Üner Tan Sendromu Geri Evrim Örneği Değil; 4 Ayak Üzerinde Yürümenin Sebebi Biyomekanik!
Üner Tan Sendromu Geri Evrim Örneği Değil; 4 Ayak Üzerinde Yürümenin Sebebi Biyomekanik!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Öncelikle, konuyu daha iyi anlayabilmek için şu videoyu izleyiniz.

En ileri düzeyindeyken Üner Tan Sendromu denge ve koordinasyon kaybı, bilişsel yeteneklerin bozulması ve baskın olarak dört ayak üzerinde yürüme ile tanımlanır. Bu keşiften beri bazı bilim insanları bu durumu evrimsel bir açıdan bakarak açıklamaya ve bunun primat atalarımızın özelliklerinin bir ifadesi olarak yorumlamaya çalışmışlardır. Bunu evrimsel ataya, yani daha ilkin duruma dönüş veya "geri evrim" (devolüsyon) olarak yorumlamaya çalışmışlardır. PLOS One dergisinde Temmuz 2014'te yayımlanan bir makale, bu düşünceyi çürütüyor. Bulgularına göre yetişkin halde dört ayak üzerinde yürüme veya bir fiziksel engele bağlı olarak bunun oluşması, evrimsel nedenlerden ziyade biyomekanik prensiplerle açıklanabiliyor.

2005 yılında evrimsel biyolog Üner Tan 19 çocuklarından 5'inde bozulmuş bilişsel yetenekler, disartrik konuşma, serebellar hipoplazi ve alışkanlık haline getirilmiş, el ve ayakları kullanarak 4 ayak üzerinde yürüme davranışları gösteren bir Türk ailesi tespit etti. Tan bunu insanın geri evrimi olarak yorumladı ve şöyle söyledi:

"Bu özellikleri dört ayaklılıktan iki ayaklılığa evrimimiz hakkında önemli bilgiler verebilir."

Düşündüğüne göre bir reseptör genindeki bir mutasyon bazı semptomların nedeniydi. Ancak bu mutasyon, tespit edilen bu durumun sadece bir kısmını açıklayabiliyordu. Geri evrim iddialarını desteklemek için Üner Tan ve ekibi, bu sendroma sahip olan insanlarda "primat benzeri" bir diyagonal dört ayak üzerinde yürüme sekansını takip ettiklerini iddia ettiler. Bu yürüme tarzı, primatları birçok diğer memeliden ayırt etmemize yaramaktadır. Bir dahaki sefer yürüdüğünüzde sol ayağınızı ileri atarken nasıl sağ kolunuzun ileri atıldığına dikkat edin. Daha sonra bir kedinin veya köpeğin yürüyüşüne bakın: bu hayvanlarda sağ ön ayak ve sağ arka ayak bir arada ileri atılır, sonrasında ise soldaki iki uzuv ileri atılır. Buna lateral sekans yürüyüşü deniyor. Aşağıdaki fotoğrafta bir babun ile kedinin yürüyüş kıyaslaması gösterilmektedir:

 

Yeni yapılan araştırma ise Üner Tan Sendromu'na sahip olan insanların insan olmayan primatlardan daha farklı yürüdüklerini gösterdi: hastaların el bilekleri üzerine ağırlıklarlarını verdiğini gösterdiler; parmak eklemleri üzerine değil. Austin Texas Üniversitesi'nden Liza Shapiro tarafından yönetilen bir ekip, bir Türk ailesinin kaydedilmiş 518 farklı yürüyüş denemesini analiz ettiler. Bu analiz için "Dört Ayak Üzerinde Yürüyen Aile" isimli belgeselin verileri ve bazı diğer ailelerin çekimleri kullanıldı.

Üner Tan Sendromu'na sahip olanların neredeyse her zaman lateral sekans yürüyüşü yaptıklarını, çok az sefer diyagonal sekans yürüyüşü yaptıklarını tespit ettiler. Diyagonal sekans çok nadiren kullanılıyordu ve kesinlikle tercih edilen yürüme biçimi değildir.

Dahası, Üner Tan Sendromlu kişilerin yürüyüşleri, sağlıklı olup da deney amaçlı dört ayak üzerinde yürümeleri istenenlerin yürüyüşüne benziyordu. Ancak ilginç bir nokta, sendromlu kişiler bu 4 ayak üzerinde yürüme işini, deneysel olarak bunu yapanlara göre çok daha verimli bir şekilde yapabiliyorlardı. Bu dört ayak üzerinde yürüme, kalıtsal ve nörolojik sebeplerle denge algılarının bozulmasından kaynaklanıyor. Shapiroü, Washington Post'a şöyle yazıyor:

"Bu makaleyi basarak kayıtları düzeltmeye kararlıydım; çünkü dört ayak üzerinde yürümenin doğası ve sebepleriyle ilgili bu hatalı iddialar tekrar tekrar basıldı. Ancak bu iddialar bu yürüyüşlerinin biyomekaniğine yönelik bir analiz yapılmaksızın ileri sürüldü. Üstelik primat yürüyüşü konusunda uzman olmayan kişilerce..."

 

Dört ayak üzerinde yürüyen bir çocuk...

 

Evrim Ağacı Eklemesi: Burada, Üner Tan'ın sözünü ettiği "devolüsyon" sözcüğü için "geri evrim" tanımlaması çok da doğru değildir. Çünkü geri evrim, bir soy hattının kendi evrimsel süreci içerisinde ataasal özelliklerini kademeli olarak geri kazanması demektir. Örneğin, evrimsel soy hattında üst dişlerini yitiren kurbağalardan bazılarının yeniden üst dişlerinin evrimleşmesi bir geri evrim örneğidir. Ancak bu şekilde bir anda, tek bir nesilde ortaya çıkan ve hızlıca bu kadar köklü değişimler yaratan farklılaşmalar "atavizm" olarak değerlendirilir. Atavistik özellikler, genellikle mutasyonlar sonucunda ortaya çıkan ve ataya dair özellikleri 1 nesilde bile ortaya çıkarabilen değişimlerdir. Eğer kalıcı olacak olurlarsa nesiller içerisinde geri evrime sebep olabilirler. Dolayısıyla atavizm ile geri evrim arasında bir zaman ilişkisi vardır; ancak bu ilişki her zaman bulunmak zorunda değildir.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

İnsan Dışı Hayvanlar, İnsanlar Gibi Konuşabilir Mi?

Ömrümüz Boyunca Yaptıklarımız

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim