Sorulara Dön
2
Teoloji & Din Felsefesi

Allah'ı kim yarattı, allah kendini yok edebilir mi? Gibi sorular; islam dinine yöneltilebilecek sorular mı?

"suyu kim ıslattı? " diye sormak gibi olmaz mı? Allah'ın doğmamış, en büyük, ezeli gibi sıfatları var. "allah kendini yok edebilir mi? " tarzı sorular hatalı değil mi? Işık mesela, ışık hızında olduğu için ışık. Allah, yeni bir allah yaratsaydı 2 allah da birçok sıfat ile çelişirdi. Haksız mıyım?

3
Anonim 2
522 görüntülenme
Teşekkür (2)
Hatırla
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
3 Cevap

Saçma, boş ya da hatalı bir soru olarak görünse de aslında çok güzel bir soru. Öncelikle "Işık, ışık hızında olduğu için ışık." "Dörtgen bir üçgen olabilir mi?" "Belirli hacmi olan gaz olabilir mi?" "Skaler büyüklük olan hız olabilir mi?" derseniz bu, hatalı bir eşitleme olur. Çünkü bunlar; "Allah" gibi sonsuz güçte, her şeye gücü yeten şeyler değil. Bunlar, evrenin dokusundan veya mantıktan dolayı sınırlandırılmış olgular. Ama anlatılan şekli ile "Allah" derken her şeyi yapabilen, sınırlandırılmamış güçteki bir varlıktan bahsediyoruz. Burada sizin savunmanızda biraz sıkıntı oluyor ama buna tekrar geleceğim.

"Allah'ı kim yarattı?" sorusuna verilen "Suyu kim ıslattı?" karşı savunusu, "Suyu birinin ıslatmasına gerek yoksa kendi kendine ıslak olabiliyor demektir o halde ona bu özellikleri Allah vermemiştir, suyun zaten özelliği buydu." sonucuna vardığı için çok kötü bir savunma şekli oluyor. Ayrıca suyun ıslak olmasının kimyasal ve fiziksel sebepleri varsa Tanrı'nın da ezeli ve ebedi olmasının başka sebepleri olabileceğini söylemek olur bu.

"Yazılımı yazanı kim yazdı?" sorusu ile karşı savunu yapılmaya çalışılır. Bu da güzel bir savunma sayılabilirdi. Ama bu mantıktan da yola çıkarsak "Evet, birisi yazmadı ama o yazılımcıyı birisi doğurdu. Yani sebepler burada bitmiyor, o zaman Allah'tan önce de sebep var." denilebilir. Görülebileceği gibi benzetmelerle durumu anlayamazsınız. Çünkü benzetmeler sadece bildiğimiz durumlar için yapılır, Tanrı'yı ise bilmiyoruz, gözlemedik o yüzden benzetmeler daha çok sıkıntı yaratır. Özellikle Din ve Tanrı konularında benzetmelerden uzak durunuz.

Öte yandan "Allah'ı kim yarattı?" sorusu evet, hatalı bir soru, "Birisi yaratmadı, ezeli ve ebediydi." derler ve cevaplanmış olur. Çok basit değil mi? Aslında değil. Bu sorunun sorulma amacı o değil ki. Bu klasik muhabbetin özünü kaçırmamalıyız. Devam ettirirsek: "Madem Allah ezeli ve ebedi, o zaman maddesel form niye ezeli ve ebedi olmasın?"

Burada geçersiz bir eleştiri, maddenin büyük patlamadan itibaren olduğunu söylemektir. Uzay-Zaman'ın ilk anı büyük patlama olsa bile maddeye form veren maddesel formdan bahsedilebilir. Büyük patlamaya sonsuz bir döngü denilip form değiştiren maddesel formdan bahsedip Tanrısız açıklama yapılabilir. Yani büyük patlamanın öncesi değil, atası. Bunu, zigottan önce siz yoktunuz ama atalarınız vardı olarak düşünebilirsiniz. Yani bu muhabbetin asıl amacı Tanrı olasılığı dışında başka olasılıkların olduğunu göstermektir, hepsi bu.

Yani burada sorgulanan şey, neden Tanrı'ya ezeli ve ebedi diyebiliyoruz da başka bir şey ezeli ve ebedi olamaz? Neden ve nasıl maddesel form ezeli ve ebedi olamaz da Tanrı ezeli ve ebedi olur? Bazıları maddenin ezeli ve ebedi olduğunu söylemekle maddeyi Tanrılaştırdığımızı/ilahlaştırdığımızı söylüyor ama bu çok hatalı bir eleştiri olur. Çünkü ilk olarak zaten bunu söylerken ezeli ve ebediliği Tanrı'nın özelliği olarak varsaydık, önce neden Tanrı'nın özelliği olduğunu tartışılmalı. Başka bir şey ezeli ve ebedi olmaz mı ezeli ve ebedi olmak, onu neden Tanrı yapsın? (Panteistik anlamda ona da Tanrı diyenler olabilir ama burada "Allah" gibi monoteist bir Tanrı'dan bahsediyoruz.) Yani ona Allah özelliği vermiyoruz, Tanrı/Allah gibi sonsuz güç, her şeyi yapabilme, "ilim, irade" vermiyoruz ki onu "Tanrılaştırmış/ilahlaştırmış" olalım. Bu noktada da insanlar, evrenin dokusundan kaynaklana yasaların bir şeyi yapamayacağını, bilinçsiz olan şeylerin böyle şeyler yapamayacağını ve "ilim, irade" gibi sıfatların kendiliğinden "olması zorunlu"ymuş gibi sunmaya çalışıyorlar. Gerek evrimsel mekanizmaları, gerek evrenin dokusundan kaynaklanan yasaları düşündüğümüzde "kendi kendiliğine" böyle şeyler olabileceğini görebiliriz ve bu, "ilim, irade, kudret" gibi ek bir varsayıma ihtiyaç duymuyor. Evet, kişi isterse "ilim, irade ve kudret"i olan bir Tanrı'nın yaptığına da inanabilir ama sorun, "ilim, irade, kudretsiz" açıklamanın bile "ilim, irade, kudret"li olmak zorunda olduğunu ve bu Tanrısal olmayan açıklamanın da bu yüzden "ilim, irade, kudreti" maddeye atfettiğini sanmak. Bu hatanın nedeni "Doğal süreçlerle oluşan peribacaları, dağlar, canlılar" gibi şeyleri kendimiz yapmaya kalksak veya o varlık kendi kendine yapmaya çalışsa çok dahi birisi olması gerekirdi, o halde bizi de yapan böyle biri var ve bu gücü bilinçsiz maddeye veriyorlar." şeklindeki hatalı bir düşünce. Bu, hatalı bir düşünce çünkü her şeyin yaptığımız aletler ve araçlar gibi olduğunu varsayıp doğanın nasıl işlediğinden uzaklaşıyoruz. Oysa evrimsel ve doğal süreçte herhangi bir "çaba, istek, bilinç" olmasına gerek yok ama kendi bakış açımızdan baktığımız için bu durumda bile böyle olması gerekiyor gibi geliyor.

Şimdi gelelim ilk paragraftaki konuya. Buradaki eleştiri de "Her şeyi yapabilen, her şeye gücü yeten Tanrı" fikrinedir. Her şey kavramında "kendini yok etmek" de mevcuttur, "kendinin kopyasını yaratmak" da mevcuttur. Ama evet, bunu yapamaz çünkü tanımına aykırı. Bu durumda da Tanrı, "her şeye gücü yeten" olmuyor. Kendini yok etse ezeli ve ebedi tanımına uyamaz ve Allah olmaz. Kendinin kopyasını yaratsa "tek, benzersiz" olma tanımı ile çelişir ama yapmazsa yine "Her şeye gücü yeten" tanımı ile çelişir. Yani kendi tanımı tarafından kendi kendini sınırlandırmış oluyor. Bu durumda da "her şeye gücü yeten, her şeyi yapabilen tanımı" ile çelişmiş oluyor. "Neden yapsın?" gibi sorular da geçersiz oluyor çünkü yapabilmek/yapamamaktan konuşuyoruz.

Sonsuz güçteki her şeyi yapabilen Allah, kimilerine göre kendini öyle tanımlıyor zaten. Kimilerine göre inananlar, "her şeyi yapabilme, sonsuz güç" olarak gibi tanımları veriyor, bu önemli değil. Burada tekrar "Neden böyle olsun?" diye sormayacağım. Çünkü herhangi bir sonuca ulaşmayacak "Öyle işte." denecek. Ne şekilde olursa olsun sonuç olarak ortada her şeye gücü yeten, her şeyi yapabilen bir Tanrı fikri var ve zaten "her şeye gücü yeten, her şeyi yapabilen" olması "mantıksal" olarak sıkıntı yaratıyor. Yani, her şeye gücü yetiği için istediği sıfatı sorun olmadan alabilirdi diyemiyoruz, "her şeye gücü yettiği için" sorun çıkıyor.

Bu durumdan benzetmeler ile çıkamıyorsunuz çünkü yine tanım gereği Tanrı/Allah'ın bir eşi veya ona gerçekten benzeyen ve tartıştığımız özellikte olan başka bir şey yok, yani tam olarak ona benzetebileceğiniz başka bir şey yok. Yani yapacağınız bütün benzetmeler yukarıda açıkladıklarım gibi hatalı benzetmeler olacaktır. O yüzden benzetmelerden uzaklaşıp konunun özünü konuşmalıyız.

Elbette bu tür sorular yöneltilebilir. Hatalı demek yanlış olur çünkü her soru gerçekten çok ilginç, tartışılabilen güzel yerlere gidiyor. Yanıtı çok basit gibi görülen "Allah'ı kim yarattı sorusu?" da başta bakınca hatalı ama asıl çıkan yer, gerçekten konuşulması gereken bir konu. "Allah kendini yok edebilir mi?" gibi sorular da saçma gözükse de oldukça ilginç yerlere çıkıyor ve sorulması gerekli.

Buna verilebilecek en mantıklı cevap bence "Biz, Allah'ı/Tanrı'yı anlayamayız." olacaktır. Evet, bu "kaçamak" bir cevap olarak görülebilir ama hatalı eşitleme ve hatalı benzetmelere, saçma soru demeye kıyasla verilebilecek en mantıklı cevaptır. Bizim mantığımız sınırlı bir Dünya'da evrimleşti ve bu konuyu çözmek için evrimleşmedik. O yüzden Tanrı/Allah gibi bir varlığı anlayamayız da bilemeyiz de. Tabii burada "Neden yeterli bir mantık vermedi?" gibi sorular da doğuyor, Tanrı'yı anlayamadığımız için ve onun gibi "düşünemeyeceğimiz için" onu da bilemeyiz. Zaten inanma ihtiyacı duyan inanır, inanma ihtiyacı duymayan inanmaz. Ama bu, hatalı benzetmelerle hatalı eşitlemelerle inancını savunmaktan çok daha iyi bir hareket olur en azından.

491 görüntülenme
Öne Çıkarılan Cevap
8
Teşekkür (6)
Paylaş
8
Bu cevabın içeriği ve doğruluğu, Evrim Ağacı editörleri tarafından kontrol edilmiş ve onaylanmıştır.

Evet, Allah'ı kim yarattı? Allah, kendini yok edebilir mi? Tarzı sorular hatalıdır.

Açıklayayım:

Gaz nedir?

Gaz, belirli bir hacmi olmayan bir maddedir. Yani bulunduğu kabın hacmi, gazın hacmi olarak alınır.

Bu gazı sınırlandırdığımız anlamına gelmiyor, böyle olduğu için gaz olduğu anlamına geliyor. İyonlaşsaydı mesela o zaman gaz olmazdı zaten plazma olurdu. :)

Veya Hız denilen kavramın yönünden bahsetmeniz gerekiyor yoksa skaler olur ve bu durumda ona hız değil sürat deriz.

Aynı şekilde Allah da en büyük(Ekber) olduğu için Allah veya doğmamış olduğu için Allah. Doğsaydı zaten Allah olmazdı.

Tabii ki Allah'ın diğer canlılar ile benzer özellikleri vardır, işitmesi, görmesi gibi ama bu yine bizden farklı, mesela Allah'ın hem gökte hem de şah damarından bile yakın olması gibi.

Buradaki tek çelişki Allah'ın kendini yok edebilmesi oluyor, burada ben Müslüman olmayanların suyundan gitmek istiyorum. Allah kendini diyelim ki yok edebiliyor, neden kendini yok etmek istesin?

Aslında bu diğer sorulara da yöneltilebilir, Allah'ın sıfatlarından biri de istediğini yapması.

Allah neden kendinden büyük taş yaratsın ki?(irade)

Sonuç olarak, bu soru sanırım Allah'ı inkar etmek için sorulan Allah kendinden büyük taş yaratabilir mi? tarzı sorulara karşılık sorulmuş. Allah'ın sıfatlarının sadece birinden yola çıkarsak(irade) Allah hani kendinden daha büyük taş yaratabilirdi veya hani kendini yok edebilirdi tarzı sorular yine boş sorular oluyor.

Özet geçme ihtiyacı duydum, Allah'ın doğmamış olması sıfatı gereği veya en büyük olması. Sonsuz güçteki Allah neden kendini tanımlamasın ki? Sanırım bu 2 metrelik, boşaltım sistemine sahip(doğal olarak) canlılara düşmez.

Yani Allah'ın en büyük oluşunu sınırlandırma olarak alacaksak Allah öyle istediği için en büyük diyebiliriz. Kendine başka sıfatlar yükleseydi her şeye gücü yettiği için yüklerdi.

241 görüntülenme
Kabul Edilen Cevap
0
Teşekkür (1)
Paylaş
0
Bu cevap, soruyu soran kullanıcı tarafından kabul edilen cevap seçilmiştir ve bu nedenle önde gösterilmektedir. Bir cevabın soruyu soran tarafından kabul edilmiş olması, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.

Neden hatalı olsun? Bu tanımları biz yapıyoruz ve eğer tanım gereği Tanrı'nın "nedeni olmayan şey" olduğunu söylüyor ve bunu pekiştirmek için bir dizi sıfat ekliyorsak, o zaman elbette bir kişi Tanrı'nın "nedeni olmayan şey" olduğu iddiasını sorgulayabilir veya ispatlanmadığı için bunu reddetmeyi seçebilir. Tabii dümdüz bir reddiyenin pek bir anlamı yok, oradan nereye gidildiği ve ne tür bir felsefe inşa edildiği, bunun ne kadar tutarlı olduğu, vs. önemli ama bunlar ayrı bir tartışma konusu. "Tanrı'yı kim/ne yarattı?" veya onun edilgen versiyonu olan "Tanrı nasıl var oldu?" sorusu, İslam dini özelinde değil ama teolojik olarak elbette yöneltilebilir ve yöneltilmesi gereken bir soru.

Bunun saçma bir soru olduğu iddiası da bariz bir şekilde tartışmayı geçiştirme çabası bana kalırsa. Çünkü Tanrı, var oluşa yönelik bir hipotez. Bu hipoteze yönelik ihtiyaç, etrafımızda var olan şeylere bakıp, "Bizim yarattığımız şeylerin bir yaratıcısı var (biziz), dolayısıyla yaratılmış gibi gözüken her şeyin bizim gibi bir yaratıcısı olmalı." fikrine dayanıyor. Bu, bariz bir şekilde mantık hatası, zira Evren'deki her şeyi insan yaratmış olsaydı bile bu, insanın veya diğer yaratılmışların yaratıcısı olduğunu ispatlamakta kullanılamazdı (bu argümanda a priori safsatası, "Parça/Bütün Safsatası" veya "Aceleci Genelleme" bulunuyor: Bir şeyin yaratılmış olması, her şeyin yaratılmış olmasını gerektirmez veya garanti etmez.)

Dolayısıyla bu hipotez, "yaratılmışların yaratıcısı" olarak Tanrı kavramını ileri sürüyor (yani Tanrı'ya "yücelik", bir diğer deyişle "nedensiz neden" sıfatını veriyor). Güzel, bu elbette doğru olabilir. Doğada "Tanrı var olamaz." diye bir kural bulunmuyor. Ancak bu hipotezi geliştiren kişi, onun yaratıcısının veya yaratılma veya var olma ontolojisinin ne olduğunu izah etmek zorunda. Benzer şekilde, Evren'in kendisinin veya Evren'i mümkün kılan yasaların veya mesela matematiğin neden Tanrı gibi kendiliğinden ve ezelden beri var olamayacağını izah etmek zorunda.

Burada şunu anlamamız şart: Şeyler, sıfatlarını, biz onları o sıfatlarla tanımlıyoruz diye edinmezler. Şeylerin sıfatları vardır ve biz o sıfatları tespit ettikten sonra isimlendiririz. Mesela "su" örneğinden gidelim: Su, "su olduğu için" ıslak değil. Veya biz ona ıslaklık atfediyoruz diye ıslak değil. "Islaklık" ve "su"yu tanımladıktan sonra, suyun ıslak olup olmadığı, nelerin ıslak olabileceği veya suyun nasıl ıslandığını bilimsel olarak tartışabiliriz ve bir sonuca varabiliriz. Buradaki sorun linguistik (dilbilimsel) bir sorundur. Ama kritik nokta şu: Su, biz ona "ıslak" dedik diye ıslak olmaz. Suyun ıslak olduğunu düşünmemize neden olacak gerekçeler vardır ve bu gerekçelerin peşinden giderken, belli gerçeklere veya sıfatlara ulaşır ve onları nitelendiririz. Burada sorun, var olduğu kesin olarak ortaya konmamış bir şeyin sıfatlarını belirleme çabasına giriyor olmamız. Dolayısıyla su ile

Bir diğer kritik nokta şu: Şeylere özelliklerini veren başka şeyler var (atomlar, elementler, moleküler etkileşimler, vb. gibi). Sözcüklerin anlamlarında anlaştıktan sonra, bu diziyi geriye doğru takip edip (onun nedeni ne, bunun nedeni ne diye geriye gidip) "ilk neden" konusuna ulaşıyoruz. Orada da aynı sorun var: Yasalar, Tanrı gibi kendiliğinden ve ezelden beri var olabilir mi? Olamıyorlarsa, Tanrı nasıl var olabiliyor? Ve sadece Tanrı bu şekilde var olabiliyorsa, neden ekstra varsayımlar eklemek zorundayız? "Tanrı" adı verilen bir "şey" olsun, bu "şey", "nedensiz neden" olsun ve sonuç üretebildiğini bildiğimiz yasaları tetiklemiş/yaratmış olsun. Eğer derdimiz ilk nedeni açıklamak idiyse, bunu yaptığımız anda teolojik olarak "bitti gitti". Nedenlerin nedenini açıklamış olduk. Ama o noktadan sonra gelen yığınla mitoloji ve dini anlatı/kural neden gerekiyor (hele ki bunlar objektif olarak ispatlanmamış, ispatlanamayan ve hatta büyük oranda ispatlanamayacak argümanlarken)? O katmanlara ne gerek var? Mesela bu nedenlerin nedeninin bizden "beklentileri", bize "müdahale edip etmemesi", "ödül ve ceza konusu" ve daha trilyonlarca katman... İşte bu da teizm ile deizm ayrımının başladığı yer olarak tanımlanabilir ve bunun kavgası da asırlardır devam ediyor.

Bence burada çok ciddi bir bilişsel önyargıya düşüyoruz ve bu önyargının sebebi de bilgisizlik. Biçim verilmiş gibi gözüken şeylerin bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğine yönelik bir sanrımız var. Atıyorum, peribacaları gibi sistemlerin sadece rüzgar ve jeolojik süreçler ile mümkün olduğu (veya yine atıyorum, karmaşık türlerin sadece evrimle ortaya çıkabildiği) örneğinin verilmesi, bu durumda rüzgar, jeoloji veya evrim ardında (yani yasaların ardında) bir bilinç olması gerektiğini ileri sürmemize neden oluyor; çünkü başka türlüsünü tahayyül bile edemiyoruz (tahayyül edilebilecekken). Yani biçimlendirilmiş olmanın bilinç/kudret ile ilişkisi olması gerektiğini en baştan varsayıp, bunun gerekçelendirmesini yapamadığımızda (yani sonradan) biçimlendirilmiş şeyler bulup, onların ardında bilinç arıyoruz ve baştaki varsayımımızı doğru ilan ediyoruz. Bu, döngüsel mantık safsatası.

Daha yalın bir hipotez, biçimlendirilmiş şeylerin kudret veya bilince ihtiyaç duymaksızın da biçimlenebileceklerini varsaymak, çünkü bunu her gün laboratuvarlarda ve doğada kendi gözlerimizle görüyoruz ama bilinçli yaratmayı bugüne kadar hiç gözlemedik, dolayısıyla "yaratılmışların yaratıcısı olmalıdır" şeklindeki bir varsayımla yola çıkmak zorunda kalıyoruz. Oradan da yasaların kudreti olabilir mi, doğa kendiliğinden bir şeyler yapabilir mi gibi tartışmalara geçiyoruz. Ama bunlar, daha temeli oturtmadan ileri sürülen ve dolayısıyla konuyu bulandıran tartışmalar. Hepsinin temelinde, Tanrı'nın nasıl var olduğu veya ne yöntemle ezelden beri var olabildiği, nasıl olup da bu niteliğin (diğer tanrısal sıfatlara ihtiyaç duymaksızın) başka "şey"lere transfer edilemeyeceğinin ve daha önemlisi, bu kudretin neden aynı zamanda bizimkisine benzer bir bilinç, arzu, istek, vb. unsurları içeren paket halinde gelmesi gerektiğinin açıklanmamış olması yatıyor. Bunu bugüne kadar tatmin edici bir şekilde yapabilen kimseye rastlamadım. Kişilerin kendileri birtakım ayrıntıyla donatılmış varsayımlar silsilesine başvurarak tatmin olabiliyor ama kitleleri ikna edecek kadar yalın, adım adım doğruluğu gösterilebilen bir argüman görebilmiş değilim.

Yani özetle sorun şu: Tanrı'nın var olması, ekstra çok sayıda varsayımlar katmanını beraberinde getiriyor (Tanrı'nın bilinci bizim gibi mi, Tanrı istemediği bir şeyi yapabilir mi ve bunun gibi, sadece teolojik olarak değil ama bilimsel olarak da ilginç ve önemli birçok soru). Bu katmanların gerçekliği ya gösterilemiyor, ya geçiştiriliyor, ya "sorunun yanlış olduğu" ileri sürülüyor (ki değil) ya da aklımızın ermeyeceği söyleniyor. Dolayısıyla dönüp dolaşıp gelinen yer, "O Tanrı olduğu için öyle." diyerek, dilbilimsel/tanımsal nedenlerle işin içinden çıkmak.

Bu arada şunu da söyleyeyim: Dindar insanlar Tanrı'nın nedensiz ve yaratıcısız bir şekilde var olduğunu ispatlamak zorunda değiller. Çünkü dindar kişiler, zaten iman ettiklerini kabul ediyorlar. Tartışma bu noktada bitti zaten, neyi tartışıyoruz? Ama sorun, bu imanı başkalarına veya bilim gibi araçlara dayattığımızda çıkıyor. Yani yöntem uyumsuzluğu olan durumlarda sıkıntı yaşıyoruz. İman-tipi inançlar, yukarıda anlattığım gibi iman-tipi olmayan inançlar (mesela bilimsel hipotezlerin doğruluğuna yönelik umudumuz, inancımız) gibi ispata ihtiyaç duymuyorlar ve onlarda ispat, kanıt, vs. aranmıyor. Veya iman eden birinin veri ışığında fikir değiştirmesi beklenmiyor mesela. Ben Dünya'da bir gün iyiliğin kazanacağına iman ettiysem, gidip de kötülükleri görüp bu imanım konusunda fikrimi değiştirmem, zaten o zaman iman olmazdı bu. Dolayısıyla bu kadar taban tabana zıt yöntemlere sahip bilgi türleri çatıştığında (veya çatıştırıldığında), sıkıntı doğuyor. Yoksa Tanrı gibi bir güce inanan birinin gidip de o gücü ispatlamak zorunda hissetmesi aslında komik ve tuhaf. Eğer ispatlanabilir olsaydı, iman etmeye gerek olmazdı, zaten herkes basitçe inanırdı (veya inanmayanların inançsızlığının yanlışlığı objektif olarak gösterilebilirdi).

Sonuç olarak Tanrı'nın yaratılmamışlığı iddiası, şu anda yapılabilenden çok daha sağlam bir şekilde gerekçelendirme zorunluluğu bulunan, çok kritik ve henüz cevaplanmamış bir soru. Zaten görebildiğim kadarıyla din felsefesinde de tartışmanın ilerleyebilmesi adına "Tanrı'nın yaratılamış yaratıcı, nedensiz neden olduğunu varsayalım." diyerek bir tanım yaptıktan sonra yola çıkılıyor, yoksa bu ispatlanmış bir gerçek veya tartışılamayacak bir kanun değil (teolojinin temel varsayımlarından biri olarak görülebilir yani). Bu bakımdan, hiç de lanse edildiği gibi "gereksiz", "saçma" veya "hatalı" bir soru değil. Tabii bu probleme bugüne kadar düzgün bir cevap üretilememiş olması ve sık sık gündeme gelmesi savunucularında bıkkınlık yaratıyor ve dolayısıyla soru, bu sıfatlarla (mesela "saçma" veya "hatalı" denerek) eleştirilip geçiştiriliyor. Tabii bu laçkalaşmada ateistlerin bu argümanı derinleştirmemesi, eğitimsiz ateistlerin bu argümanı saçma sapan ve çocukça şekillerde kullanması ve çoğu zaman din tartışmalarının bir münazara şeklinde değil de bir kuru gürültü şekilde yapılmasının da etkileri var.

210 görüntülenme
3
Teşekkür (3)
Paylaş
3
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Sorulara Dön

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın