İnsan her zaman ölümden kaçmak istemiştir.
Belki de bütün dinlerin, mitlerin ve metafizik umutların merkezinde tek bir arzu vardır: sonsuz yaşamak.
Bu arzunun en sistemli ve en cazip biçimi ise cennet fikridir.
Ama bir an duralım.
Gerçekten de insan için sonsuz ve ebedî bir hayat mutluluk anlamına mı gelir?
Yoksa biz, sadece ölümden korktuğumuz için bu soruyu sormaya cesaret edemiyor muyuz?
Cennette “ben” kim olacak?
Kur’an’a göre cennette insan: hatırlayacak, tanıyacak, kıyaslayacak.
“Bu, dünyadaki gibidir” diyecektir.
Bu son derece önemli bir ayrıntıdır.
Çünkü bu, cennette bulunan varlığın bilinçli ve sürekliliği olan bir benlik taşıdığını gösterir.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Demek ki cennetteki “ben”: – anıları olan,
– sevdiklerini tanıyan,
– dünyadaki hayatını hatırlayan bir varlıktır.
O hâlde şu soruyu sormak kaçınılmazdır:
Eğer bu varlık bana bu kadar benziyorsa, neden benim gibi hissetmesin?
Eğer duygularım değiştirilirse,
eğer empati duygum azaltılırsa,
eğer acı çekme yetim ortadan kaldırılırsa –
bu varlık hâlâ “ben” sayılabilir mi?
Yoksa mutluluk uğruna insanlığımızdan vaz mı geçmiş oluruz?
Eğer cennet mutluluğu kişiliğin dönüştürülmesi pahasına elde ediliyorsa, bu mutluluk kimin mutluluğudur?
Sonsuzluk gerçekten arzu edilen bir şey mi?
Şimdi de sonsuzluğu düşünelim.
Ama yüzeysel değil, derinlemesine.
Bu dünyada neden her an değerlidir?
Bir bakış, bir söz, bir sarılma neden bu kadar kıymetlidir?
Çünkü: – zaman sınırlıdır,
– ömür kısadır,
– bir an bir daha geri gelmeyebilir.
Peki zaman sonsuz olduğunda ne olur?
Eğer yarın her zaman varsa,
eğer kaybetmek mümkün değilse,
eğer hiçbir şey sona ermiyorsa –
seçimlerimizin ağırlığı nereden gelecektir?
Sonsuz bir hayatta arzular tükenmez mi?
Hazlar sıradanlaşmaz mı?
Mutluluk bir alışkanlığa dönüşmez mi?
Belki de sonsuzluk, ilk bakışta bir nimet gibi görünse de,
bir noktadan sonra anlam kaybına yol açar.
Ve belki de insan için mutluluk, sonsuzlukta değil,
sonlu olmanın verdiği değerde gizlidir.
İnsan kalırsa, dünya kaçınılmazdır
Şimdi biraz daha somut düşünelim.
Cennette dağlar, nehirler, ağaçlar varsa – bu artık bir doğadır.
Doğa varsa, süreçler de olmalıdır.
Peki: – gece ve gündüz var mı?
– yorulmak mümkün mü?
– açlık ve tokluk hissedilir mi?
– sindirim varsa, nereye gider?
– yaralanmak mümkün müdür?
Ama daha da önemlisi:
İnsan ne yapacaktır?
Bu dünyada insan: üretir, kurar, yazar, öğrenir.
Peki cennette?
Şair yazmak istemeyecek midir?
Bilim insanı keşfetme arzusunu duymayacak mıdır?
Mühendis inşa etme ihtiyacı hissetmeyecek midir?
Eğer bunlar yoksa, cennet insan için pasif bir hapishaneye dönüşmez mi?
Eğer varsa, araçlar, sistemler ve yapılar gerekir.
Bu da cennetin yavaş yavaş dünyaya benzemesi anlamına gelir.
O hâlde bir ikilem ortaya çıkar: – ya insan dönüştürülmelidir,
– ya da cennet dünyalaşmalıdır.
Hangisi kabul edilebilir?
En ağır soru: Sevgi ve cehennem
Şimdi en zor noktaya gelelim.
Hayal et: Sen cennettesin.
Ama çocuğun cehennemde.
Bu durumda mutlu olmak mümkün mü?
Çocuğun ebedî azap çekerken: – cennetin nimetleri ne ifade eder?
– ölümsüzlük neyi değiştirir?
Eğer denirse ki:
“Cennette olanlar buna üzülmeyecek”
o zaman şu soruyu sormak gerekir:
Bu anne ya da baba hâlâ ebeveyn midir?
Bu varlık hâlâ insan mıdır?
Eğer empati korunuyorsa → cennet cehenneme dönüşür.
Eğer empati siliniyorsa → insanlık silinir.
Bu iki seçenek dışında üçüncü bir yol var mıdır?
Cennette ölüm arzusu
Bütün bunların sonunda garip bir soru ortaya çıkar:
Çocuğunu cehennemde gören bir insanın Tanrı’dan isteyeceği tek şey ne olabilir?
Daha fazla nimet mi?
Daha fazla ömür mü?
Hayır.
Tek bir şey:
ölüm.
Ebedî hayatın içinde ölüm arzusu…
Bu paradoks, bizi her şeyi yeniden düşünmeye zorlar.
Sonuç yerine bir soru
Belki de sorun cennette değildir.
Belki de sorun insan olmamızdadır.
İnsan: – zamanla anlamlıdır,
– ölümle değerlidir,
– kaybetme ihtimaliyle sever.
Belki de mutluluk: ne servettedir,
ne ölümsüzlüktedir,
ne de vaat edilen cennette.
Belki de mutluluk,
bu ölümlü dünyada,
sevdiklerimizle yaşadığımız
geri gelmeyecek anların içindedir.
Ve belki de
hiçbir cennet,
bu anların değerini telafi edemez.
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/01/2026 10:58:21 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22135
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.