STEM Alanlarında Kadın-Erkek Eşitsizliği: Kadınlar, Doğuştan Yetenek Gerektirdiğini Düşündükleri Bölümlerden Uzak Durmaya Meyilliler!

Toplumsal Cinsiyet Algısı, Kadınların Profesyonel Gelişimi Önünde Büyük Bir Engel!

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kadınların bilim, matematik, teknoloji gibi alanlarda erkeklerden geri bırakılıyor olmasının sayısız kültürel nedeni var ve bunlardan bazılarına buradaki yazımızda değinmiştik. Ocak 2015'te Science dergisinde yayımlanan bir araştırma ise, çok ilginç bir gerçeği gözler önüne seriyor: kadınlar, başarılı olmak için doğuştan yetenekli olunması gerektiğini düşündükleri bölümleri çok daha az tercih ediyorlar. Bir diğer deyişle, kendilerinin doğuştan yetenekli olduklarını düşünmemeye meyilliler. Bu nedenle, göreceli olarak az miktarda doğuştan yetenek gerektirdiğini düşündükleri eğitim, psikoloji, antropoloji, sosyoloji gibi alanlarda uzmanlaşan kadınların oranı %60'ların üzerindeyken; doğuştan gelen yeteneğe daha bağlı olduğunu düşündükleri felsefe, matematik, müzik teorisi, fizik, mühendislik, astronomi gibi alanlarda kadınların görev alma oranı %20'lere ve altına kadar düşüyor.

Görseldeki beyaz şeritler, belli bir bölümde (veya çalışma sahasında) görev alan veya okuyan bilim insanları veya lisans sonrası öğrencilerinin kendilerini ne kadar
Görseldeki beyaz şeritler, belli bir bölümde (veya çalışma sahasında) görev alan veya okuyan bilim insanları veya lisans sonrası öğrencilerinin kendilerini ne kadar "doğuştan yetenekli", "zeki" veya "dahi" gördüklerini gösteriyor. Daireler içerisindeki kırmızı kesitler ise, o bölümdeki (veya çalışma sahasındaki) kadın oranını gösteriyor.
Vocativ

Verilere bakmanın bir diğer yolu da, farklı bölümlerden olan insanların kendilerini ne kadar "doğuştan dahi" gördükleriyle ilgili... Araştırmacılar, her bir bölümde görev alan veya okuyan kişilere, "Bu bölümde çok çalışmak yeterli değildir; doğuştan bir yeteneğe/dehaya da sahip olmak gerekir." gibi sorular sordular. Öğrenciler ve bilim insanları da, kendi çalışma sahalarını bu bakımdan, "doğuştan gelen yetenek gerektirme miktarına" göre değerlendirdiler (görselde beyaz çubuklarla gösteriliyor). Bu açıdan bakıldığında, ilginç bir sonuç çıkıyor: şaşırtıcı bir şekilde, felsefe bölümünde okuyan öğrenciler ve bu alanda çalışmalar yürüten bilim insanları, kendilerini fizik, biyokimya, evrimsel biyoloji, matematik ve mühendislik gibi alanlarda çalışanlara göre dikkate değer miktarda daha fazla "doğuştan yetenekli/dahi" buluyorlar.

Araştırma, 30 farklı bilim dalından 1800 bilim insanı ve lisans sonrası öğrencisini kapsayacak şekilde yapıldı. Princeton Üniversitesi'nde bilişsel psikoloji profesörü olan Dr. Sarah-Jane Leslie, araştırmalarını şöyle özetliyor:

Kadınlar, zeka ve dehayı ön plana çıkaran mesleklerde doktora almaya çok daha az meyilliler. Bunun birçok nedeni var; ancak bunlardan en önemlisi, sosyal önyargılarımız. Süregelen kültürel önyargılar, kadınları değil de, erkekleri saf bir entellektüel dahilik ile ilişkilendirmeye yatkındır. Kadınların başarıları kitaplara gömülerek geçen saatler olarak değerlendiriliyor; dahilik olarak görülmüyor.

Evrim Ağacı olarak çevirdiğimiz görseli hazırlayan Vocativ sitesi, konuyla ilgili yazılarını şöyle bitiriyor:

Felsefe bölümünde okuyanlara, kendileri hakkında ne kadar yanıldıklarını nasıl söyleyeceğimiz konusunda halen bir karara varamadık.

Kadınlar Bilim, Teknoloji, Eğitim ve Matematik (STEM) Alanlarında Başarısız mı?

Yapılan hiçbir bilimsel araştırma, kadınların bilim, teknoloji, eğitim ve matematik gibi alanlarda erkeklerden kendilerini düşük seviyede hissetmeleri için herhangi bir sebep bulamadı. Buna rağmen hem ataerkil toplum, hem de popüler kültürün toplumsal baskıları, kimi zaman bilerek, kimi zamansa istemeden sanki bu temel araştırma alanlarının "erkeklerin alanı" olduğu gibi bir imaj yarattı ve bu imajı korumaya çalışıyor. Sanki erkekler yağlı makinaları kullanmalı, kadınlar evde oturup kıyafet dikmeliymiş gibi... Buna "toplumsal cinsiyet" deniyor ve detaylarını buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz.

16 yaş ve üzeri kişiler arasında tüm mesleklerde erkek-kadın dağılımı (sol sütun, mavi: erkek, kırmızı: kadın) ile matematik, teknoloji, eğitim ve matematik sahalarında erkek-kadın dağılımı (sağ sütun). Mesleklerin genelinde erkeklerle kadınlar arasında yaklaşık olarak eşit (%52-48) bir dağılım varken, STEM alanlarında erkeklerin kadınlardan çok daha yaygın olduğu görülüyor.
16 yaş ve üzeri kişiler arasında tüm mesleklerde erkek-kadın dağılımı (sol sütun, mavi: erkek, kırmızı: kadın) ile matematik, teknoloji, eğitim ve matematik sahalarında erkek-kadın dağılımı (sağ sütun). Mesleklerin genelinde erkeklerle kadınlar arasında yaklaşık olarak eşit (%52-48) bir dağılım varken, STEM alanlarında erkeklerin kadınlardan çok daha yaygın olduğu görülüyor.
ESA

İlginçtir; halk arasında sanki erkeklerin bu sahalarda daha başarılı olduklarına dair sanrılı bir inanç var. Aslında bu sadece kadınlarla erkekler arasında olan bir sorun bile değil. Siyah derililer ile beyaz derililer arasında da aynı sahte üstünlük iddiası süregeliyor. Bilim, mühendislik, teknoloji gibi alanlar beyaz erkeklerin işiymiş gibi lanse ediliyor; geri kalan gruplara bu sahalarda laf düşmeyeceği iddia ediliyor. Dolayısıyla oransal olarak bakıldığında, muazzam bir "beyaz erkek" kitlesine karşı ufacık bir "azınlık" kitlesi bu alanlarda rekabet ediyor. Dolayısıyla Nobel Ödülü gibi prestijli ödüllerin genellikle beyaz erkeklere gidiyor olması şaşırtıcı olmamalı. Çünkü tüm aydınlığına rağmen akademik kurumlarda bile halen erkekler kadınlara göre, beyazlar siyahlara göre daha fazla tercih ediliyor.

Hatta yapılan araştırmalar, aslen cinsiyetçi ("seksist") ya da ırkçı olmadığı bariz olan insanların bile istemeden de olsa beyaz erkeklerden yana tercih kullandığı görülüyor. Benzer şekilde ırkçı ya da seksist düşünceler beslemeyen öğretmenler bile, neredeyse aynı cevapların yazıldığı sınav kağıtlarında, erkeklere kadınlara nazaran daha fazla puan vermeye meyilliler! Bunun sebebi muhtemelen beyaz erkeklerin toplumsal baskılardan ötürü bu alanlarda çok aktif faaliyet göstermiş olması ve dolayısıyla daha fazla başarılı isim çıkarmış olması. Bu da, zincirleme bir tepkimeye neden olarak beyaz erkeklerin daha fazla başarılı olmaya meyilli oldukları algısını yaratıyor. Bu zincir kırılmadıkça, toplum baskısı da büyüyor.

Dolayısıyla sanılanın aksine şu anda siyahiler veya kadınlar gibi azınlık gruplar baskın gruplarla eşit şartlarda yarışmıyorlar. Kölelikten, ırkçılıktan ve azınlıkların ikinci plana itilmesi gibi hastalıklarımızdan kağıt üzerinde kurtulmuş olsak da, beyinlerimizin içinde halen bu hastalıklarla yaşıyoruz. Biz bunları yenemedikçe, genç bilim insanları ve büyük potansiyeller harcanmaya devam edecek.

Einstein'ın, "Kız Olduğu İçin" Kendisinden Kuşku Duyan Bir Hayranına Tavsiyesi...

Umarım bir kız olduğum için beni daha düşük seviyede görmezsiniz.

Bu sözler 1940'lı yıllarda Güney Afrikalı bir kız tarafından Albert Einstein'a gönderilen bir mektupta yazıyordu. Mektup, Alice Caprice tarafından hazırlanan "Sevgili Profesör Einstein: Çocuklar ve Einstein Arasındaki Mektuplaşmalar" başlıklı kitap için yapılan araştırmalar sırasında ortaya çıkarıldı. Her ne kadar kısacık olsa da, Tyfanny'nin bu sözleri çok uzun yıllardır kadınların bilim ve teknoloji alanlarındaki kariyerleri konusundaki kendilerine olan güvensizliklerini ve kuşkularını dile getiriyor. Bu, on yıllardır ve asırlardır kadınlarımızın peşini bırakmamış bir beladır. 

19 Eylül 1946 tarihli mektupta, içten içe acı çektiği belli olan Tyfanny, bir önceki mektubunda kendisiyle ilgili potansiyel olarak zarar verici bir detayı yazmayı unuttuğunu belirtiyor. Genç bilim insanı şöyle yazmış:

Size bir önceki mektubumda, bir kız olduğumu söylemeyi unuttum. Demek istediğim... Ben bir kızım. Bundan hep müthiş derecede pişmanlık duydum; ancak artık yavaş yavaş buna alışmaya başladım.

Dünyaca ünlü fizikçinin bu acı dolu mektuba verdiği mesaj, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen halen bangır bangır tekrar edilmesi gerekiyor. Nobel ödüllü fizikçi şöyle cevap veriyor:

Senin bir kız olmanı umursamıyorum. Ancak asıl sen umursamamalısın. Bunun için hiçbir sebep yok.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 2
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Economics & Statistics Administration. Stem: Where Are The Women?. (2012, Ekim 17). Alındığı Tarih: 28 Eylül 2019. Alındığı Yer: Economics & Statistics Administration
  • AAUW. Why So Few? Women In Science, Technology, Engineering, And Mathematics. (2010, Eylül 28). Alındığı Tarih: 28 Eylül 2019. Alındığı Yer: AAUW
  • W. Parry. Girls Face A Tough Math Problem: Teacher Bias. (2012, Nisan 09). Alındığı Tarih: 28 Eylül 2019. Alındığı Yer: NBC
  • J. Bryner. Girls Get Math: It's Culture That's Skewed. (2009, Haziran 01). Alındığı Tarih: 28 Eylül 2019. Alındığı Yer: LiveScience
  • S. Sinha. Albert Einstein's Reply To A Female Fan's Confession Should Be In Every Science Textbook. (2014, Temmuz 01). Alındığı Tarih: 28 Eylül 2019. Alındığı Yer: Mic

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/01/2020 14:50:15 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3215

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Herkesin üç gerçek okul müdürü vardır: duyuları, zeki arkadaşları ve kitapları.”
Henry Ward Beecher
Geri Bildirim Gönder