Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Monarşiler Geri Gelebilir Mi?

Monarşi, bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir.

13 dakika
0
Monarşiler Geri Gelebilir Mi? Pinterest
  • Blog Yazısı
Kırmızı kadife bir yastık üzerinde duran kraliyet tacı.
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Monarşiler Geri Gelebilir mi?

Giriş: Taçlardan Ne Anlıyoruz?

"Monarşi" dendiğinde çoğu kişinin aklına tozlu bir geçmiş, taçlar, saraylar ve modern dünyayla bağdaşmayan bir yönetim biçimi gelir. Oysa bugün dünya haritasına bakıldığında hâlâ 43 ülke monarşiyle yönetilmektedir. Monarşi, siyasi otoritenin genellikle veraset yoluyla bir hükümdara devredildiği bir devlet biçimidir; ancak bu, hükümdarın mutlaka fiilî siyasi gücü elinde tuttuğu anlamına gelmez. Günümüzdeki monarşilerin büyük çoğunluğunda hükümdar sembolik bir devlet başkanıdır, siyasi yetki ise seçilmiş kurumlarca kullanılır. Monarşi, insanlık tarihinin en eski ve en dayanıklı siyasi kurumlarından biridir. Bu yazıda önce monarşinin nasıl doğduğunu, nasıl yükselip gerilediğini, bugün hangi biçimlerde hayatta kaldığını ele alacak; ardından liberal demokrasinin sorgulandığı, popülizmin yükseldiği günümüz dünyasında monarşilerin yeniden güç kazanıp kazanamayacağını tartışacağız.

Dünyada monarşi ile yönetilen ülkeler
Dünyada monarşi ile yönetilen ülkeler
Wikipedia

Monarşinin Doğuşu

İlk monarşilerin ortaya çıkışını bir çok unsura bağlayabiliriz. Tarıma geçiş ve yerleşik yaşam, nüfus artışı, savaş ve savunma ihtiyacı, ticaret ağlarının genişlemesi, dinî otorite ve zamanla derinleşen ekonomik eşitsizlik gibi birçok unsur, farklı bölgelerde farklı bileşimlerde etkili olarak kalıtsal liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Antropolojik literatür de benzer bir çizgi izler: kabile ya da aşiret şefliği (chiefdom) biçimindeki hiyerarşi tarih öncesine kadar uzanır ve Mezopotamya, Antik Mısır ile İndus Vadisi gibi ilk uygarlıkların devlet biçimine dönüşmesinde belirleyici rol oynamıştır - ama her bölgede aynı hızda ve aynı biçimde değil.

Tarihteki en eski örneklerden biri Mezopotamya'daki Sümer site devletleridir. Uruk'taki kentleşme dördüncü binyılın (MÖ 4. binyıl) sonlarına doğru belirginleşirken, Ur ve özellikle Lagaş'ın belirgin şehir devleti yapıları daha çok üçüncü binyıla (MÖ 3. binyıl, "Erken Hanedanlar Dönemi") aittir. Bu ilk krallıklarda siyasi otorite sıklıkla dinî otoriteyle iç içe geçmişti. Genel eğilim olarak, hükümdarın tanrısal bir meşruiyetle donatılması, halkın itaatini ve iktidarın kalıtsal aktarımını kolaylaştıran önemli bir mekanizma olmuştur.

Tüm Reklamları Kapat

Monarşinin dine dayanma eğilimi tarih boyunca çeşitli biçimlerde sürmüştür. Birleşik Krallık'ta III. Charles hâlâ Anglikan Kilisesi'nin başıdır; Norveç'te kral 2012 yılına kadar Norveç Kilisesi'nin de başı sayılıyordu; Osmanlı padişahı aynı zamanda halifeydi; eski Türklerde ise "kut" anlayışı hanedanlığa ilahi bir meşruiyet kazandırıyordu. Din, hanedanlığın önemli dayanaklarından biri olagelmiştir.

Monarşinin Yükselişi: Derebeylikten Merkezi Krallığa

Ortaçağ Avrupası'nda feodal düzen yaygındı, ancak feodal ilişkilerin yoğunluğu ve biçimi bölgeden bölgeye önemli ölçüde farklılaşıyordu. Zamanla Avrupa'da merkezi krallıklar güç kazandı. Avrupa'daki merkezileşme büyük ölçüde kendi iç dinamikleriyle açıklanır: vergi sistemlerinin gelişmesi, daimi orduların kurulması, bürokrasinin büyümesi, barutlu silahların savaş biçimini değiştirmesi, ticaretin genişlemesi, hukuk sistemlerinin merkezileşmesi ve hanedan mücadeleleri. Osmanlı İmparatorluğu ise bazı askerî ve diplomatik alanlarda Avrupa'da merkezi krallıkların yönetime gelmesinde etkili olmuştur .

Bu yükseliş anlatısında Magna Carta kilit bir dönüm noktasıdır. Magna Carta, 1215 yılında Kral John ile İngiliz baronları arasındaki mücadele sonucunda ortaya çıkmış bir belgedir; baronlara belirli özgürlükler garanti etmiş ve kralın gücünün sınırsız olmadığını tescillemiştir. Ancak belgenin ilk hâli, bugün anladığımız anlamda "bütün halka" özgürlük tanıyan bir metin değildi; öncelikle baronların ve Kilise'nin çıkarlarını koruyordu, geniş anayasal anlamını ancak sonraki yüzyıllarda kazandı. Bu olayın sonrasında gelen olaylar — I. Charles'ın mutlak otorite arayışı, İngiliz İç Savaşı, 1649'daki idamı, Commonwealth dönemi ve 1660'ta II. Charles ile gerçekleşen Restorasyon — halkın yönetim üzerinde etkisini daha da artırmıştır. Bunlar özellikle İngiliz Kraliyet Ailesi için dönüm noktalarıdır.

Bu süreç sonunda Avrupa'da tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar çeşitli sistemler bir arada var oldu: seçilmiş monarşiler (Polonya-Litvanya gibi), aristokratik cumhuriyetler (Venedik gibi), meclisli krallıklar ve farklı derecelerde merkezileşmiş yapılar. Yine de genel bir eğilimden söz edilebilir: Fransız, Prusya, Avusturya ve Rusya monarşileri zamanla mutlak monarşiye daha yakın bir çizgide ilerlerken, İngiltere ve Danimarka gibi ülkeler meşruti monarşiye evrildi.Bugün ayakta kalan monarşilerin büyük bölümünün meşruti bir modele dayanması, tesadüf değildir. Mutlak otoriteyi koruyan monarşiler devrimler çağını genellikle atlatamamıştır.

Tüm Reklamları Kapat

Monarşinin Çöküşü: Sanayi, Sınıf ve Fikirler

Monarşilerin gerilemesi tek bir düşünce akımına ya da tek bir olaya indirgenemez. Aydınlanma düşüncesi, liberalizm, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, Fransız Devrimi, 1848 Devrimleri, savaşlar ve imparatorlukların çöküşü bu sürecin temel etkenleri arasındadır; Marx ve Engels'in Komünist Manifesto'suyla yayılan sosyalist düşünceler de bu geniş resmin bir parçasıdır.

Sanayi Devrimi de önemli bir etkendi. Sanayileşmeyle birlikte toprak sahibi soylulukla fabrikaları ve sermayeyi kontrol eden sanayici burjuvazi arasındaki denge değişti. Bu yeni ve giderek güçlenen burjuva kesmi, ekonomik gücünü siyasi güce dönüştürmek isteyerek mutlak monarşilerin keyfi yönetimine karşı çıktı ve siyasi haklar talep etti. Kentleşen işçi sınıfı da örgütlenerek monarşiler ve genel olarak yönetimler üzerinde baskı oluşturdu. Eğitim ve kitapların yaygınlaşması da halkın aydınlanmasını ve kralın mutlak otoritesinin sorgulanmasını hızlandırdı.

Avrupa monarşilerinin çöküş sürecini yalnızca 1917 Rus Devrimi'yle başlatmak eksik bir kronoloji sunar; Fransız Devrimi, 1848 Devrimleri ve 1910'da monarşiyi sona erdiren Portekiz Cumhuriyeti gibi daha erken gelişmeler de bu sürecin önemli parçalarıdır. Yine de 1917 Şubat Devrimi ile başlayan ve iki dünya savaşıyla hızlanan dönemde pek çok Avrupa ülkesi monarşilerini cumhuriyetle değiştirdi, diğerleri ise mutlak monarşilerini meşruti monarşiye dönüştürdü. 1918'de Avusturya-Macaristan'ın çöküşünün ardından Habsburg hanedanı Avusturya'dan sürgün edildi; 1946'da İtalya'da yapılan referandumda cumhuriyet tarafı küçük bir farkla kazandı ve İtalya Cumhuriyeti kuruldu; 1931'de İspanya'da yerel seçimlerin ardından Kral XIII. Alfonso ülkeyi terk etti ve İkinci İspanya Cumhuriyeti ilan edildi. 1974'te ise Haile Selassie'nin devrilmesiyle Etiyopya'da yüzyıllardır süren monarşi sona erdi.

Bugün Ayakta Kalan Monarşiler: Üç Farklı Model

Günümüz monarşilerini kabaca üç ana kategoride değerlendirmek mümkündür:

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

1. Avrupa ve İskandinavya'nın sembolik monarşisi: Bu monarşiler çağın koşullarına uyum sağlamış, halkla iç içe, sade bir yaşam tarzı benimsemiş, gücünü artık siyasi otoriteden değil sembolik süreklilikten ve ulusal birlik temsilinden almaktadır. İngiliz siyaset bilimci Vernon Bogdanor, monarşinin partisiz bir devlet başkanlığı sağladığını ve çok uluslu devletlerde birleştirici bir rol oynayabildiğini savunur; örneğin Belçika'da kralın "tek gerçek Belçikalı" olduğu, geri kalan herkesin ya Flaman ya da Valon kimliğine sahip olduğu söylenir. Bu monarşilerin sürdürülme maliyetinin, sağladıkları turizm geliri ve istikrar unsuruyla dengelendiği savunulur.

İngiliz Kraliyet Ailesi
İngiliz Kraliyet Ailesi
VOGUE

2. Doğu Asya'nın geleneksel monarşisi: Bu bölgedeki monarşileri tek bir kurumsal kalıba sokmak yanıltıcıdır. Japonya'da imparator, 1947 Anayasası'yla devletin ve halkın birliğinin sembolü olarak tanımlanmış, tamamen törensel bir role indirgenmiştir bu, kalıtsal ve tek bir hanedana dayanan klasik bir monarşidir. Malezya ise bambaşka bir modele sahiptir: hükümdar (Yang di-Pertuan Agong), dokuz eyalet sultanından oluşan Hükümdarlar Konseyi tarafından, esasen rotasyon usulüyle beş yıllığına seçilir bu, dünyadaki nadir "seçimli monarşi" örneklerinden biridir. Tayland sömürgeciliğe hiç boyun eğmediği için monarşisini güçlü bir tarihsel-kültürel meşruiyetle bugüne taşıyabilmiştir. Kamboçya'da ise monarşi düz bir çizgide sürmemiştir: 1970'te bir darbeyle kaldırılmış, Kmer Cumhuriyeti ve ardından Kızıl Kmer rejimi gibi çok daha köklü kopuşlar yaşanmış, monarşi ancak 1993'te Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülen bir anayasal süreç ve seçimlerin ardından yeniden tesis edilmiştir bu uzun ve kanlı bir kesintinin ardından gerçekleşen bir restorasyondur.

2019 yılında İmparator Naruhito’nun tahta çıkış töreni
2019 yılında İmparator Naruhito’nun tahta çıkış töreni

3. Arap coğrafyasının mutlak monarşisi: Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler sıklıkla tek bir "mutlak monarşi" kategorisinde toplanır, ama anayasal ve kurumsal yapıları birbirinden önemli ölçüde farklıdır; bazılarında danışma meclisleri, kısmi seçilmiş organlar veya federal yapılar bulunur. Bu monarşilerin ayakta kalmasını yalnızca vergisiz sistem, doğal kaynak zenginliği ve yüksek refahla açıklamak da eksiktir hanedan içi uzlaşma, güvenlik aygıtları, dış ittifaklar, milliyetçilik ve sınırlı siyasi rekabet en az bunlar kadar belirleyicidir.

Bu üçlü ayrımın dışında Brunei, Ürdün, Fas, Bhutan, Tonga, Esvatini, Lesotho ve mikro-devletler olan Vatikan ile Andorra gibi kendine özgü modeller de mevcuttur; her biri farklı bir tarihsel ve kurumsal mantıkla ayakta durmaktadır.

Veliaht Prens Bin Selman
Veliaht Prens Bin Selman
EuroNews

Monarşiyi Savunanların Argümanları

Monarşi taraftarları, sistemin bazı yapısal avantajlarına dikkat çeker. Filozof Thomas Hobbes, Leviathan'da bir hükümdarın çıkarının doğrudan halkının refahına bağlı olduğunu, seçilmiş bir devlet başkanının ise görevden ayrılmadan önce kısa vadede kendi zenginliğini artırma güdüsüne sahip olabileceğini öne sürmüştür. Hobbes ayrıca bir monarkın gizlilik içinde bilge danışmanlardan öğüt alabileceğini, oysa kalabalık meclislerin tutarsızlığa ve iç çekişmeye daha yatkın olduğunu savunur.[1]

Liberter yazar Matthew Feeney, Avrupa'daki anayasal monarşilerin Danimarka, Belçika, İsveç, Hollanda, Norveç ve İngiltere gibi aşırı siyasi akımlardan (faşizm, komünizm, askeri diktatörlük) büyük ölçüde kaçınabildiğini, çünkü monarşinin popülist siyasetçilerin iradesine karşı bir denge unsuru oluşturduğunu belirtir.[2] Sosyalist yazar George Orwell de benzer bir tez öne sürmüş, anayasal monarşinin toplumdaki "tehlikeli duyguların" bir tür tahliye supabı işlevi gördüğünü ve bu sayede bazı Avrupa ülkelerinin faşizmden korunabildiğini savunmuştur. Bu bağlantıyı doğrudan nedensellik olarak sunmak yerine temkinli yaklaşmak gerekir: söz konusu ülkelerin güçlü parlamentoları, hukuk devleti gelenekleri, kurumsal sürekliliği ve demokratik kültürleri de en az monarşi kadar belirleyici olmuş olabilir.[3]

Tüm Reklamları Kapat

Türk anayasa hukukçusu Kemal Gözler ise monarşilerin bir avantajını şöyle özetler: 20. yüzyılın en korkunç totaliter rejimleri Stalin dönemi SSCB ve Nazi Almanyası monarşilerden değil cumhuriyetlerden çıkmıştır; üstelik bu ülkelerde daha önce istikrarlı monarşiler mevcuttu. Gözler'e göre monarşi ile demokrasi/cumhuriyet kavramları sıkça birbirine karıştırılır; oysa monarşi olmak ile demokratik olmamak aynı şey değildir, tıpkı cumhuriyet olmanın da otomatik olarak demokratik olmak anlamına gelmediği gibi (Irak, İran ya da eski SSCB birer cumhuriyetti). Bu gözlem, monarşinin totalitarizme karşı koruyucu olduğunu kanıtlamaz elbette; tarihte otoriter ya da baskıcı monarşiler de bulunmuştur.[4]

Buna karşılık aynı kaynaklar bir uyarıyı da paylaşır: demokratik bir monarşinin ilk şartı, hükümdarın siyasette aktif rol oynamaktan bilinçli biçimde çekilmesidir; kralın siyasi iktidarı fiilen kullanmaya devam ettiği ülkelerde monarşiler tarihsel olarak yıkılmıştır.

Halkın Monarşiye Bakışı: Anket Verileri Üzerine Bir Not

Monarşinin geleceğini tartışırken kamuoyu araştırmaları sık başvurulan bir kaynaktır, ama bu verileri kullanırken önemli bir uyarı gerekir: farklı yıllarda, farklı soru biçimleriyle ve farklı örneklem büyüklükleriyle yapılmış araştırmalar birbiriyle doğrudan karşılaştırılamaz. Ayrıca bir hükümdarı kişisel olarak beğenmek, mevcut monarşinin devamını istemek ve tarihte kaldırılmış bir hanedanın yeniden tahta çıkmasını desteklemek birbirinden farklı tutumlardır.

Bu sınırlılıkla birlikte söylenebilecek genel eğilim şudur: kurulu, oturmuş monarşilerde kamuoyu desteği genellikle çoğunluğu bulur, hatta Fas ve Norveç gibi bazı örneklerde ezici bir orana ulaşır; bu ülkelerde destek %85-90 bandını aşabilmektedir. İngiltere, Danimarka, Tayland ve İsveç gibi ülkelerde de destek genellikle %70-85 aralığında seyretmektedir; Belçika, Hollanda, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde ise destek daha mütevazı, %50-60 dolayında bir seviyededir.[6]

Tarihte monarşiyle yönetilmiş ama bugün cumhuriyet olan ülkelerde, eski hanedanların geri dönüşüne verilen destek ülkeden ülkeye büyük farklar gösterir. İran ve Libya gibi ciddi siyasi istikrarsızlık ve otoriter rejim deneyimi yaşamış ülkelerde eski hanedana duyulan nostaljinin nispeten güçlü çıktığı görülür; ancak bu verilerin, özellikle uluslararası gözlem imkânının kısıtlı olduğu ülkelerde, genellikle sınırlı temsil gücüne sahip internet anketlerine dayandığı unutulmamalı, bu sonuçlar ulusal kamuoyunun kesin bir yansıması olarak görülmemelidir. Macaristan, Sırbistan, Fransa ve Romanya gibi Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde restorasyon desteği genellikle %35-50 bandında ölçülmüştür. Buna karşılık Türkiye gibi cumhuriyet kimliğinin devletin kurucu ilkesi haline geldiği ülkelerde bu oran, çeşitli anketlerde tek haneli düşük rakamlara inmektedir bu farkı, sınırlı örneklemli ve tek seferlik araştırmalara dayandığı için kesin bir bilimsel sonuçtan çok genel bir eğilim göstergesi olarak okumak daha isabetli olur.[6]

Monarşiler Gerçekten Geri Gelebilir mi?

1980'den bu yana dünyadaki monarşi sayısında büyük bir net değişim olmasa da, bu durgunluk sistemin hiç değişmediği anlamına gelmez: Kamboçya'da monarşi 1993'te BM gözetiminde yeniden kurulmuş, buna karşılık Barbados 2021'de İngiliz monarşisiyle bağını keserek cumhuriyete geçmiştir. Tablo, göründüğünden daha hareketlidir; sadece toplam sayı kabaca dengede kalmıştır.

Geçmişte pek çok ülkede monarşi-cumhuriyet geçişleri ya da referandumları yaşanmıştır: İtalya 1946'da doğrudan bir referandumla cumhuriyete geçmiş, Yunanistan 1974'te benzer bir referandumla monarşiyi kaldırmış, Tuvalu (2008) ve Saint Vincent (2009) gibi ülkelerde ise cumhuriyete geçiş referandumları reddedilmiştir. İspanya bu durumdan biraz istisnai bir durumdadır. İspanya'da 1975'te bir monarşi-cumhuriyet referandumu yapılmamıştır; Juan Carlos, Franco döneminde 1947 yasasıyla belirlenen veraset düzeni uyarınca Franco'nun ölümü üzerine tahta çıkmış, demokratik anayasa ise ancak 1978'de yapılan ayrı bir referandumla kabul edilmiştir.

Tüm Reklamları Kapat

Bu tür geçişlerin gelecekte de, özellikle siyasi kutuplaşmanın arttığı ve kurumlara güvenin azaldığı ülkelerde gündeme gelmesi olasılık dahilindedir. Yunanistan, Sırbistan, Romanya ve İran gibi ülkelerde tarihsel olarak siyasi istikrarsızlık, ekonomik kriz ve kurumsal güvensizliğin daha sık gözlemlendiği söylenebilir. Bu bağlamda, geri dönüş gerçekleşse bile modern bir restorasyonun mutlak değil meşruti bir monarşi biçiminde, parlamentoya ve anayasaya bağlı olarak kurulması beklenir; İspanya'nın 1975-1978 geçişi ve Juan Carlos'un demokratik sürece verdiği destek, bu yönde sık anılan bir örnektir.

Agora Bilim Pazarı

Oxford'lu siyaset bilimciler Petra Schleiter ve Edward Morgan-Jones'un bulgusuna göre: monarşilerde, seçim dışı liderlik değişikliklerine kıyasla düzenli seçimlerin yapılması daha yaygındır bu da monarşinin, popülist ya da askeri darbelerle iktidar değişimine karşı bir tür istikrar çapası olabileceğini düşündürür.[7]

Sonuç

Monarşi, insanlığın en eski yönetim biçimlerinden biri olarak dinî meşruiyet, merkezi otorite ihtiyacı, hukuki gelenek ve tarihsel süreklilik gibi birbirinden farklı kaynaklar üzerine inşa edilmiş; Aydınlanma, milliyetçilik, sanayileşme, sosyalist ve cumhuriyetçi hareketlerle büyük ölçüde geriletilmiş, ama tamamen ortadan kalkmamıştır. Bugün hayatta kalan monarşiler tek bir kalıba sığmaz: Avrupa ve İskandinavya'nın sembolik-meşruti monarşilerinden Malezya'nın seçimli monarşisine, Körfez ülkelerinin görece güçlü hükümdarlıklarından Japonya, Bhutan, Tonga, Lesotho, Esvatini, Brunei, Vatikan ve Andorra gibi kendine özgü modellere kadar geniş bir yelpaze söz konusudur.

Kaldırılmış monarşilerin geri gelmesi, mevcut sınırlı verilere göre büyük ölçüde varsayımsal bir senaryo olarak kalmaktadır; yine de siyasi istikrarsızlığın, kurumlara güvensizliğin ve popülizmin arttığı bazı ülkelerde gelecekte yeni referandumların ya da tartışmaların gündeme gelmesi imkânsız değildir. Sonuç olarak monarşinin geleceği, taçların ve sarayların kendisinden çok, halkların istikrar, kimlik ve süreklilik arayışına ne ölçüde ihtiyaç duyacağına bağlı görünmektedir.

Okundu Olarak İşaretle
Özetini Oku
0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/08/2026 13:11:36 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23458

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Evren, asimetriktir."
Louis Pasteur
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)