*- KANSERLER VE DİĞER ÖLÜMCÜL HASTALIKLARIN MEKANİZMALARINDAKİ İMMÜNOLOJİK PÜF NOKTALARI ÖZET
- Blog Yazısı
*- KANSERLER VE DİĞER ÖLÜMCÜL HASTALIKLARIN MEKANİZMALARINDAKİ İMMÜNOLOJİK PÜF NOKTALARI ÖZETİ
*- Bilim adamları , normal ağırlıkta olan tip 2 diyabetlilerin , çalışmaları süresi boyunca aşırı kilolu veya obez olanlara kıyasla iki kat daha fazla ölüm oranına sahip olduklarını buldular . Bunun nedeninin aşırı inflamasyon olduğu kanaatine varılmıştır.
*- Sitotoksik T-lenfositleri yalnızca özgün virüs epitoplarını kendilerinden olan (MHC1 uyumlu) somatik hücre yüzeylerinde gördüklerinde etkin olabilmektedir.
*- Vücuttaki ortalama cd4 ( Th – yardımcı T hücreleri / T helper ) /cd8 ( Tc-sitotoksik ‘öldürücü’ T hücreleri ) oranı yaklaşık 2'dir, cd4 azalır ise İMMÜN YETMEZLİK , cd4 artar ise otoimmun hastalıklar ( İMMÜN TOLERANS BOZUKLUĞU ) gözlemlenir.
*- Yani otoimmün hastalıklara sahip olan kişilerin daha çok metabolik hastalıkları da vardır ve kalp-damar hastalıkları ile inmelerden ve nöro-dejeneratif hastalıklardan ölümler çok daha sık gözlenir. Ama kanserler ve enfeksiyon hastalıklarına yakalanmaları daha zordur ancak özellikle yediklerine içtiklerine, kanserojenlere ve hijyenlerine dikkat etmeyerek yakalandıklarında ve yaşlandıklarında iyiden iyiye yorulan ve güçsüzleşen organizmalarının kanserlere ve enfeksiyon hastalıklarına dayanmaları da zorlaşmaktadır.
-- Bu , lenfositlerin ( naturel killer hücreler , T hücreleri) ve makrofajların, kronik inflamasyona neden olan bağışıklık hücrelerinin aşırı uyarılmasından kaynaklanır .
-- Kronik iltihaplanma ( inflamasyon ): Gıdaların özelliklede glukoprotein yapısındaki bileşiklerin vücuttaki T hücrelerini kronik bir şekilde uyararak sürekli vücudun stokin üretmesi halidir.
*- Beyin sisi: Bu aynı zamanda Th2 baskınlığının bir belirtisidir.
*- Yorgunluk: Yemekten sonra ve akut egzersiz den sonra oluşan yorgunlukta, genellikle Th1 baskınlığı daha şiddetlidir, çünkü Th1 hücreleri sitokin interferon gammaları arttırır, bu da IL-1b ve TNF- alfa gibi diğer sitokinleri artırır, her ikisi de baskılama yoluyla yorgunluğa neden olur.
*- IBS’li ( İrritabl barsak sendromu ) kişiler de daha çok Th1 dominantıdır (yüksek IL-12 ). İnterferon bağırsaktaki serotonini azaltır ve oksidatif stresi de arttırır . Bununla birlikte, Th2’li kişiler de IBS’ye sahiptirler.
*- Romatoid artrit , Hashimoto tiroiditi , Düşük T3 Sendromu, Sedef hast. Çölyak hastalığı, Crohn hastalığı, Tip 1 diyabet, PCOS ,Alzheimer hast., Lupus, Multipl skleroz ,Guillain-Barré sendromu, Behçet hast.,Vitiligo, Lyme enfeksiyonu sonrası inflamasyon, Streptokok, EBV( Epstein Barr virüsü ) , HPV ( Human Papilloma Virüsü ) , herpes, pnömoni, H. pylori veya Cytomegalovirus vb. gibi enfeksiyonlar. Bunlar Th1 sistemini de çağrıştıran yaygın enfeksiyonlardır; Genetik yatkınlığı olan bazı kişilerde, bağışıklık sistemi bu enfeksiyonlardan sonra aktif kalır. Bazı ortamlarda, bu hayatta kalma avantajı olabilir.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
*- Th1 dominantı olan her hasta düşük pregnenolon düzeyine sahiptir. (Th2 baskınlığı olan kişiler de muhtemelen düşük pregnenolon seviyelerine sahiptir). Pregnenolon, diğer steroid hormonlarının (progesteron, DHEA ve östrojen dahil) üretiminde önemli bir rol oynayan bir steroid hormondur.
*- Th1 baskın olup olmadığını anlamanın en iyi yolu, klasik olarak Th2 baskınlık semptomlarının görülmesidir. İnsanların Th2 baskın olup olmadığını kontrol etmek daha kolaydır.
-- Eğer insanlar Th2 baskınlığı belirtileri göstermezlerse ve enflamatuar bir duruma sahiplerse, Th1 egemenliğinden şüphelenilmelidir.
*- Th1 hakimiyeti yani baskınlığı olması ne demektir.
-- Th1 hücreleri, antikor içermeyen, fakat yabancı proteinlere tepki olarak çeşitli sitokinlerin salınmasını içeren bir bağışıklık yanıtı olan hücre aracılı bağışıklığın bir parçasıdır.
*- Th1 egemenliği, genetik ve çevre birleşiminden gelir. Çevre, enfeksiyonlardan büyük ölçüde etkilenmiştir.
-- Bakteriyel ve viral enfeksiyonlar Th1 bağışıklık sisteminizi arttırır ve yanlış genetik kodlarınızın olması halinde çok daha fazla arttıracaktır.
*- Kontrolden çıkmış bir Th1 sistemi olan kişiler, ortalama kişiden daha fazla kortizol salma eğilimindedir, çünkü kortizol Th1 ile ilintili iltihaplanmayı azaltır, böylece beden, dengede tutmak için her zaman bir Th1 artışı aldığında HPA ( Hipotalamo-hipofizer Adrenal aks ) sisteminizi harekete geçirir.
*- Yüksek Th1 bağışıklık sistemine sahip olmanın bazı faydaları da vardır.
*- Birincisi, Th1 egemenliği olan insanlar, diğerlerine göre daha az hastalığa yakalanma eğilimindedir, çünkü bağışıklık sistemi koruma altındadır. Fakat eğer bu insanlar kronik olarak stresliyse, bazen hastalanırlar çünkü kortizol Th1 ile ilişkili inflamasyonu azaltır ve bu insanları enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirir.
*- Diğer bir yarar, kanser olasılığının azalmasıdır.
-- Th1 hücreleri ve interferon gama ve TNF gibi sitokinler vücudunuzdaki tümör hücrelerini inceler ve yok ederler.
*- Önemli olan bağışıklık sisteminizi dengelemektir. Ne tür bir hakimiyetiniz olduğunu biliyorsanız ve buna göre ek takviye ve diyet yapıyorsanız daha bilinçli ve şanslı olduğunuzu söyleyebiliriz. Çünkü çoğu insanın bir hakimiyeti vardır.
( KANSERLER VE İMMÜNOLOJİK PÜF NOKTALARI )
*- Bazı şanslı insanlar dengede olan bir sisteme sahiplerdir. Bu insanların iltihap sorunları ya da kanseri yoktur, ama zaman ne yazık ki karşı konulamaz bir yıpratıcı güçtür . İnsanlar yaşlandıkça o dengeli bağışıklık sistemi de bozulmaya başlar ve otoimmünite ( immün tolerans bozukluğu-Treg eksikliği ) ve kanser ( immün yetmezlik-Th1 / Th2 eksikliği ) zamanla ! ve yaşlandıkça kaçınılmaz olarak onlarda da meydana gelmeye başlar.
*- Yüksek Th1 inflamasyonuna sahip olmanız için aktif bir enfeksiyona sahip olmamanız gerektiğini unutmayın.
*- Th2 hücreleri, B lenfositleri ağırlıklı “humoral” veya antikor aracılı immün yanıtın aktivasyonuna ve sürdürülmesine aracılık eder .
*- Aslında, Th2 baskınlığı bir anti-inflamatuar profil olarak kabul edilir, çünkü bu profile sahip kişiler daha düşük sistemik inflamasyon seviyelerine sahiptir. Th2 baskınlığının olumsuz etkileri muhtemelen Th1 baskınlığı olan insanlardan daha iyi huyludur.
*- Th2 baskınlığı olan insanlar çok fazla antikor üretir ve anlık gıda alerjileri ortaya çıkar.
*- Th2 baskınlığı olan kişiler genel olarak daha zayıf bir bağışıklık sistemine sahiptir.
*- Th2 baskınlığında oluşabilecek hastalıklar: Mevsimsel alerjiler, Astım, Burun akıntısı, Egzama(Dermatit), Saman nezlesi( Alerjik rinit ), Artan mide asiditesi ile GERD / (GÖRH) (reflu), Kurdeşen(Ürtiker),Kronik Yorgunluk Sendromu,Otizm,Üveit, Graves hastalığı , Sjogren sendr.( gözde ve ağızda kuruluk) , Liken Planus , Lupus ( aynı zamanda Th1 baskınlığında da görülür )
*- Hem Th1 hem de Th2 yüksekliklerine sahip olmak mümkündür ancak genellikle biri veya diğeri baskındır.
*- Th1 ve Th2 bağışıklık sistemimizin yardımcı hücreleridir ve bunların bir denge içerisinde olması gerekir, aksi taktirde vücutta istenmeyen bazı otoimmün hastalıklar gelişebilir o yüzden Th1 ve bazen de Th2 nin baskılanması gerekebilir.
-- Birindeki bir artış genellikle diğerinin azalmasına dönüşür, nedeni, bunların sayısının vücutta belirli bir sınırlı sayıda olmasından kaynaklanmaktadır
-- Bazen her iki sistem de azalır veya bir miktar artar.
-- Vücuttaki otoimmun hastalıkların pek çoğunun bu Th1 vaTh2 dengesinin bozulmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
*- Enfeksiyonlara ve kanserlere daha az yakalananlar ( Th1 yüksek ,T-reg düşük ) otoimmün hastalıklara ve MAS ‘a ve Sepsis’e daha çok yakalanabilirler . Th1 ,IL-1, IL-6 sürekli yüksek, Treg sürekli düşük…
-- Ayrıca bu tip hastalar , enfeksiyonlara ve kanserlere yakalandıklarında kolayca da MAS( Makrofaj Aktivasyonu Sendromu ) ve devamında Sepsislere de yakalanabilirler.
*- Enfeksiyonlara ve kanserlere daha çok yakalananlar ( Th1 sürekli düşük ,T-reg sürekli yüksek) otoimmün hastalıklara ve nörodejeneratif hastalıklara daha az yakalanırlar. Çünkü Th1 düşük, T-reg , TGF-beta , IL-10 yüksektir.
*- Kronik inflamatuar hastalıklardan sorumlu en önemli 3 inflamatuar sitokin, Tümör Nekroz Faktörü (TNF), İnterlökin-1 beta ( IL-1beta) ve İnterlökin-6 ( IL-6 ) ‘dir. Bunlar, literatürde en çok konuşulan sitokinlerdir.
*- Transkripsiyon faktörü( nükleer faktör) NF-kappa B hakkında da yoğun şekilde bahsedilmektedir. Kronik enflamasyon hakkında konuşulduğunda bu dört glikoprotein en çok adı geçen maddelerdir .
* Th1 hücreler pro-inflamatuardır ve hücre içi yaşamı seçen mikroorganizmalara (virus, bakteri, fungus/mantar ve bazı parazitler gibi) yanıt verir. Th1 inhibisyonu ( önlenmesi ) olduğunda infeksiyona yanıt ve kanser hücrelerinin yok edilmesi yetersiz duruma gelir.
*- Kronik Th1 uyarısı otoimmün hastalıklara ve kronik inflamasyona yol açar. Otoimmün hastalıkların çoğunun patogenezinde artmış Th1 tipi sitokin yanıtı rol oynadığı gibi covid-19 da ölüme yol açan sitokin patlamalarında da bunlar rol oynamaktadır.
*- T regülatuvar hücreler (Treg’ler), homeostazın ( Denge ) idamesi, otoimmün cevapların sınırlandırılması ve infeksiyöz ajanlara ve tümörlere karşı inflamatuvar cevabın modülasyonu ile immün sistemi “kontrol altında “ tutar. 50 yaştan sonra Treg fonksiyonunda azalma olur. Bu, yaşlılarda otoimmünite ve malignitelerdeki artışa katkıda bulunan bir faktör olabilir.
*- İdeal Treg Senaryosu :
*- İdeal senaryo, vücudunuzda sağlıklı bir Treg düzeyine sahip olmaktır, ancak kanser veya prekanseröz dokuda düşük Treg seviyelerine sahip olmaktır.
*- Ayrıca, ideal olarak, bir enfeksiyonumuz olduğunda Tregs azalır ve bunu aştığımızda artış olur.
*- Treg’ler ( regüler-dengeleyici T lenfositleri ) sadece TGF-β ( Transforming growth faktör-beta / Dönüştürücü büyüme faktörü beta ) etkisi altında üretilir.
*- Treg fonksiyonunun TNF-alfa( Tümör nekroz faktör- alfa ) ile baskılandığı bilinmektedir.
*- Artan Treg’ler, hem Th1 hem de Th2 baskınlığına fayda sağlamanın bir yoludur . Artan Treg’ler Th1 hücrelerini azaltır.
*- KANSERLERDE VE DİĞER ÖLÜMCÜL HASTALIKLARDA :
T HÜCRE PROFİLİ ÖLÇÜMÜ PÜF NOKTASI ...
*- Arginin , glutamin ve triptofanın tüketilmesi ( Glikojenik ve ketojenik aminoasitler) Treg oluşumunu arttırır.
*- AMPK’nin ( Adenosin monofosfat ile aktive olan protein kinaz / Aktive edici protein kinaz ) artması da Treg’leri arttırır. AMPK aktivatörü olan metformin de artırır.
*- Berberin,Resveratrol,Kuersetin,Salisilat ( Aspirin ) , Kurkumin,Ginseng,Epigallokateşin ( yeşil çay ), ALA ( Alfa lipoik asit ) ,vb.gibi antioksidanlar , AMPK aktivasyonu yoluyla Regüler T lenfositleri olan Tregsleri artırmaktadırlar.
*- Garip ama, gluten de Tregs’i artırabilir.
--Az miktarda karbonhidrat, aynı zamanda, kan-beyin bariyerini aşarak ve serotonin haline getirerek triptofanın kullanılabilirliğini artırabilir .
*Güneş ışınları ve UV, Egzersiz ,aşık olmak, dokunmak , hayvan besleyerek onları sevmek , iyiliksever ve olumlu sosyal karşılaşmalara sahip olmak. Bunların hepsi oksitosin artışına yol açar . Oksitosin , Treg’leri ve yara iyileşmesini artırır .
*Vitamin A yeterliliği , D3 vitamini yeterliliği ,GABA ( Gama aminobütirik asit ) , pro-prebiyotikler , polifenolik flavonoidler ( resveratrol,kuversetin,kurkumin ) vb. Omega-3, NAC ( N-Asetil sistein ) Tregs’leri artırır ve dengeli bir bağışıklık sistemine sahip olmak için genel olarak , çoğu insanın sadece daha az yemeye, daha fazla uyumaya , daha az stres, bol egzersiz yapmak ,yiyecek olarak, balık ve hayvansal gıdalar ile bol miktarda meyve ve sebzeye, sağlıklı beslenme için dengeli bir diyete ihtiyacı vardır. Güneş ya da D vitamini ile takviye etmek de çok iyi bir fikirdir.
--Çoğu hastalığın Th1 yada Th2 baskınlığına bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir .Buna göre de kişinin farklı yaşam tarzı ,farklı diyet programları ve farklı gıda takviyeleri kullanması gerekmektedir.
*- T yardımcı hücreleri sinyalleri gönderir ve teknik olarak saldırgan diğer sitotoksik ( Tc) / CD8+ T ), yani öldürücü T bağışıklık hücreleri , Natural killer T ( NK-Doğal öldürücü diğer T hücreleri ) , Makrofajlar gibi bağışıklık hücreleri sitokinler salgılar. İnterferon gama ( IFNy ) Th1 baskınlığında ana sitokindir.
*- Th1 veya Th2 baskını olup olmadığınızı bilmek önemlidir, çünkü bu, hangi eylemin gerçekleştirileceğini anlamanıza yardımcı olacaktır.
-- Semptomlara dayanarak bunu çözmeye çalışmak her zaman doğru değildir.
*- IL-10 ( interlökin-10 ) ve TGF-β, T hücrelerin fonksiyonunu ve aktivasyon durumunu sınırlandırabilir.
*- TGF- β IL-10’a benzer şekilde efektör T hücre farklılaşmasını baskılar, naif T hücrelerinin ( bir antijen ile henüz etkileşime girmemiş T lenfositleri ) Treg’e dönüşümünü tetikler.
*- Viral etkenlerle ve aynı şekilde tümörlerle savaşta anahtar rolü efektör mekanizmalar olarak kazanılmış immünitenin bir parçası olan T hücreleri oynar. T hücre reseptörü yoluyla tümör hücresini tanıyan hücre yüzey moleküllerinden (cluster of differentiation-CD) CD8 taşıyan T hücreler artık sitotoksik T hücre ( Tc ) adını alırlar.
*- Treg hücreler tümör ve virüslerle enfekte organların dokusunda ve mikroçevrelerinde bir çok yolla gösterilebilirler. İmmünohistokimyasal boyama yöntemleri ve akım sitometrisi ile CD25 ve FOXP3 eksprese eden hücreler tanımlanarak, Treg hücre sayısı belirlenebilir. Lenfositlerin alt gruplarını belirlemek için akım sitometresi (Coulter Epics-XL) kullanılmıştır.
*- Antijenik bir uyaranı takiben ,T hücrelerdeki hücre içi sitokinlerin ASM-FSM ( Akım sitometri / Flowsitometri) ile tayini , oluşan immun yanıtın tipi hakkında yararlı bilgiler sağlayabilir.
*- Th1 yanıtı makrofajların bakterisidal aktivitesini etkinleştiren, B hücrelerinin antikorları kaplamasına (opsonizasyonlamaya) neden olan ve "hücre-aracılı bağışıklığın" önderliğini yapan interferon-gamma üretimiyle karakterize edilir.
*- Th1 hücreleri, güçlü bir şekilde interferon gamma (IFN-γ), IL-2 ve TNF-alfa üretiyor, bundan dolayı kişinin hücresel bağışıklığı regüle ediliyor. IL-2 özellikle T-hücreleri üzerinde aktifleştirici bir etkide bulunuyor ve sitotoksik T-hücrelerine doğru klonal çoğalmayı teşvik ediyor. NK-hücreleri IL-2 sayesinde aktif hale getirilebiliyor. TNF-alfa da T-hücreleri ve NK-hücreleri üzerinde uyarıcı etki yapıyor ve tümör karşıtı etkiler sağlıyor. INF-γ, hücre ayrımını ve HLA- ekspresyonunu harekete geçiriyor.
*- Th2 yanıtı, B hücrelerinin antikorları öldürmesi (nötralize etmesi) için etkinleştirilmesiyle sonuçlanan, interlökin 4 salınımıyla karakterize edilir.
*- Th1-hücrelerinin aksine Th2-hücreleri daha güçlü şekilde IL-4, IL-5 ve IL-10 salgılıyorlar. Bu sitokinler, antikor üretiminin düzenlenmesine ve antikorlar tarafından sağlanan bağışıklığa katkıda bulunan önemli faktörlerdir.
- Th2-sitokinleri özellikle humoral bağışıklığı uyarıyorlar. Böylece IL-4 sayesinde IgE oluşumu güçleniyor ve B-hücreleri aktifleştiriliyor.
*- KANSERLERDE VE DİĞER ÖLÜMCÜL HASTALIKLARDA İMMÜN YETMEZLİK İLE İMMÜN TOLERANS BOZUKLUĞU PÜF NOKTASI
*- Th1 ve Th2 arkasındaki dengesizlik otoimmün hastalıkları nasıl etkiliyor?:
-- Eğer Th1 hücrelerinin aktivitesi yüksek ise o zaman Th2 hücrelerinin aktivitesini baskı altında tutar veya tam tersi olabilir. Bağışıklık sisteminde bu denge son derece hassas ayarlanmıştır. Th1 ve Th2 arasındaki dengesizlik sağlıklı dokuların zarar görmesine ve kötü sonuçlara yol açabilir.
*- Yardımcı ( Th /T helper ) ) ve Baskılayıcı (Düzenleyici) T hücreleri ( Treg ) arasında belli bir denge vardır. Eğer bu denge bozulursa, Baskılayıcı (Düzenleyici) T hücreleri sayısı, yardımcı T hücrelerinden sayıca az olup, üstünlüğünü kaybederse, Otoimmün denilen hastalıklar meydana gelir. Bağışıklık sistemi kendi dokularına zarar vermeye başlar.
* Otoimmün hastalıklar, Vücudun koruma kalkanı olan Bağışıklık sisteminin gereğinden fazla hassaslaşması ve yoğun kapasite üstü çalışması sonucu meydana gelen hastalıklardır.
*- Burada yanlış bilinen , bağışıklık sisteminin zayıflığından dolayı bu otoimmün hastalıklar oluşmaz, aksine sistem o kadar çok meşgul dur ki, bozulan dengesiyle, vücudun dokularını yabancı doku gibi görüp saldırmasıdır konu . Yani koruma sisteminin kontrolden çıkması kendi kendine savaşması anlamına gelir. Bağışıklık sistemi böylesi bir yanlış algı ile, sürekli antikor üretip, kendi kendini yemektedir.
--Koronavirüs Pandemisi sırasında ağır hastalık formu denilen sitokin fırtınasına ve devamında , ARDS, Pıhtılaşma bozuklukları , pnömonilere ve Yoğun bakım ünitelerinde entübasyonlarla birlikte sepsise ve sonunda da çoklu organ yetmezlikleri ile ölümlere neden olan süreçlerde devamlı söylenilen “ bağışıklığı zayıf yaşlı hastaların yaşamını kaybettiği “ öngörüsü tamamen ezbere söylenilen ve bazı gerçeklerin görmezden gelindiği anlamına gelmektedir. Çünkü bağışıklık zayıflığı göreceli bir tanımlamadır ve aslolan “ İmmün tolerans bozukluğu “ adı verilen ve gerçekte kuvvetli bir bağışıklık sistemi hücreleri ile muazzam sitokinlere sahip bir güçlü ama hedefini şaşırmış ve panik moduna girmiş kendi organizmasını mütemadiyen yiyip bitiren şaşkın bir bağışıklık sistemi ile “ immün yetmezlik “ adı altında yetersiz sayı ve etkinlikte bağışıklık hücreleri ve azalmış sitokin yanıtlarına sahip düzensiz bağışıklık yanıtının oluştuğu iki ayrı bileşenin var olmasıdır.
-- İkisinde de sistem gereğini tam istenildiği şekilde ve verimli olarak sonuçlandıramamaktadır ve kazanan, virüsler , kanserler ve bakteriler ile diğer mikroorganizmalar ve pıhtılar ile tüm yoğun bakım komplikasyonları olmaktadır.
*- Otoimmün Hastalıklar genç iken pek görülmez, ama yanlış yaşam tarzı ve sağlıksız hayatın sürekliliği ile yaşlanan vücutta çok sık görülmeye başlar.
*- TNF , makrofajları ve efektör T hücrelerini uyarır ve bu da daha iltihaplı sitokin üretimine ve apoptoz direncine ( kansere katkıda bulunan doğal hücre ölümü mekanizmasının bozulması sonucu yaşlı ve hasarlı ve ölmesi gereken hücrelerin ölmeyerek sonuçta kanserleşmeleri ) yol açar .
*-TNF-alfa ile ilişkili hastalıklar:
--Otoimmün hastalık : Multipl Skleroz , Behçet hast., SLE ( Sistemik lupus eritematozus ) , Skleroderma , Sarkoidoz , Hidradenit süpürativa , Ankilozan spondilit , eritema nodosum leprosum
-- Kalp yetmezliği , Ateroskleroz , İnme
-- Genel olarak kanser , Melanom ,
-- İnsülin Direnci , Diyabet tip II
-- Alzheimer , Parkinson , ALS
-- Majör Depresyon ( Depresyondaki insanlarda sağlıklı insanlardan yaklaşık 3.97 pg / ml daha yüksek TNF seviyeleri vardır.)
-- IBS ( İrritabl barsak sendromu ) , Crohn hast./ Ülseratif Kolit
-- Romatoid Artrit
-- Osteoporoz
-- Psöriyaziz ( sedef ) , Egzema
-- Astım , KOAH . (TNF, havayolunda eozinofiller, nötrofiller ve lenfositler ile çeşitli molekülleri uyarır ve kortikosteroid direncini indükleyebilir).
-- OKB ( Obsesif kompülsif boz. luk ) , Şizofreni , Bipolar boz.luk , Anoreksiya nervosa
-- PKOS ( polikistik over sendromu ) , TNF, kortizol üretimini testosterona çevirir , dolayısıyla PKOS’a yol açar.
-- Kronik Yorgunluk Sendromu , Fibromiyalji
-- Diğerleri: Kulak çınlaması , epilepsi , kistik fibroz , kemoterapi kaynaklı nöropati , Diyabetik Nöropati , kronik karaciğer hastalığı , yağlı karaciğer
*- Tregs artışının otoimmün hastalıkları önlediği kesin olmakla birlikte uzun vadede ise kanserleri önlemek bir yana , tetikleyebileceği olasılığı da düşünüldüğünde, organizmada dengeyi sağlamak için daha başka tıbbi önlemlere ve zamanlamalı uygulamalara yer verilmesi gerektiği çok açık olup , bu püf noktalarına da naçizane bilahare yer verilecektir. Arz ederim...
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 13/05/2026 17:10:33 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/13383
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.