uyumlu olmadığını öne sürerek bir dizi eleştiri geliştirirler.

Bazı felsefeciler B serisinin zamansal kipleri kabul etmeyişinin en temel eleştiri noktalarından biri olarak görür. Eğer gerçekten zamanın kipleri yoksa, akış ve değişimle uyumlu olan bu kiplerin varlığına yönelik insanlardaki sezgilerin kaynağı nedir? Veya kipler yoksa akış ve değişim nasıl açıklanır? McTaggart’ın da zamanın var olması için değişimin varlığını zorunlu olduğu şeklindeki önermeyi kabul ettiğini hatırlatmakta fayda var.

Yaygın bir yaklaşıma göre değişim, bir olayın yok olmasıyla veya başka bir olaya dönüşmesiyle değil, olayın A serisi açısından niteliklerinde meydana gelen farklılaşmalarla gerçekleşir. (Erdem, 2010: 54) Örneğin Fatih Sultan Mehmet’in ölümü bir zamanlar uzak bir gelecekken sonra sırayla, yakın gelecek, şimdi ve geçmiş ve daha sonra uzak geçmiş olmuştur. Bu örnekte de olduğu gibi değişim olacak, buna en uygun olan teori A serisiymiş gibi görünüyor. Eğer bu doğruysa A serisi olmaksızın B serisi olamaz, çünkü değişimi A serisi açıklar ve değişim olmaksızın zaman olamaz. A serisinin McTaggart için daha temel görülmesinin sebebi budur. McTaggart’ın yapması gereken şey şimdi A serisinin gerçekdışı olduğunu kanıtlamaktır, böylece zamanın gerçekdışılığı argümanı kurulmuş olur. Önce zamanın özsel olarak kipli olması gerektiğini savunulur sonra ise kipli zamanın kendisiyle çeliştiği ifade edilir; zamanın gerçekdışılığı argümanın temeli çok kısaca budur.

Kipli zaman anlayışı olarak A serisinin akış ve değişimle uyumlu olduğu önermesinden sonra bu serideki zamansal niteliklerin gerçekliğe uygun olup olmadığı sorusu gündeme gelir. Hatırlanacağı gibi McTaggart için var olmak, gerçekliğe bağlıdır. Eğer bu ontoloji doğru ise var olan olayların nitelikleri olarak zamansal kipler, birbirlerini dışlar mı? Eğer bu kiplerin aynı anda var olduğu varsayımına dayanırsanız, ki McTaggart eşit ve aynı anda oldukları varsayımına dayanmaktadır, bir uyumsuzluk söz konusu olur. Her bir olay zamansal kiplerden biri veya diğeri olur ancak hiçbir olay kiplerden birinden daha fazlası olamaz. Yani aynı anda bir olayın iki kipte olması mümkün değildir. Eğer bir olay şimdi’de ise gelecek ve geçmişte değildir, geçmişteyse gelecekte ve şimdi’de değildir, gelecekteyse geçmiş ve şimdi’de değildir. İrem’in ilk çocuğu olan Doğukan’ı doğurması kiplerden aynı anda sadece birinde bulunabilir. Eğer olaylar zaman içerisinde gelecek, şimdi ve geçmiş arasında hareket ediyorsa zaman içerisindeki her şeyin bu kiplerde bulunması gerekir. Ancak McTaggart için kipler birbirini dışlayan uyumsuz niteliklerdir; hareket halinde olan bir şimdi’nin varlığı çelişki doğurmaktadır. McTaggart’ın geçmiş, şimdi geleceği eşit biçimde gerçek olarak düşündüğünü tekrar hatırlatarak Oaklander’ın, bu yaklaşımı nasıl bir argüman biçiminde ifade ettiğine bakalım:

- Eğer bir kavramın gerçekliğe uygulanması çelişki doğuruyorsa, bu kavram gerçeklik için doğru (true of reality) olamaz.

- Zaman, A serisini ve zamansal oluşu içine alır (ki bunlarla ya var ya da yok olur), yani eğer A serisi bir çelişkiyi içine alıyorsa zaman da bir çelişkiyi içine alır.

- A serisinin ve zaman oluşun gerçekliğe uygulanması bir çelişkiyi içine alır.

- Öyleyse ne A serisi ne de zamansal oluş gerçeklik için doğrudur, dolayısıyla zaman gerçek dışıdır. (Oaklander, 2004:158)

A serisinin bir farklı alt türü olan Şimdicilik (Presentism) konuya dair farklı varsayımlarla hareket etmektedir. Bu görüşe göre geçmiş ve gelecek yoktur, yalnızca şimdi vardır. (Craig:144) Zamansal oluş olayların kiplerindeki bir değişiklik değil nesnelerin var veya yok olmalarını da ifade eder. Yani olaylar zamansal oluşla kipler değil varlık veya yokluk açısından değişime uğrar. Olayların geçmiş olması bir zamanlar şimdi, gelecek olması ise ileride şimdi olacağına anlamına gelir; böylece çelişki ortadan kalkmış olur. Craig’in McTaggart’a eleştirisi zamanı ele alırken hem ezelilik noktasından zamansız bir bakış açısıyla konuya yaklaşması hem de bu tasvire kipleri yerleştirmesidir.

(Şimdicilik’i anlamak için bir görsel: Time 1 geçmiş, Time 2 şimdi, Time 3 gelecek zaman algılanabilir. Hepsi tek bir şimdi içerisinde ve aynı anda vardır. Bu, bir dönem Augustinus’un teleolojik olarak söz ettiği bir varsayımdır).
(Şimdicilik’i anlamak için bir görsel: Time 1 geçmiş, Time 2 şimdi, Time 3 gelecek zaman algılanabilir. Hepsi tek bir şimdi içerisinde ve aynı anda vardır. Bu, bir dönem Augustinus’un teleolojik olarak söz ettiği bir varsayımdır).

A serisini savunanlar bu yaklaşımın diğer teoriye göre daha makul olduğu yönünde bir diğer argümana daha sahiptir. Buna göre kiplerin gerçekliği dil ile uyumludur. Kipsiz bir dil bulunmaması görmezden gelinemez. Kipler sadece dile değil aynı zamanda dünyaya da ait bir özelliktir. Yani dilimizin kiplidir çünkü gerçeklik kiplidir.

Dilimizin kipli olduğu bununda olayların ve zamansallığın kipli olduğunun bir anlamda kanıtı olduğunu öne süren A serisi savunucularına karşı bir dizi eleştiri getirilebilir. Bunlardan ilki öncelikle kipli cümlelerin anlam kaybı olmaksızın kipsiz cümlelerle ifade edilebilecek olmasıdır. Örneğin “Talha dün kitapçıda değildi.” cümlesi, “Talha 17 Eylül 2019’da kitapçıda değildir.” şeklinde ifade edilebilir. (“-değildir”, kimi yorumcular için kipsiz olarak varsayılabilir) Ancak A teorisi savunucuları kipli cümlelerin kipsiz cümlelerce karşılanamayacağını iddia ederek karşı çıkabilir. Örneğin Ezgi’nin “Berat yarın akşam evden çıkıp sempozyuma gelir.” biçiminde bir inanca sahip olduğunu düşünelim. Ezgi’nin böyle bir inanca sahip olması Berat’ın neden sabah ya da öğlen değil de akşam vaktinde sempozyuma geldiğini açıklamaz. A serisi savunucuları ancak kipli bir kavrayışa sahip olunduğu için sabah ya da öğlen değil de akşam vaktinde olayın gerçekleşeceğinin bilindiğini iddia edebilir. Kipli cümlelerin kipsiz karşılıkları sanki şimdiki zamanda ne olduğunu karşılamıyor ya da ifade edemiyor gibi gözükmektedir. Çünkü bir olayın tam vaktinde gerçekleşmesi için “şimdi” türünden bir kipe ihtiyaç varmış gibi görünmektedir. Bu eleştiri kiplerin indirgenemez bir gerçekliğe sahip olduğunu varsaymaktadır. Diğer yandan eğer gerçekten zaman kipli değilse geçmişte gerçekleşen anılarımızı hatırlatıp üzülmemiz ya da gelecekte olacak şeyleri tahmin edip (mesela 4 ay sonra baba olmak!) heyecanlanmamız neye denk düşmektedir? Eğer B serisi doğruysa ve zaman kipli değilse bu türden duygular nasıl açıklanacaktır? (Craig:138) Gelecek ve geçmiş zamandaki olacak ve olan olaylara karşı takındığımız tavır kiplerin gerçekliğine yönelik bize bir kanıt sunabilir mi?

Zamanın B serisi (Statik-Kipsiz Zaman Teorisi) Bu teoriyi savunanlar A serisine göre, B serisinin daha temel olduğunu ve kiplerin gerçek olmadığını iddia etmektedir. Öyle ki sezgilerimize daha çok yaslanıyormuş gibi görünen A teorisi aslında B teorisine indirgenebilirdir. Bu teoriye göre öncelik-sonralık ve eşzamanlılık gibi sabit zamansal ilişkiler (temporal relations) vardır, zaman kipleri dış dünyadaki gerçeklikte karşılığı olmayan ve yalnızca insan zihninde bulunan yapılardır. Bu teori Görelilik Kuramı bağlamında çağdaş fizik ve fizik felsefesi tartışmalarına da konu olup Adolf Grünbaum, John J. Carswel Smart, David H. Melllor ve L. Nathan Oaklander gibi ünlü felsefecilerce savunulmaktadır. (Erdem:61)

A teorisi şimdi’nin geçmişten geleceğe doğru sürekli hareketiyle zamansal olayların bir akış içinde olduğunu varsaymaktaydı. Bu yaklaşım zamanın insan zihninden bağımsız nesnel bir gerçekliğe sahip olduğunu varsayıyor gibi görünmektedir. Ancak B teorisi, kiplerin dış dünyada bir gerçekliğinin olmadığını iddia etmektedir. Geçmiş zamanı önce’ye, gelecek zamanı sonra'ya ve şimdi’yi eşzamanlılığa indirgememiz mümkünse, temel olan kipler değil öncelik-sonralık ve eşzamanlılıktır. (Oaklander:185) A teorisi kipli zaman anlayışıyla daha önce var olmayan şeylerin sürekli olarak meydana gelmesi, daha önce var olan şeylerin sürekli biçimde yok olması ve şimdi’nin varlığını kararlı bir şekilde sürdürememesini varsayıyor gibidir. Ancak B teorisi bunun yerine zamanın olaylar arasında değişmez/sabit zamansal ilişkilerin toplamı olduğunu iddia eder. Yani bütün olaylar bahsettiğimiz zamansal ilişkiler ağında birlikte vardırlar. Bütün olaylar art arda olur ancak aynı zamanda var değildir. Olaylar içinde bulundukları anda kipsiz olarak vardır.

B teorisinin bir yorumunu kitap örneği ile ele alalım. Kitapta 14., 25., 111. sayfalar aynı anda kitabın içinde vardır; ancak biz bu sayfalar arasında geçmiş ya da gelecek zaman kipinde değil öncelik sonralık ilişkisi görürüz. Tüm bu önermeler oluş/değişimi dışlamak zorunda değildir. Farklı sayfalarda ve sayfalar arasında farklı olaylar meydana gelebilir. Böylece bahsedilen sayfalardaki olaylar birbirinin ardında meydana gelmiş olur. Örneğin 14. sayfada Bolşevikler devrim yapmış, 25. sayfada Stalin iktidarı ele almış ve 111. sayfada SSCB dağılmış olabilir. Böylece değişim, ardıl olaylar arasında nitelik değişimi olur. B teorisinin bir yorumuna göre evren içinde bütün olayların zaten sabit bir şekilde bulunduğu bir yapı değildir. Yani, olaylar arasındaki ardıl zamansal ilişkilerin değişimiyle gerçekleşen değişim/oluş kipli olmak zorunda değildir. Daha öncede ifade ettiğimiz gibi böylece A teorisinin gerçekliği konusunda ısrarcı olduğu zamansal kipler (geçmiş-gelecek-şimdi), B teorisine önce, sonra ve eşzamanlılık şeklinde indirgenebilir. Eğer A teorisinin zamansal kipleri B teorisine indirgenebilirse, dili olan ve düşünemeyen canlıların olduğu bir dünyada A teorisi var olamaz ancak B teorisi var olmaya devam eder.

Diğer yandan kipli ifadeler, konuşan özne ile olaylar arasındaki zamansal ilişkiyi açığa çıkarmaktan daha fazlası olmayabilir. Böylece kipler nesnel bir gerçeklik değil, dilsel ifadelerde anlam bulan bir yapıya indirgenir. Bir öznenin olmadığı koşulda olaylar ile özne arasındaki ilişkiyi açıklamaya gerek kalmayacaktır. Örneğin “X, geçmiştedir” dersek bu ifade “X’in X’in dile getirilmesinden daha önce olduğunu” ifade eder. Örneğin X, bir partinin seçimleri kazanması olsun; böylece “X seçimleri kazanmıştır.” dersek, bu X’in seçimleri kazandığı ifadesi/beyanından “önce” olayın gerçekleştiği anlamına gelir. Aynı şekilde “X, şimdidir” dersek; olayın kendisi ile ifadenin kendisi “eş zamanlı” var olmakta, “X gelecektir” dersek, X’in X’in ifadesi/beyanından “sonra” olacağı anlaşılır. Böylece tüm zamansal kipler, B teorisindeki öncelik, sonralık ve eş zamanlılık’a indirgenmiş olur. Bir insanın tecrübesi veya ifadesi/beyanı, özne ile olay arasındaki ilişki kiplerle ifade edilir ancak insan tecrübesi ve özne-olay ilişkisinin var olmadığı bir koşulda bu türden kiplere gerek yoktur; psikolojik olarak da cansız nesneler arasında geçmiş-şimdi-gelecek ilişkisi pek gerekli değildir gibi görünüyor. (Bu türden bir yaklaşımı daha yakından incelemek için Öncül Analitik Felsefe Dergisi’nin 3.sayısında Zeynep Hayal Erdoğan’ın Türkçeleştirdiği “B. Russell – On The Experience of Time” ve derginin ilk sayısındaki McTaggart'ın "Zamanın Gerçekdışılığı" çevirilerine bakabilirsiniz.)

Tüm bu yaklaşım ve tartışmaların fizik felsefesine taşınmaması imkânsız gibi görünüyor. Zamanın varlığı ve niteliklerine yönelik fizikçiler arasında da uzun zamandır devam eden bir tartışma vardır. Örneğin Einstein’ın Görelilik Kuramı’na göre bir referans noktası ve koordinat sistemi seçilmeden; iki olay veya nokta arasındaki zaman aralığı ölçülemez; gözlemcinin referans çerçevesinden bağımsız bir zaman aralığı kabul edilmez. Diğer yandan bilim tarihine ilgili olanlarında bildiği gibi Newton için iki olay ya da nokta arasındaki zaman aralığının nesnel bir şekilde (ve dolayısıyla gözlemciden bağımsız olarak) ölçülebileceği iddia edilir. Bu yaklaşım zaman ve mekânı birbirinden bağımsız mutlak gerçeklikler olarak görür.

100 yıllık bir süreci ele alalım ve Özel Görelilik’in zaman anlayışını anlamak için bir örnek verelim. 100 yıllık bir uzay görevine çıkmış olan ve ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir gemi ve içindeki mürettebatın zamanı ile dünyada 100 yıl geçiren insanlar için zaman Newton’un iddia ettiği gibi aynı şekilde akıyormuş gibi görünse dahi bu durumun sonuçları farklıdır. Işık hızına yakın hareket eden gemi için zaman, Görelilik Kuramı’nın ön gördüğü şekliyle hız arttıkça zaman yavaşlayacağı için dünyadaki 100 yılla eşit olamaz. Gemi mürettebatı kendi referans noktalarına göre 100 yıl geçtiğini fark etmeksizin dünyaya geldiklerinde tanıdıkları çoğu insanın öldüğü göreceklerdir; çünkü dünyada 400 yıl geçmiştir. Verdiğimiz bu basit örnek zamanın nesnelliğini kabul ediyor gibi görünmemektedir. Bu kuram, gemi mürettebatının mı yoksa dünyadaki insanların mı saatlerinin daha doğru çalıştığını sormaz. Her iki insan grubu içinde mutlak bir zaman olmadığı için kendi referans noktalarından zamanı algılamak ve ölçmektedirler. Böylece Görelilik Kuramı’nın bir yorumuna göre zamansal ölçülerin, sahip olunan koordinat sistemi veya referans noktasına göre değişiyor olması, A teorisinin ileri sürdüğü gibi şimdinin sürekli ilerlemesiyle gerçekleşen ve insan bakış açısından bağımsız bir nesnel zamanın varlığı ve gerçekliğini kabul etmeyecektir. Doğal olarak belki de Özel Görelilik Kuramı, nesnel zamanın gerçekliğini kabul etme iddiasına sahip olmayan B Teorisi’ne yakın ve onu doğruluyor olabilir. Bu tartışmalar Görelilik Kuramı ve kuantum fiziğinin zaman anlayışı ile A ve B serileri arasındaki ilişki ve hangi zaman felsefesi teorisinin hangi fizik kuramının uygun bir yorumuna denk düşeceği şeklinde devam etmektedir. Ayrıca A ve B teorilerinin Growing Block Theory, Eternalism Theory, Moving Spotlight Theory gibi bir çok farklı yorumu ve alt yaklaşımı vardır. İlerleyen yazılarımızda bu alt yaklaşımları da ele alacağız.

Not: Bu yazı, Öncül Analitik Felsefe Dergisi ile ortak bir projenin ürünüdür. Ekibin YouTube ve Facebook sayfalarına uğrayarak onlara destek olabilir, felsefe hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 4
  • 3
  • 0
  • 4
  • 0
  • 1
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Ingthorsson, R.. (2015). Mctaggart’ın Paradoksunu Anlamak. Yayın Evi: Felsefe Tartışmaları, Sayı 51.
  • McTaggart, J. M. E.. (1998). The Nature Of Existence. Yayın Evi: Cambridge: Cambridge University Press.
  • Erdem, E.. (2010). Zaman Ve Kip. Yayın Evi: Felsefe Tartışmaları, Sayı 44.
  • Poidevin L. R.. (2003). Travels In Four Dimensions. Yayın Evi: Oxford: OUP.
  • Craig, W. L.. (2001). Time And Eternity. Yayın Evi: Illinois: Crosway Books.
  • Oaklander, L. N.. (2004). The Ontology Of Time. Yayın Evi: Amherst: Prometheus Books.
  • Poidevin L. R., Macbeath M., et al. (2006). The Philosophy Of Time. Yayın Evi: Oxford University Press.
  • Smith, Q.. (1993). Language And Time. Yayın Evi: New York: Oxford University Press.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/10/2019 03:23:21 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7988

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!

Epistemoloji (Bilgi Felsefesi): Neyi, Ne Kadar, Nasıl Bilebiliriz?

Kürtaj, Etik Olarak Makul Müdür? Kürtaj Yanlısı ve Karşıtı Argümanlar Nelerdir?

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bazen, kimsenin hakkında hiçbir şey düşünmediği insanlar, kimsenin hakkında hiçbir şey düşünmediği şeyleri yapabilen kişilerdir.”
Andrew Hodges
Geri Bildirim Gönder