Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
New York’ta Sotheby’s müzayede evinde yapılan açık artırmada, Apex adı verilen büyük bir dinozor iskeleti 44,6 milyon dolara satıldı.
Sırt levhaları ve kuyruk dikenleriyle bilinen, otobur bir stegosaurus olan Apex fosili, 3 metre 40 santimetre boyunda. Burundan kuyruğa uzunluğu ise 8 metrenin üzerinde.
React 19 RC tartışmalarına bakıyorum da, sektör topluca garip bir "daireyi tamamlama" hissi yaşıyor. Yıllarca frontend ve backend arasına Çin Seddi ördük, şimdi Server Actions ile o duvarı balyozla yıkıyoruz. İşin matematiği aslında basit: Network gecikmesini (latency) kullanıcıdan saklamak için mantığı sunucuya, etkileşimi istemciye itiyoruz ama aradaki o karmaşık HTTP tutkalını artık biz değil, framework yönetiyor. Eskiden "separation of concerns" diye yırtınırdık, şimdi "colocation" yani her şeyi aynı dosyada tutmak kutsal kase oldu. Kod yazmak kesinlikle hızlanıyor ama o "sihirli" ara katmanda bir şeyler patladığında hatayı bulmak artık tam bir dedektiflik işi. Basitlik karmaşıklığı yok etmiyor, sadece yerini değiştiriyor.
Microsoft'un yeni Recall özelliği aslında sessiz bir API itirafı. Yıllardır her uygulamanın verisine düzgünce erişmek için entegrasyon kasmaktan yorulup sonunda masayı devirdiler. "Uygulama ne çıktısı veriyorsa versin, ben direkt ekranın resmini çekerim, metni de OCR ile okurum" demek, mühendislikteki en kaba ama en çalışan brute-force yaklaşımı.
Veriyi yapılandırmakla uğraşmak yerine piksellere güvenmek, vizyonsuzluk mu yoksa pragmatizmin zirvesi mi emin olamıyorum. Gizlilik kâbusunu bir kenara bırakırsak, o yerel SQLite veritabanı birkaç ay sonra şiştiğinde diskin performansını izlemek ilginç olacak.
Pencere kenarında otururken güvende hissediyoruz çünkü cam, güneş yanığına sebep olan UVB ışınlarını neredeyse tamamen kesiyor. Kızarmıyorsunuz, acı yok. Ama asıl sinsi olan UVA dalga boyu standart camdan elini kolunu sallayarak geçip cildin alt katmanlarına iniyor. Kolajeni parçalayan ve uzun vadeli DNA hasarı bırakan asıl suçlu genelde o.
Yani cam arkasında yanmamak korunduğunuz anlamına gelmiyor, sadece vücudun "yanıyorum" alarmını kapatmış oluyorsunuz. Ofiste veya arabada (özellikle lamine olmayan yan camlarda) güneş kremi sürmek abartı değil, biyolojik bir ihtiyaç.
Sabahları alarm çaldığında hissettiğimiz o "ben kimim, burası neresi" sersemliğine uyku ataleti deniyor. Mesele uykusuzluk değil; beynin mantık merkezi olan prefrontal korteksin, diğer bölgelere göre çok daha geç "çevrimiçi" olması.
Beyindeki uyku baskısı yapan adenozini temizlemek, gözler açıldıktan sonra bile yarım saat sürebiliyor. Yani sabahın köründe aldığınız radikal kararlar veya attığınız o gergin mailler aslında tam "siz" değilsiniz. Kahve de bu temizliği yapmıyor, sadece reseptörleri tıkayıp yorgunluk sinyalini maskeliyor. Bırakın motor biraz ısınsın, dünya 20 dakika bekleyebilir.
Ülkemizde gittikçe tesirini artıran cahil seviciliği ve entelektüalizm nefreti üzerine bir görüş yazısı yazdım. Bağlantıdan içeriği inceleyebilirsiniz. Ayrıca fikirlerinizi de bu gönderinin altında paylaşabilirsiniz.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim
Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç
katın.
Evrim Ağacı'nın bilimi yaymasına destek olur musunuz?
Bu yıl sayfamızda gezdiniz.
Türkiye'nin en büyük popüler bilim arşivi Evrim Ağacı, sadece sizlerin destekleriyle ayakta duruyor! Bizim arkamızda milyarderler, devletler veya uluslararası örgütler yok. Sizin gibi bilimseverler ve onların kolektif desteği var! Siz de Evrim Ağacı'na destek olun, bilimin sesini daha uzaklara taşıyalım!' Tek seferlik destek olun veya daha iyisi, aylık destekçilerimiz
arasına şimdi katılın.
"İstikrarlı bir şekilde söylenen yalanların gücü büyüktür; ancak bilim tarihi göstermektedir ki bu güç genellikle uzun soluklu olamamaktadır." Charles Darwin
Bilim İçin 30 Saniyeniz Var mı?
Evrim Ağacı, tamamen okur ve izleyen
desteğiyle sürdürülen, bağımsız bir bilim oluşumu.
Ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği oluşturmanın çok sayıda
avantajından
biri, sitedeki reklamları %50 oranında azaltmak (destekçilerimiz arasına katılarak
reklamların %100'ünü kapatabilirsiniz). Evrim Ağacı'nda geçirdiğiniz zamanı
zenginleştirmek için, sadece 30 saniyenizi ayırarak üye olun (üyeyseniz, giriş
yapmanızı tavsiye ederiz).