Kırmızı Et Tüketimi ile Kanser Arasındaki Olası Bağlantı

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Diyet ile kanser arasındaki ilişki, uzun süredir besin biliminin en ilgi çekici araştırma sahalarından birisidir. Özellikle işlenmiş et tüketimi veya kırmızı et tüketimi ile kanser arasındaki ilişki, birçok tartışmaya neden olan, oldukça fazla soru işaretini bünyesinde barındıran; fakat bir o kadar da ilgi çekici bir sahadır. Bu konuda yapılan her araştırma, et tüketimine karşı olan veya destek olan tarafları heyecanlandırır, üzer, kızdırır, susturur ya da coşturur. Çünkü ne yazık ki günümüzde bilimin bazı sahaları halk ve ideolojik kitleler arasında "bilgi merakı", "bilmeye olan açlık", kısaca "bilim" olarak değil, "tezahurat malzemesi" olarak görülüyor. Et tüketimi de bunun en tipik örneklerinin tekrar tekrar yaşandığı alanlardan birisi...

Kırmızı et tüketimi ile kanser arasında bağlantı olduğu iddiası oldukça tartışmalı olsa da, uzun dönem kırmızı et tüketiminin bağırsak kanseri gelişiminde az da olsa dikkate almaya değer bir artışa neden olduğu konusundaki kanıtlar ikna edici boyuttadır. Ancak bilim insanları, her ne kadar birçok hipotez geliştirmiş olsalar da, bugüne kadar bir türlü bu bağlantının nedenlerini ortaya koyamıyorlardı. Fareler üzerinde yapılan bir araştırma, nihayet bu ilişki hakkında bize bazı bilgiler verebilir.

Araştırmacılar kırmızı ette yüksek miktarda bulunan belirli bir şekerin, enflamatuar savunma tepkisine neden olabileceğini ve bunun da kanserleri tetikleyebileceğini gösterdiler. Dahası, bu şekere uzun dönem maruz kalan farelerde ani kanser oluşumunda ciddi miktarda artış gözlendi. Araştırma sonuçları Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı.

Kırmızı etin uzun dönemli tüketiminin insanlarda özellikle bağırsak (kolon) kanseri olmak üzere bazı kanserlerin riskinde artışa neden olduğu zaten biliniyordu. Ancak bunun diğer etçil hayvanlarda neden bu şekilde olmadığı bilim insanlarının kafasını karıştırmaktaydı.

Araştırmacıların kırmızı etin karsinojenik etkilerinden sorumlu olduğunu tespit ettiği faktörlerden birisi Neu5Gc isimli bir şekerdir. Bu şeker birçok etçilde bulunur; ancak insanlarda bulunmaz. Her ne kadar insanlar bu şekeri sentezleyemiyorsa da, kanserli dokularda bu şeker bol miktarda tespit edilmiştir.

Bu şekerin gerçekten de kanser riskini arttırıp arttırmadığını daha yakından incelemek isteyen San Diego'daki Kaliforniya Üniversitesi'nden bilim insanları, en fazla Neu5Gc içeren besinler üzerinde bir araştırma yürüttüler. Bu çalışma sonrasında söz konusu şekerin en çok ve en spesifik olarak kırmızı ette (domuzda, biftekte ve kuzuda) olduğunu tespit ettiler.

Daha önceki araştırmalarda Neu5Gc şekerinin bir çeşidinin biyomevcut olduğu gösterilmişti. Biyomevcut moleküller, kan yoluyla vücudun tamamına yayılabilen kimyasallardır. Dahası bu şeker, her ne kadar yabancı bir madde olsa da, insan dokularında kendine yer edinebilmektedir.

Bu nedenle araştırmacılar, vücudumuzda bu şekerin bulunmasının bir savunma tepkisini tetikliyor olabileceğini, bunun da enflamasyona ve nihayetinde tümör oluşumuna neden olduğunu ileri sürdüler. Bu iddiayı test etmek için Neu5Gc barındıramayan fareler ürettiler, böylece insana-benzer bir organizma üretmiş oldular. Ancak araştırmacılar aynı zamanda makalelerinde farelerin karaciğer kanserine daha açık olduğu konusunda da uyarmaktalar. Karaciğer, Neu5Gc şekerini de depolayan organdır. 

Sonrasında bu fareleri Neu5Gc şekerinden bolca bulunan bir diyetle 12 hafta boyunca beslediler ve vücutlarına Neu5Gc antikorları enjekte ederek bizim vücudumuzda olan tepkiyi taklit ettiler. Bunun sonucunda farelerde sistemik enflamasyon görüldü ve kanser oluşumunda 5 kata kadar artış gözlendi.

Her ne kadar bu araştırma farelerde spontane kanser oluşumunu insanları taklit ederek gösteren ilk araştırma olsa da, araştırmacılar iddialarını insanlarda kanıtlamanın çok daha zor olacağını da kabul ediyorlar. Buna rağmen araştırma sonuçları, kırmızı et tüketimi ile kronik enflamasyondan etkilenen Tip 2 Diyabet gibi diğer hastalıklar arasındaki bağlantı konusunda olası bir açıklama sunabilir. 

Araştırma tabii ki et tüketiminin terk edilmesi gereken bir uygulama olduğunu göstermiyor. Araştırmanın başında bulunan Ajit Varki yaptığı basın açıklamasında bu konuyu şöyle açığa kavuşturdu:

"Elbette ki, ortalama miktarda bir kırmızı et tüketimi genç insanlar için iyi bir besin kaynağıdır. Bizim araştırmamızın aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık gibi gözüken bu çelişkiye uzun vadede pratik bir çözüm getirebilmesini umuyoruz."

 

Kaynak: IFLS

Toryumla Çalışan Araba, Gerçekten 100 Yılda Sadece 1 Defa Yakıt Alarak Çalışabilir Mi?

Bilişsel Önyargılar: Karar Alırken Dikkatli Olun, Saçmalıyor Olabilirsiniz!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim