Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Evrim, Bilim ve Din yazı dizisinin 1. yazısıdır. Dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Hayır! 

Evrimsel Biyoloji, Evrim Teorisi ve doğadaki evrim yasası (ve bunları anlamak) ile ateizm ya da herhangi bir diğer dini duruşun doğrudan hiçbir alakası yoktur. Evrimi anlamak için ateist olmanız gerekmemektedir! Evrimi kabul etmenin "şartlarından biri" inançsız olmak değildir!

Bu makalemizde bilim ile inanç arasındaki ilişkiyi inceleyecek ve evrimsel biyoloji ile şahsi inançlar arasında nasıl bir alaka (veya alakasızlık) olduğunu okurlarımıza göstermeye çalışacağız. Umarız tüm okurlarımız için faydalı olacaktır.

Evrim karşıtı ve bilim düşmanı olan kitleler, evrimi kabul etmek için ateist olmanız gerektiğini, dolayısıyla da cehennemde yanacağınızı söyleyerek insanları korkutmayı ve bilimden uzak tutmayı hedeflemektedirler. Sistemli ve istikrarlı bir şekilde sürdürülen bu yalan, günümüz halklarında evrimsel biyolojiden korkuyu ve nefreti doğurmuştur. Halbuki objektif bir duruşa sahip her birey, evrimin (ya da herhangi bir bilimin) dini inançlarla alakası olamayacağını görecektir.

İnançlar, insanların kültürel evriminin bir sonucu olarak ortaya çıkan düşünce sistemleridir. Tıpkı bilim gibi merak ve sorgulamadan doğmuştur. Ancak zaman içerisinde iki zıt yöne giden bu düşünce sistemlerinden din, sorgulamayı ve düşünmeyi belli bir noktaya kadar uygun görürken (bazı sistem ve sektlerde hiçbir şekilde izin verilmez); bilim, her türlü olay, olgu ve argümanı sorgulamayı, test etmeyi, sınamayı, gözden geçirmeyi vb. öğretir bir hal almıştır.

Bilim, kişisel isteklere ve inançlara bağlı olarak değiştirilemeyen, net sınırlara sahipken; dini inançlar böyle değildir. Aynı inancın bile onlarca, yüzlerce, binlerce farklı alt türü bulunabilmektedir ve bunlar birebir aynı kaynakları kullanıyor olmalarına rağmen birbiriyle çelişen nitelikte olabilirler. Öyle ki, sokaktan çevireceğiniz iki insanın dini meselelerde (hadislerin güvenilirliği, mucizelerin anlamı/gerçekliği, miras dağıtımı, kadın-erkek eşitliği, vb.) aynı görüşte olması pek mümkün değildir. Bu sebeple tek bir dinin altında on binlerce farklı yorum grubu (mezhep) bulunurken, bilimsel bir kuramla ilgili şahsi düşüncelerden veya yorumlardan kaynaklı gruplar bulunmaz.

Bu demek değil ki bilim insanları her konuda mutlak bir görüş birliği içindedirler. Elbette belli başlı bilimsel araştırmalarda anlaşmazlıklar vardır. Ancak bu anlaşmazlıklar şahsi inançlardan değil, veri yetersizliğinden doğarlar. Bu tür anlaşmazlıklar, hipotez geliştirme evresinde daha sık görülür; teoriler düzeyinde ise çok daha nadirdir. Önünde sonunda gerekli verilere ulaşıldığında (ki eğer ki bilimsel olarak çalışılabilir bir mevzu ise bu verilere er ya da geç ulaşılır), bu gruplardan sadece haklı olan varlığını sürdürür ve diğer görüşlerde olanlar da bu gruba katılır.

Katılmak zorundalar mı? Elbette hayır! Ancak "Veriler onu gösteriyor olabilir ama ben böyle düşünüyorum." ya da "Diğer tarafın verilerine inanmıyorum; benim inancıma göre bu böyledir." şeklindeki itirazlara bilimde yer yoktur. Ya aksi yönde kanıt toplar, deney yapar, saygın dergilerde akademik makaleler yayımlarsınız ya da dikkate alınmazsınız. Bu, nettir.

Din gibi öznel konularda ise "Ben bunun böyle olduğuna inanıyorum." dedikten sonra yapılabilecek çok fazla bir şey yoktur. Kendi inancınız çerçevesinde karşı argümanlar üretebilirsiniz; ancak bunları sistematik bir şekilde ispatlamanız ve nesnel bir şekilde sınamanız mümkün olmadığı için, en nihayetinde "bireysel görüş" seviyesinde kalacaktır. Karşı tarafı ikna etme başarınız, elinizdeki verilerin sağlamlığı veya deneyinizin iyi çalışılmış olmasından ziyade bireysel iletişim becerileriniz ve karşı taraf ile kurduğunuz ilişkiye dayalıdır. Bilimdekinin aksine, inanca dayalı argümanlarda hakem denetimi, akran görüşü, tekrar deneyleri, çifte kör deneyleri, uzamsal çalışmalar, değerlendirme makaleleri, vb. bulunmaz.

Evrim Teorisi de Darwin tarafından (oldukça sancılı bir süreçten sonra) ilk defa ilan edildiğinden sonraki ilk birkaç yılda, inanç sistemleri adeta ikiye bölünmüştü (sadece inanç dünyasını değil, bilim camiasını da): Bir grup evrimin kabul edilemez bir "şeytanlık" olduğunu savunurken, diğer gruptaki dindar kitleler evrimi "Tanrılarının muhteşem yaratış biçimi" olarak görüp, bilimin baş döndürücülüğü karşısında heyecana kapılmışlardır. Her ne kadar ikinci grup bilimden hoşlanan ama aynı zamanda çeşitli dinlere bağlı insanlar için kulağa hoş gelse de, bilimsel olarak her iki grup da hatalıdır: Çünkü inançlar daha fazla bilimsel araştırma yapmak için motivasyon (veya bilimsel araştırmalar önünde engel) olabilirler; ancak inanca dayalı argümanlar, bilimsel gerçekler açısından olumlu da olsa, olumsuz da olsa bilime dahil edilemezler; edilmemelidirler!

Neden mi? Bunun bilim felsefesi açısından temel detaylarını burada anlatmıştık; mutlaka okumanızı tavsiye ederiz.

Evrim ve Dini İnançlar Hakkında İlgili Sık Sorulan Sorular

Bu konular, Evrim Ağacı'nda etraflıca analiz ettiğimiz konular olduğu için, aklınıza takılabilecek bazı soruların yanıtlarını burada bulabilirsiniz:

Evrim/Bilim ve Ateizm Neden Bu Kadar İlişkili?

Bu konuda çeşitli psikolojik çözümlemeler yapmak mümkün olsa da (çoğu ateistin dindarlığının azalmasının bilimle daha fazla haşır neşir olmaları ile ilişkili olması gibi), bunun asıl nedeninin bilim felsefesinde yattığı anlaşılmalıdır. Bilimin kalbinde yatan ve "Boş Hipotez" adı verilen bu temel nedenle ilgili ve bu nedenin ateizm ile neden örtüştüğü ile ilgili kapsamlı bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Evrim Ağacı'nın Ateizm ve Din Konusundaki Tutumu Nedir?

Evrim Ağacı olarak bizler, nasıl ki herhangi bir şekilde yaratılışçıların ve akıllı tasarımcıların şahsi inançlarından ötürü evrimi kısmen ya da tamamen reddetmelerini hiçbir şekilde kabul etmiyorsak ve tamamen karşılarındaysak, ateistlerin de bilimsel gerçekleri dinlere saldırı amacı olarak kullanmalarına ve evrimi bir "ateizm unsuru" olarak görmelerine kesinlikle karşıyız.

Bu sebeple İlkelerimiz'den de okuyabileceğiniz gibi Evrim Ağacı içerisinde her türlü şahsi inancın ve duruşun propagandasına engel olmaktayız. Elbette bizlerin de şahsi inançlar konusunda kendimize ait ayrı ayrı görüşlerimiz var; ancak bu görüşlerin evrimsel biyolojiye ve bilime dahil olmaması için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz.

Ancak bu söylediklerimiz ile istatistiki veriler arasında bir uyuşmazlık olduğu düşünülebilecektir. Bir göz atalım:

Bilim İnsanları Arasında Evrim Ne Kadar Kabul Ediliyor?

Bilim insanları arasında, biyologların yaklaşık %99'u, biyoloji ve ilgi alanlardaki bilim insanlarının yaklaşık %95'i, tüm bilim insanlarının ise yaklaşık %85-90'ı evrimi bir gerçek olarak kabul etmektedir. Bu konudaki kapsamlı analizimizi buradan okuyabilirsiniz.

Halk Arasında Evrim Ne Kadar Kabul Ediliyor?

Halk arasında evrimin kabul edilme oranı, bilim insanları arasında olana göre daha düşüktür. Ancak evrimin halk arasındaki kabulü de giderek artmaktadır!

Bilim İnsanlarının Çoğu Ateist mi?

Hayır. En azından büyük ihtimalle hayır. Ama çoğu teist de değiller. Bu konuda yapılan çalışmalar, genel bilim camiasındaki oranın %50'ye %50 civarında dağıldığını göstermektedir. Bu konudaki kapsamlı yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Evrimsel Biyologlar Arasında Ateizm Neden Yaygın?

Bu konu hakkında detaylı bir yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Ne Tür Bir İnanca Sahip Olduğumu Nasıl Öğrenirim?

Bu konuda nihai kararı sizden başka kimse veremez. Ancak dini inançlar konusunda geliştirilmiş olan Dawkins Skalası ile, var oluşa yönelik yaklaşımla ilgili Scott Skalası size yol gösterebilir.

Sonuç ve Tartışma

Hiçbir bilim insanı ve aklı başında insan, evrimi veya herhangi bir bilim dalının içeriklerini kabul etme ile ateizm ya da herhangi bir diğer dini duruş arasında doğrudan bir ilişki olduğunu iddia edemez. Edecek olursa zaten bu kendi şahsi görüşü olacaktır. Bunun çok basit bir nedeni vardır:

Dinlerin hiçbiri ve hiçbir içeriği, bilimsel değildir. Bilimsel olmaması, insanların inanmamaları gerektiği anlamına gelmez. Ancak bilimsel kriterlerle değerlendirilebileceği anlamına da gelmez. Çünkü inançlar, adı üzerinde, sadece birer "inanç"tır ve hiçbir mantıki sorgulama veya bilimsel araştırma ile yaratıcı güçlerin var olup olmadığını anlayamayız. Elbette burada, yukarıda da yapıldığı gibi, teistik ve deistik inançların birbirinden ayrılması gerekmektedir. Antik dini kitapların içeriklerinin moderniteden ve gerçeklerden uzak olduğu bilinmektedir. Bu uzaklık, birçok farklı dini görüş tarafından modern hale getirilmeye çalışılmaktadır. Özellikle Hıristiyanlık'ın bugünkü en ciddi tartışmalarından biri, İncil'in içeriğinin modern yorumu hakkındadır. İslam'da da benzer bir durum görülmekte, farklı din adamları farklı görüşler beslemektedirler. 

Ne olursa olsun, bilimsel araştırmalar dini öngörüleri ve sezgileri yanlışlayabilir (bunun birçok örneği bulunmaktadır; farklı yorum becerileriyle bu yanlışlamaları reddeden inançlı insanlar olsa da). Bu durumda, bilimin hatalı olduğunu ve mutlaka kitapların doğruyu söylemesi gerektiğini savunmak, aşırı bir tutuculuk olacaktır. Çünkü neredeyse her zaman, bilimin öngörüleri ile keşiflerinin gerçeğe binlerce kat daha yakın olduğu görülmüş ve deneyimlenmiştir. Hatta şimdiye kadar bilimin hatalı öngörüde bulunup, buna rağmen dini kitaplar veya açıklamaların daha isabetli olduğu ve sonunda gerçekten de dini görüşlerin haklı olduğunun görüldüğü bir durum bulmak olanaksızdır. Bu, dinlerin zayıf veya başarısız olmalarından çok, bilimin gerçeğe ulaşma yönteminin diğerlerine göre tartışılmaz bir üstünlüğü ve güvenilirliği olmasındandır. 

Ne açıdan bakarsak bakalım, dini görüşlerimiz ile (ve aslında her türlü şahsi görüşümüz ile), bilimsel duruşumuzun birbirine karıştırılmasının kocaman bir hata olduğu görülecektir. Bilim, dini görüşleri doğrulamak ya da yanlışlamak için var olan bir araştırma türü değildir. Bilim, gerçeği bulma sanatıdır. Eğer gerçekler dini öngörülerle uyuşuyorsa ne ala! Ancak uyuşmuyorsa, kendisini düzeltmesi gereken bilim değildir.

Tüm bunların ışığında, evrimi kabul etmek için dini görüşlerinizi tamamiyle reddetmenizin gerekmediğini anlamak mümkündür. Elbette katı katıya teistik bir görüşe sahipseniz, bilimsel gerçekleri kabul etmek zor gelebilecektir. Ancak deistik bir evren modelini savunan birçok insanın, yüksek bir oranla evrimi kabul ettiği görülmektedir. Dolayısıyla bilimsel gerçeklerin kabulü, insanın kendi iç hesaplaşmaları sonucunda olacak bir sonuçtur. Hiç kimse bir diğerini şahsi görüşleri konusunda zorlayamaz ve belli bir sonuca varması için baskı uygulayamaz.

Benzer şekilde, elbette ki bilim insanlarının tümünün, bir kısmının ya da bazılarının şahsi görüşleri, bizlerin şahsi görüşlerini etkileyecek değildir. Ancak bu alanlarda en derinlemesine çalışmalar yürüten ve en geniş bilgilere, en birincil elden ulaşma imkanı olan insanlar olarak, bilim insanlarının bu konudaki tutumları, özellikle de istatistiki olarak bizler için anlam ifade etmektedir. Kimse herhangi bir bilim insanı kabul ediyor diye evrimi kabul etmeyecektir ve benzer bir şekilde herhangi bir bilim insanı inançsız diye inançlarından vazgeçmeyecektir. En azından doğrusu bu olmalıdır. Herkes kendi araştırmasını, derinlemesine yapmalı, bol ve çok farklı kaynaklardan okumalı ve kendi sonuçlarına varmalıdır. Unutulmamalıdır ki evrim gibi bilimsel bir konuda yalnızca bilim insanlarının çıkarımları önem arz ederken, şahsi inançlar konusunda hiç kimsenin çıkarımları, bir diğeri için önem arz etmemelidir.

Peki bilime olan yakınlığın artmasıyla evrimin kabulünün artması, inançların ise azalması arasında ne gibi bir ilişki vardır? İlkinin cevabı çok basittir: bilimsel gerçekleri öğrendikçe evrimin kabul oranı artar, çünkü evrim bir doğa yasasıdır. Artık her aklı başında birey bunu bilmekte ve anlamaktadır. İkincisi ise biraz daha çetrefillidir: bilimsel düzeyin artmasıyla inançların azalma sebebi, daha önceden inançla izah edilen olguların, tamamen somut ve mekanistik temellerinin bilim dahilinde görülüyor olmasıdır. Zaten insanların dini sistemlerinin evrim geçirmesi de bundandır. Yukarıda verdiğimiz diğer yazımızda da değindiğimiz gibi, insanlar doğaya tapmakla başlayıp, insansı tanrıları var etmiş, sonundaysa günümüz inanç sistemlerini geliştirmişlerdir. Bu basamakları tetikleyen unsur ise her zaman evreni anlayışımızın artmasıyla birlikte eski inançlarımızın isabetsizliğini görmemiz ve onları geliştirmemiz olmuştur. Günümüz inanç sistemleri de, gerçeklere bağlı olarak ister istemez evrim geçirmektedir. Örneğin evrime karşı olarak doğan yaratılışçılık, %100 inanç sistemlerinden gücünü almaktadır ve evrimi tamamen reddetmektedir. Ancak bunun mantıklı bir şekilde yapılamayacağı görülerek, bu kitleden olan insanlar kademeli olarak koparak, "evrim vardır; ancak yaratıcı kontrol eder" şeklinde bir görüşe dayanan akıllı tasarımı geliştirmişlerdir. Tarihteki inanç sistemlerinin değişimi de ya bu şekilde akla, mantığa ve bilime dayalı olarak, ya da silah/kılıç zoruyla olmuştur. Muhtemelen gelecekte de bu inanç sistemleri çok daha farklı yönlere gidecektir. Dolayısıyla, bilimsel düzey ile inançsızlık arasında evrensel bir bağ bulunmamaktadır; ancak gerçeklere yaklaşmak her zaman insanların inançları üzerinde belirli etkiler yaratmıştır.

Farklı şekillerde izah ettiğimiz gibi, bilimsel şüphecilik sınırları dahilinde yaratıcı güçlerin var olması muhtemeldir (birçok farklı ve şu anda hayal dahi edilemeyecek şeyin var olmasının muhtemel olması gibi); ancak şimdiye kadar böyle bir güce dair tek bir doğrudan kanıt bulunamamıştır ve var olan açıklamaların tamamı dolaylı yoldan, karmaşıklığı ya da kusursuzluğu temel alan, dolayısıyla bilimsel metodolojiye uymayan argümanlar içermektedir. Bizler, bir iddianın pozitif bilimler ile kanıtlanana kadar geçersiz olduğunu düşünmekteyiz. Görüşümüzü bilim camiasının ciddi bir çoğunluğunun savunduğunu tahmin etmekteyiz.

Her ne olursa olsun, evrim ile inançlar, fizik ile inançlar, bilim ile inançlar ne karşı karşıya gelmeye zorlanmalı, ne de bir arada analiz edilmeye uğraşılmalıdır. Stephen Jay Gould'un savunduğu gibi bilim ile din örtüşmeyen alanlar olarak görülmelidir ve ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bilimsel yöntem ve bilimsel gerçekler çok iyi anlaşılmalı, dini sistemlerin metotlarının bilimden tamamen farklı olduğu kavranmalıdır. Ancak bundan sonra, başlıktaki sorunun cevabının açık ve net olarak "hayır" olduğu anlaşılabilir.

Bu yazıyı kapatmak için birçok farklı söz kullanılabilir; ancak biz, şu anonim sözle makalemizi sonlandıralım:

Laboratuvarıma girerken dini cüppemi dışarıda, portmantoda bırakırım.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Pharyngula. Ann Coulter: No Evidence For Evolution?. (2016, Haziran 18). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Pharyngula
  • Interacademies. Iap Statement On The Teaching Of Evolution. (2019, Mayıs 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Interacademies
  • National Academy of Sciences. Science And Creationism. (1998, Ocak 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: National Academy of Sciences
  • L. Witham. Many Scientists See God's Hand In Evolution. (1976, Ocak 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: National Center for Science Education
  • E. C. Scott. Do Scientists Really Reject God?. (1997, Ocak 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: National Center for Science Education
  • D. A. Young. The Creation/Evolution Continuum. (1981, Ocak 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: National Center for Science Education
  • Religious Tolerance. Http://Www.religioustolerance.org/Ev_Publi.htm. (2019, Mayıs 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Religious Tolerance
  • L. A. Moran. Evolutionary Biologists Flunk Religion Poll. (2007, Haziran 20). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Sandwalk Blog
  • A. D. Attie, et al. Defending Science Education Against Intelligent Design: A Call To Action. (2006, Mayıs 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Journal of Clinical Investigation
  • A. J. Almquist, et al. Fact, Fancy, And Myth On Human Evolution. (1987, Ocak 01). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: JSTOR
  • M. L. Page. Evolution Myths: It Doesn't Matter If People Don't Grasp Evolution. (2008, Nisan 16). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: New Scientist
  • J. Hecht. Why Doesn't America Believe In Evolution?. (2006, Ağustos 20). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: New Scientist
  • M. Bergin. Junk Science. (2006, Şubat 25). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: WorldMag
  • Pew Research. Section 5: Evolution, Climate Change And Other Issues. (2009, Temmuz 09). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Pew Research
  • Pew Research. Scientists And Belief. (2009, Kasım 05). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Pew Research
  • E. J. Larson, et al. Leading Scientists Still Reject God. (1998, Temmuz 23). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Nature
  • NSF. Nsb Statement On Action Of The Kansas Board Of Education On Evolution. (1999, Ağustos 20). Alındığı Tarih: 01 Mayıs 2019. Alındığı Yer: NSF

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/12/2019 09:21:55 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/367

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!

Evrim, Bilim ve Din

Teistik Olasılık Skalası (Dawkins Skalası) ve Alternatif Din Felsefesi Tutumları

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilim, organize bilgidir. Bilgelik, organize yaşamdır.”
Herbert Spencer
Geri Bildirim Gönder