Deprem Işıkları: Depremler Sırasında Neden Gökyüzünde Işıklar Beliriyor?

5dk
Deprem Işıkları: Depremler Sırasında Neden Gökyüzünde Işıklar Beliriyor?
Evrim Ağacı Akademi: Depremler Yazı Dizisi
Bu yazı, Depremler yazı dizisinin 6. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan “Deprem Nedir? Depremlere Sebep Olan Doğa Yasaları ve Bu Yasaları Açıklayan Modeller Nelerdir?” başlıklı yazıdan başlamanı öneririz.

Bu Makalede Neler Öğreneceksin?

Bu bölümü yapay zekâ hazırlar.
  • Deprem ışıkları, depremler sırasında veya öncesinde görülen levha biçimli şimşekler, ışık topları ve sabit parlamalar gibi doğal elektro-manyetik olaylardır ve genellikle büyük depremlerde daha sık gözlemlenir.
  • Bilim insanları, deprem ışıklarının nedenleri olarak kayaçlardaki iyonizasyon, Dünya'nın manyetik alanında bozulmalar ve piezoelektrik etkisi gibi çeşitli hipotezler geliştirmiştir ancak henüz kesin bir görüş birliği yoktur.
  • Deprem ışıklarının doğaüstü ya da komplo teorileriyle ilişkisi bulunmamaktadır; bu fenomenlerin açıklanması için sismograf ve kamera teknolojilerinin gelişmesiyle bilimsel araştırmalar devam etmektedir.

Deprem ışıkları, depremler sırasında veya öncesinde görülebilen levha biçimli şimşekler, ışık topları, ışık akıntıları ve sabit parlamalar gibi olaylardır. Bir örnek olarak, Düzce'de 23 Kasım 2022'de sabaha karşı 04:08'de meydana gelen deprem sırasında aşağıdaki videoda gözüken ışıklar tespit edilmiştir:

Bir diğer örnek, 2021 yılında Acapulco'da meydana gelen bir deprem sırasında gözlenen parlamalardır:

Deprem ışıkları, görünme zamanlarına göre iki farklı grupta sınıflandırılabilir:[1]

  1. Genellikle bir depremden birkaç saniye ila birkaç hafta öncesine kadar meydana gelen ve genellikle merkez üssüne daha yakın gözlenen deprem öncesi deprem ışığı
  2. Deprem dalga dizisinin geçişi sırasında, merkez üssüne yakın yerlerde oluşan ("depremle-uyarılmış stres") veya özellikle de S dalgalarının geçişi sırasında ("dalga- uyarılmış stres") merkez üssünden çok uzaklarda görülen depremle eşzamanlı ışıklar.

Daha büyük depremler sırasında bu ışıkların görülme ihtimalinin daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle de genellikle daha küçük büyüklükte olan artçı şok serileri sırasında deprem ışığı nadiren görülür.

Deprem Işıklarının Nedeni Ne? Ne Değil?

Jeofizikçiler arasında, bu sıra dışı ışık parlamalarıyla ilgili iddiaların gerçekten depremlerle ilişkili olduğu konusunda bir görüş birliği bulunmamaktadır. Bazı jeofizikçiler deprem ışıklarının gerçek bir fenomen olduğunu ileri sürerken, birçoğu bunun gerçek olmadığını ve depremlerle hiçbir alakası olmadığını savunmaktadır. Bugüne kadar bu konuda birçok hipotez ve karşı-argüman üretilmiştir.

Öncelikle deprem ışıklarının gerçek olmadığını savunan skeptiklere ve halk arasında inanılan bilim-dışı inançların hatalarına bakalım, sonrasında deprem ışıklarını gerçek bir olgu olarak gören bilim insanlarının geliştirdiği hipotezleri ve dolayısıyla deprem ışıklarının olası sebeplerini öğreneceğiz.

Skeptikler ve Komplolar

Bu konuda skeptiklerin görüşü, deprem ışıklarının gerçek olmadığı yönündedir. Skeptiklerin ana argümanı, deprem ışıklarına yönelik inançların komplo teorilerinden gücünü alıyor olmasıdır. Ayrıca konu hakkındaki gözlem ve kanıt yetersizliğinin de bir problem olduğunu savunmaktadırlar.

Diğer skeptiklerse bu ışıkların depremlerle tamamen alakasız olaylardan kaynaklandığını söylemektedir. Bu iki argümana biraz daha yakından bakalım.

HAARP Komplosu

HAARP, açılımı "Yüksek-Frekans Aktif Auroral Araştırma Programı" (İng: "High-Frequency Active Auroral Research Program") olan, eski ve artık aktif olmayan bir araştırma projesidir. Gakona (Alaska) yakınlarında bulunur ve 1993 senesinde başlamıştır. 2014 yılında faaliyetlerini sonlandıran araştırma programı, Ağustos 2015'te Fairbanks'teki Alaska Üniversitesi'ne devredilmiştir ve bilim insanlarının kullanımına açıktır.

Programın amacı, atmosferimizin iyonosfer tabakasının sınırlı bir bölgesini geçici bir süreliğine uyarmak ve değişimleri incelemekti. Bu nedenle HAARP projesi dahilinde İyonosferik Araştırma Aleti (İng: "Ionospheric Research Instrument" veya kısaca "IRI") adı verilen güçlü ve yüksek frekanslı bir verici üretilmiştir. Bu verici, 180 adet 22 metrelik antenlerlerden oluşmaktaydı, 133,546 m2 bir alana yayılmaktaydı ve vericinin toplam gücü 3,600 kilowatt civarıydı. 

HAARP projesi dahilinde IRI haricinde VHF, UHF radarlar, akı köprülü manyetometre, iyonosferik ses aletleri ve bir endüksiyon manyetometresi inşa edilmiştir. Bu aletler kullanarak, IRI tarafından uyarılan iyonosfer bölgesinde meydana gelen fiziksel değişimler tespit edilebilmekteydi.

İşte bu elektromanyetik vericiler, sonradan HAARP'ın aslında bir "deprem tetikleme aracı" olduğunu söyleyen ve bu iddialarını Nikola Tesla'nın çalışmadığı bilinen projelerine dayandıran kişilerce bir komplo teorisine çevrilmiştir.

Ne var ki modern depremleri yapanın HAARP olduğunu iddia etmek için deprem ışıklarından faydalanmak son derece anlamsızdır. Depremler sırasında deprem ışıkları denen parlamaların oluştuğu iddiası yeni değildir: Yüzlerce yıla yayılan 65 farklı akademik makale üzerinde yapılan bir çalışma, bu iddiaların 17. yüzyılın başlarına kadar gittiğini göstermektedir.[1], [2] Dolayısıyla modern zamanlarda uydurulan HAARP gibi sahte silahlar ile bu doğa olaylarının rasyonel bir biçimde ilişkilendirilmesi mümkün değildir.

HAARP hakkında daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Elektrik Sıçramaları Olabilir!

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bazı uzmanlar, "deprem ışıkları"nın gerçek olmadığını, "deprem ışığı" olarak bahsedilen şeylerin hiçbirinin gerçekte deprem anında ve depremin merkez üssünde yaşanmadığını, deprem sırasında gerçekleşiyorsa bile bunların depremle tamamen alakasız olaylar olduğunu ama depremle ilişkilendirilerek sosyal medyada popülerleştirildiğini düşünmektedir.

Örneğin deprem sırasında kopan elektrik telleri, etrafa yüksek voltajda elektrik saçarak göğü beyaz-mavi, ürpertici bir görünüme kavuşturabilmektedir (bu da uzaklardan "gizemli ışıklar" gibi gözükebilmektedir):

İnsan Aklının Zaafiyeti Olabilir!

Bazı skeptikler de jeofizikçiler gibi ortada gerçek bir bilinmez olduğu konusunda kuşkucudur. Örneğin Brian Dunning, bu konuda şöyle söylüyor:[3]

Bu ışıkların gerçek olduğundan kuşkuluyum. Bu konuda hiçbir düzgün kanıt yok. Üstelik bu alanda şaşırtıcı miktarda akademik çalışma olmasına rağmen, makalelerin hiçbiri birbiriyle uyumlu değil, hiçbir konuda anlaşamıyorlar. Belki de bu araştırmacılar Hyman'ın Kategorik İmperatifi'nden bihaberdirler: 'Ortada açıklanacak bir şey olduğundan emin olmadan, o şeyi açıklamaya çalışma!'

Robert Sheaffer ise bunların bulutlar ve ışık oyunlarından kaynaklandığını düşünüyor:[4]

Bu 'deprem ışıklarının' ne kadar değişken olduğu gerçekten takdire şayan: Bazen bir dağa tırmanan küçük küreler gibi görünürler. Bazen şimşek çakmaları gibi görünürler. Diğer zamanlarda tam olarak yanardöner bulutlar gibi görünürler. Eğer bu ışıkların varlığına yönelik hevesle kanıt arıyorsanız, deprem ışıkları her şeye benzeyebilir.

Deprem Işıklarına Yönelik Bilimsel Hipotezler

Bugüne kadar deprem ışıklarını ciddiye alan bilim insanları tarafından bir dizi hipotez geliştirilmiştir. Yukarıda sözü edildiği üzere bu hipotezler birbiriyle pek uyumlu değildir ve bilim camiasında bunların herhangi biri üzerinde genel geçer bir görüş birliği oluşamamıştır. Yine de her birini ayrı ayrı incelemekte fayda görüyoruz.

Oksijen İyonizasyonu

Bazı modeller, deprem ışıklarının üretilmesinin, bir deprem öncesinde ve sırasında dolomit, ve riyolit gibi bazı kaya türlerindeki iyonlaşmayı takiben, iyonların kayalardaki çatlaklardan yukarı doğru hareket etmesine dayanmaktadır. Bu iyonlar atmosfere ulaştıklarında, hava ceplerini iyonize ederek ışık yayan plazma oluşturabilir.[5]

Laboratuar deneyleri, bazı kayaların yüksek stres seviyelerine maruz kaldıklarında içlerindeki oksijeni iyonize ettiğini doğrulamıştır. Araştırmalar, fayın açısının, deprem ışıklarının en fazla görüldüğü riftleşme ortamlarındaki yarı dikey (neredeyse dikey) faylarla birlikte, deprem ışığı oluşumu olasılığıyla ilişkili olduğunu öne sürmektedir.[1]

Deprem Sırasında Dünya'nın Manyetik Alanının Yerel Olarak Bozulması

Başka bir olası açıklama, Dünya'nın manyetik alanının ve/veya iyonosferinin deprem sırasında tektonik strese bağlı olarak, yerel olarak bozulmasıdır. Bu, daha düşük irtifalarda iyonosferik ışınımsal rekombinasyona ve daha yüksek atmosfer basıncına bağlı olarak gök ışımalarına, daha yüksek irtifalarda ise auroraya sebep olur. Bununla birlikte bu hipotez, tüm deprem olaylarında net bir şekilde görülmemektedir ve henüz deneysel olarak doğrulanmış değildir.[6]

Piezoelektrik Etkisi veya Statik Elektrik

Bazı jeofizikçilerse, en azından raporların bir kısmının depremin merkez üssüne ve zamanına makul bir şekilde uyduğunu, kimi durumda bölgede elektrik tellerinde bir hasar tespit edilemediğini, dolayısıyla bu ışıkların depremle ilişkili olabileceğini düşünmektedir.

Bu konuda ileri sürülen bilimsel hipotezlerden biri, depremler sırasında sallanan kuartz-içerikli büyük kaya parçalarının titremeden kaynaklı basınca bağlı olarak güçlü elektromanyetik alanlar yaratıyor olmalarıdır. Belirli malzemelerin kuvvet altında elektrik, elektrik altında kuvvet üretebilmesine piezoelektrik etki adı verilmektedir.[7]

Piezoelektrik etkiyi sınamak isteyen Rutgers Üniversitesi'nden araştırmacılar, laboratuvarlar şartlarında un, plastik diskler ve alçı gibi malzemeler kullanarak bunları yüksek basınç altında sıkıştırmış ve sonuçları incelemişlerdir. Bu malzemelerde açtıkları yarıkları deprem etkisini taklit eden biçimde açıp kapattıklarında gerçekten de 100 voltu aşan elektrik sıçramaları gözlemişlerdir.

Deney sırasında gözlenen voltaj sıçramaları.
Deney sırasında gözlenen voltaj sıçramaları.

Ancak bulgularına göre, piezoelektrik niteliğe sahip olmadığı bilinen malzemeler bile, birbirine yüksek basınç altında değişken frekanslarda sürtüldüklerinde statik elektrikle yüklenmişlerdir ve civarlarındaki elektromanyetik alanı etkilemişlerdir. Dolayısıyla atmosferik elektromanyetizma, basitçe çok büyük kara parçalarının yüksek statik elektrikle yüklenmesine bağlı olarak ışıyor olabilir.

Henüz bu konudaki çalışmalar tamamlanmış değildir. Araştırmacılar, hangi büyüklükteki ve ne nitelikteki depremlerin bu tür ışıklara sebep olduğunu aydınlatmayı hedeflmektedirler. Benzer şekilde, kendi deneylerinde de voltaj sinyali her zaman aynı örüntüyü takip etmemektedir ve bu farkların arkasında yatan mekanizmalar halen araştırılmaktadır.

Sonuç

Deprem ışıklarını çalışmanın bir zorluğu, bu ışıkların tamamen rastgele bir şekilde ve çok kısa bir süreliğine oluşmasıdır. Dolayısıyla hangi vakanın elektrik telleri gibi basit açıklamaları olduğu, hangilerinin piezoelektrik etki gibi daha kapsamlı hipotezleri test etmekte kullanılabileceği öngörülememektedir.

Fakat şu anki bilgilerimiz ışığında, bu ilginç olayların (beklendiği gibi) doğaüstü veya komplo nitelikli hiçbir tarafı olmadığı söylenebilir. Kamera sayısı ve kalitesi arttıkça, sismografik ölçüm aletleri hassaslaşıp çoğaldıkça, bu konunun da nihai sebebinin doğal kaynaklarla açıklanabilmesi beklenmektedir.[8]

Rastgele Yazıya Git
121
Alt Başlıklar
MAKALE SONRASI

Bu makale üzerine konuşmaya devam et

Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.

Bilimsel bir hata mı gördün?
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler!
    Tebrikler!
    72
  • Merak Uyandırıcı!
    Merak Uyandırıcı!
    20
  • İnanılmaz
    İnanılmaz
    10
  • Mmm... Çok sapyoseksüel!
    Mmm... Çok sapyoseksüel!
    7
  • Bilim Budur!
    Bilim Budur!
    5
  • Güldürdü
    Güldürdü
    3
  • Muhteşem!
    Muhteşem!
    0
  • Umut Verici!
    Umut Verici!
    0
  • Üzücü!
    Üzücü!
    0
  • Grrr... *@$#
    Grrr... *@$#
    0
  • İğrenç!
    İğrenç!
    0
  • Korkutucu!
    Korkutucu!
    0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?

Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 02.11.2026 07:43:01 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/13416

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.

Keşfetmeye Devam Et