İnsanlar Türleşmeyi Nasıl Yönlendiriyor?

Yazdır
  • Bu yazıyı 3 dakika 3 saniyede okuyabilirsiniz.
İnsanlar Türleşmeyi Nasıl Yönlendiriyor?

Biyoçeşitliliği anlamak ve korumak insanlar için zorlu bir süreç. Son on yıldır koruma biyolojisinde, koruma uygulamalarının mutlak tür çeşitliliğini değil de net tür çeşitliliğini dikkate alması gerektiği vurgulanıyor. Yani insan müdahalesinin, kazanımları ve zararlarının birlikte analiz edildiği bir koruma bakiyesi olarak ifade edilmesinin önemi belirtiliyor. Fakat dünyada genel olarak bakıldığında biyoçeşitliliğin azalması olarak mutlak tür çeşitliliği, yani zaman içerisinde yok olan tür sayısı bir gösterge olarak kullanılmaya devam ediyor.

Türlerin yok olma hızı, her on yılda toplam tür sayısının yüzde 1-2’si olarak tahmin ediliyor. Fakat insan müdahalesi sadece türlerin yok olmasına neden olmuyor. Türlerde karakter değişiminin görüldüğü 198 çalışmanın 162’sinde insan faktörünün önemli bir yeri var. Ayrıca çok sayıda çalışmada insanların bitki türleşmesinde önemli bir aracı olduğu gösteriliyor. Bütün bu bilgiler akla şu soruları getiriyor: İnsan müdahalesi hangi yollarla türleşmeye yol açıyor ve insanın biyoçeşitlilik üzerindeki net katkısı ne kadar? Ve eğer biyoçeşitlilik üzerindeki net etkimizin nötr olduğu ortaya çıkarsa bu kabul edilebilir bir şey midir?

İnsan Kaynaklı Türleşme

İnsan aktivitelerinin doğrudan ya da dolaylı yollarla coğrafi ya da fiziksel üreme bariyerleri oluşturduğu görülebiliyor. Bu durum aynı türün alt popülasyonlarına farklı seçici baskıların etki etmesine ve yeni karakterlerin gelişmesine neden oluyor. Yeterince uzun süre geçtiğinde ise yeni karakterlerin oluşması ve tam türleşmeye neden olabiliyor.

Yer Değiştirme

İnsanlar tarih boyunca yer değiştirirken kendileri için yararlı olan türleri de beraberlerinde taşımışlar. Yer değiştirme (relokasyon) de türleşme potansiyeline yol açan önemli bir mekanizma. Yer değiştiren türler yeterli zaman verildiğinde hızlı evrim geçiriyorlar. Avustralya’da yapılmış bir çalışmada yerdeğiştirmiş bitki türlerinin yüzde 70’inin yaklaşık 150 yıllık bir sürede en az bir fiziksel karakterini değiştirdiği görülüyor. Hibritleşme (doğal ve yerdeğiştirmiş türlerin melezleştirilmesi) ise yeni taksonların oluşmasına yol açabiliyor. Yer değiştirme ve hibritleşme sonucu Avrupa’da oluşan yeni bitki türü sayısı son 3 yüzyıldır yok olan tür sayısından daha fazla.

Evcilleştirme

İnsanlar son yüz bin yılda 474 hayvan ve 269 bitki türünü evcilleştirdi. Evcilleştirmenin yeni önemli türlerin oluşmasına katkı sağladığı biliniyor. Dünyanın en önemli 40 tarım mahsülünden 6-8 tanesi evcilleştirilmiş yeni tür olarak sayılabilir. Evcilleştirilmiş türler içinde yeni karakterler de oluşabiliyor. Örneğin, evcil köpek Canis lupus familiaris yaklaşık 400 çeşidi bulunan ve en fazla çeşitliliğe sahip omurgalı türleri arasında.

Avlanma

İnsan avlanma baskısından etkilenen 40, doğal baskılara maruz kalan 20 ve diğer insan müdahalelerinden (kirlenme vb) etkilenen 25 popülasyonun karşılaştırıldığı bir çalışmada ise fiziksel değişimin avlanma baskısıyla karşı karşıya olan popülasyonlarda diğerlerinden yüzde 300 daha fazla olduğu görülüyor. Ticari balıkçılık, evrimsel değişim hızına yılda yüzde 0.1- 0.6 oranında katkıda bulunuyor.

Bütün bunlara ek olarak, yeni ekosistemlerin oluşturulması, genetikteki gelişmeler (GDO vb.), mikroorganizmaların insanlarla birlikte evrimi gibi etkiler de insan müdahalesinin türleşmeye olan katkılarına birer örnek.

Peki, eğer insan müdahalesi yeni türlerin oluşmasını türlerin yok olması ile aynı hızda etkiliyorsa, insan müdahalesinin yok edici etkilerini kabul edebilir miyiz? Eğer sadece türlerin sayısını düşünürsek bu etki tabii ki de kabul edilemez ve yok olan türlerin bu şekilde telafi edilmesi mümkün değil. Nesli yok olan tür sayısı ve tür çeşitliliği, biyoçeşitlilik ve koruma biyolojisinde bir gösterge olarak kullanılsa bile, ekosistem faaliyetleri ve servisleri, popülasyon yoğunluğu ve yayılmasındaki azalmayı göstermekten çok uzak. Bu yüzden sadece tek bir ölçüt kullanarak biyoçeşitlilikte net kayıp olmadığı çıkarımı yapmak kabul edilebilir değil. Koruma biyologlarının ve toplumun aslında biyoçeşitiliğe dair neyi ve neden korumak istediğine karar vermesi ve uygulaması için yeni ölçütlerin belirlenmesi şart.

Orijinal Kaynak: Bilimsol

Kaynak: PNAS

0 Yorum
Geri Bildirim

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close