Kambriyen Patlaması, Evrim Teorisi İçin Bir Sorun mu?

Yaratılışçıların bitmek bilmez iddialarına bir bakış...

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Darwin zamanında, teorisine getirilen en önemli itirazlardan birisi, kendisinin de, Türlerin Kökeni isimli eserinde bahsettiği sorunlardan birisidir: Kambriyen jeolojik devri. Bu dönem, jeolojik devirlerden Paleozoik Çağ’ın ilk periyodunu kapsar ve yaklaşık 541 ile 485 milyon yıl önceki bir zaman aralığına tekabül eder. Bu dönemde oluşan jeolojik katmanlar, daha önceki dönemlere nazaran çok daha fazla fosil içerir.

Kambriyen jeolojik devri, ilk olarak, Darwin'in de öğretmenleri arasında bulunan İngiliz jeolog Adam Sedgwick tarafından keşfedilmiş ve isimlendirilmiştir. Bu döneme ait kayaçların en belirgin olarak görüldüğü yer, İngiltere'deki Galler bölgesi olduğu için, bu jeolojik dönem Sedgwick tarafından, Galler’in Latince ismi olan Cambria'ya gönderme olarak Kambriyen olarak adlandırılmıştır. Günümüzdeki canlı şubelerinin çoğunun ilk olarak bu dönemde evrimleştiği düşünülmektedir.

Evrim Teorisi'nin Kambriyen Eleştirisi

Darwin zamanında başlayan ve hala günümüzde birçok evrim karşıtı kaynakta sık sık karşılaştığımız "Kambriyen eleştirisi", Evrim Teorisi'nin Kambriyen dönemi öncesine ait herhangi bir fosilin bulunmamasının nedenini ve Kambriyen Patlaması olarak da bilinen, bütün canlıların bu devirde, aniden meydana geldiği olgusunu açıklayamadığını ileri sürmektedir.

Az sonra neden hatalı varsayımlara dayalı olduğunu göstereceğimiz bu basit düşünceden yola çıkan evrim karşıtları, bu gözlemin Darwin’in canlıların en basit yapılardan karmaşık olanlara doğru, aşama aşama, küçük değişimlere maruz kalmak suretiyle değişerek evrimleştikleri düşüncesini desteklemediğini söylemektedirler. Çünkü eğer Kambriyen öncesi dönemde canlılar yaşamadıysa, Kambriyen döneminde ortaya çıkan gelişmiş, karmaşık canlıların evrimleşebilecekleri ataları da bulunmamalıdır. Evrim karşıtları, bu düşünce silsilesinden geçerek evrimin hatalı olduğunu ileri sürmektedirler.

Darwin'in Kambriyen ile İlgili Açıklamaları

Darwin zamanında Kambriyen devri öncesine ait hiçbir fosilin bulunmaması Darwin'i de rahatsız etmiştir. Darwin, bu sorunu Türlerin Kökeni isimli eserinde şöyle ifade eder;

Siluryen (Kambriyen) devrine ait trilobitlerin, bu devirden çok daha önceleri yaşamış olan ve bilinen hayvanların hiçbirine benzemeyen bir tür kabuklu hayvandan evrimleştiği konusunda hiç kuşkum yok... Sonuçta, eğer benim teorim doğruysa, en eski Kambriyen tabakasının oluşumundan önce, çok uzun zaman dilimleri geçmiş olmalı, Kambriyen devrinden bu güne kadar olan uzun zaman dilimleri. Ve henüz bilinmeyen bu zaman dilimleri içinde dünya canlı yaratıklarla dolup taşmış olmalı. Bu büyük zaman dilimlerine ait fosil kayıtlarını neden bulamadığımız sorusu karşısında ise verebilecek tatmin edici bir cevabım yok.

Görülebileceği üzere Darwin, eserinde, Kambriyen öncesi fosillerin bulunmadığını açıkça ifade etmektedir. Hatta eğer birileri teorisine karşı geçerli bir argüman ileri sürmek istiyorsa, bunun iyi bir neden olabileceğini de kendisi dürüstlükle dile getirmiştir. Buradan da görülebileceği gibi, Darwin halkı kandırmaya çalışan sinsi bir bilim teorisyeni değil, kapsamlı gözlem ve araştırmalarına dayanarak geliştirdiği güçlü teorinin zayıf taraflarını bilip, bir bilim insanına yakışır şekilde üzerini örtmek yerine tüm insanlığa açıkça ilan etmiş mütevazı bir insandı.

Ancak Türlerin Kökeni Viktoryen Dönem'in ağdalı diliyle yazılmış, edebi bir eserdir. Dolayısıyla tekil paragrafları cımbızlamak hatalı algılar uyandırabilir; kitabın tamamı, bir bütün olarak okunmalıdır. Örneğin yukarıda verdiğimiz alıntının geçtiği bölümün devamında Darwin, Kambriyen öncesi fosil kayıtlarına rastlanmamasının nedenini, kısaca fosil kayıtlarının çok yetersiz olduğuna, başka bir deyişle yeteri kadar fosilin henüz bulunmadığına bağlamaktadır. Bu son derece mantıklıdır; çünkü fosilleşme gerçekten de çok nadir olan bir olaydır. Bir canlının fosilleşmesi bir yana, fosilleşen bir canlının insanlarca tespit edilmesi, günümüz teknolojisiyle bile oldukça zor bir iştir.

Dahası, Darwin bununla da kalmamıştır: Kambriyen canlılarının kendilerine benzeyen Kambriyen öncesi canlılardan geldiğinden kuşkusunun olmadığını özellikle ifade etmiş ve kitabında bunun neden böyle olması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır.

Tüm bunlara rağmen, gerek Darwin’in detaylı açıklamalarına, gerekse de az sonra detaylarına gireceğimiz Kambriyen dönemi ile ilgili günümüze kadar yapılan bilimsel çalışmaları görmemeyi tercih eden evrim karşıtı kaynaklar, bu iddialarına art niyetli bir şekilde devam etmekte ve Darwin’in sadece ve sadece yukarıda verilen paragraftaki koyu ile gösterilen sözlerini alıntılayarak, sanki Darwin’in bile kendi teorisinden kuşku duyduğunu ileri sürmektedirler. 

Darwin Zamanındaki Fosil Eksikliğinin Nedenleri

Günümüze kadar fosil bilimi dahil, Kambriyen dönemi ile ilgili yapılan birçok bilimsel çalışmalar, Darwin zamanında Kambriyen devri öncesine ait neden fosil bulunamadığını açıklığa kavuşturmuştur.

Öncelikle fosil bilimi ile ilgili az çok bilgisi olan birinin, bırakın yüzlerce milyon yıl önceki Kambriyen öncesi döneme ait oldukça basit ve yumuşak yapılı canlıları, sadece 1-2 milyon yıl önceki omurgalı, sert, karmaşık ve gelişmiş bir canlının bile fosilleşmesinin oldukça zor ve nadir bir olay olduğunu bilecektir.

Fosilleşme, özünde canlının omurga ve kemik yapısı ile ilgilidir. Yalnızca omurgalı ve sert vücutlu canlıların gerçek anlamıyla fosilleşme şansları vardır. Yumuşak doku fosilleşmediği için, yüzeyde hareket ederken bıraktıkları iz fosilleri haricinde geriye pek bir iz bırakmazlar. Ancak omurgalı ve sert vücut parçalarına sahip canlılar da öldükten sonra hemen fosilleşivermezler. Fosilin oluşması için bazı özel şartların oluşması gerekir: Örneğin canlı öldükten hemen sonra üzerinin kaplanmasını sağlayacak ve dış dünya ile direkt temasını kesecek bir ortamın oluşması gerekir. İnce kil tabakasıyla kaplanmak gibi bu durumlar, çok özel durumlarda ve yerlerde mümkün olabilmektedir. Fosilleşme zor ve şansa dayanan bir süreç olmasaydı, Dünya üzerinde yaşamış türlere dair çok sayıda örnek bulmamız mümkün olacaktı; ancak doğa ne yazık ki bu şekilde çalışmıyor.

Bunlara ek olarak, Kambriyen devri öncesi fosillerin bulunamaması ile ilgili bazı diğer ciddi nedenler de vardır. Kambriyen devri öncesi canlıları, çoğunlukla tek hücreli, çok daha basit yapılı, deniz anaları ve süngerler gibi veya bunların ataları veya akrabaları gibi omurgasız, yani kemiksiz ve yumuşak vücutlu canlılardı. Çünkü bu dönemde canlıların omurgaları henüz oluşmamıştı. Fosilleşecek sert yapıları bulunmadıkları için, diğer fosilleşme şartları oluşsa bile, fosilleşmeleri çok daha zordu. Bu da oldukça mantıklıdır ve Evrim Teorisi'nin genel kronolojisi ile uyumludur: Eğer ki sert kabuklu veya omurgalı türler, yumuşak dokulu veya omurgasız hayvanlardan evrimleştilerse; bu sert kabuklu veya omurgalı türlerin atalarının fosillerinin çok daha kesintili, hatta neredeyse bulunamaz olmasını bekleriz.

Bunlara ek olarak, Kambriyen öncesi jeolojik devirler dikkate değer miktarda yaşlıdır. "Kambriyen Öncesi" dendiğinde ilk etapta anlaşılmıyor olabilir; ancak bu dönem 4.54 milyar yıl ile 585 milyon yıl öncesi arasını kapsar. Yani Kambriyen Öncesi dönem yaklaşık 4 milyar yıllık bir süreye yayılırken, Kambriyen Sonrası dönem sadece 600 milyon yıllık bir süreye yayılır. Zaten oldukça zor şartlarda meydana gelebilecek fosillerin bu kadar uzun süre geçtikten sonra günümüze kadar bozulmadan gelebilmesinin istatistiki olarak daha da zor olmaktadır.

Bunların hiçbiri yetmezmiş gibi, şans eseri bulunması mümkün olan Kambriyen devri öncesi fosillerin büyük oranının az önce söz ettiğimiz gibi iz fosillerinden meydana gelmesi, bu kadar eski fosillerden sonuçlar çıkarmayı iyice zorlaştırmaktadır.

Dolayısıyla Darwin'in zamanında fosiller konusunda eksikler olması çok normaldir. Şöyle düşünün: Eskiden yaşamış türlerin belli bir noktada yok olabilecekleri kavramı (yani "soy tükenmesi" kavramı) Darwin'in Türlerin Kökeni'ni yazmasından sadece birkaç on yıl önce keşfedilmişti! Bununla ilgili olarak buradaki yazımızı okuyabilirsiniz. Darwin döneminde fosil arama çalışmaları yeni yeni başlamıştı. Hangi fosillerin nerede, hangi kayaçlarda, nasıl çıkarılacağı, nasıl inceleneceği bilinmiyordu. Zaten büyük şans eseri bulunabilen fosilleri inceleyebilecek, analiz yapabilecek ne ehliyetli kimse vardı, ne de böyle bir teknoloji mevcuttu. Yani bir açıdan bakılacak olursa, henüz fosil bilimi diye bir bilim dalının resmî olarak yerleşmediği bir dönemde Darwin'in Evrim Teorisi'ni geliştirebilmiş olması daha da etkileyici bir başarıdır.

Günümüzde bile, teknolojinin ve fosil biliminin oldukça ileri olmasına rağmen, bulunan bir fosilin incelenmesi son derece hassas teknolojik cihazlarla, konusunda uzman paleontolog ve taksonomlardan oluşan bilim insanları tarafından yapılmaktadır. Bir fosilin kayadan ayrılması, temizlenmesi, analiz edilmesi ve tanımlanması fazlasıyla uzun zaman alabilmektedir. Bazı fosillerin tespit edilebilmesi için 10 yılı aşan süreler boyunca, onlarca kişilik ekipler tek bir fosilin tespiti üzerinde çalışabilmektedir.

Böyle bir durumda, bırakın Kambriyen devri öncesini (540 milyon yıl’dan önceki dönemi), bir kaç milyon yıl önceki döneme ait fosillerin bile son derece az miktarda bulunduğunu göz önüne alırsak, Evrim Teorisi'nin sadece fosillere dayanarak ortaya atılmış bir kuram olmadığı ve olamayacağı ortadadır. Hiçbir fosilin bulunamasaydı bile, bugünkü teknolojimiz sayesinde sadece genlere bakarak Evrim Teorisi'ni doğrulamamız mümkün olurdu. Fosiller, genlerin anlattıkları hikayeleri doğrulamamızı sağlayan ikincil bir kanıt konumundadır ve Tiktaalik'in keşfi gibi örneklerde gördüğümüz üzere, evrim tarihinin öngördüğü geçişleri keşfetmemiz mümkün olmuştur. Dolayısıyla Evrim Teorisi sadece fosillerin eksikliği üzerinden eleştirilemez.

Ancak daha önemli bir problem var: Kambriyen Öncesi dönemlere ait fosiller bulundu. Dahası, her biri Evrim Teorisi'nin bütün öngörülerini doğruluyor!

Kambrien Öncesi Döneme Ait Bilimsel Çalışmalar

Darwin zamanındaki Kambriyen Öncesi döneme ait karanlık perde, sonradan yapılan bilimsel çalışmalarla yavaş yavaş aralanmıştır. Fosil bilimi diye bir bilim dalının oluşması, kayaç tarihlendirme tekniklerinin gelişmesi ve son derece hassas teknolojik aletlerin kullanılması ile beraber, iddia edilenin tersine karmaşık hayatın Kambriyen döneminden çok önceleri başladığı ortaya çıkarılmıştır. Kambriyen öncesi döneme ait çok sayıda fosil bulunmuş, incelenmiş ve bilim dünyasına sunulmuştur. Bu fosiller günümüzde halen bulunmaktadır.

Araştırmalar, evrim karşıtlarının iddialarının aksine, tamda Darwin’in de öngördüğü şekilde, Kambriyen devrinden öncede canlıların yaşadıklarını ortaya çıkarmıştır. Ancak bu canlılar çoğunlukla tek hücreli, küçük yapılı, yumuşak vücutlu, omurgasız gibi özelliklerinden dolayı fosilleşmeye uygun olmayan canlılardı. Haliyle bu canlıların foşilleşeceği sert yapıları olmadığından çok büyük bir kısmı zaten fosilleşmeden kaybolmuşlardı. Yani Darwin'in teorisinin öngördüğü beklenti, yeterince araştırma yapılıp, doğru yerlere doğru zamanda bakılarak doğrulanmıştır. 

Fosil biliminin gelişmesi ile Kambriyen öncesi döneme ait alglerin, denizanalarının, solucan-benzeri canlıların, kurtçukların hatta tek hücreli bakterilerin bile fosilleri ortaya çıkarılmıştır!

Keşfedilen Kambriyen Öncesi Fosillere Örnekler

Ortaya çıkarılan ilk mikrofosiller 3.5-3.8 milyar yıl öncesine kadar geri gitmektedir. Bu da günümüzden 4 milyar yıl kadar önce ilk defa evrimleşmekte olan tek hücreli yapıların olduğu anlamına gelmektedir. Buna ek olarak günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait stromatolit fosilleri de yaşamın tek hücreli olarak başlayıp katmanlar olarak karmaşıklaştığını doğrulamıştır.

3.5-3.8 milyar yıl öncesine ait stromatolit fosilleri. Bunlar, tek hücreli türlerin bir araya yığılması sonucu oluşan fosillerdir.
3.5-3.8 milyar yıl öncesine ait stromatolit fosilleri. Bunlar, tek hücreli türlerin bir araya yığılması sonucu oluşan fosillerdir.
Nature

2.7 milyar yıl öncesine ait ökaryotik hücre fosilleri, tek hücreli bakterilerin giderek karmaşıklaştığını göstermiş; Avustralya'nın Stirling Range bölgesinde bulunan 1.2 milyar yıl öncesine ait fosiller bu bulguları doğrulamıştır. 750 milyon yaşında Testate amoebae fosili, kademeli olarak karmaşıklaşan yaşamı göstermiştir.

Stirling Range bölgesinden çıkarılan Ediakaran fosilleri, yaşamın kademeli olarak karmaşıklaştığını göstermektedir.
Stirling Range bölgesinden çıkarılan Ediakaran fosilleri, yaşamın kademeli olarak karmaşıklaştığını göstermektedir.
Precambrian Research

Yine Çin'deki Doushantuo Formasyonu'nda 590-560 milyon yıl öncesine ait çok hücreli yaşamı gösteren ilk fosiller, 555 milyon yıl öncesinden çıkarılan ek fosillerle karmaşık yaşamın izlerini ortaya koymuştur. Örneğin bu döneme ait Vernanimalcula isimli canlının ağız, bağırsak ve anüs vb gibi organların bulunduğu çift yönlü canlıların fosili bulunmuştur.

Vernanimalcula
Vernanimalcula
Diva Portal

Kimyasal fosiller, hayvanların en erken temsilcilerini olarak görülen süngerlerin yaklaşık 635 milyon yıl önce, yani Kambriyen döneminden 90-100 milyon yıl önce evrimleştiğini ortaya koymuştur.

Sonradan keşfedilen yeni fosiller, çok hücrelilerin evrimini 670 milyon yıl öncesine kadar çekmiştir. Bu da, çok hücreli karmaşık yaşamın 542 ila 530 milyon yıl önce Kambriyen Dönemi'nde değil, bundan yaklaşık 130 milyon yıl önce evrimleşmeye başladığını göstermektedir. 2006 yılında bulunan ve Kambriyen öncesinden 10 milyon yıl öncesine ait embriyo fosillerinin tamamı karmaşık canlıların Kambriyen döneminden değil de öncesinden evrimleşmeye başladığını doğrulamıştır.

Spriggina floundersi
Spriggina floundersi
Wikipedia

Evrim karşıtlarının sıklıkla örnek olarak ileri sürdükleri trilobitlerin Kambriyen öncesi olası ataları da keşfedilmiştir. Spriggina floundersi isimli trilobit-benzeri annelid solucanlar buna örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca oldukça fazla çeşidi olan trilobitler arasında bile ara formların mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu canlılarla ilgili detaylı bir analizimizi buradan okuyabilirsiniz.

Sadece bu örnekler bile kendi başına Kambriyen döneminin kompleks yaşamın başlangıç noktası olmadığını göstermektedir. Zaten canlı şubelerinin bir anda ortaya çıktığı iddiası sadece fosillerle değil, aynı zamanda genetik verilerle de çelişmektedir. Canlı genomlarında biriken mutasyonlara dayalı moleküler saat çalışmaları, Kambriyen Dönem'de evrimleşen canlıların atalarının ilk olarak 800 milyon ila 1.2 milyar yıl önce evrimleştiğini göstermektedir. Bu da, tamamen genetik verilerden yola çıkarak bile fosil kayıtlarındaki geniş boşluğu görmemizi sağlar. Yani burada saydığımız birkaç fosil örneği, Kambriyen Dönem'de evrimleşmiş türlerin atalarını tanımamızı sağlamaktadır. Öyle ki, bazı bilim insanları bu dönemde özel bir "patlama"dan bahsetmenin mümkün olup olmadığını sorgulamaktadır.

Bilimsel araştırmalar ilerledikçe, Kambriyen devri ve öncesi ile ilgili birçok yeni olgularda tespit edilmektedir. Bunlardan en önemlilerinden biri, Oxford Üniversitesi Jeoloji Bölümü tarafında, Kambriyen öncesi devir ile ilgili yapılan güncel çalışmalardır. Bu araştırmanın sonuçları, 2009 yılında “Darwin’in Sorununa Çözüm” başlıklı bir bilimsel makalede yayınlanmıştır.

Darwin'in Sorununa Çözüm

Kambriyen dönemi canlıları birdenbire ortaya çıkmamıştır; bu canlılar da milyonlarca yıllık evrimin ürünüdürler. Kambriyen döneminde meydana geldiği iddia edilen canlı şubelerinin çoğu aslında Kambriyen öncesi dönemde birbirinden çoktan ayrılmaya başlamıştır. Kambriyen öncesine ait fosillerin gösterdiğine göre, yaklaşık 575 milyon yıl önce okyanuslarda Ediakaranlar olarak bilinen bir hayvan topluluğu, Kambriyen türlerinin atasıdırlar.

Oxford Üniversitesi’nden Richard H. T. Callow and Martin D. Brasier, İngiltere Shropshire bölgesinde çıkarılan kayaç oluşumlarının üzerinde araştırmalar yapmışlardır. Bu kayaç oluşumları, Darwin zamanında da incelenmiş ve o zamanın jeologu J. W. Walter, bu kayaçlarda Kambriyen devri öncesi yaşamı içerdiğini tahmin etmiştir. Organizmalar tarafından bırakılan bu iz fosillerini bulmuş; ancak bunların ne oldukları ile ilgili bir tespitte bulunamamıştı.

21. yüzyıl teknolojisini kullanan bilim insanları, hem bu bölgeden yeni çıkarılan örnekler üzerinde, hem de Walter’ın örnekleri üzerinde yeniden incelemeler yaptılar. Bu çalışma sonucunda, bu kayaçlarda gerçekten de mikroskobik fosillerin bulunduğunu göstermeyi başardılar.

Bu mikroskobik fosiller, Kambriyen devrinden önceki devir olan Ediakaran Devri (630 -542 milyon yıl önce) boyunca oluşan bir seri mikroskobik yaşama aitti. Bu canlıların yaşamlarına yönelik bilgilerimiz halen çok kısıtlı; ancak derin olmayan, sulu bir bölgede yaşadıkları için ya bitkiler gibi ışığı enerjiye dönüştürerek ya da hayvanların yaptıkları gibi organik maddeleri enerjiye dönüştürerek hayatta kalmayı başardıkları düşünülmektedir. Bu mikrobik organizmaların alg, mantar veya ipliksi bakterilerle akrabalıkları olabilecekleri düşünülmektedir. 

Darwin, Kambriyen öncesi fosillerin bir şekilde bulunacağından emindi. Çünkü böyle bir devrin canlılarla dolu olduğunu düşünüyordu. Bu kayaçlar içerisindeki fosillerin gizemi, ancak günümüzde fosil örneklerinin incelenmesin ve ileri tekniklerin kullanılması ile çözüldü.

Evrimin Hızı

Yine Kambriyen devri ile ilgili, İngiltere'deki Ulusal Tarih Müzesi tarafında yapılan bir başka bilimsel araştırmanın sonuçları da Eylül 2013 tarihinde bir makale ile yayınlandı. Bu araştırma sonuçları da Darwin’in Kambriyen Patlaması ile ilgili öngörülerini desteklemektedir: Paleontolog Dr. Greg Edgecombe öncülüğünde bir grup bilim insanı, bu devirde canlıların evrimleşme hızını ölçmek için yeni bir metot geliştirdiler.  

Bu devirden önce, çoğu organizma genelde basit ve sadece tek hücreli idiler. Ancak 20 milyon yıllık bir süreç içerisinde, ilk gerçek hayvan yaşamının belirdiği, sonrasında ise solucanlara benzeyen annelidlerin ve bitişik eklem bacaklılar gibi daha karmaşık canlıların oluştuğu bilinmektedir. Darwin, teorisinde bu şekilde canlıların evriminin sürekli olması gerektiğini öngörmüştür. Şimdiye kadarki yaygın görüşe göre, Darwin’in teorisini desteklemesi için, Kambriyen devri boyunca meydana gelen evrimsel hızın çok hızlı olması gerektiği kabul ediliyordu. 

Bu araştırma ile ilk defa Dr. Edgecombe ve takımı, dış iskelet, sert çenelerin, birleşik bacakların ve karmaşık gözler gibi, hangi dış organların ne zaman belirmiş olabileceğini gösteren güvenilir bir zaman çizelgesi oluşturmayı başardılar. Ayrıca bu araştırmada yaşayan canlıların genetik değişimlerine de baktılar ve bu canlıların atalarının ortaya çıktığı zamanı belirlemeye çalıştılar.

Araştırma sonuçları, Kambriyen devrindeki değişimlerin, başka herhangi bir zamanda meydana gelen değişimlerden 5 kat daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dr. Edgecombe bunun hızlı olduğunu; ancak inanılmaz veya makul olmayan bir hız olmadığını vurgulamaktadır. Morfolojik saat kullanılarak geliştirilen bu yeni yaklaşımın diğer bilimsel alanlarda da kullanılabileceği belirtilmiştir. Bu çalışmaya öncülük eden bilim insanlarından Dr. Michael Lee şöyle diyor:

Sonuç itibarıyla, bu çalışmalarla, bazı biyologların "530 milyon yıl önce aniden ortaya çıkan gelişmiş hayvanların, standart evrim açıklamasına meydan okuduğu" gibi eleştirilerinin de yanlışlığını kanıtlamış olmaktayız.

Dr. Edgecombe ise “Darwin'in içi, hesaplarımız sayesinde rahatlardı.” diyerek bu çalışmalarının Darwin'in Kambriyen dönemi ile ilgili öngörülerini desteklediğini söylemiştir.

Uzun lafın kısası, Kambriyen Patlaması'nı aslen meşhur kılan durum, ilk etapta 12 milyon yıl kadar süren, aslen 50 milyon yıl kadar sürmüş olabileceği düşünülen Kambriyen döneminde, kafadanbacaklılar ve trilobitler gibi fosilleşmeye yatkın ilk kabuklu ve omurgalı organizmalar ortaya çıkmış olmalarıdır. Bunların atalarına göre çok daha kolay bir şekilde fosilleşebiliyor olmaları, fosil kaydında sanki birdenbire ortaya çıkan canlılar varmış gibi bir izlenim yaratmıştır. Bu da, Kambriyen Patlaması kavramını doğurmuştur.

Kabuklu ve fosilleşmeye daha uygun türlerin neden Kambriyen Dönemi'nde ve neden daha hızlı evrimleştiğini henüz tam olarak bilememekteyiz. En yaygın görüş, Kambriyen döneminde çevre koşullarının hızlı bir şekilde değişmesi ve böyle bir canlı oluşumuna ortam hazırladığı görüşüdür. Ayrıca buzlarla kaplı dünya ve atmosferdeki oksijen miktarının yükselmesi ile iri cüsseli canlıların artmasına neden olduğunu ileri sürenler de bulunmaktadır. Bir diğer neden olaraksa "genlerin düzenlenmesindeki değişiklikler" ileri sürülmektedir.

Nedeni ne olursa olsun, konumuz açısından önemli olan nokta, fosilleşmeye yatkın kabuklu ve omurgalı canlıların Kambriyen devri boyunca meydana geldiği belgelenmiş bilimsel bir olgu olmasıdır. Bu dayanıklı sert yapılar fosilleşmeye çok daha elverişli olduğu için, kabuklu ve omurgalı organizma fosilleri bu dönemden itibaren meydana gelmeye başlamış ve bizde bu nedenle bu devirden itibaren bu fosil bulgularına rastlamaktayız.

Günümüzdeki Yaratılışçıların İddiaları

Kambriyen öncesi canlıları ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar bilimsel literatürde yerlerini alırken, Darwin zamanındaki yaratılışçılar değil, günümüzdeki yaratılışçılar ya bir daha Kambriyen öncesi devir ile ilgili evrime karşı eleştirilerinden vazgeçmeleri ya da bu bilimsel çalışmalar ile ilgili bir şeyler söylemeleri beklenirdi.

Ancak günümüzdeki yaratılışçıların eleştirilerine baktığımızda, Darwin zamanındaki eleştirilerden pek de farklı olmadıklarını görürüz. Sanki Darwin’den beri geçen son 150 yıldır bu konu ile ilgili hiçbir çalışma yapılmamış, hiçbir fosil bulunamamış gibi, yapılan bunca bilimsel çalışmalar ve bulgular görmezden gelinerek, aynı eleştirilere devam ettikleri görülmektedir.

Bunun nedeninin günümüz yaratılışçılarının yapılan bu bilimsel çalışmaları takip etmedikleri ve bulunan fosillerden haberdar olmadıkları olduğunu düşünmek saflık olacaktır. Aslında yaratılışçı kaynaklar incelendiğinde, evrim teorisine karşı getirdikleri diğer iddialarda da, genelde kendi düşüncelerini desteklemeyen, kendi inançlarını doğrulamayan bilimsel çalışmaları pek umursamadıklarını kolaylıkla görebiliriz. Maalesef kendi farklı amaçları için, bilim insanlarının büyük özveriler ve emekler sonucu elde ettikleri bu önemli bilimsel çalışmaları gözardı etmek, bir vurdum duymazlık örneği sergilemek, bilime ve bilim insanlarına karşı en hafif şekli ile saygısızlıktır.

Bahsettiğimiz gibi, yapılan birçok bilimsel araştırmaya ve bulunan birçok fosile rağmen, halen Kambriyen devri öncesine ait hiçbir fosilin bulunmadığı, canlıların bu devirde ortaya çıktığı, hayatın Kambriyen devri ile başladığı gibi temelsiz iddialar günümüzde hala devam etmektedir. Bu örnekler o kadar çok yaygın ki... Biz burada sadece bir kaç örnek vermekle yetineceğiz:

Örneğin yaratılışçı yazarlardan Jonathan Wells, Icons of Evolution adlı kitabında şöyle demektedir:

Kambriyen patlamasında, hayvan grupları evrimin yaşam ağacına ters düşecek şekilde, ortak bir atadan ayrılarak gelmek yerine, fosil kayıtlarında hep beraber ortaya çıktığı görünmektedir.

Yine yaratılışçı akımınin en onemli teorisyenlerinden olan Henry Morris, Bilimsel Yaratılışçılık adlı eserinde şöyle demektedir:

Karmaşık yaşam formları, Kambriyen patlaması sırasında, fosil ataları olmadan aniden ortaya çıktıkları görünmektedirler.

Benzer iddialar başka bir yaratılışçı grup olan Watchtower Bible and Tract Society tarafından yayınlanan Yaşam, Nasıl Buraya Geldi? adlı kitapta bolca kullanılmaktadır. Diğer birçok yaratılışçı kaynakta benzer ifadeler görmek mümkündür:

Geçen bunca zamanda fosil kayıtlarının oldukça artmasına rağmen, Kambriyen öncesi fosillere rastlanılmamaktadır. Buda Kambriyen canlılarının evrimleşeceği atalarının olmadığı, yani bu canlıların bu dönemde aniden ortaya çıktıklarını, yani yaratıldıklarını ispatlamaktadırlar. Buda evrimleşmenin olmadığının kanıtıdır.

Benzer şekilde, "Kambriyen dönemi ile ilgili sır açıklanmış değil." ve "Bu döneme ait hiçbir fosil bulunmadı." veya "Kambriyen patlaması ile canlı filumlarının ortaya çıktığı" veya "Kambriyen dönemi kompleks hayatın başlangıcı" vb. gibi iddialar hiç değiştirilmeden, aynen tekrarlanmaktadır.

Yaratılış Delili?

Yaratılışçı kaynakların eleştirilerine baktığımızda, Kambriyen Patlaması konusunda neden bu denli ısrarcı olduklarının ipuçlarına rastlayabiliriz. Bu eleştirilerde Kambriyen devri süresi ile ilgili özellikle kullandıkları terimler ve ifadeler dikkat çekicidir. Yaratılışçılar Kambriyen Patlaması'nı evrimi çürüten ve "yaratılışın güçlü bir delili" olduğunu ileri sürmektedirler.

Bilindiği gibi kutsal kitaplarda yaratılış bir süreç değil, "aniden meydana gelen bir olay" şeklinde anlatılır. 542-530 milyon yıl dilimine denk düşen Kambriyen döneminde çok sayıda çok hücreli, farklı, sert kabuklu, omurgalı bir çok canlı şubesi ortaya çıkmıştır. Bu dönemin uzunluğu yaklaşık 20 milyon yil olarak kabul edilir. Ancak bazı paleontoglara göre bu dönem 50 milyon yıla kadar uzanmış olabilir. İşte bu yaklaşık 20 milyon yıl, bazı bilim insanlarına göre ise 50 milyon yıla kadar uzanan devasa zaman aralığı, evrim karşıtı yaratılışçı kaynaklarında pek telaffuz edilmemektedir. Yani ortada "bir anda" olan herhangi bir şey yoktur; halen milyonlarca yıllık devasa süre dilimlerinden bahsedilmektedir.

Bunun yerine özellikle şu ifadeler vurgu yapılarak kullanılmaktadır; "(...) canlıların zamana dağılarak aşama aşama değilde, aynı anda, bir bütün halde, şimdiki yapılarıyla, aniden, birdenbire oluştuklarını", "(...) bugün bilinen hemen hemen bütün canlı filumları Kambriyen döneminde, çok kısa bir süre içerisinde, aniden oluşmuşlardır", "(...) canlıların çoğunun yeryüzüne Kambriyen devrinde birdenbire eksiksiz ve kusursuz bir şekilde meydana geldiği ortaya çıkarılmıştır", "bilim insanlarının Kambriyen devri ile canlıların aniden yaratıldığının ispatlandığının kabul ettiklerini"

Görüleceği üzere bu cümlelerde asıl vurgu ‘aniden’, ‘bir anda’, ‘patlama’ ‘birden bire’ gibi kelimeler üzerindedir. Bu sözcükler özellikle kullanılarak, 20-50 milyon yıllık bu devasa zaman aralığı sanki "bir an, birkaç saniye veya dakika/gün" imiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Tabii ki burada amaç, canlıların bu süre içinde "aniden" ortaya çıktıklarını özellikle ifade etmeye çalışarak, aniden "yaratıldıkları"na delil olarak göstermeye çalışmalarıdır. Bu da okuyucuyu bir çeşit yanlış yönlendirme niyetinden kaynaklanmaktadır.

Yaratılışçılığın neden bilimsel bir yaklaşım olmadığını burada detaylarıyla anlatmıştık.

Temel Yaratılışçı Argüman Yöntemi: Cımbızlama ve Hatalı Alıntı

Aslında Kambriyen öncesi devir ile ilgili bu kadar bilgi, sürecin özünü anlamak için fazlasıyla yeterlidir. Ancak sırası gelmişken, bu devir ile ilgili eleştirilerde de sıkça görüldüğü gibi yaratılışçıların sık sık kullandıkları bir yöntemden bahsedelim.

Yaratılışçıların bilimsel verilere dayanarak ortaya atılan evrim teorisini eleştirmek için bilimsel yöntemler yerine, çok daha farklı ve bilim dışı yöntemlere başvurmaktadırlar. Bunlardan en bilineni, en yaygın ve en ucuz olanı, ünlü bilim insanlarının sözlerini hatalı, eksik, çarpıtılmış veya düpedüz yanlış bir şekilde alıntılayarak, sanki bu bilim insanları kendileriyle aynı fikirdeymiş, yaratılış inancını destekliyorlarmış gibi gösterme çabasıdır. Mantık felsefesinde cımbızlama denen bu mantık safsatası, kamu algısını yönetmek için oldukça faydalı ve bir o kadar da üzücü bir araçtır.

Yaratılışçılar, Kambriyen Dönemi ile ilgili olarak başta Darwin olmak üzere birçok saygın evrimsel biyologun sözlerini cımbızlayarak, bağlamları dışında kesip biçerek veya bilerek eksik vererek bu kişilerin sözlerini kendi argümanlarına delil olarak gösterirler. Herhangi bir yaratılışçı kaynağı alıp incelediğimizde bu örneklerin oldukça fazla olduklarını görebiliriz. Ancak biz burada sadece okuyucuya bir fikir vermesi açısından, birkaçına yer vereceğiz.

Öncelikle, yazımızın başında verilen, Darwin’in Kambriyen Devri ile ilgili söylediği sözlere geri dönelim ve nasıl anlamlar yüklendiğine bir bakalım. Darwin'in alıntısını bir bütün olarak değil de, sadece şu kısmını paylaştığımızı düşünün:

Bu büyük zaman dilimlerine ait fosil kayıtlarını neden bulamadığımız sorusu karşısında ise verebilecek tatmin edici bir cevabım yok.

Yaratılışçılar, bu eksik alıntıyı kullanarak, Darwin zamanından günümüze kadar devam eden bir eleştiri kampanyası yaratmışlardır. Hatta birçok yaratılışçı yayın, Darwin’den sadece bu sözleri alıntılayarak, sanki Darwin’in Kambriyen devrinde önce hiçbir canlının yaşamadığını ileri sürdüğünü, Darwin’in bile kendi teorisine güvenmediğini itiraf ettiğini göstermeye çalışmaktadırlar. Bunun iki büyük örneğini burada ve burada göstermiştik; okumanızı önemle tavsiye ederiz.

Evrim teorisini ortaya atan Darwin’in, teorisini açıkladığı eserinde kendi teorisini çürüttüğünü ileri sürmek, hatta bunu ima etmek bile absürttür. Bu makalemizde de izah ettiğimiz gibi Darwin, Kambriyen öncesi devir ile ilgili fosillerin bulunmama nedenlerini detaylı bir şekilde açıklamıştı. Gördüğümüz gibi günümüze kadarki yapılan bilimsel çalışmalar Darwin’in bu öngörülerini doğrulamıştır. Ancak yaratılışçılar, işlerine gelmeyen bu çalışmaları görmemezlikten gelip, eleştirilerine aynen devam etmektedirler.  

Yaratılışçıların cımbızlamalarından bolca çekmiş olan (burada bir örneğini görebilirsiniz) Richard Dawkins'den bir diğer alıntı ile sonlandıralım:

Yassı solucanlar grubuna, birçok solucan çeşidi girer. Bunlardan en muhteşem görünüşe sahip olan silli solucanlardır. Bunların da hem karada hem suda yaşayan 1000’den fazla türü vardır. Sadece bunlar bile dünyadaki memeli türlerin toplamı kadardırlar. Büyük olasılıkla çok uzun bir zamandır yaşamlarını sürdürmektedirler. Buna dayanarak solucan çeşitlerinin ne kadar fazla olabileceklerini bir düşünün. O zaman, çok zengin bir solucan fosil kaydı bulmayı bekleyebilirsiniz. Ama fosil çalışmaları boyunca pek belirgin olmayan bir kaç iz fosili dışında, hemen hemen hiçbir solucan fosiline, tek bir yassı solucan fosiline bile rastlanmamıştır. Şimdi buna dayanarak yaratılışçıların ileri sürdükleri iddialar ne olacak?

Bu arada yaratılışçılara göre, solucanlar da dahil bütün canlılar aynı anda yaratılmışlardır. Bu durumda, fosilleşmek için bunların da diğer canlılar gibi zamanları ve koşulları aynı idi. Ancak neden diğer canlıların fosillerine rastlıyoruz da, hiçbir solucan fosilini göremiyoruz? Bu solucanların geçmişinin olmadığını mı gösterir? Kambriyen öncesi boşluğun, Kambriyen döneminde birçok canlının aniden ortaya çıktığına delil olarak görülüyorsa, aynı şekilde bu, yassı solucanların da daha dün, yeni meydana geldiklerini ortaya çıkarmaz mı? Sadece bu ispat bile, yaratılışçıların Kambriyen öncesi fosil kayıtlarındaki boşluğun evrime ilişkin kanıtları zayıflatacağı iddiasını bir kalemde yıkmaktadır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 4
  • 8
  • 4
  • 6
  • 0
  • 1
  • 3
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • C. Darwin. (1859). On The Origin Of Species. Yayın Evi: Murray.
  • R. Dawkins. (1986). Kör Saatçi. ISBN: 978-975-403-262-8. Yayın Evi: TÜBİTAK.
  • R. Dawkins. (2010). Yeryüzündeki En Büyük Gösteri. ISBN: 9789944315296. Yayın Evi: Kuzey Yayınları.
  • D. J. Futuyma. (1982). Science On Trial: The Case For Evolution. ISBN: 978-0394523712. Yayın Evi: Pantheon Books.
  • T. Origins. Cambrian Explosion. (2006, Aralık 05). Alındığı Tarih: 20 Haziran 2019. Alındığı Yer: Talk Origins
  • J. W. Schopf. (2000). Solution To Darwin's Dilemma: Discovery Of The Missing Precambrian Record Of Life. PNAS, sf: 6947-6953.
  • M. S. Y. Lee. (2013). Rates Of Phenotypic And Genomic Evolution During The Cambrian Explosion. Current Biology.
  • SkepDic. Cambrian Explosion. (2015, Ekim 27). Alındığı Tarih: 20 Haziran 2019. Alındığı Yer: SkepDic
  • M. Bjornerud. (2006). Reading The Rocks: The Autobiography Of The Earth. ISBN: 9780465006847. Yayın Evi: Basic Books.
  • UC Berkeley. The Cambrian Explosion. (2019, Haziran 20). Alındığı Tarih: 20 Haziran 2019. Alındığı Yer: UC Berkeley
  • L. P. Gage. Barking Up The Wrong Tree. (2008, Mayıs 16). Alındığı Tarih: 20 Haziran 2019. Alındığı Yer: Discovery Institute
  • D. J. Futuyme. Story Of Two Fraudulent Quotes. (2008, Mayıs 08). Alındığı Tarih: 20 Haziran 2019. Alındığı Yer: Eternal Indic Dharma Blog
  • P. E. Johnson. The Gorbachev Of Darwinism. (1998, Ocak 01). Alındığı Tarih: 20 Haziran 2019. Alındığı Yer: Access Research Network
  • Kolektif. (2009). Harun Yahya Safsatası Ve Evrim Gerçeği. ISBN: 6055888008. Yayın Evi: Bilim ve Gelecek Kitaplığı.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 23/07/2019 21:49:43 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/697

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder