Evrim Ağacı Logo Evrim Ağacı
Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Beyniniz, Gerçekte Olanı Ne Düzeyde Algılayabilir? Hepimiz, Aynı Gerçekliği mi Deneyimliyoruz?

Beyniniz, Gerçekte Olanı Ne Düzeyde Algılayabilir? Hepimiz, Aynı Gerçekliği mi Deneyimliyoruz? Scientific American
Çağrı Mert Bakırcı Editör Çağrı Mert Bakırcı
10 dakika
2,026 Okunma Sayısı
Notlarım
Reklamı Kapat

Renkler, kokular, sesler ve tatların hepsi, aslında bir çeşit enerjidir. Evrimsel süreç boyunca organizmalar, bu enerjileri algılayabilmek ve işleyebilmek için çeşitli duyu organları geliştirmiştir. Bu enerji kaynakları, o duyu organları ile etkileştiğinde; nöral, elektriksel ve/veya kimyasal kaynaklı sinyaller üretilir ve bu sinyaller beyinde (veya sinir sisteminde veya algılayıcı organellerde) çeşitli kimyasal değişimlere neden olarak, "algı" dediğimiz kavramı üretir. Bu algılar, çeşitli "tepki"leri üretir; örneğin parlak bir ışık nedeniyle gözlerimizi kısabiliriz, kötü bir koku dolayısıyla midemiz bulanabilir; ani bir ses irkilmemize, acı bir tat kızarmamıza sebep olabilir.

Uyandığımız andan itibaren beynimize hücum eden uyarıları, herhangi bir çaba göstermeden algılar ve böylece kendi gerçekliğimize güne başlamış oluruz. Dış dünya hakkında edindiğimiz tüm bu fikirler ile kurduğumuz gerçeklik, uyarıların salt bir şekilde duyularımız tarafından algılanmasından ziyade, bu uyarıların beynimizde işlenişi ile ilgilidir. Duyularımıza bir sinyal olarak gelen bu iletiler, bölgelere ve işlevlerine göre özelleşmiş olan reseptörler ile algılanır. Reseptörlerde elektrokimyasal sinyallere dönüştürülen bu uyarılar, nöron ağı içerisinde çok hızlı bir biçimde beyne iletilir. Aslında dış dünya ile ilgili deneyimlediğimiz her şey, beynimizin karanlık kıvrımlarındaki elektrokimyasallardan ibarettir. Vücudumuz her bir köşesinden gelen tüm bu sinyalleri işe yarar bir biçime dönüştürmekle yükümlü olan beyin, yapısı içerisinde her bir duyumuz için farklı bölümler oluşturmuştur. Bir yığın halinde akan bu uyarılar, ilgili bölgelere aktarıldıktan sonra işlenir ve böylece dış dünya hakkında bir gerçeklik algısına sahip olmuş oluruz. [1]

Görmek İçin Ne Gerekir?

Biz Homo sapiens türü için, gerçeklik algımızın oluşmasındaki en önemli duyumuzun görme duyusu olduğunu söyleyebilir. Beynimizin yaklaşık üçte birini kapsayan ve görme işlevini gerçekleştirmekle yükümlü olan oksipital lob, uyanık olduğumuz her an çok yoğun bir şekilde çalışarak dış dünyadan veriler toplar. Bu işlem sadece korneamıza çarpan fotonları toplamaktan fazlasını yerine getirir. Görme işleminin sadece foton algılamaktan fazlasını yaptığı ise basit bir şekilde birkaç görselle kanıtlanabilir, biri şöyle:[2]

Akiyoshi Kitaoka’nın dizayn ettiği, Dönen Yılanlar yanılsaması adlı görselde hiçbir hareketlilik olmamasına rağmen beynimiz çemberlerin döndüğünü sanmaktadır.
Akiyoshi Kitaoka’nın dizayn ettiği, Dönen Yılanlar yanılsaması adlı görselde hiçbir hareketlilik olmamasına rağmen beynimiz çemberlerin döndüğünü sanmaktadır.
Akiyoshi's illusion pages

Dönen Yılanlar ve benzeri görseller, "Gözümle görmeden inanmam!" gibi çeşitli deyimlere de konu olan bu duyumuzun aslında çok kolay bir şekilde yanılabileceğini, gözlerimizin bir kamera gibi çalışmaktan ziyade daha karmaşık birtakım işlemler gerçekleştiriyor olabileceğini göstermektedir. Bu tür göz yanılgıları hakkında daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Reklamı Kapat

Görme işleminin nasıl gerçekleştiğini anlamak adına, başarılı bir iş insanı ve paralimpik şampiyona kayakçısı olan Mike May'in hikayesine bakalım. Kimyasal bir patlama nedeniyle korneasında bozunma meydana gelen May, görme yetisini üç buçuk yaşında kaybetti. Yaklaşık 40 yıl sonra tıbbın ve bilimin de ilerleyişiyle, korneasında meydana gelen hasar tedavi edildi. Başarılı geçen ameliyat sonrasında May'in gözündeki bandaj çıkarıldığında, göz organı kusursuz çalışıyor olmasına rağmen, May'in beyni aniden maruz kaldığı görsel bilgi yoğunluğuna ayak uyduramadı ve anlamlı görüntüler meydana getiremedi. Nesnelerin kimlikleri, boyut ve oranları hakkında bir fikre sahip olamayan ve bu nedenle gördüklerini tanımlamakta zorluk çeken May, aynı zamanda derinlik algısında da sorunlar yaşadı ve bu sebeple de nesneleri birbirinden ayırt etmekte zorluklar yaşadı. Tüm bu nedenlerden dolayı da ameliyattan sonra kayak yapmak bile daha zahmetli bir hal aldı. Sonradan yapılan incelemeler gösterdi ki, Mike May'in yaşamış olduğu 40 yıl süren bu körlük durumu, görme işlevini üstlenen oksipital lobun başka duyularca işgal edilmesine neden olmuştu ve bu durum da görme işlevinin gerçekleştirilmesi için gerekli olan sinyalleri okuma işlevini etkilemişti![3]

Mike May'in hikayesinden de anlaşılacağı üzere gözlerimizin gelen ışığı çok iyi bir şekilde algılayabiliyor olması, bize sağlıklı bir görme deneyimi sunmak için yeterli olmamaktadır. Sağlıklı bir görüş için gözlerimizin beynimiz ile organize bir şekilde çalışması gerekmektedir.

Göz ve Beyinden Fazlası Gerekiyor Olabilir mi?

Ancak Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacılarından Richard Held ve Alan Hein'in yapmış oldukları bir deney, sağlıklı bir görme sistemine sahip olabilmek için, göz ve beyin uyumundan bile fazlasının gerekiyor olabileceğini bizlere gösterdi.[4]

Deneyi anlatan bir çizim.
Deneyi anlatan bir çizim.
Blog Psychology

Deney, iki kedi yavrusunun dikey şeritlerle boyanmış olan silindir içindeki düzeneğe tamamen aynı görüş açısına sahip olacak şekilde yerleştirilmesi şeklinde düzenleniyor. Aralarındaki tek farkın, biri merkezi eksene bağlı mekanizmayı yürüyerek döndürürken, diğeri kutunun içinde herhangi bir fiziksel harekette bulunmadan dönüyor olması olan bu iki yavru kedi, aynı şeritlere aynı zaman diliminde maruz kalıyor olmasına rağmen, sadece kendi hareketiyle yer değiştiren kedinin sağlıklı bir şekilde görmeyi öğrendiği gözleniyor. Kutunun içindeki kedi ise sağlıklı bir görme sistemi geliştiremiyor.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bu deneyin sonuçlarına dayanarak, görme sistemimiz sadece fotonları algılamak, daha sonra da beyinde işlemekle sınırlı olmadığını, tüm vücudumuzun organize bir şekilde çalışarak sağlıklı bir görme yeteneği geliştirdiğini söyleyebiliyoruz. Beynimize gelen sinyaller, hareketlerimiz ve bu hareketlerimizin sonuçlarıyla bir anlam kazanıyor. Beynin görsel verileri doğru işleyebilmesi için birçok etmenin uyumlu bir şekilde çalışması gerekiyor.[4]

Diğer Duyular İçin de Aynısı Geçerli!

Beynimizin gerçeklikle olan sınavı sadece görme duyusundan ibaret değil. En ilkel duyumuz olan koku duyusu da çok basit şekilde bizi yanıltabiliyor: Bu duruma yaygın örneklerden biri olarak yiyeceklerden aldığımız tadın %75 ila %95'inin, aslında yiyeceğin tadıyla değil, kokusuyla şekillendiğini gösteren çalışmalar gösterilebilir. Bu, henüz genel geçer kabul gören bir görüş değil; ancak argümanın doğruluğu, bilim dünyasında halen tartışılıyor. Bu tartışmaların sonlanamıyor oluşundaki en önemli sorun ise, "lezzet" kavramını nesnel bir şekilde tanımlayamıyor oluşumuz - ki bu da bizi, yazımızın başlığını düşünmeye itiyor.

Aldığımız tadı değiştiren duygusal girdilerimiz ve salt olarak tadı oluşturan kimyasallar arasındaki farkı net bir biçimde ortaya koyamıyor oluşumuz bir problem olarak önümüze çıkıyor. Bakelar, Nature'da bu durumu şu şekilde açıklıyor:[5]

Yiyecekleri deneyimleme şeklimiz ağızla sınırlı değildir; koku, görme, işitme ve hatta dokunma, yiyeceğin tadını kökten değiştirebilir veya yiyecek tercihini etkileyebilir.

Görme duyusunda organize bir şekilde çalışan tüm bedenimiz aynı durumu diğer duyularımız için de uygular. Ancak görme ve işitme duyuları, tat algımızda çeşitli farklılıklara sebep olabilmesine rağmen bu durum tadı oluşturdukları anlamına gelmiyor. Hangi duyuların lezzeti oluşturduğu ve hangilerinin tadı düzenleyici olduğunu öğrenene kadar, bu konu bilim dünyasında tartışılacağa benziyor.[6]

Reklamı Kapat

Dış dünyayı algılamamız için yegane aracımız olan duyu organlarının bu derece yanılabiliyor oluşu içinde bulunduğumuz gerçekliğin ne kadar nesnel olduğunu, herkesin beyin ve fiziksel gelişiminin farklılıklar gösterdiği gibi dış dünyayı algılama biçiminin ve bunun doğrultusunda sahip olduğumuz gerçeklik algısının da farklılıklar gösterebileceğini düşündürüyor. Algılarımızın bu aşılamaz gibi gözüken nesnelliğine kualia deniyor.

Zamanlama Problemi: Zaman, Bizi Nasıl Yanıltıyor?

Duyularımız, dış dünyada olan biten her şeyi sağlıklı bir biçimde algılıyor olsa da, söz konusu "gerçeklik" olduğunda yine birtakım sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu sorunlardan en kaçınılmaz olanı ise zamanlama problemi olarak karşımıza çıkıyor. Dış dünyadan beynimize uyarıların gelmesi ve uyarıların işlenmesi arasındaki zaman farkı, bu soruna sebep oluyor.

Örneğin, bir yarış pistinde mantar tabancası sesi ile yarışa başlayan kısa mesafe koşucularını ele alalım. Bu yarışçılar görünürde ses ile organize bir şekilde hareket ediyor izlenimi uyandırsa da, görüntüler yavaşlatıldığında aslında silahın patlama ve atletlerin harekete geçme anı arasında saniyenin onda ikisi kadar bir zaman farkı olduğunu görüyoruz. Bunun sebebi ise beynin sesleri algılaması için önce motor kortekse daha sonrada omurilik aracılığıyla kaslara sinyal göndermesi gerekliliğinden kaynaklanıyor.

Saniyelerin çok önemli olduğu bu spor dalında azımsanmayacak olan bu farkı kapatmak için, sesten daha hızlı yayılan ışık ile başlama işareti verilmesi mantıklı bir fikir gibi gözüküyor. Ancak bilim insanlarının bu konu hakkında düzenledikleri bir deneyin sonuçları bu beklentimizi karşılamıyor: Yapılan deneyde, atletlerin flaş ışığına verdikleri tepki, mantar tabancasına verdikleri tepkiden bariz bir şekilde daha yavaş olarak gözlenmiştir. Bu durumun nedeninin, görsel verilerin beyinde daha karmaşık bir işlemden geçmesi olduğu düşünülüyor.[1] Yani kaynaktan duyu organımıza gelen süreden kazanıyor olsak da, duyu organımızdan algılarımıza ulaşana kadarki sürede kaybediyoruz.

Reklamı Kapat

Atletlerin görselin üst taraftaki tepkisi ışığa, görsel alt tarafındaki tepkisi ise mantar tabancasına ait.
Atletlerin görselin üst taraftaki tepkisi ışığa, görsel alt tarafındaki tepkisi ise mantar tabancasına ait.
Real Clear Science

Ses ve görüntü arasındaki bu farkı, ellerinizi çırparak kendiniz denediğinizde her şeyin eş zamanlı olarak gerçekleşiyor gibi görünmesinin sebebi, beynimize gelen sinyallerin varış zamanları arasındaki farkın yine beynimiz tarafından gizlenmesinden kaynaklanmaktadır: Beynimiz, tüm duyularımızdan gelen bilgileri eş zamanlı olarak işliyor ve bize bu şekilde sunuyor. Zamanlama ile ilgili yaşanan bu sorunlar, ses ve görme duyusundan da ibaret kalmıyor. Ayak başparmağınızdan gelen sinyallerin beyninize ulaşması, el başparmağınızdan gelen sinyallerin beyninize ulaşmasından daha fazla zaman alıyor.[7]

İçsel Modeliniz, Gerçekliği Ne Kadar Yansıtıyor?

Tüm bu uyarıları algılayıp, işleyip ve eş zamanlı duruma getirip bize bir gerçeklik sunmak için çalışan beynimizde, tüm bu işlemleri gerçekleştirirken daha az enerji harcamak için çeşitli kısa yollar evrimleşmiştir. Bu yollardan birisi, görsel açıdan tam bir "hile" olan İçsel Model Oluşturma Yöntemi. İçsel Model'in öngörüsü bize, beynin tüm duyu organlarından gelen uyarıları algılamadan önce kendi gerçekliğini üretmeye başladığını söylüyor.

Başın ön kısmında bulunan gözler ve arka kısmında bulunan oksipital lob arasında konumlanmış olan talamus, bu modelde duyusal bakımdan çok önemli bir işlevi üstleniyor. Duyu organlarımızın çoğundan gelen uyarılar öncelikle talamusa uğruyor ve ardından beyinde ilgili kortekslere iletiliyor. Talamusa gelen görsel uyarıların çoğunun oksipital loba iletiliyor olmasına karşın, bu iletilerin yaklaşık on katı tam tersi tarafa doğru yönleniyor. Beynimizin dış dünya hakkındaki tahminleri oksipital lobdan talamusa ulaşıyor ve burada gözlerden gelen bilgi ile karşılaştırılıyor. Karşılaştırma sonucu ve beynimizin beklentisi örtüşüyorsa oksipital loba yeniden gönderilen ileti oranı daha düşük oluyor. Talamusun bu işlemdeki görevi ise, kısaca, gözümüzün gördüğü ile beynimizin beklentisi arasındaki farkı oksipital loba iletmek.[8], [9]

Aslında "görme" dediğimiz olay, o an içerisinde olanları ve korneamıza çarpan fotonları algılamamızdan ziyade, kafamızın içinde oluşturduğumuz görüntülere dayanıyor. Beynimizin bu yeteneği sayesinde hiç tanımadığımız bir sokakta yürürken dahi başka sokaklarda yürüyerek kurmuş olduğumuz içsel şablonumuz sayesinde, göreceğimiz şeylerin ne olacağını az çok tahmin edebiliyoruz. Oluşturduğumuz bu içsel modeller, dış dünyayı stabil bir biçimde algılamak üzerine kurgulandığı için gözümüzde gerçekleşen ve Sakkadik Hareket olarak adlandırılan, her saniyede yaklaşık dört kez gerçekleşen seğirme benzeri hareketleri dahi hissetmiyoruz. Her deneyimimizle berber gelişen içsel modellerimiz sayesinde, dış dünyayı daha kararalı bir yapı şeklinde algılayabiliyoruz. [1]

Sonuç

Tüm bu deneyler ve araştırma sonuçlarının ışığında, algıladığımız dünyanın, üzerinde bulundurduğu insan sayısı kadar farklı gerçeklikle algılandığını söyleyebiliriz. Çevremizi algılamak için tek aracımız olan duyularımızın bu derece yanılma payına sahip olması, sağlıklı işleyebilmeleri için birçok etkenin bir arada uyum içinde çalışması gerekliliği şu an içinde bulunduğumuz gerçekliğin kontrolümüzden çok uzak olduğunu kanıtlar nitelikte. Bize kalansa, "gerçeklik simülasyonu"nda elde edebildiğimiz verilerle idare etmek...

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 10
  • Merak Uyandırıcı! 8
  • Muhteşem! 7
  • Bilim Budur! 5
  • İnanılmaz 5
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 3
  • Umut Verici! 2
  • İğrenç! 1
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • ^ a b c D. Eagleman. (2021). Beyin: Senin Hikâyen.
  • ^ A. Rehman, et al. Neuroanatomy, Occipital Lobe. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021. Alındığı Yer: NCBI | Arşiv Bağlantısı
  • ^ D. Bach. Man With Restored Sight Provides New Insight Into How Vision Develops. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021. Alındığı Yer: University of Washington | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b R. Held, et al. Dissociation Of The Visual Placing Response Into Elicited And Guided Components. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021. Alındığı Yer: Science | Arşiv Bağlantısı
  • ^ N. Bakalar. Sensory Science: Partners In Flavour. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021. Alındığı Yer: Nature | Arşiv Bağlantısı
  • ^ C. Spence. Just How Much Of What We Taste Derives From The Sense Of Smell?. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021. Alındığı Yer: Springer Link | Arşiv Bağlantısı
  • ^ D. Eagleman. Human Time Perception And Its Illusions. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021.
  • ^ C. Stetson, R. Montague, D. Eagleman, X. Cui, et al. Motor-Sensory Recalibration Leads To An Illusory Reversal Of Action And Sensation. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021. Alındığı Yer: ScienceDirect | Arşiv Bağlantısı
  • ^ B. Parsons, et al. Motor-Sensory Recalibration Modulates Perceived Simultaneity Of Cross-Modal Events At Different Distances. (19 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 19 Şubat 2021.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 03/03/2021 06:28:49 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/10167

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Yapay Zeka
Dünya
Toplum
Sahtebilim
Manyetik Alan
Pandemik
Foton
Şehir Hastanesi
Küresel Isınma
Kuantum
Kimyasal Element
Nasa
Eczacılık
Hastalık Dağılımı
Canlı
Madde
Genetik
İstatistik
Nöron Hücresi
Koronavirüs
Hastalık Yayılımı
Evrimleşme
Kan Hastalıkları
Viroloji
Gezegen
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Reklamı Kapat
Soru Sor
Not Ekle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Daha iyi ve daha çok bilime ihtiyacımız var. Teknoloji, eğlence, sağlık veya uzun ömür için değil! Var oluş mücadelemizde bize kattığı bilgelik umudu için.”
Lewis Thomas
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Takipçi UP İçerik Soru Cevap

Devamını Oku