Yunuslarla İlgili Gerçekler: "Hayır, Yunuslar Onları Hapsettiğinizde Gülmezler!"

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Yunus parklarının ve "yunus terapisi" adı altında binlerce dolara pazarlanan tedavi yöntemlerinin bir numaraları sığınağı, yunusların ağız yapılarının insan beynindeki "gülümseyen yüz" devresini hareket geçirir tipten olmasıdır. Dolayısıyla bir yunusa bakan birisi, "Aaa, ne güzel gülüyor, çok mutlu olmalı!" diye düşünecektir. Ancak yunuslar, en sert işkencelere de maruz kalsalar, ağız yapılarını değiştiremezler ve bu sebeple neredeyse her zaman gülümsüyormuş gibi gözükürler.

Dolayısıyla bu yalana kanmayınız. Unutmayın: yunuslar da vahşi hayvanlardır ve kendi doğalarında yaşamalıdırlar. Nasıl ki televizyon endüstrisi köpekbalıklarını "sıradışı katiller" olarak beyninize kazıdıysa, yunusları da "insanların süper dostu" imajıyla beyninize kazımıştır. Bu da koca bir yalandır. Yunuslar, eğitilmedikleri sürece, insanların dostu falan değildirler. Hiçbir hayvan insanların "dostu" değildir (belki köpek ve kedi gibi uzun sürelerdir yapay seçilimden geçirilen türler haricinde). Her biri yaşam mücadelesi veren ve insanlara özel bir sempati beslemeyen hayvanlardır. 

Yunuslar, denizlerin en yırtıcı türleri arasındadırlar. Bunu da hatırlayınız: Yunuslar o "katil köpekbalıkları" ile aynı okyanusları paylaşır, yan yana bulunur ve birbirleriyle sıklıkla mücadele ederler. Dolayısıyla televizyonların ve sinemanın duygusal tarafınıza oynayarak satış yapmayı başardığını hatırlayınız. Esasında yunuslar da son derece saldırgan canlılardır ve o parklardakiler, çok sert eğitimlerden geçirilerek uysallaştırılmış ve genelde dar bir alana hapsolmalarından ötürü depresyona veya psikolojik bunalıma girerek ölen hayvanlardır.

Dr. Amy Samuels, 29 özgür yunus üzerinde bir araştırma yürütmüştür ve 29'undan sadece 1 tanesinin insanların aklındaki "yardımsever, gülücükler saçan iyi yunus" davranış modeline yakın davranışlar sergilediği görülmüştür. Geri kalan 28 birey, son derece yırtıcı ve insanların akıllarındaki kalıplara ters düşen canlılardır: bazıları kapkaççıdır, bazıları cinsel olarak agresiftir ve dişilerinin cinsel organlarını parçalayabilir. Bazılarının "öfke problemi" bulunur ve arzuladıkları gerçekleşmediğinde çok ciddi saldırılar yapabilir. Yaklaşık 14 yunus ise cinsel olarak "yanlış yönlendirilmiş davranışlar" sergilemektedir: Örneğin su üzerindeki oyuncaklara cinsel saldırıda bulunmaktadırlar, insanlara cinsel saldırıda bulunmaktadırlar. Araştırmacılar, "Basitçe bulabildikleri ne varsa cinsel ilişkiye girmeye ve masturbasyon yapmaya çalışmaktalar." demektedirler.

Evet, yunuslar çok zeki hayvanlardır; gemilerin önünde "mutlu mesut yüzer" gibi gözükmektedirler; ancak vahşi hayatta köpekbalıkları gibi yunusların arasında da kalmak istemezsiniz. Yunuslar, şişe benzeri burunlarıyla saatte onlarca kilometre hızla avlarına saldırabilirler, sivri ve keskin dişleriyle onları parçalarlar ve çoğu zaman, leşlere bile cinsel saldırıda bulunabilirler. Eğer bize inanmıyorsanız, buraya tıklayarak bir örneğini görebilirsiniz.

Yunuslarla İlgili Gerçekler

1. Yunuslar, dişilerine toplu tecavüz edebilirler.

Özellikle şişeburunlu yunusların 2 veya 3 kişilik grupları, esasında çiftleşmeye isteksiz olan dişiyi zorla cinsel ilişkiye dahil ederler. Dişinin kaçmasına engel olmak için kafalarıyla ve kuyruklarıyla ona sert darbeler vururlar, agresif çığlıklar atarlar. Ola ki dişi erkek çetesinden kurtulursa, onu yakalayana kadar kovalamayı sürdürürler.

2. Yunuslar insanlara da tecavüz edebilirler.

Birçok seferler, "terapi" amacıyla yunuslarla yüzdürülen insanlar, yunuslar tarafından tecavüz girişimine uğramışlardır. Ne var ki bu terapiler eğitmen eşliğinde yapıldığından, yunuslar hızla uzaklaştırılarak bu girişimler önlenebilmiştir.

3. Yunusların penisleri bir el gibi görev görebilir ve cisimleri tutmak için kullanılabilir.

Bu da, evrimsel süreçte de yunusların cinsel aktivitelerini daha sert ve daha kolay gerçekleştirebilmesini sağlamak için özelleştiklerini göstermektedir.

4. Yunuslar diğer türlerin yavrularını ve bebeklerini sıklıkla öldürürler.

İskoçya'da, yunusların ufak bir domuz balığı yavrusunu (ki normalde yunusların avı değildir), yeme amaçlı olmaksızın öldürdüğü keşfedilmiştir. Öncelikle kimse bu iddiaya inanmamış; ancak sonrasında başka bir domuz balığının yunuslar tarafından öldürülmesi kameraya kaydedilmiş ve iddia doğrulanmıştır. Ayrıca sadece tek bir araştırmada, yunuslar tarafından öldürülen 100 farklı domuz balığı yavrusu tespit edilmiştir. Bu ölümlerin sebebinin, yunusların az sonra göreceğiniz gibi, kendi yavruları ile domuz balıklarının yavrularını karıştırmaları olduğu düşünülmektedir.

5. Yunuslar, kendi yavrularını da öldürürler.

Özellikle de erkekler için bu "cinayetler" sıradan olaylardır. Araştırmalar, kimi zaman 5 yetişkin erkek şişeburunlu yunusun bir araya gelerek yavru bir şişeburunlu yunusu öldürdüğünü net bir şekilde göstermiştir. Üstelik bu yavru cinayetlerinin sırrı da çözülmüştür: erkekler, yavruları öldürürler, çünkü yavrusu ölen dişiler çok kısa sürede cinsel olarak aktif hale gelirler ve böylece erkekler çiftleşebilirler. 

6. Yunuslar çok az uyurlar.

Araştırmacılar, hiçbir mental aktivite kaybı olmaksızın, yunusların 5 gün aralıksız olarak uykusuz kalabileceğini göstermektedir. Üstelik yunuslarda "uyku borcu" olarak bilinen olgunun da çok zayıf bir ihtiyaç olduğu keşfedilmiştir: yani bu uykusuzluk periyodundan sonra yunusların daha fazla uyuyarak arayı kapatması gerekmez. Bu adaptasyonun da, üreme şansını arttırıcı bir evrimsel sürecin sonucu olduğu düşünülmektedir.

7. Yunuslar, doymak bilmez avcılardır.

Dışarıdan göründüğü ve gösterilmeye çalışıldığı gibi sevimli ve oyuncu otçullar falan değildirler. Sıradan bir etçil avcıdırlar ve besin zincirinin oldukça üst basamaklarındadırlar. Gruplar halinde avlanırlar ve çok zekice stratejilerle avlarını neredeyse asla kaçırmazlar.

8. Yunuslar diğer türlere amaçsız ve eğlencesine saldırılar gerçekleştirebilirler.

Evet, oyun oynamayı çok severler ve inanılmaz sevimli hayvanlardır. Ancak bazı araştırmalar çok ilginç sonuçlar ortaya koymuştur: yunuslar, yakalayabildikleri köpekbalığı yavruları ile insanların "voleybol" oyununa benzer bir oyun oynamaktadırlar. Bu oyun sırasında genelde köpekbalığı yavruları yaralar almakta ve hatta ölebilmektedirler. Bu, adeta yunusların avcılarının yavrularını kullanarak onlara bir "ültimatom" vermesi gibidir. 

9. Yunuslarda çok sayıda cinsel yolla bulaşan hastalık bulunur.

Bunlar neyse ki kara hayvanlarına bulaşmazlar; ancak denizel hayvanların korkulu rüyasıdırlar. Üstelik yunusların önüne gelen herhangi bir canlıya ve cisme tecavüz edebildiği gerçeği düşünülürse, bu hastalıkların ne kadar kolay yayılabileceğini görmek mümkündür. Zaten muhtemelen bu hastalıkların yunuslarda toplanmasının ana nedeni de, bitmek bilmeyen cinsel arzularıdır.

10. "Katil balina" dediğimiz canlı, bir yunustur.

Belki de yunusların "melekliğine" leke koymamak adına yapılan bu kelime oyunu, onlar hakkındaki imajı korumak için neler yapılabileceğinin güzel bir göstergesidir. "Balinalar da sevimlidir, ancak gerektiğinde katil olabilirler... Yunuslarsa asla!" Hoş, katil balinalar olarak bilinen yunuslar da, isimleri kadar "katil" değildirler; bu insanın bir yakıştırmasıdır. Ancak bu canlının bir yunus olduğunu hatırlayınız.

 ***

Dolayısıyla elbette tüm hayvanları sevin ve onları koruyun, bunda bir sıkıntı yok. Ancak onları oldukları gibi, kendi doğalarıyla, kendi yapılarıyla sevin ve televizyon/sinema sektörünün yaratmaya çalıştığı sahte imajlara kanmayın. Her hayvan, olduğu gibidir ve hiçbiri, insan için davranışlarını değiştirecek değildir. İnsan tarafından sert işkencelerle buna koşullandırılmadığı sürece...

Ve tekrardan: Yunuslar gülmezler. Yukarıda gördüğünüz kıyıya vurarak ölmüş yunusun yüz ifadesi, bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • I. A. P. Patterson, et al. (1998). Evidence For Infanticide In Bottlenose Dolphins: An Explanation For Violent Interactions With Harbour Porpoises?. Proceedings: Biological Sciences, sf: 1167-1170.
  • J. Chrysdale. Research: Dolphins Play 'Shark Volleyball'. (2009, Haziran 15). Alındığı Tarih: 31 Temmuz 2019. Alındığı Yer: UPI
  • M. Goldstein. The Dark Secrets That Dolphins Don’t Want You To Know. (2009, Mayıs 13). Alındığı Tarih: 31 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Slate
  • Dr. M.. 10 Reasons Why Dolphins Are A$$Holes. (2013, Şubat 13). Alındığı Tarih: 31 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Deep Sea News

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/08/2019 17:08:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1660

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Her ne kadar bir paradoks gibi gelse de, kesin bilimler de yaklaşık sonuçlarla doludur.”
Bertrand Russell
Geri Bildirim Gönder