Mukus, çeşitli hayvanlar tarafından salgılanan ve hayatta kalma açısından kritik işlevlere sahip yapışkan, kaygan ve sümüksü bir maddedir. Yiyeceklerin sindirim sistemi boyunca geçişini kolaylaştırmaktan sümüklü böceklerin hareket etmesine yardımcı olmaya kadar biyolojik dünyada çeşitli roller üstlenir.[1] İlginç bir şekilde, mukus aynı zamanda tıbbi düşünceyi 19. yüzyılın ortalarına kadar hüküm süren "Humourism" adlı erken Batı fizyolojik teorisindeki dört vücut sıvısından biri olarak tarihsel bir öneme sahiptir.[2] Bugün Humourism terk edilmiş olmasına rağmen mukus, gerek hayati işlevleri gerekse kanser gibi hastalıklarla olan bağlantısı nedeniyle modern tıpta hâlâ önemlidir. Bu bağlantıyı anlamak için, mukusun ne olduğunu ve nereden geldiğini incelemek gerekir.
Mukus, insanlarda öncelikle bu iş için özelleşmiş epitel hücreler olan goblet hücreleri tarafından üretilir ve mukozal epitel altında bulunan bağ dokusundaki submukozal bez hücreleri tarafından da üretimi desteklenir. Salgılanan mukusun yaklaşık %95'i sudan oluşurken, geriye kalan %5 musinler, tuzlar, lipitler, DNA, ölmüş veya ölmekte olan hücreler, antimikrobiyaller ve immünoglobulinleri (inflamasyon sırasında) içerir.[3] İnflamasyon sırasında mukusun yeşil veya sarı renk alması, özellikle nötrofillerden oluşan lökositlerin varlığından kaynaklanır.[4] İmmünoglobulinler, inflamasyon sırasında bağışıklık tepkisinin bir parçası olarak mukusta çokça bulunsa da yapışkanlık gibi işlevsel özellikleri mukusa sağlayan bileşenler aslen musin glikoproteinleridir.[3]