Uzayda Kıyafetsiz Olarak Ne Kadar Dayanabilirsiniz?
Hayır, Uzayda Çıplak Kalsanız Hemen Donup Taş Kesilmez veya Patlayarak Ölmezsiniz! Ama Kısa Bir Süreliğine Çok Acı Çekeceğiniz Doğru...

- Özgün
- Fizik
- Malzeme Mühendisliği
İnsanların, uzay kıyafetleri olmaksızın Dünya yörüngesindeki istasyonların bulunduğu uzay içerisinde 2 dakikaya kadar hayatta kalabilecekleri düşünülmektedir. Elbette bu, koruyucu kıyafetler olmadan uzayda 2 dakika güllük gülistanlık yaşayabilirsiniz demek değil. Sadece ölümünüz 2 dakikayı bulur demektir.
Ama daha önemlisi bu, popüler kültürde genelde bahsedilen "Astronot kıyafetlerinizi çıkaracak olursanız anında donmaya başlarsınız ve şişip, patlayarak ölürsünüz." iddiasının genel bir yanılgı olduğunu göstermektedir. Yani iddianın aksine, astronot kıyafetiniz olmadan uzayda durmaya çalışırsanız patlamazsınız, sağınız solunuz abartılı biçimde şişmez, anında donuvermezsiniz; ancak mutlu mesut da yaşayamazsınız.
Kıyafetsiz olarak uzayda gezinmenin (evet, biz hep yaparız!) iki büyük sorunu vardır: sıcaklık ve basınç. Bunun haricinde acil düzeyde önemli olan pek bir sorun yoktur; örneğin uzay boşluğundaki radyoaktif ışınım genlerinizi parçalayarak sizi hemen kanser yapmayacaktır.
Uzayda Çıplak Gezmenin Sorunları
1. Sıcaklık
Yaygın kanının aksine, uzayın her yeri mutlak sıfıra yakın bir sıcaklık olarak -270 derece civarında değildir. Bu denli düşük sıcaklıklara, yalnızca yıldızlararası boşlukta ulaşılır. Uzaydaki sıcaklık, Güneş'e yakınlığınıza göre değişir.
Dünya'nın yörüngesindeki sıcaklıklar -100 dereceden (gölgede), +120 dereceye (Güneş ışığı altında) kadar değişebilmektedir. Hatta Dünya'ya yakınlığınız bile bu durumu etkileyebilir: Örneğin Dünya'nın en dış atmosfer katmanlarında Güneş altında 10 dereceye (283 K) varan sıcaklıklar bulmak mümkündür; ancak atmosferin en dış katmanlarını da aşıp artık atomların pek bulunmadığı kısımlara ulaştığınızda sıcaklık birden Güneş altında 120 dereceye (393 K), gölgede -100 dereceye (173 K) düşer. Zaten bu yüzden uzay araçları koruyucu katmanlarla bu aşırı sıcaklık değişimlerine karşı korunmaya çalışılır. Ayrıca astronot kıyafetleri bu aşırı sıcaklara (ve sıcaklık değişimlerine) karşı dayanıklıdır.
Eğer kıyafetinizi çıkardığınız sırada gezegenin yanlış tarafındaysanız ve doğrudan Güneş'e bakıyorsanız, sanılanın aksine donmak yerine, deriniz haşlanmaya başlar ve vücudunuzda ciddi yanıklar oluşur. Yaklaşık 15-40 saniye sonra, muhtemelen panik ve oksijen yokluğundan ötürü bayılırsınız. Vücudunuzdaki yaralar birikmeyi sürdürür ve yaklaşık 2 dakika içerisinde ölürsünüz.
Burada ufak bir bilgi vermekte fayda var: Uzayda çok az sayıda atom olduğu için, ısı transferi kondüksiyon (dokunma) veya konveksiyon (akışkanlar) yoluyla değil, sadece radyasyon (ışıma) yoluyla aktarılmaktadır. Bu üç yöntem arasındaki en yavaş olanı radyasyon yoluyla ısı transferidir. Bu nedenle Güneş'e bakan tarafınız yanacak olsa da, bu hemen olmaz, dakikalar ile saatler arasında süren bir zaman alır ve tıpkı Güneş altında uzun süre kaldığınızda olduğu gibi, kademeli bir şekilde olur.
Eğer Güneş görmeyen, soğuk taraftaysanız da, ölümümüz aşırı hızlı olmayacak ve 1.5-2 dakika arası sürebilecektir. Bu sefer aşırı soğuktan ötürü vücut sıvılarınız donmaya başlayacaktır. Ancak bu hemen olmaz, çünkü sıcakkanlı bir hayvan türü olarak vücudunuz yaklaşık 12-26 saat boyunca bu aşırı soğukla mücadele edebilir. Sonrasında yenilecektir ve vücudunuz yavaş yavaş donacaktır. Tabii bu sırada, az sonra bahsedeceğimiz basınç sorunlarından ötürü bilincinizi yitirirsiniz ve yine yaklaşık 2 dakika içerisinde ölürsünüz.
Görebileceğiniz gibi sıcaklık, doğrudan haşlama veya donma gibi bir etkiye sahip olamaz; daha ziyade havasızlık çok daha büyük bir problemdir. Ama uzayda çıplak dolanırsanız, havasızlıktan bile büyük bir sorunla yüzleşebilirsiniz: basınç.
2. Basınç
Uzay "katı vakum" adı verilen bir vakum halindedir ve basınç son derece düşüktür. Bu sebeple iç basıncınız ile dış basınç arasındaki dengenin ortadan kalkması, vücudunuzda önemli değişimlere neden olur. Bu değişimlerin ne olacağı, uzayda nerede olduğunuza bağlı olarak değişecektir.
Kaynama ve Buharlaşma: Güneş'in Civarı vs. Yıldızlararası Boşluk
Bunlardan birincisi ve en önemlisi, sanılanın aksine akciğerlerinizin "patlaması" değil, vücut sıvılarınızın (kan, lenf sıvısı, tükürük, idrar, üreme sıvıları gibi) anında kaynamaya başlamasıdır. Bunun nedeni, çok düşük basınç altındaki sıvıların kaynama sıcaklıklarının da inanılmaz düşük olmasıdır. Hele ki yıldızlararası boşlukta değil de, Güneş'i görebildiğiniz, bir yıldıza görece yakın bir yerdeyseniz (gezegenlerarası boşluktaysanız), uzayın sıcaklığı da 3 Kelvin kadar düşük olmayacağı için, ufacık sıcaklıklar bile gözleriniz ve diliniz üzerindeki suyun kaynamasına neden olabilir. Bu da sizi haşlar ve çok ciddi yaralara neden olur.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Deri Şişmesi
Basıncın düşük olmasından ötürü derinizin altındaki hava kabarcıkları şişmeye başlar; ancak bu şişme, sizi "patlayacak" noktaya getiremez: Deriniz, vücut bütünlüğünüzü bu şartlar altında bile koruyabilecek kadar esnektir. Eğer çok kısa bir süre içerisinde tekrar basınçlı tedavi uygulanırsa, neredeyse tamamen sorunsuz bir biçimde eski hale dönülebilir.
Örneğin 1965 senesinde NASA'nın yaptığı astronot eğitimleri sırasında oluşan bir hatadan dolayı bir astronot, bu tip bir vakum ile 15 saniye boyunca baş etmek zorunda kalmıştır. Gerçek-benzeri bir simülasyon sırasında kıyafetinde hasar oluşmuştur ve hem aşırı sıcağa hem de vakum basıncına maruz kalmıştır. 14. saniyede bilincini yitirirken hatırladığı son şey, ağzındaki tükürüğün buharlaştığını hissetmek olmuştur. Neyse ki astronot sağ olarak kurtarılmış ve tedavi edilmiştir.
Ancak yeterince şanssızsanız, vücudunuzdaki gazların bu aktif hareketi, damarlarınızda gaz birikmesi sonucu embolizme (damar tıkanıklığı) neden olabilir. Bu da acı verici bir ölümü beraberinde getirebilir.
Akciğer "Patlaması"
Vakumlu ortamda akla gelen ilk şey akciğer şişmesi ve patlaması olsa da, uzmanlar bu olasılığın çok düşük olduğunu belirtmektedirler. Vakum halinde akciğerler gerekenden fazla şişecektir, bu doğru. Ancak "akciğer patlaması" durumu aşırı düşük bir olasılık olarak görülmektedir.
Eğer ki uzay boşluğunda nefesinizi içinizde tutmaya çalışırsanız, o durumda bir "patlama" söz konusu olabilir; çünkü vakumlu ortamda dışarı kaçmak isteyen havaya engel olmuş olursunuz, bu da gazın içinizde genişlemesine neden olur. Bunun sonucunda belki "patlamazsınız" ama, akciğerlerinizdeki hava alveollerinizi yırtarak bedeninizi terk edebileceği deliklere yönelir.
Bu nedenle belki de en mantıklısı, uzay boşluğunda korumasız kaldığınızda ciğerlerinizdeki hafifçe havayı dışarı vermek ve nefesinizi, akciğerlerinizde olabildiğince az hava olacak şekilde tutmaya çalışmaktır. Bu durumda, 1-2 dakika içerisinde havasızlıktan zaten öleceksiniz; ancak o süre zarfında kurtulma durumunuz olabilir.
3. Uzaydaki Diğer Etmenler
Tabii ki uzayda astronot kıyafetiniz olmadan gezinmeye çalışmanın bazı diğer sorunları da vardır. Bu etmenlerin bazıları (örneğin oksijen yetmezliği) son derece kritik ama bir o kadar da bariz sorunlardır. Diğerleri ise (örneğin mikrometeoroidler), olasılıklar dâhilinde bulunan ama çıplak uzay yolculuğunuzu anlamlı bir şekilde etkilemesini beklemediğimiz etmenlerdir. Yine de konu bütünlüğü açısından bunları da inceleyelim.
Oksijen Yetmezliği
Bu noktaya kadar fark etmiş olabileceğiniz gibi, uzay boşluğunda soluyabileceğiniz oksijen yoktur. Bu sebeple nefes alamazsınız - ve yine fark etmiş olabileceğiniz gibi, hayatta kalmak için sürekli oksijen kaynağına ihtiyacımız vardır.
Dünya'da yaklaşık 1 atmosfer basınç altındayken oksijen, kan dolaşımımızın basıncının atmosferik basınçtan düşük olması nedeniyle kanımızın içine doğru hareket eder. Ancak akciğerlerimiz bir vakuma maruz kaldığında, dış basınç daha düşük olacağı için oksijen, kan dolaşımından dışarı doğru hareket eder. Bu, hipoksi veya oksijen yoksunluğu adı verilen bir duruma yol açar. Yukarıda birkaç kez vurguladığımız gibi, 15 saniye içinde beyne oksijensiz kan gitmeye başlar ve bunun sonucunda bilinç kaybı oluşur. Hayvan deneylerinden ve astronot eğitimi sırasında yaşanan kazalardan elde edilen veriler, bir bireyin bilinçsizken bir boşlukta en azından 1 dakika kadar hayatta kalabileceğini, ancak bundan çok da uzun yaşamaya devam edemeyeceğini göstermektedir.
Kozmik Radyasyon
Bir diğer sorun da kozmik radyasyon olacaktır. Atmosfer veya uzay kıyafeti gibi koruyucu etmenler olmadan uzaydan gelen radyasyona maruz kalmak, ciddi hızlarda mutasyonlara neden olabilir ve birçok hastalığı tetikleyebilir.
Mikrometeoritler
Bir diğer minik tehdit de, uzay boşluğunda bulunan veya yörüngede dolaşan atık maddeler ve gök cismi parçalarıdır. Bunlar da, çok yüksek hızlarda vücudunuza çarpabilir ve ölümünüze neden olabilir.

Fakat uzay boşluğu inanılmaz geniş bir hacme sahip olduğu için, uzay boşluğunda bilinçli kalabileceğiniz birkaç saniye içinde bir de bir mikrometeorite denk gelme ihtimaliniz yok denecek kadar azdır.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 26
- 13
- 12
- 7
- 7
- 5
- 1
- 1
- 1
- 0
- 0
- 0
- M. Springel. The Human Body In Space: Distinguishing Fact From Fiction. (31 Temmuz 2013). Alındığı Tarih: 8 Aralık 2020. Alındığı Yer: Science in the News | Arşiv Bağlantısı
- T. R. Czarnik. Ebullism At 1 Million Feet. (1 Ocak 1895). Alındığı Tarih: 8 Aralık 2020. Alındığı Yer: Geoffrey Landis | Arşiv Bağlantısı
- D. J. Shayler. (2000). Disasters And Accidents In Manned Spaceflight. ISBN: 9781852332259. Yayınevi: Springer.
- L. W. Townsend. (2005). Implications Of The Space Radiation Environment For Human Exploration In Deep Space. Radiation Protection Dosimetry, sf: 44-50. doi: 10.1093/rpd/nci141. | Arşiv Bağlantısı
- D. A. R. Ludacer. How Long Could A Human Live In Outer Space Without A Spacesuit?. (13 Mayıs 2021). Alındığı Tarih: 18 Ocak 2022. Alındığı Yer: Business Insider | Arşiv Bağlantısı
- R. Pomeroy. How Would You Die In Outer Space?. (1 Ağustos 2012). Alındığı Tarih: 18 Ocak 2022. Alındığı Yer: Real Clear Science | Arşiv Bağlantısı
- jkej, et al. How Fast Would Body Temperature Go Down In Space?. (9 Haziran 2013). Alındığı Tarih: 24 Ocak 2022. Alındığı Yer: Physics Stack Exchange | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/02/2025 14:36:48 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1538
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.