Arama Psikolojisi: “Nereye Koydum Bu Anahtarı?”

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Psikologlar, gerçek hayattaki “arama, bir şeyi bulmaya çalışma (foraging)” davranışını nasıl geliştirmiş olabileceğimizi anlamak için yıllardır laboratuvarda görsel araştırmalar yapıyorlar. Peki, bu ikisi arasında ne kadar benzerlik var?

Son 40 yılda görme araştırmalarının sorduğu en önemli sorulardan biri görsel çevremizi etkili bir biçimde nasıl araştırdığımızdır. İster arabamızın anahtarlarını arıyor olalım, ister kayıp kontakt lenslerimiz için etrafı kurcalıyor olalım ya da kaybedilen bir kalem kapağı yüzünden çantamızı didik didik arıyor olalım, aramak hayatımızda her gün farkında olmadan yaptığımız bir şeydir. Fakat, araştırmacıların görsel arama sınırlarını test ettikleri yol ile bizim gerçek hayatta yaptığımızı düşündüğümüz arama eylemi birbirinden çok farklı görünüyor.

 

Kendiniz deneyin

Tipik bir laboratuvar ortamında katılımcılara aşağıdaki gibi bir şekil sunulabilir ve onlardan birçok dikkat dağıtıcı L unsuru arasından hedef unsur T harfini bulmaları istenebilir.

Pop-out görsel arama: Kaç <span class=adet yanıltıcı unsur olduğuna bakılmaksızın T harfini ayırt etmek nispeten kolaydır. Fotoğraf: Pete Etchells, the Guardian" src="/public/uploads/photos/907.jpg" style="width: 560px; height: 278px;" />

İnsanlar genellikle bu tür aramada oldukça hızlıdırlar çünkü hedef ve yanıltıcı unsurlar sadece bir özellikte farklılık gösterir. Ama kırmızı T ve mavi L harflerinin arasından kırmızı bir L harfini bulmak gibi birden fazla özellik dikkate alındığında arama daha da zorlaşır.

Birleşik arama: Mavi L ve kırmızı T’ler arasından arama yapmak zorunda olunduğunda kırmızı L harfini bulmaya çalışmak çok daha zordur. Fotoğraf: Pete Etchells, the Guardian

Böyle durumlarda, görüntüyü başından sonuna kadar taramak için geçen zaman, arama dizisinde kaç tane öge olduğuna bağlı olarak sistematik bir şekilde artar. Bu da sezgisel olarak mantıklıdır; sadece iki öge arasında arama yapmak zorunda olduğunuzda hedefi çabucak bulursunuz ancak öge sayısı 10 000’e kadar çıkarıldığında biraz daha zaman harcamanız gerekir:

Sol taraftaki arama dizisinde, kırmızı L harfi oldukça hızlı bir şekilde bulunabilir. Görüntüye daha fazla öge dahil edildiğinde ise işler zorlaşır. Fotoğraf: Pete Etchells, the Guardian

 

Görsel Arama ve Gerçek Hayattaki Arama

Görsel arama ve gerçek hayattaki arama arasındaki ilişkide, görüntünün halihazırda bir hedef barındırması ya da barındırmamasına bağlı olarak farklılıklar gözlemlenir. Bu farklılıkların dışında Bristol Üniversitesi’nin araştırmacıları 2001’de görsel arama paradigmasına dair daha temel bir soru sordular: Gerçek hayattaki arama davranışı ile görsel arama hakikaten benzerlik gösterir mi?  Bu araştırmadan önce,  birçok görsel arama çalışması bu soruyu bilgisayar temelli veya eşdeğerinde bir görevi kullanmak için motivasyon kaynağı olarak almıştır. Çünkü görsel arama önemli bir gerçek hayat davranışıdır ve onu basit, deneysel bir paradigmayla sınırlayarak görsel sistemin çalışma biçimini daha iyi anlayabileceğimiz savunulmuştur.Yine de bu iddia gerçekten hiç kontrol edilmemiştir.

Iain Gilchrist, Alice North and Bruce Hood bu soruyu cevaplamak için basit ama ustaca bir deney geliştirdi. Araştırmacılar, insanlara bilgisayar görüntüsünü tarattırmak yerine bir zemine yerleştirilmiş film şeridi kutuları arasında arama yaptırdılar. Görevleri, hedefi yani kutulardan birinin içine saklanmış bilyeyi bulmaktı. Tıpkı bilgisayar temelli testlerdeki gibi bu deney de hedefin var olduğu ya da olmadığı koşullarda ve görüntüdeki ögelerin sayısı çeşitlendirilerek uygulandı.

Gilchrist ve ekibi geleneksel görsel arama ile bazı benzerlikler aynı zamanda da bazı önemli farklılıklar buldu. Arama süresi, tahmin edileceği gibi, görüntüdeki öge sayısıyla doğru orantılı olarak arttı. Bununla birlikte bilgisayar temelli bir arama görevinde katılımcıların daha önce baktıkları ögelere oldukça sık geri döndükleri gözlemlenebilirken arama deneylerinde bu geri dönüşler diğerine nazaran nadirdi. Bu yüzden Gilchrist’in ekibi arama davranışında bellek (hafıza, hatırlama) süreçlerinin önemli bir rol oynayabileceğini ileri sürdü. Bu iddia mantıklıdır çünkü gerçek hayatı yansıtan bir görüntü üzerinden arama, bilgisayar ekranı üzerinden yapılan aramaya nazaran özellikle fiziksel uğraş bakımından daha çok çaba gerektirir. Dolayısıyla geri dönülen yer açısından seçici olmakta fayda vardır.

Bu fikir 2005’te Bristol’de yeni geliştirilen bir arama laboratuvarında yapılan takip çalışmasında daha kapsamlı bir şekilde araştırılmıştır. Bu araştırmada hedefler ve yanıltıcı unsurlar, film kutuları yerine zemine gömülü halde bulunan ışık ve elektrik düğmeleriyle temsil edildi. Tüm ışıklar başta yeşildi ve çocuklar ışığın renk değiştirip değiştirmediğini görmek için öge konumlarının her birindeki düğmelere basarak gizli bir kırmızı ışığı aramak zorundaydı. Burada önemli olan ise katılımcıların görevi yerine getirmek için harcamaları gereken çabanın arama yaptıkları sırada kullandıkları ellerinin baskın olan elleri olup olmamasıyla ilişkiliydi. Çocuklar, baskın olmayan ellerini kullanmak zorunda kaldıklarında önceden aramış oldukları ögelere geri dönme eğilimini daha çok gösterdiler. Bu da görev için gerekli çabanın hafızanın daha önce ziyaret edilen yerlerden sorumlu kısmını etkilediğini göstermiştir.

Gilchrist deneyi, çok araştılan bir konunun basit bir uzantısıdır. Diğer bir yandan da  psikologların arama eylemine yaklaşımı açısından önemli sonuçlar içermektedir. İnsanların aslında gerçek hayattaki nesneleri nasıl arayabileceklerini daha gerçekçi bir şekilde simüle eden, iyi kontrol edilmiş bir deney laboratuvarı geliştirmek gerekir. Böylece günlük hayatta farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz bir insan davranışı hakkındaki anlayışımızı doğru olarak modelleyebilir ve ilerletebiliriz.


Yazan: Pete Etchells (biyolojik psikolog ve blog yazarı)

Kaynak: Bu yazı theguardian adresinden birebir çevrilmiştir.

Görsel: Where's Wally?/PA

İşaret Dilleri Nasıl Evrim Geçiriyor?

Örümcekler Ağlarını Nasıl Yapar?

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Şule Ölez

Şule Ölez

Editör

ODTÜ EEE '88 mezunudur. Evrim Ağacı'nda genel editörlük ve çevirmenlik yapmaktadır. Ayrıca Kırsal Çevre Derneği'nin aktif üyesidir. İlgi alanları Türkçe ve İngilizce dilleriyle başta bitkiler olmak üzere tüm canlılardır.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim