Evrimi Çürütmek ve Sıralılık Kuralı

Yazdır Evrimi Çürütmek ve Sıralılık Kuralı

Sıralılık Kuralı, 18. yüzyıl paleontologlarından William Clift tarafından, Darwin'den çok önce keşfedilmiş bir doğa yasasıdır. Aslında doğrudan evrime işaret eden bu paleontoloji ilkesine, ancak Darwin tarafından biyolojik bir anlam kazandırılabilmiştir. Darwin'den sonra da 1958'de Eiseley ve 1980'de Dugan tarafından geliştirilmiştir.

Bir adım öteye ilerlemeden bu ilk paragrafı irdeleyelim; çünkü bu, evrimsel biyolojide olduğu gibi bütün bilimlerin tarihinde yaşanmış bir durumdur. Kimi bilimlerin “babası” ya da “annesi” olarak bilinen isimler vardır. Örneğin Darwin, Evrim Teorisi’nin babasıdır. Marie Curie ise radyoaktivitenin "annesi"… Ancak bu kilit isimler, elbette ki kendilerinden önce keşfedilen, şüphe edilen, üzerinde araştırmalar yürütülen alanlar üzerine kendi bilgileri, araştırmaları, düşünceleri ile yeni teoriler inşa ederler. Bu teoriler, o zamana kadar olan en isabetli ve en fazla kanıta dayanan açıklamalar olabilirse ve gerçekten bilimde yeni bir alan yaratmayı başarabilecek kadar genişse, o zaman yeni bir bilim dalının doğduğunu söyleriz. Ancak tabii ki hiçbir bilim dalı, onu doğuran “annesi” veya “babasının” bıraktığı noktada kalmaz. Değişir, gelişir, evrimleşir. İşte Evrim Teorisi’ne olan da budur. Evrim Teorisi’ni “çürütmek” amacıyla 150 yıl geride kalmış argümanları günümüzde halen ileri sürmek, komik ve çocukça bir çabadan öteye gidememektedir. Her neyse, Sıralılık İlkesi’ne devam edelim:

İlkenin ortaya koyduğu gerçeğe göre aynı coğrafi bölgeden çıkarılan fosiller ile o bölgede yaşayan canlılar arasında çok yakın bir ilişki vardır ve bu ilişki, o fosil ve canlılık bölgesinden uzaklaştıkça azalır. Yani X bölgesinden birkaç milyon yıllık bir fosil çıkaracak olursanız, o fosilin X bölgesinde şu anda yaşayan canlılar ile olan benzerliği, X bölgesinden 400 kilometre uzaktaki Y bölgesinde yaşayan canlılarla olan benzerliğinden daha fazla olacaktır. Sıralılık İlkesi’nin özünde yatan gerçek budur.

Ancak işin özünün ötesine geçip daha fazla bilgi almak isterseniz, Sıralılık İlkesi'nin belli şartlar altında daha işlevsel olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin Darwin, bu ilkeden söz ederken canlı türlerinin birbiriyle daha yakın akraba olan ve kabaca benzer coğrafyalarda yaşayan canlılarla sınırlı olduğunu, hatta dönemsel olarak da özellikle Geç Tersiyer Dönem'e ait canlılarda bu ilkenin daha net karşımıza çıktığını belirtmiştir. Elbette ki gidip birbiriyle çok uzak akraba olan iki türü seçecek olursanız veya aralarındaki zaman dilimini çok fazla açacak olursanız, türleşmenin etkisine bağlı olarak söz konusu ilkenin detaylarının işlevini yitirdiğini görebilirsiniz. Fakat genel perspektifte Sıralılık İlkesi, evrimin özünü yansıtan, oldukça ilgi çekici bir kuraldır.

Clift, Avusturalya'dan çıkarılan fosiller üzerinde çalışmış ve bunların, belli başlı farklılıklar göstermekle birlikte günümüzdeki keseli memelilerle büyük benzerlikler taşıdığını daha Darwin'den 100 yıl kadar önce ortaya koymuştur. Darwin de, Arjantin'de yaşayan armadillolar ile bu bölgeden çıkarılan fosilleri analiz etmiştir. Darwin, “pigme armadillo” olarak bilinen Zaedyus pichiy (görselde sol üstte) ile aynı bölgeden çıkarılan ve 1 milyon yıl kadar önce yaşamış bir fosil tür olan gliptodon (görselde sol altta) arasında çok ciddi ilişkiler olduğunu keşfetmiştir.

Dünyaca ünlü fosilbilimci, Dünya'nın en meşhur doğa tarihi müzelerinden biri olan Londra Doğa Tarihi Müzesi'nin kurucusu ve dinozorların da kaşifi olan Richard Owen (aynı zamanda Darwin'in en yakın arkadaşlarından biriydi; ancak sonradan Evrim Kuramı konusunda ters düştükleri için araları bozuldu), Darwin'in ve Clift'in incelemelerini gözden geçirmiş ve fosillerle yaşayan canlılar arasında kesinlikle bir ilişki olduğunu doğrulamıştır. Hatta sonradan, Avusturalya'dan çıkarılan bir fosil memeli olan Diprotodon (görselde sağ altta) ile, şu anda Avusturalya'da yaşayan wombatlar (görselde sağ üstte) arasında biçimsel ilişkiler olduğunu ispatlamıştır.

Bu ilke, görülebileceği gibi, doğrudan evrimsel ilişkilere işaret etmektedir. Çünkü canlılar çok nadiren aşırı uzak bölgelere göç ederler ve genellikle bulundukları bölge ve civarında, değişen çevre koşullarına adapte olacak şekilde evrim geçirir ve değişirler. Dolayısıyla, fosil kayıtlarında gördüğümüz canlılar, bu fosillerin çıkarıldıkları yerlerde bugün yaşayan canlılarla büyük oranda benzerlik gösterecektir. İşte bu ilkeye paleontolojide ve evrimsel biyolojide Sıralılık İlkesi (Law of Succession) denir.

Eğer evrimi çürütmek istiyorsanız, şu 2 şeyden birini denemek iyi bir tercih olacaktır: Hiçbir göçün yaşanmadığını ispatladıktan sonra, günümüzdeki bir tür ile onun yaşadığı bölgede bulunan ilgili fosiller arasında herhangi bir bağ olmadığını ispatlayın. Ya da, sadece fosillere odaklanarak, evrimsel sırayı bozan bir fosil bulun. Örneğin, günümüzden 150 milyon yıl önce yaşamış bir Homo sapiens (modern insan) fosili bulabilirseniz; Evrim Teorisi’ne güçlü bir kuşku düşürebilirsiniz. Çünkü insanın en yakın ataları olan primatlar bile 50 milyon yıl kadar önce evrimleşmiştir; 150 milyon yıl önce memeliler bile daha pek revaçta olan canlılar değildi! 

Bakalım bulabilecek misiniz? 

Kaynak: Evolutionary Analysis, Scott Freeman ve Jon Herron

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler