Su İçmek İnsana Zarar Verebilir Mi?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İnternette aralıklarla popüler olan bir görselde çeşitli kimyasalların ölümcül oldukları dozlar yazıyor ve su için ölümcül doz 8 litre olarak belirtilmiş. Bu durum, insanlar arasında tartışmalara neden oldu ve haklı olarak "Su içmek insana zarar verebilir mi?" sorusunu doğurdu. Kısa bir cevap vererek başlayalım: Evet! Su, kimyasal bir maddedir ve her kimyasal madde gibi ölümcül olabileceği bir doz vardır. Gezegenimiz üzerindeki tüm yaşam suya muhtaç olsa da, belli bir sınırın üzerine çıkıldığında su da herhangi bir kimyasal gibi bir canlıya, dolayısıyla insana zarar verebilir.

Suyun tüm yaşam için gerekli olduğu, düzenli ve vücudun ihtiyacı olan kadar içildiğinde sağlık düzeyini arttırdığı ve içimi sonrasında verdiği ferahlık hissi hemen herkes tarafından bilinir. Örneğin yorucu bir fitness ya da aerobik çalışması sonrasında kana kana içtiğiniz serin bir suyun yerini hiçbir içecek alamaz. İyi ama "su zehirlenmesi" olarak ileri sürülen konu doğru mu? Size zarar verecek kadar su içebilir misiniz?

Halk arasında (ve hatta doktorlar arasında da) sıklıkla tavsiye edilen, günde 8 bardak (yaklaşık 2 litre) su içilmesi yönündedir. Ancak bu sayı oldukça rastgele belirlenmiştir ve herkes için geçerli olan bir "sağlıklı olmak için gereken su miktarı" bulunmamaktadır. Hele ki insanların günde 2 litre su içmesi gerektiğini gösteren tek bir bilimsel araştırma bile bulunmamaktadır. Kaldı ki, "Günde En Az 2 Litre Su İçmemiz Gerekir Mi?" ve "Vücudumuzun Su Alışverişi" başlıklı yazılarımızda gösterdiğimiz gibi, aslında vücudumuzun ihtiyacı olan suyu günlük yiyeceklerimizden çoğu zaman rahatlıkla (ve hatta fazlasıyla) alırız. Tek yapmamız gereken, vücudumuz su istediğinde her zaman yaptığı şeyi, "susamayı" hissettiğimizde bu hissi giderecek kadar su içmektir. Elbette günde düzenli olarak 2 litre su içmek kimseye zarar vermez ve eğer ki fazla katı yiyeceklerle besleniyorsanız, vücudunuzun eksiğini rahatlıkla kapatabilir. Ancak eğer içmeyecek olsanız da, vücudunuz susayarak sorunu size bildirecektir. Tabii vücudunuza inatla ayak direyecek olursanız, su noksanlığı cilt problemlerinden böbrek yetmezliğine kadar sayısız hastalığın önünü açmaktadır. Dolayısıyla garantiye almak için en azından 1 litre civarında ek suyu vücudunuza hor görmemenizi tavsiye ederiz.

Su, şu ana kadar tanımladığımız bütün canlı türlerinde vazgeçilmez bir bileşendir. Hücre ve dokularımıza besin taşımak, vücut sıcaklığını ve dengesini korumak ve hatta vücuttan zararlı maddeleri atmak gibi çok önemli görevlere sahiptir. Yorucu bir egzersizden sonra inatla su içmezseniz, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı gibi semptomlar baş gösterir. Eğer 3 gün civarında su içmeyecek olursanız, basitçe, ölürsünüz. Peki nasıl olur da bu kadar temel bir kimyasal bize zarar verebilir?

Sorunun cevabı hücrelerimizde gizlidir. İçtiğimiz suların içerisinde çok az miktarda "elektrolit" bulunur. Elektrolitler, sodyum veya potasyum gibi yüklü iyonlardır. Hücrelerimize kıyasla suyun içerisinde bu kimyasallardan yok denecek kadar az bulunur. Bu elektrolitler, normalde vücudumuz içerisindeki kaslar ve sinirler gibi hücrelerin düzgün çalışmasını sağlarlar, kan basıncı ve hacminin düzenlenmesinde görev alırlar. Bunlar olmaksızın vücudumuz düzgün işleyemez. Normalde hücreler ile hücrelerin etrafındaki elektrolit oranı sorun yaratmaz, çünkü böbreklerimiz fazladan olan suyu sürekli olarak vücut dışına atarak dengeyi sağlarlar. Ancak ne yazık ki böbreklerimiz kusursuz veya akıllı pompalar değildir. Suyu, sadece belli bir oranda dışarı atabilirler ve bu oranın üzerine pek fazla çıkamazlar. Dolayısıyla, bir anda, çok fazla su içecek olursanız, böbrekleriniz bu suyu dışarı atamaz. Bu da, hücre içi ile dışı arasındaki basınç farkından ötürü suyun hücre içine hücum etmesine (ozmos) neden olur.

Su hücre içerisine hücum ettikçe, hücre içerisindeki elektrolit oranını azaltmaya başlar ve hücrelerin şişmesine neden olur. Normalde bu şişme birçok organ için aşırı sorun teşkil etmez. Eğer ki abartılı sürelere çıkılmazsa, birçok organ bu şişmeyi tolere edebilir. Ne yazık ki beynimiz bir istisnadır. Onu sıkı sıkıya koruyan kafatasımız da bu şişmeden kaynaklı basıncın rahatlamasına izin verecek bir yapıya sahip değildir. Aşırı miktarda su, çok kısa bir süre zarfında içildiğinde, beyin şişerek kafatasına baskı uygulamaya başlar. Bu da, aşırı baş ağrılarıyla, kafa karışıklığıyla, daha ilerleyen müddette nöbetlerle, komayla, nefes yetmezliğiyle ve nihayetinde ölümle sonuçlanır.

Peki endişelenmeli misiniz? Pek sayılmaz. Çünkü su zehirlenmesi aşırı nadir görülen bir olaydır. Yukarıda sözünü ettiğimiz 8 litre sınırı, dinlenme halindeyken, birkaç dakika içerisinde bu kadar fazla su içilecek olursa geçerlidir. Biraz düşünecek olursanız, bunu yapmanın ne kadar zor olduğunu görebilirsiniz. Normalde marketten alıp tükettiğimiz sular yarım litredir. Bunlardan 16 tanesini üst üste ve hiç ara vermeden içebilir misiniz? Pek sanmıyoruz. Kaldı ki kişiden kişiye bu 8 litre sınırı da değişebilmektedir.

Ancak yine de su zehirlenmesi vakalarına rastlanmaktadır. Her 6 maraton koşucusundan 1 tanesinde orta şiddette su zehirlenmesine rastlanmaktadır. Ancak bu da, aşırı su tüketiminden ziyade, zor koşullar altında vücudun aşırı korumacı davranmasındandır. Maraton gibi zorlu koşullarda vücudumuz suyu ekstradan tutmaya çalışır, çünkü tehlikeli bir durum olduğunu zanneder. Bu da, sürekli susayan maraton koşucusunun sadece fazla su tüketmesine değil, aynı zamanda az su boşaltmasına da neden olur. İşte bu sebeple bu tür sporlarda su zehirlenmesine rastlanabilir.

Uzun lafın kısası, susadıkça su içtiğiniz sürece su zehirlenmesinden korkmanıza gerek yoktur. Ancak arkadaşlarınızla iddiaya girip de bu tür bir şey yapmak suretiyle arkadaş çevrenizde su içmekten ötürü ölen ilk kişi olmak istemezsiniz.

Kaynak:

  1. Scientific American
  2. MedicalDaily

Bu Yılanın Zehri Tüm Deliklerinizden Kanayarak Ölmenize Neden Oluyor!

Gelecekte Sokaklarımızı Genetiği Değiştirilmiş Ağaçlar Aydınlatabilir!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim