Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Evrimi Anlamak yazı dizisinin 43. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

İnternetin her eve, her cebe girmesiyle birlikte çok sayıda yepyeni deyim, sözcük, kültür parçası, fikir, dans, müzik, video ve benzeri ürün toplumu adeta bombardıman altında tutmaktadır. Günümüzde yeni meşhur olan şeylerin neredeyse tamamı, internet sayesinde meşhur olabilmektedir. Harlem Shake dansı, Frozen şarkı coverları, Gangnam Style, Buz Kovası Mücadelesi, film kesitlerinin üzerine komik laflar yazarak paylaşılan fotoğraflar ve daha nicesi... Bunların hepsi birbirinden çok farklı alanlarda meşhur olsalar da, hepsinin tek bir ortak noktası vardır: internet onları popüler yapmıştır. Bunların bir kısmı toplumda kendine yer edip haftalarca, aylarca hatta bazen yıllarca varlığını sürdürür. Bazı diğerleri ise, kısa bir süre birkaç günde sönüp yok olur. Şubat 2015'in sonunda 1-2 günlüğüne tüm Dünya çapında meşhur olup yok olan "mavi-siyah elbise", bunun örneklerinden birisidir. Bunların bir diğer ortak özelliği ise, hepsinin birer "mem" olmasıdır. İyi ama, mem nedir? 

1976 yılında İngiliz evrimsel biyolog Richard Dawkins, Bencil Gen isimli kitabında bir fikir ileri sürmüştür: Ya fikirler de, tıpkı organizmalar gibi, çoğalıp, mutasyon yoluyla farklılaşıp, evrimsel bir süreçten geçiyorsa? Tıpkı organizmaların bulundukları yaşam alanlarına adapte olmaları ve o çevreyle birlikte evrimleşmeleri gibi, ya fikirler de içerisinde bulundukları toplumda ayakta kalmaya çalışıyor ve onlarla birlikte evrimleşiyorsa?

Mem kelimesinin mucidi Richard Dawkins olsa bile, "memetik" (mem bilimi) oldukça eskilere, 1844 yılında Max Stirner'ın "Ego ve Kendisi" isimli kitabına kadar gider. Burada da benzer kavramların kültürlerde bulunduğu ve bireyler arasında aktarılıp geliştiği ileri sürülür. Stirner, örnek olarak milliyetçiliği ve dini verir. Bunlar, günümüzde de memlerin en güzel örnekleri olarak karşımıza çıkarlar. Geçmiş bir zamanda, belirli toplumlarda, belirli etkiler altında yaratılan bu inanç, düşünce ve davranışlar, günümüze kadar aktarılmış ve günümüze kadar evrimleşmiştir. Bu sebeple insanlık tarihinde yüz milyonlarca farklı din ve Tanrı, bir o kadar farklı siyasi görüş, vb. bulunmaktadır. Bunlar ebeveynden yavruya, kulaktan kulağa aktarılan bilgi türleridir ve her yeni nesilde, tıpkı genler ve bireyler gibi evrimleşmekte; başarısız olanlar (örneğin Antik Yunan Tanrıları) seçilim etkisi altında elenmekte, en güçlü olanlar ve dönem insanlarının ihtiyaçlarına en çok cevap veren düşünüşler ise varlığını sürdürmektedir (örneğin Tanrı, kapitalizm, sosyalizm, vb.).

Konuyla ilgili pek çok benzer düşünce, farklı bilim adamlarınca ileri sürülmüştür. Tek tek her birini izah etmeye gerek yok ancak başlıcaları Richard Semon, Luigi Luca Cavalli-Sforza, Marcus Feldman, Malcolm Gladwell, Aaron Lynch, Daniel Dennett, Richard Brodie ve Richard Dawkins gibi bilim insanlarıdır. Dawkins zamanına kadar geliştirilen bu konsept, Dawkins tarafından zirveye çıkarılmış ve tekrar meşhur edilmiştir.

Memler ve Kültürel Evrim

Kültürümüzü ve toplumumuzu bir düşünün. Gerçekten de her türlü fikir, birilerinin beyninde doğduktan sonra topluma yayılır, yani çoğalır. Bu yayılma sırasında ufak tefek değişimlere uğrar; yani mutasyonlar meydana gelir. Bu mutant fikirlerden bazıları, kendisini oluşturan öncül fikirlerden daha da başarılıdır. Bu başarı, toplum içerisinde kendine yer etme ve sürerliliği sağlama çerçevesinde değerlendirilir. Daha çok yer edinenler, daha başarılıdır. Daha başarılı fikirler, toplumda daha uzun varlığını sürdürür. Toplumda daha uzun varlığını sürdüren fikirler, daha fazla yayılma imkanı bulur ve kendilerinin kopyalarını üretir. Bu sırada mutasyonlar meydana gelir, fikir her seferinde birazcık farklılaşır, topluma en uyumlular "hayatta kalır", tekrar "ürerler" ve bu sürekli böyle devam eder. Bu, adeta kültürün evrimidir. Bu, "kültürel evrim"dir.

Dawkins'in araştırmaları büyük oranda genetik odaklıdır. İddiasının temelinde, yaşamın tamamının özünün üremeye dayalı olduğu fikri yatar. Yaşam birimleri olan genler, ne pahasına olursa olsun üremeyi ve çoğalmayı hedeflerler. Bunu bilinçsiz olarak yaparlar; ancak yine de yaparlar. Ona ve bazı diğer bilim insanlarına göre organizmalar (örneğin biz insanlar), genlerin kendilerini kopyalayabilmek için kullandıkları araçlardır. Tıpkı çeşitli arazilerde hayatta kalabilmek için farklı tür araçlara ihtiyacımız olması gibi (denizde gemiler, arazide ATV'ler gibi), genler de evrimsel süreçte farklı çevrelerde hayatta kalabilmek için sürekli seçilim baskısı altında kalmış, en uyumlular seçilmiş, bu uyumluların özelliklerinden ötürü canlılar da kademeli olarak ve sürekli değişmiştir. Bu, Evrim Teorisi dahilindeki Bencil Gen Teorisi isimli bir alandır.

Fikirlerin de benzer bir şekilde "konaklarını" (o fikri barındıranları) yönetmesi, onlarla birlikte değişmesi, beyinden beyne sıçraması, bu bakımdan genlerimizin yaptığına büyük oranda benzemektedir. İşte bu hayatta kalma mücadelesi veren fikirler (ve genel olarak "şey"ler), gen değil de, "mem" olarak isimlendirilir. Bu, kültürün evriminin ilk defa bu kadar kapsamlı ve net olarak evrimsel temelde tanımlanmış halidir.

Memler, genlerin aksine hayatta kalmak için kimyasal bir ortama ihtiyaç duymazlar. Basitçe, birilerinin beyninde doğarlar, sonrasında bir bireyden diğerine iletişim araçlarını kullanarak sıçrarlar, yayılırlar ve değişmeye başlarlar. Bu sırada, dikkat çekmek için mücadele ederler. Bu mücadele, illa "bayat" bir mücadele olmak zorunda değildir (örneğin belli bir sanatçının popüler olmak için zorlama bir klip çekmesi gibi). Yeni bir tasarım (örneğin Tesla Motors'un ürettiği tam elektrikli araçlar), yeni bir fikir (SpaceX'in tekrar tekrar kullanılabilir şekilde bizi uzaya çıkarabilecek roketler inşa etme hayali) ve hatta bilimsel teorilerin (örneğin Evrim Teorisi) var olmak için verdikleri mücadele de bunun örneğidir. 

Fikirlerin bazıları, diğerlerine göre daha başarılıdır. Bu kıyaslamayı her zaman yapmak kolay olmayabilir. Örneğin, bir futbol takımıyla ilgili bir fikir ile, bir kimya teorisini birbirine başarı açısından kıyaslayamayabilirsiniz. Ancak bu, biyolojide de böyledir: Bir çıtanın başarısı ile deniz anasının başarısını doğrudan kıyaslamak mümkün değildir. Bu nedenle evrimsel biyologlar, hayatta kalarak bugüne kadar ulaşabilmiş her türü, hemen hemen eşit miktarda başarılı türler olarak görürler. Memler de böyledir: bazı fikirler, gerek içlerinde taşıdıkları doğruluk miktarı, gerek bulaşıcılık miktarı, gerekse de özel durumlara uyum sağlayabilme becerileri sayesinde toplumda diğerlerine göre daha fazla tutunurlar. Dikkat edilmesi gereken şey, "doğru bilgi"nin "başarılı bilgi" olmak zorunda olmayışıdır. Hatta çok sefer yalanlar, doğrulara göre toplumlarda daha fazla yer edinirler; çünkü genellikle yalanlar, insanların "duymak istedikleri" şeylerden oluşurlar. Bu da, yalan temelli fikirlerin daha adaptif ve güçlü olmasını sağlar. Bu da, onların evrimsel başarısıdır. 

İşte Dawkins, tüm bunları ve çok daha fazlasını anlatmak için, bir sözcüğe ihtiyaç duyuyordu. Öncelikle mimime sözcüğünü kullanmayı düşündü. Bu, Yunancada "çoğalmış/üremiş olan şey" anlamına gelir. Kitabında, şöyle yazıyor:

Umarım benim klasikçi arkadaşlarım bu sözcüğü kısalttığım için beni affedebilirler. Ben, 'mimime' yerine, 'mem' diyorum. Eğer bir teselli aranıyorsa, bu yeni sözcüğün Fransızcada hafıza anlamına gelen 'même' ile benzer olduğu düşünülebilir.

Bu kısaltmanın nedeni, tek heceli bir sözcüğün hem akılda kalıcılık, hem de "gen" sözcüğüne benzemesinden ötürü daha uyumlu olacağını düşünmesiydi. Bir nevi, bu sözcüğün türeyişi bile, kültürel (memetik) evrimin bir ürünü olarak doğdu: daha yüksek akılda kalıcılık ve daha kolay yayılma potansiyeli... 

Memler ve Dawkins
Memler ve Dawkins

Elbette Dawkins, "mem" kavramını ve memetik evrimin detaylarını ileri sürerken, sadece günümüzde internet üzerinden yayılan komik fotoğrafları kastetmiyordu. Ancak bu fotoğraflar, kullanışlı olmaları, internet akımlarının önemli bir parçası olmaları ve insanlar tarafından beğenilmeleri bakımından memlerin harika birer örnekleridir. Her ne kadar memetik evrime karşı çıkan birçok bilim insanı olduysa da, toplumun ve kültürün modern evrimi bakımından birçok noktayı açıklayıcı ve aydınlatıcı bir özellikte olma potansiyeline sahip olduğu aşikardır.

Memetik Bilim midir, Sahtebilim midir?

Bir bilim olarak memetik, 1990'larda doğmuştur ve memleri evrimsel modeller dahilinde incelemeyi hedefler. Günümüzdeki nöro-görüntüleme teknikleri sayesinde, konuyla ilgili deneysel araştırmalar yapmak mümkün olabilmektedir; bu sebeple yavaş yavaş yerleşmekte olan ancak hala resmi bir bilim dalı olmaktan uzak bir alandır. Bu sebeple, Türkiye'de de bu alanda henüz somut bir çalışma yürütülmemektedir ve hiçbir üniversitede eğitimi verilmemektedir. Zira konu, henüz ders kitaplarında da yer almamaktadır.

Memetik Dergisi isimli bir bilimsel makale dergisi, 1997-2005 yılları arasında elektronik olarak yayınlanmıştır. Ancak daha sonra dergiyi çıkaranların el değiştirmesiyle yayın hayatı sona ermiştir.

Günümüzde, konunun terminolojisi ve kapsamı geliştirilmekte ve bazı üniversitelerde konuyla ilgili araştırmalar yürütülmektedir. Konu, bilimsel olarak oldukça sağlam gözükmektedir ve kısa bir süre sonra gerçek ve resmi bir bilim dalı olarak bilim dünyasında yer alacağı şüphesize yakındır. Elbette ki memetiğin de pek çok eleştiricisi ve karşıtı vardır. Örneğin Luis Benitez-Bribiesca isimli bir bilim insanı memleri ve memetiği "sahte-bilimsel dogma" (pseudoscientific dogma) olarak tanımlamakta ve evrimsel biyolojinin diğer bilimlerle karıştırılmaya çalışıldığını ileri sürmektedir. Mary Midgley isimli bir diğer bilim insanı ise, toplumun bu şekilde tekil ve sınırlı kavramlarla genellenemeyeceğini ve gözlemlenemeyeceğini ileri sürmektedir. Diğer bir karşıtlık sebebi ise, memlerin doğrudan "düşünce" demek olduğunu iddia etmesi ve bizim üzerimizde bir "düşünce"den farklı olarak ne tip etkileri olduğunun bilinmediğini, memlerin kendisinin de bir mem olduğunu (yukarıda da belirtmiştik) ve bu sebeple de kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi bizi çıkmaza soktuğunu düşünmesidir.

Kısacası, bu bilim dalının hala alması gereken belli bir yol vardır. Ancak bazı kavramları oldukça iyi açıklaması sebebiyle, gitgide güçlendiği de bir gerçektir. Ne var ki bilim, karşılıklı fikirlerin sürekli çatıştığı ve hep daha iyi fikirlerin bu sayede geliştiği (diyalektik) bir bilgi türü olduğundan, memlerin hayatımızda yer bulup bulmayacağı, gelecekte daha net bir şekilde ortaya, yine bilim insanları ve onların özverili çabaları sayesinde konulacaktır.

Bir Araştırma Programı Olarak Memetik

Bir bilim felsefecisi olan İmre Lakatos, bilimin en küçük yapıtaşının "araştırma programları" olduğunu söylemiştir. Araştırma programlarının da üç bileşeni vardır: Katı Çekirdek (İng: "Hard Core"), Koruyucu Kuşak (İng: "Protective Belt"), Pozitif ve Negatif Problem Çözme Teknikleri (İng: "Positive and Negative Heuristic").

Katı Çekirdek, araştırma programlarındaki temel yasa ve ilkelere verilen isimdir. Memetik için insanın evrimsel açıdan incelenebileceği görüşü, katı çekirdeğinin bir elemanıdır.

Koruyucu Kuşak, yardımcı hipotezler veya katı çekirdekten olgusal sonuçlar çıkarmak için gerekli hipotezlere verilen isimdir. Memetik alanı içerisinde yapılan neredeyse tüm araştırmalar buraya girer; Koruyucu Kuşak, katı çekirdeği koruyan bölümdür, onu güçlendirir ve temellendirir.

Pozitif ve Negatif Problem Çözme Teknikleri ise anlatılması daha zor olan bölümüdür araştırma programlarının. Negatif problem çözme teknikleri için kısaca, bir araştırma programında sonuç ne olursa olsun değişmemesi gereken bölümleri belirleyen teknikler, denebilir. Bu tekniklerin amacı daha çok katı çekirdeği korumak ve "bağlam dışına çıkmamaktır."

Pozitif problem çözme teknikleri ise araştırma programındaki koruyucu kuşağın "ad hoc" olmayacak şekilde değiştirilebileceğini söyler. "Ad hoc" -basit tabiriyle- "zorlama varsayım" (halk ağzı) veya "amaca mahsus varsayım" (daha ince ağız) demektir. Bir hipotezin "ad hoc" olmaması şu anlama gelir:

Eğer katı çekirdeğe koruyucu kuşak hipotezler ekleyerek ortaya çıkardığımız model yanlış bir öndeyide bulunduysa, koruyucu kuşak hipotezlerinde yaptığımız değişiklik sonucu elde edilen yeni modelin daha önceki modelden daha çok yanlışlanabilir olması gerekir.

Memetiğe bir "araştırma programı" gözüyle baktığımızda onu bir safsata veya militanca kabul edilen mutlak doğruya ulaşmış bir dal olarak görmeyiz/göremeyiz. O bir araştırma programıdır ve bilim dalı olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor; sadece kuruluşunun kısa süre önce olmasından dolayı henüz göze çarpar bir durum gözlenemiyor.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • J. Scarbrough. Where Does The Word 'Meme' Come From?. (2017, Temmuz 01). Alındığı Tarih: 08 Ekim 2019. Alındığı Yer: Mental Floss
  • R. Dawkins. (1976). The Selfish Gene. ISBN: 0-19-286092-5. Yayın Evi: Oxford University Press.
  • O. Solon. Richard Dawkins On The Internet's Hijacking Of The Word 'Meme'. (2013, Haziran 20). Alındığı Tarih: 08 Ekim 2019. Alındığı Yer: Wired

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/11/2019 03:00:13 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3353

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam

"Bencil Gen" Nedir?

Dinozorlar Nasıl Yok Oldu? Kitlesel Yok Oluşlar Üzerine...

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Biyolojik zekanın son derece kısa ömürlü olduğu kanaatindeyim. Eğer ki bir gün yapay zeka ile yüzleşirsek o, yapısı gereği biyoloji-ötesinde olacaktır.”
Martin Rees
Geri Bildirim Gönder