Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Köpekbalığı Evrimi: 450 Milyon Yıllık Geçmişe Sahip Köpekbalıkları Nasıl Evrimleşti? Köpekbalıkları, 5 Büyük Yok Oluşu Nasıl Atlattılar?

Köpekbalığı Evrimi: 450 Milyon Yıllık Geçmişe Sahip Köpekbalıkları Nasıl Evrimleşti? Köpekbalıkları, 5 Büyük Yok Oluşu Nasıl Atlattılar? wildestanimals/Shutterstock
Köpekbalığı.
8 dakika
13,491
Tüm Reklamları Kapat

Köpekbalıkları yüz milyonlarca yıldır aramızdalar ve daha ağaçların bile ortaya çıkmadığı zamanlara ait fosil kayıtlarında bile onları görebiliyoruz. Peki köpekbalıkları nasıl evrimleştiler? Onları "yaşayan fosiller" olarak nitelendirebilir miyiz? Beş büyük kitlesel yok oluşu birden atlatmayı nasıl başardılar?

İskeletlerinin çoğu kemikten ziyade kıkırdaktan oluştuğu için köpekbalıkları, kıkırdaklı balıklar olarak bilinen bir canlı grubuna aittir. İskeletlerinin bu yumuşak, esnek dokudan olmayan tek kısmı, dişleridir. Bu grup, balina köpekbalıkları ve büyük beyaz köpekbalıkları gibi daha çok bilinen cinsler ile beraber; tüm vatozları, tırpanaları ve az bilinen kimeraları (sıçan balığı, tavşan balığı veya hayalet köpekbalıkları olarak da bilinir) içerir.

Köpekbalıkları, genellikle "yaşayan fosiller" olarak adlandırılsalar da, okyanuslarda yüzdükleri yüz milyonlarca yıl boyunca birçok farklı şekle kavuşacak biçimde evrimleşmişlerdir. Zaten yaşayan fosillerin "evrimleşmemiş türler" demek olmadığını, daha ziyade antik kökenlere sahip atasal birçok özelliğin korunması sayesinde, günümüzde yaşayan formlarına bakarak ataları hakkında çok daha fazla bilgi alabildiğimiz türler olduğunu hatırlayınız.

Tüm Reklamları Kapat

Köpekbalıkları İlk Olarak Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Köpekbalıkları veya atalarından kalan en eski fosil izlerine, Geç Ordovisyen Dönem'de, yani günümüzden 450 milyon yıl öncesine dayanan birkaç kalıntıda rastlandı. Müzede fosil balıklar bölümünün müdürü Emma Bernard, şöyle diyor:

Geç Ordovisyen Dönemi’nden kalmış köpekbalığı benzeri kalıntılar bulundu, ancak dişler bulunamadı.

Eğer bu fosiller gerçekten köpekbalıklarına aitse, bu durum, en eski köpekbalığı formlarının dişsiz olabileceğini gösterir. Bilim insanları hala bunların gerçek köpekbalıkları mı, yoksa köpekbalığı benzeri hayvanlar mı olduğunu tartışıyorlar.

Chimaeralar kıkırdaklı balıklardır, ancak teknik olarak köpekbalıkları değildirler. Köpekbalıklarının ve chimaeraların 420 milyon yıl önce birbirlerinden ayrıldığı düşünülmektedir.
Chimaeralar kıkırdaklı balıklardır, ancak teknik olarak köpekbalıkları değildirler. Köpekbalıklarının ve chimaeraların 420 milyon yıl önce birbirlerinden ayrıldığı düşünülmektedir.
Owlcation

Köpekbalıklarının Evrimsel Tarihi

Günümüzde yaşayan köpekbalıkları, vatozlar ve kimeralar üzerinde yapılan incelemeler, yaklaşık 420 milyon yıl önce kimeraların grubun geri kalanından çoktan ayrılmış olduğunu göstermektedir. Bu hayvanların bahsi geçen zaman diliminden günümüze ulaşmış fosilleri bulunmadığından, bu inceleme sadece modern köpekbalıklarının ve kimerların DNA'sından ve moleküler bulgularından elde edilmiş verilere dayandırılmıştır. Bu süre zarfında, ilk bitkiler de gitgide karaya doğru yayılmaya başlamıştı.

En Eski Köpekbalığı Dişleri

Köpekbalığı dişine benzeyen en eski dişler, Doliodus problematicus adı verilen eski bir balığa ait 410 milyon yıllık Erken Devonyen Dönem'den kalan bir fosilden elde edildi. "Köpekbalığına en az benzeyen grup" olarak tanımlanan, acanthodians veya dikenli köpekbalıkları olarak bilinen bir grup balıktan elde edildiği düşünülmektedir. Emma, şöyle diyor:

Tüm Reklamları Kapat

Acanthodians şekil olarak köpekbalığına benzemez, örnek vermek gerekirse tüm yüzgeçlerin önünde elmas biçiminde pullar ve dikenler vardır. Ancak kıkırdak iskeleti, köpekbalığı benzeri bir kafatası ve çenesi, birlikte kaynaşmış köpekbalığı benzeri dişlere sahiptirler.

Tanınabilir İlk Köpekbalıkları

Yaklaşık 380 milyon yıl önce Devonyen Dönem'in ortalarında, köpekbalıklarından daha çok yılanbalığına benzeyen Antarctilamna cinsi ortaya çıktı. Bu süre zarfında Cladoselache de evrimleşti. Cladoselache, bugün köpekbalıkları olarak tanımlayabileceğimiz ilk grubu oluşturur, bununla beraber chimaera dalının bir parçası olma ve teknik olarak bir köpekbalığı olmama ihtimalleri de vardır. Aktif yırtıcılar olarak torpido şeklindeki gövdeleri, çatallı kuyrukları ve sırt yüzgeçleri vardır.

Cladosleache, köpekbalıkları olarak tanıyacağımız evrimleşen ilk gruptur, ancak aslında bir chimaera türü olabilir.
Cladosleache, köpekbalıkları olarak tanıyacağımız evrimleşen ilk gruptur, ancak aslında bir chimaera türü olabilir.
Britannica

Köpekbalıklarının Altın Çağı

359 milyon yıl önce başlayan Karbonifer Dönemi, köpekbalıklarının Altın Çağı olarak bilinir. Devonyen Dönem'in sonundaki bir yok oluş, bir zamanlar okyanuslarda yaşayan birçok balık soyu da dahil olmak üzere, dünyadaki tüm türlerin en az %75'ini yok etti. Köpekbalıklarının çeşitli şekil ve formlarda evrimleşmesine neden olan bu yok oluş aynı zamanda okyanuslara hakim olmalarına da olanak sağladı.

Bu süre zarfında ortaya çıkan en tuhaf tarih öncesi köpekbalıklarından bazıları kimera soyundan evrimleşti. Bunlar arasında sırtında tuhaf bir örs kemiği şeklinde yüzgeci olan Stethacanthus, spiral bir daire testere benzeri alt çeneye sahip Helicoprion ve eril cinslerinin sırtından ve başın üstünden çıkıntı yapan uzun bir omurgaya sahip Falcatus bulunur.

Günümüzdeki kimeraların çeşitleri daha azdır ve genellikle derin okyanusta yaşarlar. 1.5 metre uzunluğa erişirler ancak aslında köpekbalıkları değildirler. Üst çeneleri kafatası ile birleşir ve aynı zamanda çoğu chimaera zehirli dikenlere sahiptir.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Köpekbalıklarının Korkutucu Çenelerinin Kökeni

252 milyon yıl önce Permiyen Dönemi’nin sonunda, tüm deniz yaşamının yaklaşık %96'sını yok eden bir başka kitlesel yok oluş yaşandı ve birkaç köpekbalığı soyu hayatını devam ettirebildi.

Bluntnose sixgill köpekbalığı, Erken Jurassic Dönemi’nde ortaya çıktığı düşünülen en eski köpekbalığı soylarından birine aittir.
Bluntnose sixgill köpekbalığı, Erken Jurassic Dönemi’nde ortaya çıktığı düşünülen en eski köpekbalığı soylarından birine aittir.
Wikipedia

195 milyon yıl önce Erken Jurassic Dönemi’nde, bugün bildiğimiz en eski köpekbalığı grubu olan Hexanchiformes veya sixgill köpekbalıkları evrimleşmişti. Çoğu köpekbalığı grubu, Jurassic'in geri kalan kısmında ortaya çıktı.

Bu dönemde, esnek, çıkıntılı çenelerinin evrimleşmesi kendilerinden daha büyük avları yemelerine olanak tanıdı ve aynı zamanda daha hızlı yüzme yeteneği geliştirdiler.

Boyutları Küçülen Köpekbalıkları

145 milyon ila 66 milyon yıl önce Kretase Dönemi’nin başlangıcında, beşinci kitlesel yok oluş öncesinde köpekbalıkları eski denizlerde oldukça yaygın ve çeşitliydiler.

Kretase sonunda yaşanan yok oluş sırasında, tüm kuş cinsinde olmayan dinozorlar da dahil olmak üzere canlıların çoğunun soyu tükenmiş olsa da köpekbalıkları bir kez daha bir yok oluştan sağ çıkabilmeyi başarabildi.

Köpekbalıklarının yok oluştan kurtulmuş olmaları, ondan etkilenmediklerini göstermez. Fosil dişler, Krestase'nin sonundaki asteroit çarpmasının en büyük köpek balığı türlerinin çoğunu öldürdüğünü kanıtlıyor. Öncelikli olarak balıklarla beslenen ve derin sularda yaşayan en küçük türler hayatta kalmıştır.

Tüm Reklamları Kapat

Büyük Beyaz Köpekbalığının Evrimi

Köpekbalıklarının boyutları kısa bir süre sonra bir kez daha büyümeye başladı ve 66 ila 23 milyon yıl önce Paleojen Dönemi boyunca daha büyük formları evrimleşmeye devam etti. Bu süre zarfında megalodon'un atası (Otodus megalodon) olan Otodus obliquus ortaya çıktı.

O. megalodon şimdiye kadar yaşamış en büyük köpekbalığıdır ve bilim insanları onu evrimleşmiş en güçlü yırtıcılardan biri olarak kabul etmektedir.

Birçok kişi aksini düşünse de megalodonun büyük beyaz köpekbalıkları ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Aslına bakarsanız megalodonlar, 45 milyon yıl önce Orta Eosen Dönemi'nde geniş dişli mako köpekbalıklarından evrimleşen büyük beyaz köpekbalığının ataları ile rekabet etmiş olabilir.

Tüm Reklamları Kapat

Çekiç Başlı Köpekbalığının Evrimi

Yaşayan en genç köpekbalığı grubunun, kafa yapılarıyla dikkat çeken çekiç başlı köpekbalıkları olduğu düşünülmektedir.

En az sekiz farklı çekiç başlı köpekbalığı türü vardır ve fosil diş kanıtları atalarının 45 milyon yıl önce var olmuş olabileceğini gösterirken, moleküler veriler 23 milyon yıl önce başlayan Neojen sırasında çok daha yeni bir görünüme kavuştuklarını öne sürmektedir.

Yaklaşık 23 milyon yıl önce evrimleşen çekiç başlı köpekbalıklarının en genç köpekbalığı grubu olduğu düşünülmektedir.
Yaklaşık 23 milyon yıl önce evrimleşen çekiç başlı köpekbalıklarının en genç köpekbalığı grubu olduğu düşünülmektedir.
Natgeo

Kafalarının ilgi çekici şeklinin, avlanırken elektroresepsiyona (doğal olarak ortaya çıkan elektrik alanının veya akımının tespitine) yardımcı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca görülerini, yüzmelerini ve koku alma yeteneklerini geliştirebilirler.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Bedreddin: Hayatı ve Düşünceleri

Murat Küçük

“Adil bir dünyanın özlemini duyuyordum. O dünyada hepimize yer olmalıydı. Oysa iktidar savaşlarıyla birbirini boğazlayan orduların ayakları altındaydı insanlık. Yoksulların çaresizliğini düşündükçe bir şeyler yapmamız gerektiğini hissediyordum.”

Söz konusu Şeyh Bedreddin olunca yanıtları belki de her daim muğlak sorularla baş başa kalırız. Bir medrese âlimiyken neden tasavvuf yolunda menzil almıştır? Fikirlerinin Anadolu ve Balkanlar’da bu kadar etkili olabilmesinin nedeni nedir? Dinlerin eşitliğine dair düşüncelerinde Hıristiyan-Helen köklerinin etkisi var mıdır? İsyancılara atfedilen özel mülkiyet karşıtı fikirlerin ilham kaynağı gerçekten Şeyh Bedreddin midir? Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’le yolları nasıl kesişmiştir? İsyanı planlamış mıdır yoksa rüzgârın yönüne doğru mu yürümüştür sadece?

Murat Küçük zihninde bu sorularla altı yüzyıl önceye gidip söyleşiye davet ediyor Bedreddin’i. Daha yakından tanımak istiyor bu akılcı fıkıh âlimi, gönül gözü açık sufi ve isyankarların yoldaşı şeyhi… Tarihin karanlıklarında kalmış olayları hayali bir Bedreddin’le aydınlatma emeliyle akıl ve kalple dolu bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Okuyucuya Not: Hayali söyleşiler, dünyayı değiştiren, onu anlamamızı sağlayan önemli isimlerle tanışmak veya onları yeniden keşfetmek isteyenlere keyifli bir okuma sağlamak amacıyla hazırlandı. Bu söyleşiler hayal ürünü olsa da biyografik gerçeklere dayanıyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori

Murat Özbank

2013 yılının Haziran ayında, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı dolduran çok dilli, çok dinli, çok ideolijili, çok kimlikli insan çoğulluğu arasında bir “ruh” dolaştı: özgürlük ve demokrasi ruhu. Bu ruh, Türkiye’de siyasal hayatı ve siyasal tahayyülü derinden etkileyebilecek gelişmelerin ve arayışların yolunu açtı. Peki nasıl doğmuş, nasıl büyümüştü bu ruh? Dile gelecek olsa hangi kavramlarla konuşur, nasıl bir kuramsal zemine yaslanırdı?

Gezi Ruhu ve Politik Teori bu sorulara yanıt arayan, öznellikle nesnelliği, bir siyaset gözlemcisinin kavramsal bakışıyla bir katılımcının heyecan, umut ve öfkesini harmanlayan, hem politik hem de teorik bir kitap. Bir yandan 2013 Haziran’ının o ateşli günleri üzerine yeniden düşünmek için bir fırsat veriyor, bir yandan da Weber, Arendt, Schumpeter ve Habermas’ın siyasete dair teorileri ve kavramlarıyla tanıştırıyor bizi. Hem politikaya ve politik teoriye merak duyanlar için bir başlangıç sunuyor, hem de Gezi olaylarının demokratik siyasetin bugünü ve geleceği açısından anlamı üzerine düşünmek isteyenlere özgün, berrak ve samimi bir üslupla rehberlik ediyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori olayların gerçekliğini doğrudan sunan bir fotoğraf değil, çıplak gözle görülenlerin gerisindeki ruhu, “Gezi Ruhu”nu yansıtan bir portre çalışması. Tam da o ruhun içerdiği öznelerarası niteliğe uygun şekilde…

WEBER’DEN ARENDT’E GEZİ’DE POLİTİK GÜÇ VE ŞİDDET

ERDOĞAN’DAN SCHUMPETER’E GEZİ’DE DEMOKRASİ VE POLİTİK MEŞRUİYET

GEZİ’DEN HABERMAS’A DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

İşgal Et-İtaatsizlik Üzerine Üç Tez

W. J. T. Mitchell, Bernard E. Harcourt, Michael Taussig

Occupy hareketinin bir başka örneği de 2013 yılında Gezi Parkı Direnişi’yle Türkiye’de yaşandı. Direnişle birlikte Türkiye’de birçok ezberin bozulduğuna şüphe yok. Peki, Tahrir Meydanı’yla Zuccotti Park’ın “işgal”inin ardından tüm dünyayı etkisi altına alan bu hareketin temeli neye dayanıyor, talebi ne?

İşgal Et, Orta Doğu’dan New York, Chicago, Londra, Berlin, Frankfurt, Quebec ve Hong Kong gibi şehirlere uzanan “kamusal alanı işgal etme” eylemlerinin dinamiklerini üç farklı açıdan ele alıyor.

Taussig’in, eylemcilerin işgal ettiği Zuccotti Park üzerine kendi gözlemlerini etnografyayla harmanlayarak yazdığı açılış makalesinin ardından Bernard E. Harcourt “sivil itaatsizlik” ile “siyasi itaatsizlik” arasındaki önemli farkı inceliyor. Occupy Wall Street eylemcilerinin “siyasi itaatsiz”ler olarak, yani siyasi söylemleri ve stratejileri reddederek yeni, radikal bir protesto biçimini nasıl hayata geçirdiklerini gözler önüne seriyor. Son olarak medya eleştirmeni ve kuramcısı W. J. T. Mitchell, Occupy imgelerinin kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya yayılmasını mercek altına alıp devrim anıtı olarak “boş alan”ın nasıl kullanıldığını irdeliyor.

“Belirli talepleri olmadığı için Occupy hareketinin ilkel ve dağınık olduğunu düşünüyorlar. Sanki eşitlik bir talep, üstelik bireyi de gerçekliği de yeniden tanımlayan hem ahlaki hem ekonomik bir talep değilmiş gibi.”

-Michael Taussig

“İktidarla uzlaşmayı, geleneksel siyasete uymayı, kurallara göre oynamayı en baştan reddeden Occupy yeni bir siyasi angajman, yeni bir siyaset biçimi yarattı. Geleneksel siyasetin kelime haznesine meydan okuyan, kullandığımız grameri muğlaklaştıran, siyasetin dilini bütün oyunbazlığıyla çarpıtan yeni bir angajman biçimiydi bu.”

-Bernard E. Harcourt

“Belki de ‘boş alan’ yalnızca devrimin değil… gelecek yeni bir demokrasi, yeni bir küresel düzen ihtimalinin de tek gerçek anıtıdır.”

-W. J. T. Mitchell

Marcel Duchamp ve İşin Reddi

Maurizio Lazzarato

Zamanı ve dünyayı yaşamanın bambaşka bir yolu olarak tembel eylem!

“Duchamp kapitalist toplumdaki vazife, rol ve ölçülere teslim olmayarak hem sanatsal hem de ücretli işi inatla reddetmiş, üstelik sanatın ve sanatçının tanımlarına meydan okumakla da yetinmemiştir.” Onun radikal eylemsizliği kapitalist toplumun üç sacayağına birden meydan okumasından ileri gelir: Mübadele, mülkiyet ve emek.

Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yerleşik iktidar ilişkilerini askıya almanın, politik kırılmayı mümkün kılan koşulları yaratmanın ve yeni bir öznelliğin inşasının başlangıç noktası olarak tanımladığı “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını, hem sosyoekonomik bir eleştiri hem de felsefi bir kategori olarak ele aldığı kitabında, henüz çözülememiş bir ihtilafa işaret ederek Duchamp üzerinden yeni bir kapı aralıyor: “Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?”

“İşin reddi” ve “tembel eylem” bir olanağa işaret eder ve “Olanak bir zerreciktir,” der Duchamp. Artık aynı şekilde görüp aynı şekilde duymadığımız bu olanağa erişmekse başka bir yaşam biçimine bağlıdır, “zerreciğin tembel sakinleri” gibi.

Marx Okumak

Slavoj Žižek , Frank Ruda ve Agon Hamza

Bu kitapta sunulan felsefi okuma, Marx ile Platon, Descartes ve Hegel arasında üretken olabilecek kısa devreler sunmak üzere şekilleniyor: Kapitalist mağarada Platoncu Marx, öznellik düşmanlarına öznelliği savunan Kartezyen Marx, emek temelinde özilişkisel bir olumsuzluk gören Hegelci Marx bir araya geliyor.

Günümüzün önemli Marksist düşünürlerinden Žižek, Ruda ve Hamza, cesur bir felsefi hamleyle Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar. Sonuçta, parçacık fiziğinden güncel siyasi eğilimlere uzanan bir turla kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren muhayyel, yaratıcı ve deneysel bir okuma çıkıyor karşımıza.

“Çok yerinde bir zamanlamayla kaleme alınmış bu eserde yazarlar, alışılagelmiş şekilde Hegel eleştirisi üzerinden Marx’ı anlama yaklaşımını tersine çeviriyor, işe Marx’tan başlayıp sonra Hegel’e dönüyorlar. Önümüze yepyeni bir entelektüel ufuk açıyorlar.”

Kojin Karatani

“Marx Okumak bizi günümüzde Marx’ın kazandığı yeni önemi anlamaya çağırdığı kadar, felsefe ile Marx’ı buluşturmanın gücünü de ortaya koyuyor. Her sayfası felsefi bir Marksizmi nasıl tasavvur edilebileceğini ortaya koyan ilham verici fikirlerle dolu.”

Todd McGowan, Vermont Üniversitesi

Mümkün Ütopya: Yaşanabilir Bir Toplum İçin Stratejiler

Michael Albert

“Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Yine de zaferin kaçınılmaz olduğunu söyleyemeyiz. Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli. Anlık zaferlerin ötesinde yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanım yörüngelerine ihtiyacımız var.”

“Yeni bir toplum yaratma yolunda aktivist bir ‘toplumsal değişim ekibi’ işe nereden başlayacağını, nihai hedefini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Bu kitabın konusu işte tam olarak budur.”

Mümkün Ütopya yaşanılabilir bir toplum için yeni seçenekler, davranışlar ve sonuçlar doğuracak yeni uygulamalar üzerine bir çalışma. Michael Albert mevcut gerçekliğe dair kıyamet senaryolarının kurgulandığı günümüzde sabırlı, ağırbaşlı ve cüretkâr olmanın altını çizerek “İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen hareketleri” nasıl yaratabileceğimize kılavuzluk edecek bir teori ortaya koyuyor. Bunu yaparken bizi bir arada tutan hükümet, ekonomi, akrabalık ve kültürün birbirleriyle, değişimle ve tarihle ilişkisini anlamaya ve bildiğimiz toplumsal hiyerarşileri yaratmadan işlevlerini nasıl yerine getirebileceklerini görmeye yardımcı oluyor.

Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?

Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?

Kendimizi nasıl örgütleriz?

Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?

İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Mevcut kurumların kalıcılığını önden kabullenerek yalnızca kötü yanlarını iyileştirmekle mi yetineceğiz (yani reformist olacağız) yoksa mevcut kurumları ihtiyaç duyulan işlevlerini yeni yollarla karşılayan yeni kurumlarla mı değiştireceğiz (yani devrimci olacağız)?”

“Mümkün Ütopya adil bir dünya yaratabilecek dinamik bir hareket isteyen aktivistlerin yüzleştiği birçok soruyu yanıtlıyor.”

Bill Fletcher, Jr.

Rota

Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?

Bruno Latour

“Yaşayabileceğimiz bir toprağı nasıl bulacağız? […] Nereye gideceğimizi de, nasıl yaşayacağımızı da, kimlerle birlikte yaşayacağımızı da bilmiyoruz. Bir yer bulmak için ne yapmalıyız? Yönümüzü nasıl bulacağız?”

Toprak mefhumunun yapısı değişiyor, tüm aidiyetler dönüşüm sürecinde, herkes evrensel anlamda paylaşılabilir bir dünyanın, içinde yaşanabilir bir toprağın eksikliğiyle karşı karşıya ve yerküre direnmeye başladı; tarihte ilk defa insan toplumları, yer sisteminin insan eylemine verdiği tepkileri kavramak zorunda… Bruno Latour, Rota’da çizdiği bu manzaranın “belli bir tarihsel eğrinin sonu”na işaret ettiğini iddia ediyor ve bunu toplumsal sınıf mücadelesinin, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşümü olarak yorumluyor.

Latour dünyanın karşılaştığı üç büyük sorunu bu dönüşüm temelinde değerlendirerek göç krizinin, iklim durumunun inkârının ve inanılmaz boyutlara ulaşan eşitsizliğin aslında tek bir olay olduğunu iddia ediyor. Artık Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine “Modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki hareketi” gözetmemiz gerektiğini söylüyor: bir yandan toprağa bağlanmak, öte yandan dünyasallaşmak.

Devamını Göster
₺800.00
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)
  • Dış Sitelerde Paylaş

Kretase Dönemi sonundaki kitlesel yok oluştan bu yana, köpekbalıkları bir kez daha okyanuslara hükmetmeye başladılar ve büyük deniz memelileri ile birlikte süper yırtıcı rollerine geri döndüler.

Fosil Köpekbalığı Dişleri Neden Bu Kadar Yaygın?

Bulunan köpekbalığı fosillerinin büyük çoğunluğu dişlerdir. Bunun iki ana nedeni var:

Köpekbalıklarının iskeletlerinin çoğu yumuşak kıkırdaktan oluştuğu için özel koşullarda korunması gerekir. Ancak, dişler dentin olarak bilinen çok daha sert bir malzemeden oluşur, kemikten bile daha sert ve daha yoğundur. Bu güçlü ısırık almayı kolaylaştırır. Aynı zamanda çürüme olasılığı daha düşük olduğu için dişlerin fosilleşme şansını da arttırır.

Başka bir sebep ise, basitçe, dişlerin sayıca fazla olmasıdır. Tüm yaşamları boyunca köpekbalıkları sürekli olarak yeni dişler üretirler. Kırılan veya yıpranan dişin yerine yeni bir diş çıktığında, eski diş ağızdan deniz tabanına düşer.

Türüne ve beslenme şekline bağlı olarak, köpekbalıkları tüm ömürleri boyunca 20.000 ila 40.000 diş üretebilir.

Dolayısıyla bu durum bir köpekbalığı dişinin korunma ve fosile dönüşme olasılığının daha fazla olduğu anlamına gelir. Dişler köpekbalıklarının yanında diğer organizmalar için de en yaygın fosillerden biri olma özelliğine sahiptirler.

Köpekbalıkları 5 Kitlesel Yok Oluştan Nasıl Kurtuldu?

Köpekbalıklarının beş büyük yok oluştan kurtulmalarının tek bir nedeni yoktur. Aslına bakarsanız her köpekbalığı, kendi eşsiz evrimsel yolağı çerçevesinde, farklı nedenlerden dolayı hayatta kalabilmiştir. Bir diğer deyişle, tek bir köpekbalığı türü yoktur ve dolayısıyla tüm yok oluşlardan kurtulabilen tek bir köpekbalığı türü de olmamıştır. Köpekbalıkları devasa bir hayvan grubudur ve teknik olarak her yok oluştan, farklı köpekbalığı türleri, cinsleri ve grupları kurtulmuştur.

Bununla birlikte, köpekbalıklarının beslenme biçimlerine göre "genelci tür" olmaları ve derin suda yaşayan türlerden olmaları onlara avantaj sağlamış olabilir. Köpekbalığı çeşitliliğinin de hayatta kalmalarında önemli bir rol oynamış olması olasıdır. Emma bu durumu şu şekilde açıklıyor:

Bunun köpekbalıklarının derin, karanlık okyanuslardan sığ denizlere ve hatta nehirlere kadar farklı derinliklerde yaşayabilme kapasitesi ile alakalı olduğunu söylemekte de bir sakınca görmüyorum.

Plankton, balık, yengeç, fok ve balinalar gibi çok çeşitli yiyecekler ile besleniyorlar. Beslenmelerindeki bu çeşitlilik, okyanusların gidişatı değişse bile köpekbalıkları grubunun hayatta kalma olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösterir.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
51
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 24
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 9
  • Merak Uyandırıcı! 8
  • İnanılmaz 7
  • Muhteşem! 5
  • Korkutucu! 3
  • Bilim Budur! 2
  • Güldürdü 0
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/07/2024 23:21:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/10122

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Ses Kaydı
Konuşma
Yakınsak Evrim
Depresyon
Bilim İnsanları
Sürüngen
Kuyruksuz Maymun
Google
Paleontoloji
Yaşamın Başlangıcı
Isı
Diş Gelişimi
Yüksek
Nüfus
Haber
Oksijen
Bilgi Felsefesi
İmmünoloji
Toprak
Şehir
Kök Hücre
Dinozorlar
Kuyruk
Türlerin Kökeni
Molekül
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
J. Davis, et al. Köpekbalığı Evrimi: 450 Milyon Yıllık Geçmişe Sahip Köpekbalıkları Nasıl Evrimleşti? Köpekbalıkları, 5 Büyük Yok Oluşu Nasıl Atlattılar?. (10 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 15 Temmuz 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/10122
Davis, J., Erdem, B., Bakırcı, Ç. M. (2021, February 10). Köpekbalığı Evrimi: 450 Milyon Yıllık Geçmişe Sahip Köpekbalıkları Nasıl Evrimleşti? Köpekbalıkları, 5 Büyük Yok Oluşu Nasıl Atlattılar?. Evrim Ağacı. Retrieved July 15, 2024. from https://evrimagaci.org/s/10122
J. Davis, et al. “Köpekbalığı Evrimi: 450 Milyon Yıllık Geçmişe Sahip Köpekbalıkları Nasıl Evrimleşti? Köpekbalıkları, 5 Büyük Yok Oluşu Nasıl Atlattılar?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Bengisu Erdem, Evrim Ağacı, 10 Feb. 2021, https://evrimagaci.org/s/10122.
Davis, Josh. Erdem, Bengisu. Bakırcı, Çağrı Mert. “Köpekbalığı Evrimi: 450 Milyon Yıllık Geçmişe Sahip Köpekbalıkları Nasıl Evrimleşti? Köpekbalıkları, 5 Büyük Yok Oluşu Nasıl Atlattılar?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Bengisu Erdem. Evrim Ağacı, February 10, 2021. https://evrimagaci.org/s/10122.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close