Hayat Bitmeyen Döngü

- Blog Yazısı
Otobüse biniyorum, etrafıma bakıyorum. Herkesin yüzünde aynı ifade: yorgunluk, bıkkınlık, belki de kabullenmişlik. Kimse konuşmuyor, kimse birbirine gülümsemiyor. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor ama aslında nereye gittiklerini kendileri de bilmiyor. Sabah kalk, işe git, eve dön, uyuyup tekrar başla. Hayatımızın büyük bir kısmı bu döngü içinde kaybolup gidiyor.
Dünya tarihine baktığımızda, ömrümüz sadece bir göz açıp kapayıncaya kadar süren bir an gibi. On yıllarca yaşıyoruz ama aslında bu süre, evrenin sonsuzluğu karşısında hiçbir şey. Ve biz bu kısacık zamanı ne yaparak geçiriyoruz? Çalışarak, koşturarak, hep bir şeylere yetişmeye çalışarak. Hayatımızın anlamını üretmekte, kazanmakta ve başarmakta bulmaya çalışıyoruz. Belki de bizi buna inandırdılar: Çalışmalısın, daha fazla üretmelisin, sistemin bir dişlisi olmalısın. Ama bu gerçekten bizim seçimimiz mi, yoksa farkında olmadan içine doğduğumuz bir düzen mi?
Her gün eve yorgun dönüyoruz. Yorgun ama tatmin olmuş değil, sadece bitkin. Kendimizi mutlu sanıyoruz, belki de mutluluğun ne olduğunu unuttuğumuz için. Küçük molalar veriyoruz; birkaç saatlik eğlence, bir kahve molası, hafta sonu planları… Ama bunlar da bizi asıl büyük döngünün içinde bir anlığına oyalayan kaçamaklar. Hayatın büyük resmi değişmiyor. Sabah erken kalk, işe git, eve dön, bir gün daha yaşlan.
Ve sonra? Bir noktada hepimiz bu dünyadan gideceğiz. Yüz yıl, yüz elli yıl sonra adımızı hatırlayan bile kalmayacak. Sanki hiç yaşamamışız gibi tarihten silineceğiz. Bizi değerli yapan ne olacak? Kazandığımız paralar, aldığımız terfiler, biriktirdiğimiz eşyalar mı? Yoksa gerçekten yaşadığımız, hissettiğimiz, paylaştığımız anlar mı?
Buna rağmen otobüsteki insanlara baktıkça, kendimize acıyorum. Bizim bu kadar az süremiz varken, neden mutsuzluğu seçiyoruz? Neden bize biçilen bu hayatı olduğu gibi kabulleniyoruz? Neden gerçekten ne istediğimizi, nasıl yaşamak istediğimizi sormuyoruz? Sabah erken kalk, işe git döngüsü gerçekten mantıklı mı? Yoksa sadece alıştığımız için mi sürdürüyoruz?
Belki de en büyük yanılgımız, hayatın bu kadar uzun olduğunu sanmak. Oysa her an azalıyor, her an elimizden kayıp gidiyor. Ve biz hâlâ bekliyoruz; daha iyi bir gün, daha iyi bir zaman, daha iyi bir hayat gelmesini… Ama ya gelmezse? Ya en iyi zaman, şu anı ya şamaksa?
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/04/2025 01:27:49 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/19798
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.