Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Yağmurda Daha Az Islanmak İçin Yürümek mi Gerekir, Koşmak mı?

11 dakika
46,726
Yağmurda Daha Az Islanmak İçin Yürümek mi Gerekir, Koşmak mı?
Tüm Reklamları Kapat

Yağmurluğunuzu ya da şemsiyenizi unuttuğunuz soğuk ve yağmurlu bir gün düşünün. Eğer düşen yağmur damlaları nedeniyle olabildiğince az ıslanmak istiyorsanız, yürümeli misiniz yoksa koşmalı mı? Çünkü insanlar, yağmurda koşacak olurlarsa ön cepheden daha çok yağmura temas edeceklerini düşünürler ve bu nedenle yağmur altında daha yavaş hareket etmenin daha az ıslanmayla sonuçlanacağını düşünürler. Bu doğru mu?

Yağmurda Islanmayı En Aza İndirmek

Tepeden Düşen Yağmur Damlaları

Öncelikle, basit bir vakayla başlayalım: Yağmur, yere dik bir şekilde, eşit aralıklarla ve bir blok şeklinde yağıyor olsun. Aşağıdaki grafiğimiz bunu gösteriyor:

undefined
undefined
undefined

Bu durumda, ne kadar hızlı gittiğiniz önemli değildir: Üstünüze düşen yağmur miktarı, hızınızdan bağımsız olarak sabittir. Yani yukarıdaki grafikte 1 saniye içinde 1 yağmur damlası öteye gitseniz de, 5 yağmur damlası öteye gitseniz de, kafanıza saniyede 1 damla düşecektir; çünkü yağmurun yağış hızı, sizin hızınızdan bağımsızdır. Dolayısıyla yukarıdan yediğiniz yağmur miktarı, hızınızdan tamamen bağımsızdır.

Tüm Reklamları Kapat

Aynı durum, yağmur bir açıyla veya farklı hızda yağıyor olsaydı da geçerliydi: Hızınızı değiştirerek, sizi yukarıdan ıslatan yağmur damlalarını artırıp azaltamazsınız; çünkü yukarıdan düşen yağmur damlası miktarı ve hızı, sizin hızınızdan tamamen bağımsız bir değişkendir ve fırtınanın kendi dinamiklerince belirlenir. Bu nedenle, yağmur altında hareket etmeden duracak olursanız, maruz kaldığınız yağmur miktarı, tepenize düşen yağmur damlası kadardır.

Bunu anlamak için, bağıl hızdan da faydalanabilirsiniz: Yağmurun yukarıdan sabit hızla yağdığını düşünmek yerine, yağmurun olduğu yerde (havada) asılı durduğunu ve ayaklarınız altındaki yerin sabit bir hızla yukarı doğru hareket ederek su damlalarına çarpmanıza neden olduğunu düşünün: Yağmur damlaları kabaca eşit aralıklarla dağıldığı için, siz, hareket eden bu yer üzerinde sağa sola farklı hızlarda gitseniz bile, değeceğiniz yağmur damlası sayısı eşit olacaktır.

Bunun geometrik nedeni, yataydaki kesit alanınızın sabit olmasıdır: Olduğunuz yerde yukarı doğru uçtuğunuzda, değdiğiniz su damlaları bir dikdörtgen, yani bir paralelogram oluşturacaktır. Sağa sola istediğiniz hızla hareket etseniz de, yine değdiğiniz su damlaları bir paralelogram oluşturacaktır. Bu, aşağıda gösterilmiştir:

minutephysics

Bir paralelogramın hacmi, şeklinden bağımsız olarak şöyle hesaplanır:

Tüm Reklamları Kapat

V=A⋅h\LARGE{V=A\cdot{h}}

Burada VV hacim, AA kesit alanı, hh ise yüksekliktir. Bu hacmi değiştirmek için yapabileceğiniz tek şey, kesit alanınızı veya başlangıç noktasından olan yüksekliğinizi değiştirmektir. Kesit alanınızı pratik nedenlerle değiştiremezsiniz. Kat ettiğiniz yüksekliği dikey hızını değiştirerek değiştirebilirsiniz; ancak yağmur sabit bir hızla yağdığı için (veya sizi taşıyan yeri hayal ediyorsanız, bu yer sabit bir hızla hareket ettiği için) bu hızı da değiştirmeniz mümkün değildir. Bu nedenle yataydaki hızınızı değiştirerek tepeden yediğiniz yağmur damlası sayısını azaltıp artıramazsınız.

Ön Cepheden Çarpan Yağmur Damlaları

Ama hareket ediyorsanız, hareket ettiğiniz cepheden de yağmur alırsınız ve daha da ıslanırsınız. Yani herhangi bir anda, sabit durduğunuz oranda kuru kalırsınız ve ne kadar hızlı hareket ederseniz o kadar ıslanırsınız.

undefined
undefined
undefined

Bu durumda tamamen açık bir arazide, sığınabileceğiniz hiçbir yer yoksa, tamamen hareketsiz kalmak ıslanma hızınızı en aza indirecektir; çünkü yatayda (ön cepheden) aldığınız yağmur darbelerini en aza indirgeyecektir.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Sonuç: Sığınak Varsa, Koşun!

Ama diyelim ki 100 metre ötede sığınabileceğiniz bir bina var. Dolayısıyla olduğunuz yerde durmak istemiyorsunuz. Bu durumda yürümeli misiniz, koşmalı mı? Belki çok yavaş yürürseniz, önden yiyeceğiniz yağmuru azaltarak daha az ıslanırsınız?

Hayır! A noktasından B noktasına gitmek giderken maruz kaldığınız toplam yağmur miktarı, ne kadar hızlı gittiğinize bağlı değildir. Bunu anlamak için, bir kar küreyiciyi düşünün: Kar küreyicinin kürek hacmi sabit kaldığı sürece, daha hızlı gidecek olursa birim mesafede küreyebileceği kar miktarı değişir miydi? Elbette hayır!

Kar küreyicinin birim mesafede daha fazla kar küremesinin tek yolu, küreyici/kürek hacmini artırmaktır. Sizin de yağmurda koşarken yandan/önden/cepheden yiyeceğiniz yağmur miktarını değiştirmenizin tek yolu, o yöndeki yüzey alanınızı değiştirmektir - ki bunu yapamazsınız! Bu nedenle yandan yiyeceğiniz yağmuru da önemsememlisiniz.

Bu video, Minute Physics tarafından hazırlanmış, Evrim Ağacı tarafından altyazılandırılmıştır. Eğer içeriği beğendiyseniz, orijinal kaynağa destek olmak için, lütfen YouTube kanalına gidip videolarını beğenmeyi unutmayın.
Minute Physics

Ama kar küreyici ne kadar hızlı hareket ederse, gideceği yere (doğal olarak) o kadar hızlı varırdı - yol boyunca, çok yavaş hareket etmesiyle tamamen aynı miktarda kar küreyebilecek olsa bile... İşte bu nedenle bir sığınak varsa, oraya bir an önce erişebilmek ve bu sayede yağmurun size çarpmasını engellemek için oraya doğru koşmalısınız.

Matematiksel İspat

Bunu matematiksel olarak da görebiliriz:

W=(wdu¨şey×t)+(wyatay×d)W=(w_{\text{düşey}}\times{t})+(w_{\text{yatay}}\times{d})

Tüm Reklamları Kapat

Burada:

  • WW: Toplam ıslanma miktarı
  • wdu¨şeyw_\text{düşey}: Her bir saniye düşeyde düşen yağmur damlası sayısı
  • tt: Yağmur altında geçirilen süre
  • wyatayw_\text{yatay}: Hareket edilen metre başına yatayda yenen yağmur damlası sayısı
  • dd: Yatayda hareket edilen mesafe

Sağ taraftaki ilk parantezin içindeki terim, tepeden yediğiniz yağmurdur. İkinci terimse yandan/cepheden yediğiniz yağmurdur. Görebileceğiniz gibi, bunlardan ilki sadece zamana bağlıdır (paralelogramları hatırlayın); ikincisi sadece mesafeye bağlıdır (kar küreyiciyi hatırlayın).

Bu durumda, eğer ki amacımız toplam ıslanma miktarını (WW) en aza indirmekse, yapmamız gereken şey buradaki bütün terimlerin her birinin en aza indirmektir. Bunun için, şu gözlemleri yapabiliriz:

Tüm Reklamları Kapat

  • wdu¨şeyw_\text{düşey} değişkeni fırtınaya bağlıdır, kontrol edemezsiniz.
  • tt değişkeni yağmur altında geçirdiğiniz süre olduğundan, civarda sığınak olup olmamasına bağlı olarak kısmen kontrol edilebilir. Sonsuz açıklıkta bir arazideyseniz, sığınağa erişmeniz sonsuz zaman alacağından, yapabileceğiniz bir şey bulunmamaktadır. Ancak civarda bir sığınak varsa, ne kadar hızlı hareket ederseniz, yağmur altında geçireceğiniz süre de o kadar azalır. Bu nedenle hızlı hareket etmek en iyisidir.
  • wyatayw_\text{yatay}, kesit alanınıza bağlıdır, kontrol edemezsiniz (saniyeler içinde onlarca kilo vererek üstünüzdeki tüm kıyafetlerden kurtulmak gibi absürt yöntemler göz ardı edilmektedir).
  • dd, sizinle varmak istediğiniz nokta arasındaki mesafe olduğundan, kontrolünüz dışındadır. Sonsuz açıklıktaki bir arazideyseniz, sığınağa erişmeniz sonsuz mesafe alacağından, yapabileceğiniz bir şey bulunmamaktadır. Ancak civarda bir sığınak varsa, bu mesafe de sonlu büyüklükte olacaktır.

Görebileceğiniz gibi, bunlardan sadece 1 terim üzerinde gerçek bir kontrolümüz vardır: tt, yani yağmur altında geçirilen zaman değişkeni... Eğer WW en aza indirilecekse, yapabileceğimiz tek ve en iyi şey tt değişkenini minimize etmektir. Bunun da tek yolu hızlı hareket etmek, yani koşmaktır.

Sık Sorulan Sorular

Elbette bu analizde ideal koşulları değerlendirdik; bu nedenle bütün ufak tefek detayları veya ekstrem durumları düşünmekten hoşlanan kişiler, bu analizin yanlış olduğunu düşünebilirler.

Analiz yanlış değil. Sadece kullandığımız model, gerçekte olanın bütün detaylarını birebir yansıtmıyor - ki bu, bütün modeller için geçerlidir. Hiçbir model kusursuz olamaz ve gerçeği birebir yansıtamaz. Ancak kimi model, diğerlerine göre gerçeğe daha yakın sonuçlar verebilir.

Neyse ki bu tür yan etkileri test etmek için de gerçek dünyada deneyler yapabiliriz.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Bedreddin: Hayatı ve Düşünceleri

Murat Küçük

“Adil bir dünyanın özlemini duyuyordum. O dünyada hepimize yer olmalıydı. Oysa iktidar savaşlarıyla birbirini boğazlayan orduların ayakları altındaydı insanlık. Yoksulların çaresizliğini düşündükçe bir şeyler yapmamız gerektiğini hissediyordum.”

Söz konusu Şeyh Bedreddin olunca yanıtları belki de her daim muğlak sorularla baş başa kalırız. Bir medrese âlimiyken neden tasavvuf yolunda menzil almıştır? Fikirlerinin Anadolu ve Balkanlar’da bu kadar etkili olabilmesinin nedeni nedir? Dinlerin eşitliğine dair düşüncelerinde Hıristiyan-Helen köklerinin etkisi var mıdır? İsyancılara atfedilen özel mülkiyet karşıtı fikirlerin ilham kaynağı gerçekten Şeyh Bedreddin midir? Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’le yolları nasıl kesişmiştir? İsyanı planlamış mıdır yoksa rüzgârın yönüne doğru mu yürümüştür sadece?

Murat Küçük zihninde bu sorularla altı yüzyıl önceye gidip söyleşiye davet ediyor Bedreddin’i. Daha yakından tanımak istiyor bu akılcı fıkıh âlimi, gönül gözü açık sufi ve isyankarların yoldaşı şeyhi… Tarihin karanlıklarında kalmış olayları hayali bir Bedreddin’le aydınlatma emeliyle akıl ve kalple dolu bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Okuyucuya Not: Hayali söyleşiler, dünyayı değiştiren, onu anlamamızı sağlayan önemli isimlerle tanışmak veya onları yeniden keşfetmek isteyenlere keyifli bir okuma sağlamak amacıyla hazırlandı. Bu söyleşiler hayal ürünü olsa da biyografik gerçeklere dayanıyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori

Murat Özbank

2013 yılının Haziran ayında, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı dolduran çok dilli, çok dinli, çok ideolijili, çok kimlikli insan çoğulluğu arasında bir “ruh” dolaştı: özgürlük ve demokrasi ruhu. Bu ruh, Türkiye’de siyasal hayatı ve siyasal tahayyülü derinden etkileyebilecek gelişmelerin ve arayışların yolunu açtı. Peki nasıl doğmuş, nasıl büyümüştü bu ruh? Dile gelecek olsa hangi kavramlarla konuşur, nasıl bir kuramsal zemine yaslanırdı?

Gezi Ruhu ve Politik Teori bu sorulara yanıt arayan, öznellikle nesnelliği, bir siyaset gözlemcisinin kavramsal bakışıyla bir katılımcının heyecan, umut ve öfkesini harmanlayan, hem politik hem de teorik bir kitap. Bir yandan 2013 Haziran’ının o ateşli günleri üzerine yeniden düşünmek için bir fırsat veriyor, bir yandan da Weber, Arendt, Schumpeter ve Habermas’ın siyasete dair teorileri ve kavramlarıyla tanıştırıyor bizi. Hem politikaya ve politik teoriye merak duyanlar için bir başlangıç sunuyor, hem de Gezi olaylarının demokratik siyasetin bugünü ve geleceği açısından anlamı üzerine düşünmek isteyenlere özgün, berrak ve samimi bir üslupla rehberlik ediyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori olayların gerçekliğini doğrudan sunan bir fotoğraf değil, çıplak gözle görülenlerin gerisindeki ruhu, “Gezi Ruhu”nu yansıtan bir portre çalışması. Tam da o ruhun içerdiği öznelerarası niteliğe uygun şekilde…

WEBER’DEN ARENDT’E GEZİ’DE POLİTİK GÜÇ VE ŞİDDET

ERDOĞAN’DAN SCHUMPETER’E GEZİ’DE DEMOKRASİ VE POLİTİK MEŞRUİYET

GEZİ’DEN HABERMAS’A DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

İşgal Et-İtaatsizlik Üzerine Üç Tez

W. J. T. Mitchell, Bernard E. Harcourt, Michael Taussig

Occupy hareketinin bir başka örneği de 2013 yılında Gezi Parkı Direnişi’yle Türkiye’de yaşandı. Direnişle birlikte Türkiye’de birçok ezberin bozulduğuna şüphe yok. Peki, Tahrir Meydanı’yla Zuccotti Park’ın “işgal”inin ardından tüm dünyayı etkisi altına alan bu hareketin temeli neye dayanıyor, talebi ne?

İşgal Et, Orta Doğu’dan New York, Chicago, Londra, Berlin, Frankfurt, Quebec ve Hong Kong gibi şehirlere uzanan “kamusal alanı işgal etme” eylemlerinin dinamiklerini üç farklı açıdan ele alıyor.

Taussig’in, eylemcilerin işgal ettiği Zuccotti Park üzerine kendi gözlemlerini etnografyayla harmanlayarak yazdığı açılış makalesinin ardından Bernard E. Harcourt “sivil itaatsizlik” ile “siyasi itaatsizlik” arasındaki önemli farkı inceliyor. Occupy Wall Street eylemcilerinin “siyasi itaatsiz”ler olarak, yani siyasi söylemleri ve stratejileri reddederek yeni, radikal bir protesto biçimini nasıl hayata geçirdiklerini gözler önüne seriyor. Son olarak medya eleştirmeni ve kuramcısı W. J. T. Mitchell, Occupy imgelerinin kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya yayılmasını mercek altına alıp devrim anıtı olarak “boş alan”ın nasıl kullanıldığını irdeliyor.

“Belirli talepleri olmadığı için Occupy hareketinin ilkel ve dağınık olduğunu düşünüyorlar. Sanki eşitlik bir talep, üstelik bireyi de gerçekliği de yeniden tanımlayan hem ahlaki hem ekonomik bir talep değilmiş gibi.”

-Michael Taussig

“İktidarla uzlaşmayı, geleneksel siyasete uymayı, kurallara göre oynamayı en baştan reddeden Occupy yeni bir siyasi angajman, yeni bir siyaset biçimi yarattı. Geleneksel siyasetin kelime haznesine meydan okuyan, kullandığımız grameri muğlaklaştıran, siyasetin dilini bütün oyunbazlığıyla çarpıtan yeni bir angajman biçimiydi bu.”

-Bernard E. Harcourt

“Belki de ‘boş alan’ yalnızca devrimin değil… gelecek yeni bir demokrasi, yeni bir küresel düzen ihtimalinin de tek gerçek anıtıdır.”

-W. J. T. Mitchell

Marcel Duchamp ve İşin Reddi

Maurizio Lazzarato

Zamanı ve dünyayı yaşamanın bambaşka bir yolu olarak tembel eylem!

“Duchamp kapitalist toplumdaki vazife, rol ve ölçülere teslim olmayarak hem sanatsal hem de ücretli işi inatla reddetmiş, üstelik sanatın ve sanatçının tanımlarına meydan okumakla da yetinmemiştir.” Onun radikal eylemsizliği kapitalist toplumun üç sacayağına birden meydan okumasından ileri gelir: Mübadele, mülkiyet ve emek.

Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yerleşik iktidar ilişkilerini askıya almanın, politik kırılmayı mümkün kılan koşulları yaratmanın ve yeni bir öznelliğin inşasının başlangıç noktası olarak tanımladığı “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını, hem sosyoekonomik bir eleştiri hem de felsefi bir kategori olarak ele aldığı kitabında, henüz çözülememiş bir ihtilafa işaret ederek Duchamp üzerinden yeni bir kapı aralıyor: “Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?”

“İşin reddi” ve “tembel eylem” bir olanağa işaret eder ve “Olanak bir zerreciktir,” der Duchamp. Artık aynı şekilde görüp aynı şekilde duymadığımız bu olanağa erişmekse başka bir yaşam biçimine bağlıdır, “zerreciğin tembel sakinleri” gibi.

Marx Okumak

Slavoj Žižek , Frank Ruda ve Agon Hamza

Bu kitapta sunulan felsefi okuma, Marx ile Platon, Descartes ve Hegel arasında üretken olabilecek kısa devreler sunmak üzere şekilleniyor: Kapitalist mağarada Platoncu Marx, öznellik düşmanlarına öznelliği savunan Kartezyen Marx, emek temelinde özilişkisel bir olumsuzluk gören Hegelci Marx bir araya geliyor.

Günümüzün önemli Marksist düşünürlerinden Žižek, Ruda ve Hamza, cesur bir felsefi hamleyle Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar. Sonuçta, parçacık fiziğinden güncel siyasi eğilimlere uzanan bir turla kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren muhayyel, yaratıcı ve deneysel bir okuma çıkıyor karşımıza.

“Çok yerinde bir zamanlamayla kaleme alınmış bu eserde yazarlar, alışılagelmiş şekilde Hegel eleştirisi üzerinden Marx’ı anlama yaklaşımını tersine çeviriyor, işe Marx’tan başlayıp sonra Hegel’e dönüyorlar. Önümüze yepyeni bir entelektüel ufuk açıyorlar.”

Kojin Karatani

“Marx Okumak bizi günümüzde Marx’ın kazandığı yeni önemi anlamaya çağırdığı kadar, felsefe ile Marx’ı buluşturmanın gücünü de ortaya koyuyor. Her sayfası felsefi bir Marksizmi nasıl tasavvur edilebileceğini ortaya koyan ilham verici fikirlerle dolu.”

Todd McGowan, Vermont Üniversitesi

Mümkün Ütopya: Yaşanabilir Bir Toplum İçin Stratejiler

Michael Albert

“Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Yine de zaferin kaçınılmaz olduğunu söyleyemeyiz. Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli. Anlık zaferlerin ötesinde yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanım yörüngelerine ihtiyacımız var.”

“Yeni bir toplum yaratma yolunda aktivist bir ‘toplumsal değişim ekibi’ işe nereden başlayacağını, nihai hedefini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Bu kitabın konusu işte tam olarak budur.”

Mümkün Ütopya yaşanılabilir bir toplum için yeni seçenekler, davranışlar ve sonuçlar doğuracak yeni uygulamalar üzerine bir çalışma. Michael Albert mevcut gerçekliğe dair kıyamet senaryolarının kurgulandığı günümüzde sabırlı, ağırbaşlı ve cüretkâr olmanın altını çizerek “İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen hareketleri” nasıl yaratabileceğimize kılavuzluk edecek bir teori ortaya koyuyor. Bunu yaparken bizi bir arada tutan hükümet, ekonomi, akrabalık ve kültürün birbirleriyle, değişimle ve tarihle ilişkisini anlamaya ve bildiğimiz toplumsal hiyerarşileri yaratmadan işlevlerini nasıl yerine getirebileceklerini görmeye yardımcı oluyor.

Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?

Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?

Kendimizi nasıl örgütleriz?

Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?

İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Mevcut kurumların kalıcılığını önden kabullenerek yalnızca kötü yanlarını iyileştirmekle mi yetineceğiz (yani reformist olacağız) yoksa mevcut kurumları ihtiyaç duyulan işlevlerini yeni yollarla karşılayan yeni kurumlarla mı değiştireceğiz (yani devrimci olacağız)?”

“Mümkün Ütopya adil bir dünya yaratabilecek dinamik bir hareket isteyen aktivistlerin yüzleştiği birçok soruyu yanıtlıyor.”

Bill Fletcher, Jr.

Rota

Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?

Bruno Latour

“Yaşayabileceğimiz bir toprağı nasıl bulacağız? […] Nereye gideceğimizi de, nasıl yaşayacağımızı da, kimlerle birlikte yaşayacağımızı da bilmiyoruz. Bir yer bulmak için ne yapmalıyız? Yönümüzü nasıl bulacağız?”

Toprak mefhumunun yapısı değişiyor, tüm aidiyetler dönüşüm sürecinde, herkes evrensel anlamda paylaşılabilir bir dünyanın, içinde yaşanabilir bir toprağın eksikliğiyle karşı karşıya ve yerküre direnmeye başladı; tarihte ilk defa insan toplumları, yer sisteminin insan eylemine verdiği tepkileri kavramak zorunda… Bruno Latour, Rota’da çizdiği bu manzaranın “belli bir tarihsel eğrinin sonu”na işaret ettiğini iddia ediyor ve bunu toplumsal sınıf mücadelesinin, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşümü olarak yorumluyor.

Latour dünyanın karşılaştığı üç büyük sorunu bu dönüşüm temelinde değerlendirerek göç krizinin, iklim durumunun inkârının ve inanılmaz boyutlara ulaşan eşitsizliğin aslında tek bir olay olduğunu iddia ediyor. Artık Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine “Modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki hareketi” gözetmemiz gerektiğini söylüyor: bir yandan toprağa bağlanmak, öte yandan dünyasallaşmak.

Devamını Göster
₺1,000.00
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Mythbusters Yürümenin Daha İyi Olduğunu Göstermedi mi?

Hayır! Bunun iki nedeni var:

Neden-1: 2003 Yılındaki İlk Deney Hatalıydı!

İlk olarak, Mythbusters'ın 23 Eylül 2003 günü yayınlanan 1. bölümünde yapılan denemede, gerçekten de yağmur altında yürüdüklerinde kıyafetlerinde koşmaya nazaran daha az su toplandı. Bu bölümü aşağıdan izleyebilirsiniz:

Buradan yola çıkarak ekip, "yağmurda yürümenin, koşmaya nazaran daha az ıslanmaya neden olduğunu, dolayısıyla daha az ıslanmak için koşmak gerektiği inancının bir mit olduğunu" bildirdiler.[1] Bu, geçerli bir sonuç değildir.

Yukarıdaki kayıttan da izleyebileceğiniz gibi, ölçülen miktarlara yönelik hesaplarda hata yapılmıştır: Örneğin Adam Savage tarafından yapılan ilk yürüme testinde ıslak kıyafetin 785 gram civarında olduğu tespit edilmiştir (yukarıdaki videoda 02:18 noktasında görülebilir):

Yürüme sonrası ıslak kıyafetin ağırlığı
Yürüme sonrası ıslak kıyafetin ağırlığı
Mythbusters

Bu sahneden hemen sonra Adam Savage, kıyafetin orijinal/kuru ağırlının ne olduğunu sorduğunda, "757 gram" cevabını almıştır (videoda 02:20-02:22 arası görülebilir). Yani yürüme sonucunda kıyafet 28 gram ağırlaşmıştır. Ancak Savage, aklından hızlıca yaptığı hesap sonucunda bunun "18 gram civarında olduğunu" söylemiştir (02:24'te görülebilir).

Bu hatanın sonradan düzeltilmiş olabileceğini umsak da, kayıtta gösterilen panoda ilginç bir şekilde hiçbir noktada bu fark bilgisine yer verilmemiştir:

Islak kıyafetlerin ağırlık bilgileri (videoda 02:27'de o sütunun "ağırlık" sütunu olduğu görülmektedir). 18.28 ve 17.84 olarak belirtilen sayılar ağırlık farkı değil, deney süresidir. Videoda, ilginç bir şekilde "ağırlaşma miktarı"ndan her bahsedildiğinde, yanıltıcı bir biçimde, bu "zaman sütunu" gösterilmiştir.
Islak kıyafetlerin ağırlık bilgileri (videoda 02:27'de o sütunun "ağırlık" sütunu olduğu görülmektedir). 18.28 ve 17.84 olarak belirtilen sayılar ağırlık farkı değil, deney süresidir. Videoda, ilginç bir şekilde "ağırlaşma miktarı"ndan her bahsedildiğinde, yanıltıcı bir biçimde, bu "zaman sütunu" gösterilmiştir.
Mythbusters

Bu grafikten görülebileceği üzere, yürüyerek yapılan 2. deneme sonucunda yaş kıyafet ağırlığı 793 gram, yani ıslanma miktarı 36 gram olarak ölçülmüştür. Bölümde, bu iki değerden farklı bir değerden söz edilmemektedir.

Sonrasında sıra koşu testine gelmiştir: Bölümde söylenene göre, yağmur altında aynı mesafede koşu sonrasında kıyafetler 799 gram ve 793 gram civarına ulaşmıştır. Dolayısıyla koşu sonrasında sırasıyla 42 gram ve 36 gram ağırlaşma tespit edilmiştir:

Yağmurda koşu sonrası kıyafetlerin eriştiği kütle.
Yağmurda koşu sonrası kıyafetlerin eriştiği kütle.
Mythbusters

Bu bölümde verilen sayılarla basit bir hesaplama yapılacak olursa:

  • Yürüme deneyinin ortalaması 32 gram ağırlaşmadır. Örneklerin standart sapması 4'tür.
  • Koşu deneyinin ortalaması 39 gram ağırlaşmadır. Örneklerin standart sapması 3'tür.
  • Her iki deneyde de sadece 2 örnek toplanmıştır. Bu, zaten başlı başına bir problemdir.
  • Ancak her halükârda bu deneyin p-değeri 0.196 çıkmaktadır.
  • Bu değer, 0.05'ten 3.92 kat büyük olduğu için, deney sonucu istatistiki olarak anlamsızdır.

Bu bakımdan, sadece bu deneyden yola çıkarak Mythbusters'ın iddiayı çürüttüğü söylenemez.

Tüm Reklamları Kapat

Neden-2: Mythbusters'ın Tekrar Deneyi, Hataları Düzeltti!

Yukarıdaki hatalı deneyi fark eden ekip, 12 Ekim 2005 günü yayınlanan 38. bölümde deneyi yeniden ele aldı. Yapılan deney sonucunda, kullanılan yapay yağmurun sonuçları saptırdığı anlaşıldı ve gerçekten de yağmur altında koşmanın daha avantajlı olduğu gösterildi.[2]

Ve unutmayın: Burada hesaplanmaya çalışılan şey, nihayetinde kısa süre içinde bir sığınağa erişebileceğiniz durumdur. Yoksa yürüme ve koşma sonucunda yağmurdan kaçamayacaksanız, yapabileceğiniz en iyi şey olduğunuz yerde durmak olurdu. Ama bunun da pek bir fayda sağlamayacağı açıktır.

Koşarken Sıçrayan Su Ne Olacak?

Yukarıdaki Mythbusters deneyinin de gösterdiği üzere, sıçrayan suyun etkisi önemsenmeyecek kadar az olacaktır (yağan yağmurun yanında, yerden sıçrayan suyun miktarı hafiftir). Öte yandan, elbette bu çalışmalarda su birikintilerine zıplamadığınız, yani ıslanmaktan özenle kaçındığınız bir senaryo ele alınmaktadır. Yürüyen/koşan kişinin ıslanma merakına bağlı olarak işler değişebilir.

Arabayla Giderken Hızlanınca Neden Daha Çok Damla Düşüyor?

Düşmüyor. İster arabayla gidin, ister uzay aracı ile, ister yürüyerek (kesit alanlarının aynı büyüklükte olduğu varsayılmaktadır)... Düşen yağmur damlalarının eşit olması, yukarıda da izah ettiğimiz üzere matematiksel ve geometrik bir zorunluluktur; fiziksel bir konu değildir ve hızdan bağımsızdır.

Tüm Reklamları Kapat

Arabada sanki daha fazla yağmur düşüyormuş gibi bir durum deneyimlemenizin nedeni, düşen yağmur damlalarının sayısının artması değil, damlalara hızınız dolayısıyla daha sert çarpmanız sonucunda her bir damlanın araba camında daha fazla saçılması ve ses çıkarmasıdır. Eğer camınızda bir yağmur damlası sayacı olsaydı, yine eşit sayıda damla düştüğünü görecektiniz. Aynı şey, motorsiklet için de geçerlidir.

Motorla Giderken Sırtımız Neden Çok Az Islanıyor?

Herkes bunu deneyimlememiş olabilir; çünkü bu, giydiğiniz kıyafete ve kullandığınız motorsiklete göre değişim gösterecektir. Ama bazı motorsiklet sürücülerinin sırtlarının daha az ıslandığını deneyimlemesinin ana nedeni, aerodinamiktir.

Bir motorsikletle hız yaptığınızda, içinde hareket ettiğiniz hava aracınızın ve vücudunuzun etrafından dolaşarak göreli olarak geriye doğru ilerler. Bu nedenle üzerinize düşen yağmur damlaları da henüz sizi ıslatmaya fırsat bulamadan bu göreli rüzgarın etkisiyle vücudunuzu terk edebilir. Halbuki göğsünüze düşen yağmur damlaları, rüzgarın daha da bastırması sonucunda kıyafetlerinize daha fazla işler ve ön tarafınızın daha fazla ıslandığını deneyimlersiniz.

Bu olay, yağmur damlalarının sayısından bağımsızdır; daha ziyade, havanın hareketiyle ilgili bir durumdur.

Tüm Reklamları Kapat

Sonuç

Eğer amacınız, sağanak yağmur altında bir an önce bir sığınağa ulaşmaksa, bunu olabildiğince hızlı yaptığınızda (yani koştuğunuzda), yavaş yaptığınızda olana nazaran (yani yürümeye nazaran) daha az ıslanırsınız. Bunun sebebi size birim mesafede çarpan yağmur damlası sayısının değişmesi değil, yukarıdan ve yandan gelen yağmuru kesecek sığınağa bir o kadar çabuk ulaşıyor olmanızdandır.

Anlayacağınız, bu konuda içgüdülerinize güvenin: Yağmurdan elinizden geldiğince çabuk uzaklaşın.

Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
%10 Daha Fazla UP Kazanımı
Özel İçeriklere Erişim
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Özel Profil Görünümü
+1 İçerik Boostlama Hakkı
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 14
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 8
  • Bilim Budur! 7
  • İnanılmaz 5
  • Muhteşem! 2
  • Güldürdü 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • Korkutucu! 1
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 03/04/2025 13:40:46 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5453

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
Ç. M. Bakırcı, et al. Yağmurda Daha Az Islanmak İçin Yürümek mi Gerekir, Koşmak mı?. (24 Nisan 2018). Alındığı Tarih: 3 Nisan 2025. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/5453
Bakırcı, Ç. M., Özdil, A. Ş. (2018, April 24). Yağmurda Daha Az Islanmak İçin Yürümek mi Gerekir, Koşmak mı?. Evrim Ağacı. Retrieved April 03, 2025. from https://evrimagaci.org/s/5453
Ç. M. Bakırcı, et al. “Yağmurda Daha Az Islanmak İçin Yürümek mi Gerekir, Koşmak mı?.” Edited by Ayşegül Şenyiğit Özdil. Evrim Ağacı, 24 Apr. 2018, https://evrimagaci.org/s/5453.
Bakırcı, Çağrı Mert. Özdil, Ayşegül Şenyiğit. “Yağmurda Daha Az Islanmak İçin Yürümek mi Gerekir, Koşmak mı?.” Edited by Ayşegül Şenyiğit Özdil. Evrim Ağacı, April 24, 2018. https://evrimagaci.org/s/5453.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close