Tüm Reklamları Kapat

Feromonların Evrimsel Bir Analizi

4dk
Feromonların Evrimsel Bir Analizi
Bu içerik 2 yazı dizisinde bulunuyor!
Bu yazı, Duyular yazı dizisinin 2. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan “Duyular - 1: Koku - Kendi Kokumuz, Feromonlar ve Parfümler” başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.
Bu yazı, Cinsiyetler, Üreme ve Cinsellik yazı dizisinin 7. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan “Cinsiyetlerin Evrimi: Cinsiyetler Neden, Ne Zaman, Nasıl Evrimleşti?” başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

AI ile Özet Oluşturabilirsiniz.
  • Feromonlar, türümüzde üreme ve sosyal davranışları etkileyen hormonlardır ancak insanlarda feromon algılayıcı vomeronazal organ evrimsel süreçte körelmiş ve işlevi azalmıştır.
  • İnsanlarda koltuk altı ve cinsel bölgeden salgılanan androstenol, androstenon ve androstadiyenon gibi feromonlar, karşı cins üzerinde çekicilik ve duygusal tepkiler gibi çeşitli etkiler yaratmaktadır.
  • Feromonların cinsel uyarılma ve davranışları dolaylı şekilde etkilediği, piyasadaki afrodizyak ve feromonlu parfümlerin ise bilimsel temeli olmadığı ve etkilerinin abartıldığı belirtilmektedir.

Feromonlar, "Duyular - 1: Koku - Kendi Kokumuz, Feromonlar ve Parfümler" başlıklı makalemiz de kısaca değindiğimiz gibi, dışarıya koku yoluyla yayılan hormonlardır. Bu hormonlar, türün kendi bireylerini ayırt etmesini, bireyin kendi ailesini ayırt etmesini, düşmanları tespit etmeyi, anneyi ayırt etmeyi, karşıt cinsiyeti tespit etmeyi, vb. davranışları sağlamaktadır. Türümüzde bu sistemin etkisi oldukça körelmiştir, çünkü feromonların salgılandığı ter bezlerinden (özellikle koltuk altında ve cinsel bölgedeki) salınan feromon miktarı oldukça azalmıştır; hem de burnumuzda yer alan vomeronazal organ (feromonları algılayan organ) evrimsel süreçte körelmiştir. Ancak körelmenin tamamlanmamış olması, bu yapıların halen işlevsel olabileceğini düşündürmektedir.

Feromonların etkisini araştıran bir makaleden bir görsel...
Feromonların etkisini araştıran bir makaleden bir görsel...

Feromonlar, türümüzde koltuk altımızda bulunan ter bezlerinden ve cinsel organlarımızın etrafında yer alan apokrin bezlerden salgılanmaktadır. Bu kimyasalların salgısı, özellikle üreme dönemlerinde artmaktadır. İnsanların kültüründe önemli bir yeri olan "ter kokusu" ve "bacak arası kokusu" kavramının bir kısmı, esasında üreme açısından çok kıymetli olan feromonları da içermektedir.

Bugüne kadar koltuk altımızdan salgılanan 3 farklı feromon (androstenon, andtrostenol ve androstadiyenon), cinsel organlarımızın etrafından salgılanansa alifatik asit adı verilen bir grup feromon tespit edilmiştir.

Tüm Reklamları Kapat

Bunlardan androstenol insan dişilerinde yaygın olarak görülen feromondur. Bu feromonu salgılayan dişilerle temasta olan bireylerin, bu kişiyi daha "sıcakkanlı" ve "arkadaş canlısı" buldukları tespit edilmiştir. Üstelik androstenolün cinsellikle de doğrudan bir alakası bulunmaktadır: bu kokuyu alan erkekler, dişileri daha çekici bulmakta ve daha fazla arzulamaktadır. Dişiler, ovülasyon (yumurta üretimi) zamanlarında bu feromona karşı daha hassas hale gelmektedirler. Üstelik feromonların içeriği, zamanla da ilişkilidir: adet döngüsünün farklı zamanlarında salgılanan feromonlar, bireyler üzerinde farklı etkiler yaratmaktadır. Dolayısıyla sadece androstenol üzerinde yapılan çalışmalar bile, feromonların türlerin cinselliği açısından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Androstenol molekülü... Tıpkı diğer moleküller gibi, sıradan bir kimyasaldır.
Androstenol molekülü... Tıpkı diğer moleküller gibi, sıradan bir kimyasaldır.

Androstenon ise ilginç bir fizyolojik değişime neden olmaktadır: iki cinsiyette de, deri elektrik iletkenliğini değiştirmektedir. Bunun sebebi, deri iletkenliğinin derinin nemi ile orantılı olması olabilir. Yani bu feromona maruz kalan bireylerde sempatik sinir sistemi tetiklenir, birey terlemeye ve heyecan duymaya başlar. Bu da, derinin nemlenmesine ve elektrik iletkenliğinin değişmesine neden olabilir. Kısaca androstenon, seks ve aşk sırasında yaşanan duyguları tetikleyen temel kimyasallardan birisi olabilir. Androstenon da, androstenol gibi erkeklerin dişilere doğru çekilmesini sağlar. Buradaki ve şuradaki iki makalemizden hatırlayabileceğiniz gibi, çoğunlukla doğada dişiler daha kıymetlidir ve erkekler, dişileri için mücadele etmek zorundadırlar (bkz: ilgili makalelerimizde anlattığımız eşey katkısı ve evrim). Ancak dişi de, erkekleri üzerine çekebilecek birçok evrimsel değişimden geçmiştir. Bunlar az sonra yeniden geleceğiz; androstenon feromonu, bunlardan birisidir.

Androstenon molekülü...
Androstenon molekülü...

Koltuk altından salgılanan son feromon ise androstadiyenon isimli kimyasaldır. Bu feromonun, dişileri uyardığı ve duygularını tetiklediği tespit edilmiştir. Bu feromona verilen tepkiler, çevreye ve zamana oldukça bağlıdır. Yani vücut içi hormonlarının aksine, feromonların etkileri genelgeçer olmak zorunda değildir (örneğin adrenalin her zaman kalbi hızlandırır; ancak feromonlarda böyle bir durum her zaman geçerli değildir). Üstelik androstadiyenon kimyasalını koklayan dişilerin acıya toleransları yükselmekte; hatta acı algıları değişmektedir. Bu durum, cinsel birleşmenin verebileceği olası acıların azaltılması sebebiyle evrimleşmiş olabilir. Son olarak, androstadiyenona maruz kalan dişilerin, karşılarındaki erkek cinsel olarak negatif yaklaşımlar sergilese bile, daha duygusal ve anlayışlı hale geldikleri gözlenmiştir. Bu da, popülasyon içerisindeki olumsuzlukların çözülmesinde katkı sağlayacak bir adaptasyon olarak görülmektedir.

Androstadiyenon molekülü...
Androstadiyenon molekülü...

Son olarak, insan feromonlarından alifatik asitler (kopulinler) konusunu kısaca ele alabiliriz. Bu kimyasallar, özellikle vajina etrafından salgılanan ve 6 farklı türü tespit edilmiş olan feromonlardır. Ne var ki, daha önceden bahsettiğimiz gibi, insanlarda bu salgılar körelmektedir ve bu evrimsel değişim halen sürmektedir: örneğin, Rhesus maymunlarında bu 6 feromon da bulunuyor olmasına rağmen, insan popülasyonlarının sadece %33 civarında bu feromonların tamamının salgılanabildiği düşünülmektedir. Geri kalan bireylerde ise bu 6 feromonun sadece birkaçının salgılanabildiği bilinmektedir. Bu kimyasallar, vajinal sıvı içerisinden yayılırlar ve tahmin edilebileceği gibi, cinsellik açısından çok ciddi avantajlar sağlamaktadır. Ancak insan üremesi, son birkaç on bin yıldır sürekli kültürel bir boyutta ele alındığı ve genellikle üreme organları gizlendiği için, nesiller içerisinde bu yapıların da etkisi körelmiştir.

Tüm Reklamları Kapat
Kopulin molekülleri...
Kopulin molekülleri...

Tüm bu körelmeye rağmen, feromonların halen çok ciddi bir etkisi olduğu bilinmektedir. Örneğin seks sırasında karşı cinsiyetin ter kokusunu (dolayısıyla feromonlarını) alabilen bireylerin çok daha yüksek bir haz alıp, orgazm düzeyine daha kolay ulaşabildiği gözlenmiştir. Üstelik feromonların sadece üreme sırasında değil, üreme öncesinde de büyük bir rol oynadığı bilinmektedir: feromonlara maruz kalan bireylerin cinsel aktivitesi, bu hormonları alamayan bireylere göre çok daha yüksek olmaktadır. Yapılan araştırmalarda, feromonların "cinsel birleşme", "karşıt cinsiyetten birinin yanında uyuma", "buluşma/çıkma" ve "okşama/aşk/öpüşme" gibi davranış ve duyguları çok daha yüksek oranda gösterdiği ve çok daha şiddetli yaşadığı tespit edilmiştir.

İnsanda bu körelme, "salgılanma" açısından değil, "algılanma" açısından olmuştur. Yani bu feromonları halen salgılıyor olsak da, burnumuzun buna hassasiyeti oldukça azalmıştır. Burnumuzda yer alan vomeronazal organ, oldukça ufalmıştır ve reseptörlerinin tamamı çalışmamaktadır. Bunu, genetik olarak da, VMO genlerinin sahte-genler olacak şekilde körelmesinden net bir şekilde görebilmekteyiz. Bu, evrimsel biyolojinin tespitlerinden birinin genetik olarak doğrulanmasının sayısız örneğinden bir diğeridir.

Hamsterlarda vomeronazal organ...
Hamsterlarda vomeronazal organ...

 

Kedilerde vomeronazal organ...
Kedilerde vomeronazal organ...
İnsanlarda vomeronazal organ...
İnsanlarda vomeronazal organ...

Bu organla ilgili bir sıkıntı, merkezi sinir sistemi ile arasında hiçbir nöral bağlantı olmadığının görülmesidir. Yine evrimsel biyolojinin embriyolojik doğrulamalarından biri olarak, bu organ ile beynimizin koku bölgesi arasındaki bağlantıların ana karnında oluştuğu, ancak sonradan körelerek yok olduğu tespit edilmiştir. İlginç bir şekilde, bazı araştırmalar, arada doğrudan sinyal iletimi olmamasına rağmen, gerekli uyarı verildiğinde vomeronazal organın beyne sinyal iletebildiği ileri sürülmüştür. Sonradan yapılan bazı diğer çalışmalarda da, burun mukozamız içerisine gömülü olan ve feromonları algılıyor olduğu düşünülen bazı reseptörler tespit edilmiştir. Ne yazık ki, bu organın insan popülasyonlarının kaçında bulunduğu ve ne kadar aktif olduğu konusunda bir araştırma henüz yapılmamıştır.

Feromonlarla ilgili anlaşılması gereken en önemli nokta, bu hormonların doğrudan değil, dolaylı olarak işlev gördüğüdür. Yani bir dişi, bir erkek feromonunu kokladığı için birden seks yapma isteği duymayacaktır. Ancak feromonun salgılanması, diğer faktörlere etki ederek cinsel birleşme ve uyarılma ihtimalini arttırıcı etkisi olabilir. Dolayısıyla, doğrudan bir çiftleşme kaynağı olmasa da, pekiştirici bir etkisi bulunmaktadır. İşte tam olarak bu sebeple, kimi zaman piyasada görebileceğiniz "afrodizyak ve feromon içerikli parfümler" iddiası tamamen saçmalık ve birer para tuzağıdır. Bu parfümlerde feromon var olsa bile, zaten körelmiş olan vomeronazal organın düşük miktardaki algı kapasitesi, ortamdaki yoğun feromonları "daha fazla" algılayamaz. Ola ki bir birey, feromonları algılayacak bir genetik ve fiziksel varyasyona sahipse, zaten karşı cinsiyetin salgıladığı feromonlar yeterli olacaktır. Üstelik belirttiğimiz gibi, bu parfümler bireylerin cinsel başarısını doğrudan arttıramazlar. Muhtemelen karşı cinsiyetin koklamaktan hoşlandığı bir koku, feromon içerikli bir parfümün etkisinden daha güçlü olacaktır.

Rastgele Yazıya Git
94
Alt Başlıklar
Makale sonrası

Bu makale üzerine konuşmaya devam et

Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.

Bilimsel bir hata mı gördün?
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem!
    Muhteşem!
    36
  • Tebrikler!
    Tebrikler!
    17
  • Mmm... Çok sapyoseksüel!
    Mmm... Çok sapyoseksüel!
    11
  • Merak Uyandırıcı!
    Merak Uyandırıcı!
    8
  • İnanılmaz
    İnanılmaz
    6
  • Bilim Budur!
    Bilim Budur!
    4
  • Güldürdü
    Güldürdü
    2
  • Üzücü!
    Üzücü!
    2
  • Umut Verici!
    Umut Verici!
    0
  • Grrr... *@$#
    Grrr... *@$#
    0
  • İğrenç!
    İğrenç!
    0
  • Korkutucu!
    Korkutucu!
    0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16.10.2026 10:24:35 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: evrimagaci.org/s/384

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.

Keşfetmeye Devam Et