İnsanlar Neden Uzmanları Dinlemiyorlar ve Kötü Kararlar Veriyorlar?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Uzman tahlili ile kamu görüşü arasında bulunan boşluk, günden güne genişliyor gibi görünüyor. ABD'de, uzmanların büyük çoğunluğunun en hafif tabiriyle "sorunlu" gözüyle baktığı Donald Trump'ın siyaseti için kayda değer oranda kamu desteği bulunuyor. İngiltere'de, iktisat uzmanlarının Avrupa'dan ayrılma kararının felaket olacağı uyarısına dair geniş bir fikir birliği vardı, fakat pek çok vatandaş yine de ayrılmayı oyladı. Küresel bilim camiası, iklim değişikliğinin felaket getiren tehlikeleri hakkında uyarı yapmaya devam ediyor fakat pek çok vatandaş, insanlar tarafından oluşturulan iklim değişikliğini bir aldatmaca olarak görüyor. Bunlar, giderek yaygınlaşan bir olgunun sadece üç örneği: bilgili uzmanlar, mevcut olan en iyi delillere dayalı olarak bir konu üzerinde görüş ileri sürüyorlar ve kamuoyu aksi yöne zıplıyor. Bu niye oluyor?

Olası cevaplardan biri, halkın tam anlamıyla aptal olması. Bunu daha makul şekilde ifade etmek gerekirse, halkın yeterli bir IQ'su, yeterli eğitimi veya görüşleri tam olarak düşünüp tartmak için doğru bilgisi yok. Bu yorum, düşünceleri görmezden gelinen uzmanların hoşuna gidebilir, fakat bu doğru değil. Halkın çoğunluğu, temel görüşleri düşünüp tartmak için yeterli miktarda ham zekaya sahip. Genel eğitim seviyeleri hiç daha yüksek olmamıştı ve neredeyse tüm bilgiler, bir internet bağlantısı olan herkes için kolayca bulunabilir durumda. 

İkinci bir cevap ise, halkın uzmanlara olan inancının azalıyor oluşu. Bulgulara daha yakından bakmak, durumun böyle olmadığını öne sürüyor. Yıllık Edelman güven ölçeri, halkın yüzde 70'inin akademisyenlere ve sanayi uzmanlarına güvenmeye devam ettiğini gösteriyor. Bu oran CEO'lar için yüzde 43 ve hükümet yetkilileri için yüzde 38.

İnsanların önemli konular hakkında uzman görüşlerini umursamıyor görünmesinin gerçek sebebini bulmak için, bilgiyi nasıl işlediğimize bakmamız gerek. Geçenlerde Mats Alvesson ile yaptığımız bir çalışma olan Aptallık İkilemi'nde, gitgide akıllı hale gelen insanların olduğu bir dünyada neden kendimizi inanılmaz derecede aptalca kararlar verirken bulduğumuzu sorduk.

Sebeplerden biri, içimizdeki bilişsel önyargılar. Bizler, geçmiş inançlarımızdan ve hatta şans çağrışımlarından yola çıkarak karmaşık konular hakkında sıklıkla hızlı kararlar veriyoruz. Bu seçimleri yaptıktan sonra (genelde birkaç milisaniye içinde gerçekleşen), kendimizi haklı göstermek için yorucu bir süreç başlatıyoruz. Zaten verilmiş olan kararları haklı çıkaran bilgileri arıyoruz. Çoğu vatandaş zaten Trump, Avrupa veya iklim değişikliği hakkında kararlarını vermiş. Odaklandıkları tüm şey, verdikleri anlık kararları onaylayan bilgiler bulmak. İnançlarını sorgulayan bilgiler, özenle görmezden geliniyor; bu onları rahatsız edebilir ve tekrar düşünmelerinin gerektirir.

Üstelik, uzmanların ifadelerine kulak vermenin rahatsız edici olabildiği doğru. Küçük düşürücü fikir vazgeçişleri gerektiren çetin ikilemler bulunuyor. İnsanlar, psikologların bilişsel uyumsuzluk olarak adlandırdığı şeyden ne pahasına olursa olsun kaçınmaya yatkınlar. Gerçekler bizim inançlarımızla uyuşmadığı zaman, inançlarımızı değil, gerçekleri değiştirmeyi tercih etmeye yatkınız. Bir araştırma, kıdemli yöneticilerin, pahalı değişim sürecinin başarısız olduğunun kanıtını görmezden geleceklerini ve bu sayede şirketin değerli kaynaklarını akıllıca bölüştürmüş oldukları fikrine sarılabileceklerini buldu. Cep telefonu şirketi Nokia'nın gerilemesi üzerine yapılan bir çalışma, bu süreci çok açık şekilde gösteriyor.

Uzmanları görmezden görmemizin ilave bir sebebi de, onların tavsiyesini önemsemenin, sosyal huzursuzluk oluşturabildiği; bu durum, akranlarınızla dik başlı tartışmalar oluşturabilir. İnsanlar böylesi bir huzursuzluktan kaçınmak için, akranlarının yargılarına güvenmeyi seçiyorlar. 

Bu durum kısa vadede, sorun çıkarmayan sosyal etkileşim akışları anlamına gelebiliyor ve grubun kabul edilmiş bir üyesi olarak kalıyorsunuz. Fakat uzun vadede, Nokia'da olduğu gibi bunaltıcı bir grup düşüncesi türü oluşturabiliyor, tabii ki bazı epey güçlü rakiplerin yanı sıra.

 

Sayı oyunu

İktisatçılar, önemli konular hakkındaki kamuoyunda genelde düşük etkiye sahiptir. Araştırmanın gösterdiğine göre, iktisatçılar yalnızca konu teknik bir konu olduğu zaman kamuoyunu etkiliyor. Görüş, AB gibi yüksek oranda simgesel bir konu hakkında olduğu zaman, halk ekonomik bulguları görmezden geliyor.

Vatandaşlar, kendilerinkiyle karşıt olan iktisatçı fikirleriyle karşılaştığı zaman, kendi görüşlerinde daha katı hale geliyorlar. Uzman görüşünde kuşku uyandıran bilgiyi arıyorlar ve onu destekleyen bilgiyi görmezden geliyorlar. Bu durum en iyi ihtimalle, kamunun basitçe, kendi görüşleriyle ters düştüğü zaman uzman görüşlerini umursamaması anlamına gelebilir. En kötü ihtimalle de, uzman görüşünün kamu görüşünü ters yöne saptırdığı, beklenmedik bir etki oluşturabilir. Aşı karşıtı savunucularının durumunda olan şey bu: daha fazla uzman görüşü olduğu zaman, aşı karşıtı kampanyanın yanlıları kendi görüşlerine daha katı şekilde sarılıyor.

 

Size söylendiği gibi mi yapıyorsunuz?

Tepede bulunanlar, konu hakkında daha fazla bölündüğü zaman, uzmanların fikir birliğine karşı kendi görüşlerimizi daha katı hale getirmeye daha yatkınız. ABD'li üç siyaset bilimci tarafından yapılan bir çalışmada, ABD siyasi partilerinin geçen 25 yılda daha fazla ayrı hale geldiği, insanların tuttuğu tarafların desteklediği konulara güçlü bir şekilde inanmasının daha muhtemel hale geldiği, fakat bu durumun az miktarda sağlam delilin olduğu konularda geçerli olduğu bulundu. 

Bu sadece zavallı, sersem halk kadar basit değil. Uzmanların karmaşık konular hakkında düşünme şekli de sorunlu. Genelde, kendi dar uzman çevreleri dışında kalan görüşleri dinlemeye isteksiz oluyorlar. Bir çalışmada, iktisatçıların diğer iktisatçıların fikirlerine neredeyse tamamen perde çektikleri bulunmuştu.

Bu durum, diğer bilim dallarına kapalı olması daha muhtemel olan diğer sosyal bilimlere göre epey farklı. Dahası, iktisatçılar arasında yüksek seviyede fikir birliği olduğu zaman, genelde yaygın kamuoyu ile arasındaki boşluk en büyük oluyor; bazı durumlarda bu miktar, yüzde 35 kadar fazla.

Bu yüzden uzmanlar, Trump, Brexit veya iklim değişikliği hakkındaki uyarılarında daha gayretli oldukları ve kamuoyu üzerinde ters etkiye sahip gibi göründükleri zaman şaşırmayın. Hepimizin aptal olup olmadığı tartışma konusu, fakat en zorlayıcı deliller karşısında kesinlikle kararlı bir şekilde inatçı olabiliriz. 


Kaynak: Bu yazı ScienceAlert sitesinden çevrilmiştir.

Armut Şeklindeki Atom Çekirdeğinin Keşfi, Zaman Yolculuğunu Teorik Olarak İmkansız Kılabilir!

Bir Kaplanın Patisi Ne Kadar Büyüktür?

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim