Neden Bazı Hayvanlar Evcilleştirilirken, Bazı Diğerleri Evcilleştirilemez?
Neden Bazı Hayvanlar Evcilleştirilirken, Bazı Diğerleri Evcilleştirilemez?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Konuya başlamadan önce, yeri geldiği için belirtelim: "Evcilleştirme" ile "ehlileştirme" sözcükleri, sık yapılanın aksine, birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Evcilleştirme, evrimsel bir süreçtir. Bir türün (örneğin insan), diğer bir türü (örneğin vahşi kurtları) belli özelliklerine göre seçip, sadece o özelliğe sahip olanların çiftleşmesine izin verip, diğerlerinin çiftleşmesine izin vermeyerek (hatta onları aktif olarak öldürerek veya uzaklaştırarak) evrimsel sürece müdahale etmesi sonucu yeni türlerin (örneğin köpeklerin) evrimleşmesi olayıdır. Bu sayede hayvanlar, yırtıcı ve vahşi olabilen atalarından farklılaşarak "evcil", yani "eve uygun" hale gelebilirler. 

Ehlileştirme ise belli bir hayvanın, insanların bulunduğu ortamlarda kısmen rahat bir şekilde yaşayıp barınabilmesi için davranışsal olarak alıştırılması olayıdır. Hayvan evcil değildir; ancak insanlar arasında yaşayabilecek kadar yetkinliği (ehliyeti) vardır. Ehlileştirme olayında evrim yoktur; öğrenme vardır. Evcilleştirmede ise evrim ve öğrenme bir aradadır. Örneğin yemek verdiğiniz için size yanaşmaktan çekinmeyen bir karga ehlileşmiştir; ancak evcilleşmemiştir. Öte yandan her evcil hayvan da ehlî olmak zorunda değildir. Evrimsel süreçte yapay seçilim yoluyla değiştirerek şekil verdiğimiz birçok hayvan da, aslında ehlî değildir. Bunun en güzel örneği tavuklardır. Tavuklar, evrimsel süreçte insanın uyguladığı yapay seçilim yoluyla ciddi anlamda değişmiş türlerdir; ancak halen ehlî hayvanlar değillerdir ve insanlar ile evlerine yanaşmaktan, onlarla doğrudan iç içe yaşamaktan pek hoşlanmazlar.

Başlıktaki soruya gelecek olursak... Açık konuşmak gerekirse, evcilleştirme işleminin sınırlarını şu anda bilememekteyiz. Pratik olarak, evcilleştirilemeyecek bir hayvan var mı ondan bile emin değiliz; çünkü bugüne kadar elimizi attığımız her hayvanı öyle veya böyle ehlileştirmeyi başardık. Dahası, birçok hayvanın evrimleşme potansiyelinin inanılmaz yüksek olduğunu artık biliyoruz; dolayısıyla bu canlıları yapay seçilim yoluyla şekillendirmemiz de genellikle mümkün oluyor. Lakin şu bir gerçek ki bazı hayvanları evcilleştirmek, bazı diğerlerini evcilleştirmekten çok daha kolaydır. Bunun sebeplerini şöyle özetleyebiliriz:

Hızlı büyüme oranı: Daha hızlı büyüyüp olgunlaşan hayvanları evcilleştirmek daha kolay gibi gözükmektedir. Bunun sebebi, onları yapay seçilime tabi tutmanın kolaylığıdır: Bir hayvan ne kadar hızlı üreme çağına erişirse, bir insan ömrü içerisinde o hayvanın atlayabileceği nesil sayısı o kadar fazla olacaktır, dolayısıyla evrimin etki miktarı da o kadar fazla olacaktır. Tabii bu tür hayvanların ekonomik değeri de daha yüksektir.

• Dikbaşlılık / Esneklik: Evcilleştirme hiç de kolay ve kısa bir süreç değildir ve bu süreçte insanların sabrı ile dikkatine tamamen güvenmek doğru olmaz. Dolayısıyla bu hayvanların sahipleri olmaksızın da yaşayabilecek canlılar olması gerekmektedir. Özellikle insanların yaşam alanlarına giren yabani hayvanların çöp yiyebilme, uzun süreler aç ve susuz kalabilme gibi özellikleri olmalıdır.

Sosyallik: Evcilleştirdiğimiz hayvanları genellikle tek tek değil, sürüler halinde evcilleştirmekteyiz. Dolayısıyla sosyal hayvanların evcilleştirilmesi genellikle daha kolaydır.

Grup Aklıyla Hareket Edebilme: Elbette ki, bir sürü mantığı güden ve sürüyle birlikte hareket etmeye meyilli olan hayvanları evcilleştirmek, başına buyruk ve tekil yaşayan hayvanları evcilleştirmekten çok daha kolaydır. Bu, her politikacının da çok iyi bildiği bir kuraldır!

• Düşük Korku Düzeyleri: Her ne kadar hayvanda bir miktar korkunun olması evcilleştirme için faydalı olsa da, bunun seviyesi önemlidir. Çok korkak hayvanlar evcilleştirme amaçlı kapalı alanlarda yetiştirilmeye başladıklarında aşırı streslenebilirler. Bu durumda hastalanma ihtimalleri artar, gelişimleri yavaşlar ve üreme zorlukları çekerler. Dolayısıyla evcilleştirilen hayvan birazcık cesur olabilmelidir.

Düşük Öfke: Bir hayvan ne kadar öfkeli ve saldırgansa, o kadar zor evcilleştirilir. Ayrıca saldırgan ve dövüşmeye meyilli hayvanların üreme miktarları genellikle daha düşüktür. Hem kendilerini, hem de evcilleştirme işlemini sürdüren kişileri tehlikeye atabilirler.

• Öğrenme Kapasitesi: Elbette ki, evcilleştirmenin en önemli basamaklarından birisi öğrenmektir; sonuçta her evcilleştirme, biraz da ehlileştirmedir. Eğer evcilleştirilecek hayvan öğrenmeye (yani evcilleştirilmeye) açıksa ve çeşitli rutinleri takip etmekte güçlük çekmiyorsa, evcilleştirilmesi de kolay olacaktır.

Aslında bu saydıklarımızın hepsi yapay seçilim yoluyla evrim sayesinde bir türde ortaya çıkacak şekilde kontrol edilebilir özelliklerdir. Evcilleştirmek istediğimiz hayvanlarda illâ bunların hepsi bir arada bulunmak zorunda değildir. Ne var ki, çoğu vahşi hayvanda aslında bu özelliklerin önemli bir kısmını bulmak mümkündür. İşte o hayvanlar, evcilleştirmeye daha açık türler olacaktır. Örneğin, vahşi kediler tekil yaşarlar ve korkaktırlar, kurtlar ve vahşi domuzlar aşırı saldırgandırlar. Ancak bunların evcilleştirilmiş versiyonlarında bu özelliklerin neredeyse hiçbiri bulunmaz. Bunun tek sorumlusu, evrimin en önemli mekanizmalarından birisi olan yapay seçilimdir. 

Tabii ki yapay seçilim yoluyla evrim, tarihsel olarak genellikle doğal seçilim ile bir arada veya onu takip eden şekilde olmuştur. Örneğin kedi ve köpeklerin evrimi muhtemelen insanların aktif olarak vahşi kediler ve vahşi köpekleri doğada arayıp, bulup, kamplarına getirip, yapay seçilimle üretmeleri şeklinde olmamıştur. Daha ziyade vahşi kedi ve köpekler çeşitli sebeplerle (daha kolay yemek bulma, sığınma, barınma, korunma, vs.) dolayısıyla insan yaşam alanlarının yakınlarında yaşamaya başlamışlardır. Bu, işin doğal seçilim kısmıdır. Ancak insanlar bu hayvanlarla etkileştikçe, onlardan faydalanabileceklerini fark etmişler ve kendi işlerine gelenleri birbiriyle çiftleştirmeye, diğerlerini ise kovmaya başlamışlardır. Böylece nesiller geçtikçe, vahşi formlardan evcil formlar evrimleşmiştir. Bugün bir kurt ile Chihuahua veya bir vahşi kedi ile Scottish arasında pratik olarak hiçbir benzerlik yoktur. Bu köklü değişim, evrimin en net ispatlarından birisidir. 

Elbette ki sadece kedi ve köpekler evcilleştirilmemiştir. İnsanların evcilleştirmeyi başardığı yabani hayvanlar arasında koyun, domuz, keçi, sığır, tavuk, eşek, ördek, Gine domuzu, Batılı bal arısı, su bufalosu, at, güvercin, ipek böceği, kaz, yak, deve, lama, alpaka, Gine tavuğu, gelincik, fare, kumru, gayal, Japon balığı, tavşan, kanarya, Siyamlı dövüş balığı, sıçan, koi, gümüş tilki, kirpi, ispinoz, lepistes gibi sayısız tür bulunmaktadır. Bunlardan özellikle tilkilerin evcilleştirilmesi süreci ilginçtir; zira gerçek bir "evcilleştirme" amacıyla yapılmamıştır; yapay seçilim yoluyla evrimi ispatlamak için Belyaev tarafından yapılmış bir deneyin ürünüdür. Buna rağmen ehlileştirmenin ötesine geçmek başarılmış ve hayvanlar evcilleşmiştir. Konuyla ilgili bir analiz yazımız buradan okunabilir.

Teorik olarak her canlıyı evcilleştirmek mümkündür: Zira evrim var olduğu sürece, ona hükmetmek de teorik olarak mümkün olacaktır. Canlılık var olduğu müddetçe, evrim var olmak zorunda olduğu için, evcilleştirme de otomatik olarak bir olasılık olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak elbette ki insanlar kör bir şekilde önüne gelen her hayvanı evcilleştirme çabasına girmemişlerdir. Tarihsel olarak evcilleştirmeye çalıştığımız hayvanların çeşitli özellikleri vardır: bizlerle dostluk kurmaları, ekonomik değerleri olması, vb. Benzer şekilde, bazı canlıların evcilleştirmesindense özellikle kaçınmışızdır; çünkü evcilleştirme genellikle 1 insan ömründe olabilecek bir şey değildir ve çok sayıda insan neslinin dahil olması gereken, karmaşık ve zor bir süreçtir. Üstelik zeki ve büyük memeliler insanlara tehlike arz edebilirler. 

İnsanların tarihsel gelişimleri ile bölgede bulunan hayvanlar arasında ilişki kurmak bile mümkün olabilir! Örneğin Pulitzer ödüllü yazar ve bilim insanı Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik isimli kitabında Amerika kıtasındaki gelişimin tarihsel olarak diğer kıtalara göre kısmen yavaş olmasının sorumlularından birinin bu bölgede ağır cisimleri çekmek ve üzerine binerek sürmek için uygun hayvanların başlangıçta bulunmuyor oluşu göstermektedir. 

Kaynak: Suzanne Sadedin (Monash Üniversitesi, Evrimsel Biyoloji, PhD)

Evreni Simüle Etmek: Modern Kozmolojinin Bize Kattıkları ve Gelecek...

Diyeti Koşarak Geçemezsiniz: Kalori Kontrolü, Kalori Yakmaktan Her Zaman Daha Kolay ve İşlevseldir!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim