Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

O, Her Yerde: Oksijen Neden Önemlidir?

Tüm Oksijen Atomları Bir Anda Yok Olsaydı Ne Olurdu?

O, Her Yerde: Oksijen Neden Önemlidir? The Sleuth Journal
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Evren'de sayıca en sık bulunan dördüncü, kütlece en çok bulunan üçüncü element olan oksijen, gerçekten de günümüzde canlılık için "her şey" olan elementlerden birisidir. Bugün olmaksızın birkaç dakikadan uzun hayatta kalamadığımız gerçeğini düşündüğümüzde, bundan birkaç milyar yıl önce bu element gezegenimizi fotosentez sayesinde doldurmaya başladığında, canlılık tarihinin gördüğü en müthiş yok oluşa neden olduğunu öğrenmek şaşırtıcı gelebilir. Çünkü oksijen, aslında çok güçlü bağlar kurabilen bir elementtir ve oksijenli ortamda yaşamaya uygun şekilde evrimleşmemiş canlılar için kusursuz bir zehirdir. 

Gerçekten de, evrim tarihinin ilk kitlesel yok oluşlarından birisi, günümüzden 2.4 milyar yıl önce Büyük Oksitlenme Olayı olarak bilinen bir olay sonucu yaşanmıştır. Fotosentez, bu tarihten 200 milyon yıl kadar önce (günümüzden 2.6 milyar yıl kadar önce) evrimleşmeye başlaması sonucunda, atmosferde müthiş hızlı bir oksijen birikimi yaşanmıştır. Ancak dönemin canlılarının neredeyse tamamı anaerobik, yani oksijen toleransı bulunmayan, oksijensiz ortamlarda yaşayabilen canlılardı. İçlerinde sadece ufak bir kısım oksijene toleranslıydı (canlılık içerisindeki varyasyonları unutmayınız). Oksijenin bu hızlı birikimi, bu canlıların hepsini zehirlemeye ve öldürmeye başladı. Kısa sürece dönemin canlılarının atmosferle temas edebilen canlılarının büyük bir kısmı yok oldu. O dönemde gezegenimiz halen tek hücreli bakteriler tarafından donatıldığı için bildiğimiz anlamıyla "ardında kemikler ve bariz izler bırakan" bir yok oluş olmadı bu; ancak yine de sayısız türün sonunu getirdi. Bu canlılar arasından sürece ayak uydurabilen ve oksijene bir miktar toleranslı olanlar hayatta kaldı, seçildi ve çoğaldılar. Böylece öncelikle oksijen toleranslı canlıların popülasyonları genişledi, sonrasında ise artık atmosferi dolduran oksijene tamamen bağımlı canlılar evrimleşti. Bu evrimsel süreci kayaçlardaki izlerden ve minerallerden adım adım izlememiz mümkündür.

Büyük Oksijenlenme Olayı öncesinde, yani günümüzden 3.85 ila 2.45 milyar yıl önce arasında atmosfer içerisinde pratik olarak hiç oksijen bulunmamaktaydı. Bazı araştırmalar erken Dünya koşullarında %5'ten az olacak miktarda oksijen bulunduğu olasılığı üzerinde dursa da, bu hem kesinleşmiş bir bilgi değildir, hem de çok güçlü kanıtlara dayanmamaktadır. Bu nedenle, 2.4 milyar yıl öncesinde "pratik olarak" hiç oksijen yoktu diyebiliriz. 2.4 milyar yıl sonrasından kalma kayaçlara baktığımızda ise, bariz bir şekilde artan oksitlenme olayını görebilmekteyiz. Sadece 500 milyon yılda atmosferik oksijen oranları %5 dolaylarına çıktı. Bir süre sabit kaldıktan sonra, günümüzden 1 milyar yıl kadar önce tekrar hızlı bir tırmanış başladı. Günümüzden 500 milyon yıl kadar önce %19 seviyesine, 350 milyon yıl kadar önce %32 seviyesine ulaştı! Bu dönemden kalma canlılar bu sayede devasa boyutlara ulaşabilmeyi başardılar. Çünkü dokularını besleyebilecek bol miktarda oksijene erişimleri vardı. Ancak bu iri canlıların sayısının hızla artması ve ekolojik değişimlere bağlı olarak bu seviyeler inmeye başladı ve o gün bugündür azalma sürüyor. Şu anda atmosferimizdeki oksijen oranı %21 dolaylarındadır. 

Uzun lafın kısası oksijen, özellikle son 2 milyar yılda evrimleşmiş olan canlı türlerinin olmazsa olmazıdır. Oksijenli solunum, oksijensiz solunuma göre enerji verimliliği bakımından müthiş avantajlar sağlıyor olması, bu canlıların evrimsel süreçte öne çıkarak çoğalmalarını sağlamıştır. 

Oksijen, evren içerisinde de büyük öneme sahip, çok yaygın bir elementtir. Örneğin Samanyolu Galaksisi içerisinde Hidrojen ve Helyum'dan sonra en yaygın olarak bulunan element oksijendir. Güneş'in %1'ini oksijen elementi oluşturur. Kütlece suyun %89'u oksijendir. İnsan kütlesinin ise %66 civarının oksijen olduğu düşünülmektedir. Bu kadar önemli olması dolayısıyla 1961 senesine kadar periyodik cetvelde "standart element" olarak kullanılmıştır. Fakat bu unvanını 1961 senesinde, canlılığın olmazsa olmazlarından bir diğeri olan karbona kaptırmıştır.

Biz de böylesi bir elemente ufak bir şiir yazmak istedik. Aslında ASAPScience'ın Helyum ile ilgili şiirinden esinlendik; ancak dilimize Oksijen daha uygun olduğu için onu seçtik. Zaten içeriği pek fazla değişmiyor. Hatta şiirde bahsedilenlerin, Helyum'dan çok Oksijen'e uyduğunu söyleyebiliriz. 

Tüm Oksijen Atomları Bir Anda Yok Olsaydı Ne Olurdu?

Elbette ki bir atomun birdenbire yok olması mümkün değildir. Dahası, öyle bir şey olacak olsa karşılaşacağımız sıkıntıları ve olacak olayları öngörmek de çok kolay değildir. Örneğin, oksijen atomlarının bir anda yok olduğunu varsayalım. Açıkçası olacak ilk şey, hepimizin yok olacak olmasıdır. Zira vücudumuzun %65'i oksijen atomlarından oluşur. Haliyle, bunlar yok olacak olsa, biz de yok olurduk. Ancak diyelim ki bizim vücudumuz haricindeki oksijen atomları yok oldu... 

Bunun çok fazla sayıda sonucu olurdu. Ancak en bariz 4 değişim, şu şekildedir:

  • Tıpkı sizin vücudunuzun dağılacak olması gibi, gezegenimizin de kabuğu parçalanırdı. Çünkü Dünya'nın kabuğunun %45'i oksijen atomlarından oluşmaktadır.
  • Hepimizin kulak zarı patlardı. Çünkü soluduğumuz havanın %21'ini oksijen oluşturmaktadır. Bu yok olacak olsaydı, dış basınç anında %21 oranında azalırdı. Bu da kulak zarınızın patlamasına ya da hasar görmesine neden olurdu.
  • Güneş ışığına doğrudan temas eden herkes anında yanardı. Çünkü atmosferdeki moleküler oksijen, Güneş'ten gelen zararlı morötesi ışınlara karşı derimizi korumaktadır. Oksijen bir anda ortadan kalkacak olsaydı, derimiz ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalırdı.
  • Okyanuslar buharlaşır ve yok olurdu. Çünkü var olan tüm su moleküllerinin 3'te 1'i oksijen atomlarından oluşmaktadır. Bunlardan oksijeni bir anda alacak olursanız, hidrojen kendi başına kalacaktır. Moleküler hidrojen, havadan daha az yoğun olacağı için önce atmosferin üst troposfer tabakasına, sonra da uzaya kaçacaktır.
Ağaçlar Wi-Fi (kablosuz internet) sağlıyor olsaydı, ağaç olmayan neredeyse hiçbir köşe bırakmazdık, değil mi? Hem böylece ister istemez gezegeni de kurtarırdık… Ne yazık… Ağaçlar yalnızca hayatta kalmak için solumak zorunda olduğumuz oksijeni veriyorlar...
Ağaçlar Wi-Fi (kablosuz internet) sağlıyor olsaydı, ağaç olmayan neredeyse hiçbir köşe bırakmazdık, değil mi? Hem böylece ister istemez gezegeni de kurtarırdık… Ne yazık… Ağaçlar yalnızca hayatta kalmak için solumak zorunda olduğumuz oksijeni veriyorlar...

Elbette ki periyodik cetveldeki hangi elementi seçerseniz seçin, hele ki hidrojen, oksijen, azot, karbon gibi "temel elementlerden" hangisini seçerseniz seçin, bir anda ortadan yok olması değişen düzeylerde yıkıcı sonuçlar doğuracaktır. Çünkü nasıl ki hiçbir şey yoktan, birdenbire var olmadıysa, hiçbir şey de vardan, birdenbire yok olamaz. Evren'deki her süreç, kendisinden önce gelen süreçlere bağlıdır. Süreçler genellikle çeşitli ölçeklerde yumuşak ve kademelidir. Dolayısıyla sürecin bir basamağını birdenbire ortadan kaldırmak, elbette ki yıkıcı olacaktır. 

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Yani bu durum, oksijene özgü değildir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 10
  • Bilim Budur! 10
  • Merak Uyandırıcı! 8
  • Muhteşem! 6
  • Umut Verici! 5
  • İnanılmaz 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/10/2020 15:23:28 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4827

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Canlılık Ve Cansızlık Arasındaki Farklar
Uzay Görevleri
Şempanzeler
Uçma
Paleontoloji
Yağ
Sosyal Mesafelendirme
Kalıtım
Taksonomi
Evrimleşme
Biyoloji
Elektrokimya
Köpekgil
Fotoğraf
Onkoloji
Kütleçekimi
Bilgi
Nükleotit
Evrimsel
Bilimkurgu
Santigrat Derece
Yumurta
Kan Hastalıkları
Tehlike
Aşı
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Evrim yasalarını keşfetmek de, fizik veya kimya yasalarını keşfetmek gibidir: Bir tahminde bulunmayı mümkün kılacak kadar genelleme yapabilecek bir gözlem peşindesinizdir.”
Matt Cartmill
Geri Bildirim Gönder