Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Galileo Galilei Kimdir? Ne Yapmıştır? Kendi Ağzından Yaşam Öyküsü...

Galileo Galilei Kimdir? Ne Yapmıştır? Kendi Ağzından Yaşam Öyküsü...
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Adım Galileo Galilei... 78 yaşındayım... Yaşlandım artık... 1642’ye kadar yaşayacağımı hiç tahmin etmezdim.. Ancak ölüme çok yaklaştığımı, yürümeye mecali kalmamış dizlerim, tam göremeyen gözlerim, titreyen ellerim ve eskisi kadar kıvrak çalışamayan belleğim her gün hatırlatıyor bana.

Olsun... Ölüm de doğum gibi yaşamın gerçeği. Eğer siz benim hikayemi sahiplenirseniz, merak ve kuşkunun gerçeği aramaktaki önemini yeterince anlarsanız, yerleşik yanlışlara cesaretle ya da korkarak, ama nasıl olursa olsun bir şekilde karşı çıkarsanız, bu ihtiyar Galileo hiç ölmemiş olacaktır... Her zaman yaşayacaktır...

Biliyorsunuzdur; 10 sene önce bir mahkemede yargılandım. Kitabımı, 1632’de yayınladıktan 1 yıl sonraydı. O zaman 69 yaşındaydım. Din adamlarının yargıç olduğu bir engizisyon mahkemesiydi bu. Eskiden beri ihtişamıyla büyülendiğim San Pietro kilisesinde yapılan bu mahkemede, affedersiniz, postu deldirmeye ramak kalmış bu ihtiyar korkudan tir tir titredi. 10 kişiden oluşan kardinaller kurulu önünde diz çökerek, “Merhamet edin bu yaşlı adama, yanlış işler yaptım.” diye yalvardım. Doğru muydu? Yanlış mıydı? Bilmiyorum. Ben aranızdan ayrıldıktan sonra, sizler karar verin artık. 

Korkuyordum... Çünkü, Giordano Bruno’yu duymuşsunuzdur. Tam 33 yıl önce, sadece ve sadece “evren sonsuzdur ve başka dünyalar da var olabilir” dediği için aynı mahkeme tarafından mahkum edilmiş ve direğe bağlanarak yakılmıştı. 1574’te ise, İngiliz denizci Miles Philips’in engizisyon mahkemesinde yargılanırken; “Rahibin başının üzerinde tuttuğu şu komünyon ekmeği ve kutsal kadehteki şu şarap kurtarıcımız kutsal İsa’nın kusursuz bedeni ve kanıdır. Evet mi? hayır mı?” diye soran mahkeme heyetine inanmadığı halde tatlı canını kurtarmak için “evet” dediğini de biliyorum. Dedim ya, karar sizin…

Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.
Dr. Feza Köylüoğlu

Asıl uğraş alanım mekanik ve matematiktir. Ama gökyüzünü de uzun yıllar boyunca gözlemledim. 1608’de Hollandalı gözlükçülerden özel mercek camları satın aldım. O zaman en iyi mercekler Hollanda’da yapılıyordu ve bu merceklerle kendime iyi bir dürbüne göre 30 kat güçlü bir alet yaparak buna teleskop adını verdim. Çoğu akranım teleskopla bakmayı bile bilmiyordu. Kimileri ise bakmayı reddediyordu. İnanamıyorsunuz değil mi? İnanın lütfen. Güya, Tanrı'yla yeryüzündeki insanlar arasındaki iletişimi sağlayan meleklerin yaşadığı yer olan gökyüzünü, özel dürbünlerle izlersek onların mahrem hayatlarına girmiş oluyormuşuz. 1598’de Würzburg kentinde onlarca kişi, cin ve şeytanlarla ilişki kurduğu veya cadılık yaptığı iddia edilerek yakılarak infaz edilmişti. Bizim buralarda da insanların bakışı pek farklı değildi. Ama buna rağmen teleskop ile uzun gözlemler yaptım. 

Padua ve Pisa üniversitelerinde matematik bölümünde uzun süre hocalık yaptım. Daha çok mekanikle uğraştım. Henüz 19 yaşındayken sarkaçları inceledim. Sarkaçların gidiş geliş mesafesinin, telin uzunluğuna bağlı olduğunu buldum. İnsan nabız atışlarını ölçen bir sarkaç yaptım. Sonradan sarkaçlı saatler de yapıldı.

Aklıma yatmayan, merak ettiğim ne varsa gözlem ve deneylerle ispat etmeye çabaladım. Eskiden Aristo mekaniği denen bir öğreti vardı. Aristoteles’e göre sürekli bir kuvvetin etkisinde olan cismin düzgün bir hızla hareket etmesi gerekiyordu. Öyle ya, hareketi oluşturan bir neden olması gerekiyordu. Mesela, öküzün çektiği araba, küreklerin çektiği kayıklar gibi. Peki o zaman gökyüzü cisimlerinin hareketi nasıl oluyordu acaba? Yanıt basitti; gökyüzü cisimlerinin hareketi melekler tarafından sağlanıyordu!

Tartışılmaz görünen birçok görüş hakkında şüphelerim vardı. Kendi kendime soruyordum; O zaman havaya atılan bir diskin epeyce uçmasının sebebi neydi? Peki neden düşüyordu? Yaptığım gözlem ve deneyler sonrasında Bir cismi harekette tutan sebepten çok, durduran sebebin araştırılması gerektiği sonucuna vardım. 

Ağır cisimlerin hafiflerden daha hızlı düştüğü ile ilgili Aristo görüşü vardı. Ve bu da doğru değildi… Pisa kulesinden attığım farklı ağırlıklardaki bilyelerin aynı anda yere düştüğünü gördüm. Sonra bir merminin izlediği yolla ilgili deneyler yaptım. Atılan bir top mermisinin yörüngesinin yarım parabol şeklinde olduğunu, hem deneylerle hem de matematik hesaplarıyla ispatladım. Bu, çok özel bir şeydi… İlk defa bir buluş, rastlantı ile değil, deney ve matematiği kullanarak ispatlanıyordu.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Padua’da 18 yıl çalıştıktan sonra Toscana grandükü beni himayesine aldı. Rahat bir çalışma ortamı ve saygınlığa kavuştum. Çok tanınan birisiydim. Düşünebiliyor musunuz? Hacı olmak için Roma’ya gittiğimde, çalışmalarım nedeniyle ileride beni mahkum edecek olan kardinaller, Galileo ile bir yemek randevusu alabilmek için zengin soylularla yarışmışlardı!

Nasıl ki mekanikte Aristo’yu sorguluyorsam, astronomide de gizli veya açıktan Ptolemy’nin öğretisini sorgulamaya başlamıştım. 

Gökyüzünü gözlemek ve bu gözlemlerden sonuçlar çıkarmak, insanlığın başlangıcından beri merak konusu olmuştur. Dilerseniz size kısaca bana gelene kadar nasıl bilgilere ulaşılmış kısaca özetleyim;

Antik Yunan’da Pitagoras (Pisagor)… Evreni; asil ve mükemmel dünya, sabit yıldızlar küresi ile çevrelenmiş kozmos (gökyüzü) ve tanrıların evi Olimpos olarak üçe ayırdı. Bunların her birinin küre olduğunu ve merkezinde bir ateş vardı. Dünya bu ateş etrafındaki dönüşünü 1 günde, ay 1 ayda, güneş 1 yılda, gezegenler daha uzun zamanda tamamlıyorlardı. Yıldızlar ise sabitti. 

MÖ. 450’de Sokrates, astronomiyi bir zaman kaybı olarak görüyordu. Öğrencisi Platon ise hocasının bu fikrine katılmıyordu ve Pitagoras’ın sistemini tamamen kabul etmişti. Platon, evrenin kaostan düzene doğru giden akıllı ve tanrısal bir yaratım olduğunu ve gök cisimlerinin hareketlerinin bir melekler grubu tarafından sağlandığı ve denetlendiğini ifade ediyordu.  

MÖ. 356- 409 arasında yaşamış Knidos’lu Exodus, evren için ilk geometrik ve niceliksel modellemeyi yapan kişi oldu. Dünyayı merkezine koyarak evrendeki tüm gök cisimleri için 27 kürenin hareketini tarif etti. Ve tabii ki en dışta da yıldızlar! Ama gözlemler artıp küreler çoğaldıkça hep yenileri eklendi. Öyle ki 1200’lü yıllarda bir türlü tam tariflenemeyen gök cisimlerinin hareketlerini anlamak isteyen İspanya Kralı X. Alfonso; “Eğer Tanrı benden bir öğüt isteseydi, kesinlikle daha kolay bir sistem önerirdim.” diyordu.

İskenderiye’de, MS. 150 yıllarında antik çağın son önemli astronomu Cladius Ptolemi (Batlamyus) sahneye çıktı. Büyük bilgin Batlamyus! Popülerdi ve büyük işler yapıyordu. Önemli yerlerin enlem ve boylamlarıyla ilgili 8 cilt kitap yazdı. Ancak astronomi konusundaki öngörüleri doğru değildi. O da güneş, ay ve yıldızları dünyanın etrafında döndürmeye devam etti. Hatta bu bilgileri astroloji, din ve felsefe ile birleştirip çorba yaptı. Ptolemi’nin çorbasını, 1500 yıl herkes içti. Kutsal kitap tefsirleri de buna göre yapıldı. 

15. yüzyılda denizciliğin gelişmesi yön bulma sorunlarının çözümünü zorunlu kılınca astronomiye ilgi arttı. Nitekim 1540’ta Kopernik bir kitap yayınladı. Evrenin merkezine, güneşi koydu, dünyanın ve tüm gezegenlerin bunun etrafında aynı yönde ve güneşten uzaklaştıkça azalan hızlarda döndüklerini söyledi. Doğaları gereği sonsuz bir döngü içindedirler dedi. Bu bir devrimdi! Ama korkaktı. Belki bilerek belki bilmeden kitabın kolay okunur olmasını istemedi ve ölmeden kısa bir süre önce yayımladı. Ama bir kez gerçekleri aydınlatacak mum yanmıştı.

Teleskop ile uzun gözlemler, okumalar ve tartışmalar yaptım. Kopernik sistemini mantıklı buluyordum. Gün merkezli kuramı doğru olduğunu anladım. Bir cismin iki hareketi birden yapamayacağı söyleniyordu. Halbuki gözlemlerim bunun olduğunu gösteriyordu. Yani dünya güneşin etrafında dönerken, kendi çevresinde de dönüyordu! Kutsal ve kusursuz sanılan Güneş’te lekeler vardı. Ay üzerinde de dünyaya benzer dağlar vardı. Bütün bunlar gökyüzünün kusursuz olduğuna dair inanışlara ters gözlemlerdi. Jüpiter’in etrafında uydularını keşfettim. Ve daha önemlisi Jüpiter güneşin etrafında dönerken, uyduları da Jüpiter’in etrafında dönüyordu… 

Görüşlerimi açıkladığımda büyük bir gürültü koptu. Tanınmış ve saygın biri olmam, mensubu göründüğüm seçkinler topluluğuna ihanet gibiydi. Ayrıca sanki inadına, daha fazla kişinin okumasını sağlamak için Latince yerine İtalyanca ile yazmam da tepki çekmişti. Papa çok öfkeliydi. Yenilikçi olarak bildiğimiz Martin Luther bile ta Almanya’dan benim ilham aldığım Kopernik için "Bu ahmak, aklı sıra bütün gökbilim sanatını ters yüz edecek!" demişti.

Kitabım

Kitabımın adı “Konuşmalar” idi. Anlatım, üç kişinin birbiriyle sohbeti olarak sürüyordu. 

  • Salviati; benim kendi düşüncelerimi, 
  • Sagredo; akıllı ve tarafsız bir hayat adamını, 
  • Simplicio; yerleşik yanlışları sorgulamadan kabul eden bir aptalı canlandırıyordu.

Aralarında konuşup tartışıyorlardı. Mesela, Simplicio, güneş ve yıldızların görevinin dünyaya hizmet etmek olduğunu söylüyor, buna karşılık Sagredo, “ne yani! bunca ölümsüz ve kusursuz gök cismi, sadece evrenin pislik çukuru dediğiniz ölümlü ve geçici bir dünyaya hizmet için mi yaratıldı?” diye yanıtlıyordu.

Yakın dostum olan Papa VIII. Urban çok öfkeliydi. Hem yazılanlarla kilisenin yüzlerce yıllık söyledikleri alaya alınıyordu, hem de bir dostu tarafından aldatılmışlık hissiyle doluydu. 

Meşhur engizisyon mahkemesine çıktım. Söylediklerimi ispat etmem istendi. Şaşkın ve tedirgindim. Dünyanın dönmesine delil olarak, suların gelgitini verdim. Meğerse gel-git olayı ayın çekim gücüyle oluyormuş ve Kepler zaten söylemişmiş falan daha neler neler... Ama delillerim doğru ve doyurucu olsa bile sonuç farklı çıkmayacaktı elbette… 

Sonuçta, sabit fikirli ve düşünen sorgulayan bir zihne sahip olmayan kişileri ikna edecek gücü kendimde bulamadım. "Acınacak kadar yaşlıyım." diyerek bütün ömrümü verdiğim çalışmalarımı inkar ettim ve lanetliyorum dedim...

Bu sayede, kutsal kitaptaki pişmanlık ilahisini 3 yıl boyunca haftada iki kez okuma ve ev hapsine alınma cezasıyla kurtuldum. Konuşmalar adlı 500 sayfalık kitabım, kilisenin yasaklı kitaplar listesine eklendi.

Ve ben o salondan çıkarken; dünya hala dönüyordu! 

Yaşlı bedenini yakılmaktan bu şekilde kurtaran ben Galileo Galilei…

1992’de ise Papa II. John Paul yeniden bir yargılama yaptırıp, insanlığın akıl ve vicdanında çoktan kararını verdiği bu davada, suçsuz ve haklı olduğumu kabul ederek beni beraat ettirdi ve kilisesinin vicdanını rahatlatmış oldu.

Çok mu geç dediniz?

Galileo’yu yargılayan kilise, aklı ve bilimi ezmeye çalışan bir bağnazlar ordusu muydu? Yoksa bilim çağının durumu kavramaktan yoksun ilk şaşkın kurbanları mı? 

Bunun kararını vermek bilişim ve teknoloji çağında yaşayan sizlere kalmış…

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 7
  • Tebrikler! 6
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Bilim Budur! 2
  • İnanılmaz 2
  • Üzücü! 2
  • Umut Verici! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 05/08/2020 20:17:36 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8108

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Agora
Instagram
Şüphecilik
Deri
İletişim
Besin
Enfeksiyon
Evrim Ağacı Duyurusu
Beslenme Bilimi
Zihin
Şempanzeler
Hastalık Dağılımı
Doğal Seçilim
Cinsel Yönelim
Kamuflaj
İstatistik
Kan Hastalıkları
Mikrobiyoloji
Felsefe
Ölümden Sonra Yaşam
Kanıt
Atmosfer
Grip
Karadelik
Mitler Ve Gerçekler
Habercilik
Koaservat
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilim; geçerli olanın kabulü ve olmayanın reddidir. Ancak bunu yapabilmek, sanıldığından daha fazla cesaret gerektirir.”
Jacob Bronowski
Geri Bildirim Gönder