Türkiye, Astronomide Neden Geride? Ülkemizde Astronomi Neden Gelişmedi?

Ülkemizde Astronomi Neden Dünya Standartlarında Değil?

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Dünya'da 20. ve 21. yüzyılda hızla gelişen teknoloji sayesinde astronomi alanında çokça yeniliğe imza atıldı. 1961 tarihinde Yuri Gagarin uzaya ilk defa çıkan insan oldu. 1964'te Mariner-4, Mars'a inen ilk araç oldu. 1969'da Neil Armstrong Ay'a ilk ayak basan insan oldu. İnsanlığın uzay yolculuğu tarihinde bunlar gibi sayısız başarılı gelişmelerden bahsedilebilir. Peki neden astronomi, uzay denilince bu başarıların içinde Türkiye'nin adını duymuyoruz? Ülkemizde neden astronomi alanında çalışmalar yapılmıyor veya bu konuda yaygın bir kültürümüz yok; hele ki astronomi konusunda birçoğu bu topraklarda ve yakın civarında yetişmiş İslam alimlerinin köklü bir geleneği varken? Şimdi bu sorunların kökenine inelim ve cevapları bulmak için zamanda kısa bir yolculuk yapalım.

Osmanlı Devleti’nde Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar pozitif bilimlerin aksine kelam, fıkıh, hadis gibi alanlarda çalışma yapılır; medreselerde bu alanlara daha çok önem verilirdi. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethine müteakiben diğer alanlarda da gelişmeler baş göstermiştir. Ali Kuşçu’nun Türkistan’dan İstanbul’a davet edilmesi üzerine Osmanlı Devleti’nde matematik, astronomi alanlarında yeni bir kapı açılmıştır. Ali Kuşçu astronomi ve matematik alanlarında döneminin sınırlarını aşan eserler yazmıştır. Kuşçu’nun o dönemlerde elinde imkanlarının olmasına rağmen neden rasathane kurup çalışmalarını daha da derinleştirmemesi bazı nedenlere bağlansa da tam olarak bilinememektedir.

Ali Kuşçu
Ali Kuşçu

İstanbul’un fethiyle beraber Osmanlı’nın batıyla olan ilişkileri artmıştır. O dönemlerde batıda gerçekleşen Rönesans hareketleri sonucu Kopernik Devrimi gibi bilimsel yenilikler ne yazık ki Osmanlı’nın astronomi alanında batıyı örnek almasına neden olmamıştır. Coğrafi keşifler sonucu ortaya çıkan harita, pusula gibi gelişmeler de batının bu alanda hızla ilerlemesine yol açmıştır.

Takiyüddin Mehmet ile Bilim Rüzgarı!

Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nda uzay ve astronomi dendiğinde belki de akla gelen en önemli isim Takiyüddin Mehmet'tir. Takiyüddin Mehmet, tahminen 1525 yılında Şam'da doğdu. Burada aldığı iyi eğitimle kendini mühendislik, astronomi, fizik alanlarında geliştirdi. Osmanlı Devleti içinde yaptığı çalışmalarda İstanbul'un enlem ve boylamını hesapladı. Kosinüs, sinüs gibi trigonometrik açıları tanımladı. Astronomi, cebir, sağlık alanında bolca eser yazdı. Yaptığı bu çalışmalarla döneminde adını çokça duyurdu ve birçok başarı elde etti. Hatta dönemin padişahı tarafından sarayda Müneccim Başılığa kadar atandı.

1575 yılında Osmanlı Devleti'nin ilk rasathanesini Tophane'de kurdu. Takiyüddin Mehmet burada diğer bilim insanlarıyla beraber çalışmalarını sürdürdü. Takiyüddin Mehmet Tycho Brahe ile neredeyse aynı yıllarda rasathanelerini açmıştır. Tycho Brahe’in Avrupa’da açtığı ilk Ortaçağ rasathanesinin Takiyüddin Mehmet’in rasathanesi ile bazı benzer yönleri bulunmaktadır. Bunlardan ilk göze çarpan kullandığı aletlerdir. İkisi de hemen hemen aynı aletleri yapmış, kullanmışlardır. Bunun nedeninin de kullandıkları kaynakların aynı oluşundan olduğu düşünülmektedir. Takiyüddin’in rasathanesi kalabalık bir çalışan grubuna sahiptir. Buna karşılık olarak da çokça yer sıkıntısı çekilmiş, kerpiçten yeni odalar yapılmıştır. Tycho Brahe’in rasathanesi ise geniş bir alana kurulmuştur. Aletler için özel odalar yapılmıştır.

Bilgelik Evi (Dar'ül Hikmah) gösteren bir çizim.
Bilgelik Evi (Dar'ül Hikmah) gösteren bir çizim.
Nikos Niotis

Rasathanenin Yıkımı

O dönemlerde Takiyüddin Mehmet için durumlar pek iyi gitmedi ve çok geçmeden birtakım durumlar yaşandı. Bazı kaynaklara göre Uluğ Bey kendi falına baktığında oğlu Abdüllatif tarafından öldürüleceğini görmüştür. Kısa bir süre sonra da Hacca giderken oğlunun adamları tarafından öldürülmüştür. Bu yaşanan olay halk tarafından falcılığa korkunç bir gözle bakılmasına sebep olmuş ve rasathanenin de bu işlevde kullanıldığını düşündüklerinden rasathanelere karşı bir tavır almalarına sebep olmuştur.

Rasathanenin yıkılmasındaki asıl sebep ise kesin olmamakla beraber şu olaya bağlanır: 1577 yılında Takiyüddin Mehmet Sultan Murad’a rasathanesinde yaptığı kuyruklu yıldız gözlemleri sonucu savaşlarla ilgili bazı kehanetlerde bulunmuştur. 1578 yılında da İstanbul’da veba salgını baş göstermiş, bazı tarihi kaynaklarına göre de İstanbul’da küçük çaplı depremler yaşanmıştır. Bu durumu fırsat bilen bilim karşıtı yobaz gruplar halka bu olayların rasathane yüzünden çıktığını, yaratıcının gökyüzünde olduğunu düşündüklerinden rasathanede yapılan gökyüzü gözlemlerine sinirlenip böyle felaketler gönderdiğini anlattılar. Duyduklarına inanan halk ayaklandı ve rasathanenin çalışmalarının durdurulmasını veyahut yıkılmasını talep etti. Şeyhülislamın fetvası üzerine 3. Murat emir verdi ve rasathane, topa tutularak yıkıldı.

Bu olaydan sonra Osmanlı'da astronomi çalışmaları neredeyse durdu. Kanuni Sultan Süleyman döneminde bazı girişimler olduysa da pek bir ilerleme kaydedilemedi. Sultan Süleyman'ın ölümünden sonra astronomi yerini tamamen dine ve astroloji gibi sahtebilimlere bıraktı. Musakkit adı verilen kişiler namaz saatlerini ve dini günleri hesaplayan zaman tutucular olarak görev aldı. Bu kişiler aynı zamanda padişahların "yıldız falına" bakıyordu.

Batı'da bilime hızla yükselişe geçerken, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yeni bir rasathanenin kurulması yaklaşık 300 yıl sürdü. 1839 Tanzimat fermanının ilanıyla beraber Osmanlı’da gayrimüslimlere birçok hak tanındı. Bunu fırsat bilenler tarih, arkeoloji, astronomi, pozitif bilimler gibi alanlarda çalışmalar yapmak için buraya akın ettiler.

1868 yılında Fransız Hükümetinin tavsiyesi üzerine İstanbul’da Rasathane-i Amire adıyla bir rasathane kuruldu. Yetersiz personel sayısı ve yetersiz maddiyat sıkıntılı süreçler yaşamasına neden olmuştur. Buna rağmen bu rasathane, çeşitli gazetelerde verdiği yazılarla halkı bilinçlendirmiştir. Batılı yöntemlerle çalışan ilk rasathanemiz olarak tarihe geçmiştir. Bugün Kandilli Rasathanesi olarak bilinen bu kuruluş, Rasathane-i Amire’nin devamı niteliğindedir. Kandilli Rasathanesi günümüzde gök bilim alanında güneş bilimi, optik, radyo astronomi konularında çalışmalarını yürütmektedir ve sismografi alanında topladığı verilerle hayatımızın en önemli parçalarından birisi olarak varlığını korumaktadır.

Türkiye'de Modern Astronomi

Tarihimizde astronomi alanında yapılan çalışmalar bu şekildedir. Yukarıda bahsettiğimiz olaylar bugün bizim Batılı medeniyetlere oranla geri kalmışlığımızın sebeplerindendir; ancak elbette başka birçok faktör bu süreci etkilemektedir.

Ülkemizde modern astronominin hız kazanması, 1997 yılında TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nin kurulması ile olmuştur. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi müdürü Prof. Dr. Halil Kırbıyık Hürriyet gazetesinde Astronom Selçuk Topal'a verdiği bir röportajda şöyle anlatıyor:

Tübitak Ulusal Gözlemevi’nde (TUG) kullanılan ilk teleskop 40 cm ayna çaplı Hollanda Utrecht Üniversitesi’ne ait ve zaman paylaşımlı kullanılan bir teleskoptu. İkinci teleskop olarak 150 cm ayna çaplı, Rus-Türk ortak yapımı RTT150 teleskobu kurulmuş ve ilk ışık 2001 yılında alınmıştır. Arkasından, tamamı Türk astronomlara ait 100 cm ayna çaplı T100 teleskobu kurulmuş, ilk ışık 2009 yılında, arkasından yine tamamı Türk astronomlara ait 60 cm ayna çaplı T60 teleskobu kurulmuş, ilk ışık 2010 yılında alınmıştır. T100 teleskobu tamamen otomatik, T60 teleskobu da robotik olarak çalışmaktadır. TUG bünyesinde çalışan astronom, mühendis ve teknik elemanlar bu teleskopların otomatikleşmesini ve robotik hale gelmesini sağlamışlardır. Bunların dışında ABD-Michigan Devlet Üniversitesi ile ortak zaman paylaşım esaslı kullanılan ROTSE III teleskobu da TUG bünyesinde 2005 yılında yapılan bir protokol ile kurulmuş ve kullanılmaya devam etmektedir. Bu teleskop dünya üzerinde sadece dört yere koyulmuş ve gama ve X-ışın patlamalarını tespite yönelik kullanılmaktadır. Böylece TUG bünyesinde 2016 itibariyle 4 teleskop Türk astronomlarına hizmet vermeye devam etmektedir.

Ayrıca 2011-2012 yıllarından beri çalışmaları devam eden ve 15 Kasım 2019 itibariyle inşaatının büyük bir kısmının tamamlandığı açıklanan Doğu Anadolu Gözlemevi'nden ilk ışığın 2021'in sonlarında alınması bekleniyor. Bu gözlemevinde, 4 metrelik bir kızılötesi teleskop da bulunacaktır. Ayrıca Dr. Kırbıyık, 250 santimetrelik bir optik teleskobun da gelecekte TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nde inşa edileceğini söylemektedir.

Astronomi, uzay ile ilgili çalışmalar hem kurulum hem de geliştirme dönemlerinde bolca maddi desteğe ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde Türk astronomisinin olabileceği çok daha iyi konumlara taşınamamasının en önemli nedeni olarak alana yeterli ekonomik desteğin bulunmaması gösterilebilir. İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölüm başkanı Prof. Dr. Tansel Ak, Hürriyet gazetesinde yine Selçuk Topal tarafından yapılan bir diğer röportajda şöyle diyor:

Yetişip geçmek istediğimiz ülkelerle kıyaslandığında gözlem imkanlarımız son derecede kısıtlı, hedeflerimiz karşısında kesinlikle yeterli değildir. Halen yapımı süren 4 m çaplı teleskoba sahip olacak Doğu Anadolu Gözlemevi çok önemli bir atılım olmasına rağmen; bunun da yeterli olmayacağını, özellikle TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nde yer alacak orta-büyük boy bir optik teleskop ve verimli odak düzlemi aletlerine ihtiyaç duyduğumuzu her fırsatta dile getiriyoruz. Yoksa başkalarının yaptığı gözlemleri arşivlerden alıp inceleyerek hedeflediğimiz düzeyde çalışmaları yapamayız. Eğer gelişmek, Dünya’da adımızdan söz ettirmek, bilim insanları yetiştirmek ve yurt dışındaki bilim insanları için çekim merkezi olmak istiyorsak, ülkemizdeki teknik imkanları da arttırmak zorundayız.

Uzay ve astronomi sahalarında yeni olanakların sağlanmaması, bu alanda büyük atılımlar yapabilecek isimlerin ülkemizde destek bulamadığı için yurt dışına gitmesine neden olmaktadır. Ancak eğer Türkiye uzay ve astronomi alanında atılım yapmakta samimi ve girişken olacaksa, bu çok da kötü bir durum olmayabilir. Aynı röportajda, Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölüm başkanı Prof. Dr. Varol Keskin şöyle anlatıyor:

Türkiye’nin Dünya astronomi camiasındaki yeri olanaksızlıklara karşın fena değil. Özellikle yurtdışındaki meslektaşlarla ortak çalışmalar oldukça tatmin edici. Daha fazla olanak olsa uzun vadede çok daha iyi yere gelebiliriz ülke olarak. Bunun bir koşulu da lisans üstü için yurtdışını teşvik etmek. Bu sayede yetişen yeni bilim insanları Dünya'daki bilimsel yaklaşımı görüp öğreniyor ve özümsüyor. Bir de yabancı dil konusunda sorunsuz hale geliyorlar ki bu çok önemli bence. Çünkü camiada hatırı sayılır sayıda doğru dürüst İngilizceyi kullanamayan kişi var. Dolayısı ile bu açığı gençleri yurtdışına göndererek telafi edebiliriz diye düşünüyorum. Ben ayrıca yetişimi astronomların da yurtdışına sıklıkla gitmelerini teşvik ediyorum ama kapasitesi yeterli olmayanların eleştirilerine hedef oluyorum ne yazık ki.

Türkiye Uzay Ajansı'nın kurulması bu anlamda son dönemlerde yaşanmış en umut verici gelişme olsa da çok güçlü bir halkla ilişkiler ve akademik/bilimsel faaliyet sürdürülmezse bu ajansın da gençler üzerindeki etkisi oldukça zayıf olacaktır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 4
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 6
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • S. Topal. Türkiye'de Astronomi I - Akademisyenler Konuşuyor. (2016, Eylül 06). Alındığı Tarih: 10 Şubat 2020. Alındığı Yer: Hürriyet | Arşiv Bağlantısı
  • S. Topal. Türkiye'de Astronomi Ii - Akademisyenler Konuşuyor. (2016, Ekim 04). Alındığı Tarih: 10 Şubat 2020. Alındığı Yer: Hürriyet | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/04/2020 17:57:12 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8261

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Spesiyalistler çağında herkes yalnızca kendi problemlerini görür. O problemin daha büyük resmin neresine oturduğu konusunda bihaber veya hoşgörüsüzdürler.”
Rachel Carson
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder