Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Uzak Galaksiler Işık Hızından Hızlı Hareket Edebilir mi?

Uzak Galaksiler Işık Hızından Hızlı Hareket Edebilir mi? Hubble Telescope
11 dakika
6,842
Tüm Reklamları Kapat

Eğer uzak Evren'i incelerseniz; milyonlarca, milyarlarca, hatta on milyarlarca ışık yılı uzakta galaksilere rastlayacaksınız. Ortalama olarak, galaksinin size olan uzaklığı arttıkça sizden uzaklaşma hızı da artacaktır. Galaksinin içerisinde mevcut olan yıldızların renklerine veya galaksinin kendisine özgü olan emilim (absorbsiyon) ve yayılım (emisyon) çizgilerine bakıldığında, yıldızlarının renklerinin sistematik olarak kırmızıya kaydığı görülür.

Sonuç olarak, bizden çok uzakta olan galaksilerden gelen ışıkları o kadar şiddetli şekilde kırmızıya kaymış olarak göreceğiz ki galaksinin uzaklaşma hızı; ışık hızına gittikçe yaklaşacak, ışık hızına ulaşacak ve hatta belli bir mesafeye ulaştıktan sonra, ışık hızını aşacak. Gözlemlerimiz, sizi Görelilik Teorisi, fizik ve Evren hakkında bildiğimiz her şeyi sorgulamaya itebilir; ancak gördüğünüz şey gerçek - bu kırmızıya kaymalar ve anlattıkları şey, tamamıyla gerçek: Uzak galaksiler, gerçekten de bizden ışık hızından hızlı uzaklaşıyor![1]

Sabit bir referans çerçevesinde bulunan bir kişiye nazaran, ışık hızına yakın hızlarda hareket eden bir yolcu için zaman, önemli ölçüde farklı geçecektir. Ancak, Evren'de yalnızca aynı "olay"da (veya uzamsal ve zamansal koordinatlar kümesinde) bulunan gözlemciler arasındaki saatleri (zaman) ve cetvelleri (mesafe) karşılaştırabilirsiniz. Herhangi bir uzaklıkla ayrılan gözlemciler, uzay-zamanın düz olmayan, statik olmayan özelliklerini de hesaba katmak zorundadır.
Sabit bir referans çerçevesinde bulunan bir kişiye nazaran, ışık hızına yakın hızlarda hareket eden bir yolcu için zaman, önemli ölçüde farklı geçecektir. Ancak, Evren'de yalnızca aynı "olay"da (veya uzamsal ve zamansal koordinatlar kümesinde) bulunan gözlemciler arasındaki saatleri (zaman) ve cetvelleri (mesafe) karşılaştırabilirsiniz. Herhangi bir uzaklıkla ayrılan gözlemciler, uzay-zamanın düz olmayan, statik olmayan özelliklerini de hesaba katmak zorundadır.
Twin Paradox

Işık Hızı Sınırını Doğru Anlamak...

Görelilik fikri pek çok insanın anladığını düşündüğü bir şey, ancak dikkatli olmak önemli; çünkü Einstein'in teorisini yanlış anlamak çok kolaydır. Evet, Evren'de nesneler için nihai bir hız olduğu doğru: "Işık hızı" denen bu hız, boşlukta 299.792.458 m/s. Sadece kütlesi olmayan tanecikler bu hızda hareket edebilir; gerçek bir kütlesi olan her şey bu hızdan daha küçük hızlarda hareket etmek zorundadır.[1]

Tüm Reklamları Kapat

Ancak, "ışık hızıyla sınırlandırılmış olmak" hakkında konuştuğumuz zaman, hepimizin fark edemediği bir varsayım yapıyoruz: Uzay-zamanda bir başka nesneyle aynı olay içinde olup da hareket eden bir nesneden bahsediyoruz: Bu, onların aynı anda, uzayda aynı konumda oldukları anlamına geliyor. Eğer birbirinden farklı uzay-zaman koordinatlarına sahip iki nesnemiz varsa, kesinlikle göz ardı edemeyeceğimiz bir diğer faktör daha var.

Güneş Sistemi'mizdeki gezegenlerin ve Güneş'in uzayı bükmesi, bir uzay aracının veya başka bir gözlemevinin yapacağı herhangi bir gözlem için dikkate alınmalıdır. Uzay araştırmalarından GPS uydularına ve Güneş'in yakınından geçen bir ışık sinyaline kadar pek çok uygulamada, Genel Görelilik Teorisi'nin etkileri (hatta incelikli olan etkileri bile) göz ardı edilemez.
Güneş Sistemi'mizdeki gezegenlerin ve Güneş'in uzayı bükmesi, bir uzay aracının veya başka bir gözlemevinin yapacağı herhangi bir gözlem için dikkate alınmalıdır. Uzay araştırmalarından GPS uydularına ve Güneş'in yakınından geçen bir ışık sinyaline kadar pek çok uygulamada, Genel Görelilik Teorisi'nin etkileri (hatta incelikli olan etkileri bile) göz ardı edilemez.
NASA

Evren, Statik Değildir!

Anlık olarak bulunduğunuz uzay-zaman konumuna bağlı olarak gerçekleşen özel göreli harekete ek olarak, yalnızca Genel Görelilik açısından düşündüğünüzde ortaya çıkan bir etki: uzay-zamanın bükülmesi ve evrimi.

Özel Görelilik; bükülmemiş, statik boşluk ile ilgiliyken, gerçekte Evren içerisinde madde ve enerji bulunur. Madde ve enerjinin varlığı, uzay-zamanda bulunan nesnelerin statik ve stabil olamayacağı ve uzaydaki konumlarının uzay-zaman dokusu değiştikçe değişeceği anlamına gelir.

Bir yıldız veya kara delik gibi büyük bir kütlenin etrafında olduğumuzu varsayalım. Bu durumda uzay-zaman dokusu bükülecek ve bizler, kütleye doğru ivmelendiğimizi hissedeceğiz. Bu durum, uzay dokusuna göre bir hareketin olmadığı anlarda bile görülebilir. Uzay, adeta kendi akışıyla birlikte bütün nesneleri de sürükleyen bir nehir gibi davranır.

Tüm Reklamları Kapat

Bir Schwarzschild kara deliğinin olay ufkunun hem içinde hem de dışında uzay, onu nasıl görselleştirmek istediğinize bağlı olarak ya hareketli bir geçit ya da bir şelale gibi akar. Olay ufkunda ışık hızında koşsanız (ya da yüzseniz) bile sizi merkezdeki tekilliğe sürükleyen uzay-zaman akışının üstesinden gelemezsiniz. Ancak olay ufkunun dışında, diğer kuvvetler (elektromanyetizma gibi) sıklıkla yerçekiminin üstesinden gelebilir ve düşen maddenin bile kaçmasına neden olabilir.
Andrew Hamilton

Kabaca tek tip bir maddeyle dolu bir Evren'de, özellikle büyük ölçekte, uzay-zamanda görülen değişiklikler, bütün Gözlenebilir Evren'de geçerlidir. Özellikle, homojen ve izotropik (bütün yönlerde aynı) bir Evren statik kalamaz, ya genişlemek ya da küçülmek zorundadır.

Alexander Friedmann 1922'de bu teoriyi işaret eden denklemleri bulduğunda fazla ilgi gösterilmemişti. Beş yıl sonra, Georges Lemaitre tamamen bağımsız olarak aynı sonuçları bulduğunda, çalışmalarını Albert Einstein'a gönderdi. Einstein, çalışmayı incelemiş ve bir hata bulamamıştı; fakat araştırmanın sonucunu şöyle diyerek reddetmişti:

Hesaplamalarınız doğru; ama fiziğiniz berbat!

Ancak Friedmann'ın fiziğinin "berbat" olması bir yana dursun; tam tersine, Evren'in sırlarını çözebilecek olan anahtardı!

Yıldızlararası bulutların arasından parlayan ışık yankıları görünen, Değişken Yıldız RS Puppis. Değişken yıldızların birçok çeşidi vardır. Bunlardan biri olan "Cepheid değişkenleri", hem kendi galaksimizde hem de 50-60 milyon ışıkyılı uzaklıktaki galaksilerde görülebilir. Bu, kendi galaksimiz ile Evren'deki çok daha uzak yerler arasındaki mesafeyi tahmin etmemizi sağlar.
NASA

Spektroskopi Sayesinde Galaksi Mesafelerini Hesaplayabiliriz!

Bu olaylarla eş zamanlı olarak, 1910-1920, astronomlar uzak nesneler hakkında iki kilit ölçümü yapabilecekleri teknik kapasiteye erişmişlerdi.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

  1. Spektroskopi tekniği yardımıyla bir nesneden gelen ışığı farklı dalga boylarına göre kıran astronomlar, belirli atomların varlığını kesin olarak saptayabiliyorlardı. Astronomlar, belirli dalga boylarında oluşan absorbsiyon ve emisyon çizgilerinin kayan sistematik değişiminden yola çıkarak uzak bir nesnenin toplam maviye veya kırmızıya kaymasını hesaplayabiliyorlardı.
  2. Astronomlar, uzak bir nesnenin nesne hakkındaki karakteristik özelliklerini taşıyan belirli özelliklerini tanımlayarak o nesnenin uzaklığını anlayabiliyorlardı. Bu karakteristik özelliklere örnek olarak bir yıldızın karakteristik parlaklığı, bir galaksinin gerçek boyutu veya görünür parlaklığı gibi özellikler verilebilir.
İlk olarak 1917'de Vesto Slipher tarafından fark edildiği üzere, gözlemlediğimiz bazı nesneler, belirli atomların, iyonların veya moleküllerin absorpsiyonunun veya emisyonunun spektral imzalarını yansıtır; ancak bu yansıtma, ışık spektrumunun kırmızı veya mavi ucuna doğru sistematik bir kayma ile beraber gelir. Hubble'ın mesafe ölçümleriyle birleştirildiğinde, bu veriler, genişleyen Evren'in ilk ipucunu verdi: Bir galaksi ne kadar uzaktaysa, ışığı o kadar kırmızıya kayar.
İlk olarak 1917'de Vesto Slipher tarafından fark edildiği üzere, gözlemlediğimiz bazı nesneler, belirli atomların, iyonların veya moleküllerin absorpsiyonunun veya emisyonunun spektral imzalarını yansıtır; ancak bu yansıtma, ışık spektrumunun kırmızı veya mavi ucuna doğru sistematik bir kayma ile beraber gelir. Hubble'ın mesafe ölçümleriyle birleştirildiğinde, bu veriler, genişleyen Evren'in ilk ipucunu verdi: Bir galaksi ne kadar uzaktaysa, ışığı o kadar kırmızıya kayar.
Vesto Slipher (1917)

Bir Galaksi Ne Kadar Uzaksa, Bizden O Kadar Hızlı Uzaklaşır!

Bilim insanlarının 1920'li yılların sonuna doğru uygulamaya başladığı bu iki gözlem yöntemini kullanan bilim insanları, bir kural bulmuşlardı: Bu kurala göre, galaksinin uzaklığı arttıkça kızıla kayma oranının daha yüksek olduğu ölçülmüştü.

Özel olarak, ortaya çıkan fazladan kırmızı veya maviye kaymalar daima mesafeden bağımsızdır ve saniyede onlarca ile binlerce kilometre arasında değişen hızlara karşılık gelirler; ancak bundan daha hızlı değildirler. Ancak baktığınız galaksinin iki katı kadar uzaktaki galaksileri incelediğiniz zaman kızıla kayma miktarlarının da yakındakilere göre iki kat daha fazla olduğu görülür. Aradaki mesafenin on kat daha fazla olduğu senaryolarda kızıla kayma da on kat daha fazladır. Bu durum bakmak istediğimiz galaksinin uzaklığıyla orantılı olarak milyarlarca ışık yılı uzaktaki galaksilere kadar devam eder.

Evrenin Hubble genişlemesine ilişkin orijinal 1929 gözlemleri. Bundan sonra, daha ayrıntılı ama aynı zamanda daha belirsiz olan gözlemler yapıldı. Hubble'ın grafiği, öncekilere ve rakiplerine göre üstün verilerle kırmızıya kayma-mesafe ilişkisini açıkça göstermektedir; modern ölçümlerse bundan çok daha ileri gitmektedir.
Evrenin Hubble genişlemesine ilişkin orijinal 1929 gözlemleri. Bundan sonra, daha ayrıntılı ama aynı zamanda daha belirsiz olan gözlemler yapıldı. Hubble'ın grafiği, öncekilere ve rakiplerine göre üstün verilerle kırmızıya kayma-mesafe ilişkisini açıkça göstermektedir; modern ölçümlerse bundan çok daha ileri gitmektedir.
Robert P. Kirshner (Sağdaki grafik) ve Edwin Hubble (Soldaki grafik)

Hubble-Lemaitre Yasası Ne Söyler?

Görüldüğü üzere, ölçülen kızıla kayma ve uzaklık arasındaki ilişki, sıra dışı uzaklıklar için de görülmeye devam eder. Uzaklık-kızıla kayma ilişkisi, yakın dönemde Hubble-Lemaitre Yasası olarak değiştirilene kadar, uzun bir dönem boyunca Hubble Yasası olarak bilindi. Ancak Hubble konuyla ilgili çalışmasını yayınlayana kadar, hem Lemaitre hem de Howard Robertson tarafından birbirlerinden bağımsız olarak keşfedilmişti. Bulunan bu bağlantı, astronomi tarihinde keşfedilmiş en önemli deneysel bağlantılardan birisi oldu.

Bu bağlantı, her nesnenin karakteristik kırmızı veya maviye kayma oranını göz önünde bulundurarak her nesnenin kırmızıya(veya maviye) kaymasına ek iki nokta olduğu şeklinde yorumlandı:

  1. Evren'in genel genişlemesinden kaynaklanan bileşen (yani kırmızıya kayma-mesafe ilişkisi), özellikle büyük mesafelerde kırmızıya kaymanın çoğundan sorumluydu.
  2. Her galaksinin uzay boyunca kendi hareketinden kaynaklanan ve ana eğilim çizgisinde düzensizlikleri açıklayan bileşen, genişleyen uzay dokusuna göre özel göreli hareketten kaynaklanıyordu.
Yakınımızdaki Evrenin aşırı yoğun (kırmızı) ve az yoğun (mavi/siyah) bölgelerinin iki boyutlu bir dilimi. Çizgiler ve oklar, etrafımızdaki galaksiler üzerindeki yerçekimsel itme ve çekmeler olan tuhaf hız akışlarının yönünü göstermektedir. Bununla birlikte, tüm bu hareketler genişleyen uzayın dokusuna gömülüdür, bu nedenle ölçülen/gözlemlenen kırmızıya kayma veya maviye kayma, uzayın genişlemesi ile uzaktaki, gözlemlenen bir nesnenin hareketinin birleşimidir.
Yakınımızdaki Evrenin aşırı yoğun (kırmızı) ve az yoğun (mavi/siyah) bölgelerinin iki boyutlu bir dilimi. Çizgiler ve oklar, etrafımızdaki galaksiler üzerindeki yerçekimsel itme ve çekmeler olan tuhaf hız akışlarının yönünü göstermektedir. Bununla birlikte, tüm bu hareketler genişleyen uzayın dokusuna gömülüdür, bu nedenle ölçülen/gözlemlenen kırmızıya kayma veya maviye kayma, uzayın genişlemesi ile uzaktaki, gözlemlenen bir nesnenin hareketinin birleşimidir.
Cosmography of the Local Universe

Kırmızıya ve Maviye Kaymanın Farklı Versiyonları

Özel göreli hareketleri anlamak kolaydır. Bir dondurma kamyonunun sesinin dalga boyundaki kaymaya benzer şekilde, ışığın dalga boyunda bir kaymaya neden olurlar. Size doğru yaklaşan bir dondurma kamyonunun sesi sıkıştırılmış, daha yüksek perdeden olacaktır. Işık için bu durum maviye kaymaya benzetilebilir. Sizden uzaklaştığı durumda ise dalga tepeleri arasındaki mesafe artacaktır. Bu ise sesin daha düşük perdeden duyulmasına neden olacaktır, tıpkı kırmızıya kayma gibi.[1]

Ancak uzayın genişlemesi özellikle geniş ölçekte düşünüldüğünde çok daha önemli bir rol daha oynar. Uzay dokusunu oyun hamuru ve galaksiler gibi kütlesel olarak yoğun nesneleri üzüm taneleri gibi hayal edecek olursanız, her bir üzüm tanesi yakınındaki diğer üzümlerden tüm yönlerde yavaşça uzaklaşıyor gibi gözükecektir. Üzüm taneleri oyun hamuruna göre hareket etmese de üzüm taneleri arasındaki uzaklık arttıkça birbirlerinden daha hızlı uzaklaşacaklardır. Oyun hamuru tam olarak uzay dokusu gibi genişleyecektir ve gözlemleyebileceğimiz tek şey, genel kızıla kayma olacaktır.

Tüm Reklamları Kapat

Uzay (hamur) genişledikçe göreli mesafelerin arttığı, genişleyen Evren2in "üzümlü ekmek" modeli. İki üzüm birbirinden ne kadar uzaksa, ışığın bize ulaşmasıyla gözlenen kırmızıya kayma o kadar büyük olacaktır. Genişleyen Evren tarafından öngörülen kırmızıya kayma-mesafe ilişkisi, gözlemlerde doğrulanmıştır ve 1920'lerden beri bilinenlerle tutarlıdır.
NASA

Eğer genişleme oranını hesaplayacak olursanız sonucunuzun birim uzaklık başına hız cinsinden ifade edildiğini göreceksiniz. Örneğin, kozmik mesafe merdiveni yardımıyla, 73 km/s/Mpc olan genişleme hızı olan H0H_0 değerini elde ederiz. (Bir Mpc veya "megaparsek", yaklaşık olarak 3,26 milyon ışık yılıdır). Kozmik mikrodalga arka plan ışıması veya büyük ölçekli yapıların özelliklerini kullanmak da az önceki sayıya yakın, ancak biraz daha küçük bir değer bulmamızı sağlar: 67 km/s/Mpc.

İki şekilde de bir galaksinin görünen hızının ışık hızını aştığı kritik bir uzaklık vardır. Bu mesafe 13 ile 15 milyar ışık yılı arasında değişir. Bunun dışında, galaksilerin ışık hızından hızlı olarak uzaklaştığı görülür; ancak bu, gerçekten ışık hızından daha hızlı bir hareket değildir, evrenin genişlemesinden kaynaklanır. Bu genişleme ise daha önce de bahsettiğimiz gibi uzak nesnelerden gelen ışığın kırmızıya kaymasına neden olur. Bu ilişkinin karmaşık detaylarını incelediğimizde "hareket" açıklamasının verilerle eşleşmediği sonucunu kesin olarak çıkarabiliriz.

Kırmızıya kayma/mesafeler (noktalı çizgi) için yalnızca harekete dayalı açıklama ile, genişleyen Evren'deki mesafeler için genel göreliliğin tahminleri (düz çizgi) arasındaki farklar. Açık bir şekilde görüldüğü üzere, sadece Genel Relativite'nin tahminleri gözlemlediklerimizle eşleşir.
Kırmızıya kayma/mesafeler (noktalı çizgi) için yalnızca harekete dayalı açıklama ile, genişleyen Evren'deki mesafeler için genel göreliliğin tahminleri (düz çizgi) arasındaki farklar. Açık bir şekilde görüldüğü üzere, sadece Genel Relativite'nin tahminleri gözlemlediklerimizle eşleşir.
Wikimedia

Galaksilerin Uzaklaşmasının Ana Nedeni

Evren, gerçekten de genişliyor ve bizim uzak gezegen veya galaksilerden ışığı bu kadar ciddi bir şekilde kırmızıya kaymış görmemizin nedeni, galaksilerin uzay içerisindeki hareketinden değil, genişleyen uzay dokusundan kaynaklanıyor. Aslında, galaksiler, uzay içerisinde görece olarak yavaş hızlarda hareket ediyorlar. Bu hızlar ise ışık hızının binde beşi ile yüzde biri arasında değişiyor.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak genişleyen Evren'in inkar edilemez etkilerini görmek için çok da uzağa gitmenize gerek yok, sadece 100 milyon ışık yılı mesafeye bakmanız tamamıyla yeterli olacaktır. Evren, gözümüze ulaşmadan önce bu çok uzak ışığı genişletmeye ve germeye devam ederken, bize görülebilen en uzak gökadalar şimdiden 30 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Bizler, Hubble döneminden James Webb dönemine doğru ilerlerken, daha uzaktaki galaksileri de görebilmeyi umuyoruz. Ancak teknolojimiz ne kadar gelişirse gelişsin Evren'deki galaksilerin çoğu, ulaşabileceğimiz sınırların sonsuza dek ötesinde kalacaktır.

Evrenin gözlemlenebilir (sarı) ve erişilebilir (eflatun) kısımları, uzayın genişlemesi ve Evrenin enerji bileşenleri nedeniyle bu şekilde adlandırılır. Gözlemlenebilir Evren'imizdeki galaksilerin %97'si eflatun dairenin dışında yer alır; Işık ve uzay-zamanın özelliklerinden dolayı, onların geçmişlerini görebilsek de, bugün oldukları versiyonlarını asla bilemeyecek, göremeyecek ve onlara erişemeyeceğiz.
Evrenin gözlemlenebilir (sarı) ve erişilebilir (eflatun) kısımları, uzayın genişlemesi ve Evrenin enerji bileşenleri nedeniyle bu şekilde adlandırılır. Gözlemlenebilir Evren'imizdeki galaksilerin %97'si eflatun dairenin dışında yer alır; Işık ve uzay-zamanın özelliklerinden dolayı, onların geçmişlerini görebilsek de, bugün oldukları versiyonlarını asla bilemeyecek, göremeyecek ve onlara erişemeyeceğiz.
Ethan Siegel

Asla Erişemeyeceğimiz Galaksiler

Evren'deki belli bir uzaklığın ötesindeki bütün galaksiler, bizden ışık hızından daha yüksek hızlarda uzaklaşıyor gibi görünüyor. Bugün ışık hızında bir foton salsaydık, fotonumuz bu mesafenin ötesindeki hiçbir galaksiye ulaşamayacaktı. Bu, o galaksilerdeki olayların bizler tarafından hiçbir zaman görülemeyeceği anlamına geliyor. Ancak galaksilerin kendisi ışık hızında hareket ettiği için değil, daha önce de söylediğimiz gibi, uzay dokusunun kendisi genişlediği için...

Bu yazımızı okuduğunuz 7 dakika içerisinde Evren öylesine genişledi ki 15.000.000 yıldız daha o kritik eşiği geçti ve tamamen ulaşılamaz oldu. Bu gezegenler ancak kırmızıya kaymanın tamamen özel bir göreli açıklamasında ısrar edersek, ışıktan daha hızlı hareket ediyor gibi görünürler. Bu, özel göreliliğin doğrulandığı bir zamanda, pek zekice görünmüyor. Fakat bu, bizleri daha rahatsız edici bir sonuca götürüyor: Işık hızında bile gidebiliyor olsaydık, Gözlemlenebilir evrendeki 2 trilyon galaksinin yalnızca %3'ü şu anda erişebileceğimiz mesafededir.

Eğer Evren'in mümkün olan bütün kısımlarını keşfetmek istiyorsak, gecikmeye tahammülümüz olmamalı. Her geçen bir saniyeyle birlikte, zeki bir canlıyla karşılaşma ihtimalimiz sonsuza kadar kayboluyor.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
59
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 10
  • Tebrikler! 9
  • Korkutucu! 7
  • Bilim Budur! 4
  • Umut Verici! 3
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • İnanılmaz 2
  • Üzücü! 1
  • Güldürdü 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Forbes | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b c Elizabeth Howell. Özel Görelilik Teorisi Nedir? Einstein, Işık Hızının Doğasını Açıklamayı Çalışırken Evreni Nasıl Çözdü?. (26 Kasım 2020). Alındığı Tarih: 30 Mayıs 2022. Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/06/2024 01:35:29 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/11852

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Sosyal Mesafelendirme
İstatistik
Böcek
Kütleçekimi
Hastalık Kontrolü
Koaservat
Albert Einstein
Kimya
Yüksek
Yapay
Genel Halk
Kan
Dalga Boyu
Eşcinsellik
Santigrat Derece
Nörobiyoloji
Fil
Gözlem
İngiltere
Beslenme Bilimi
Bitkiler
Hindistan
Şeker
Nanoteknoloji
Obezite
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
E. Siegel, et al. Uzak Galaksiler Işık Hızından Hızlı Hareket Edebilir mi?. (12 Haziran 2022). Alındığı Tarih: 16 Haziran 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/11852
Siegel, E., Ertuğrul, D., Bakırcı, Ç. M. (2022, June 12). Uzak Galaksiler Işık Hızından Hızlı Hareket Edebilir mi?. Evrim Ağacı. Retrieved June 16, 2024. from https://evrimagaci.org/s/11852
E. Siegel, et al. “Uzak Galaksiler Işık Hızından Hızlı Hareket Edebilir mi?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Deniz Ertuğrul, Evrim Ağacı, 12 Jun. 2022, https://evrimagaci.org/s/11852.
Siegel, Ethan. Ertuğrul, Deniz. Bakırcı, Çağrı Mert. “Uzak Galaksiler Işık Hızından Hızlı Hareket Edebilir mi?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Deniz Ertuğrul. Evrim Ağacı, June 12, 2022. https://evrimagaci.org/s/11852.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close