Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Zamanın Doğasındaki Gizem

Zamanın Doğasındaki Gizem pixabay
8 dakika
95
  • Blog Yazısı
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

“Eternity is awful long time, especially towards the end.” Woody Allen

Albert Einstein’ın yakın arkadaşı Michele Besso’nun cenaze töreninde (1955): “Geçmiş, şuan ve gelecek arasındaki fark, inatçı bir illüzyondan ibarettir.” dediği iddia edilir. Einstein’ın görelilik kuramına kadar kabul gören Newton fiziğinde zamanın mutlak bir değeri vardı ve tüm gözlemcilere göre sabitti. Bu kabul görelilik ile birlikte değişti, artık uzay-zaman kavramında zaman referans bir değer değil. Lee Smolin’in Zamanın Yeniden Doğuşu[1] adlı kitabında “Zaman, uzayın başka bir boyutundan ibarettir ve anların aktığını deneyimleme hissimiz, arkasında zaman dışı bir gerçeklik barındıran bir yanılsamadan başka bir şey değildir. Bu iddialar dünya görüşünde özgür iradeye veya insan unsuruna yer veren herkese korkunç görünecektir.” bu sarsıcı teori, tek tanrılı dinler için kaderin izahı olabilir. Fakat bu tezi bilimsel olarak destekleyecek kesin veriler henüz elimizde yok. Zamanın doğasına dair çok az şey biliyoruz. Uzay gibi zamanında bir koordinat olması, seçimlerimizi çoktan yaptığımız anlamına geliyor ve insan iradesini ilizyona çeviriyor.

Zaman kavramı üzerine eski Yunan felsefesinden beri tartışmalar devam etmektedir. Bırakın tanımını, varlığı konusunda bile mutabakata varılabilmiş değil. Belki de doğasında ki bu gizem yüzünden hakkında yapılan felsefi ya da bilimsel her açıklama onlarca soru ile karşılık buluyor. Adrian Bardon’un Zaman Felsefesinin Kısa Tarihi [2]kitabında Newton çağdaşı olan Leibniz’in Newtonun mutlak zaman kavramına karşı bir dizi sorusuna yer verir: “Zaman kendinden bir şeyse ve Tanrı zaman ‘içinde’ ise, kendi varoluşu için zamanın varoluşuna bağımlı olacaktır. Ancak mükemmel olan bir varlık olarak Tanrı, tamamen kendine yeter olmak zorundadır. Zaman bağımsız şekilde var olsaydı, Tanrı’nın evreni neden başka bir anda değilde o anda yarattığı konusunda bir soru ortaya çıkardı…” Bu tartışmadan bin yıl önce İslam dini Peygamberinin bu konuda söyledikleri dikkate değerdir: “Allah önce kalemi yarattı ve yaz buyurdu. Kalem: ‘Ne yazayım?’, dedi. Allah’ta, ‘Kaderi ve ebediyete kadar olup bitecek her şeyi yaz’, buyurdu.” Einstein görelilik teorisine göre uzay ve zaman birleşik ve dört boyutlu yapıyı oluşturmakta. Peki zaman ve mekan(uzay) birbirine bağımlı-bağlı ise big bangdan önce zaman var mıydı?

Tüm Reklamları Kapat

Zaman sorunsalı, fiziğin olduğu kadar felsefe ve dinin de ilgi alanında. Newton’un fiziğe olduğu kadar teolojiye merakıda dikkat çekici. Dan Falk Zamanın Peşinde[3] kitabında Leibniz ve Newton arasındaki tartışmayı aktardıktan sonra Newton’un Tanrı tasavvurunu şöyle aktarır: “Newton Leibniz’in itirazlarının farkındaydı farkında olmasına ançak yinede kendi teorisinin Tanrının yüceliğinin bir kanıtı olarak görüyordu. Aslında Newton’un mutlak uzay ve zaman anlayışı her zaman ve her yerde olabilen bir Tanrıya olan inancına bağlı olabilir. Yayınlanan yazıları arasında bu bağlantı Principia’nın 1713 teki 2.baskısına ek olarak yazdığı eserinde en net şekilde görülüyor. Newton birçoğu yayınlanmamış hacimli teolojik yazıları son zamanlarda bilimsel araştırmaların nesnesi haline geldi ve bu araştırmalar Newton’un teolojik meselelerle belkide bilimden bile fazla ilgilendiğini gösterdi. Koyu bir hristiyan olmasına rağmen (öldüğü zaman 30 kadar incili vardı) dini görüşleri oldukça sıra dışıydı. Çok Tanrılı dinlere benzediği gerekçesiyle kutsal üçlemeyi reddediyordu; bu Newton’un zamanında bir suçtu. Görüşleri Cambridge yıllarında kamuoyuna açıklamış olsaydı en azından Trinity College dan atılırdı. O ezeli ve ebedi olan, her şeye gücü yeten ve herşeyi bilen, sonsuzlukla başlayıp, sonsuzlukla biten ve sonsuzluktan sonsuzluğa var olacak olandır. Ezel ve ebediyetin kendisi değil, ezeli ve ebedi olandır. Ne zaman, ne uzaydır ama varlığının her zaman her yere sızmasıyla her zaman her yerde var olmasıyla zamanı ve uzayı yaratır.”

Eskiden filmleri Kazaa gibi P2P programlarından indirdiğimi veya CD olarak sokak satıcılarından aldığımı hatırlarım. Bazı film dosyalarında bozukluk olduğunda ses ve görüntü arasında 1 saniyelik küçük bir fark oluşurdu. Sonuçta bu ufak fark filmi izlenemez yapmaya yeterdi. Ses ve ışık farklı hızlarda ilerler, kulağımıza ulaşan ses ve gözüme ulaşan görüntü, beynimiz tarafından iki algı arasındaki zaman ilişkisi kurarak (Temporal Binding ), bizim dünyayı daha tutarlı algılamamızı sağlar. Bir-iki metre karşımızda oturan arkadaşımıza baktığımızda aslında onun yaklaşık 100 milisaniye önceki haline bakarız. Kafamızı gökyüzüne çevirdiğimizde bu fark çok daha fazladır. Güneşe baktığımızda 8 dk, bize en yakın güneş sistemi Alfa Centauri 5 yıl kadar önceki halini görürüz. Teorik olarak var olabileceği düşünülen Einstein-Rosen köprüsü (Solucan Deliği) yarın birden dünyamızın (A Noktası) yakınında beliriversin ve biz bu solucan deliğini kullanarak 2 bin ışık yılı uzakta (B Noktası) çıkalım. Bu kurgumuzda B noktasından çok güçlü bir teleskop ile bakabilseydik dünyada İsa’nın doğumunu, Roma İmparatorluğundaki gündelik hayatı izleyebilirdik. Bu solucan deliği 4 bin ışık yılı uzaklıktaki C noktasında son bulsa ve oradan güçlü teleskobumuz ile dünyaya bakabilsek Mısır piramitlerinin inşa sürecini izleyebilirdik.[4]

wikipedia

Samanyolu Galaksisinin büyüklüğü yüz elli bin ışık yılı, evrenin tahmini boyutu ise doksan üç milyar ışık yılıdır. Evreni oluşturan büyük patlama anındaki değerler modern fiziğin açıklayabileceği sınırların çok ötesinde; Big Bang’in ilk anlarında sıcaklık, yaklaşık 10³² Kelvin, genişleme hızı ışık hızının milyonlarca katı kadardır. Işık hızının uzayzaman ve görelilikteki yerini düşününce; zihinlere durgunluk veren ilk zaman genişleme hızının uzayzamanda bir tekilliğe yol açarak paralel ya da iç içe zaman oluşumlarına müsade etmiş olabilir mi?

“Tüpten çıkan diş macunu tüpe geri girmez.” bu tabir politikada zaman zaman kullanılır, evren içinde artan entropinin geri dönüşü mümkün olmayabilir. Bazı teorilere göre kozmik entropi zamanın doğasını belirleyen önemli faktördür. Ayrıca bilim bize makro ölçekte kesin bir nedensellik sunabiliyor ve geçmişin geleceğini etkilediği çıkarsınımı yapabiliyoruz. Fransız matematikçi ve astronom Laplace determinizmin öncülerindendir. “Laplace’in şeytanı” olarak bilinen düşünce deneyinde, eğer bir varlık her parçacığın hızını ve konumunu bilse, evrenin geleceğini tam olarak tahmin edebilir. Bozuk parayı çevirerek attığımızda, uygulanan ilk hız, havadaki rüzgar, nem, yerçekimi vb. gerekli tüm veriler bilindiğinde artık yazı-tura sonucu sürpriz olmayacaktır. Benim için, Adam Fawer’ın Olasılıksız kitabı ve Limit Yok (2011) filmi, geleceğin öngörülebileceği üzerine ilgi çekici örnekler, özellikle filmin son sahnesinde Bradley Cooper çevresinde olup bitecek şeyleri önceden tam isabetle bilmesi etkileyici bir sahne idi. Bu durumun aksine kuantum fiziğinde belirsizlik ilkesi vardır, nedensellik her yönde gerçekleşir, gelecek-geçmişi, geçmiş-geleceği etkiler. Schrödinger’in kedisinin sahip olduğu “kuantum süperpozisyonu” etkileyici bir belirsizlik hikayesidir. Einstein bir süre kuantum fiziğinin ortaya koyduğu bu teorileri kabullenmekte zorlanmış ve “Tanrı zar atmaz.” demişti.

Tüm Reklamları Kapat

Zaman algımız belki de bizi diğer canlılardan ayıran en önemli cevherdir. Gelecek hakkında planlar yapıyor, geçmişi hatırlıyor, dersler çıkarıyor, benliğimizi ve kişiliğimizi bu anılarla inşaa ediyoruz. Zamanı belli dilimlerle tanımlıyoruz: Bir gün 24 saat, bir yıl 365 gün. Bu kesin değerlere rağmen zamanın akış hızını, her birimiz farklı deneyimliyoruz. Sandra Aamodt, Sam Wang’ın Beyninize Hoşgeldiniz[5] kitabında “İnsanlar sık sık araba kazası gibi ani ve tehlikeli bir olay anında, zamanın yavaşlar gibi olduğunu söyler. Bir anlamda, zaman stres altındayken gerçekten de yavaşlar — ya da, daha doğrusu, insanlar zamanı olduğundan yavaş algılamaya başlar.” zaman söz konusu olduğunda hislerimiz yelkovan ve akrep kararlığında sabitlik sunmaz. Gençlik döneminde geçmeyen zaman, ihtiyarlığımızda çok daha hızlı akmaya başlar. Gelecek bir çok dilde “ileri, yaklaşan” gibi kelimelerle, geçmiş ise “arkada kalan, geride” kelimeleriyle ile ifade edilir. Sözcükler zihnimizin arayüzüdür; içinde bulunduğumuz evreni kavramamızda önem taşır. Geçmiş ve gelecek kelimeleri genelde birçok kültürde benzer köklere ve anlamlara sahip olsa da bunun tersi örneklerde vardır. Aymara dilinde (Güney Amerika), yaygın kullanımın aksine geçmiş olayları hatırlamak için “ön”, gelecek için “arka” ifadesi kullanılır. Kuuk Thaayorre adlı bir Aborjin dilinde zamanda geçmiş, şimdi, gelecek yerine mekânsal konumları kullanılır; “doğudaki olay” veya “batıdaki olay” gibi. Stephen Hawking Zamanın Kısa Tarihi[6] kitabında zamanın akış yönü ve bunun algılanması ile ilgili olarak şunları söyler “Bilim yasaları zamanı ileri ve geri yönlerinde ayırmaz. Ancak geçmişi gelecekten ayıran en az üç zaman oku mevcuttur. Bunlar düzensizliğin arttığı zaman yönüne karşılık gelen termodinamik ok; içerisinde geleceği değil, fakat geçmişi hatırladığımız zaman yönüne karşılık gelen psikolojik ok ve evrenin küçülmekten ziyade genişlediği zaman yönüne karşılık gelen kozmolojik oktur. “. İnsan gözü ışığın spektrumunda 380 ila 740 nanometre (nm) arasında değişen dalga boylarında görebilir; kulaklarımız 20 ila 20.000 Hz (Hertz) arasındaki sesleri işitebilir. Zaman algımızı evrimin bize kazandırdığı, diğer canlılardan bizi ayıran zihinsel süreçlerle elde ediyorsak, konuşma dilimizin de bunda payı büyük olmalı. Bilim kurgu filmi Arrival’ da bir dil bilimciden uzaylılarla iletişime geçmesi istenir. Uzaylı dili, zamansal olarak insan dilinden farklıdır ve bilim insanı uzaylı dilini öğrendikçe gelecek, geçmiş kavramı iç içe geçer ve kendi yaşamının yer aldığı zaman aralığında (geçmiş ve gelecek) gezinmeye başlar.

İnsandaki gelecek tasavvuru, varlık ve kimlik bilinci; bu evren ve fiziki koşullarında mümkün olmayan bir sonsuzluk duygusunu arzulamasına neden olur. Yetişkin bir mavi kelebek (Cupido minimus) yaklaşık 3 gün kadar yaşar. Bir insan bunun 10.000 katı yani 80 yıla kadar, sibirya buz balığı ise insandan 6–7 kat daha uzun yaşayabilir.[4] Zamanı belli kalıplara ve ölçü birimlerine hapsederek tanımlamaya çalışsak da sonsuz zaman mümkün olmayabilir. Zaman büyük patlama ile oluştuysa bu evren yok olduğunda zaman da var olmayacaktır. Evrenin sonuna ilişkin farklı modellemeler yapılmaktadır. Bu modellerden hepsi hatalı olsa bile yakalışık 16.10⁴⁸ yıl sonra atomlar bozulup yok olmaya başlayacaktır. Yazı Woody Allen’a ait olan “Sonsuzluk oldukça uzun bir zamandır, özellikle sona doğru.” sözü ile başlamıştı. Sonsuz karşısında 1 ile bir milyarın bir farkı olmayacaktır. Ruhumuz ebede namzet olsa da bu evrende sonsuzluk mümkün görünmüyor.

Okundu Olarak İşaretle
6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • ^ Lee Smolin. (2017). Zamanın Yeniden Doğuşu. ISBN: 9786053120759. Yayınevi: TÜBİTAK YAYINLARI.
  • ^ Adrian Barton. (2018). Zaman Felsefesinin Kısa Tarihi. ISBN: 9786052954072. Yayınevi: TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI.
  • ^ Dan Falk. (2021). Zamanın Peşinde. ISBN: 9786057451804. Yayınevi: KAPLUMBAA.
  • ^ a b Yapay zekâ Chatgpt-4. (İnternet, 2024). Sayısal Veriler Soru - Cevap Şeklinde Chatgpt Üzerinden Alınmıştır. Not: https://chat.openai.com/.
  • ^ Sandra Aamodt, Sam Wang. (2016). Beyninize Hoşgeldiniz. ISBN: 9786055443108. Yayınevi: NTV YAYINLARI.
  • ^ Stephen Hawking. (2023). Zamanın Kısa Tarihi. ISBN: 9786051067582. Yayınevi: ALFA YAYINLARI.
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 24/06/2024 07:49:11 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/16947

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Mitler Ve Gerçekler
Psikiyatri
Uzay Görevleri
Coronavirus
Yiyecek
Hastalık Kontrolü
Yas
Balık
Hematoloji
Robot
Fizik
Türlerin Kökeni
Hız
Dna
Yeme
Ölüm
Eğilim
Fobi
Oyun Teorisi
Yaşlılık
Beslenme Davranışları
Mikrobiyoloji
Hastalık Kataloğu
Genler
Eşcinsellik
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close