Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Live Science isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Antimadde, bilim kurgu eserlerinin vazgeçilmezlerinden birisidir. Örneğin Melekler ve Şeytanlar isimli kitap ve sonradan gelen film uyarlamasında Profesör Langdon, Vatikan'ı bir antimadde bombasından kurtarmaya çalışmaktadır. Star Trek’in yıldız gemisi Atılgan, ışıktan daha hızlı yolculuk için antimadde kullanmaktadır.

Ancak antimadde, sadece bilimkurgu ürünü değildir; gerçektir! Antimadde, normal atom altı parçacıkların zıttı özelliklere sahip atom altı parçacıkları ifade eder; yani antimadde, normal maddenin zıttıdır.

Antimadde madde ile karşılaştığında birbirlerini imha ederek etrafa büyük miktarda enerji saçarlar. Antimadde bombaları ve antimaddeyle çalışan uzay gemileri şimdilik çok düşük olasılıklı kavramlar... Ancak antimadde hakkında kafa yorabileceğimiz pek çok gerçek detay bulunuyor!

Antimadde Nasıl Oluşur?

Büyük Patlama'dan sonra antimadde, normal madde ile bir arada oluşmuştur; fakat antimadde bugün yaşadığımız evrende oldukça nadir bulunur bir haldedir. Bilim insanları, antimadde-madde asimetrisi problemi denen bu olayın nedenini henüz tam olarak bilemiyorlar. Antimaddeyi daha iyi anlamak için, madde hakkında daha çok bilgiye sahip olmamız gerekiyor.

Madde, atomlardan oluşur - ki bu atomlar hidrojen, helyum ve oksijen gibi elementlerin temel birimleridir. Madde miktarına bağlı olarak atom sayısı da değişir; örneğin, sadece 16 gram oksijen içinde 6.022×10236.022\times{10^{23}} adet atom bulunur! Bu atomların farklı yapı ve özellikleri, elementlerin farklı niteliklere sahip olmasına neden olur.

Buna rağmen, ufacık bir atomun da "evreni" karmakarışıktır. Çünkü atomların içi, "spin" ve fizikçilerin yeni anlamaya başladıkları "lezzet" adı verilen özelliklere sahip, egzotik parçacıklarla doludur. Bu parçacıkların hareket ve davranışları, atomların niteliklerini belirler. Ancak çok fazla detaya girmeksizin, basit bir perspektiften bakacak olursak, atomlar özünde elektron, proton ve nötronlardan oluşur. Dilerseniz daha fazla detayı parçacık fiziği ile ilgili bu yazımızdan alabilirsiniz.

Antiparçacık Nedir?

Bir atomun kalbi olarak düşünebileceğiniz "çekirdek" kısmında pozitif bir elektrik yüküne sahip olan protonlar ve nötr olan nötronlar bulunur. Negatif bir yüke sahip olan elektronlar, çekirdeğin etrafında yörüngeleri işgal ederler. Yörüngeler, elektronların ne kadar "uyarılmış" olduğunda bağlı olarak değişebilir; uyarılma, ne kadar enerjiye sahip oldukları anlamına gelir.

Antimaddenin elektrik yükü, maddeye göre ters yöndedir. Bu nedenle "pozitron" olarak adlandırılan antielektronlar, elektron gibi davranırlar; ancak pozitif bir yüke sahiptirler. Antiprotonlar ise, adlarından da alaşılacağı gibi, negatif yüklü protonlardır.

Bu antimadde parçacıkları ( ya da kısaca "antiparçacıklar"), CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı gibi büyük parçacık hızlandırıcılarında üretilebilmektedir ve bu sayede üzerlerinde çalışmak mümkündür.

Antimaddeler Nerede Bulunurlar?

Antimadde parçacıkları ultra yüksek hızlı çarpışmalarda oluşturulur. Büyük Patlama'dan sonraki ilk anlarda sadece enerji vardı. Evren soğuyup genişledikçe, hem madde hem de antimadde parçacıkları eşit miktarlarda üretildi. Fakat nasıl oldu da madde, antimaddeye üstün geldi, bunu tetikleyen neydi, henüz kimse bilmiyor.

Her ne sebeple bu kırılma yaşanmış olursa olsun, nihayetinde her 1.000.000.000 (1 milyar) antimadde parçacığı için 1.000.000.001 (1 milyar 1) adet madde parçacığı oluşmuştur. Bu da, nihayetinde maddenin üstün gelmesine neden olmuştur.

Medium

Bu antimadde-madde asimetrisi problemini çözmenin yollarından birisi, Büyük Patlama'dan arta kalan antimaddeyi incelemektir.

Alfa Manyetik Spektrometresi, Uluslararası Uzay İstasyonu üzerine yerleştirilmiş, bu parçacıkları arayan bir parçacık dedektörüdür. AMS, kozmik parçacıkların yolunu büken manyetik alanlar içerir ve bu sayede maddeyi antimaddeden ayırır. Parçacıklar üzerinden geçerken, detektörleri bu parçacıkları değerlendirir ve tanımlar.

Kozmik ışın çarpışmaları rutin olarak pozitronlar ve antiprotonlar üretir, ancak bir antihelyum atomu oluşturma olasılığı, ihtiyaç duyduğu muazzam enerji miktarı nedeniyle oldukça düşüktür. Bu, şu anlama gelir: Eğer tek bir antihelyum çekirdeğinin bile gözlemeyi başarırsak bu, Evren'de başka yerlerde büyük miktarda antimadde bulunduğunun kanıtı olacaktır!

Antimaddeyi Uzakta Aramayın!

Aslında antimadde her an, çok yakınımızda! Az miktarda antimadde, kozmik ışınlar ve uzaydan gelen enerjisel parçacıklar şeklinde Dünya üzerine sürekli olarak yağmur gibi yağar. Dünya'ya ulaşan bu antimadde parçacıkları metrekare başına 1-100 antimadde parçacığı düzeyinde olabilir. Bilim insanları, antimaddenin fırtınaların üzerinde de oluşabildiğini göstermişlerdir. Yani antimaddeyi bulmak için fazla uzağa bakmamıza gerek yoktur.

Bu kadar da değil: Antimadde her yerdedir! Örneğin yediğiniz muzlar, her 75 dakikada bir, bir pozitron saçarak antimadde üretir. Bunun nedeni, muzların doğal olarak oluşan bir potasyum izotopu olan az miktarda potasyum-40 içermesidir. Potasyum-40 bozundukça, süreçte bazen bir pozitron üretilir. Vücudumuz da potasyum-40 içerir, yani siz de pozitron yayıyorsunuz! Antimadde, madde ile temas ettiği anda yok olduğu için, bu antimadde partiküllerini tespit etmek çok zordur. Tabii ki muz veya sizin tarafınızdan üretilen antimaddeler o kadar düşük miktarda ki, dikkate değer ve bilimkurgu filmlerine konu olacak düzeyde bir imha olayı yaşanmıyor.

Dahası, antimaddeleri günümüzde tıp teknolojilerinde kullanmaktayız: PET (pozitron emisyon tomografisi), vücudun yüksek çözünürlüklü görüntülerini üretmek için pozitronlar kullanır. Pozitron yayan radyoaktif izotoplar (tıpkı muzda bulunanlar gibi), vücut tarafından doğal olarak kullanılan glikoz gibi kimyasal maddelere bağlanır. Bunlar, kan dolaşımına enjekte edilirler, orada doğal bir şekilde bozunurlar ve vücuttaki elektronlar ile etkileşerek yok olan pozitronları serbest bırakırlar. Böylece imha edilirler. Bu imha olayları sırasında, tıbbi görüntüleri oluşturmak için kullanılan gama ışınları üretilir.

Ayrıca CERN’ün ACE projesinde çalışan bilim insanları, antimaddeyi kanser tedavisi için potansiyel bir aday olarak görmektedirler. Doktorlar, enerjilerini ancak sağlıklı dokulardan güvenli bir şekilde geçtikten sonra salacak parçacıkları kullanarak tümörleri çok spesifik bir şekilde hedefleyebileceklerini keşfettiler. Antiproton kullanmak, bu sürece fazladan bir "enerji patlaması" eklemektedir ve böylece tümörleri yok etmeye yaramaktadır. Bu tekniğin hamster hücrelerinde etkili olduğu keşfedildi; ancak araştırmacılar, henüz insan hücrelerinde çalışmış değiller.

Bugüne Dek Ne Kadar Antimadde Ürettik?

Antimadde ile madde bir araya gelerek birbirini imha ettiğinde çok büyük miktarda enerji salma potansiyeline sahiptir. Bir gram antimadde, nükleer bombaya denk büyüklükte bir patlamaya neden olabilir! Ancak insanlar olarak üretmeyi başardığımız antimadde miktarı çok küçüktür.

Fermilab’ın Tevatron partikül hızlandırıcısında oluşturulan antiprotonların tümü yalnızca 15 nanogram düzeyindedir. Nanogram, 1 gramın milyarda biri kadardır. CERN'de üretilen antimadde miktarı yaklaşık 1 nanogramdır. Almanya'daki DESY, şu ana kadar yaklaşık 2 nanogram pozitron üretebilmiştir. Yani anlayacağınız, insanların yapay olarak ürettiği antimaddelerin hepsi tek bir seferde bile yok edilseydi, elde edilecek enerji ile bir bardak çay için gereken suyu bile kaynatamazdık.

Sorun, antimadde üretiminin ve depolanmasının verimliliği ve maliyetidir. 1 gram antimadde üretmek, yaklaşık 25 katrilyon kilovat-saat enerji gerektirir ve 100 trilyon dolardan fazlaya mal olur.

World of Weird Things

Doğru Tahmin, Nobel Ödülü Getirdi!

Antimadde ilk olarak 1928 yılında İngiliz fizikçi Paul Dirac tarafından öngörülmüştür. Bu öyle büyük bir öngörüydü ki, New Scientist dergisi Dirac hakkında şöyle yazmıştı: "Sir Isaac Newton’dan sonraki en büyük İngiliz teorisyen!"

Derginin yazdığı üzere Dirac, Einstein'ın ışığın evrendeki en hızlı hareket eden şey olduğunu söyleyen özel görelilik denklemini ve bir atomun yapısını açıklayan kuantum mekaniğini bir araya getirmiştir. Negatif yüklü veya pozitif yüklü elektronlar için çalışan denklemi keşfetmiştir.

Dirac, ilk başta bulgularını paylaşma konusunda tereddüt etse de, sonunda onları kabullendi ve Evren'deki her parçacığın bir "ayna görüntüsüne" sahip olacağını ilan etti. Amerikalı fizikçi Carl D. Anderson 1932'de pozitronları keşfetti. Dirac 1933'de Nobel Fizik Ödülü aldı ve Anderson ise ödülünü 1936'da aldı.

Antimadde Kütleçekiminden Etkilenir mi?

Standart Model, kütleçekiminin madde ve antimadde üzerinde aynı etkiye sahip olması gerektiğini öngörmektedir; ancak bu, bugüne kadar henüz gözlenmedi. AEGIS, ALPHA ve GBAR gibi deneyler, bunu ilk defa gözlemeyi başarmak için uğraşıyorlar.

Kütleçekiminin antimadde üzerindeki etkisini gözlemlemek, bir elmanın ağaçtan düşmesini izlemek kadar kolay değildir. Bu deneylerin antimaddeyi bir tuzakta tutması veya mutlak sıfırın hemen üzerindeki sıcaklıklara soğutmak suretiyle yavaşlatması gerekir. Ve kütleçekimi temel kuvvetlerin en zayıfı olduğundan, fizikçiler bu deneylerde daha güçlü olan elektrik kuvvetinin deneyi parazitlemesini önlemek için nötr anti madde parçacıklarını kullanmak zorundadırlar.

Antimadde Üzerinde Nasıl Çalışırız?

Antimadde, madde ile birleştiği anda yok olduğu için, antimadde üzerinde çalışmak istiyorsanız maddeyle birleşerek yok edilmesini önlemeniz gerekir. Ancak bunu parçacık yavaşlatıcıları sayesinde başarmak mümkün!

Parçacık yavaşlatıcıları, tıpkı parçacık hızlandırıcıları gibidir; ancak onun tersi şekilde çalışırlar: Normalde dairesel parçacık hızlandırıcılarında aşırı yüksek hızlarda döndürülen parçacıklar, her bir turda ek kuvvetlerle hızlandırılırlar. Parçacık yavaşlatıcılarında ise kuvvetler, parçacıkların hızları giderek düşürülecek şekilde uygulanır. CERN'de bulunan Antiproton Yavaşlatıcısı isimli makina, antiprotonları yavaşlatarak onların davranışlarını ve özelliklerini incelemeyi hedefler.

Pozitronlar ve antiprotonlar gibi yüklü antimadde parçacıkları, Penning Tuzağı adı verilen cihazlarda tutulabilir. Bunlar, ufak parçacık hızlandırıcıları gibi düşünülebilir. Bu tuzakların içinde, manyetik ve elektrik alanlar bulunur. Bu sayede antimaddenin tuzağın duvarlarıyla çarpışmasına engellenir. Bu süreçte parçacıklar bir sarmal gibi durmaksızın dönerler.

Ancak Penning Tuzakları, antihidrojen gibi nötr parçacıklar üzerinde çalışmaz. Bu antiparçacıklar yüksüz oldukları için elektrik alanına hapsedilemezler. Bunun yerine, manyetik alanın her yöne doğru genişlediği bir alan yaratmak suretiyle üretilen Ioffe tuzaklarında tutulurlar. Bu tuzaklarda antiparçacıklar, bir kasenin dibinde yuvarlanan bilye gibi, manyetik alanın en zayıf olduğu alanda sıkışıp kalıyor.

Dünyanın manyetik alanı da bir tür antimadde tuzağı olarak işlev görebilir: Antiprotonlar, Van Allen radyasyon kemerleri adı verilen, Dünya çevresinde bulunan manyetik bölgelerde hapsedilebilmektedir.

Scitech Daily

Sıra Dışı Nötrinolar: Kendi Kendisinin Antiparçacığı!

Bir "madde parçacığı" ve bunun karşıtı olan "antimadde parçacığı", karşıt yükler taşırlar ve bu sayede kolay ayırt edilebilirler. Maddeyle nadiren etkileşime giren ve neredeyse kütlesiz parçacıklar olan nötrinoların ise yükü yoktur; dolayısıyla "nötrino antiparçacığı"nın varlığı şüphelidir. Bilim insanları, kendi kendilerinin antiparçacıklarına sahip, varsayımsal bir parçacık sınıfı olan Majorana Parçacıkları isimli bir parçacık kategorisinin olabileceğini düşünüyorlar.

Majorana Göstericisi ve EXO-200 gibi projeler, nötrinoların, "nötrinosuz çift beta bozunması" olarak adlandırılan bir davranışı yakalamaya çalışarak, nötrinoların Majorana parçacıkları olup olmadığını belirlemeyi amaçlamaktadırlar. Bu deneyin mantığı şudur: Bazı radyoaktif çekirdekler aynı anda bozunur ve iki elektron ile iki nötrino oluşur. Eğer nötrinolar kendi antiparçacıkları ise, çifte çürümenin ardından birbirlerini yok ederlerdi ve bilim insanları sadece elektronları gözleyebilirdi.

Majorana nötrinolarını bulmak, antimadde-madde asimetrisinin neden var olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir. Fizikçiler, Majorana nötrinolarının iki çeşidi olduğunu düşünüyorlar: ağır ve hafif. Günümüzde var olanlar "hafif" olanlar. "Ağır" olanlarsa, Büyük Patlama'dan hemen sonra var olmuş olmalıdırlar. Bu ağır Majorana nötrinoları, asimetrik olarak çürümeye uğramıştır ve Evren'imizin var olmasına izin veren, az önce sözünü ettiğimiz ufacık "madde fazlalığı"na yol açmıştır.

Antimaddeden Uzay Gemisi Yapabilir miyiz?

Antimadde parçacıkları madde parçacıkları ile etkileşime girdiğinde, birbirlerini yok ederler ve enerji üretirler. Bu, mühendisler arasında "antimadde ile çalışan bir uzay aracı"nın Evren'i keşfetmek için etkili bir yol olabileceğini spekülasyonuna yol açtı. NASA, bu fikrin maddi tarafına şöyle dikkat çekiyor:

1 miligram antimadde oluşturmak için yaklaşık 100 milyar dolar gerekiyor Bu yüzden ticari olarak uygulanabilir olmak için bu fiyatın yaklaşık 10.000 kat düşürülmesi gerekmektedir.

Enerji üretimi ise bir başka problem. Antimadde oluşturmak için bir antimadde reaksiyonunda elde edilebilecek enerjiden çok daha fazla enerji sarf etmek gerekmektedir. Ancak bu, NASA ve diğer grupların antimadde uzay aracını mümkün kılabilecek teknolojiyi geliştirmek için çalışmalarını engellemiş değil. 2012 yılında Tauri grubundan bir araştırmacı şöyle diyor:

Antimadde ile çalışan bir uzay aracı 40 ile 60 yıl içerisinde kullanılabilir olacaktır.

NASA, 2010 yılında, Tauri Grubu ve diğerlerinin yardımıyla, bir füzyon uzay aracının nasıl çalışabileceğini ayrıntılı olarak anlatan "Teknolojinin Sınırları: Uzay Araştırmaları İçin Atılım Yetenekleri" adlı bir rapor hazırlamıştır.

Antimadde ile üretilen bir uzay aracı konsepti
Antimadde ile üretilen bir uzay aracı konsepti
Avatar

Tasarım, döteryum ve trityum peletleri (nötronları olmayan ortak hidrojenin aksine, çekirdeklerinde bir veya iki nötron bulunan ağır hidrojen izotopları) gerektirmektedir. Daha sonra bir antiproton ışını, içine gömülü bir uranyum tabakasına karşı basacak olan peletlere ışınlanır.

Antiprotonlar uranyuma çarptıktan sonra, her ikisi de yok edilecek ve bir füzyon reaksiyonu yaratacak ve fisyon ürünleri meydana gelecektir. Bu sayede düzgün yönlendirilmiş bir uzay aracı hareket ettirilebilecektir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Türev İçerik Kaynağı: Live Science
  • D. Kwon. Ten Things You Might Not Know About Antimatter. (2015, Nisan 28). Alındığı Tarih: 27 Kasım 2019. Alındığı Yer: Symmetry
  • CERN. Penning Trap. (2019, Kasım 28). Alındığı Tarih: 28 Kasım 2019. Alındığı Yer: CERN
  • CERN. The Alpha Magnets. (2019, Kasım 28). Alındığı Tarih: 28 Kasım 2019. Alındığı Yer: CERN

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/12/2019 12:16:52 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8074

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsan yasalarına baş kaldırabiliriz; ancak doğanın yasalarına direnemeyiz.”
Jules Verne
Geri Bildirim Gönder