Bu içerik, Evrim Ağacı'nın Gerçeklik Analizi Araştırmaları'nın bir parçasıdır. Bu sistem çerçevesinde analiz edilen iddialar, "Gerçek", "Karışık", "Sahte" şeklinde üç sınıfa ayrılmaktadır. Aynı analiz sistemi çerçevesinde, ünlü insanlara atfedilen sözler de incelenmektedir. Bu sözler, "Gerçek", "Hatalı Atıf", "İspatsız" ve "Sahte" şeklinde dört sınıfa ayrılmaktadır.

İddia

Dünya genelindeki 1000 kadar akademisyen, Darwin'in Evrim Teorisi'nin gözden geçirilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Dolayısıyla bilimsel camia ve genel olarak akademisyenler, evrimin gerçekliğine kuşkuyla yaklaşıyor, gerçek olmadığını düşünenlerin sayısı artıyor.

Gerçek mi?

Sahte

Gerçek Ne?

Bilimde gerçekler çoğunluk ile belirlenmez. Buna rağmen eğer ki iddia, evrimin gerçekliğini sorgulayan bilim insanlarının çoğunlukta olması veya sayılarının dikkate değer bir düzeyde olması ise, sayısal bir analiz yapılması gerekmektedir.

Bilim insanları arasında, biyologların yaklaşık %99'u, biyoloji ve ilgi alanlardaki bilim insanlarının yaklaşık %95'i, tüm bilim insanlarının ise yaklaşık %85-90'ı evrimi bir gerçek olarak kabul etmektedir. Konuyla ilgili tüm çalışmalara buradan ulaşabilirsiniz.

İddiaya konu olan Darwinizm karşıtı bildiriye Dünya genelinde imza atan 1043 bilim insanının temsil ettiği sayı, Dünya'daki bilim insanlarının sadece %0.023'üne denk gelmektedir.

Söz konusu Darwinizm karşıtı bildiriye karşı olarak açılan, yani evrimi bir gerçek olarak kabul edenlere yönelik bir diğer bildiri olan Steve Projesi, toplamda 143.000 kişiye denk gelen miktarda imza toplamıştır. Dahası, Uluslararası Evrim Eğitim Bildirgesi, Dünya'daki tüm saygın bilim kuruluşlarının evrimin bir gerçek olduğunu ve okullarda bu şekilde öğretilmesi gerektiğini vurgulayan bir bildirgedir ve Türkiye Bilimler Akademisi de dahil olmak üzere 68 bilim akademisince (tüm Dünya'daki bilim insanlarının yaklaşık %85'ini temsil eden akademilerce) imzalanmıştır.

Dahası, söz konusu bildiri, köktendinci bir Hristiyan düşünce kuruluşu olan Keşif Enstitüsü tarafından, yanıltıcı olacak şekilde, imza sayısını şişirmeyi hedefleyen bir art niyetle hazırlanmıştır; çünkü evrimin gerçek olduğunu düşünen akademisyenlerin de rahatlıkla imza atabileceği bir söz dizgisine sahiptir.

Haberi yeniden gündeme getiren Demirören Haber Ajansı (DHA) gibi kaynaklar, bağlam bilgisi vermeyerek halkı yanlış yönlendirmeyi hedeflemektedirler.

Bu bildiriler hakkındaki detaylı bir analize buradaki yazımızdan ulaşılabilir.

İddianın Kökeni

İddianın temeli, Keşif Enstitüsü (Discovery Institute) isimli bir Akıllı Tasarımcı organizasyonun evrimin bilimsel arenadaki kabul edilirliğinin genişliği gerçeğine halk arasında gölge düşürmek amacıyla başlattığı yanıltıcı bir bildiriye dayanmaktadır. Bildiri, Darwinizm'den Bilimsel Bir Ayrılış (A Scientific Dissent from Darwinism) adıyla yayınlanmıştır.

Türkiye'de ise uzun bir aradan sonra Demirören Haber Ajansı (DHA) isimli ajans tarafından gündeme getirilmiştir. Haberin hazırlanış biçimi, kullanılan ton ve hiçbir arka plan bilgisinin verilmemiş oluşu, Keşif Enstitüsü'nün halk arasında düşürmeye çalıştığı gölge ile paralel bir yapıdadır. Konuyla ilgili gerekli arka plan bilgisi buradan alınabilir.

Bilgiler

Bu iddiada sözü edilen bildiriyi ve bu bildiriye karşı olarak başlatılan bir diğer bildiriyi, bunların arka planını ve tüm detaylarını buradaki analizimizde işlemiştik. Dolayısıyla size tavsiyemiz, doğrudan o yazımızı okuyarak bu konuda detaylı bilgi almanızdır.

Ancak daha kısa bir özet isterseniz, DHA tarafından yapılan haberin bağlamını şöyle özetleyebiliriz:

Yaratılışçılık ve Akıllı Tasarım

Yaratılışçılık; en genel tanımıyla, Evren içinde var olan her şeyin bir anda, son halleriyle, hiçbir şekilde değişmeksizin, bir süpergüç tarafından önceden tasarlanarak, "puf" diye varlık sahnesine çıkacak biçimde yaratılıverdiğine dair inançtır. Teizmin en yaygın formlarından birisi olan yaratılışçılık, Türkiye'de olduğu gibi ABD'de de özellikle eğitim ve politika sistemine müdahale etmeye çalışmıştır. Hedef, yaratılışçılığı bir "bilim" olarak eğitim sistemine sokmak ve evrimsel biyolojinin gücünü azaltmaktır. Ancak ABD'de açılan davalar sonucunda, yaratılışçılığın "bilim dışı" olduğu, dolayısıyla ABD Anayasası'nın 1. Maddesi ile çeliştiği mahkemelerce tasdiklenmiştir. Böylece eğitimden evrimi çıkarma ve İncil'e dayalı yaratılışı sokma hayalleri suya düşmüştür.

Bu sorunu çözmek isteyen yaratılışçılar, İncil'in Tanrı kavramını ideolojilerinde gizli tutarak, genel bir "süpergüç" kavramı ile şanslarını denemeye karar vermişlerdir. Yani herhangi bir spesifik tanrı kavramına işaret etmeksizin, genel geçer bir süpergüç kavramı yaratarak, kendilerini Akıllı Tasarımcılar (Intelligent Designers) olarak konumlandırmışlardır. Bu kişiler, evrim gibi doğa yasalarının ya çok kısıtlı etkilere sahip olduğuna inanmaktadır, ya da var olan etkilerinin bu genel geçer süpergüç tarafından denetlendiğini ileri sürmektedirler (ancak buna yönelik herhangi bir bilimsel kanıtları bulunmamaktadır). Bu yeni kurumsal kimlikleri ile evrim karşıtı ajandalarını ABD'nin eğitim sistemine sokup, evrim eğitimini çıkarmaya çalışmışlar; yaratılışçı ajandayı sürdürmeyi denemişlerdir. Ne var ki, ABD mahkemeleri bu "makyajlı kimliği" tespit etmiş ve Akıllı Tasarım'ın da yaratılışçılıktan hiçbir farkı olmadığını tasdiklemişlerdir. Tüm bu olayların gelişimini buradaki listeden İngilizce olarak görebilirsiniz.

Sadece mahkemeler tasdiklediği için değil; aynı zamanda akademik herhangi bir altyapısı bulunmuyor olmasından ötürü Yaratılışçılık da, Akıllı Tasarım da bilimsel olarak geçerli değillerdir ve Dünya'daki tüm saygın bilim cemiyetlerince reddedilmişlerdir! Bu ikili, bireysel inançlara dayalı, birbiriyle sıkı sıkıya ilişki içinde olan şahsi ideolojilerdir. Bu konuyla ilgili olarak geliştirilmiş olan Scott Skalası'na buradan göz atabilirsiniz.

Tüm hukuki yenilgilerine rağmen yaratılışçılık ve Akıllı Tasarım, kiliseler ve diğer din kurumları aracılığıyla topladıkları maddi destekler ve ABD'deki vergi muafiyetleri sayesinde çok yüksek maddi gelirlere erişerek bu ideolojilerini halk arasında yaymayı sürdürmüşlerdir.

Bunun bir uzantısı olarak, Hristiyan köktendinci kuruluşu Keşif Enstitüsü (Discovery Institute) durmaksızın halk arasında evrime yönelik algıyı zayıflatmak adına içerikler üretmiş, videolar hazırlamış ve bildiriler yayınlamıştır. İşte iddiaya konu olan bildiri de, bu çabaların bir uzantısıdır.

Her iki ideoloji de, Hristiyan argümanlarının İslamlaştırılması yoluyla ülkemize de ihraç edilmiş ve aynı argümanlar, kültüre harmanlanarak birçok kişi ve kurum tarafından halk arasında yayılmıştır ve halen de yayılmaktadır. Türkiye'de meşhur olan birçok yaratılışçı ve akıllı tasarımcı kişi ve kurum, ABD'deki yaratılışçılar ve akıllı tasarımcılar tarafından fonlanmış ve/veya fonlanmaktadır. Bu kişiler, halk arasında bilime yönelik ilgiyi sönümlemek adına faaliyetler yürütmekte, evrim veya iklim değişimi gibi bilimsel gerçeklerin halkça anlaşılmasının önüne geçmeyi hedeflemektedir.

Keşif Enstitüsü'nün Darwinizm'den Ayrılış Bildirisi

Gelelim söz konusu bildiriye... Bildirinin tüm detaylarını burada işledik; dolayısıyla size tavsiyemiz, buradaki özettense oradaki detayları okumanızdır. Ancak burada kısa bir özetle geçmek, işin detaylarının art niyetini görmeyi sağlayacaktır.

Söz konusu  bildiride aynen şunları yazar:

Rastgele mutasyonların ve doğal seçilimin yaşamın karmaşıklığına sebep olabileceği konusunda şüpheciyiz. Darwinsel teorinin dikkatle incelenmesinin teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Görüleceği üzere bu ifade, "Evrime karşıyım." demek değildir! İfade, bilimsel bir kurama şüphe ile yaklaşılması gerektiğine katıldığımızı göstermektedir. Zaten bilimde her şeye şüphe ile yaklaşırız. Tabii ki Evrim Kuramı'na da şüphe ile yaklaşmalıyız! Dolayısıyla yukarıdaki bildiriye biz de, evrimsel biyologlar olarak imzamızı atabiliriz!

Ancak Evrim Kuramı'na kişisel inançlarla yaklaşmak ile, şüphe ile yaklaşmak arasında oldukça büyük bir fark vardır. Keşif Enstitüsü'nün ayırmayı başaramadığı budur. Amaç, köktendinci ideolojiyi genele dikte etmek olduğunda, bu kişilerin bilimsel bir teoriye "şüphe ile yaklaşma" talebi anlamsız olmaktadır. Şüphe ile yaklaşılması gereken şeylerin başında, Keşif Enstitüsü gibi kurumların amaç ve emelleri gelmektedir.

Kaldı ki, bildirideki ifadenin kendisi bilimsel olarak doğru bile değildir. Bildirinin ilk cümlesinde sözü geçen mekanizmalar, evrimin sadece küçücük bir kısmıdır: Rastgele mutasyonlar ve Doğal Seçilim, evrimin bugüne kadar tanımlanmış onlarca mekanizmasından sadece ikisidir. Evrimsel biyologlar, türlerin değişimini ve karmaşıklığını açıklamak için bu iki mekanizmadan çok daha fazlasını kullanırlar. Dolayısıyla elbette ki bu ikisi canlılığın çeşitliliğinden sorumlu değildir, çok ama çok daha fazlası vardır.

Demirören Haber Ajansı'nın Algı Yönetimi

Ajans tarafından yapılan haberde, şu cümlelere yer veriliyor.

Bildirgeyi imzalayanlar arasında Harvard, Yale, Colombia, Cornell, Princeton Üniversitesilerinde doktora yapan akademisyenler yer alıyor.

RationalWiki sitesi tarafından imzacılar üzerinde yapılan detaylı incelemede, bu bildiriye imza atanların büyük bir kısmının evrim hakkında görüş bildirecek akademik yeterliliğe sahip olmadığı, birçoğunun biyoloji ve ilişkili bilimlerle alakasız sahalarda çalışmalar yürüttüğü, hatta bazılarının hiçbir akademik çalışması bulunmadığı veya akademik unvanı aldıktan sonra bilimsel çalışmalarını sonlandırdığı görülmektedir.

RationalWiki'den bağımsız olarak, DHA'nın öne çıkardığı üniversitelere ve güncel imzacılar listesine odaklanacak olursak, tüm imzacılar arasında:

  • Harvard Üniversitesi'nden bildiriye imza atan sadece 4 kişi bulunmaktadır; bunların sadece 2 tanesi Harvard'da akademisyendir (diğer ikisi doktoralarını oradan almıştır) ve bunlardan da sadece 1 tanesi (Paul Ashby) evrim ya da yaratılışçılık konusunda akademik altyapıya sahiptir.
  • Yale Üniversitesi'nden sadece 1 akademisyen bulunmaktadır. Mark Pritt, Yale Üniversitesi Matematik Bölümü'ndendir. Listede bulunan bir diğer isim, doktorasını Yale Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri'nden almıştır.
  • ABD'de "Colombia" diye bir üniversite bulunmamaktadır. Doğrusu, Columbia Üniversitesi'dir. Columbia Üniversitesi'nden bildiriye imza atan sadece 2 kişi bulunmaktadır. Bunlardan biri, tıp fakültesinde patolog olan Frederick T. Zugibe'dir. İsminde Columbia geçen diğer üniversiteler, Columbia İncil Okulu, University of British Columbia gibi okullardır.
  • Cornell Üniversitesi'nden 13 kişi imza atmıştır. Bunlar arasında 1 bilgisayar bilimci, 1 makina ve havacılık mühendisi, 1 inşaat ve çevre mühendisi, 2 fizikçi, 1 astrofizikçi, 1 bahçıvan, 1 pomolog (meyve bilimci) bulunmaktadır. Sadece 5 tanesi evrimle ilişkili olabilen sahalardandır: biyokimya, hayvan bilimi, moleküler farmakoloji, bitki patolojisi, genetik. İmzacılardan biri ise, üniversitenin matematik ve bilgisayar bilimlerinden doktora almıştır.
  • Princeton Üniversitesi'nden 14 kişi imza atmıştır. Bunlardan 10 tanesi Princeton Üniversitesi ile ilişkilidir; diğerleri Princeton Üniversitesi'nden doktoralarını almış veya post-doc olarak çalışmıştır; ancak artık başka kurumlarda çalışmaktadırlar. O 10 imzacı arasında 1 jeofizikçi, 1 matematikçi, 1 makina mühendisi, 2 kimya mühendisi, 1 psikolog bulunmaktadır. Evrimle ilişkili olabilecek sahalarda çalışan sadece 4 kişi vardır ve hepsi kimyagerdir.

Türkiye'den İmzacılar

Ülkemizden de bu bildiriye imza atan isimleri görmek mümkün. Bu kişiler şöyle:

Bir Yaratılışçı Klasiği: Din ile Bilimi Yüz Yüze Getirmek...

Ayrıca bu iddianın sahibi olan ideolojinin ve savunucularının bir diğer sorunu, durmaksızın şahsi inançlar ile bilimi karşı karşıya getirerek izleyiciler üzerinde duygusal bir yük yaratma ve onları bu duygusal yük aracılığıyla bilimden uzaklaştırma çabası güdüyor olmalarıdır.

Her ne kadar ideologlar, evrimi ateizm ile ilişkilendirmeye çalışıyor olsalar da, bilim insanlarının %90'ından fazlası evrimi kabul etmesine rağmen, %50'si civarı inançlı kişilerdir. Eğer dedikleri doğru olsaydı, bu iki oranın birbirine eşit veya yakın olmasını beklerdik. Dolayısıyla rahatlıkla söyleyebiliriz ki evrimin gerçekliğinin kabulünün inançlar ile doğrudan bir ilgisi yoktur; olsa olsa burada anlattığımız gibi bir dolaylı etkisi olabilir. Bu dolaylı ilişkiyi şöyle özetleyebiliriz:

Bilim ile din arasında bir çatışma varsa, bu çatışma kişinin kendi iç dünyasında olan bir çatışmadır. Bilim gerçekleri ortaya koyar veya en azından en objektif ve güvenilir şekilde gerçeklere olabildiğince yaklaşmayı hedefler. Ortaya konulan bu gerçekleri şahsi inançlarımız ve felsefemiz dahilinde nasıl yorumlayacağımız, bize ve kendi dünya görüşümüze kalmıştır. Ateist bir insan bu gerçeklere bakarak Evren'in doğal nedenlerle bu şekilde olduğunu düşünür. Deist biri bu gerçeklere bakarak, Evren'in en başta bir süpergüç tarafından yaratıldığını, ancak sonrasında doğal yollarla günümüze kadar geldiğini düşünür. Teist biri bu gerçeklere bakarak, Evren'in hem bir süpergüç tarafından yaratıldığını, hem de onun tarafından her an yönetildiğini düşünür. Ancak bunların hiçbiri, evrimin gerçekliğini değiştirmez.

İşte bireylerin iç dünyasına karışıp, onları şu veya bu ideoloji ile yoğurmaya çalışan kişi ve kurumlar neredeyse istisnasız olarak art niyetlidir ve belirli üst emellere sahiplerdir. Bu nedenle, eğer ki amaç bilimsel gerçekleri öğrenmek ve sonrasında kendi iç dünyamızda bunları değerlendirmek ise, Keşif Enstitüsü gibi yanıltıcı, bilimsel dayanağı bulunmayan, bilim karşıtı organizasyonlara karşı temkinli olmakta fayda vardır.

Steve Projesi ve Evrimin Bilim Camiasındaki Kabulü

Akıllı tasarımcıların iddiasının temelsizliğini göstermek isteyen Amerika'nın eğitim ve bilim konusunda en önde gelen kurumlarından biri olan Ulusal Bilim Eğitimi Merkezi, Steve Projesi adı altında bir parodi deney yapmaya karar vermiştir. Bu parodi deneyde bilim camiasında bulunup, ismi Steve veya türevleri (Stephen, Stephanie, vs.) olan bilim insanlarının şu bildiriye imza atması istenmiştir:

Evrim Kuramı; son derece sağlam kanıtlarla desteklenen, bir bilim olan Biyoloji açısından bütünleştirici nitelikteki, varlığını destekleyen sayısız veri bulunan, tüm canlıların ortak bir atadan geldiğini gösteren bilimsel geçerliliğe sahip bir kuramdır. Her ne kadar Evrim Kuramı'nın nasıl ve ne yöntemlerle işlediği konusunda hala münazaralar varsa da; Evrim'in varlığı ya da Doğal Seçilim'in doğadaki gerçekliği konusunda geçerli hiçbir tartışma bulunmamaktadır. Tamamen bir sahte-bilim (pseudoscience) olan Akıllı Tasarım ve benzerlerinin okulların müfredatında bulunması bilimsel olarak uygunsuzdur ve pedagojik olarak sorumsuzluktur.

2019 itibariyle bildiriye imza atan sadece ABD'de yaşayan ve ismi Steve (ve türevleri) olan bilim insanlarının sayısı 1437 kişidir.

Steve isminin ve türevlerinin ABD'deki tüm popülasyonun %1'ine karşılık gelmektedir. Yani bildirinin istatistiki karşılığı şudur: Evrimin gerçekliğini kabul edip, Akıllı Tasarım gibi ideolojilere karşı olan toplamda 143.700 kişidir. Üstelik Ulusal Bilim Eğitimi Merkezi'nin bildirisi çok da açık, net ve isabetlidir.

Yani Keşif Enstitüsü'nün tüm Dünya'daki bilim insanları arasında 18 yılda topladığı 1043 imzaya karşı; 16 senede, sadece ABD akademisinde bulunan ve sadece Steve ismi (ve türevlerine) sahip olan evrim destekçisi 1437 akademisyen imzası toplanmıştır.

Bu bildirilerin bize verdiği tek bilgi şudur: Akademik camia, evrimi genel geçer olarak kabul etmektedir.

Detaylar İçin

Konunun epey detayı bulunuyor.

Tüm bunları, buradaki analizimizde detaylıca işlemiştik; dolayısıyla lütfen o yazıyı okuyarak bu konudaki bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder