Evrim Ağacı

Yoğun Stres Altındayken Neden Ateşimiz Çıkar?

Stres, Vücut Sıcaklığında Artış da Dahil Olmak Üzere, Fizyolojik Yanıtları Tetikleyebilir. Bu Stres Kaynaklı Sıcaklık Artışının Altında Yatan Bir Sinir Devresi Keşfedildi!

Yoğun Stres Altındayken Neden Ateşimiz Çıkar?
Beyin
Pixabay
Tavsiye Makale

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Nature isimli kaynaktan çevrilerek dilimize uyarlanmıştır; ancak "çeviri" içeriklerimizden farklı olarak, bu içerikte orijinal metin birebir korunmamıştır. Anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazar(lar)ı ve/veya editörler tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş; içeriği ve anlatımı zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Metnin omurgasını oluşturan kaynağı, orijinal dilinde okumak için lütfen yukarıdaki bağlantıya tıklayınız. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Geniş bir kitlenin önünde konuşmak için sahne almak üzere olduğunuzu hayal edin. Sıranın size gelmesini beklerken kalbinizin atış hızı artmaya başlar, nefesiniz hızlanır, kan basıncınız yükselir ve avuç içleriniz terler değil mi? Bu fizyolojik tepkiler, vücudunuzu yakın tehlikelere karşı savaşmaya hazırlamak veya hızla kaçmak için evrimsel olarak korunan mekanizmalardır. Tüm bunlara ek bir diğer tepki, vücut ısısında yaşanan artıştır. Duygusal stres, kemirgenlerden insanlara kadar birçok memeli türünde bu psikojenik ateşe neden olabilir.

Bu Fenomenin Altında Yatan Sinirsel Mekanizma Nedir?

K. Kataoka ve arkadaşları, psikoloji kaynaklı hipertermide anahtar bir sinir devresini tarif ediyor. Mevcut çalışma, aynı grup tarafından yapılmış uzun bir araştırma geçmişine dayanıyor. Kataoka ve ekibi 2004 yılında ısı üretimini tetikleyen nöronsal bir devre arayışına başladılar ve kahverengi yağ dokusunu giriş noktası olarak kullandılar.

Kahverengi yağ, gerektiğinde ısı üretebilen bir tür "iyi" yağdır. Kahverengi yağda bol bulunan ve dokunun nöronlardan gelen sinyallere yanıt vermesini sağlayan Beta-3-adrenerjik reseptör proteinlerinin aktivitesini bloke etmek, stres kaynaklı hipotermiyi zayıflatır.

Yapılan çalışmada araştırmacılar, farelerin kahverengi yağ hücrelerinin içerisine; bağlı nöronlar boyunca hareket ederek araştırmacıların, nöronların yağa yansıttığı beyin bölgelerini tanımlamasına izin veren "Retrograd İzleyiciler" enjekte ettiler ve bu, beyin sapı bölgesindeki Rostral Medüller Raphe (rMR) adı verilen nöronların kahverengi yağa bağlandığını ortaya çıkardı. Daha sonra aynı grup Dorsomediyal Hipotalamus'u (DMH), rMR'nin yukarısındaki kilit beyin bölgesi olarak tanımladı.

Araştırmacılar DMH-rMR yolunu yapay olarak aktive ettiklerinde, kahverengi yağdaki nöronal aktivitelerde ve ısı üretiminde bir artış tespit ettiler. Beklenmedik bir şekilde, bu yolu aktive etmek kalp atış hızını ve kan basıncını arttırdı. Bu da DMH-rMR'nin stres sırasında çeşitli fizyolojik yanıtları koordine edebileceğini düşündürdü. İnsanlarda stres, genellikle karmaşık durumların anlaşılmaya çalışılması sırasında gelişir ve bu nedenle beynin korteksinin anlama üzerine olan bölümlerinden talimatlar vermesi gerekir. Mevcut çalışmada, Kataoka ve arkadaşları bu talimatları DMH'ye gönderebilecek kortikal bölgeleri tanımlama amacıyla yola çıkmışlardır.

Önceki çalışmalarında olduğu gibi, araştırmacılar; ısı üreten devrelere bağlanan nöronları aramak için DMB'ye enjekte edilen retrograd izleyiciler kullandılar ve korteksin yalnızca bir bölgesinin izleyiciler tarafından güçlü bir şekilde etkilendiğini farkettiler.

Dorsal Pedunküler Korteks ve Dorsal Taenia Tecta (DP/DTT) olarak adlandırılan bu bölge, sosyal yenilgi sonrasında (hayvanın başka bir baskın sıçanla kavga ettiği düşmanca bir etkileşim) sıçanlarda da oldukça aktif olarak çalışır.

Stres yanıtlarında bu bölgenin rolünü incelemek için araştırmacılar, DMH ile olan bağlantısını üç şekilde bozdular. İlk olarak kimyasal bir inhibitör kullanarak DP/DTT boyunca aktiviteyi bloke ettiler; ikinci olarak DP/DTT'den DMH'ye projeksiyon yapan hücreleri öldürmek için bir virüs kullandılar ve son olarak DP/DTT nöronlarının DMH'ye gönderdiği projeksiyonlarda aktiviteyi inhibe etmek için sofistike bir genetik yaklaşım kullandılar.

Her durumda, müdahaleleri stres kaynaklı hipotermiyi azalttı. Bunun aksine; iki bölge arasındaki nöronal projeksiyonların yapay olarak aktivasyonu, kalp atış hızı, kan basıncı ve kahverengi yağda ısı üretimi de dahil olmak üzere bir dizi tepki ortaya çıkarmıştı. DP/DTT nöronlarının DMH'ye uyarıcı sinyaller gönderdiğine dair kanıtlar sağlandı ve bu DP/DTT'den gelen projeksiyonların, rMR'ye yansıyan DMH hücrelerine yakın bir şekilde sonlandığını gösterdi. Birlikte ele alındığında, Kataoka ve meslektaşlarının deneyleri strese tepki olarak ısı üretimi için DP/DTT - DMH - rMR - kahverengi yağ devresi fikrini desteklemektedir (resim-1).

Resim-1
Resim-1
Nature

Stres ile İlgili Bilgiler DP/DTT'ye Nasıl Ulaşır?

Daha ileri retrograd izleme deneyleri, DP/DTT'ye en güçlü girdilerin, paraventriküler (PVT) ve mediodorsal (MD) talamik çekirdekler de dahil olmak üzere, beynin orta talamik hat bölgelerinde olduğunu ortaya koydu. PVT, ağrı gibi çeşitli fiziksel ve psikolojik stres faktörlerine karşı oldukça duyarlıdır. MD; kural öğrenme, soyutlama, değerlendirme ve (insanlarda) hayal gücü gibi karmaşık bilişsel işlevlere aracılık etmek için prefrontal korteks ile etkileşime girer.

Böylece, fiziksel ağrıdan beklenen dava sonucuna kadar olası her stres, DP/DTT'ye giden yolu bulabilir. Bununla birlikte, DP/DTT'de farklı stresörlerin nasıl kodlandığı, DP/DTT'nin stresörlere verdiği yanıtların deneyimden etkilenip etkilenmediği ve DP/DDT hücrelerindeki eksikliklerin stresteki anormal fizyolojik yanıtlardan sorumlu olup olamayacağı belirsizliğini korumaktadır. DP/DTT hücrelerinin elektro-fizyolojik veya optik kayıtlarını kullanan gelecekteki çalışmalar, bu sorunların ele alınmasına yardımcı olacaktır.

Filozof ve psikolog William James, korkunun, tehdide karşı fizyolojik tepkilerin bir yorumu olduğunu ileri sürdü. Bir başka deyişle:

Korktuğumuz için ayıdan kaçmak yerine, ayıdan kaçtığımız için korkuyoruz.

Eğer James haklıysa, bir tehdide karşı fizyolojik tepkilerin engellenmesi şartıyla fareler korkmayı bırakmalıdır. Bu nedenle Kataoka ve arkadaşları, DP/DTT - DMH yolunun inhibe edilmesinin, bir farenin stresli bir sosyal etkileşimde kendisini yenen agresif, baskın bir mudaili ile yan yana geldiğinde gösterdiği korkuyu bastırıp bastıramayacağını sordu.

Yavru bir fare.
Yavru bir fare.
Pixabay

Normal şartlar altında, mağlup bir hayvan daha fazla zarar görmemek için saldırgandan uzak durmaya çalışacaktır. Daha önce sosyal bir yenilgi yaşamamış saf hayvanlar bunun aksine, hiçbir korku belirtisi göstermez ve baskın fareyi büyük bir ilgiyle inceler.

Dikkat çekici bir şekilde, araştırmacılar; yenilmiş farelerde DP/DTT - DMH yolunu bloke ettiklerinde hayvanlar saf fareler gibi davrandılar. Bu nedenle, korkunun davranışsal tezahürü ve belki de korku algısı, (sadece farelerdeki davranışlardan çıkarılabilir) tehdide karşı bedensel tepkilere bağlıdır.

Bu veriler, büyük bir konuşmadan önce derin bir nefes almanın neden bizi sakinleştirmeye yardımcı olabileceğinin göstergesidir.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 3
  • Tebrikler! 11
  • Bilim Budur! 4
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 31/05/2020 06:23:15 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8477

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Kozmoloji
Darwin
Gerçek
Avcı
Beyin
Sanat
Bitki
Primat
Evrimsel Biyoloji
Ses Kaydı
Tutarlılık
Kedigiller
Bakteri
Genom
Doğa Yasaları
Bilgi Felsefesi
Canlı
Evren
Uçma
Astrobiyoloji
Mitler Ve Gerçekler
Göğüs
Erkek
Enfeksiyon
Kadın Doğum
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Evrimin rastgele olduğu inancı sadece yanlış değildir; aynı zamanda gerçeğin zıttıdır. Şans, evrim tarifinde ufak bir role sahiptir. Aslolan, hiç rastgele olmayan birikimli seçilimdir.”
Richard Dawkins
Geri Bildirim Gönder