Evrim, Kıta Hareketi, İklim Değişimi Gibi Yavaş ve Uzun Süreçleri Anlamakta Neden Zorlanıyoruz?

Yazdır
  • Bu yazıyı 3 dakika 41 saniyede okuyabilirsiniz.
Evrim, Kıta Hareketi, İklim Değişimi Gibi Yavaş ve Uzun Süreçleri Anlamakta Neden Zorlanıyoruz?

Bunun sayısız nedeni var; ancak tüm şahsi engeller bir kenara bırakıldığında, genel olarak evrim gibi bir süreci anlamayı güçleştiren olgu, ömrümüze nazaran çok daha uzun zaman aralıklarında gerçekleşen, aşırı yavaş olayları algılama konusundaki genel yetersizliğimizdir.

Evrim, tıpkı Güneş'in gökyüzündeki rotası, bir galaksinin/yıldızın ömrü boyuncaki değişimleri, kıtaların ayaklarımızın altındaki hareketi, bir ağacın ya da insanın büyümesi veya iklimin değişimi gibi çok (ama çok) yavaş ilerleyen bir süreçtir. Bu uzun zaman alan süreçleri algılamak, idrak etmek, değerlendirmek çoğu insan için, çoğu zaman pek mümkün değildir. Ancak konu hakkında bilgi ve deneyim sahibi oldukça, bu sorunun üstesinden gelmek de mümkün olmaktadır. Bu tür uzun süreçleri incelemenin 3 temel yolu vardır: 

1. Uzun zaman dilimlerinde incelemek: Evrim gibi yavaş olguların birebir gözlenebilmesi için gereken süre zarfının yanında insanın 80 yıllık ömrü, tek kelimeyle "hiç"tir. Biz, 80 yıllık ömrümüzde kıta hareketlerinin, iklim değişiminin ya da evrimin sadece ufacık bir kısmını görebiliriz. Fakat birikimli ve kendini düzeltip, geliştirerek ilerleyen tek bilgi türü olan bilim sayesinde, bilgilerimizi ve verilerimizi uç uça ekleyerek büyük resmi görebiliriz. Bu verileri genişletmek için bilim insanları, "uzun dönem deneyler" adı verilen daha uzun soluklu deneyler, gözlemler, araştırmalar yaparak bilgi ve veri tabanımızı genişletirler.

2. Geçmişe bakmak: Türümüz, "bugün" ile kısıtlanmış bir canlı değildir. Kendi ömrümüz içerisinde evrim gibi yavaş süreçlerin çok kısa bir kısmını görebiliyor olsak da, geçmişin izleri halen yerli yerinde durmaktadır. Uzun vadeli olayların geçmişe kazıdıkları izlere bakarak, bugün devam etmekte olan süreçleri anlayabiliriz. Örneğin fosiller, evrimsel süreçten bize "fotoğraf kareleri" sunarlar. Bu kareleri birleştirerek, filmin tamamını oluşturmak, bir dedektif gibi çalışan bilim insanlarının görevi ve ilgi alanıdır. Dahası, jeolojik, arkeolojik, paleontolojik, paleoekolojik ve benzeri diğer veriler de, tüm bu dedektiflik sürecinin parçalarıdır.

3. Geçmişten günümüze uzanan ipuçlarını incelemek: Geçmiş, sadece geçmişte kalmış olay ve olgulardan oluşmaz. Geçmişin bazı etkileri, günümüzde de iz bırakır veya günümüzdeki olaylara şekil verir. Evrimsel biyoloji söz konusu olduğunda bunun en tipik örneği genlerdir. Genlerimiz, geçmişten günümüze uzanan, bilgi taşıyan, içerisinde verileri barındıran çok değerli araçlardır. Bu araçları kullanarak, evrimin nasıl işlediğini anlayabilir, türlerin birbirleriyle akrabalıklarını anlayabilir, evrim tarihinin gizemlerini aydınlatabiliriz.

Unutmayınız ki bir sürecin aşırı yavaş olması, onun gerçekleşmediği anlamına gelmez. Bir şeyin milyonlarca ve milyarlarca yılda gözlenebilir olması da, onun gerçekleşmediği anlamına gelmez. Bu noktayı anlamak, evrimi anlamak konusundaki en önemli adımlardan birisidir. Şöyle örnekleyecek olursak:

1. Bir yıldızın oluşumu ve ömrü müthiş yavaş gerçekleşen bir süreçtir; ancak bu, Güneş'imizin bugün bildiğimiz yıldız oluşumu süreçlerinden geçerek bugünkü haline gelmediği anlamına gelmez. Benzer şekilde, galaksilerin hareketleri uzayın enginliği içerisinde müthiş yavaştır; fakat bu, bundan milyarlarca yıl sonra Andromeda ile Samanyolu galaksilerinin birbirine çarparak kaynamayacakları anlamına gelmez. 

2. Şu anda büyüyor ve yaşlanıyor olduğunuza dair hiçbir hissiyatınızın olmaması, gerçekten büyümeyip yaşlanmadığınız anlamına gelmez. Eğer geçmişe dair fotoğraflara bakarsanız, büyüdüğünüzü fark edebilirsiniz. Keza, bu büyümenin günümüzdeki etkilerini inceleyerek (giderek daha fazla yorgun hissetmeniz gibi), yaşlandığınızı anlamanız mümkündür. 

3. Ayaklarımızın altında kıtaların hareket ettiğini hissetmiyor olmanız, kıtaların hareket etmediği anlamına gelmez. Eğer yeterince uzun vadeli bir inceleme yaparsanız, gerçekten de kıtaların hareket ettiğini görebilirsiniz. Ayrıca bu hareketin birçok izi, günümüze çeşitli şekillerde yansır: depremler, kıtaların hareketi nedeniyle oluşan, bu harekete dair harika ipuçlarıdır. 

4. Şu anda gezegenimizin giderek ısındığını hissetmiyor olmanız, küresel bir ısınma süreci içerisinde olduğumuz gerçeğini değiştirmemektedir. Uzun vadeli verilere bakarak, küresel ısınmayı tartışmaya yer bırakmaz şekilde görebiliriz. Fakat bu, dalgalanan bir süreçtir. İklim giderek ısınırken, hava durumu sürekli artış ve azalış gösterebilir. Evrimde de benzer durumlar geçerlidir: bir tür, sürekli belli bir yöne doğru evrimleşiyor olabilir; ancak daha kısa kesitlerde, o yönün aksi yönde değişimleri de geçici olarak görmek mümkündür. Önemli olan, uzun soluklu eğilimin (trendin) ne yönde olduğudur.

Görülebileceği gibi, yavaş gerçekleşen ve uzun süreli süreçlerin izlerini, geçmişte görebilir; bundan yola çıkarak bugünü aydınlatabilir ve hatta geleceğe ışık tutabiliriz. Bunu yapabildiğimizi anladığımızda, evrimsel değişimleri anlamak da kaçınılmaz bir şekilde, oldukça kolay olacaktır.

0 Yorum
Çağrı Mert Bakırcı
Çağrı Mert Bakırcı
Kurucu, Baş Editör
Profil
Geri Bildirim