Arkeolojide Artı Ürün ve Artı Değer Kavramları

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Arkeologların ağzından sık duyarsınız (en azından gerçek bilimsel eğitimden nasiplenmişlerin); artı ürün ve artı değer. 

Biz bir açalım şunu, nedir bu artı ürün ve artı değer ile arkeoloji ilişkisi?

Artı Ürün:

Üreticinin ihtiyacını aşan ürüne, genel bir tanımlama ile, artı ürün denir. Şekillenişi kültürel ve biyolojik evrim ile paralel durur. Bu durumda beklenmesi gereken şudur: Sağlanan verim üreticiye, üretiminin üzerinde ürün sağlayacak.

Bu bağlamda, G. Childe oldukça önemlidir. G. Childe artı ürünün ortaya çıkışını, madeni aletlerin insan hayatına girişi ile tanımlar. Madeni alet belli bir işgücünü gerektirir; bu durum ise, belli bir sınıfın oluşması ile mümkündür. Neolitik Çağ içinde ekonomik bakımdan kendi kendine yeterlilik anlayışı var gibidir; madeni alet ile artı ürün değerlendirmesi bunu sarsmış durur. Kendin madeni alet yapamıyorsan ve sana lazım ise, ekonomik bağımsızlığından ödün vermek zorundasın. Madeni işleyen uzmanları, beslemek zorundasın. Yani belli ihtiyaçların giderilmesi için, artı ürüne sahip olacaksın. Uzmana belli bir ödeme yaptın diyelim, bu defa hammaddeyi ithal etmek zorunda kalacaksın. Örneğin bakır cevheri heryerde bulunmaz, bunu taşıtmak zorundasın. Bu durum giderek örgütlenir ve nihayet ticaret ile maden kullanımı bir ihtiyaç haline gelir. Maden artık lüks değildir, zorunlu ihtiyaçtır. Getisi ise, ithal edilen maddelere bağımlı hale getirilmiş toplumlardır. Halk,uzmanları beslemek için daha fazla stok yapmak zorunda kalacaktır.

Uzmanlaşma çok eskidir; iyi irdelenebilir ise tarih öncesi gezginlerinin en eski üyelerine kadar götürülebilir (geçici bir önermedir).

Artı Değer:

İşçinin ürettiği değer ile, kendisine ödenen değer arasındaki farkı Marx, artı değer olarak tanımlamıştır. Bu durumda elde edilen kar, rantların ve faizlerin toplamına eşittir.

Artı değer, Marksist iktisat teorisinin en güçlü argümanıdır. Doğa ve emek, değer ile iç içe olduğundan, Marx bu koşullamayı ilk sıraya oturtmuştur.

Belli bir zaman diliminden itibaren emeğin yarattığı değere, çoğu zaman çok büyük bir kısmına, kitabına uydurulmuş taktiklerle el konmuştır.

Köleye ihtiyacını karşılayacak kadar ödeme yaparsınız. Feodal düzende ise; serf zamanının bir kısmını kendi tarlasında, bir kısmını ise efendisinin tarlasında geçirir. Nihayet çağımızda ise, durum artık çok daha karmaşıklaşmıştır. İşçi kendisi için tanımlanan, zaman zaman bilinçli ve planlı bir biçimde müdahale edilen süre içinde, çalışarak ücret alır. Marx buna, zorunlu-gerekli emek adını veriyor. Yoksa işçi yalnızca kendisi ve ailesi için çalışmış olsa idi, gerekli miktardaki emek kadar çalışacaktı. Ancak işçi bundan çok daha fazla çalışmak zorundadır. Fazladan çalıştırıldığı süre Marx tarafından, artı emek zamanı olarak tanımlanır. İşçinin bu süre içinde yarattığı değer de, artı değerdir.

Kapitalizm artı değer olmadan, olamaz. Artı değer olmaz ise; sermaye artmayarak, varlık nedeni ortadan kalkar. Bunu engellemek için kapitalizm, devamlı olarak artı değeri yükseltmek zorundadır. Bunu üç aşama ile yapar:

1 - İşçinin ücretini düşürürsünüz.

2 - İşçinin ücretini sabit tutarak, çalışma süresini uzatırsınız.

3 - Üretimi örgütleyerek ya da eğitim, teknoloji ile emeğin verimliliğini yükseltirsiniz.

Bunları vasıflı arkeologlardan iyi dinlersiniz; çünkü Anadolu'da ve Yakındoğu'da:

1 - Çanak çömleksiz Neolitik Çağ başlarından itibaren, başta obsidiyen olmak üzere yoğun bir mal akışının olduğunu izlersiniz.

2 - Üst Paleolitik Çağ'dan itibaren belirlenmiş belli ticaret yollarını denetlersiniz.

3 - İlk Tunç Çağı ile ilk kentlerin ortaya çıkışına yolculuk eder, yazının da ortaya çıktığını bilir ve ticaret yollarını daha tanımlı açıklarsınız.

Daha sonra G. Kossina ile tarih öncesi aktarımın modellenişine göz atarsınız:

1 - Yabancı malların ithal edilmesi.

2 - Halkın yayılması yolu ile kültürün yayılması.

3 - Yabancı malların, yerli olarak taklit edilmesi.

4 - İthal edilen malların modellerinin, orjinalinden bağımsız biçimde şekillendirilerek devam ettirilmesi.

Örnek verecek olur isek: Göllü Dağ obsidiyenleri 14 binden itibaren Anadolu, Yakındoğu ve Kıbrıs'a ithal edilmiştir. Vardıkları yerleşimlerde genellikle prestij ürünü kabul edilerek kullanıma dahil edilmişlerdir.

Derken tarih öncesi ticareti daha iyi anlamak ister ve artı ürün ile artı değerin kültürel süreçte evrilişine tanıklık edersiniz.

Kalbiniz ve Pompa Gücü

Benekli Domuz Yavrusu

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim