Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Michael Scofield Dehası: Düşük Gizli Ket Vurma (Low Latent Inhibition) Nedir?

Michael Scofield Dehası: Düşük Gizli Ket Vurma (Low Latent Inhibition) Nedir? Screen Rant
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Gökyüzünde birden beliren bir ışık neden dikkatimizi çeker de, bir kapının kulbu dikkatimizi çekmez, hiç düşündünüz mü? Ya da yoldan geçen bir Ferrari'ye neden daha yoğun dikkat veririz de, sıradan bir diğer arabaya (örneğin bir Ford Focus'a) ekstra dikkat harcamayız? Soru ilk etapta şaşırtıcı gelebilecektir: "E Ferrari ilginç bir şey de ondan!" Bu bir argümandır, evet. Ancak dikkatli bakacak olursanız, soruya cevap vermemektedir. Çünkü soru zaten onu sormaktadır: İyi de, yoldan geçen bir Ferrari'yi ilginç kılan nedir ki? Seyrekliği mi? Estetik tasarımının çekiciliği mi? Maddi fiyatının yüksekliği mi? İyi ama, yoldan binlerce kırmızı ve gözümüze güzel gözükebilecek araba geçerken, neden Ferrari'ye dikkate değer miktarda dikkatimizi odaklarız, dönüp tekrar bakarız? İlk etapta beynimizi ve odağımızı ona çeken yapısal özellik, temel neden nedir?

İşte bu soruya cevap verebilmek için, konuya tersten yaklaşmamız gerekir: Neden her kapıyı açışımızda kapının koluna (kulbuna) ekstra önem vermeyiz? Neden onun kapıya nasıl bağlı olduğuna, çivi ve vidaların nereye yerleştiğine, kolun kendi etrafında kaç derece dönebileceğine, hangi malzemeden yapıldığına, rengine, vb. özelliklerine dikkat etmeyiz? Buna karşılık, bir Rubik Kübü'nü elimize aldığımızda, onun nasıl birleştiğini, ne yöne doğru ne kadar hareket edebildiğini, üzerindeki renkleri pür dikkat inceleriz? Rubik Kübü'nü ancak bunu anlayarak çözebiliriz diye mi? İyi ama, kapıyı da ancak nasıl çalıştığını anlayarak açabiliriz. Kapının çalışma mekanizmasını bir kere çözdükten sonra, dikkatimiz neden ona tekrar odaklanmıyor?

Kısaca asıl soru şu: Dikkatimizi neye odaklayıp, neye odaklamayacağımızı nasıl seçiyoruz? Ya da seçiyor muyuz? Hem Ferrari, hem kapı kulbu örneklerine bir arada cevap verelim: Yoldan geçen arabalardan hangisine dikkatimizi odaklayacağımızı belirleyen şey, Ferrari'nin evrensel olarak "ilgi çekici", kapı kolunun evrensel olarak "sıkıcı" olması değildir. Neden olan şey, gizli baskılama, örtük ketleme, örtük ket vurma (latent inhibition) olarak bilinen nöropsikolojik bir olgudur.

Gizli Baskılama (Örtük Ket Vurma)

En basit tanımıyla gizli baskılama, beynimizin alışık olduğu cisimlerden gelen sayısız duyusal (görsel, işitsel, vs.) veriyi baskılaması ve bilincimizi oluşturan, etrafımızda neye odaklanacağımızı kontrol eden üst beyin bölgelerine ulaştırmamasıdır. Aslında bir kapı koluna baktığımızda, az önce sorumuz içerisinde bahsettiğimiz tüm özelliklerine dair bilgiler beynimize ulaşır: rengi, biçimi, bağlantı noktaları ve onların yerleri ve daha nicesi... Fakat beynimiz bunları filtreleyerek sadece işimize yarayacak özelliğini işler: kapıyı açma işlevini... Diğer tüm özellikleri ise otomatik olarak görmezden gelir. 

Fakat hiç alışık olmadığımız bir cisimle karşılaştığımızda, beyin neyi filtrelemesi gerektiğini bilemediği için, her şey bilincimizi oluşturan daha üst beyin bölgelerine aktarılır, analiz edilir, kategorize edilir ve nihayetinde hafızamız içerisinde yerini alır. Bu cisme ikinci bir sefer baktığınızda, bazı özellikler artık o kadar ilgi çekici gelmemeye başlar. Bunun sebebi, cismin o özelliklerinin evrensel olarak ilgi çekiciliğini yitirmiş olması değil; beynimizin artık o cismin sadece işlevsel veya henüz anlaşılamamış özelliklerine odaklanmasıdır. Yoksa o cismi hiç görmemiş biri için, sizin artık görmezden geldiğiniz özellikler halen ilgi çekicidir. Ta ki o kişi de o özelliklere ve genel olarak cisme "alışana" kadar...

Şu ana kadar örtük ket vurmanın tam olarak nasıl çalıştığı anlaşılamamıştır. Konuyu açıklamaya çalışan birkaç teori bulunmaktadır ve bunlar genel olarak cisimlerden gelen uyarıların beynimiz tarafından nasıl değerlendirdiğini izah etmeyi hedeflemektedir. Baskın olan teoriye göre gizli baskılama, beynimize tekrar tekrar ulaşan aynı uyaranların beyin tarafından ilişkilendirilebilirliklerinin azalmasıdır. Bunun nedeni de, o özelliklere ayrılan dikkatin azalmasıdır. Bir diğer teoriye göreyse, yeni uyaranlar ile eski uyaranlar beyin tarafından işlenmek konusunda bir nevi "yarıştıkları" için, yeni olanların etkisi eski olanlara baskın gelmektedir ve bu nedenle dikkat çoğunlukla onlara yönelmektedir.

Nedeni her ne olursa olsun örtük ketleme, beynimizin halen evrimleşme sürecinin başlarında olduğunun güzel örneklerinden bir tanesidir. Zira her ne kadar yerlere göklere sığdıramıyor olsak da, beynimiz oldukça sınırlı bir organdır. Evrimsel süreçte daha karmaşıklaşması sonucu yapabilecekleri, şu anda yapabildiklerini rahatlıkla gölgede bırakabilecektir. Ancak evrim, öngörüsü olan, bilinçli bir süreç değildir. Tasarlamaz; sadece var olan çeşitlilik içerisinden ortama en uyumlu olanları seçer. Dolayısıyla "Beyinleri şöyle yapayım ki daha iyi olsun." gibi bir öngörüsü bulunamaz. Bu nedenle de, elde var olan malzemenin en iyisini kullanarak, ortama uyumlu canlıların evrimleşmesini mümkün kılmakla yetinmektedir. Beyinlerimizde bu çeşit "sibop ve tıpaların" ve adeta "yamaların" bulunma sebebi de budur. Aslında mantıklı olan, beynin tüm bu verileri kolaylıkla işleyebileceği kadar güçlü olmasıdır. Zira bu verilerin her biri, içerisinde kıymetli bilgiler taşıyan, değerlendirildikleri takdirde daha önce gözden kaçanları görmemizi sağlayabilecek verilerdir. Ancak ne yazık ki evren ve doğa kusursuz değildir. Evrimsel süreçte beynimiz henüz o düzeye ulaşabilecek kadar evrimleşmemiştir; en azından popülasyonun genel ortalaması, bunu yapamayacak konumdadır. Dolayısıyla bunun yerine, aslında çok daha başarısız olan; ancak erişilmezi bir o kadar kolay olan bir çözüm evrimleşmiştir: etraftan gelen verilerin bir kısmını baskılamak...

Düşük Gizli Baskılama (Düşük Gizli Ket Vurma)

Prison Break gibi popüler kültür ürünlerinde gizli baskılamanın bir çeşidi olan düşük gizli baskılama (low latent inhibition) konusuna yer verilmektedir. Dizinin başrol karakteri Michael Scofield (Wentworth Miller) üzerinden anlatıldığı gibi, aslında bu bir çeşit nöropsikiyatrik hastalıktır. Hastalık olarak tanımlanıyor, çünkü bu durumun görüldüğü bireylerin ezici çoğunluğunda yaşam standartlarını ciddi anlamda düşüren rahatsızlıklar baş göstermektedir. Genel olarak bu hastalığın görüldüğü bireylerin beyinleri, etraftan gelen uyaranları diğer insanlarda olduğu gibi filtreleyemez (ya da daha az filtreleyebilir). Bu da, etraftaki gerekli gereksiz her türlü verinin sürekli olarak bilinçlerine ulaşması ve onlarla boğuşmaları gerekmesi anlamına gelir. 

Popülasyon içerisinde bu hastalıkla baş edebilecek beyinler konusunda bir dağılım vardır (tıpkı diğer tüm özelliklerde olduğu gibi). Bazı bireylerin beyinlerinin yapısı, normalin üzerindeki miktarda veriyi işleyebilecek özelliktedir. Çoğununki ise böyle değildir. Sıradan bir beyinde düşük gizli ket vurma hastalığının görülmesi takdirinde, çoğu zaman çocuklukta hiperaktivite ve ADHD gibi hastalıklarla paralel semptomları olan durumlar görülür. Bu kişiler dikkatlerini bir şeye odaklamakta güçlük çekerler, çünkü dikkatlerini verebilecekleri çok fazla veri, sürekli olarak beyinlerine akmaktadır. Bu, beynimizi bir e-posta sağlayıcısına benzetirsek, sürekli "istenmeyen (spam) e-posta" gelmesi gibidir! Rahat uyuyamazlar, zira uykunun mümkün olmasını sağlayan şey, etraftan gelen tüm uyaranların beyin tarafından geçici olarak baskılanmasıdır; ancak bu kişilerin beyni bunu düzgün yapamaz. Bunun haricinde bu kişilerde asosyallik, stres altında çalışamama, kolayca pes etme, basit sorunların üstesinden gelememe, arkadaşlıklar kuramama veya sürdürememe gibi sorunlar da sıklıkla görülür.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Öte yandan sözünü ettiğimiz çok ufak bir grupta, beynin yeterince fazla veriyi işleyebilecek bir yapıda olmasından ötürü bu hastalık, bir anda avantaja dönüşüverir: bu fazla veri akışı, bireylerin ortalama bir insana göre etrafından çok daha fazla haberdar olmasını sağlar, yaratıcılığı katlayarak arttırır, sıradışı keşiflerin yapılabilmesini mümkün kılar, olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini çok daha başarılı kurmak gibi olumlu özelliklerle kişiye fayda sağlar. Birçok kaşif, mucit ve sanatçıda çeşitli seviyelerde bu durumun görüldüğü düşünülmektedir.

Zaten işte evrim de, bu çeşitlilik üzerine işler. Henüz bu farklılığa neden olan unsur tam olarak bilinmese de, çok büyük ihtimalle genlerin bu işte bir parmağı bulunmaktadır. Bu genlerdeki farklılıkları yaratan mutasyonlar, seçilim mekanizmaları tarafından seçilir. Aslına bakacak olursanız bu tür bir farklılık tek başına dezavantajlıdır, çünkü çoğu beyin zaten işleyebileceği kadar veriyi alabilecek şekilde adapte olmuştur. Ancak bazı bireylerin beyin yapısındaki diğer farklılıklar ile bu sorun bir araya gelince, normalde dezavantajlı olan bir durum, bir anda müthiş bir avantaja dönüşebilmektedir. İşte evrimin üzerinde çalışabileceği çeşitlilik de tam olarak budur! Eğer vahşi hayatta yaşıyor olsaydık, bu insanların hayatta kalma ihtimalleri biraz daha yüksek olacak olabilirdi. Böylece, onların daha kolay hayatta kalması ve üremesi sonucu, evrimsel süreçte daha fazla şeyi algılayabilen nesillerin evrimleşmesi mümkün olabilirdi. 

Not: Bu duruma bilimsel literatürde "Michael Scofield Dehası" adı verilmemektedir. Evrim Ağacı olarak biz, kısaca tanımlamak için bu terimi ileri sürdük.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Merak Uyandırıcı! 13
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 6
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 5
  • İnanılmaz 5
  • Bilim Budur! 3
  • Korkutucu! 2
  • Güldürdü 1
  • Umut Verici! 1
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/07/2020 10:58:18 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3207

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Sağlık Örgütü
Yörünge
Coğrafya
Deniz
Genom
Koronavirüs
Sars-Cov-2 (Covid19 Koronavirüs Salgını)
Lhc (Büyük Hadron Çarpıştırıcısı)
Biyografi
Anatomi
Sağlık Bilimleri
Factchecking
Tehlike
Robot
Sperm
Tüy
Yapay Zeka
Bağışıklık
Diş
Çiftleşme
Büyük Patlama
Aminoasit
Yılan
Mantar
Homeostasis
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Düşünmeyen tutucudur. Düşünemeyen aptal... Düşünmediğine aldırmayan ise köle...”
William Drummond
Geri Bildirim Gönder