Elbette öncelikle Feodalizm gibi gerici Bir yönetimi bitirirdim , Daha sonra Halife saçmalıgını bitirirdim . Daha sonra İmparatorlugu Bitirir Yerine Marksi̇zm dayali bi̇r devlet kurardim . Devlet atei̇zmi̇ Iilan ederdi̇m . Devlet atei̇st olurdu . Daha sonra kültür devri̇mi̇ yapardim . İnsanlar bi̇li̇msel düşünürdü , marksi̇st felsefeye dayali bi̇r toplum İnşa ederdi̇m ,che ni̇n yeni̇ İnsan kurami . Daha sonra sosyali̇st si̇stem kurdugum İçİn eşİtli̇kçİ olurdu .Devleti̇n ordusu İse halk ordusu olurdu . Yeni̇ çeri̇ gi̇bi̇ parali askeri̇ saçmaligi olmazdi . Şehi̇r projesi̇ yapardim yatay mi̇mari̇ye dayali şehi̇r projeleri̇ yapardim mesela %90 fabri̇ka yapardim . Halk mi̇li̇mari̇st yaşardi . Daha sonra fabri̇kalar üreti̇m artardi .Tarim sosyali̇zmi̇ yapip tarimdan daha sonra nep gi̇bi̇ ekonomi̇k program uygulardim
Yeni Ekonomi Politikası, (Rusça: Новая экономическая политика, Novaya Ekonomiçeskaya Politika, NEP), Rus ekonomisini çöküşten kurtarmak amacıyla Lenin tarafından ortaya konan ekonomik politikadır. Bazı özel işletmelere izin verilerek NEP sayesinde küçük işletmelerin kapitalizmde olduğu gibi kâr mantığıyla devam etmesini içeren politikada sosyalist devlet, bankaları, büyük sanayi kuruluşlarını ve dış ticareti tekel olarak kontrol etmeye devam etmiştir. NEP, Sovyetler Birliği Komünist Partisi 10. Kongresinde kararlaştırılmış ve resmi olarak 21 Mart 1921 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kararla köylülerden zorla alınan fazla tarımsal ürün alımı durdurulmuş, bunun yerine ürün üzerinden vergi alınmaya başlanmıştır. Sanayi kuruluşlarıyla ilgili ek kararlarla politika netleştirilmiştir.
Osmanli yari feodal sömürü oldugu İçİn bunlari uygulardim daha sonra agir sanayi̇ üreti̇mi̇ başlatirdim . Üreti̇m araçlarini alirdim ama üreti̇m İçİn alirdim . Üreti̇m arttigi İçİnse halkin refah sevi̇yesi̇ fazla olurdu . Hemde köy ensti̇tüsü kurardim .Köy halki köyünde kalirdi . Hemde artik köylü aga - aydin di̇ye bi̇r ayrim olmazdi . Sinifsiz bi̇r toplum kurardim . Eşİtli̇kçİ herkesi̇n yetenegine göre toplum kurardim . Herkes yetenegi̇ni̇ para İçİn değİl İnsanlik İçİn yapardi . Böyleli̇kle geli̇şİm ve üreti̇m artardi . Devleti̇n adini falan değİşti̇ri̇rdi̇m . Kisacasi yeni̇ bi̇r atei̇st bi̇r devlet kurardim . Böyleli̇kle toprak avantaji ve üreti̇m araçlarinin fazlaligi . Hemde nufus artişI saglardim . Mao zedong gi̇bi̇ toplumsal devri̇m teori̇leri̇ İnşa ederdi̇m . Halk bunun sayesi̇nde aydin , atei̇st bi̇r halk olurdu . Hemde batiya karşI , di̇ğer geri̇ kalmiş feodal devletleri̇ sosyali̇st olsunlar di̇ye desteklerdi̇m böyleli̇kle li̇beral olmayan devlet dogu bloku varşova pakti gi̇bi̇ bi̇r grup kurardi . Ve üreti̇m araçlari artardi .
Daha birçok fikrim Var Zaten Kendi ideolojim olan Marksizm Leninizm i felsefi ,, Ekonomik olarak geliştiriyorum
neyse uzatmiyim fikirlerim bunlardı ....
Ben olsaydım Osmanlı Devleti'ni ne yapar ne eder bir şekilde cumhuriyet yönetimine sokardım , eğer olmasaydı padişahların yetkilerini kısıtlar ve sadece sembolik olarak bırakırdım fakat bunların işe yarayabilmesi için sanayi inkılaplarına özen ve önem gösterirdim . Eğitim dinden bağımsız olurdu bilim yönetim kurulları toplar ve bilime din ile cevap verme yetkisini Şeyhülislam'ın elinden alırdım. Buna ek olarak saraydaki şatafatlı hayatın paralarını askeriye ,eğitim ve bilim kurumlarına ayırırdım . Süveyş kanalı , İstanbul boğazı ve Basra körfezini yeni reform hareketleriyle parasal yapılandırmaya sokardım. Balkan halklarına çeşitli haklar vererek Müslüman-Gayrimüslim ayrımını kaldırırdım .
Şimdi Cumhuriyet kurmak, hatta hemen sosyalizm inşa etmek çok romantik düşünceler, ama Engels ve Marx'ın ifade ettiği gibi, ileri bir sistemin kurulabilmesi için, toplumsal sınıfların bir önceki sistemi yaşamış, sindirmiş ve aşmış olması gerekli. Örneğin bir sosyalizmin kurulabilmesi için endüstri devriminin yaşanmış, işçi ve burjuva sınıflarının oluşmuş, kapitalizmin tıkanma aşamasına gelmiş, sınıfların birbiriyle çatışmış, ve işçi sınıfının kazanmış olması gerekiyor. Osmanlı döneminde ise bırakın endüstriyi ve işçi sınıfını, kapitalizmi ve erken cumhuriyeti kurabilecek bir burjuva sınıfı bile yoktu.
Ulema tayfası herhangi bir teknolojik gelişme ve endüstrileşmenin önünde engeldi: "(...) o dönem Osmanlı ulemasının ve toplumun İslami anlayış biçiminin sanayileşme yoluyla gerçekleşecek bir zenginleşmeye pek elverişli olmamasıdır. Osmanlı fakihlerin bir kısmının kamu ya da özel teşebbüs eliyle iş yapma konusunda azimet ağırlıklı fetvaları ile bazı tasavvufi yorumların toplumun teşebbüs ve rekabet yönündeki zihniyetini kısıtlamıştır. Böylece, toplumun dini referanslı iktisadi zihniyet birikimi ve çoğunlukla yenilgilerle sonuçlanan savaş ortamı üretme, büyüme ve zenginleşme gibi hususlara yeterince fırsat vermemiştir. İlk çağlardan sonra, İslam dünyasında bilhassa gerileme dönemlerinde asırlardır İslam iktisat düşüncesine büyük ölçüde hâkim olan devletçi-korumacı iktisat ahlakı ve zihniyeti ile politikalar, Osmanlı döneminde de (yine bilhassa gerileme dönemlerinde) piyasa sürecini ve girişimci-rekabetçi ekonomik ortamın gelişmesini önemli ölçüde sınırlamıştır (Ekrem Erdem, "Sanayi devriminin ardından Osmanlı sanayileşme hamleleri: sanayi politikalarının dinamikleri ve zaafiyetleri" 2008)
Bunla bağlantılı bir sorun ise Osmanlı ekonomisinin fetihler aracılığıyla gelen "ganimet" ile, yani sıcak para ile dönmesi. Uzun vadede bu kolaycılık herhangi bir sanayi oluşumuna olanak sağlamıyor. Dolayısıyla, yapılması gereken şey muhtemelen, gelen ganimetlerin (ki gerileme döneminde artık ganimet gelmiyordu, yani bu kurtarma projesi için artık çok geçti) en azından bir kısmını sanayi yatırımına dönüştürecek bir burjuva kesiminin oluşmasına ve gelişmesine, zamanla hanedan ve feodal kesimle çelişip sermayeyi kendi elinde toplamasına olanak sağlamak olurdu.
Ancak bu aşamadan sonra, yani burjuvazi baskın güç olarak ortaya çıkınca, burjuvazi ile çelişmeye başlayan gerçek bir işçi sınıfı da oluşur ve zamanla belirleyici güç haline gelip, toplumu demokrasiye ve sosyalizme doğru ilerletmeye başlardı. Burjuvazi ile güçlü bir işçi sınıfı arasındaki çatışma aynı zamanda kaçınılmaz olarak burjuvazinin makineleşmeye, yani teknolojiye yatırım yapmasına yol açar, dolayısıyla toplumun bilimsel gelişmeyi yakalamasını sağlardı.
Hanedanı kısırlaştırırdım. Ortalık biraz karışır biraz parçalanır lakin bence daha dinamik bir ortam oluşurdu. Tıpkı kuruluş dönemindeki daha renkli ortam gibi. Yeniden toparlanmanın yolunu insanlar illaki bulurdu. Bence bütün sorunlarının temelinde, Osmanlı'nın sorunu 1500'den öncesinin rüyası olan düzene ulaştığı gibi 16. yy'a girmek ve bundan kurtulamamaktır.