Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Pandalar genellikle sevimli suratları ve "şabalak" olarak nitelendirebileceğimiz komik fotoğraflarıyla, sürekli bambu gövdeleri yerken bilinen hayvanlar oldukları için, hiçbir savunma sistemi olmayan, "kafasına vur, ekmeğini al" şeklinde yaşayan canlılar olarak kafamızda yer etmişlerdir. Bu aşırı hatalı sayılmaz. Çünkü pandalar, gerçekten de son derece sakin, avlanmaya pek fazla zahmet etmeyen, pek öfkelendikleri görülmeyen hayvanlardır. Ancak bu sizi yanıltmasın: pandalar, gerektiği zaman son derece saldırgan hale gelebilirler ve ölümcül yaralara neden olabilirler. 

Av olabilen hayvanlarda avcılarına yönelik genellikle iki strateji bulunur: savaşmak veya kaçmak. Birçok av, avcılarından kaçmayı tercih eder, çünkü çoğu zaman avcılar, avlarına göre çok daha karmaşık ve ölümcül silahlarla donanmışlardır: pençeler, dişler, kaslar ve benzeri... Ayılarda alıştığımızın aksine, pandalar da "av" konumuna düşebilen hayvanlardır. Normalde diğer ayı türlerinin hiçbir doğal avcısı bulunmaz. Ancak pandalar, özellikle çakallar ve leoparlar tarafından avlanabilirler. Panda yavruları kimi zaman ağaç sansarları tarafından yakalanıp parçalanabilirler. Bunun haricinde koca cüssesiyle bir pandaya yanaşmaya cesaret edecek çok fazla avcı bulunmaz.

Pandalar, diğer ayı kuzenlerine kıyasla daha az saldırgandırlar ve kendilerini savunmak açısından daha acizdirler; ancak buna karşılık evrimsel süreçte birçok avantaja sahiptirler. Bunlardan önce, pandaların da hem avcıları üzerinde, hem de sinirlendiklerinde çevrelerindeki diğer canlılar üzerinde son derece ölümcül yaralar açabildiklerinden bahsetmemiz gerekir. Ayıların dişleri, bizim dayanıklılığından ötürü "mobilya malzemesi" olarak kullanabildiğimiz bir bitkinin (bambuların) sert gövdelerini kolaylıkla kırabilecek şekilde özelleşmiştir. Bu dişler, tıpkı diğer ayılarda olduğu gibi, neredeyse hiçbir hayvanın kolay kolay kurtulamayacağı kadar güçlü çenelerle desteklenmektedir.

Bunun bir örneğini Beijing Hayvanat Bahçesi'nde bulunan Gu Gu isimli pandadan görebiliriz. Gu Gu'nun saldırdığı, her seferinde bölgesine izinsiz ve deneyimsiz olarak giren 3 ayrı ziyaretçi, vücutlarında ölümcül yaralarla hastaneye kaldırıldı. İlk saldırıda bahçenin görevlilerinden Zhang Xinyan isimli şahıs pandaya sarılmaya çalışırken pandanın güçlü saldırısı sonucu 2 bacağından da derin yaralar aldı. İkinci saldırıda 15 yaşındaki Li Xitao yine iki bacağından da ısırıldı. Gu gu, çocuğun her iki bacağından da büyük et parçaları kopardı, iki bacağındaki kemikler de kırıldı. Üçüncü saldırıda ise Zhang Jiao isimli ziyaretçi yine bacaklarından ısırıldı, temel bağ dokusu parçalandı. Görevliler dakikalarca Gu gu'nun çenesini şahsın bacağından ayıramadılar. 

Bu tür saldırı unsurları haricinde, pandalar başka davranışlar açısından da farklılaşarak diğer ayılara kıyasla yitirdikleri avantajları kapatabilmişlerdir. Bunlardan en önemlisi, pandaların kış uykusuna neredeyse hiç yatmıyor oluşudur. Örneğin boz ayılar çok uzun süren ve çok derin kış uykularına yatarlar. Normalde her hayvan kış uykusundayken gerekli uyaranlar ortamda varsa uyanabilirler. Çünkü bazı diğer hayvanlar, kış uykusuna yatan hayvanları kolaylıkla avlayabilmektedirler. Ancak boz ayılarda uyanma süresi oldukça uzundur. Örneğin tam olarak bu sebeple Kuzey Amerika yerlilerinden Kutchinler, özellikle boz ayıları avları olarak seçerler. Bu ayıları kış uykuları sırasında avlarlar, çünkü avları tamamlanana kadar ayı kolay kolay uyanamaz. Diğer canlılarda da kış uykusundan uyanmak için belli bir süre geçmesi gerekmektedir ve bu, onları kolay av konumuna düşürmektedir. Her ne kadar kış uykusunun evrimleşmesini mümkün kılacak kadar avantajları varsa da, olmayan hayvanlar da "tamamen dezavantajlı" konumda değildirler. Pandalar, ayıgiller ailesinden olmasına rağmen kış uykusuna neredeyse hiç gerek duymaz ve aktif olarak yaşantısını sürdürebilir.

Pandaların bir diğer avantajı, suya olan düşkünlükleridir. Boz ayılar da suyu severler; ancak hiçbir ayı pandalar kadar etkili yüzücüler değildirler. Boz ayılar genellikle sadece avlanmak için suya yanaşırlar; kimi zaman da alan değiştirirken nehirleri geçmek için suya girerler. Pandalar ise gerekli gördükleri zaman suya girmekten hoşlanmayan avcılarından kaçmak amacıyla suya girerler ve çok iyi yüzücülerdir. Hatta suyun altına dalabilen ve bir süre su altında kalabilen pandaların davranışları gözlenmiştir. Ancak bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

Son olarak, pandaların belki de en önemli evrimsel avantajı, eşsiz bir ekolojik nişi dolduruyor olmalarıdır. Bulundukları bambu gövdeleri ve yapraklarını pandalar kadar aktif olarak tüketebilen hiçbir hayvan türü bulunmamaktadır. Böylece bol besin kaynaklarına sahiptirler ve rekabete girmelerine neredeyse hiçbir zaman gerek kalmaz. Bu sayede, aktif olarak avlanmak zorunda olan kuzenlerine büyük bir avantaj sağlarlar.

Bu noktada, panda yavrularının da diğer ayıların yavrularına göre daha başarılı birer tırmanıcı olduğunu söyleyebiliriz. İlk doğduklarında diğer ayı yavrularından biraz daha çelimsiz gözükseler de, onlardan daha hızlı büyürler ve güçlenirler. Daha birkaç aylıkken tek başlarına ağaçlara tırmanmaya başlayabilirler. Daha sonra bu yeteneklerini korurlar. Ancak örneğin kahverengi ayılar yalnızca yavruyken tırmanabilirler; yetişkinleri ağaçlara tırmanamaz. Bu da pandalar için avcılardan kaçmak açısından çok önemli bir yetenektir.

Pandalarda Olası Deprem Korkusu

Aşağıdaki fotoğraf gerçekten depremden hemen sonra mı çekildi ve anlatılan hikaye ne kadar gerçektir bilinmez. Ancak kesin olarak bildiğimiz bir şey, pandaların gerçekten de depreme diğer birçok hayvana göre çok daha duygusal ve hassas bir şekilde tepki veriyor olması. Örneğin pandaların depremler sonrasında "travma sonrası stres sendromu" yaşayabildikleri ve uzun süre tedavi görmeleri gerektiği biliniyor. Benzer "sarılma", "sinme", "titreme" gibi korku refleksleri daha önceden de pandalarda gözlendi. 

Fotoğraf Eylül 2012'de Çin'de meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki depremden sonra çekildi. Fotoğrafta, deprem sonrasında kendisiyle ilgilenmeye gelen görevlilerden bir tanesinin bacağına sarılan bir panda görülüyor. Pandanın depremden korktuğu için böyle bir şey yaptığı ileri sürülüyor.
Fotoğraf Eylül 2012'de Çin'de meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki depremden sonra çekildi. Fotoğrafta, deprem sonrasında kendisiyle ilgilenmeye gelen görevlilerden bir tanesinin bacağına sarılan bir panda görülüyor. Pandanın depremden korktuğu için böyle bir şey yaptığı ileri sürülüyor.

Özellikle 2008 senesinde Çin'in Woolong bölgesinde meydana gelen depremin, panda rezervi içerisindeki büyük kayaları yerinden sökmesi ve bazı binaların hasar görerek yıkılmasına neden olduğu sırada, araştırmacıların pandaları ezilmekten kurtarmak için mücadelesinde, tıpkı insanlar gibi panikledikleri, titredikleri ve kurtarıcılarına sarıldıkları tespit edildi. Öyle ki, bu depremden sonra, Woolong rezervindeki pandaların Beijing'e gönderilerek travma sonrası özel terapi görmeleri gerekti.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • WWF. Panda's Natural Enemies. (2019, Temmuz 31). Alındığı Tarih: 31 Temmuz 2019. Alındığı Yer: WWF

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/08/2019 22:36:32 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2399

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Güneşte yanmayan, gölgenin kıymetini bilmez.”
Türk Atasözü
Geri Bildirim Gönder