Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu haber 4 yıl öncesine aittir. Haber güncelliğini yitirmiş olabilir; ancak arşivsel değeri ve bilimsel gelişme/ilerleme anlamındaki önemi dolayısıyla yayında tutulmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili gelişmeler yaşandıkça bu içerik de güncellenebilir.

Nakil İşlemi Öncesinde Yaşananlar

Nisan 2015'in ikinci haftasında, 30 yaşında Rus bir adam olan Valery Spiridonov'un Dünya'nın ilk kafa naklinin gönüllü deneği olacağı bildirilmişti. Yani Spiridonov'un kafası kesilecek ve bir diğer insanın bedenine aktarılacaktı.

Bu ilk etapta kulağa hastalıklı bir şaka gibi geliyor olabilir. Ancak tamamen gerçek olduğunu söylemeliyiz. 2015'in başında İtalyan cerrah Sergio Canavero bu kafa nakil işleminin tekniğini anlatan bir makaleyi Surgical Neurology International dergisinde yayınladı. Sonrasındaysa Amerikan Nörolojik ve Ortopedik Cerrahlar Akademisi'nin yıllık toplantısında süreci 2015 içerisinde başlatmaya niyetli olduğunu bildirerek, diğer araştırmacıların da bu hayalini gerçekleştirmesi sırasında yanında olmaya çağırdı.

O zamanlarda bu kulağa son derece imkansız geliyordu; ancak sonradan Canavero, bunu yapmaya gönüllü olan yaşayan ve nefes alan bir deneği de buldu. The Independent gazetesinden Christopher Hootan'ın aktardığına göre ameliyat 36 saat sürecekti ve 150 doktor ile hemşireden oluşan bir ekip tarafından yapılacaktı. İtalya'daki İleri Nöromodülasyon Grubu'nda sinirbilimci olarak çalışan Sergio Canavero, özellikle ileri düzey kanser ve sinir hastalıkları vakalarında bu naklin büyük avantajlar getireceğini düşünüyordu. Proje 2015'in sonunda başlayacak ve 2017'de nakil gerçekleştirilecekti.

Valery Spiridonov
Valery Spiridonov
DayOnline

Canavero'ya göre nakil önündeki en büyük engellerden birisi, aktarılan kafanın omuriliğini aktarılacak olan vücudun omuriliğine bağlamaktır. Diğeri ise kafa gibi devasa bir organı, vücudun onu reddetmeden kabul etmesini sağlamaktır. Bu ikinci engel, uzun yıllardır bilim insanlarını büyük çaplı organ nakilleri konusunda zorlayan bir engeldir. İlki ise, ilk defa 1970 yılında Case Western Reserve University'de bir maymunda denenen kafa naklinde başarısızlıkla sonuçlanan bir konu: Maymun, nakil sonrasında her ne kadar kafasını hareket ettiremediyse de, 9 gün boyunca biraz destekle nefes almayı başarmıştır. Sonundaysa vücut, kafayı reddettiği için maymun ölmüştür. Ancak son 45 yılda bilimdeki gelişmeler, 1970'tekine göre çok daha başarılı bir denemeyi mümkün kılma potansiyeline sahipti. Canavero, nakil öncesinde konu hakkında şunları söylüyordu:

Bu nakil yarı çılgınca, yarı dahiyane. Her şey hem vücudu, hem de kafayı soğutmakla başlayacak. Sıcaklık öyle bir ayarlanacak ki, hücreler nakil sırasındaki oksijen yetersizliği nedeniyle ölmeyecekler. Sonrasında boyun kesilecek ve tüm hayati damarlar tüplere bağlanacak. Bu sırada, hem kafadaki, hem de vücuttaki omurilik kesilecek. Alıcının kafası, vericinin vücuduna aktarılacak ve iki omuriliğin uçları birleştirilecek. Bunu aşırı yoğun bir spagetti huzmesi gibi düşünebilirsiniz. Bunları birbirine kaynaştıracağız. Bunu başarmak için bölgeye bolca polietilen glikol isimli bir kimyasal verilecek. Bu enjeksiyon birkaç saat boyunca sürdürülecek. Tıpkı sıcak suyun kuru spagettiyi birbirine kaynaştırması gibi, polietilen glikol de hücreler ve dokuların birbirine kaynamasına neden olacak.

Prosedürün son aşaması ise kasları ve dokulara kan sağlayacak damarları dikmek ve 3-4 haftalık bir yapay koma hali sağlamaktı. Bu sürede vücut iyileşmek için fırsat bulacaktı. Ayrıca koma sırasında vücuda gömülü bazı elektrotlardan elektrik verilerek omuriliğin uyarılması ve yeni sinirlerin aktif hale getirilmesi sağlanacaktı.

Kulağa çok basit geliyor; ancak işin içinde zerre kadar kolaylık bulunmuyor. Polietilen glikolün omurilikleri kaynaştıracağından emin bile değillerdi! Evet, bu kimyasalın insan dışı hayvanlarda omurilik sinirlerini gelişmeye zorladığı bilinmekteydi. Yine de bunun insanda ve böylesi bir ameliyatta yeterince başarıyla çalışacağı konusunda çok kuşkulu birçok insan da bulunuyordu. Bunlara karşılık Canavero, elinde bazı diğer seçeneklerin bulunduğunu da söylüyordu. Örneğin bölgeye kök hücreler aktarılabilir veya olfaktör kılıf hücreleri (burnumuzda bulunan ve kendini yenileme yeteneği bulunan hücreler) kullanılabilirdi. Bir diğer yöntemse mideden alınacak bazı hücrelerin omuriliğe aktarılarak bu bölgede yenilenmeyi sağlamaktı. Bu yöntemlerin her biri, çeşitli araştırmalarda olumlu sonuçlar vermiştir. Yine de Purdue Üniversitesi'ndeki Felç Araştırma Merkezi başkanı Richard Borgens, Canavero başarılı olsa bile işe yarar bir sonuç elde edebileceğinden şüpheliydi:

Kafa nakli sonrası bir omurilik ve beynin birbirine bağlanması sonucunda işe yarar bir düzeyde bilinç ve motor faaliyet elde edebileceğimize dair hiçbir somut kanıt bulunmuyor.

Davis'te bulunan Kaliforniya Üniversitesi'nden nörocerrah Prof. Dr. Harry Goldsmith şöyle söylüyordu:

Bu öylesine zor bir proje ki, gerçekleşme ihtimalini çok az görüyorum. İşe yarayacağını hiç sanmam; prosedürle ilgili çok fazla sorun var. Birini 4 hafta boyunca komada sağlıklı bir şekilde tutmak... Bence olmayacak.
1971 yılında kafa naklini tanımlayan bir makaleden bir çizim...
1971 yılında kafa naklini tanımlayan bir makaleden bir çizim...
Vecernji

Tabii ki bu operasyon bir "sihir" değildi. Daha çok yeni bir deneme ve bilimin pratik olarak ilk defa insanda denemek istediği bir ameliyattı. Canavero bir kaçık değil, tüm olası problemlerin ve engellerin farkındaydı. Şöyle söylüyordu:

Nakil sonrasında birey ayağa kalkıp yürümeyecek elbette. Ancak bireyin yüzünü hissedip hareket ettirebilmesini umuyoruz. Eğer başarabilirsek, omuriliğin kendini tedavi etmesi en az 12 ay alacaktır. Bu sürenin sonunda bireyin kendi sesine yeniden sahip olmasını da bekliyoruz.

Canavero, makalesinde bu konuya yer vermese de, işin etik boyutunu da düşünüyordu:

Deneyi aslında ABD'de yapmak istiyorum; ancak izin alabileceğimizi pek sanmıyorum. Muhtemelen Avrupa'da bir ülkede izin almak çok daha kolay olacak. Bu deneyde bizi zorlayan asıl nokta etik. Böyle bir operasyon daha başından yapılmalı mı? Eminim buna karşı çıkacak çok fazla insan olacaktır.

Etik konusunda Canavero'ya bir destek, Kaliforniya'daki Salinas Valley Memorial Healthcare Systems'dan nörolog ve biyoetikçi Patricia Scripko'dan gelmişti:

Bir ameliyatta doğacak etik sorunların hepsi, insan yaşamını nasıl tanımladığınıza bağlı olarak değişecektir. Bana kalırsa bir canlıyı insan yapan şey, beynimizin üst düzey korteksidir. Eğer onu modifiye etmeye çalışırsanız, aynı insandan söz etmiyorsunuz demektir. Dolayısıyla etik sorunları düşünmeniz gerekir. Ancak bu deneyde korteks ile ilgili bir durum yok. Dolayısıyla etik bir problem göremiyorum. Ancak ben zaten bu operasyonun yapılacağını hiç sanmıyorum. Yapılsa bile, bu tür nakiller aşırı nadiren uygulanabilecektir. Kimse 'Of, çok yaşlandım, şuram buram ağrıyor, en iyisi yeni bir vücut alayım.' diyerek bu ameliyatı gerçekleştiremeyecektir.

The Independent gazetesinden Christopher Hootan, deneğin başına gelebileceklerden de bahsediyordu. Ve onu endişelendiren, deneğin ölme ihtimali değildi:

Werdnig-Hoffman Hastalığı'ndan muzdarip olduğu için sağlığı giderek kötüye giden Spiridonov, son derece deneysel olan bu araştırmada denek olmayı kabul etti. Eh, onu pek de suçlayamazsınız. Fakat her ne kadar kafanın vücudu kabul etmemesi sonucu ölme ihtimali varsa da, sonu ölümden bile beter olabilir.

Amerikan Nörolojik ve Ortopedik Cerrahlar Akademisi başkanı William Mathews şöyle söylüyordu:

Bana kalırsa doku uyuşmazlığı gibi sorunlar günümüzde problem yaratmayacaktır. Savunma sisteminin reddini baskılama işi günümüzde başarıyla yapılmakta ve arkasındaki ilkeler net bir şekilde anlaşılmaktadır. Açıkçası ben omurilik kaynaşması işine çok olumlu bakıyorum, çok heyecanlıyım. Kafa naklinin çok geniş bir uygulama alanı bulacağını düşünüyorum. Tek katılmadığım nokta, Canavero'nun bunu yapmak istediği zaman dilimi. O her şeyin hazır olduğunu düşünüyor; ancak bence bunu başarmamız daha uzak bir gelecekte mümkün olacak.

Amerikan Nörolojik Cerrahlar Birliği başkanı Dr. Hunt Batjer şöyle diyordu:

Kimsenin böyle bir şey yaşamasını istemezdim. Ölümden çok daha beter şeyler olduğu için, kimsenin benim üzerimde böyle bir şey yapmasına izin vermezdim.

Her ne kadar uzmanlar "ölümden beter olan şeyin" ne olduğunu tam olarak bilemeseler de, sorunun Spiridonov'un zihninden kaynaklanabileceği düşünülüyordu. Yani transfer sonrasında zihinsel sorunlar baş gösterebilirdi. Bunun nedeni de, kafa nakli sonrasında yeniden kurulacak kimyasal bağlantılar ve ortamda bulunacak yabancı kimyasalların zihin üzerinde ne tür değişimler yaratacağının bilinmiyor olmasıydı. Hootan bunu şöyle özetliyordu:

Bu nakil, bugüne kadar hiçbir zaman deneyimlenmemiş bir düzey ve nitelikte deliliğe neden olabilir.

Deneyin çılgınlık seviyesi ortadaydı. Fakat bu konuda korkuları pohpohlamanın işlevsel ve tartışmaya katkı sağlayıcı olduğunu sanmıyoruz. Denek olmak isteyen kişi ölümü ve böylesine bir deneyin üzerinde yapılmasını göze aldıysa, deneyip görmekten başka bir seçenek geriye kalmıyordu. Böylece "bugüne kadar hiçbir zaman deneyimlenmemiş bir düzey ve nitelikte deliliğe" neden olup olmayacağını da görebilecektik. Canavero, 1970'deki maymun deneyini başarısızlığa götüren "vücudun kafayı reddetme" olasılığının bugün büyük bir sorun olmayacağı kanısındaydı. O zamanların aksine artık elimizde savunma sistemini baskılayan ve hatta manipüle edebilen ilaçlar bulunuyordu. Bu ilaçlar sayesinde bacak ve hatta aynı hastaya hem kalp hem akciğer nakilleri yapılabiliyordu.

Bu arada daha sıklıkla sürecin karşıtlarından söz ettik; ancak Canavero'nun destekçileri de bulunuyordu. Çin'deki Harbin Tıp Merkezi'nden Xiao-Ping Ren, Aralık 2014'te farelerde başarılı bir kafa naklini başarmıştı ve CNS Neuroscience & Therapeutics dergisinde yayımlamıştı. Ren, Canavero tarafından geliştirilen protokolü 2015 yılı içerisinde hızla farelerde ve maymunlarda deneyerek sonuçları yayınlayacağını belirtiyordu.

Deney Öncesinde Sık Sorulan Sorular

1) "Ölümden beteri" ne demek? Neden metin içerisindeki bilim insanlarının yorumları bu kadar muğlak?

Bunu tam olarak bilemiyoruz; çünkü orijinal kaynak olan Independent gazetesi detayları pek aktarmamış. Ancak bilimsel bir perspektiften bakıldığında ve genel olarak akademisyenlerin aktarılan yorumları göz önüne alındığında, yazı içerisinde de belirttiğimiz gibi söz konusu durumun ciddi sinirsel hastalıkların baş göstermesi, vücut-kafa uyuşmazlığı (daha doğrusu reddi) nedeniyle ciddi fizyolojik sorunların doğması ve bunun "öldürmeyen ama süründüren acılar neden olabileceği"nin kastedildiği kanaatindeyiz. Biraz fazla üstü örtülü olmuş ve bu nedenle sahtebilimsel bir içeriği varmış gibi geliyor kulağa. Yazıda yer vermediğimiz bir diğer örnek, New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezi yöneticisi Arthur Caplan'ın deneyle ilgili olarak "Bu çılgınlık! Kafanın nakledildiği vücutlar, yepyeni yolaklar ve kimyasallar nedeniyle aşırı yükleme yapacaktır ve sonunda delirecektir." yorumu da var. Bunların temel nedeninin aktarım sırasında orijinal açıklamaların eksilmesi olduğu kanaatindeyiz. Bir diğer neden de, bu operasyona karşı çıkanların tam olarak neden karşı çıktıklarını bilmiyor oluşları olabilir. Çünkü buna yönelik işe yarar miktarda deney hiç yapılmadı. Güvenilir bir şekilde ileri sürülebilecek birkaç itirazın başında doku uyuşmazlığı ve ameliyat sırasındaki doktor-nedenli sorunlar geliyor. Bunları ifade ederken net itirazlar getirilemediği için böyle tuhaf cümleler çıkıyor olabilir. Pratik denemede sayısız olumsuzlukla, sorunla, yetersizlikle karşılaşılacağı kesin; ancak teoride aktarım önünde bir engel gözükmüyor. İleride daha net bilgiler verilirse, biz de paylaşacağız.

2) Bu bir kafa nakli mi, vücut nakli mi?

Bu sorunun iki kısmı, birbirinden bağımsız olayları tarif etmiyor. Birinin kafasını, bir diğerinin vücuduna aktardığınızda; teknik olarak birinin vücudunu, bir diğerinin kafasına aktarmış oluyorsunuz. İkisi de aynı şey yani. Farkı, neye değer verdiğiniz belirliyor: Beynin vücudun kontrol merkezi olmasına mı daha fazla değer veriyorsunuz ("vücut nakli"), vücudun kütlece ve hacimce ezici bir çoğunluğunun kafa-harici vücut olduğu gerçeğine mi ("kafa nakli")? Her iki durumda da sonuç değişmiyor. Örneğin; birine böbrek naklettiğimizde, "Böbrek sahibi, yeni bir vücut aldı." demiyoruz. Bunun nedeni, böbreğin çok küçük ve vücudun çok büyük olması mı, yoksa bilincin/beynin kafada olması mı? Bir başka örnek: "Portakal suyuna elma suyu karıştırırsak portakallı elma suyu mu olur yoksa elmalı portakal suyu mu?"  Ama asıl soru şu: Ne fark eder? Buna kafa nakli demeyeceksek, neye "kafa nakli" diyebiliriz?

3) Böyle bir şey mümkün mü? Omurilik bağlantıları çok karmaşık değil mi?

Evet, mümkün. Ve evet, omurilik bağlantıları çok karışık. Dahası, genel olarak uyuşması gereken doku sayısı ve miktarı çok fazla. Dolayısıyla operasyon çok zor bir işlemi hedefliyor. Ancak tüm bunlarda anahtar nokta, bu işlemin çok zor olsa da imkansız olmadığı gerçeği. Eğer ki aşağıda verdiğimiz TEDx konuşmasını izlerseniz, bugüne kadar zaten herkesin çekinmesine neden olan konunun omurilik bağlantılarını tekrar kurmak olduğunu görebilirsiniz. Ancak günümüzde artık insan-robot arayüzleri bile yapılmaya başlandı. Yani sinir bir mesafeye kadar biyolojik bir şekilde devam ediyor; ondan sonra elektronik devrelere bağlanarak iletişimi o şekilde devam ettiriyor. İnsan çoktan biyonikleşmeye başladı. Bunlar ufak adımlar; ancak geleceğe doğru dev adımlar aynı zamanda... Naklin 2017 yılında tamamlanması umuluyor.

4) Genel olarak çok zor, dolayısıyla pratik olarak imkansız bir proje değil mi?

Evet, çok zor. Hayır, imkansız değil. Dr. Canavero, GEMINI adını verdiği protokol ile bunun nasıl yapılmasının iyi olabileceğine dair bir yöntem ileri sürüyor. Çalışır, çalışmaz, bilinmez. Zaten protokoller bu nedenle vardır. Çalışana kadar denenecek. 

Kafa naklinin gerçekten çok zor bir iş olduğuna sonuna kadar katılıyoruz. Tıpkı şu anda her birimizin ceplerindeki sıradan bir telefondakinden kat kat zayıf çipe sahip bir bilgisayarla Ay'a 6 sefer insan göndermek gibi. Tıpkı 10 sene boyunca 511 milyon kilometre kat edip, saniyede 35.763 metre (saatte 135.000 kilometre) hızla giden, 4 kilometre çapa sahip bir kuyrukluyıldız üzerine birkaç metreküplük "el kadar" bir aracı nokta atışıyla indirmek (veya yörüngesine oturtmak) gibi... Tıpkı üniversitenin bir ucundan, diğer ucundaki insanın parmaklarını sadece "düşünerek" oynatmak gibi... Tekrardan, anahtar nokta, "imkansız" bir iş olmaması. Makalenin giriş cümlesinde atıfta bulunulan, uzay ve uçuş bilimlerinin babası olarak nitelendirilen, 1857-1935 yılları arasında yaşamış Konstantin Tsiolkovsky'nin sözlerine yer verelim:

Bugünün imkansızları, yarının mümkün olanları olacaktır.

5) Vücudu da bağışlayacak biri olmayacak mı? Neden ondan hiç bahsedilmiyor?

Evet, 1 kişi de vücudunu bağışlayacak. Ancak o kişi, zaten ölmüş biri olacak. Yakın zamanda ölen birinin vücudu hemen korumaya alınarak ameliyat için kullanılacak. Kişinin karakteristik özelliklerinin ezici bir çoğunluğu beyinden kaynaklandığı için yazının ve deneyin odağı kafa kısmını veren kişide... Ancak elbette aktarılacak bedenin özellikleri de sadece kafa-vücut uyumu açısından değil, sürdürülebilirlik ve psikolojik özelliklerin değişimi gibi konular açısından önemli olacak. Yine de, vücudun bireyin kişiliğine etkisi, beynin kişiliğe etkisi yanında çok daha zayıf kalıyor. En azından şu anda bilinen ve öngörülen bu. Bu deney, sadece "Evet, kafayı çok güzel aktardık." demek için değil, bu gibi soruların yanıtlarını verebilmek için de yapılmış olacak.

6) Bu konuda önerebileceğiniz videolar var mı?

Konuyla ilgili ne yazık ki İngilizce olan ve henüz Türkçe altyazısı bulunmayan bir TEDx videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz:

7) Bu prosedürü nereden daha detaylı okuyabilirim?

Konuyla ilgili Surgical Neurology dergisi makalesine buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

Nakilden Sonra Yaşananlar

Dr. Canavero'nun, 17 Kasım 2017'de insanda kafa naklini başarıyla yaptığı ilan edildi. İddiaya göre ameliyat sadece 18 saat sürdü. Dr. Canavero şöyle söylüyor:

Doğa, yeterince uzun bir süredir kuralları bize dikte ediyor. Doğuyoruz, büyüyoruz, yaşlanıyoruz ve ölüyoruz. Milyonlarca yıldır insanlar evrimleşiyorlar ve bugüne kadar 100 milyar kadar insan öldü! Bu, devasa skalada bir soykırımdır. Artık öyle bir çağdayız ki, kendi kaderimizi kendi elimize alabiliriz. Bu, her şeyi değiştirecek. Sizi her seviyede değiştirecek. (...) Bu tip bir ameliyat elbette uzun ve zorludur; ancak tamamen olasıdır. Tek bir şey kesin: Omurilik kaynaştırma operasyonu artık bir gerçek ve kafa nakilleri artık yapılabilecek.

Ama bu iddia ne kadar doğru?

Aralarında nörobilimci Dr. Dean Burnett'in de bulunduğu birçok nörobilim uzmanı, bu iddianın tamamen asılsız olduğunu ileri sürüyorlar. Gerekçeleri ise, Dr. Canavero'nun iddialarının gerçeği yansıtmayacak kadar abartılı olduğu. Örneğin Dr. Canavero'nun bir transplantın "başarılı" olduğunu iddia etmesi için gerekli kriterleri, normalden çok ama çok gevşek. Birkaç örneğe bakalım:

Yakın zamanlarda Dr. Canavero, ilk defa bir maymun üzerinde başarılı bir kafa nakli yaptığını iddia etti. Ama başarılıdan kasıt nedir? Görünen o ki, maymun gerçekten de bu zorlu ameliyattan sağ çıktı; fakat bilinci asla yerine gelmedi. Üstelik doktorlar, "etik gerekçeleri" ileri sürerek 20. saatin sonunda maymunu yaşatmayı bıraktılar. Çünkü maymun, kendi başına yaşayamıyordu. Daha önemlisi, bu transfer sırasında omurilik-beyin bağlantısı yapılmaya çalışılmadı; dolayısıyla ola ki maymun uzun vadede yaşayacak olsaydı da, tamamen felçli olacaktı. Bu durumda... Bilinci olmayan, tamamen felçli olan, ömrü 1 günden az olan bir maymunun "başarılı bir ameliyat geçirdiği" söylenebilir mi?

Dr. Canavero'nun bir diğer iddiası, fare kafasını naklettiğiydi. Ancak buradaki nakil, kafaların değiştirilmesi ya da kafasız bir bedene yeni bir kafa nakledilmesi değildi! Yapılan şey, halihazırda sağlıklı olan ve yaşamını normal biçimde sürdüren bir farenin vücuduna, ölü bir fareden alınan kafanın eklenmesiydi. Yani eklenen kafa fonksiyonel olarak hiçbir işe yaramıyordu ve nakledilen farenin yaşam standartlarını düşürdü.

Peki bu yeni kafa nakli? Yaşayan bireyler üzerinde bile yapılmadı! Denekler cesetlerdi. Dr. Burnett şöyle söylüyor:

Beni mükemmeliyetçi olarak yaftalayabilirsiniz; ama eğer ki denekleriniz veya hastalarınız, daha deney başlamadan öldülerse, buna 'başarı' demek abartılı olacaktır.

Ancak bu kadar şüpheci olmak, böylesine zorlu bir ameliyatın ilk adımlarını görmezden gelmeye neden olabilir. Örneğin insan cesetleriyle yapılan deneyde, kafa ile vücut ilk defa birbirine bağlandı. Bunun bilimin ve tıbbın gelişimi için belli faydalar sağlaması ve yepyeni alanlar açabilmesi mümkündür. Ne var ki bu, gerçek anlamıyla bir kafa naklinin birçok adımından sadece birisidir. Eğer ki bu ilk adımı "başarılı kafa nakli" olarak ilan edersek, bundan yıllar sonra gerçekten kafa nakli yapabildiğimizde, bunu nasıl ilan edeceğiz? Dr. Burnett şöyle anlatıyor:

Sonuçta iki farklı arabanın yarısını alıp birbirine kaynak yapabilirsiniz; ancak marşa bastığınız anda araba patlıyorsa, bunu parlak zekanın ürünü olarak yansıtmak yanıltıcı olacaktır.

Kafa naklinin önünde duran en büyük engel, insan vücudunun modüler yapıda olmamasıdır. Yani Legolar ile oynarken yaptığınız gibi, bir parçayı bir diğer parçaya takıp, sistemin çalışmasını bekleyemezsiniz. Tarihte uzmanlar birçok seferler kafa-vücut bağlantısını tamir etmeye çalışmışlardır. Örneğin geçtiğimiz yıllarda, ufak bir çocuğun ciddi anlamda zarar görmüş kafasını, vücuduna yamamayı başarmışlardır. Ancak anahtar sözcük, yamamak sözcüğüdür. Çocuğun omuriliği ile kafası arasındaki bağlantı tamamen kopmadığı için bu tamir mümkün olabilmiştir. Tamamen kopmuş bir kafayı tekrar vücuda takmak henüz mümkün değildir. Dr. Canavaro ise, yetişkin bir insanın kafasını, bir diğer insanın vücuduna aktarabildiğini iddia etmektedir. Bunu yaparak, bağışıklık sisteminin kafayı reddetme problemini, hasar görmüş sinirleri tamir etme problemini, bireylerin eşsiz kafa-vücut bağlantıları sorununu ve zihin-vücut uyumu problemini aynı anda çözdüğünü iddia etmesi gerekmektedir. Bunun ispatlanabilmesi için sıradan bir gazete haberinden ziyade, olağanüstü miktarda kanıt ve detay gereklidir. Dr. Canavero, bunu sunamamıştır. Dr. Burnett bununla ilgili şunları söylüyor:

Eğer ki biri bilimle ilgili devasa iddialarda bulunuyorsa; ama bunu destekleyen sağlam kanıtlar sunamıyorlarsa - fakat buna rağmen çoktan bir TED Talk konuşması yaptılarsa, iddianın geçerliğini sorgulamanız için alarm çanları çalmalıdır. Ben bu yaklaşıma Burnett Yasası diyorum.

Dr. Canavero'nun en büyük sorunu, bu "büyük başarı"nın sonuçlarını akademik dergilerde yayınlamadan önce, bir gazeteye (The Telegraph gazetesine) ilan etmiş olmasıdır. Böylesine büyük bir başarıya gerçekten imza atıldıysa, bilimsel veriler bu iddiayı destekleyebilmelidir. The Telegraph'ın yazdığına göre, Dr. Canavero'nun bir sonraki hedefi komadaki veya beyin ölümü gerçekleşmiş hastalar üzerinde kafa nakli yapabilmektir. Ancak bu kişilerin böyle bir ameliyata nasıl izin vereceği bilinmemektedir. Muhtemelen halihazırda ölüm döşeğinde olan birilerinin bu tip bir prosedüre izin vermesi gerekecektir.

Elbette Dr. Canavero tamamen haklı olabilir. Hatta yaptığında tamamen samimi de olabilir. Ancak başarının büyüklüğü, bilimsel prosedürü ve standartları görmezden gelmemiz için geçerli veya yeterli bir sebep değildir. Dr. Canavero'nun yapması gereken, iddiasını akademik platformda ispatlamak ve ondan sonra bu başarıyı halka izah etmektir. Ola ki şüpheciler yanılıyorsa ve Dr. Canavero gerçekten olağanüstü bir başarıya imza attıysa, bunu somut ve güçlü kanıtlarla ortaya koyduğunda, elbette şüpheciler de fikirlerini değiştirecek ve kutlamaya katılacaklardır. Ancak o zamana kadar size tavsiyemiz, bu konuda çıkan haberlere çok dikkatle yaklaşmanız ve büyük olasılıkla kafa veya vücut nakliyle ilgili bu iddiaların neredeyse tamamının hatalı olduğunu unutmamaktır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 4
  • Tebrikler! 8
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 4
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 2
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • D. Burnett. No, There Hasn’t Been A Human 'Head Transplant', And There May Never Be. (2017, Kasım 17). Alındığı Tarih: 14 Temmuz 2019. Alındığı Yer: The Guardian
  • S. Knapton. World's First Human Head Transplant A Success, Controversial Scientist Claims. (2017, Kasım 17). Alındığı Tarih: 14 Temmuz 2019. Alındığı Yer: The Telegraph
  • H. Osborne. First Human Head Transplant Successfully Performed On Corpse, Sergio Canavero Announces. (2017, Kasım 17). Alındığı Tarih: 14 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Newsweek
  • E. Brodwin. A Surgeon Inspired By 'Frankenstein' Claims He Has Completed The First Head Transplant On A Corpse. (2017, Kasım 17). Alındığı Tarih: 14 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Business Insider
  • BEC Crew. World's First Head Transplant Volunteer Could Experience Something "Worse Than Death". (2018, Mart 17). Alındığı Tarih: 14 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Science Alert
  • BEC Crew. Human Head Transplants Could Be A Reality In Just Two Years. (2015, Şubat 26). Alındığı Tarih: 14 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Science Alert
  • H. Thomson. First Human Head Transplant Could Happen In Two Years. (2015, Şubat 25). Alındığı Tarih: 14 Temmuz 2019. Alındığı Yer: New Scientist
  • X. Ren, et al. (2014). Allogeneic Head And Body Reconstruction: Mouse Model. CNS Neuroscience & Therapeutics, sf: 1056-1060.
  • S. Canavero. (2013). Heaven: The Head Anastomosis Venture Project Outline For The First Human Head Transplantation With Spinal Linkage (Gemini). Surgical Neurology International.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/11/2019 19:42:20 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3505

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Başarı önündeki en büyük engel, başarısızlık korkusudur.”
Sven Goran Eriksson
Geri Bildirim Gönder