Eski Mısır Hakkında 10 Mit

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Eski Mısırlılar devam eden arkeolojik buluşlarla yetiştirilerek gizem ve entrikanın aurasıyla örtülmüştür. Ancak ne yazık ki Eski Mısır'ı yaygınlaştıran huşu aynı zamanda sayısız mit oluşturmuştur. Bu liste Eski Mısır hakkındaki en genel yanılgıları araştıracak ve ilginç olan birkaç konu dışı şeylerle beraber onların ileri kültürünün yeni yerleri aydınlatılacaktır.

 

(1) Kleopatra Güzel Bir Kadındı

Eski Mısır'ın son firavunu olan Kleopatra VII her zaman kültürel bir figür olmuştur ve çekici güzelliğiyle ünlüdür. Bu düşünce Shakespeare'dan film direktörü Joseph L. Mankiewicz'e kadar herkes tarafından korunmuştur. Ancak, Roma paraları Kleopatra'nın erkeksi özelliklere sahip olduğunu göstermektedir: büyük bir burun, çıkıntılı bir çene ve kalın dudaklar - bunlar hiçbir kültürün güzel görünüşlerin modeli değildir. Diğer yandan ise beyinsiz bir insan değildi; çağdaş kaynaklar Kleopratra'nın fiziksel görünüşün tam aksine karizmatik ve zeki olduğunu belirtmektedir.

 

(2) Ölülere Duyulan Saplantı

Eski Mısırlıların piramitleri, mumyaları ve etkileyici tanrıları hakkında okurken kafayı Ölüm ile meşgul tuttukları sonucuna varılması pek de zor değildir. Hatta hiçbir şey bu gerçekten daha uzak olamazdı. Mısırlı işçilerin birbirlerini gömmesi aslında hayatı yüceleştirmenin bir yoluydu. Örnek olarak, mezarlarda işlenmiş çizimler çiftçiliğin, avcılığın ve balık tutmanın kutlamalarıydı. Daha da ilerisi, Mısırlılarla beraber gömülen pahalı aksesuarlar yaşamdan sonraki hayata ulaşmalarında yardımcı olmuştur ve böylece zorluk çekmeden mevcut işlerine orada devam edebilmektedirler. Mumyalamak cesetleri günlük yaşamda düşünüldüğü gibi canlı-görünümlü tutabilmek için yapılırdı. Açıkçası Mısırlılar ölüme değil yaşama karşı bir saplantı duyuyorlardı.

Kaynak: Lysippos (Albany Museum Grahamstwon, 2008)

 

(3) Uzaylılar

Ne yazık ki bazıları Mısırlıların uzaylılarla iletişim kurduğuna halen inanmaktadırlar. Piramitlerin insan-üstü bir başarı olduğunu ve bazı duvar resimlerin uzaylıları gösterdiğini ileri sürerler. Bu basitçe Eski Mısırlıların mirasına hakaret etmektir. Giza'daki Büyük Piramit matematiksel açıdan muhteşem olsa da, inşaatı zamanında yaşayan zeki astronomların, bilim insanların ve mimarların ötesine değildi. Ve Büyük Piramit yaklaşık olarak 4000 senedir en yüksek yapı olarak kaldığı halde bu onun Mısırlıların uzaylılarla dost olduğu anlamına gelmemektedir; sadece hiçbir kültürün Mısırlılarla anıt inşa etmekle ta 19.yüzyıla kadar yarışmadığı anlamına gelmektedir. Alttaki görselde yer alan duvar resmi de bir uzaylı değil bir vazodur.

 

(4) Bütünüyle Keşfedilmiştir

Bazıları Eski Mısır hakkında her şeyi bulduğumuzu ve Mısır Bilimin (Egyptology) ölü ve gömülü bir konu olduğunu sanmaktadır. Bu doğru değildir. Hala Eski Mısır hakkında büyüleyici şeyler keşfedilmektedir ve medeniyetlerin üzerine yeni ışınlar saçılmaktadır. Mesela Büyük Piramitten bir ''solar gemisi'' çıkarılmaktadır. Bu solar gemi ölü firavunların Güneş Tanrısı Ra'ya karanlıkların tanrısı olan Apep ile yaptığı sonsuz savaşında eşlik etmesini sağladığı söylenmektedir. Her akşam, Ra solar gemisine binerek Apep ile savaşmaya gider ve şafak vaktinde de zaferi elde edip gökyüzünde gezinmektedir.

 

(5) Hiyeroglifler

İnsanlar Eski Mısırlıların hiyeroglifleri icat ettiğini sanmaktadır. Ancak, büyük ihtimalle ilkel hiyeroglifler Mısır'a Batı Asyalı işgalciler tarafından getirilmiştir. Yılanların ve bedenden ayrılmış bacakların resimlerinden kaynaklanarak ortaya çıkan bir başka mit de hiyerogliflerinin lanetlerin ve büyülerin dili olduğudur. Gerçekte hiyeroglifler çoğu zaman zararsız yazıtlar ve tarihsel tasvirler için kullanılmıştır. Lanetler mezarlarda nadiren bulunur ve bulunanların çoğu da etkisizdir: ''Onun yılları azaltılacaktır'' ve ''Onun varisi olmayacaktır'' gibi. İlginçtir ki 1798 yılında Rosetta Taşı keşfedildiğinde ve tercüme edildiğinde birçok bilim insanı hiyerogliflerin bir alfabeyi oluşturan fonetik seslerin değil de resimler olduğuna inanmıştır.

 

(6) Piramit Dekorasyonu

Birçok sayıda Eski Mısır mezarın ve sarayın içi hiyerogliflerle kaplıdır. Ancak mitin aksine, piramitler nispeten dekorasyon içermemektedir. Hatta yakın bir zamana kadar Giza'daki piramitlerin içi bütünüyle bezemesiz oluğu düşünülmüştür. Birkaç ay önce Büyük Piramidin içinde gizli bir kapının arkasında bulunan hiyerogliflerle bu varsayım geçersiz olmuştur. Bir de piramitler 4000 sene önce bütünüyle kireç taşı renginde değildi: bazı bölümler, içte bulunan sütunlar gibi, kırmızı ya da beyaza boyanmıştı. Bu basit boya ve gizlenen yazıtlar yine de piramitleri aşırı derecede sade göstermektedir; piramitlerin dünyanın en eski ve en bilinen taş yapılarından biri olması sahip olunan mimariden dolayıdır.

 

(7) Firavun Hizmetçilerini Öldürüyordu

Genel inanışta olduğu gibi Firavunlar öldüğü zaman onlarla beraber hizmetçileri de öldürülüp aynı mezarda gömülmüyorlardı, ancak birkaç istisna bulunmaktadır. Mısır'ın Birinci Hanedanlığında iki tane Firavun hizmetçilerin onlarla beraber gömülmesiyle tanınmaktadırlar. İnsanların genelleme eğiliminden dolayı bu yaklaşık olarak diğer 300 tane Firavun için de geçerli olduğu düşüncesi bir mit haline dönüşmüştür. Daha sonraki Firavunlar hizmetçilerin ölü yerine hayatta olmalarının daha kullanışlı olduğunu fark etmiş olmalılar, bu yüzden bunun yerine *''shabti''lerle beraber gömülmüşlerdir. Bunlar Firavunlara ölümden sonraki yaşamda yardım edebilmek için canlandırılabilen figürlerdi.

Kaynak: Serge Ottoviani

 

(8) Piramitleri Köleler İnşa Etti

Mısır'daki piramitlerin köleler tarafından inşa edildiği fikri M.Ö. 5. yüzyılda bunu rapor eden Yunan tarihçisi Herodotus'tan beri etrafa yayılmıştır. Piramitleri inşa edenlerin kalıntıları Giza'daki piramitlerin yanında bulunan mezarlarda bulununca bunun doğru olmadığı anlaşılmıştır. Yüce Firavunların yakınında gömülmek en büyük onur idi ve böyle bir şey hiçbir zaman köleler için yapılmamıştır. Buna ek olarak, Giza'da ortaya çıkarılan büyük sayıda sığır kemikleri -Eski Mısır'da değerli bir yiyecekti- inşaat işçilerin temel gıdasıydı. Piramitleri inşa edenler Hollywood'un ya da İncil'in belirttiği gibi köleler değil, besbelli tecrübeli ustalar idi.

 

(9) İsrailliler Köleleştirildi

Bu bir önceki mitin devamı niteliğindedir ve açıkçası hassas bir konudur. Ne yazık ki tarihsel gerçekler barındırdığı düşünülen İncil'in takipçileri olduğu halde Eski Mısır'da İsraillilerin köleleştirildiğine dair herhangi bir kanıt bulunamamıştır. Eski Mısırlıları eksiksiz kayıtlarına bakarak yeterince bilgi edinebildik, ancak hiçbir zaman bir ırkı köle olarak kullandıklarını ve 10 vebanın yaşanıldığını söylememişlerdir ve aynı zamanda milyonlarca İbranilerin Mısır'da ya da çölde yaşadığını gösteren herhangi bir arkeolojik bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca, kaçan milyonlarca köle Mısır'ın ekonomisini yerle bir ederdi, ancak M.Ö. ikinci milenyum boyunca sözde ''Mısırdan Çıkışın'' (Exodus) yaşandığı söylenilen zamanda gelişmekteydi.

 

(10) Firavunların Laneti

Firavun Tutankamun'un mezarını açanların felakete uğradıkları Lanet aşırıya kaçan medyanın ve kamusal duyarlılığının bir başarısıydı. Bahsedilen mite göre Tutankamun tarafından yerleştirilen Lanet sponsor olan Lord Carnarvon ve sefere katılan diğer kişilerin ölümüne sebep olmuştur. Bazıları mezarın içinde birikmiş olan tehlikeli mantarlar ya da gazların olduğunu belirten birkaç teori üretseler de, yaşanılan ölümlerin özel bir açıklamaya ihtiyacı yoktur. Bir düzine sene içerisinde mezarı açığa çıkaran 58 kişiden sadece 8'i hayatını kaybetmiştir. Seferin lideri Carter, yani lanetin en belirgin hedefi, 16 sene daha yaşamıştır. Yaşanılan diğer rastlantılar ise ''onay önyargısı'' (confirmation bias) idi: Seferde yaşanılan herhangi bir talihsizlik ile ölen bir kişi olursa bu Firavunların Laneti olarak algılanmaktadır. Bu Lanet insanların gerçekler yerine daha heyecan verici hikayelere inanma dürtüsünün olduğunu gösteren basit bir örnektir.

İngiliz arkeolog Howard Carter ve Mısırlı asistanı Krallar Vadisinde (Luxor, Mısır) firavun Tutankhamun'un lahitini inceliyorlar.

Kaynak: Harry Burton (Rue des Archives, Getty Images)

 

*Ç.N.: Shabti, ölenlerle beraber gömülen hizmetçi modelleridir.

Not: Bu yazı Listverse adresinden çevrilmiştir.

Saçaklı Ağaç Kurbağası

Bilim İnsanları Artık Beyin Aktivitenize Bakarak Duygularınızı Anlayabilecek!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim