Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Klinik Psikiyatri Dergisi isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

İnsanları anlamaya yardımcı olan duygular; düşünce ve davranışları açıklarken önemli bir işlev üstlenirler. Duygu bir histir ve bu hissin getirdiği düşünceleri, psikolojik ve biyolojik halleri ve hareket eğilimini içermektedir (Goleman, 1996). Genel anlamda duygular iki amaca hizmet etmektedir: 

  1. Kişiyi harekete geçirebilmek için enerji temin etmek, 
  2. Kişinin gereksinimlerini karşılayabilmek için çevreyi manipüle etmesini sağlamak ve gerekli davranışlar için kişiyi yönlendirmek. 

Duygular hakkında yapılan çalışmalar daha geriye dayanmasına rağmen, “duygusal zeka” kavramı ilk kez Salovey ve Mayer (1990) tarafından ortaya atılmıştır.

Duygusal Zihin ve Akılcı Zihin

Akılcı zihin işleyişi farkında olduğumuz bir durumdur, akılcı zihin duygusal zihne oranla bilince daha yakındır ve daha fazla düşünce içerir. Buna karşılık, duygusal zihin ise bazen çok fevri ve güçlü bazen ise daha mantıksız bir şekilde işleyişini sürdürmektedir. Duygusal ve akılcı zihin genellikle uyum içerisindedirler ve farklı bilinç türlerini birleştirerek hayatımızı devam ettirmemize fayda sağlarlar. Duygusal zihin, akılcı zihnin işleyişine yardımcı olur ve akılcı zihin de duygusal zihne ait verileri düzenler, istemediği zaman ise geri çevirir. Duygusal zihin ve akılcı zihin birbirinden yarı bağımsızdır diyebiliriz. Yani, bu zihinler beynin farklı bölümleriyle alakadar olurlar ama bu bölümler birbirleriyle bağlantılı olduğu için, akılcı ve duygusal zihin de birbirine bağlı hale gelir. Çoğunlukla bu iki zihin bir denge üzerinde durur, fakat yaşadığımız olaylara bağlı olarak hangisinin hangi zamanda baskın olduğu da değişiklik göstermektedir (Goleman, 1996).

Duygusal Zihnin Özelikleri

Duygusal zihnin özelliklerini, Ekman (1992), Epstein ve Brodsky (1993) ve Goleman’ın (1996) görüşlerinden faydalanarak şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Duygusal zihin, duygusal bir durum için, akılcı zihinden daha çabuk harekete geçer ve bu hareketin sonucunu düşünmeden eyleme başlar.
  • Duygusal zihin çağrışım mantığına dayanır. Yani, olayın gerçekliğinden daha ziyade, o olayın neyi çağrıştırdığı duygusal zihin için daha önemlidir. Duygusal zihin için şimdiki zamanda değil de geçmiş zaman da yaşıyor diyebiliriz. Bu yüzden gerçeği simgeleyen şeyler gerçekmiş gibi kabul edilir.
  • Duygusal zihnin bir özelliği de onun çocuksu olmasıdır, duygunun kuvveti arttıkça bu çocuksuluk da artar. Grinin kabul görmediği her şeyin siyah veya beyaz olduğu bir zihindir. Akılcı zihnin inançları geçici olabilmektedir, yeni kanıtlarla akılcı zihin kendini değiştirir, fakat duygusal zihin daha sabittir, yeni kanıtları görmezden gelir.
  • Duygusal zihnin işleyişi duruma özeldir, o anda hangi duygu nüksetmiş ise, işleyiş de ona göre şekillenir. Mutluyken, hüzünlüyken veya canımız sıkkınken, duygusal zihnin işleyişi aynı değildir. 

Duygusal Zekanın Tanımları

Saloyev ve Mayer (1990) duygusal zekaya ait tanımları 5 temel başlık altında incelemişlerdir:

  1. Duygularının farkında olmak: Duygusal zeka sayesinde, belirli bir durumda ya da belirli bir anda kişiler ne hissettiklerinin farkında olabilirler. Bu çok önemlidir, çünkü duygularının farkında olan kişiler, aynı zaman da ruh hallerinin de farkındadırlar. Kararlarını daha sağlıklı verebilirler ve hayata daha olumlu bakabilirler.
  2. Duygularla başa çıkabilmek: Duyguların farkına vardıktan sonra, olumsuz bir duyguyla başa çıkabilme yeteneği de yine duygusal zekanın bize sağladığı bir olanaktır. Bunlar, örneğin, kendini sakinleştirmeyi, karamsarlıkları ve alınganlıkları geride bırakmayı içermektedir. Bu konuda çok da iyi olmayan kişiler, huzursuz bir şekilde duygularınla mücadele etmek için çabalamaktadırlar, bu konuda iyi olan kişiler ise hayatın kendilerini şaşırttığı anda tersliklerin altından daha kolay kalkmaktadırlar.
  3. Kendini motive etmek: Kişilerin kendilerini motive edebilmesinin yolu, duyguları belirli bir amaç altında toparlamaktan geçmektedir. Bu duyguların özdenetimi anlamına gelir. Yani, bir davranıştan gelen doyumu ertelemek, zararlı davranışları engelleyebilmek kişiyi başarıya götürmektedir.
  4. Başkalarının duygularını fark etmek: Duygusal zeka yalnızca kendimizin değil, başkalarının da duygularını fark edebilmemize yardımcı olur. Bu diğer bir deyişle empati kurmak anlamına gelir. Empati yapabilmeyi başaran kişiler, karşısındaki kişilerin neye ihtiyaç duyduklarını ya da ne istediklerini anlamaya yönelik ipuçlarına açıktırlar. Rogers (1970) empatiyi, bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyabilmesi, ve buna bağlı olarak olaylara o kişinin bakış açısıyla bakabilmesi, o kişinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmesi ve anladıktan sonra o kişiye iletmesi olarak tanımlamıştır. 
  5. İlişkileri yürütebilmek: Duygusal zeka aynı zamanda diğer insanlarla olan ilişkimizi yürütürken yardımcı olur. Duygusal zekanın güçlü olması, popüler olmakla, liderlikle ve kişilerarası ilişkilerle bağdaştırılmaktadır. 
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/10/2019 19:24:02 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1605

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Hedefe ulaşmamı mümkün kılan tek şey azmimdir.”
Louis Pasteur
Geri Bildirim Gönder