Genişletilmiş Evrimsel Sentez'e Adım Adım... Massimo Pigliucci ile Bir Röportaj...
Genişletilmiş Evrimsel Sentez'e Adım Adım... Massimo Pigliucci ile Bir Röportaj...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Yeni bir evrim teorisi sentezine tanıklık mı ediyoruz? Eğer öyleyse bu ne zaman başladı? 

Bunlar tartışılan sorular, ancak kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Genişletilmiş Evrim Teorisi (Extended Evolutionary Synthesis - EES) terimi ilk kez filozof/evrimbilimci Massimo Pigliucci tarafından, 2007 yılında, Dünyaca ünlü hakemli dergi Evolution'da yayınlanan bir makalede ve daha sonra 2008’de Pigliucci ve teorik biyolog Gerd B. Muller tarafından düzenlenen ve aynı adı taşıyan bir konferansta kullanılmıştır. Eğer ki Modern (Evrimsel) Sentez'in ne demek olduğundan emin değilseniz, buradaki yazımızı okuyabilir veya "Evrim Kuramı ve Mekanizmaları" isimli kitabımızı edinebilirsiniz.

 

Şimdi, hazır Kevin Laland liderliğinde bir grup bilimadamı EES’i araştırmaları için John Templeton Derneği'nden hatırı sayılır bir burs almışken, bu terimin mucidiyle yeniden iletişime geçmenin tam zamanıdır.

David Sloan Wilson (DSW): Merhaba Massimo, This View of Life ‘a hoşgeldiniz.

Massimo Pigliucci (MP): Davet edildiğime memnun oldum David. Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz ve tahminimce bu eğlenceli bir sohbet olacak.

DSW: Söze bu terimi buluşunuz, makalesini yazışınız ve konferansın düzenlemesine yardım edişinizle başlayalım. 

MP: Bu hikaye oldukça eskiye, Carl Schlichting ile Connecticut Üniversitesi’nde doktora eğitimi aldığım günlere dayanıyor. Tezimin ana konusunun Arabidopsis Thaliana bitkisinde fenotipik değişebilirlik/dönüşebilirlik ve gen/çevre etkileşimlerinin bazı yönleri olmasına rağmen, Carl ile evrim teorisinin evrimleşmesi konusuna, özellikle 1930 ve 1940'larda Modern Sentez’in bir araya getirilmesi üurecine ve sonrasına derin bir ilgi besliyorduk.

Bu ilgi bize “Fenotipik Evrim: Bir Tepki Normu Perspektifi (Sinauer 1998) adlı kitabı yazdırdı. Kitabımızda ilk olarak, sonunda Geniş Sentez’e dönüşen hammaddeye yakın bir şeyler üretmeye çalıştık.. Unutmayın ki bizden önce, ve aynı zamanlarda yayınlanan bir çok kitap benzer paralellerde yol almaktaydılar. Örneğin; C. David Rollo’nun “Fenotipler: Epigenetik, Ekoloji ve Evrimleri” eseri. Yani tabiri caizse ortalıkta böyle şeyler dolanmaktaydı.

Connecticut Üniversitesi'nden mezun olup, Brown Üniversitesi’nde doktora sonrası eğitimimi tamamladıktan sonra, Tennessee Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. “Evrim” makalesine, ve o zamanlar Altenberg-Avusturya’da bulunan Konrad Lorenz Enstitüsü’nde gerçekleşen, ve Gerd’in yardımcı editörlüğünü yaptığı MIT kitabını çıkartan o çalıştaya yönelik yaklaşımlarımı burada inşa etmeye başladım. ( Hatirlarsin, sen de misafir konuşmacılardan biriydin)

Evolution makalesi, ilerki çabalara referans noktası olsun diye,bilerek görüş bildirisi şeklinde yazılmış bir makaleydi ancak çalıştay tamamen farklı insanların fikirlerini keşfetmeye yönlendirilmişti, hatta Sergey Gavrilets ve Greg Wray gibi, Evrim Sentezi konusuna çekimser bakan kişilerin bile. Gerçekten de, Gerd ve ben katılımcı listesini hazırlarken, mantıklı cekimserler ( Evrim Sentezini duyunca irkilenler gibi değil), ılımlı destekçiler (bizim de gördüğümüz gibi) ve radikal destekçiler (Eva Jablonka ve Stuart Newman’I bu gruba dahil edebiliriz) gibi bir çeşitleme elde etmeyi amaçlıyorduk. Maalesef daha fazla bayan katılımcı elde edemedik, çünkü davetlilerin bazıları o yaz müsait değildi.

Dışarıdan kimse davet edilmediği için kendisini, evrim sektöründe bir komplo döndüğüne inandırmış, kendine özgü stiliyle bağımsız çalışan bir gazetecenin enteresan haberi dışında çalıştay başarılıydı. (Lorenz Enstitüsünde gercekleşen, böylesine küçük bir konferansın halka açık olmaması normaldi, çünkü katılımcıların özgürce konuşabilmesi ve yapıcı eleştirilerde bulunabilmesi için bu gerekliydi.

Ancak ilginç bir şekilde, hem Nature hem de Science dergilerinin ilgisini çekmeyi başardık ve çalıştay ile ilgili makaleler, destekleyen ve çekimser kimselerle yapılan röportajlar yayınladılar. (Doğru hatırlıyorsam, Jerry Coyne, iki yayında da çekimser olarak adı geçen tek kişiydi.)

Hem genel ilgi, hem de özellikle  sunum ve tartışmaların kalitesi, Gerd ve beni, makalemizi Biyolojik Teori dergisinin bir özel sayısından ziyade kendi başına bir cildi olarak yayınlamamız konusunda ikna etti. MIT Basımevi de bunu kabul etti. Hatta yayın kurulusunu, Julian Huxley’nin orijinal “Evrim: Modern Sentez” eserinin haklarını yeniden satın almaya ikna ettik ve detaylı yeni bir giriş ekleyerek Altenberg grubuyla yapmaya çalıştığımız işlerin ilgili alanına yerleştirdik. Bu kendi başına değerli ve eğlenceli bir projeydi çünkü Huxley’nin 1942 de yazdığı şeylere yeni bir açıdan bakmamıza olanak tanıdı.   

DSW: Harika! Huxley’nin kitabının yeni baskısından haberim yoktu. Biraz felsefeden bahsedelim. Paradigma, Araştırma Programı, ve Sentez gibi terimlerimiz var ve bunların bir anlamı olmalı çünkü içimizden bunları kullanmak geliyor. Fakat, en azından bazı insanlar icin, bu terimler çıldırtıcı biçimde belirsiz, ve kendini övmek için söylenen şeyler. Bu terimler hakkında berrak düşünmek filozofların işidir. Büyük terimlerin ayrı anlamları var mı? “Sentez”i ele alalım, bu terim, belirsizliğe yer bırakmadan bir sentezi tespit edecek kadar net bir şekilde tanımlanabilir mi? Yani sentezin uzatılıp uzatılmadığına karar vermeden önce ne olduğunu tam anlayabilmeliyiz.

MP: Gerçekten öyle, ve evet, burada filozoflardan yardım alabiliriz. Bu terimlere, ki sizin de söylediğiniz gibi, kişinin anlatımını berraklaştırmak yerine gelişigüzel kullanılıyor, kısaca şöyle değinelim. “Paradigma”, 1960’larda Thomas Kuhn tarafından türetilen, bilim tarihi ve felsefesi ile ilgili teknik bir terimdir. Paradigmanın ne anlama geldiğini en iyi şöyle açıklayabiliriz: Paradigma, herhangi bir alanda sadece egemen teori ve teorileri temsil etmez, örneğin evrimsel biyoloji alanında Modern Sentez’in standart söylemi gibi, ama bu teorilere ek olarak araştırmada kullanılan ana metodları, konuya ilişkin önemli soruları ve hatta yeni nesil biliminsanlarını yetiştirmede kullanılan kitapları da içerir. Yani paradigma bir teoriden daha fazlasıdır, temelde, bir nesil bilim insanını karakterize eden şeylere bakış açısıdır.

“Araştırma programı”, bilim felsefesinde yer alan bir başka teknik terimdir ve Karl Popper’in parlak öğrencilerinden Imre Lakatos tarafından kullanıma sunulmuştur. Lakatos, Popper’in kuralcı bilim felsefesi ile Kuhn’un daha tarifli-tarihsel yöntemini bağdaştırmaya çalışıyordu. O’na göre biliminsanları “çekirdek” ve “koruyucu kemer” den oluşan teorileri (yine Modern Sentez’i hatırlayalım) uygulamaya koyarak çalışırlar. Çekirdek kısmı teorinin olmazsa olmaz parçalarını içerir, çünkü  bu parçaların yokluğunda teori tümden reddedilme olasılığıyla karşı karşıya kalır. Koruyucu kemer kısmı ise çekirdeğe etki etmeksizin değiştirilebilen, hatta tümden çıkartılabilen eklenti parçalardan oluşur. Örneğin Modern Sentez konusunu ele alırsak, kademeli evrim, sıçramalı evrime kıyasla, çekirdeğin parçasıdır, ancak allopatrik türleşmenin sempatrik türleşmeye kıyasla egemenliği koruyucu kemere dahildir. Böylece eğer evrimin gerçekten sıçramalı olduğu kanıtlanırsa, modern sentez için zor günler başlıyor demektir, fakat veriler sempatrik türleşmenin allopatrik türleşmeden daha yaygın gerçekleştiğini gösterirse, "öyle olsun" deyip geçebiliriz. 

Şimdi de “Sentez” kavramına değinelim. Bu, Huxley’nin meşhur kitabının adında sunulduğu gibi felsefi bir terim değil. O’nun anlatmak istediği, Modern Sentez’in Darwinizm veya Neo-Darwinizm’den (orijinal teorinin 19. yüzyılın sonlarına doğru, çoğunlukla August Weismann ve Alfred Wallace’in çalışmaları sonucu Lamarck etkilerinden kurtulmasından doğan) çok da farklı olmadığıydı. Aksine, bu bir birleştirme, Darwinizm ile genetik bilimlerden çıkan yeni keşiflerin, özellikle de Ronald Fisher’in, Darwinizm ile Mendelizm’in önceleri sanıldığı gibi birbirine zıt iki görüş olmadıgını göstermeyi başarmasının bağdaştırmasıdır. Sentez böylece, Doğa Tarihi’nden Zooloji ve Botanik’e ve hatta Paleontolojiye kadar ek dallara genişletildi. (Önemli not: Embriyoloji ve Gelişimsel Biyoloji buna dahil değil.) 

Genisletilmis Sentez’in çoğu destekçisi de bu terimi benzer biçimde kullanır: tanık olduğumuz, Kuhn’un paradigma kayması ya da Lakatos’un araştırma programının başka bir araştırma programıyla değiştirilmesi değil. Bununla beraber, Modern Sentez'in mimarlarının bilmediği, ya da çok beğenmediği, fenotipik değişebilirlik, epigenetik kalıtım, evrimleşebilirlik gibi keşif ve konuların açıkça ve bir bütün halinde Modern Sentez yapısına dahil edilmesine ihtiyaç duyuyoruz.

DSW: Açıklamanız çok yardımcı oldu. Verinin kullanışlı olabilmesi için algılama ve işlemenin sınırlandırılması fikri beni büyülüyor. Çevremizdeki her şeye dikkatimizi veremeyiz, bu yüzden bazı şeyleri gözardı etmeliyiz ki  (en azından arka planda tutmalıyız) diğerlerine ilgimizi odaklayabilelim. Bu açıdan bakıldığında, Modern Sentez’in gelişim konusunu göz ardı etmiş olması bir eksiklikten ziyade, diğer alanlarda ilerleyebilmek adına atılması gereken bir adımmış gibi görünüyor. Bu genel anlamda, ve Modern Sentez konusunda geçerli bir düşünce mi?

MP: Bu ilginç bir yaklaşım, ve sanırım biraz gerçeklik payı da var. Fakat başka faktörlerin yanısıra, karakter çatışması da bir rol oynuyor. Bazen unuttuğumuz bir şey var, bilim insanlığın bir ürünüdür, ve bu yüzden, en azından kısa vadede, toplumsal dinamiklerden ve iktidar kavgalarından etkilenir. Modern Sentez’in olgunlaştığı dönemin baskın karakterlerinden biri Ernst Mayr’di. Mayr, allopatrik çeşitleme gibi, önemli gördüğü konuları sadakatle savundu, ve G.G. Simpson’in braditelik (yavaş) ve takitelik (hızlı) evrim ayrımı gibi, kendi evrim görüşüne uymayanları aynı kararlılıkla safdışı bırakırdı. Gelişimsel biyologların evrime ilgi duymadıkları gerekçesiyle, meşhur gelişimsel biyolojiyi Sentez’den çıkartma kararını haklı kılan da Mayr’di.  İşin aslı, birçok gelişimsel biyolog evrime ilgi duyuyordu, fakat daha çok, türleşme ve fosil kayıtlarındaki geçişmeleri açıklamak üzere “Umutlu Yaratıklar” fikrini ortaya atan ünlü genetikçi Richard Goldschmidt’in çizgisine yakın düşünceleri izlemekteydiler. Umutlu Yaratıklar fikri, Mayr’in kademelilik görüşüne ters düşüyordu, ve o Goldschmidt’in o zamanki parlak ününe rağmen hasır altı edildi. Bugün umutlu yaratıklar görüşünün gerçekten hedefi şaşırmış olduğunu düşünüyoruz, fakat, evrim ile gelişimsel biyoloji arasındaki bu verimli ilişkiyi (bugünlerde “evodevo” adı ile de geçen) anlama konusunda Goldschmidt’in Mayr’den daha ileri görüşlü olduğunu da biliyoruz.

DSW: Allopatrik türleşme konusunda Mayr’in, diğerlerinin grup seçimi konusundaki dogmatizmine karşı çalışan dogmatik duruşunu hatırlıyorum. Bundan sözetmişken, anladığım kadarıyla, grup seçimi uyuşmazlığı Modern Sentez’in bir parçası değildi ve daha sonra çıktı. Wright, Fisher ve Haldane’in her biri, grup seçimi konusunda Darwin’in sözlü anlattıklarını izleyen basit modeller üretti, ve grup seçiminin anlamlılığı hakkında kendilerine has görüşleri vardi, fakat dikkatlerinin çoğunu başka alanlara yoğunlaştırmışlardı, Darwinizm ile Mendelizm’in bağdaştırılması gibi. Wright’in Değişken Denge Teorisi genellikle kompleks genetik temellere dayanan bireysel özelliklerin evrimiyle ilgiliydi, sosyal özelliklerin evrimiyle değil. Mayr, Huxley ve Dobzhansky’nin bu konuda söyleyecek fazla şeyi yoktu. V.C. Wynne-Edwards’s 1962 tarihli “Sosyal Davranışa Bağlı Hayvan Dağılımı” ve G.C. Williams’in 1966’da cikan “Adaptasyon ve Doğal Seçilim” eserlerinden sonra grup seçilimini ilgilendiren konular daha fazla ilgi uyandırmaya başladı. Yani geriye dönüp baktığımızda, bilimin büyük çelişkileri, birbirine sandığımız kadar yakın olmayabilir. Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?

MP: Evet, ve bu yüzden bilim insanları kendi alanlarının sadece felsefesine değil, aynı zamanda tarihine de dikkat etmeliler. Çoğu bilim insanı, asistanlarını “bugüncü” bir anlayışla yetiştiriyor, yani geçmiste olanlara sadece izole ve çarpık bir açıdan değil, aynı zamanda bugünün değer ve anlayışından bakıyor

Bu yanlış bir tutum, çünkü entellektüel açıdan dürüst ve isabetli olmamasının yani sıra, bilimsel çelişkilerin doğa ve kaynağını karartıp, ayrı tutulması gereken konuları da bir araya getirmektedir.

Sizin de söylediğiniz gibi, grup seçilimi üzerine tartışmalar buna mükemmel bir örnek teşkil eder. Bugün bu fikrin karşıtlarına sorsanız, size eleştirilerinin Modern Sentez’in bakış açısından kaynaklandığını söylerler, oysa ki Modern Sentez taraftarları bu konuya hiç değinmemişlerdi bile, ve eski popülasyon genetikçileri, bu konuya, günümüzdeki temsilcilerinden daha anlayışlı yaklaşıyorlardı.

Bununla beraber, grup seçilimi, bir sekilde Geniş Sentez’e dahil edilmek zorunda. Bunun nedeni, Geniş Sentez, Modern Sentez’e bir tepki olarak doğmamıştır, aksine, Modern Sentez’in, 1950’lerden bu yana evrim biyolojisi alanında gerçekleşen deneysel ve düşünsel gelişmeleri de içerecek şekilde yeniden sentezlenmiş halidir.. Bu yüzden grup seçilimi, ya da daha isabetli tabiriyle çok aşamalı seçilim teorisinin burada yeri vardır.

DSW: Bununla ilişkili bir dalda, sentez bir açıdan, gelecekte bir şeylerin oluşmasını sağlamaktır, sadece geçmişi yorumlamanın bir yolu değil. Evrim biyolojisinin tarihi, eğer Modern Sentez hiç duyurulmamış veya adlandırılmamış olsa, daha farklı olur muydu? Aynı soruyu “yeni sentez” olarak adlandırılan (örneğin Sosyobioloji) veya “Neo”  ve “Post” gibi ön ekler alan (ornegin Neoklasik Ekonomi, Postmodernizm) herhangi bir konu için de sorabiliriz. Bu terimlerle ilgili ne tür çalışmalar yürütülüyor? Bunların gerçek bir görevi var mı, yoksa sadece kendini yüceltmeye mi yarıyor?

MP: Harika bir noktaya değindiniz. Bazı eleştirmenler, Geniş Sentez çatısı altında yapılan her şeyi “kendini yüceltme” diye kestirip atıyor, ki bence bu hoşgörüsüz ve naif. Hoşgörüsüz diyorum, çünkü evrimsel sentez üzerine çalışıp onu ilerletecek olan onca insan, sınanması gereken ilginç fikirleri olan, ve fikirleri ancak o zaman onaylanacak ya da reddedilecek olan ciddi araştırmacılardır. Naif dememin nedeni ise, bu eleştirilerin, bilimin, insani duygular ve kusurlar tarafından kirlenmemiş, saf bir bilim türüne hitap etmesi, ancak bu tür bir bilim hiç var olmadı ve olmayacaktır. 

Yukarıda söylediğim gibi, Modern Sentez kısmen bir kişilik çatışmasının ürünüydü, tıpkı Darwinizm gibi, çünkü Darwin, kendisini destekleyenleri mutlu ederken düşmanlarıyla da mesafesini koruması gerektiğini biliyordu. Bilim bir  insan aktivitesidir, düşsel bir dünyadan düşsel yaratıklar tarafından getirilmiş bir şey değil.

Yani evet, “sentez”, “neo-“, “post-“ ve benzeri terimler kullanmak, bir programa ait bir söylemdir. Bunu politik ya da edebi bildirilerin bilimsel versiyonu olarak da düşünebiliriz, ya da ilgili kesime, "artık bu alanda yeni bir grup insan ve yeni bir plan var" temalı bir uyarı atışı olarak da. Fakat, lafın gelişi, tutucu, yeni yöntemlere karşı kesimde de bu böyledir, ve sonunda, sözü edilen bilim olduğu için, yeni fikirler kazanır ve eğer değerleri varsa, yeni kurallar bütününü oluştururlar. Ya da kocaman “atılmış fikirler” yığınında kendilerine yer bulurlar, ancak söylemeden geçemeyeceğim, bu yığın olmasaydı, bilimin kendisi ilerleyemezdi.

DSW: Kevin Laland ve çalışma arkadaşlarının, öncelikle makaleleri ve şimdi de  John Templeton Derneği’nden aldıkları büyük bağışla üstlendikleri liderlik pozisyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?

MP: Ben Nature makalesinin ya da orijinal Templeton teklifinin tasarısında yer almadım. Fakat şimdi onların çabalarına ortak olmam için yaptıkları nazik teklifi kabul etmiş bulunuyorum, bu yüzden bu konuda tarafsız yorum yapabilecek durumda değilim. Önceleri, (ve bir dereceye kadar hala) Templeton’dan kuşkuluydum, çünkü ciddi fikir ayrılığına düştüğüm, açıkça ilan edilmiş bir ideolojik ve politik gündemleri var. Bununla beraber, bir çok meslektaşım bana, dernekle olan çalışmalarında, derneğin, araştırmanın nasıl yapıldığına, ya da sonuçların nasıl sunulduğuna karışmadığı konusunda güvence verdi. Ayrıca dürüst olalım, bilim bir insan girişimidir ve maddi kaynak gerektirir. Para eğer Milli Bilim Derneği'nden gelmezse, o zaman başka yerlere başvurulur. Bu eskiden de böyle olmuştur, ve yine böyle olacaktır, hem de birçok kez. 

DSW: Sizinle konuşmak istediğim son bir konu var. Bana göre Geniş Evrim Sentezi’nin büyük bir kısmı evrim teorisinin, insana yakın bütün türleri kapsamak üzere genişletilmesidir. Bu bölüm Laland’in JTF bağışında farkedilir biçimde eksik. Yanlış anlamayın, Kevin, bağışla ilişkili bir çok çalışma arkadaşı, ve JTF, insan ile ilgili hiçbir konuyu araştırmakta çekingen değil. Ancak Geniş Evrim Sentezi’nin insan-insan olmayan hatları arasında bu kadar kolay bölünebilir olması bana her iki durumda da farklı olayların döndüğünü söylüyor. Öyleyse iki ayrı Geniş Evrim Sentezi ayırdetmek sizce anlamlı mı?

MP: Emin değilim. Bir tarafta, insan – insan olmayan diye ayırım yapan herhangi bir çizginin yapay ve şüpheli olduğunu düşünüyorum. İnsanlar evrildi, ve evrilmeye devam ediyor, dünya üzerindeki her tür gibi.

Diğer tarafta ise, ben senin yaptığın gibi evrensel Darwinizm’in kültürel evrime de uygulanması, ya da Lee Smolin’in yaptığı gibi evrensel çeşitlilik’e uygulanması konusunda biraz çekimserim. Yani orada bakmaya değer birşey olabilir ama insanlar dünya üzerinde miktar bakımından herşeyden öyle farklı ki, bilimin hala açıklayabilmesi gereken, nitelik bakımından değişik davranışlar ve olaylar sergiliyorlar. Sağlam bir kültürel evrim teorisine ihtiyacımız var, ama henüz böyle bir teorimiz yok, ve biyoloji, Darwinizm’i direk olarak kültür, sosyal ilişkiler, etik ve bunun gibi konulara uygulamaya çalışan eylemlere kuşkuyla bakıyorum. Bence bunlar en iyi ihtimalle büyük resmin bir parçası olarak kalacaklar, ve ne kadar büyük bir parça olabilecekleri de o kadar açık değil.

Yani galiba anlatmaya çalıştığım şu ki, Kevin ve çalışma arkadaşları, konuyu ne kadar anladığımıza nazaran, akıllı davranıyorlar.

DSW: Bu sohbete zaman ayırdığınız, ve daha genelde, bu alana yaptığınız katkılardan ötürü size teşekkür ederim. Felsefe bilimi doğurdu, ve hala bir ebeveyn gibi onu yetiştirmesi gerekiyor. İyi bir ebeveyn olduğunuz için teşekkürler.

MP: Unutmayın ki ben bilimadamı şapkamı taktığımda, aynı zamanda bir çocuğum da. Galiba bu beni oldukça garip, kendisiyle ensest bir durumda bırakıyor. Acaba bunun için bir teori geliştirebilir miyiz?

 

Çeviren: Ömer Altundağ (Evrim Ağacı)

Kaynak: Evolution Institute

Kasırgalar ve Yağış Bırakma Miktarı

Hatalı İsimlendirilmiş Hayvanlar

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim