İlginç Bir Örnek Üzerinden Sahtebilimin Saçmalıkları...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Sizce Bu Nedir?

Yepyeni bir hayvan türü mü? Garip bir köpek çeşidi mi? Dört ayak üzerinde yürüyen hastalıklı bir insan mı? Yoksa insanların inançlarıyla alay ettiği için "çarpılmış", "fareye/domuza/maymuna dönüştürülmüş" bir insan mı? Ya da bambaşka bir varlık formu mu? Belki de bir bilim-kurgu filmi için tasarlanmış bir karakterdir?

İnsanın hayal gücü ve cehaleti, alışkın olmadığı figürlerle ilgili fikirler uydurmakta çok başarılıdır. Beyin buna programlanmıştır, kendini tatmin etmek ister. Meraklıdır; ancak merakını en kısa sürede gidermek de ister. İnsanı hayata bağlayan, hayatta kalma şansını ve kaynaklarını arttıran bu merak ile tatmin arasındaki çatışmadır.

Beynin bu saplantılı çalışma biçimi, belki de bin yıllardır doğayı olduğundan farklı şekilde yorumlamamıza sebep olmuştur. Gök olaylarını bilmediğimiz için UFOlarla yatıp kalkmışızdır, tarih biliminden anlamadığımız ve yöntemlerini bilmediğimiz için komplo teorileri ile uyutulmuşuzdur, koyunlarımız, keçilerimiz, domuzlarımız fotoğraftakine benzer esrarengiz hayvanlarca parçalandığı için "garip yaratıklara" inanmışızdır, insan psikolojisini açıklayamadığımız için "ruh"lar yaratmışızdır, kolay açıklanamayan ancak gayet bilimsel açıklamaları olan olaylar için "cinler", "periler", "öcüler" var etmişizdir. Piramitleri açıklayamadığımız için UFOlara sarılmışızdır, var oluşu ve yok oluşu açıklayamadığımız için gaibe inanmışızdır, ormandaki net olarak göremediğimiz canlılara uzaylı, Kocaayak veya gizemli bir canavar olduğuna inanmışızdır, gökteki bir meteoroloji balonunu veya insansız aracı görüp uzaylı istilasının başladığına inanmışızdır, hatta yan komşumuzun esrarengiz davranışlarına anlam veremeyerek devletin gizli bir ajanı olduğuna veya derin devletin üzerinde deney yaptığına inanmışızdır. Bunları yapmaya, bu içi boş sözde-açıklamalara inanmaya devam da edeceğiz.

Hepsinin kökeni aynı. Yukarıdaki hayvanı bir ormanda yürürken görseniz, karanlıkta gölgesini ya da silüetini görseniz, beyniniz hem merak edecek, hem de bir cevap arayacaktır. Eğer cevap bulamazsa, gerek sosyal yapı içerisinde, gerek popüler kültür içerisinde üretilen zırvalıklara bir yenisini ekleyecek şekilde, uydurma bir cevap yaratacaktır: "Bilmiyorum demeyeyim de, ne dersem diyeyim." Örneğin fotoğraftaki canlıya "cehennemden gelen şeytan" diyecektir. Hakkında masallar yazacak, destanlar dürecek, gizem katacak, abartacak, böylece hem sosyal yapı içerisinde daha "popüler" olarak egosunu tatmin edecek, hem de beyninin aradığı cevapları asılsız ve saçma iddialarla da olsa tatmin edecektir.

Peki aslında nedir yukarıdaki canlı? Bir ayı. Ursidae ailesinden bir hayvan. Bildiğimiz ayı aslında. Leipzig'deki hayvanat bahçesindeki bir ayı. Neden bu kadar farklı? Çünkü kıllanmasına sebep olan genlerde meydana gelen bir genetik mutasyon veya beslenmelerinden kaynaklı bir sorun, hayvanat bahçesindeki ayıların kıllarının tamamen yok olmasına neden olmuş. Aynı genetik kökene sahip başka ayılarda da, aynı hayvanat bahçesi içerisinde bu hastalık görülüyor. Doğada da bunun gibi hayvanlar ve daha milyonlarcası olması muhtemel.

Bu fotoğraf üzerinden ne haberler yapıldı... Tarlaları talan eden canavarlar yakalandı haberleri mi istersiniz, Dünya'ya ait olmayan yeni tür bulundu haberleri mi... Ne ararsanız vardı bir ara, şimdi tek tek kaldırıldılar. Gerçek, ortaya çıkarılmıştı çünkü...

Hayal kırıklığına mı uğradınız? "Cehennemden gelen şeytan" daha çekiciydi veya "çılgın bir deneyin ürünü olan yepyeni bir yaratık" olması daha ilginçti, evet, kabul ediyoruz. Ancak ufak bir sorun var: Gerçek değildi. Hayalinizden fırlayan bir yalandı. Ve siz, yalan olduğunu bildiğiniz halde, kendiniz uydurduğunuzun farkında olmanıza rağmen, o iddiaya bile bile, kendi ellerinizle kandınız. Kendinize hakaret ettiniz ve zekanızı aşağıladınız.

Dünyaca ünlü psikolog Paul Ekman'ın dediği gibi:

"Gerçekler acı olabilir. Ancak canımı acıtacak olsalar bile, gerçekleri öğrenmek isterim."

 

Kaynaklar ve İleri Okuma: Dailymail

Dünya Isınıyor!

Çıngıraklı Yılanların Mücadelesi

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim